Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
II. Abdülhamit'in Annesi Ermeni KÖLE Kız Verjin Hanım'dır
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Communauté -> Akrabamı arıyorum - Ծնողքս կը փնտռեմ - Cherche mes parents - I am looking for my parents Aller à la page: <  1, 2, 3, 4, 5
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009



Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861

MessagePosté le: Dim 26 Mar 2017 - 09:01
MessageSujet du message: II. Abdülhamit'in Annesi Ermeni KÖLE Kız Verjin Hanım'dır
Répondre en citant

Revue du message précédent :



http://odatv.com/abdulhamidcileri-cildirtan-konusma-2503171200.html
Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Dim 26 Mar 2017 - 09:01
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 30 Avr 2017 - 07:28
MessageSujet du message: II. Abdülhamit'in Annesi Ermeni KÖLE Kız Verjin Hanım'dır
Répondre en citant

‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’: bir romanın hikâyesi



Edebiyat tarihçisi ve Agos yazarı Sevan Değirmenciyan, 12-13 Nisan tarihlerinde Strasbourg Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Bölümü çatısı altında "İstanbul'un Romanı" adlı uluslararası konferanstaki "Ermeni Romanı" oturumunda Yervant Odyan’ın ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’ romanı üzerine ilgi çekici bir sunum yaptı. Romanı, özellikle Abdülhamid dönemindeki istibdat ekseninde ve siyasi çalkantılar içerisinde pek çok dile çevrilen popüler, sürükleyici konusuyla ele alan Değirmenciyan, ülkenin değişmeyen gerçeklerine de dikkat çekiyor.

Everest Yayınları, Yervant Odyan’ın ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’ adlı romanını 2014 yılında İstanbul’da yayımlarken, aslında şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş bir Osmanlı romanını okuyucuyla buluşturduğunun farkında değildi muhtemelen. Yayımcılar, 900 sayfayı aşan bu romanın ‘Türk Edebiyatında Polisiye Romanın Tarihsel Gelişimi 1884-1928’ başlıklı TÜBİTAK destekli bir araştırma projesi sayesinde gün ışığına çıktığını belirtip Osmanlıca olan romanın Latin harfleriyle ilk defa yayımlandığının da altını çiziyordu. Seval Şahin imzalı önsözden, bugünlerde Türkiye’de pek revaçta olan Kızıl Sultan Abdülhamid ile Arthur Conan Doyle’un kurmaca karakteri dedektif Sherlock Holmes’u romanında buluşturan Yervant Odyan'ın aynı zamanda Fehim Paşa, Ebülhüda, Necip Melhame, Talat Paşa vb. siyasi aktörlere de romanında yer vererek II. Meşrutiyet’in ilanını önceleyen dönemin ortamını macera-polisiye roman ile belgesel-roman özelliklerini harmanlayarak okuyucuya sunduğunu öğreniyoruz. Yayımcılar tarafından Odyan’ın Türkçe kaleme aldığı bir kez daha belirtilen roman, kurgusunda yer verdiği gerçek kahramanların fotoğraflarını da içinde barındırmaktadır.

Yervant Odyan’ın ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’ romanı Türkiye’de polisiye roman tarihçisi Erol Üyepazarcı’nın da dikkatini cezbetmiştir. 1278 sayfalık orijinal basımından söz açıp Odyan’ın romanını “Frenklerin deyimiyle tam bir phénomène”[3] olarak niteleyen Üyepazarcı, Odyan’ın eseri Türkçe olarak kaleme aldığını, fakat Türkçesinin pek parlak olmadığını vurgular. “Dönemin aydın okuyucularının pek hoş görmeyeceği hatalarla dolu”[4] olduğunu söyleyen Üyepazarcı, bu eserde “Odyan Efendi’nin Abdülhamid düşmanlığı[nın] bütün bilinenlerin de ötesinde” olduğu kanaatindedir. Odyan’ın sabık padişah için en aşağılayıcı ifadeleri kullanmaktan çekinmediğini belirten Üyepazarcı, yazarın aslında polisiye roman tekniğini bilen bir kişi olduğu gerçeğini de zikreder.[5] Odyan’ın, eserini bizzat Osmanlıca yazdığını vurgulamaktan çekinmeyen Üyepazarcı, yazarın bir sonraki eserini Ermenice olarak yazmasını ilginç bulur.[6] “Herhalde birileri Türkçesinin yetersizliği hakkında kendisini uyarmıştır...”[7]

Yervant Odyan’ın ‘Abdülhamid ve Sherlock Holmes’ romanı ile ilgili hem bu yazı hem de kitap vesilesiyle yayımlanan diğer yazılar eserin önemine dikkat çekerken Osmanlıca ile yazıldığını ve ayrı bir kitap olarak yayımlandığını vurgular.

Romanın konusu veya yapısal özellikleri hakkında konuşmaya belki de yer kalmayacaktır, zaten bu romanı Üyepazarcı’nın dediği gibi phénomène yapan da bu özellikleri değil, II. Meşrutiyet sonrası, 1908’den 1915’teki Ermeni Soykırımı’na uzanan kısacık dönemin, hatta belki de tüm bir imparatorluğun bugünden bakıldığında hayal bile edilemeyecek çoğulcu kültürünü kendinde yoğunlaştıran ve sırlarını içinde barındırmaya hâlâ devam eden hikâyesidir.

Sevan Değirmenciyan

http://www.agos.com.tr/


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Jeu 4 Mai 2017 - 08:53
MessageSujet du message: II. Abdülhamit'in Annesi Ermeni KÖLE Kız Verjin Hanım'dır
Répondre en citant

Abdülhamid Yahudi devleti için ne düşünüyordu



Yahudi Cemaati'nin yayın organı Şalom yazarı Deniz Ojalvo'nun Abdülhamid ile ilgili kaleme aldığı yazı dikkat çekti...


TRT'de yayımlanan "Payitaht Abdülhamid" dizinin barındırdığı tarihsel hatalara ilişkin tartışmalar sürerken, Yahudi Cemaati'nin yayın organı Şalom gazetesi yazarı Deniz Ojalvo'nun Abdülhamid ile ilgili kaleme aldığı yazı dikkat çekti.

Ojalvo, yazısında Macar asıllı, hukuk tahsili yapmış olan ve Siyonizm hareketinin önde gelen isimlerinden Viyanalı Yahudi gazeteci Theodor Herzl'e ve onun Abdülhamid'le olan ilişkisine değindi.

"Medyamızdaki tüm saçmalık ve dezenformasyona tek tek cevap vermektense okurlara eksiklerini yukarıda mezkûr kaynaklara rücu ederek tamamlayabilecekleri kısa bir kronoloji ve buna ilişkin yorumlarımı paylaşmayı uygun buluyorum" ifadelerini kullanan Ojalvo'nun yazısının ilgili kısımları şu şekilde:

28 Mart 1896 – Herzl, Viyana’da, Sultan Abdülhamit için çalışan ve onunla iyi ilişkileri olan Polonyalı asilzade Philip Michael Ritter von Newlinski ile tanıştı.

18 Haziran 1896 – Herzl, Kont Newlinski ile beraber ve onun aracılığıyla Sultan Abdülhamit’le görüşmek ümidiyle İstanbul’a geldi.

19 Haziran 1896 – Newlinski Herzl’e Sultan Abdülhamit’in kendisiyle görüşemeyeceğini ve Osmanlı’nın dış borçlarını üstlenmesi karşılığında Filistin’e Yahudi göçüyle toprak verilmesi konusundaki isteklerini kabul edemeyeceğini iletti.

Herzl, anılarında Abdülhamit’in Newlinski eliyle ilettiği mesajı paylaşıyor: “Eğer Sayın Herzl sizinle benimle olduğunuz kadar dostsa ona bu konuda başka girişimde bulunmamasını telkin ediniz. Bir adımlık toprak bile satamam, zira bu topraklar bana değil, milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu savaşarak ve kanıyla sulayarak kazandı. Bizden ancak kanla koparılabilir… Yahudiler milyarlarını saklasınlar. İmparatorluk bölüşüldüğünde Filistin’i bedavaya alabilirler. Ancak cesedimiz paylaşılabilir canlıyken parça koparılmasını kabul etmeyeceğim.”

Herzl, anılarında, bu söylem karşısındaki hissiyatını şöyle ifade ediyor: “Sultanın samimî ve yüce sözleri beni duygulandırdı ve sarstı. Bütün ümitlerimi söndürmesine rağmen ölümü ve parçalanmayı tahmin eden ama buna rağmen son nefesine kadar pasifçe de olsa mücadele etmeye kararlı kaderciliğinde trajik bir güzellik vardı…”

Pekiyi, sonrasında ne oldu?

23 Haziran 1896 – Herzl gazeteci kimliğiyle Sadrazam Halil Rifat Paşa ile yaptığı mülakatta Filistin’de Yahudiler için toprak konusunu açtı.

27 veya 28 Haziran 1896 (16 Muharrem 1314) – Saray Herzl’e Üçüncü Dereceden Mecidiye Nişanı verilmesine karar verdi!

29 Haziran 1896 – Newlinski Mecidiye Nişanı’nı Herzl’e takdim etti.

Neticede, huzura kabul edilmeyen Herzl’in apar topar gittiği söylenemez.

Eylül 1898 – Herzl - Osmanlı lobicisi/İngiliz ajanı Macar asıllı Yahudi Türkolog Arminius Vambery mektuplaşması.

16 Ekim 1898 – Herzl, Almanya İmparatoru II. Kaiser Wilhelm karşılaşabilmek için İstanbul üzerinden Filistin’e doğru yola çıktı.

18 Ekim 1898 – Herzl, İstanbul’da Alman İmparatoruna Yıldız Sarayında tahsis edilen köşkte, kendisiyle yüz yüze görüştü ve Yahudilerin Filistin’e yerleştirilmesi gereğini anlattı. İmparator Herzl’e, “Bana tek kelimeyle Sultan’dan neyi istemem gerektiğini söyle” dedi. Herzl’in cevabı, “Bir arazi şirketi, Alman himayesi altında bir arazi şirketi” oldu.

29 Ekim 1898 – Herzl, Kudüs’e gitmekte olan Alman İmparatorunu yolu üzerindeki ziraat okulu Mikveh İsrael’de bando mızıkalı törenle karşılattı.

1 Nisan 1899 – Herzl ile Abdülhamit arasındaki teması sağlayan Newlinski İstanbul’da öldü.

16 Haziran 1900 – Herzl Newlinski’den boşalan yeri Abdülhamit’in Avrupa’daki lobicisi Vambery ile doldurmak için Vambery’yi Güney Tiroller’deki Mülbach kentinde ziyaret etti.

18 Eylül 1900 – Herzl Vambery’yi Macaristan’daki Peşte’de ziyaret etti. Vambery ona Abdülhamit’in kendisini 1901 Mayıs’ında huzura kabul edeceğinin sözünü verdi.

13 Mayıs 1901– Herzl İstanbul’a geldi.

17 Mayıs 1901– Herzl Abdülhamit’in huzuruna çıktı.

Sultan ona, “Ben daima Yahudilerin dostu olmuşumdur, daima da öyle kalacağım. Gerçekten ben sadece Müslümanlara ve Yahudilere dayanmaktayım. Diğer tebaam hakkında aynı emniyeti besliyorum diyemem” dedi. Abdülhamit zulüm gören Yahudilerin iltica edebilmeleri için imparatorluğun bütün sınırlarını Yahudilere açık tuttuğunu söyledi. Bu da Sultan’ın 1896 yılındaki meşhur tutum beyanının aralarındaki dostluğu zedelemediğine işaret ediyor.

18 veya 19 Mayıs 1901 (29 Muharrem 1319) – Saray Herzl’e Birinci Dereceden Mecidiye Nişanı verilmesine karar verdi! (5 sene arayla verilen ikinci nişan)

21 Mayıs 1901 – Herzl İstanbul’dan ayrıldı ve günlüğüne Abdülhamit’e ilişkin şu notu düştü: “Sultan’ın benim üzerimde bıraktığı intiba onun zayıf, gevşek fakat tamamen iyi bir insan olduğudur. Onun korkunçluğuna da inanmıyorum, sinsiliğine de. Onu daha çok soyguncular ve reziller, dejenerelerden müteşekkil bir çemberin içinde derinden bedbaht bir mahpus gibi görmekteyim. Bu çevredir ki her türlü rezilliği yapmakta ve onun namına yapmış gözükmektedir. …Yıldız Sarayı kliği tam bir mücrimler çetesidir. İcra ettikleri her cürümden sonra şuraya buraya dağılıyorlar ve sanki her şey hükümdar adına yapılmış gibi hiç kimse mesul olmuyor.”

Kasım 1901 – Herzl Abdülhamit’e hediye edilmek üzere ilk Eski Türkçe harfli daktiloyu imal ettirdi.

26 Aralık 1901 – İsviçre’nin Basel kentinde 5. Siyonist Kongre başladı. Ergun Göze’nin kitabının 320. sayfasında 1902 yılının ocak ayındaki Kongre’den Sultan Abdülhamit’e bağlılık telgrafı gönderildiği, Herzl’in başkan sıfatıyla çektiği telgrafa Sultan’ın teşekkür ettiği ve bunun Herzl’in Kongre nezdindeki durumunu kuvvetlendirdiği kayıtlı.

5 Şubat 1902 – Herzl’e acilen İstanbul’a gelmesi için telgraf çekildi.

15 Şubat 1902 – Herzl dördüncü kez İstanbul’a geldi.

19 Şubat 1902 – Saray, Yahudilerin Anadolu, Suriye ve Mezopotamya dahil ancak Filistin hariç her yerde yerleşim faaliyetinde bulunabileceğini ifade etti.

Neticede Herzl, Yahudilerin Filistin’e yerleştirilmesini gözetecek ve Osmanlı adına madenleri işletip borçlarını üstlenecek bir Osmanlı-Yahudi şirketinin kurulması konusundaki teklifini kabul ettiremeden İstanbul’dan ayrıldı.

3 Mayıs 1902 – Herzl, Abdülhamit’e Kudüs’te bir İbrani Üniversitesinin kurulmasını önerdi. Böylece Osmanlı talebelerinin tahsilleri için yurt dışına gitmeleri gerekmeyecekti. (Bu üniversite 1918 yılında kurulacaktı. Hayfa kentindeki Teknik üniversitenin kuruluşu ise Osmanlı idaresinde 1912 yılında gerçekleşecekti)

5 Temmuz 1902 – Londra’daki Türk Büyükelçiliğinden Herzl’e derhal İstanbul’a gitmesi söylendi.

25 Temmuz 1902 – Herzl tekrar, beşinci ve son kez, İstanbul’a geldi.

28 Temmuz 1902 – Herzl Abdülhamit’e verdiği raporda Osmanlı borçlarının yapılandırılmasına yönelik 30 milyon Sterlinlik bir anlaşma karşılığında (Sultan’ın en başta önerdiği) Mezopotamya ve Filistin’in bir parçasında iskân (yerleşme) izni veya ayrıcalığı talep etti.

2 Ağustos 1902 – Tecrübeli siyasetçi Abdülhamit Herzl’i Fransızlarla yürüttüğü pazarlıklarda bir koz gibi kullandı.

Neticede, Fransa Maliye Bakanı Maurice Rouvier Abdülhamit’e uygun şartlarla anlaşmaya varınca Herzl’in girişimleri boşa çıkmış oldu.

Mabeyin teşrifatçısı İbrahim Bey İstanbul’u terk etmeye hazırlanan Herzl’e “Size Zat-ı Şâhânenin son derece sempatisi ve hürmeti vardır. Sizin kavminiz için yapmak istediğiniz asil bir şeydir. Siyonizm esasen asildir” dedi.

Abdülhamit'in Siyonistler için “Teklifleri devletin Düyun-u umumiyesini (genel borçlarını) kâmilen deruhte (tümüyle üstlenmek) etmek idi. Güzel bir şey. Zira Düyun-u Umumiye bir gün gelip de borçlarımızı ödeyemezsek devletin maliyesini murakabeye (denetime) almak gibi bir tehlike mevcuttur” dediğini aktaran Ojalvo, "Abdülhamit, tahttan indirilişinin ikinci yılında (1911) doktoru Atıf Hüseyin’e “Eminim zamanla (Yahudiler) Filistin’de kendi devletlerini kurmayı başaracaklardır” sözüyle gidişatın nereye varacağını görmüştür. Umarım medyamız yukarıdaki gerçekleri okurlara ve seyircilere çarpıtmadan iletme dürüstlüğünü gösterir." ifadelerini kullandı.

Odatv.com

http://odatv.com/abdulhamid-yahudi-devleti-icin-ne-dusunuyordu-0405171200.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mer 28 Juin 2017 - 10:19
MessageSujet du message: II. Abdülhamit'in Annesi Ermeni KÖLE Kız Verjin Hanım'dır
Répondre en citant

Abdülhamid’in parası yabancı bankalarda mı?



1903 yılında dünyanın en zengin 3. kişisini olan Osmanlı padişahı II. Abdülhamid'in yabancı bankalardaki 250 milyon dolar olduğu iddia edilen parası tartışma konusu oldu.

TTK eski Başkanı Prof. Dr. Metin Hülagü, 2. Abdülhamid'in mal varlığına ilişkin tartışma yaratacak yeni bilgiler verdi. Milliyet Gazetesi’nden Mert İnan’ın haberine göre; Abdülhamid'in yabancı bankalarda yüklü miktarda parası olduğunu belirten Hülagü, varislerin bunun izini sürmesi gerektiğini söyledi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. Padişahı 2. Abdülhamid'in soyundan gelen varislerinin, dedelerinden miras kaldığını öne sürdükleri değerli mülk ve arazi için başlattığı hukuk mücadelesi sürerken, Türk Tarih Kurumu (TTK) eski Başkanı Prof. Dr. Metin Hülagü, 2. Abdülhamid'in mal varlığına ilişkin tartışma yaratacak yeni bilgiler verdi.


Yakın dönemde “2. Abdülhamid'in mal varlığı” isimli bir çalışmaya imza atacak olan Prof. Dr. Hülagü; “Elimize yeni geçen bazı arşiv belgelerine göre 2. Abdülhamid'in, Almanların German Bank İstanbul Şubesi, Deutsch Bank of Berlin, The Reichs Banks; İngilizlerin The Bank of England; Amerikalıların New York Bank ile Fransa'da bilinmeyen bir bankada 250 milyon dolara yakın parası bulunuyordu. Varisleri bu bankalardaki paranın akıbetini araştırıp bir sonuç alabilir. Aradan geçen bir asırlık zamana rağmen şahsi mal varlığının zaman aşımına uğraması söz konusu olamaz. Yabancı bankalardaki hesapların bir şekilde korunması veya teminat altına alınmış olması gerekir” dedi.

‘EN ZENGİN 3. KİŞİ’

2. Abdülhamid'in mal varlığına ilişkin mevcut arşiv belgelerini talep gelmesi durumunda varislerle paylaşabileceğini dile getiren Hülagü, “Aileden bana ulaşan kimse olmadı. 2. Abdülhamid'in mal varlığı karışık bir konu. Üzerinden çok zaman geçmiş olması, çok fazla aktörün sahnede yer alması, konuyu daha karmaşık hale getirdi. 2. Abdülhamid gençliğinden itibaren ticaret, tarım ve borsayla ilgileniyor. Şehzadeliği zenginlik içinde geçiyor. 2. Abdülhamid, İstanbul Borsası'nda Ermeni danışmanları aracılığı ile para kazanıyor. Padişah; 1903'te dünyanın en zengin 3'üncü kişisi. Ciddi serveti olduğu arşiv kayıtlarından anlaşılıyor. Yıldız Sarayı'nın bahçesinden çalınan altın ve paralar söz konusu. Padişah; Alman Kayzeri 2. Wilheim aracılığı ile paralarının büyük kısmını Alman bankalara yatırıyor. Bu bankalardaki paraların izini sürmek varislere düşer” diyor.
İLGİLİ HABERAbdülhamidAbdülhamid

İŞGALDEN KURTARMA AMACI

Prof. Dr. Hülagü, tarih belgelerinde Abdülhamid'e ait mal varlıklarının detayları hakkında şunları anlattı: “Abdülhamid'in Anadolu'da 2 bin 300'den fazla taşınmaz kaydı mevcut. Bu taşınmazların 1 milyon 250 bin dekarı halen 2. Abdülhamid'in üzerinde kayıtlı bulunuyor. Balkanlar'da 4 bin 280 taşınmaz kaydı söz konusu. Bu taşınmazların 220 bin dekarı halen 2. Abdülhamid'in üzerinde gözüküyor. 560 bin dekar ise Balkan ülkelerinin hazinesine kayıtlı. Suriye'de 390, Lübnan'da 333, Filistin'de 223, Irak'ta 83, arabistan'da 60, İsrail'de 10, Libya'da da 8 olmak üzere toplam bin 107 kayıt söz konusu. Bu kayıtlardan 3 milyon 482 bin dekarı halen 2. Abdülhamid adına kayıtlı. Kadıköy Rıhtımı aslında 2. Abdülhamid'in kişisel malı. Alemdağ Ormanları, Hekimbaşı, Beykoz, Kurbağlı Dere'de çiftlikler ile Beşiktaş ve Tophane'de dükkanları da var.



II. Abdülhamid dünyaca ünlü Fransız dergsi L’Illustration’un kapağında. Yıl: 1908 Fotoğraf: Depo Photos

Selanik'in yarısından fazlası Abdülhamid'in kişisel mal varlığı. Varisler, yurt dışındaki yerler için tazminat talep edebilir. Yalova, Yenişehir, Aydın'ın yanı sıra Kudüs, Halep, Hama, Humus, Basra, Erbil, Kerkük, Dicle, Amara, Bağdat, Medine'de çok sayıda arazi ve çiftlik ile İzmit Köy Ormanları, Selanik Beyaz Kule, Arnavutluk Yanya, Vardar Ovası'nın büyük kısmı 2.Abdülhamid'in kişisel mal varlıkları arasında.

2. Abdülhamid, özellikle yurt dışındaki arazileri petrol stratejisinden dolayı satın alıyor. Bu topraklar işgâl edilse bile, şahsi malların gasp edilemeyeceğini göz önüne alıyor. 2. Abdülhamid birçok arazi ve taşınmazı kendi mülkü haline getirip işgâlden kurtarmak istiyor. 1909'da haksız yere el konulan mal varlıkları 1919-1920 arasında hukuken geçersiz sayılarak yakınlarına verilmişti.”

'VALİZLERİ LOUIS VUITTON MARKAYDI'

2.Abdülhamid'in haremle pek ilgisinin olmadığını söyleyen Hülagü, “Birden fazla eşi olsa da önceki padişahlara göre bu sayı sınırlı. Padişah paraya çok düşkün. Normalde çok basit giyiniyor ancak özel toplantılar için Londra'da özel olarak diktirdiği kıyafetleri tercih ediyor. Valizlerinin tamamı Louis Vuitton. En büyük hobilerinden biri kelebek, kuş, böcek koleksiyonu. Yıldız Sarayı'nda her hayvanın olduğu bir hayvanbahçesi ile pırlanta koleksiyonu vardı. 2. Abdülhamid; özel mallarını işletecek bir bakanlık bile kuruyor. İsrailliler'e toprak satmadı şeklindeki yaklaşım doğru değil. Toprak satışı söz konusu. Parfümü ise leylak ve menekşe karışımı. Abdülhamid'in bastonu aynı zamanda bir silah. Kama, hançer olarak da kullanılıyordu. Padişah, genelde gri renkte palto giyerdi. Yakaları kulaklarına doğru yüksekçe durur ve kendisine daha ziyade bir din adamı görüntüsü verirdi. Sürekli tabanca taşıdığı için paltosunun cebinde ateşlenmeye hazır tabanca bulundurması daha kolaydı” dedi.


http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/abdulhamidin-parasi-yabanci-bankalarda-mi-1911470/


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Ven 13 Oct 2017 - 07:25
MessageSujet du message: II. Abdülhamit'in Annesi Ermeni KÖLE Kız Verjin Hanım'dır
Répondre en citant

‘Sahte mirasçılar ayıklanacak’



Mahkemenin 2. Abdülhamit’in mirasçılarının belirlenmesi konusunda aldığı kararın ardından konuşan Orhan Osmanoğlu, “Gerçek mirasçılar 100’ü geçmez. Kalan mirasta devleti sıkıntıya sokmayız, bizim için önemli olan yurt dışındaki mallar” diye konuştu.

http://www.milliyet.com.tr/sahte-mirascilar-ayiklanacak--gundem-2536023/


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 21:27
MessageSujet du message: II. Abdülhamit'in Annesi Ermeni KÖLE Kız Verjin Hanım'dır

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Communauté -> Akrabamı arıyorum - Ծնողքս կը փնտռեմ - Cherche mes parents - I am looking for my parents Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet Aller à la page: <  1, 2, 3, 4, 5
Page 5 sur 5
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com