Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Musevi Cemaati
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul Aller à la page: <  1, 2, 3 … , 12, 13, 14  >
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009



Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861

MessagePosté le: Jeu 9 Mar 2017 - 09:23
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Revue du message précédent :

Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Jeu 9 Mar 2017 - 09:23
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Sam 11 Mar 2017 - 09:58
MessageSujet du message: Yahudiler Müslüman ülkelerde Purim Bayramı'nı nasıl kutladı
Répondre en citant

Yahudiler Müslüman ülkelerde Purim Bayramı'nı nasıl kutladı







Jerusalem Online, yaklaşan Purim Bayramı'na ilişkin bir analiz yayımladı. Rachel Avraami imzalı analizi Rafael Sadi Türkçe'ye çevirdi.
İsrail'de yayın yapan Jerusalem Online, Purim Bayramı'na ilişkin bir analiz yayımladı. Rachel Avraami imzalı "Müslüman ülkelerde radikal İslam tehlikesi gölgesinde Purim Bayramı kutlaması" başlıklı yazıyı, Odatv okurları için çevirdik.

Jerusalem Online'da yer alan yazının çevirisi şöyle:

"Bütün dünyada Yahudiler Purim bayramını kutlamaya hazırlanırken Müslüman ülkelerdeki Yahudiler bu bayramı radikal İslam'ın tehdidi altında kutlamak durumundalar.


Ancak bu ülkelerde yaşayan Yahudiler bu tehditlere kulak asmayarak yaşamlarını bozmalarına izin vermeyeceklerini söylüyorlar.
İslam ülkelerinde ve de Avrupa’da boy gösteren IŞİD terörü Müslüman ülkelerinde yaşayan Yahudileri de etkileyebilir endişesi az değil. Endişe ile birlikte bu ülkelerde yaşayan Yahudiler teröre geçit vermeyeceklerini ve bu sebeple hayatlarını değiştirmeyeceklerini söylüyor ve yakında kutlanması beklenen Purim bayramının geleneksel şekilde kutlanacağını belirtiyorlar.


Jerusalem Online İslam ülkelerinde Yahudilerin terör endişesi altında Purim hazırlıklarını araştırdı.



İRAN


Purim Bayramının hikayesi ve kahramanları aslında İran Yahudileri’ne dayanıyor. Bir zamanlar 70 bin kadar Yahudi olan İran'da bu gün sadece 12.000 ile 15.000 arası Yahudi yaşamaktadır. İran yönetimi Yahudileri koruma altındaki dini bir azınlık olarak kabul etmekte ve dini gelenekleri ve göreneklerini idame ettirmekte hatta İran genelinde Müslümanlara yasak olan şarap kullanımını (Dini vecibeler için) serbest kılmaktadır. İran Yahudileri kendi okullarına ve sinagogların serbestçe gidebilmekte hatta İran hükümetleri de Yahudi hastanesine parasal yardımda da bulunmaktadır. İran - Irak savaşında hayatını kaybeden Yahudi askerler içinde bir anıt dikmiş durumdadır.


Buna rağmen İran yahudileri İsrail'e karşı husumet içinde olduklarını beyan etmek zorunda bırakılmakta, gizli de olsa zorlanmaktadırlar. Gizli eller tarihi Yahudi mezarlıkların neredeyse hepsini imha etmişlerdir.


İranlı karşıt ses Marjan Keypour Greenblatt İran rejimi yasal olarak Yahudi dinine mensup vatandaşları kabul etmekteyse de bilinmelidir ki Yahudiler – Hristiyanlar ve Zerdüştler İran’da kesinlikle ikinci sınıf vatandaştırlar.


İran muhalifi Yahudi Bayan Sima Goel ise Yahudilerin mevcut duruma rağmen Yahudi Bayramı Purim'i kutlamasından endişe ettiğini belirtmektedir.


TÜRKİYE





Türk Yahudisi gazeteci Rafael Sadi ise IŞİD tehlikesine rağmen Purim eğlencelerinin büyük bir coşku ile Sinagoglarda kutlanacağını

vurgulamıştır. Gerilimin büyük bir kısmı yaklaşan referandum olsa bile. Türk Yahudileri bu bayramı kutlayacaklardır ama ağır bir güvenlik çemberi içinde. Durum her zamanki gibi tehlikelidir ve bizler çılgın birinin eylemi sonucunda da korkmuyor değiliz. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan Yahudi kurumlarının korunmasında özel bir dikkat ve çaba sarf etmektedir. Türk Yahudi Cemaati ve liderleri de gerek Sayın Cumhurbaşkanı gerekse Hükümet ile iyi ilişkiler içindedir. Tabii ki terörün sınırları yoktur. Umarım bir şey olmayacaktır. Türkiye asla bir İran olmayacaktır. Mümkün olduğunca liberal ve mümkün olduğunca da demokratik olmaya devam edecektir. Bunun da çok basit bir izahı vardır. Bu rejim ile Sayın Erdoğan’ın partisi 15 yıldır iktidardadır ve sistem değiştirmenin pratik bir izahı yoktur. Niye değiştirsin ki?


IRAK KÜRDİSTANI


Irak Kürdistanı’ndaki Yahudi nüfusu ise yok denecek kadar azdır. 1948 yılında 150.000 kadar olan Yahudi nüfusu günümüzde sadece bir kaç yüz kadardır. 2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre Irak'ta kalan Yahudi sayısı sadece 10 kadardı. Irak Yahudilerinin kendilerini emniyette hissettikleri yegane yer Irak Kürdistanı’dır. Irak genelinde Purim kutlamalarının gerçekleştirileceği tek yer Irak Kürdistanı’dır demekte Kürt Yahudi lideri Sherzad Mamsani. Mamsani, Purim bayramı kutlamalarını İsrail Konsolosluğu bünyesindeki Yahudiler ile birlikte kutlayacaklarını ve bu kutlamaların herhangi bir tehdit altında olmadığını belirtmiştir.


FAS


Eski Milletvekili Simon Ohayon ise Fas'ta Purim kutlamalarının en sessiz kutlamalar olduğunu belirtmektedir. Fas'ta Purim kutlamaları Sinagoglarda Ester destanının okunması ve bayram yemeği yenmesinden ibaretti. Sokaklarda festival kıyafetleri ile dolaşılmaz. Ohayon'a göre Fas Yahudilerinin komşuları ile herhangi bir sorunu yoktur. İyi geçinirler beraber çalışırlar ve beraber kutlamalarda bulunurlar. Siyasi ortam kolay değildir ancak günlük yaşamı fazla etkilemez. Aşırılar her yerde mevcuttur. Fas Yahudileri her sene olduğu gibi bu yıl da Purim Bayramını sessizce kutlayacaklardır."


Çeviri: Rafael Sadi


Odatv.com

http://odatv.com/yahudiler-musluman-ulkelerde-purim-bayramini-nasil-kutladi-1003171200.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 16 Mar 2017 - 12:08
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Kültürel hizmetler

TİKA, Türkiye ile ortak tarihi mirası paylaşan Filistin'de, Osmanlı döneminden kalan eserlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla çok sayıda restorasyon çalışmasını da sürdürüyor.

Mescid-i Aksa külliyesinde bulunan ve altın kaplı olan Kubbet-üs-Sahra hilali ile Sultan II. Abdülhamid'in Nablus'ta yaptırdığı saat kulesinin restore edilmesi bu çalışmalar arasında yer alıyor. TİKA ayrıca Filistin'in ve Mescid-i Aksa’nın daha iyi tanıtılması için Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak rehberler kitaplar bastırdı.

Filistin davası ve Arap-İsrail savaşı konularında araştırma ve çalışmalar yapmak üzere "House of Wisdom" (Beytü’l-Hikme/Hikmet Evi) tarafından hazırlanan ve Türkiye-Filistin ilişkilerinin son on yılını kapsayan Arapça kitaptan 2 bin 500 adet ve 1915 Ermeni olaylarına ilişkin olarak Türkiye'nin tezlerini destekleyen ve yine Arapça hazırlanan bir kitapçıktan bin adet olmak üzere toplam 3 bin 500 adet kitabın basım masraflarını da TİKA karşıladı.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/455968.aspx


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Sam 25 Mar 2017 - 08:55
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Studio’da Telefon Tel Aviv rüzgârı




Zorlu PSM Studio’nun 8 Nisan’daki sürpriz konuğu Telefon Tel Aviv.

Eskiden de böyle miydi? Dört-beş müzik türü vardı sanki ve biz sürekli onları dinlerdik. Oysa şimdi, düne kadar isimlerini bile duymadığımız türlerdeki müziklerle, sound’larla, remix’lerle coşuyoruz. İlginçtir ki, hoşumuza da gidiyor bu yeni türler. Bize bu duyguyu yaşatanlardan biri, elektronik müziğin New Orleans çıkışlı kült ismi Telefon Tel Aviv, 8 Nisan’da saat 22.30’da Zorlu PSM Studio’da sahne alacak.

1999’da Charles Cooper ve Joshua Eustis tarafından kurulan Telefon Tel Aviv, ilk albümü ‘Fahrenheit Fair Enough’ı 2001’de yayınladı. Hayli başarılı bulunan albümü, ‘Immediate Action #8’ (2002), ‘Map of What is Effortless’ (2004), ‘Remixes Compiled’ (2007) ve ‘Immolate Yourself’ (2009) izledi. 2009’da Charles Cooper’ın hayatını kaybetmesinin ardından Telefon Tel Aviv, yeni üretimlere bir süre ara verdi. Eustis ise farklı işbirlikleri ve remix’lerle müzikal kariyerine devam etti. 2016’da Telefon Tel Aviv’in ilk albümü ‘Fahrenheit Fair Enough’ın 15. yılı şerefine, albümün genişletilmiş bir versiyonu yayınlandı. Farklı bir deneyim için izlenmeye, dinlenmeye değer bir proje olan Telefon Tel Aviv, 8 Nisan’da İstanbul’da.

Aylin Yengin

http://www.agos.com.tr


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Sam 25 Mar 2017 - 08:59
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Çanakkale'de ölen Yahudiler böyle anıldı



Çanakkale Zaferinin 102. yılı ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla bu yıl da Acıbadem Şehitliğinde bir anma töreni düzenlendi.

http://odatv.com/canakkalede-olen-yahudiler-boyle-anildi-2303171200.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 8 Avr 2017 - 20:18
MessageSujet du message: Musevi Cemaati Başkanı Şaul Cenudioğlu'nun Hamdolsun ,Türkiyede
Répondre en citant

Musevi Cemaati Başkanı Şaul Cenudioğlu'nun Hamdolsun ,Türkiyede “Burada medeniyetin alası var” diye konuştuğu idda edildi







TÜRKİYE’YE HAKSIZLIK

Musevi Cemaati Başkanı Şaul Cenudioğlu da, Avrupa’daki Türkiye karşıtı girişimleri tasvip etmediğini ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Hollanda’da yaşadıklarının kabul edilemez olduğunu söyledi. Cenudioğlu Avrupa demokrasisinin olduğu ülkelerin böyle bir tavır takınmasının Türkiye’ye karşı haksızlık olduğunu vurguladı.

MEDENİYETİN ALASINI GÖRÜN

Avrupalılara çağrı yapan Cenudioğlu, "Türkiye’ye bilhassa da Hatay’a gelin ve nasıl yaşandığını görün. Farklı dinlere mensup insanlar kardeşçe yüzyıllardır nasıl yaşıyor, nasıl toplumsal barış var görsünler. Burada medeniyetin alası var" ifadesini kullandı.

Huzur içinde yaşıyoruz

“23 asırdır bu topraklarda huzur içinde yaşıyoruz” diyen Şaul Cenudioğlu, “Türkiye’de yeni değiliz. İbadethanelerimizde ibadetimizi ediyoruz. Dinimiz ayrı olabilir ama Türkiye’de huzur içinde yaşıyoruz. Ancak Avrupa ülkelerinde İslamofobi’yle karşı karşıyayız. Bu saldırıları hiçbir zaman tasvip etmiyorum. Her şeyden önce değişik dinlere mensup olan insanların birbirlerine karşı saygısı olması lazım” diye konuştu.

http://www.yenisafak.com/hayat/turkiyeye-gelin-hosgoruyu-ogrenin-2639673


Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 982
Point(s): 40 020
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Lun 24 Avr 2017 - 17:00
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

(Musevi cemaati Erdogan'in Türkiye'sini terk ediyor.)

La communauté juive quitte la Turquie d’Erdogan

Par Michel Lachkar@GeopolisFTV
le 19/04/2017
geopolis.francetvinfo.fr


Le président turc Recep Tayyip Erdogan et sa femme célèbrent la victoire du oui au referendum constitutionnel© AFP/KAYHAN OZER / ANADOLU AGENCY
La communauté juive quitte lentement, mais sûrement, la Turquie. Cette minorité religieuse s’inquiète de la montée de la violence et du durcissement du régime. Un tiers de ses membres a déjà entrepris des démarches pour devenir citoyens israéliens mais aussi portugais et espagnols. Deux pays d’où ils ont été chassés il y a cinq siècles mais qui leur accordent aujourd’hui la nationalité.
La poussée nationaliste et islamiste de l’AKP, le parti du président Erdogan, inquiète la petite communauté juive turque, principalement rassemblée à Istanbul. Avec la montée des violences et de l'antisémitisme, un bon nombre des 15.000 membres de cette communauté, envisage de quitter leur pays. Celle-ci a déjà perdu 9.000 membres en vingt ans.

Depuis la tentative de coup d’Etat de juillet 2016, la répression contre les partisans du prédicateur Fethullah Gülen (accusé d’être derrière le putsch) s’est étendue à toute la société turque. 140 000 personnes ont été exclues de l’administration: juges, enseignants, journalistes, universitaires, policiers, militaires, élus... La communauté juive, discrète et légitimiste, n’est pourtant pas épargnée par ce climat de violence.

Nationalisme islamiste
Elle craint surtout une nouvelle vague d’antisémitisme, qui pourrait être instrumentalisée par le pouvoir ou par les groupes islamistes. Déjà en 2003, des centaines de juifs avaient quitté le pays après des attentats perpétrés devant deux synagogues d’Istanbul. L’attaque, revendiquée par un group turc lié à Al-Qaeda, avait fait 43 morts.

Avec la victoire du oui au référendum constitutionnel, le président turc Recep Tayyip Erdogan a plus que jamais les pleins pouvoirs. La proclamation de l’état d’urgence lui a déjà permis de museler l’opposition et de fermer des centaines d’associations, dont celles connues pour défendre les droits de l’Homme. 47 000 magistrats, militaires ou policiers ont été emprisonnés

C’est dans ce climat politique délétère qu’une partie de la communauté juive turque cherche une porte de sortie. 4000 de ses membres ont entrepris des démarches pour devenir citoyens portugais ou espagnols. Les parlements espagnols et portugais ont décidé (en 2014) d’accorder la nationalité aux descendants des juifs séfarades expulsés durant l’Inquisition. Les historiens estiment qu'au moins 200 000 juifs vivaient dans la péninsule ibérique lorsque Isabelle la catholique leur a ordonné de se convertir ou de partir après des années de persécutions. Les juifs d'Espagne, qui avaient vécu en paix avec musulmans et chrétiens durant des siècles, devaient partir en quelques semaines et avaient interdiction de revenir. Ceux qui refusaient étaient brûlés sur la place publique.

Retour à Lisbonne
Des décisions visant à réparer une «erreur historique», mais également à attirer une population supposée dynamique et entreprenante. Des lois de«réintégration dans la nationalité» ont été votées en 2013 et 2014 durant la grave crise économique qui a frappé la péninsule ibérique.

Selon le représentant de la communauté juive de Porto Michael Rothwel, «sur les 3000 demandes de nationalité au Portugal, 500 juifs de Turquie ont déjà reçu leur nouveau passeport portugais», les autres sont en cours. Les Turcs représentent 40% de l’ensemble des demandes de réintégration dans la nationalité portugaise (ouvertes aux juifs sépharades).

Pour la communauté juive d’Istanbul, le retour à la nationalité portugaise ouespagnole est perçu comme une assurance face à la montée des violences. Cela donne également accès à un précieux passeport européen en ces temps troublés.

Pour la minorité juive de Turquie, la répression politique qui s’abat sur de larges secteurs de la population, s’ajoute à l’antisémitisme ambiant. Le président Erdogan et la presse turque accusent régulièrement un sibyllin «lobby du taux d’intérêts» de nuire à la Turquie. La population comprend qu’ils ciblent les juifs..

http://geopolis.francetvinfo.fr/la-communaute-juive-quitte-la-turquie-d-erd…
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Jeu 27 Avr 2017 - 18:53
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Ünlü yazarı öldüren sanığın annesi ‘ Kızımın tedavi altına alınmasını istiyorum’


'Melekler ile Yaşamak' adlı kitabın yazarı ve yaşam koçu Beki İkala Erikli'yi öldürdüğü iddiasıyla "Tasarlayarak adam öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen Sinem Koç'un yargılandığı davada, annesi Pervin Asmaz tanık olarak dinlendi. Anne Asmaz, "Kızım o kitabı okumamalıydı. Kitabın yazarı için 'Bu kadının yüzünden şeytan görüyorum' diyordu. Kızımın tedavi altına alınmasını istiyorum" dedi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Sinem Koç getirildi. Öldürülen Beki İkala Erikli’nin eşi Erdal Erikli ve kardeşi Davit Çukran da duruşmada hazır bulundu.

“ÖTEDEN BERİ İNSANLARDAN KAÇARDI”

Duruşmada Sinem Koç’un annesi Pervin Asmaz tanık olarak dinlendi. “Yakınlarından binlerce kez özür diliyorum. Başsağlığı diliyorum” diyerek ifadesine başlayan Asmaz, kendisinin de Bipolar Bozukluk (Manik Depresif Bozukluk) hastası olduğunu belirtti. Asmaz, “Kızım öteden beri insanlardan kaçardı. Uyku problemleri vardı. Son üç aydır ‘Şeytan görüyorum. Ben artık ermişim. Allah’la konuşuyorum. Ben bir melek oldum’ gibi sözler söylüyordu. ‘Beynimi yuttum, anne gel filmimi çektirelim. Benim beynim yok’ diyordu. Ben doktora gidelim deyince ‘Ben senin gibi deli miyim’ diyordu. Olaydan 15 gün önce benim sürekli kullandığım ilaçları kullanarak intihara teşebbüs etti. Ölen kadının da bir suçu olmadığını düşünüyorum. Kızım o kitabı okumamalıydı. Kitabın yazarı için ‘Bu kadının yüzünden şeytan görüyorum’ diyordu. ‘Onun yüzünden böyle oldu’ diyordu. Kızımın tedavi altına alınmasını istiyorum” diye konuştu.

“ÇOK SİNİRLENDİĞİ ZAMANLARDA BEKİ’Yİ ÖLDÜRECEĞİM DERDİ”

Kızının tabancayı ne şekilde temin ettiğini bilmediğini söyleyen Asmaz, “Kendi vücuduna vuruyordu. Geceleri uykusuz kalıyordu. Geceleri lamba açık yatıyordu. Son zamanlarda birkaç gün otelde kalmıştı” dedi. Kızının son 6 aydır kendisinde kaldığını belirten Pervin Asmaz, Sinem’in çok sinirlendiği zamanlarda “Beki’yi öldüreceğim” dediğini de sözlerine ekledi. Kızının saçlarını ne zaman kestiğine ilişkin bir soru üzerine Asmaz, “Kızımın saçında kaynak vardı. Bir ara otele gitmişti. Oradan dönünce nasıl olmuşsa saçları top top olmuştu. Olaydan bir ay önce ben kestim saçlarını. Daha sonra kuaföre gidip düzeltti. Sinem de kıskançlık vardı. Örneğin kuzeni bir şey alsa gidip hemen aynısını alırdı” dedi.

“BİR KİTAP OKUDUĞUNU VE ETKİSİNDE KALDIĞINI SÖYLEMİŞTİ”

Sinem Koç’un tanık olarak dinlenen eski sevgilisi Metin Gönençler de olayla ilgili bir şey bilmediğini belirterek “Son görüştüğümüzde bir kitap okuduğunu ve onun etkisi altında kaldığını söylemişti. Ayrıca olaydan bir ay önce annesinin hastanede olduğunu belirterek para istemişti. Ben de annesi hastanede kalmasın diye bir miktar para göndermiştim” dedi. Koç’un arkadaşı olan Önder Ocak ise “Sinem, olay günü beni arayıp paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de hallederiz dedim. Ertesi gün buluştuk, bin lira verdim. Öldürme olayını iki gün sonra televizyondan öğrendim. O gün zayıflamış gördüm, ilk defa saçını kısa kesilmiş gördüm. Saçına ne olduğunu sorunca kuaförde yandığını söyledi” şeklinde konuştu.

RAPOR BEKLENİYOR

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve müşahade altına alınarak ceza ehliyeti hususunda düzenlenecek Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesine karar verdi. Duruşma ertelendi.

17 ARALIK’TA TUTUKLANMIŞTI

Beyoğlu, Kabataş Ömer Avni mahallesi İnebolu Çıkmazı’nda bulunan Saadet Apartmanı’nda 15 Aralık 2016’da meydana gelen olayda, yaşam koçu ve yazar Beki İkala Erikli, işyerinin bulunduğu apartmana girdiği sırada silahlı saldırıya uğramıştı. Saldırı sonrasında kaçan Sinem Koç, Küçükçekmece’de annesiyle birlikte kaldığı evde yakalanmıştı. Polis tarafından gözaltına alınan Koç, çıkarıldığı mahkemece 17 Aralık 2016’da tutuklanmıştı. 30 Mart 2017’de görülen ilk duruşmada savunma yapan Sinem Koç, kitaptaki mesajlardan etkilenerek bir yıl boyunca etrafında mesajlar aradığını belirterek “Her gece ruhlar görüyordum. Örümceklerin vücudumda gezip tükürdüğünü görüyordum. Saçlarımı tarayamaz, hiçbir işi yapamaz hale geldim. Bu halimden kitabın yazarının sorumlu olduğunu düşünüyorum” demişti. Sanık avukatı müvekkilinin akıl hastalığı olduğunu belirterek bir sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasını talep etmişti.

DHA

http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/unlu-yazari-olduren-sanigin-annesi-kizimin-tedavi-altina-alinmasini-istiyorum-1819173/


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mar 2 Mai 2017 - 19:44
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Hahambaşı seçimi için tarih belli oldu



Türkiye Yahudileri, Hahambaşı seçimi için sandığa gidiyor. Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Kurulu, seçim tarihini 14 Mayıs olarak açıkladı.

Türkiye Musevileri Hahambaşısı Rav İsak Haleva’nın 7 yıllık görev süresinin dolması üzerine, 4 Nisan’da Hahambaşı seçimi için İstanbul Valiliği’ne müracaat edilmişti.

Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Kurulu 28 Nisan’da yaptıkları toplantıda seçim usul ve esasları üzerine alınan kararları yaıymladı.

Şalom’da yayımlanan açıklama şöyle:

“Türkiye Musevileri Hahambaşısı seçimi Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme çerçevesinde yapılacaktır.

İstanbul, Adana, Ankara, Antakya, Bursa, Çanakkale, İzmir ve Kırklareli’nde sinagogları olan Toplum Vakıf yönetim kurulu başkanlarının 20.02.2017 tarihinde yaptıkları toplantıda Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme’nin 6. maddesi gereğince Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Kurulu olarak aşağıdaki kişiler seçilmişlerdir.

Başkan : Daniel Altaras

Üyeler : Av. Nedim Karako, Samuel Azar, Moris Levi, Av. Betsi Penso

Yedek Üye : Av. Süzet Anjel

Ayrıca Selim Hasan, Sami Barakas ve Lizet Papo, Seçim Kurulu’nun icrai çalışmalarında destek olacaklardır.

Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Kurulu 28.04.2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda aşağıdaki kararları almıştır:

1.Türkiye Musevileri Hahambaşısı seçiminin 14 Mayıs 2017 tarihinde İstanbul, Adana, Ankara, Antakya, Bursa, Çanakkale, Edirne ve İzmir’deki toplumlarımız nezdinde yapılmasına, oy kullanılacak yer ve saatlerin en geç 8 Mayıs 2017 tarihinde SMS ve elektronik posta ile duyurulmasına,

2.Seçmen listelerinin oluşturulmasına ve tamamlandıklarında Türkiye Hahambaşılık Vakfı, Şişli, Caddebostan, Kemerburgaz, Ortaköy ve Yeniköy Sinagoglarında ilanına; olası itirazlara Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme gereğince ve TC kimlik belgesinin veya geçerli bir kimlik belgesinin arzı şartı ile işlem yapılmasına,

3.Seçim yapılacak yerlerde Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme’nin 4. maddesi gereğince, bir başkan ve iki üyeden oluşan Sandık Kurullarının teşkil edilmesi ve bunun için sinagog yöneticilerinden aday isimleri istenmesine; İstanbul ve İzmir dışındaki yerlerde lüzumu halinde Sandık Kurulu görevli sayısının değiştirilebilmesine,

4.Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme gereğince, seçim tarihinin ve sandık yerlerinin, Hahambaşılık makamının bulunduğu İstanbul ilinin İstanbul Valiliği Yüksek Makamı’na arz edilmesine; Seçim Kurulu’na başvuruda bulunan adayların listesinin belirlenmesini müteakiben adayların Valilik makamına arz edilmesine,

5.Bet-Din (Dini Kurul) üyesi dışındaki Hahambaşı adaylarının Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme’nin 10. maddesi gereğince, 5 Mayıs 2017, Cuma günü saat 12.00’ye kadar Seçim Kurulu’na başvurmalarının lüzumuna,

6.Hahambaşı seçiminde doğal aday olan Bet-Din üyelerine durumun yazılı olarak bildirilmesine, oybirliği ile karar verilmiştir.

7.Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme’nin 14. maddesi gereğince Türkiye Musevileri Hahambaşısı seçilebilmek için,

A - TC vatandaşı olmak,

B - Seçim tarihi itibarıyla 40 yaşını doldurmuş olmak,

C - Devlet ve toplum nezdinde itibar sahibi olmak,

D - Musevi dininin kurallarına ve geleneklerine uygun din adamı olmak,

E - Başta SMİHA olmak üzere gereken belgelerle ispat edebilecekleri şekilde dini kuralları, gelenekleri ve ibadet hakkında derin vukuf sahibi olmak,

F - Hahambaşılığın gerektirdiği ahlak ve secideye sahip olmak gerekir.

8.Bet-Din (dini kurul) üyesi olup yukarıdaki şartları haiz din adamları Türkiye Musevileri Hahambaşılığı makamına doğal adaydırlar. Aday olmak istemeyen dini kurul üyelerinin seçimden 7 gün öncesine kadar durumu Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Kurulu’na bildirmeleri gerekir.

9.Hahambaşılığa aday olmak isteyen ve 7. maddedeki şartları haiz olan kişilerin 5 Mayıs 2017, Cuma saat 12.00’ye kadar Hahambaşılığa aday olmak istediklerini belirten bir dilekçe ile Seçim Kurulu Başkanlığı’na alındı belgesi karşılığında müracaat etmeleri ve bu müracaata adayın 7. maddede belirtilen şartları haiz olduğunu belgeleyen belgeleri bir dosya halinde eklemeleri gerekmektedir.

Müracaat dilekçesinde adayların adlarını, soyadlarını, tebligat adreslerini belirtmeleri, sabıka kaydı olmadığına dair Adli Sicil Kaydı, TC vatandaşı olduğunu ve seçim tarihi itibarıyla 40 yaşını doldurmuş olduğunu belgeleyen belgeleri eklemeleri, ayrıntılı özgeçmişlerini, dini bilgilerini ne zaman, nerede ve nasıl edindiklerini, hahamlık mesleğindeki bilgi ve tecrübelerini ayrıntılı olarak izah etmeleri ve yukarıda belirtildiği üzere bu hususları gereken belgelerle belgelendirmeleri gerekmektedir.

10. 9. maddede belirtilen dosyaya eklenecek belgelerin orijinal olmaması halinde bunların örneklerinin tasdikli olmaları gerekmektedir. Ayrıca bu dosya eklenecek belgelerin tümünün Türkçe olması, Türkçeden başka bir dilde belge var ise bunların Türkçeye tercümelerinin noter veya TC Konsoloslukları tarafından tasdikli olmaları ve gerektiğinde apostil tasdikli yapılmış olması şarttır. Süresinde yapılmayan veya bu şartları içermeyen müracaatlar işleme konulmayacaktır.

11.Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme’nin 8. maddesi gereğince seçim tarihi itibarıyla 18 yaşını dolduran, Türkiye Hahambaşılığı Vakfı’na mensup olan ve seçmen listesinde adı bulunan her Musevi seçme hakkına sahiptir.

12.İstanbul’daki seçmenleri ihtiva eden İstanbul Seçmen Listeleri Türkiye Hahambaşılık Vakfı, Şişli, Caddebostan, Kemerburgaz, Ortaköy ve Yeniköy Sinagoglarında, İstanbul dışındaki yerlerde, bu yerlerdeki sinagoglarda askıya alınacak ve seçimden 1 hafta önce 8 Mayıs 2017, Pazartesi günü mesai bitiminde askıdan indirilecektir. Seçmen kayıt kontrolünü www.hahambasisecimi.org adresi üzerinden de yapmak mümkündür. Seçmen listelerinde isimlerini bulamayan ancak bu duyurunun 11. maddesinde belirtilen ve Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme’nin 8. maddesine uyan kişiler yukarıda belirtilen askı süresi boyunca Seçim Kurulu Başkanlığı’na (Türkiye Hahambaşılığı Hukuk Ofisi) bu duyurunun 2. maddesinde belirtilen belgelerle başvurup seçmen kayıtlarını yaptırabilirler.

13.Seçim tarihinde İstanbul’da bulunamayacak olan seçmenlerin 10 Mayıs Çarşamba ve 11 Mayıs Perşembe günleri oy kullanabilmeleri için planlama yapılmaktadır. Bununla ilgili bilgi 5 Mayıs 2017 Cuma gününe kadar SMS ve elektronik posta ile bildirilecektir. Bu konuda ayrıca bilgi almak isteyenler Türkiye Hahambaşılığı Hukuk Ofisini arayabilirler.

14.İstanbul dışında yaşayan seçmenler kendi seçim yerlerinde kurulacak sandıklarda veya İstanbul’da kurulacak herhangi bir sandıkta oy kullanabileceklerdir.

15.Adaylar 5 Mayıs 2017, Cuma günü saat 13.00’te duyurulacaktır.

16.Seçimde tek aday olması durumunda oy kullanma işlemi, adayın adını taşıyan mührün Seçim Kurulu damgalı boş oy pusulasına basılması ve oy pusulasının yine onaylı zarfa konup kilitli ve mühürlü seçim sandığına atılması şeklinde olacaktır. Birden fazla aday olması durumunda her bir aday için üzerlerinde isimleri yazılı ayrı oy pusulaları hazırlanacak, zarfa bu pusulalardan biri konacaktır. Yukarıdaki şekilde kullanılmayan oylar geçersiz sayılacaktır. Seçimde mükerrer oy kullanılmaması için gereken altyapı hazırlanmakta olup bu konuda gerekli bütün önlemler alınmaktadır.

17.Seçimler Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Usul ve Esaslarına İlişkin Düzenleme hükümleri gereğince gizli oy ve açık tasnif esasına göre yapılacaktır. Seçim sandıklarından çıkan geçerli veya geçersiz bütün oylar tasnif edilerek sayılacak ve Türkiye Hahambaşısı Seçim Tutanağı’nda belirtilecektir.

Tüm dindaşlarımıza önemle duyurulur.

Türkiye Musevileri Hahambaşısı Seçim Kurulu”

http://www.agos.com.tr/t


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Jeu 4 Mai 2017 - 08:51
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Abdülhamid Yahudi devleti için ne düşünüyordu



Yahudi Cemaati'nin yayın organı Şalom yazarı Deniz Ojalvo'nun Abdülhamid ile ilgili kaleme aldığı yazı dikkat çekti...


TRT'de yayımlanan "Payitaht Abdülhamid" dizinin barındırdığı tarihsel hatalara ilişkin tartışmalar sürerken, Yahudi Cemaati'nin yayın organı Şalom gazetesi yazarı Deniz Ojalvo'nun Abdülhamid ile ilgili kaleme aldığı yazı dikkat çekti.

Ojalvo, yazısında Macar asıllı, hukuk tahsili yapmış olan ve Siyonizm hareketinin önde gelen isimlerinden Viyanalı Yahudi gazeteci Theodor Herzl'e ve onun Abdülhamid'le olan ilişkisine değindi.

"Medyamızdaki tüm saçmalık ve dezenformasyona tek tek cevap vermektense okurlara eksiklerini yukarıda mezkûr kaynaklara rücu ederek tamamlayabilecekleri kısa bir kronoloji ve buna ilişkin yorumlarımı paylaşmayı uygun buluyorum" ifadelerini kullanan Ojalvo'nun yazısının ilgili kısımları şu şekilde:

28 Mart 1896 – Herzl, Viyana’da, Sultan Abdülhamit için çalışan ve onunla iyi ilişkileri olan Polonyalı asilzade Philip Michael Ritter von Newlinski ile tanıştı.

18 Haziran 1896 – Herzl, Kont Newlinski ile beraber ve onun aracılığıyla Sultan Abdülhamit’le görüşmek ümidiyle İstanbul’a geldi.

19 Haziran 1896 – Newlinski Herzl’e Sultan Abdülhamit’in kendisiyle görüşemeyeceğini ve Osmanlı’nın dış borçlarını üstlenmesi karşılığında Filistin’e Yahudi göçüyle toprak verilmesi konusundaki isteklerini kabul edemeyeceğini iletti.

Herzl, anılarında Abdülhamit’in Newlinski eliyle ilettiği mesajı paylaşıyor: “Eğer Sayın Herzl sizinle benimle olduğunuz kadar dostsa ona bu konuda başka girişimde bulunmamasını telkin ediniz. Bir adımlık toprak bile satamam, zira bu topraklar bana değil, milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu savaşarak ve kanıyla sulayarak kazandı. Bizden ancak kanla koparılabilir… Yahudiler milyarlarını saklasınlar. İmparatorluk bölüşüldüğünde Filistin’i bedavaya alabilirler. Ancak cesedimiz paylaşılabilir canlıyken parça koparılmasını kabul etmeyeceğim.”

Herzl, anılarında, bu söylem karşısındaki hissiyatını şöyle ifade ediyor: “Sultanın samimî ve yüce sözleri beni duygulandırdı ve sarstı. Bütün ümitlerimi söndürmesine rağmen ölümü ve parçalanmayı tahmin eden ama buna rağmen son nefesine kadar pasifçe de olsa mücadele etmeye kararlı kaderciliğinde trajik bir güzellik vardı…”

Pekiyi, sonrasında ne oldu?

23 Haziran 1896 – Herzl gazeteci kimliğiyle Sadrazam Halil Rifat Paşa ile yaptığı mülakatta Filistin’de Yahudiler için toprak konusunu açtı.

27 veya 28 Haziran 1896 (16 Muharrem 1314) – Saray Herzl’e Üçüncü Dereceden Mecidiye Nişanı verilmesine karar verdi!

29 Haziran 1896 – Newlinski Mecidiye Nişanı’nı Herzl’e takdim etti.

Neticede, huzura kabul edilmeyen Herzl’in apar topar gittiği söylenemez.

Eylül 1898 – Herzl - Osmanlı lobicisi/İngiliz ajanı Macar asıllı Yahudi Türkolog Arminius Vambery mektuplaşması.

16 Ekim 1898 – Herzl, Almanya İmparatoru II. Kaiser Wilhelm karşılaşabilmek için İstanbul üzerinden Filistin’e doğru yola çıktı.

18 Ekim 1898 – Herzl, İstanbul’da Alman İmparatoruna Yıldız Sarayında tahsis edilen köşkte, kendisiyle yüz yüze görüştü ve Yahudilerin Filistin’e yerleştirilmesi gereğini anlattı. İmparator Herzl’e, “Bana tek kelimeyle Sultan’dan neyi istemem gerektiğini söyle” dedi. Herzl’in cevabı, “Bir arazi şirketi, Alman himayesi altında bir arazi şirketi” oldu.

29 Ekim 1898 – Herzl, Kudüs’e gitmekte olan Alman İmparatorunu yolu üzerindeki ziraat okulu Mikveh İsrael’de bando mızıkalı törenle karşılattı.

1 Nisan 1899 – Herzl ile Abdülhamit arasındaki teması sağlayan Newlinski İstanbul’da öldü.

16 Haziran 1900 – Herzl Newlinski’den boşalan yeri Abdülhamit’in Avrupa’daki lobicisi Vambery ile doldurmak için Vambery’yi Güney Tiroller’deki Mülbach kentinde ziyaret etti.

18 Eylül 1900 – Herzl Vambery’yi Macaristan’daki Peşte’de ziyaret etti. Vambery ona Abdülhamit’in kendisini 1901 Mayıs’ında huzura kabul edeceğinin sözünü verdi.

13 Mayıs 1901– Herzl İstanbul’a geldi.

17 Mayıs 1901– Herzl Abdülhamit’in huzuruna çıktı.

Sultan ona, “Ben daima Yahudilerin dostu olmuşumdur, daima da öyle kalacağım. Gerçekten ben sadece Müslümanlara ve Yahudilere dayanmaktayım. Diğer tebaam hakkında aynı emniyeti besliyorum diyemem” dedi. Abdülhamit zulüm gören Yahudilerin iltica edebilmeleri için imparatorluğun bütün sınırlarını Yahudilere açık tuttuğunu söyledi. Bu da Sultan’ın 1896 yılındaki meşhur tutum beyanının aralarındaki dostluğu zedelemediğine işaret ediyor.

18 veya 19 Mayıs 1901 (29 Muharrem 1319) – Saray Herzl’e Birinci Dereceden Mecidiye Nişanı verilmesine karar verdi! (5 sene arayla verilen ikinci nişan)

21 Mayıs 1901 – Herzl İstanbul’dan ayrıldı ve günlüğüne Abdülhamit’e ilişkin şu notu düştü: “Sultan’ın benim üzerimde bıraktığı intiba onun zayıf, gevşek fakat tamamen iyi bir insan olduğudur. Onun korkunçluğuna da inanmıyorum, sinsiliğine de. Onu daha çok soyguncular ve reziller, dejenerelerden müteşekkil bir çemberin içinde derinden bedbaht bir mahpus gibi görmekteyim. Bu çevredir ki her türlü rezilliği yapmakta ve onun namına yapmış gözükmektedir. …Yıldız Sarayı kliği tam bir mücrimler çetesidir. İcra ettikleri her cürümden sonra şuraya buraya dağılıyorlar ve sanki her şey hükümdar adına yapılmış gibi hiç kimse mesul olmuyor.”

Kasım 1901 – Herzl Abdülhamit’e hediye edilmek üzere ilk Eski Türkçe harfli daktiloyu imal ettirdi.

26 Aralık 1901 – İsviçre’nin Basel kentinde 5. Siyonist Kongre başladı. Ergun Göze’nin kitabının 320. sayfasında 1902 yılının ocak ayındaki Kongre’den Sultan Abdülhamit’e bağlılık telgrafı gönderildiği, Herzl’in başkan sıfatıyla çektiği telgrafa Sultan’ın teşekkür ettiği ve bunun Herzl’in Kongre nezdindeki durumunu kuvvetlendirdiği kayıtlı.

5 Şubat 1902 – Herzl’e acilen İstanbul’a gelmesi için telgraf çekildi.

15 Şubat 1902 – Herzl dördüncü kez İstanbul’a geldi.

19 Şubat 1902 – Saray, Yahudilerin Anadolu, Suriye ve Mezopotamya dahil ancak Filistin hariç her yerde yerleşim faaliyetinde bulunabileceğini ifade etti.

Neticede Herzl, Yahudilerin Filistin’e yerleştirilmesini gözetecek ve Osmanlı adına madenleri işletip borçlarını üstlenecek bir Osmanlı-Yahudi şirketinin kurulması konusundaki teklifini kabul ettiremeden İstanbul’dan ayrıldı.

3 Mayıs 1902 – Herzl, Abdülhamit’e Kudüs’te bir İbrani Üniversitesinin kurulmasını önerdi. Böylece Osmanlı talebelerinin tahsilleri için yurt dışına gitmeleri gerekmeyecekti. (Bu üniversite 1918 yılında kurulacaktı. Hayfa kentindeki Teknik üniversitenin kuruluşu ise Osmanlı idaresinde 1912 yılında gerçekleşecekti)

5 Temmuz 1902 – Londra’daki Türk Büyükelçiliğinden Herzl’e derhal İstanbul’a gitmesi söylendi.

25 Temmuz 1902 – Herzl tekrar, beşinci ve son kez, İstanbul’a geldi.

28 Temmuz 1902 – Herzl Abdülhamit’e verdiği raporda Osmanlı borçlarının yapılandırılmasına yönelik 30 milyon Sterlinlik bir anlaşma karşılığında (Sultan’ın en başta önerdiği) Mezopotamya ve Filistin’in bir parçasında iskân (yerleşme) izni veya ayrıcalığı talep etti.

2 Ağustos 1902 – Tecrübeli siyasetçi Abdülhamit Herzl’i Fransızlarla yürüttüğü pazarlıklarda bir koz gibi kullandı.

Neticede, Fransa Maliye Bakanı Maurice Rouvier Abdülhamit’e uygun şartlarla anlaşmaya varınca Herzl’in girişimleri boşa çıkmış oldu.

Mabeyin teşrifatçısı İbrahim Bey İstanbul’u terk etmeye hazırlanan Herzl’e “Size Zat-ı Şâhânenin son derece sempatisi ve hürmeti vardır. Sizin kavminiz için yapmak istediğiniz asil bir şeydir. Siyonizm esasen asildir” dedi.

Abdülhamit'in Siyonistler için “Teklifleri devletin Düyun-u umumiyesini (genel borçlarını) kâmilen deruhte (tümüyle üstlenmek) etmek idi. Güzel bir şey. Zira Düyun-u Umumiye bir gün gelip de borçlarımızı ödeyemezsek devletin maliyesini murakabeye (denetime) almak gibi bir tehlike mevcuttur” dediğini aktaran Ojalvo, "Abdülhamit, tahttan indirilişinin ikinci yılında (1911) doktoru Atıf Hüseyin’e “Eminim zamanla (Yahudiler) Filistin’de kendi devletlerini kurmayı başaracaklardır” sözüyle gidişatın nereye varacağını görmüştür. Umarım medyamız yukarıdaki gerçekleri okurlara ve seyircilere çarpıtmadan iletme dürüstlüğünü gösterir." ifadelerini kullandı.

Odatv.com

http://odatv.com/abdulhamid-yahudi-devleti-icin-ne-dusunuyordu-0405171200.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 19 Mai 2017 - 07:16
MessageSujet du message: Türk Yahudi Toplumunu Sevindiren Nikah Haberi:Cem Hakko Ve Ronit
Répondre en citant

Türk Yahudi Toplumunu Sevindiren Nikah Haberi:Cem Hakko Ve Ronit Gülcan beraberliklerini Resmiyete Döktü







Onlar da mutluluğa evet dedi!

Vakko Kuruluşları Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko ve 11 yıllık hayat arkadaşı Ronit Gülcan, bu akşam evde kendi aralarında, sadece kardeşlerinin eşlik ve şahitlik ettikleri küçük bir törenle birlikteliklerini resmiyete taşıdılar.


Uzun zamandır planladıkları ama her ikisinin de iş yoğunluğundan fırsat bulamadıkları bu küçük seremoni sonrasında çift, yelkenli tekneyle iki günlük kısa bir seyahate çıkıyor.

http://www.sozcu.com.tr/hayatim/exclusive/onlar-da-mutluluga-evet-dedi/][url]http://www.sozcu.com.tr/hayatim/exclusive/onlar-da-mutluluga-evet-dedi/[/url]


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 19 Mai 2017 - 07:21
MessageSujet du message: Türk Yahudi Toplumu ;Rav Haleva'ya Bir Dönem Daha SENİNLEYİZ Dedi
Répondre en citant

Türk Yahudi Toplumu ;Rav Haleva'ya Bir Dönem Daha SENİNLEYİZ Dedi








Türkiye Yahudi toplumu İstanbulun çeşitli sinagogları başta olmak üzere, İzmir, Ankara, Adana, Antakya, Hatay, Bursa, Çanakkale, Kırklareli´nde kurulan sandıklarda oy kullandılar.

Türkiye Yahudileri hahambaşı seçimi için 14 Mayıs Pazar günü sandık başına gittiler. Seçim sonucunda halen hahambaşı olarak görevini sürdüren Rav İsak Haleva yeniden seçildi. Twitter’dan paylaşılan resmi olmayan sonuçlara göre, Rav Haleva tek aday olarak girdiği seçimde kullanılan toplam 2755 oyun 2701’ni aldı.

Oyunu Yahudi Bayramı Lag Ba Omer dolayısı ile tarihi Edirne Sinagogunda kullanan Türk Yahudi Toplumu Başkanı İshak İbrahimzadeh şunları belirtti:

"Seçimimizi huzur ve keyif içerisinde yapıyoruz. Dönemler boyunca devam ettirme keyfini yaşayacağız. Türkiye'de cemaatimizin olduğu her yerde oy kullanıyoruz. İstanbul'un çeşitli sinagoglarında, İzmir, Ankara, Adana, Antakya, Hatay, Bursa, Çanakkale, Kırklareli'nde oy kullanılıyor. Edirne'de nüfusumuz olmamasına rağmen bayramımız dolaylısıyla Edirne Büyük Sinagogu’na geldik. Aynı zamanda bayramımızı burada yaptık ve böylece buraya gelen halkımız oyunu kullandı. Bu sinagogumuzu da eski canlılığına kavuşturmak için çalışıyoruz. Halkımız da buna teveccüh ettiler."

http://www.agos.com.tr


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 861
Point(s): 70 807
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 19 Mai 2017 - 07:36
MessageSujet du message: İDDA Yahudi Kavminin Bir Kısmının Vaad Edilmiş Topraklardan, Anahitin
Répondre en citant

İDDA ;Yahudi Kavminin Bir Kısmının Vaad Edilmiş Topraklardan, Anahitin Ülkesine Getirlilerek İSKAN Edilmesini Ermeniler (Mi) yaptı ?






İsrail’den Anadolu’ya getirilen Yahudi esirler


Asur İmparatoru 2. Sargon, milâttan önce 721 yılında, Kuzey İsrail Krallığını ele geçirerek, burada yaşayan İsrailoğullarının on kabilesini Asur topraklarına sürdü. Onları, Habor nehri kıyısındaki Halah’a ve Gozan nehri kıyısındaki Media’ya yerleştirdi.

İsrail’in kayıp on kabilesi işte bu sürülenlerdir: Reuben, Gad, Aşer, Efraim, Manasseh, Dan, Naftali, İssahar, Simeon ve Zebulon.

Asur sürgününden itibaren bu on İsrail kabilesi tamamen yok oldu, tarihteki izleri de silindi.

*

Kuzey İsrail Krallığı yıkılmış, Güney İsrail Krallığı ayakta kalmıştı. Yaklaşık 120 yıl sonra, Babil İmparatorluğu tehlikesi baş gösterdi.

Babil İmparatoru Nebukadnezar (Buhtunnasır), Kudüs’ü ele geçirmek için, hem Güney İsrail Krallığına hem de İsrail’in müttefiği Mısır İmparatorluğuna aynı anda savaş açtı.
Doğu Ermenistan Kralı Hıraçya (Hracheye), Babil İmparatorluğunun müttefiki olarak bu sefere büyük bir ordu ile iştirak etmişti.

Kudüs şehri, milâttan önce 16 Mart 597 tarihinde, Babil İmparatorluğu tarafından zapt edildi.

Böylelikle, Yahudilerin Babil sürgünü başladı.

İlk seferde Güney İsrail Kralı Jehoiachin (Jeconiah), tüm ailesi ve üç bin elit Yahudi Babil’e sürüldü.

Kral Jehoiachin’in yerine amcası Zedekiah (Tzidkiyahu), Babil İmparatoru Nebukadnezar tarafından Güney İsrail Kralı yapıldı.

21 yaşındaki genç Kral Zedekiah bir müddet sonra Babil İmparatoru Nebukadnezar'a karşı ayaklandıysa da, kanlı bir ayaklanma ve ardından uzun bir kuşatma sürecinden sonra Kudüs tekrar Nebukadnezar'ın eline geçti.

Başkent Kudüs’ü yeniden ele geçiren Babil İmparatoru Nebukadnezar, Hazreti Süleyman’ın yaptırdığı Tanrı’nın tapınağını, sarayları ve köşkleri yıktırdı, şehri tamamen ateşe verdi. Daha sonra da Kudüs’teki tüm evler yerle bir edildi. Şehirde taş üzerinde taş bırakmadı.

Sağ kalan İsrailoğulları, özellikle soylular ve zanaatkârlar Babil’e sürgün edildi. (m. ö. 587).

Babil İmparatoru Nabukadnezar, Kudüs seferine çok sayıda Ermeni askerle iştirak eden ve savaşta büyük yararlılık gösteren Ermeni Kral Hıraçya’nın hizmetini unutmamıştı.

İlk seferde üç bin, ikinci seferde on bin Yahudiyi sürgün olarak Babil’e götüren Nabukadnezar, esirler arasından beş bin Yahudiyi, köle olarak değerlendirmesi amacıyla Hıraçya’ya hediye etti.

Ermeni Kralı Hıraçya, beş bin Yahudi esir yanında olduğu hâlde, Doğu Anadolu’ya geri döndü. Böylelikle, sürgün edilen İsrailoğullarının bir bölümü, Ermeniler arasında Anadolu’da esir hayatı yaşamaya başladı.

*

İskender’in ölümünden sonraki dönemde Anadolu’nun doğusunda ve batısında güçlü bir imparatorluk kalmamıştı. Bu durumdan faydalanarak büyüyen Ermeni Krallığı tarihteki en geniş sınırlarına Kral 2. Dikran (2. Tigranes - Büyük Dikran) döneminde ulaştı.

Milâttan önce 95 - 55 yılları arasında Doğu Anadolu topraklarında hüküm süren Kral 2. Dikran, yukarı Mezopotamya ve Suriye'ye doğru yayılma siyaseti izledi. Sınırlarını bugünkü Lübnan'ın güneyine dek genişletmeyi başaran Kral 2. Dikran, başkentini Diyarbakır yakınlarında kurduğu Tigranakert’e taşımıştı (Günümüzde Diyarbakır’a bağlı olan Silvan ilçesi ve civarı).

Egemenliğini Lübnan’a kadar genişleten Ermeni Kralı 2. Dikran, Kudüs civarına bir sefer düzenledi ve esir aldığı binlerce Yahudiyi sürgün ederek Doğu Anadolu bölgesine yerleştirdi.

Sürgün edilen Yahudiler, Ermeni Krallığının başkenti Tigranakert surlarının yapımında çalıştırıldı.


İlhami Yangın

http://www.superhaber.tv/israilden-anadoluya-getirilen-yahudi-esirler-57162-makale


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Sam 20 Mai 2017 - 09:07
MessageSujet du message: İsrail Devleti’nin Bağımsızlık Günü’nde 3 unutulmaz insana ödül
Répondre en citant

İsrail Devleti’nin Bağımsızlık Günü’nde 3 unutulmaz insana ödül






İsrail Devleti’nin kuruluşunun yıldönümü münasebetiyle İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen tarafından verilen resepsiyonda yıllardır pek alışık olmadığımız bir tarzda büyük bir kadirbilirlik sergilendi.

Shai Cohen tarafından ülkemizin önemli şahsiyetlerinden Üzeyir Garih’e, İshak Alaton’a ve Jak Kamhi’ye başarı ödülü verildi. Garih ve Alaton vefat ettiğinden onların ödüllerini kızları aldı. Jak Kamhi’nin ödülünü ise oğlu Cefi Kamhi aldı.

Önce bilmeyenler için konuyu biraz açmam gerekir. Garih ve Alaton, Türkiye’nin önemli sanayicilerindendi. İkisi de Musevi orijinli Türk vatandaşıydı. Onları sıradan sanayici olarak değerlendirmek eksik olur, şık olmaz. Zira onlar Türkiye’nin istikrarına kendilerini adamış insanlardı. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde emsalsiz hizmetleri olmuştu. Türkiye’nin batı ile ilişkilerinde ellerini daima taşın altına koyabilmiş ender kişilerdi. Demokrasi gönüllüsüydüler. Hizmetten hiç kaçmamışlar aksine kendilerini ülkemizin sıkıntılı anlarında vazifeli addederek görev üstlenmişlerdi. Aldıkları ödül, kızlarını duygulandırdı, bizlere de kadirbilir insanların hâlâ var olduğunu hatırlattı.

Jak Kamhi’ye gelince, Tanrı’ya şükürler olsun hayatta. Bu millete verdiği hizmetler devletin arşivlerindedir. 1974 yılında Kıbrıs harekâtımız dolayısıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nin koyduğu ambargonun kaldırılması konusunda, Senato’da ve Kongre’de sarf ettiği çalışmalar insanüstüdür. Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkilerindeki hizmetleri her türlü takdirin ve övgünün üzerindedir. Yahudilerin İspanya’dan ülkemize gelişlerinin 500. yıldönümünde Amerika’da, Avrupa’da, Türklerin misafirperverliğini kapı kapı gezerek anlatan Jak Kamhi’den başkası değildi. Hâsılı Türkiye’nin uluslararası alanda sayısız problemini çözen ve sıkıntılarını ortadan kaldıran efsane bir kişiliğin sahibi olan Jak Kamhi’ye verilen ödülü oğlu Cefi Kamhi alırken olağanüstü duyguluydu.

Jak Kamhi de, Üzeyir Garih de, İshak Alaton da evrensel şahsiyetlerdir. Onlar Türkiye’nin olduğu kadar insanlığın da yüz aklarıdır.

Bir resepsiyonu bir vefa bayramına taşıyan İsrail Başkonsolosu Shai Cohen’i kutluyorum.

Ve izninizle kendime de küçük bir pay çıkarıyorum. Hem Üzeyir Garih hem de Jak Kamhi, başkanlığını yaptığım Marmara Grubu Vakfının kurucu üyeleridir. Ve muhterem Jak Kamhi, Marmara Grubu Vakfımızın Onursal Başkanı’dır.

Hâsılı insanlık onlara borçludur. Dolayısıyla onlara ne yapılsa azdır.

* Marmara Grubu Vakfı Başkanı

Dr. Akkan Suver

http://www.salom.com.tr/haber-103171-Israil_devletinin_bagimsizlik_gununde__3_unutulmaz_insana_odul.html


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Sam 20 Mai 2017 - 09:17
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

İş dünyasının İsrail çıkarması



İSRAİL İstanbul Başkonsolosu Shai Cohen, çok büyük bir Türk işadamı heyetinin İsrail’e gideceğini duyurdu.Cohen, “Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) organizasyonuyla 90 Türk şirketinden 100’ün üzerinde işadamı 15 Mayıs’ta İsrail’de olacak” dedi. İsrail’in kuruluşunun 69’uncu yıl dönümü nedeniyle İsrail Başkonsolosluğu tarafından İstanbul’da düzenlenen resepsiyonda Shai Cohen, 15 ve 17 Mayıs arasında Türkiye’den bugüne kadarki en büyük işadamları delegasyonu İsrail’e gideceğini söyledi. Cohen, “Bu büyüklükte bir iş heyeti daha önce hiç gelmemişti. Biz de İsrail’de B2B toplantıları organize edeceğiz. 23 Mayıs’ta İstanbul Sanayi Odası’yla birlikte ‘İnovasyon Günü’ düzenliyoruz. 8 milyar dolar ticaret potansiyeli var ama 4 milyar dolardayız” diye konuştu. Törende ayrıca bugüne dek İsrail ve Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmesine en fazla katkıda bulunmuş üç işadamı adına İshak Alaton adına kızı Leyla Alaton’a, Üzeyir Garih’in kızı Dalia Garih’a, Jak Kamhi adına da oğlu Cefi Kamhi’ye ödül verildi.

İpek YEZDANİ

http://www.hurriyet.com.tr/is-dunyasinin-israil-cikarmasi-40455169


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 926
Point(s): 2 480
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Ven 7 Juil 2017 - 08:22
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Türk Yahudileri İsrail'de yarışacak



2 gün sonra 20. Yahudi Olimpiyatları sayılan MACCABİAH OYUNLARI 80 ÜLKE Yahudilerinin katılımı ile başlayacak.

Bu oyunlara 10 bin sporcu 47 spor dalında 3 bin karşılaşma ile 2100 madalya için yarışacak.

Türk Yahudileri de bu karşılaşmalarda gururla Türk Bayrağını ve ait oldukları Türkiye için mücadele edeceklerdir.

Türk kafilesi bugün günü oyunlara katılmak için İsrail’e geldi.

Maccabiah ne demek kısa bir açıklama gerekir sanıyorum…

Yahudi Tarihinde M.Ö. Kudüs yakınlarında bulunan şehir Yunan (Bizans) tarafında işgal edildi. Ve Yahudiler domuz kurban etmeye zorlandı. O yörenin en büyük ailesi olan HAŞMONAİM Ailesinin Reisi Matatyahu, buna karşı çıktı ve oğulları ile birlikte Yunanlılara karşı çıktılar.

O dönemde Yunanlılar 40 bin kişilik bir düzenli orduya sahip iken Yahudiler sadece 12 bin kişilik bir erkek mevcudu ile savaşa girdi. Olayların başlangıç tarihi M.Ö.167 yılı olup bu bezdirici savaş 25 yıl sürdü. İki tarafta ağır kayıplar verdi. Ailenin büyük oğlu YEHIDA bu savaşta gösterdiği başarılardan dolayı kendisine MACABİ (ÇEKİÇ) ünvanı verildi.

Savaş M.Ö. 142 yılında Yunan komutanı Dimitrios Selokos’un barış imzalayarak bölgeden çekilmesi ile son buldu. Ve bu oyunlara onun adına atfen Maccabiah Oyunları adı verildi.

İlk Maccabiah 1929 yılında Avrupa’da PRAG şehrinde gerçekleştirildi. İsrail Maccabiah oyunlarının fikir babası ise YOSEF YEKUTİYEL isimli eski Rusya İmparatorluğu’nda Breza Kartozka’da 1897’de doğmuş olan bir spor adamıydı. Bu fikri kabul ettirmek için Prag’daki 1929 oyunlarında ortaya koymuş ve ilk Maccabiah İsrail topraklarında Yunanlıların Maccabiler tarafından yenilmesinin üzerinden 1800 yıl geçtikten sonra 1932 yılında gerçekleştirildi.

İkinci Maccabiah 1935 yılında

Üçüncüsü ise 1940 yılında gerçekleştirildi.

4. Maccabiah 1953

5. Maccabiah 1957

6.Maccabiah 1961

7.Maccabiah 1965

8.Maccabiah 1969

9.Maccabiah 1973

10. Maccabiah 1977

11. Maccabiah 1981

12. Maccabiah 1985

13. Maccabiah 1989

14. Maccabiah 1993

15. Maccabiah 1997

16. Maccabiah 2001

17. Maccabiah 2005

18. Maccabiah 2009

19. Maccabiah 2013

20. Maccabiah 2017 Yani bu yıl gerçekleştirilecek.

Bu yılki Yahudi olimpiyatları bu akşam gerçekleştirilecek ve değişik otellerde verilecek Hoşgeldiniz partileri ile başlayacak.

Yarın gece ise Hayfa yolunda inşa edilen Olimpiyat köyünde sporcular ağırlanacak ve birbirleri ile kaynaşması sağlanacak.

06 Temmuz gecesi saat 20.00 de Kudüs TEDDY stadyumunda oyunların resmi açılışı oldukça görkemli bir şekilde yapılacak. 20. Maccabiah oyunları dünyanın dört bir yanından gelmiş 10 bin Yahudi sporcu ve 30 bin davetli ile gerçekleştirilecek.

Açılış görüntülerini ve Türk ekibinin katılımını iletmeye çalışacağız. Katılan bütün sporculara başarılar dileriz. Hep bu türden haberle vermek dileği ile…

17.07.2017 GECESİ İSE OYUNLARIN KAPANIŞ GECESİ

Yarın Maccabiah Oyunlarında TÜRK YAHUDİLERİ ve başarıları...

Rafael Sadi

Odatv.com

http://odatv.com/turk-yahudileri-israilde-yarisacak-0407171200.html


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 21:27
MessageSujet du message: Musevi Cemaati

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet Aller à la page: <  1, 2, 3 … , 12, 13, 14  >
Page 13 sur 14
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com