Welcome Guest: Register | Log in
 
FAQ| Search| Memberlist| Usergroups
 


 Bienvenue - Բարի գալուստ - Hoşgeldin 
Hrant için, Adalet için ... Tarih 21 Mart 2014 ... tam 2753 gün oldu Hrant Dink aramızdan ayrılalı,
2753 kez barışın şakağına sıkıldı kurşun...


Les villes d'Arménie Occidentale
Anadolu'daki Ermeni yerleşim yerleri ve kiliseler

Portal - Գլխավոր էջ – Baş sayfa

Forum - Ֆորում

Kığı Ermeni Kazası / Քղի Kazası (Bingöl / Ճապաղջուր) 
Hazırlıyan : Palutzi
Derleyen : Arda S./Hocasaryan

 

Bölümler

  • 1 - Çevre ermeni köyleri, nüfusu, tehcir ve 1915 soykırımları
  • 2 - Tehcir kurbanları, gerçek hayat hikâyeleri
  • 3 - Foto galerisi
  • 1 - Kığı ve çevresinde Ermeni Nüfusu ve 1915 Soykırımı olayları

    I.ci Dünya Savaşı ôncesinde,kazanın tamamında, 51 köye dağılmış 19.859 Ermeni (3.028 hane) yaşıyordu. Bölgede Ermenilere ait 45 kilise , 5 manastir ve toplam 2.925 öğrencinin devam ettiği 63 okul bulunuyordu.Kaza merkezi Kıgı'da ise 2.116 Ermeni (396 hane) ve 595 Türk yaşıyordu. Bir başka kaynağa göre ise şehrin toplam nüfusu 3.500, Ermeni nüfusu 2.450'ydi. Bölgede yer alan Surp Pırgiç, Surp Giragos ve Surp Garabed manastırları ,Hıristiyanlar kadar Müslümanlar için de önemli ziyaret yerleriydi.

    Ermeniler kentin yüksek kesimindeki Kargatzor mahallesinde Surp Krikor Lusavoriç ve Surp Sarkis kiliseleri ile piskoposluğun merkezi olan Surp Hagop Kilisesi'nin çevresinde yerleşmişlerdi. Burada ayrıca Surp Asdvadzadzin ve Surp Nişan Şapelleri vardı.

    20.yüzyıl basında 120 kız ve 172 erkek öğrencinin devam ettiği bir okul bulunuyordu. I.ci Dünya Savaşı öncesinde okul sayısı ikiye, öğrenci sayısı ise 412'ye çıkmıştı.

    Bölgede yer alan Surp Pırgiç, Surp Giragos ve Surp Garabed manastırları ,Hıristiyanlar kadar Müslümanlar için de önemli ziyaret yerleriydi. 

    Kığı köyleri Ermeni nüfus dağılımı (1915 öncesi)*
    Köy / Ilçe
    Aile
    Kişi
    Kilise
    Abvank-Çiçektepe köyü

    30 aile

       178 kişi

    -
    Aghashengili köyü

      14 aile

       130 kişi

    -
    Aghbonak-Akbinek köyü

      70 aile

       457 kişi

    Surp Hagop Kilisesi
    Aghpuzoud-Duranlar köyü

      17 aile

         79 kişi

    Surp Kevork Kilisesi
    Akrag-Yolguden köyü

      50 aile

       350 kişi

    Surp Asdvadzamayr Kilisesi
    Altoun Houseyin-Altınhuseyin köyü

        7 aile

         96 kişi

    Surp Asdvadzadzin Kilisesi
    Amariç-Ayanoglu köyü

      20 aile

       139 kişi

    Surp Vartan Kilisesi
    Arek-Eskikavak köyü

    170 aile

    1.165 kişi

    Surp Hovannes Kilisesi
    Arints -Guzoglu köyü

      37 aile

       215 kişi

    Surp Pırgiç Kilisesi
    Asdughapert-Adaklı köyü

      -

    116.828 kişi

    -
    Avurtunig-Najaklı köyü

      27 aile

       163 kişi

    -
    Can köyü

      32 aile

       249 kişi

    -
    Canakçı köyü

     177 aile

    1.216 kişi

    -
    Caribas-Listede köy yok

      21 aile

       116 kişi

    -
    Çelebi köyü

      12 aile

       100 kişi

    -
    Cerme köyü

      24 aile

       175 kişi

    -
    Ciftlik köyü

      40 aile

       390 kişi

    Surp Kevork Kilisesi
    Comax-Comak köyü

        7 aile

         55 kişi

    -
    Darman-Baglarpınarı köyü

     330 aile

    1.843 kişi

    Surp Sarkis Kilisesi
    Dinek-Akımlı köyü

      26 aile

       214 kişi

    -
    Dzermak-Yeldegirmeni köyü

    113 aile

       791 kişi

    Surp Kevork Kilisesi
    Hakusdun-Topraklı köyü

      62 aile

       421 kişi

    Surp Xaç Kilisesi
    Herdif köyü

    100 aile

       700 kişi

    Surp Kevork Kilisesi
    Hergep-Bilekkaya köyü

        2 aile

         14 kişi

    -
    Hoghas-Dallıca köyü

      64 aile

       448 kişi

    Surp Asdvadzadzin Kilisesi
    Inax-Aysaklı köyü

       6 aile

         30 kişi

    -
    Juburkugh-Guneyagil köyü

     56 aile

       340 kişi

    -
    Karabeg-Karabey köyü

     40 aile

       320 kişi

    Surp Minas Kilisesi
    Kerboz-Kusbayırı köyü

     57 aile

       352 kişi

    Surp Sarkis Kilisesi
    Xaçadur-Kutluca köyü

       8 aile

         56 kişi

    -
    Xaskugh-Haskoy köyü

       5 aile

         29 kişi

    -
    Xazi-Kadikoy köyü

     25 aile

       122 kişi

    -
    Xolxol-Yayladere köyü

       6 aile

         53 kişi

    -
    Xorsag-Harsak köyü

    114 aile

       798 kişi

    Surp Minas kilisesi
    Xoshkar-Sancak köyü

      21 aile

       168 kişi

    -
    Xubek-Haktanir köyü

      11 aile

         77 kişi

    -
    Xups-Yazgunu köyü

    250 aile

    1.750 kişi

    Surp Garabet ve Surp Sarkis Kiliseleri
    Keghi-Kıgı ilçesi

    396 aile

    2.116 kişi

    Surp Sarkis ve Surp Krikor Kiliseleri
    Kuzulçubux-Kızılçubuk köyü

      20 aile

       141 kişi

    Surp Hagop Kilisesi
    Lek-Akbudak köyü

      10 aile

         47 kişi

    Surp Sarkis kilisesi
    Liçeg-Liçik köyü

      42 aile

       384 kişi

    Surp Sarkis Kilisesi
    Melixan-Dösengi köyü

      48 aile

       398 kişi

    Surp Asvadzadzin
    Musrum-Sarihan köyü

       3 aile

         22 kişi

    -
    Oghnat-Goynuk köyü

    104 aile

       684 kişi

    -
    Oror-Gökçeli köyü

      72 aile

       524 kişi

    Surp Kevork Kilisesi
    Sakatsor-Kuşluca köyü

      73 aile

       456 kişi

    Surp Sarkis Kilisesi
    Seghank-Dosluce köyü

      22 aile

       179 kişi

    -
    Sergevil-Açıkgüney köyü

    117 aile

       658 kişi

    Surp Nışhan Kilisesi
    Sharuk-Sarıkuşak köyü

      23 aile

       206 kişi

    -
    Shen-Shenköy köyü

      18 aile

       128 kişi

    -
    Yolmez-Ölmez köyü

      17 aile

       101 kişi

    -
    Abvank-Çiçektepe köyü

      30 aile

       178 kişi

    -

    * Ingilizce  kaynaktan kısaltılmış haliyle kendi çevirimimdir. Kaynağın linkide yer almaktadır Ilgilenen arkadaşlar çevirimin internette yayılması için başka yerlerde kullanabilirler. (Hazırlayan: George Aghjayan)

    1915 Tehcir olayları

    Kaynak : tercüme *


    ***


    Kığı kazasına bağlı 50 köyde yaklaşık olarak 19.859 Ermeni yaşamaktaydı. Bölgedeki tüm birimlerin işleyişi oldukça normaldi, özellikle bölge kaymakam bu konuda etkili bir güce sahipti. Mayıs ayında gözle görülür olumsuzluklar baş göstermeye başladı. Özel bir birimin başında bulunan Laz Mithad Paşa, Kaymakamın yerine geçmiş, bölgede kendine bağlı çeteler ile faaliyetlere başlamıştı.


    Bölgedeki Tehcir Komitesini yönetecek kişiler şu isimlerden oluşuyordu:

    Çinazzade Mustafa
    Ittihatçıların bölge temsilcisi Mehmedzade Hilmi (Kars kökenlidir),
    Hüsni Ismailzade Şakir,
    Kaymakam yardımcısı,Hacı Ahmedzade Mudad,
    Müftü, Davudzade Hafiz,
    Kığı'dan tehcir edileceklerin başında, onlara eşlik edecek olan Zeynelzade Hasan,
    Erzurum’lu Ömer,
    Şehzade Necip oğulları Hafiz,Tevfik,Riza Beyti ve Mahmud,
    Dede ve Ali Abidoğlu,
    Oşnag’li Ismail Hüseyin,
    Ahmedoğlu Mehmed,
    Hoghaş’lı Osman Bey,
    Zelhidir nahiyesi Müdürü,Fazil Bey,
    Oror’lu Cemal Bey,
    Tarman’li Karaman Efendi,
    Ulaşzade Mustafa ve Izzet Ağa,
    Karmrug’lu Ziya Beg,
    Adil Güzelzade Şerif, Erzurum katliam ve sürgünlerde etkili olup buraya atanmıştır.

    8 Haziran 1915 'te, Kaymakam Laz Mithad Mehmed Bey, bölgedeki Ermeni yöneticilerden Keğam Tivekliyan ve 25 bölge ileri gelenlerine bir bildiri göndererek bölgenin savaş alanı içinde yer alması dolayısiyle  Ermeniler'in Harput güzergâhı kullanılmak sureti ile tehcir edileceklerini bildirdi.
    Müezzin, gelen bir emir neticesi ile bölgedeki Ermenilerin üç gün içinde tehcir için hazırlanmaları gerektiğini bildirdi.

    Kiliselerde yiyecek ihtiyaçları için stoklamaların yapılmasına karar verildi.
    Alınan başka bir karar neticesinde, Diyarbakır'dan bir tabur asker geleceği ve o süreye kadar Ermeniler'e Kığı'nın dışına gitmemeleri konusunda uyarılar yapıldı.
    Kazaya bağlı köylerde gerilim bir kaç günden beri yükselmeye başlamışdı. Görevli memurlar, çeteleri yöredeki belli noktalara göndererek halktan ellerinde bulunan silahları teslim etmelerini,   aksi halde silahlar teslim edilmeyecek olursa erkeklerin kurşuna dizileceğini bildirildi.
    Sadece av silahları teslim edilmiş ,diğer silahlar ise bahçelerde saklanmışdı.
    Gençler, savunma kararı almalarına rağmen en yüksek mevkideki Papaz gelişmeleri konusunda sessizdiler.

    Avukat Toros Sadğigyan, olacaklar konusunda kaymakamlığa gönderilerek bilgi alması tavsiye edilmiş , ancak Sergevil köyüne yakın bir yerde Zeynelzade Hassan tarafından katledilmişdi.
    Xups/Khups koyünden Vahan Postoyan'nın anlatımına göre Dersimli Kürd ileri gelenlerinden Hıde Ilbiz ve kendisine bağlı adamları, 3 Haziran 1915 günü, 350 Nufuslu Akrag köyüne saldırmışlar, bir çok erkeği katletmiş , yağmalamada bulunmuşlardı.

    5 Haziran tarihinde, bölgede benzer olaylar yaşanmışdı. Ileri sürülen gerekçe ise silahların iade edilmesi olarak gösteriliyordu.
    Baskına uğrayan köyler, Karma bir köy olan, 200 nüfuslu Hubeg, 122 nüfuslu Karıköy/Xasgerd, 53 nüfuslu Xolxol/Kulkum’dur. 6 Haziran günü,  658 nüfuslu Sergevil köyü ve manastırı Surp Pırgiç saldırıya uğramış, nüfusun büyük kısmı katladilmişti. 7 Haziran günü ise 700 nüfuslu Herdig/Herdif köyü baskına uğramış ve aynı kadresi paylaşmışdı.

    Tam donanımlı bir çete grubu, 1.216 nüfuslu Xups/Khoups/Çanakçı köyüne yönelik olarak, 7 haziran 1915 tarihi, sabah 6 saatinde saldırıya geçti. Köy halkı silahlarıyla direnişe hazırlandılar. 5 guruptan oluşan organize olmuş savunma birlikleri karşı saldırıya geçtiler. Savunma birliklerinde şu isimler yer alıyordu: Suren Postoyan, Srabion Postoyan, Mesrop Mattosyan, Hovhannes Khoteyan, ve Manug Elmasyan, Bağdasar Der Garabedyan, Yerazayig Kholkohotsi, Zakar Postoyan. Iki gün ara verilmeden yapılan çatışmalardan sonra Kürdlerden 40 kişi , Ermenilerden 1 kişi (Giragos Bağdigyan) hayatını kaybetmişdir. Köylüler zorla çember içine alınmak isteniyorlardı. Direnişçiler başarılı bir direniş sergilemelerine rağmen hepsi de hayatlarını kaybettiler. Biraz uzakta yer alan bir değirmende, son kurşunlarına kadar savaşarak direnmişlerdi.


    1915 yılı Haziran ayının ilk günlerinde, diğer köylerde de tutuklamalara başlandı:  Melkon Aloyan, Garabed Çavusyan, Hovhannes Kalayciyan ve Dzirmak'lı Krikor Mağoyan, Sarkis Endroyan, Sarkis Sarkissyan, Arsen Varjabedyan, Mampre Bardizpanyan ve Tarman’lı diğer varlıklı kimseler.
    Onlar şehire nakledildiler, zincirlere vuruldular ve sonrasında baltalarla katledildiler. Çetelerden oluşan birlikler, girdikleri her yerde üstünlük sağlamış, şehirden kazanın son köylerine kadar her yere girmişlerdi.
    Vahan Postoyan'ın anlatımına göre, çetelerin Kığı bölgesinde yapdıkları ilk saldırılarda 1.500 kişi hayatını kaybetmişdir.

    Ilk konvoy

    Hükümet makamları, 10 Haziran 1915 günü, Kığı'nın zengin Ermeni ailelerinin ileri gelenlerini tutuklamaya başladı. Tutuklananlar ilk tehcir edilecek kafileyi oluşturacaklardı. Toplam 1.200 kişi Kığı'yı terk etmek için tehcire tabi tutuldu. Ilk tehcir kafilesinde, Kığı Ermeni yöneticilerinden Keğam Tivekliyan'da yer alıyordu. 11 Haziran günü, istikamet olarak belirlenen güney-batıya doğru hareket edildi. Böylelikle, 13 Haziran'da ilk gurup, Tepe'ye (Karakoçan) yakın, Deli Mizi denilen yere varmış oldu. Burası Palu yolu üzerinde yer alıyordu. Kığı psikoposu ile ileri gelen şahsiyetlerden bu isimler mevcuttu: Smbat Muşeğyan, Antranig Yesseyan, Ağasser Ermeni okulları müdürü, Hovhannes Boğosyan, Hovakim ve Hagop Hovhannessiyan, Diran ve Armen Srabyan, Stepan Kürkciyan, Vahram Kotan, Yessayi Yessayan, Vahan ve Sarkis Dumanyan, Avedis ve Keğam Kaçperuni, Harutyun Oynoyan, Kevork Çeguryan, Senekerim Xarpertsi kendileri konvoydan çıkarılarak Tehcir Komitesi başkanının yanına götürülmek için alıkoyuldular.  Kığı kaymakamı daha önce hareket etmiş ve kafilenin yakınına ulaşmışdı. Hagop Hovhannesyan ilk işkence görenlerden oldu : Hüsni Ismail Çavuszade Şakir tarafindan kafasına sıkılan kurşun ile katledildi. Böylelikle diğer esir alınanlara göz dağı vermiş oldular. Bu arada Thcan/Çan ve Thcanakdji/Çanakçi köylerinin başpapazı ve aynı zamanda genç insanları da dahil olmak üzere aynı kaderi paylaştılar.

    Ilk konvoyda yer alanlar nasıl bir son ile karşılaşacaklarını bilmeden, ertesi sabah Ermeni ileri gelenlerinin de dahil olduğu gurup ile tekrar yola koyuldular. Palu köprüsüne yaklaşıldığında erkekler kafileden alinarak Fırat ırmağı boyunda katledildiler; kafile yağmaya tabî tutuldu. Sonraki günlerde de Ermeni kafileleri buradan geçecekler ve yine bu yerlerde topluca saldırıya uğrayacaklardı. Kığı’dan sürgün edilenlerin yarısından çoğu burada yok edilmiştir.

    Görgü tanıklarından Madam Ağaser, bir çok kadının namuslarını korumak için kaçarken özellikle Palu köprüsünden kendilerini suya attıklarını gördüğünü ve hepsinin boğulduğunu söylüyor. Ilk başlarda sayıları 1.200 kadar olan ilk konvoydaki insanların sonradan 200 ile 250 kişi kalmışlardı. Hayatta kalabilenler hiçbir neden olmadan boş yere Palu'da bekletiliyorlardı. Harput'a varıldığında aç, perişan ve çıplak olarak hazin bir tablo oluşturuyorlardı. Yolculuk yaklaşık 25 gün kadar sürmüştü. Aynı dönemde tehcir edilenlerden bir kısmının Diyarbakır'a oradan da Halep'e gönderildikleri söyleniyordu. Madam Ağaser kendisi ile beraber dört kadının daha Harput'a geldiklerini ve orada, azda olsa, güvende olduklarını düşünüyordu. Hizmetçi olarak bir Turk yetimhanesinde çalışıyorlardı. Ittihatçılar tarafindan kurulmuş olan bu yetimhanede Ermeni yetim çocuklar barınıyor, yetimler türkleştirilmeye tabi tutuluyorlardş. 700 kadar çocuğun barındığı bu yetimhanede Ermeni bakıcı kadınlar görevlendirilmişti. Kısa bir süre sonra Türk kaymakam, ani bir kararla "Düşmanı koruduğunu" söylediği yetimhaneyi kapatma kararı almışdı. Madam Ağaser çocukların Malatya güzergahına gönderildikleri ve Fırat ırmağına atıldıklarını anlatıyor.

    Ikinci konvoy

    Ikinci konvoy 11 Haziran 1915 tarihinde Kığı'dan hareket etti. Bu konvoyda 2.000 kadar köylö yer alıyordu. Bunların 700 kadarı erkeklerden oluşuyordu. Batıda yer alan 15 yerleşim biriminden bir araya getirilmişlerdi.
    15 Haziran günü Palu'da, Dabalu denilen bir yere ulaştıar. Konvoyun başında Mehmedzade Hilmi bulunuyordu. Kığı Tehcir komistesinde görevli yüksek mevkide yer alan bir kişi daha oradaydı. Daha önceki konvoyda olduğu gibi ikinci konvoy da yağmaya tabi tutuldu; hakaretler, dayaklar ve iskenceler altında acınacak bir duruma düşmüşlerdi. Bu olaylar Palu köprüsüne yakın Dabalu'da yaşanıyordu. Konvoyun başında yer alan çeteci güçler, konvoyda bulunan erkekleri ayırdıktan sonra, geri kalan halkın kamp kurması için yetki verdiler.

    Üçüncü konvoy

    Üçüncü konvoy 12 Haziran tarihinde hareket etti. Bu konvoy daha çok Kığı merkez ile yakın köoylerde yaşayan halktan oluşturulmuştu. Sürgünler kendilerine eşlik eden çete kuvvetleri ile beraber Palu'ya 3 saat uzaklıkta yer alan "Lehan" bölgesinin en yüksek rakımında konaklamıştı. Ertesi sabah sürgünlerin üzerine doğru silahlarla yoğun şekilde ateş açıldı. Bu esnada, orada bulunan askerler bazı genç kızları yanlarında götürdüler. Bu bölgede ilk defa konvoya eşlik eden kuvvetler, bazı kadınların karınlarını yarıyorlardi. Zira, kadınlar elbiselerinin içlerine altın saklamışlardı.Bu katliamda hayatta kalanlar oldukca azdı. Hayatta kalanlar 16 Haziran tarihinde Palu'ya vardılar ve 18 Haziran günü Palu'da konaklamakta olan birinci ve ikinci konvoydaki bazı sürgünler ile birleşerek güneye doğru hareket ettiler.

    Dördöncü konvoy

    13 Haziran tarihinde dördüncü konvoy (Kığı merkezden tehcir edilecek son konvoy) oluşturuldu. Bu konvoydakiler bölgede çalışan memurlar ile ticaretle uğraşan Ermenilerden oluşuyordu. Konvoyun başında onlara eşlik etmesi için çete başı Karumrug’lu Karaman Ulaşzade Mustafa görevlendirilmişti. Bu konvoyun istikamet yönü Harput olarak belirlenmişti. Bilindiği üzere 13 Haziran akşamı Kığı'da ondan fazla sağlıkcı ve zanaat ile uğraşan Ermeni kalmış. Örnek belediye doktoru Dr Melikyan, ve genel sağlık memuru Barkev Nenecyan gibi.

    Son konvoy

    Son konvoy 35 köyü kapsayan insanlardan oluşuyordu. Bu köyler Temran, Oror ve Arek gibi köylerdi . Sürgünler 16 Haziran 1915 tarihinde yola çıkarıldılar. Yola çıkarılmalarından sonra ilk defa Akpınar Kazasının Sarpiçay denilen mevkiinde saldırılara ve yağmaya maruz kaldılar. Saldırılar Osman Bey ile Zelhedir nahiyesi müdürü tarafından gerçekleştirilmişti. Kendileri Ermeni Sürgünlere düzenli saldırılarda bulunan Kürd çetelerinin elebaşlarıydılar. Görgü tanıklarından H.Sarkisian yaylım ateşinin yaşandığı esnada babasını ve amcasını kaybettiğini anlatılmaz tarifsiz bir panik yaşadıklarını, birçok aile mensubunun biribirlerini kaybettiğine şahit olduğunu anlatıyordu. "Gecenin ilerleyen saatlerinde çeteler ölüleri ve yaralıları topluca gömüyorlardı”. Korkutma ve tehditlerden sonra katliamın failleri ertesi sabah kadın ve çocukları tekrar yola çıkardılar. Sürgünler bir Kürd köyünün içinden geçerek Palu güzergahına doğru hareket ettiler. Diğer konvoylarda olduğu gibi sürgünler şehir merkezi dışındaki Dabalu köyüne yakın alanlarda bekletiliyorlardı. Burada daha önce katledilmiş cesetlerin üzeri örtülmüş, köyün Kilisesi yakılmış, evler yağmalanmıştı. Sürgünler Palu köprüsü üzerinde baltalarla öldürülüp Fırat ırmağına atılmışlardı "H Sarkisian kaçmayı başardığını ve tüm gücü ile Dersim bölgesine doğru kaçtığını, katliamdan sadece kendisinin kaçarak kurtuldugunu anlatiyordu Sahit oldugu olaylardan biride Musluman isçilerin Kiliseleri ve Mezarlari yakıp yıktıklarıydı. Kendisine eşlik eden bir Kürd Hükümetin Ermeni köylerinde herşeyi yakıp yıkmalarını ve Ermenilere dahil hiç bir iz bırakmamalarını emretmişti.

    20 Haziran 1915'de hayatta kalabilmiş 2.500 kişi tehcire tabi tutuldu; bu bölgeden tehcir edilecek son konvoy olacakdı . Konvoyda 350 den fazla erkek bulunuyordu. Konvoy, katliam mevkii olarak adını duyuran Palu köprüsüne vardı. 3 gün burada bekletilen konvoy tekrar yola çıkarıldı. Ergani Maden bölgesine varılmasına 5 km kaldığında, konvoydaki erkeklerin bir kısmı konvoy dışına çıkarıldıktan sonra askerler tarafindan ayrı bir yerde yaylım ateşine tutularak katledildiler. Genç kızlar bölgede yaşayan yerli ahaliye para karşılığında satıldılar. Son konvoy yürüyerek 50 gün sonra Diyarbakır'a ulaştı. Sürgünler şehir surları dışındaki bir alanda kamp kurmaları için bekletildiler. Orada bulundukları esnada Diyarbakır valisi Dr Mehmed Reşad konvoyu ziyaret etti ve şehirin ileri gelen şahsiyetlerine sunulmaları için bazı genç kızları da yanlarında götürdüler. Tekrar Mardin istikametine doğru yola çıkarılan sürgünler yollarda çıblak, aç ,yorgun bir şekilde yol alıyorlardı. Bazı Hıristiyan Asuriler sürgünlere yiyecek yardımında bulunuyorlardı. Sürgünler yanmış yıkılmış evlerde konakıyor; bir çok ceset çukurlara doldurularak benzinle yakiliyordu. 20 gün sonraki bir yürüyüşten sonra Sürgünler Ras-Ul-Ayn'e vardılar ve burada sürgünler arasındaki son erkeklerde Çerkezler tarafindan katledilmis oldu.

    Kığı bölgesinden sürgün edilmiş Ermenilerden yaklaşık olarak 3.000 kadarı Ras-Ul-Ayn'e varmış oldu, ancak bir ay kadar sonrasına kadar sadece 700 kişi hayatta kalabilmişti; açlık ve tifo hastalığı onlari kirip geçiriyordu ,400 kisi Trenle Hama ve Homs'a ,300 kisi Der-Zor'a gonderildi 1916 yili sonlarına doğru hayatta kalanlar oldukça azalmışdı.
    Vahan Postoyan'nın anlatımına göre Kığıi ve bölgesinde 1.500 kişi tehcirden önce katledildi. Rusların bölgeye vardıkları tarihe kadar 461 kadın, kız ve çocuk yöredeki Müslüman halk tarafindan alıkonulmuştu. Sürgunler başlınca şu noktalarda katledilmişlerdi: Thcan/Çan 3.000 kişi, Tepe/Karakoçan 2.500 kişi, Palu köprüsü civarında 10.000 kişi, Kasrmaden ve Harput dolaylarında 13.000 kişi.

    *
    Kaynak kitabi: Le Genocide Des Armeniens
    Yazar: Raymond Kevorkian
    Sayfa: 371-374


    2 - Tehcir kurbanları ve yetimleri
    3 - Foto galerisi

    Daha geniş bilgi ve değerlendirmeleriniz için burayı tıklayın :
    Pour plus d'informations cliquez ici :
    http://team-aow.discuforum.info/t794-K-g-Kazasi-Bingol.htm#p3522

    EN CONSTRUCTION

    Log in
    Username:  
    Password:  
     Auto login

    I forgot my password
    Do not have an account yet?
    You can register

    Այս կայքէջը ձեւաւորել է Արտաշէս Ս./Խօճասարեան



    Portal | Index | Create a forum | Free support forum | Free forums directory | Report a violation | Conditions générales d'utilisation
    phpBB
    Template by BMan1