Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Musevi Cemaati
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul Aller à la page: <  1, 2, 312, 13, 14
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
guest



Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 940

MessagePosté le: Ven 7 Juil 2017 - 08:22
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

Revue du message précédent :

Türk Yahudileri İsrail'de yarışacak



2 gün sonra 20. Yahudi Olimpiyatları sayılan MACCABİAH OYUNLARI 80 ÜLKE Yahudilerinin katılımı ile başlayacak.

Bu oyunlara 10 bin sporcu 47 spor dalında 3 bin karşılaşma ile 2100 madalya için yarışacak.

Türk Yahudileri de bu karşılaşmalarda gururla Türk Bayrağını ve ait oldukları Türkiye için mücadele edeceklerdir.

Türk kafilesi bugün günü oyunlara katılmak için İsrail’e geldi.

Maccabiah ne demek kısa bir açıklama gerekir sanıyorum…

Yahudi Tarihinde M.Ö. Kudüs yakınlarında bulunan şehir Yunan (Bizans) tarafında işgal edildi. Ve Yahudiler domuz kurban etmeye zorlandı. O yörenin en büyük ailesi olan HAŞMONAİM Ailesinin Reisi Matatyahu, buna karşı çıktı ve oğulları ile birlikte Yunanlılara karşı çıktılar.

O dönemde Yunanlılar 40 bin kişilik bir düzenli orduya sahip iken Yahudiler sadece 12 bin kişilik bir erkek mevcudu ile savaşa girdi. Olayların başlangıç tarihi M.Ö.167 yılı olup bu bezdirici savaş 25 yıl sürdü. İki tarafta ağır kayıplar verdi. Ailenin büyük oğlu YEHIDA bu savaşta gösterdiği başarılardan dolayı kendisine MACABİ (ÇEKİÇ) ünvanı verildi.

Savaş M.Ö. 142 yılında Yunan komutanı Dimitrios Selokos’un barış imzalayarak bölgeden çekilmesi ile son buldu. Ve bu oyunlara onun adına atfen Maccabiah Oyunları adı verildi.

İlk Maccabiah 1929 yılında Avrupa’da PRAG şehrinde gerçekleştirildi. İsrail Maccabiah oyunlarının fikir babası ise YOSEF YEKUTİYEL isimli eski Rusya İmparatorluğu’nda Breza Kartozka’da 1897’de doğmuş olan bir spor adamıydı. Bu fikri kabul ettirmek için Prag’daki 1929 oyunlarında ortaya koymuş ve ilk Maccabiah İsrail topraklarında Yunanlıların Maccabiler tarafından yenilmesinin üzerinden 1800 yıl geçtikten sonra 1932 yılında gerçekleştirildi.

İkinci Maccabiah 1935 yılında

Üçüncüsü ise 1940 yılında gerçekleştirildi.

4. Maccabiah 1953

5. Maccabiah 1957

6.Maccabiah 1961

7.Maccabiah 1965

8.Maccabiah 1969

9.Maccabiah 1973

10. Maccabiah 1977

11. Maccabiah 1981

12. Maccabiah 1985

13. Maccabiah 1989

14. Maccabiah 1993

15. Maccabiah 1997

16. Maccabiah 2001

17. Maccabiah 2005

18. Maccabiah 2009

19. Maccabiah 2013

20. Maccabiah 2017 Yani bu yıl gerçekleştirilecek.

Bu yılki Yahudi olimpiyatları bu akşam gerçekleştirilecek ve değişik otellerde verilecek Hoşgeldiniz partileri ile başlayacak.

Yarın gece ise Hayfa yolunda inşa edilen Olimpiyat köyünde sporcular ağırlanacak ve birbirleri ile kaynaşması sağlanacak.

06 Temmuz gecesi saat 20.00 de Kudüs TEDDY stadyumunda oyunların resmi açılışı oldukça görkemli bir şekilde yapılacak. 20. Maccabiah oyunları dünyanın dört bir yanından gelmiş 10 bin Yahudi sporcu ve 30 bin davetli ile gerçekleştirilecek.

Açılış görüntülerini ve Türk ekibinin katılımını iletmeye çalışacağız. Katılan bütün sporculara başarılar dileriz. Hep bu türden haberle vermek dileği ile…

17.07.2017 GECESİ İSE OYUNLARIN KAPANIŞ GECESİ

Yarın Maccabiah Oyunlarında TÜRK YAHUDİLERİ ve başarıları...

Rafael Sadi

Odatv.com

http://odatv.com/turk-yahudileri-israilde-yarisacak-0407171200.html
Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Ven 7 Juil 2017 - 08:22
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 866
Point(s): 70 817
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Lun 24 Juil 2017 - 20:23
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 24 Temmuz 2017 )





Agos Gazetesinde yer alan habere göre, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, İsrail hükümetinin Mescidi Aksa için aldığı kararı protesto edenlerin İstanbul’daki sinagoglara saldırmasına dair Başbakan Binali Yıldırım’a sunduğu soru önergesinde şu ifadeler yer aldı: “İstanbul Alperen Ocakları, 20 Temmuz 2017 akşam saatlerinde, Neve Şalom Sinagogu önünde gösteri yapmış, tekmeler ve taşlarla Sinagog’a saldırmıştır. Bu olaydan bir gün önce, 19 Temmuz tarihinde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ‘Tarihte Peygamber katledenler, El-Halil’de oynadıkları oyunu Mescid-i Aksa’da da oynamak istiyor’ dedi…” Paylan’ın önergesinde yer alan yedi soru haberde yer alıyor….Ayrıca, 22 Temmuz Cumartesi günü, Türkiye Yahudi toplumunun en eski sinagogu olan Balat’taki Ahrida Sinagogu’na da saldırıda bulunuldu…..


http://www.agos.com.tr/tr/yazi/18995/paylan-sinagog-saldirilari-icin-onerge…

http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/07/24/feym-grubu-mesaji-ermeni-faaliyetleri-24-temmuz-2017/


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 940
Point(s): 2 516
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Mer 27 Sep 2017 - 19:12
MessageSujet du message: Musevi Cemaati
Répondre en citant

"Üstü kapalı bize tehdit"



İbrahimzadeh, İstanbul’da bir altgeçide IKBY Başkanı Mesut Barzani’yi “Yahudi asıllı” diye niteleyerek tehdit eden ifadelerin yer aldığı pankartın fotoğrafını paylaştı. İbrahimzadeh olaya ilişkin, “Üstü kapalı (?) bize tehdit!” dedi.

Türk Musevi Cemaat Başkanı İshak İbrahimzadeh, Twitter hesabından İstanbul Beşiktaş’ta Balmumcu Mahallesi’nde bir altgeçide asılan ve üzerinde büyük harflerle “Yahudi asıllı Barzani, biz senin kim olduğunu ve amacının Kürdistan değil büyük İsrail olduğunu biliyoruz. Bir gece ansızın geleceğiz” sözlerinin yazılı olduğu pankartın fotoğrafını paylaştı. İbrahimzadeh, olaya ilişkin tepkisini, “Adamın Yahudilikle alakası yok ama maksat Yahudiliği kullanarak ‘nefret’ e haklılık kazandırma arayışı. Üstü kapalı (?) bize tehdit!” sözleriyle gösterdi.



http://odatv.com/ustu-kapali-bize-tehdit-2709171200.html


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 940
Point(s): 2 516
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Dim 8 Oct 2017 - 07:58
MessageSujet du message: Yahudilerin bayramları
Répondre en citant

Yahudilerin bayramları







Elimden geldiğince sizlere Yahudi bayramları hakkında kısa konu başlıkları vermek istiyorum. Toplumların birbirlerini tanımaları açısından sadece yararı olabilir. Bazı okurlarım buna algı operasyonu da diyebilirler, bana casus gözü ile bakanlara da “öyle olsun” demekten başka çare bulamıyorum. Bunlar hep birbirimizi yeterince tanımamaktan ileri gelen sorunlardır.





"SUKOT" YANİ ÇARDAKLAR BAYRAMI


Mısır esareti kurtuluşundan sonra çöllerde açlıkta yaşayan İsrailoğullarını anımsamak için kutlanan Sukot, (Çardaklar Bayramı) Tişri ayının 15. gününde başlar. Bayram 8 gün sürer, ilk iki gün ve son iki gün Yomtov, diğer günler Hol ha Moed (iş yapılmasına izin verilen günler) olarak kabul edilir.





Sukot'tan hemen sonraki 8. gün (diasporada 9. gün) Şemini Atzeret adını alır. Bugün de Yomtov olarak kutlanır. İkinci günün adı aynı zamanda Simha Tora'dır (Tora'nın sevinci) İsrail'de "Şemini Atzeret" ve "Simha Tora" aynı günde kutlanır.
 
Meraklılar, metnin tamamını buradan bulabilir.1



Anlatmak istediğim ise, çocukluğumun geçtiği Galata, Kasımpaşa, Şişhane üçgenindeki "Bayram" günleri idi. Çocuklar için oldukça neşeli geçerdi bu bayram, okullar tam 8 gün kapalıydı. Eh İstanbul’daki Yahudi okulunda okuyorsanız, 8 tam gün okul yoktu. Hoş, Fransız okullarındaki Yahudi çocuklar ise en şanslı talebelerdi. Müslüman, Hristyan ve de Yahudi bayramlarında tatildeydiler. Ne zaman okula giderlerdi acaba?

Gelenekler çerçevesinde Sukot (Çardaklar) bayramlarında tahta ve bezlerden yapılmış çardaklar okutup yemek yenmesi gerekir. Birçoğumuzun evlerinde bahçe olmadığı için çardaklar sadece sinagoglarda tesis edilir ve sinagog cemaatinin getirdikleri yemekler dualar okunduktan sonra hep birlikte yenirdi. Yemek derken, üzüm (Çardak varsa üzüm olmalıydı) börekler, peynir ekmek (Peynir varsa salam ve sucuk olmaz. Et ve süt ürünleri aynı sofrada yer alamaz) ve Allah ne verdiyse; ha birde yumurta daima vardır; haşlanmış olarak...(Doyursun diye sanırım)

Bizim gidebildiğimiz sinagoglar; Neve Şalom (Kuledibinde) Apollon (Kuledibinde), orada Syka var mıydı, pek hatırlamıyorum. Zülfaris Sinagogu (Karaköy) rahmetli babam bu sinagogun müdavimiydi, hatta adını aldığım büyük babamın geleneksel vasiyetini devam ettirerek, Kippur günüde TEVA’ya davet edildiğinde (Teva- Tevrat okunan kürsü) adet olduğu üzere herkes bir miktar bağış yapar. Babamın bağışı da kendine göre gelenekseldi ve “Sukka” için gerekli üzüm, ekmek vs. yiyecekleri bağışlardı.


DUALAR İLE BİRLİKTE İKİ KADEH RAKI İÇİLİR


Her gece çardakta yemek yemek gerekmesine rağmen her gece gidemezdik. Eh bizim aile o kadar da dindar değildi. Bir keresinde ailece maalesef artık mevcut olmayan yıkılmış olan bir sinagoga götürdü bizi babam. Adeta yazlık bir sinagogdu. Unkapanı Sinagogu. Haliç’in sahilinde bir yalıcık gibi duran ayaklarınızı, güvertesinden salarsanız suya değecek olan bir daha da böylesi bir sinagog göremediğim ve bu sinagogun ne resimlerini nede filmini çekemediğim için hayıflanır dururum. Babamın tanıdığı olan sinagogun Ganay’ı (Yöneticisi) Bay Jak Kastoryano idi soyadı, yanılmıyorsam ve kendisi buzdolapçıydı. Babama, sinagogun Sukot gecesine mümkün olduğu kadar misafir getirmesi ricasında bulunmuştu. Babam da ne kadar akraba varsa hepsini sinagoga getirmişti. Dün gibi hatırlıyorum. Minha ve Arvit dualarını müteakiben (Akşam duaları Yahudilikte 3 vakit dua vardır: Sabah, ikindi ve akşam) sinagogun terasında kurulan çardak ve sofralarda duası okunmuş üzümler ve bin bir çeşit yemekler anlatılan fıkralar ve sohbetler ile buzlu rakılarla beraber tüketilmişti. Yahudilikte alkol yasağı yoktur. Bu nedenle dualar ile birlikte ifrata kaçmamak şartı ile bir iki kadeh rakı afiyetle götürülür.


Ha bir de Sukot bayramını simgeleyen 4 çeşit ürün vardır ve bu ürünler her Yahudinin bu bayramda bulundurması ve duasını okuması gerekir.





Etrog


Bir çeşit narenciye, Bereket sembolüdür.





Lulav


Hurma yapraklarının filizlerinden yapılır ve cetvel gibi düz olmalıdır. Yaşamımızın düzgün olması gerektiğini simgeler.





Adas


Mercimek. Asla yemeksiz kalmamamızı simgeliyor.





Arava söğüt ağacı yaprakları


Bunlar benim izahatlarım olsa da pek takmayın. "Sevivon" adlı dini web sitesi ise şöyle açıklıyor:


1. Etrog'un güzel bir kokusu ve güzel bir tadı vardır. Hem iyi hareketlerde bulunan hem de Tora bilgisi olan kişiyi simgeler.


2. Hadas'ın (Mersin ağacı) güzel kokusu vardır, ancak yenemez. Bu da, Tora bilgisi eksik ama iyi hareketlerde bulunan kişiyi sembolize eder.


3. Lulav (Hurma ağacı) yenebilir ancak kokusu yoktur. Aynı şekilde bu da, Tora bilgisi olup iyi hareketlerde bulunmayan kişiyi simgeler.


4. Arava'nın (Söğüt ağacı) ise ne kokusu ne de tadı vardır. Bu da ne Tora bilgisine sahip ne de iyi hareketlerde bulunmayan kişiyi simgeler.


Bu dini sembollerinde maaliyetleri az değil. Yani bu ürünleri kutsamış olan ve onay vermiş olan Hahamların ünlerine gore fiyatlar farklılık gösterebiliyor. İsrail gazetesi Ynet’in yaptığı araştırmaya göre fiyatlar 75 şekel ile 2500 şekel arasında oynuyor. 1 şekel eşittir 1 TL.
Bu arada üzülerek belirtmek isterim ki, nette yaptığım araştırmada Unkapanı Sinagogu'nun bir resmine rastlayamadım. Sadece aşağıdaki bilgiye rastladım:


"Cibali’de Abdülezel Paşa caddesi üzerinde idi. 1698 de Avram Paşa tarafından yaptırılan bu Sinagog h.1252 (8 Nisan 1837)de II. Mahmut’un fermanı ile tamirine izin verilmiş ve önemli bir onarım geçirmiştir. 1931’de tekrar tamir edilen bina 1968’de bir yangın geçirmiş. 1976’da bir daha onarılmıştır. 18 Temmuz 1985’de ise Haliç ve çevresini düzenleme projesi ile yıkılmıştır. Dört ahşap sütunun taşıdığı çatısı ile Osmanlı mimari unsurları bu binada kullanılmıştı. Teva ortada idi, etrafında ise ikişer sıralı oturma sıraları vardı."


Rafael Sadi / Tel Aviv


Odatv.com


Kaynak:


1- http://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&task=view&id=26…


http://www.uslanmam.com/turk-kulturu/693398-unkapani-sinagogu.html

http://odatv.com/yahudilerin-bayramlarini-bilir-misiniz-0410171200.html


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 940
Point(s): 2 516
Moyenne de points: 2,68

MessagePosté le: Dim 15 Oct 2017 - 07:18
MessageSujet du message: ‘Yahudiler 500 yıldır konuğumuzdur’ saptaması iki bin yıl hata payı
Répondre en citant

‘Yahudiler 500 yıldır konuğumuzdur’ saptaması iki bin yıl hata payı içeriyor












‘Anadolu Yahudileri: Ege’de Yahudi İzleri’ başlıklı kitabın yazarı Dr. Siren Bora'yla kitabını ve Türkiye Yahudilerinin günümüzdeki durumunu konuştuk.

Dr. Siren Bora’nın ‘Anadolu Yahudileri: Ege’de Yahudi İzleri’ başlıklı kitabı Gözlem Gazetecilik’ten çıktı. ‘20. Yüzyılın Başında İzmir’de Yahudiler (1908-1923)’ başlıklı doktora teziyle tarih doktoru unvanı kazanan Bora’nın ilk kitabı ‘İzmir Yahudileri Tarihi 1908-1923’ yine Gözlem Gazetecilik tarafından yayınlanmıştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı serisinden ‘Bir Semt Bir Bina: Karataş Hastanesi ve Çevresinde Yahudi İzleri’ ile ‘Hahambaşı Hayim Palaçi (1788-1868) ve İzmir Yahudileri’ kitapları yayımlanan Siren Bora’nın ‘The Bodrum Jewish Cemetery’ adlı kitabı ise Libra Yayıncılık tarafından İngilizce yayımladı. Siren Bora, halen Batı Anadolu’da ve İzmir’de yaşayan Yahudilere ilişkin araştırma ve çalışmalarını sürdürüyor. Dr. Siren Bora ile kitabından yola çıkarak Türkiye Yahudilerinin günümüzdeki durumuna uzanan bir söyleşi yaptık.

Sizin de kitabın giriş bölümünde belirttiğiniz gibi, özellikle 1992’deki 500. yıl anmalarının ardından Yahudilerin Türkiye topraklarındaki tarihinin sanki 1492’de İspanya ve Portekiz’den Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalan Sefarad Yahudileriyle başladığına dair bir kamuoyu algısı oluştu. Ve bu algı günümüzde de sürüyor. Türkiye’deki tarihçiler arasında da Sefarad Yahudilerinden önce ‘Romaniot’ olarak tanımlanan Roma döneminden bu yana Anadolu’da yaşayan Yahudilerin varlığı biliniyor. Ancak siz kitabınızda Yahudilerin Anadolu’daki varlığını Roma öncesi döneme M.Ö 6. yüzyıla Antikite’ye kadar uzandığı belirtiyorsunuz. Kitabı Mukaddes’te söz edilen Babil Sürgünü’nün ardından Anadolu’ya ilk Yahudi göçünün başladığını belirtiyorsunuz. Kitabınızı henüz okumayan okurlar için bununla ilgili tarihsel ve arkeolojik bulgulardan kısaca söz eder misiniz?

‘Romaniot’ olarak tanımlanan Yahudiler etkin bir biçimde Grekçe kullanıyorlardı. Daha doğrusu Grek harfleri kullanılarak yazılan Grekçe ve İbranice karışımı bir dil. Buna ‘Judeo Grekçe’ de deniliyor. ‘Romaniot’ olarak tanımlanan Yahudiler denilince, neden sadece Roma dönemi Yahudileri akla gelir? Neden Hellen dönemi Yahudileri de akla gelmez? Ya da Grek alfabesi kullanan ‘Romaniot’ Yahudilerinin bu alfabeyi Hellen döneminde öğrenip benimsemiş olabilecekleri düşünülmez?

Yahudi tarihinin başlangıcına ilişkin başlıca kaynak, Kitabı Mukaddes. İ.Ö. 597 ile 582 tarihleri arasında Babil’e sürgün edilen Yahudilerin varlığını, öncelikle Kitabı Mukaddes’ten öğreniyoruz. Aynı zamanda Kitabı Mukaddes, Antikite Yahudi tarihine ilişkin yapılan bir araştırmada baş vurulması gereken önemli bir kaynak niteliğine sahip. Peki, acaba Kitabı Mukaddes’te Babil’e sürgün edilen Yahudilerin Anadolu’ya gidişlerine ilişkin bir bilgi var mı? Kitabı Mukaddes’teki Obadya Kitabı’nda, 20 numaralı ‘pasuk’ta(ayette): “Ve Kenaanlılar arasında olan bu İsrailoğulları ordusunun sürgünleri Tsarefata kadar mülk edinecekler ve Sefaradda olan Yeruşalimin sürgünleri Cenub şehirlerini mülk edinecekler” denilmekte. Peygamber Obadya’nın kehanetlerinden yola çıkarak yaşadığı dönemin, İ.Ö. 6. yüzyıl olduğu düşünülür. İ.Ö. 6. yüzyıl, Kudüs’ün saldırıya uğradığı ve halkının Babil tarafından sürgüne gönderildiği zamana denk gelir. O halde ayette adı geçen Yeruşalim’in sürgünleri Yehudalılar olmalıdır. Öte yandan, aynı Pasuk’ta yer alan Sefarad’ın, Batı Anadolu’daki Sardis kentinin Arami ve Semitik adı olduğu ve Sardis’in Lyd ve Pers dillerindeki adının da Spard(Sfard) olması nedeniyle, Anadolu’ya ilk Yahudilerin Babil Sürgünü sırasında gelmiş olabilecekleri öne sürülür. Bu iddiayı öne sürenler, onu Kitabı Mukaddes’teki Yoel Kitabı 3:6’da yer alan ve İ.Ö. 6. yüzyıla ait olduğu düşünülen bir ayetle destekler: “Yuda ve Yeruşalim’in insanlarını kendi sınırlarından uzaklaştırmak için Yunanlıların oğullarına sattınız”. Bu fikri paylaşanlar arasında Anadolu’daki Yahudi varlığının başlangıcını araştıran önemli teologlar, arkeologlar ve tarihçiler var. Tabii bu görüşe sahip olmalarının başlıca nedeni, sadece Kitabı Mukaddes’te yer alan ayetler değil. Anadolu’daki antik kentlerde yapılan arkeolojik kazılar sonucu elde edilen bazı bulgular da görüşlerini destekliyor. Ya da şu şekilde ifade edeyim. Bulgular, bu görüşün kabul edilebilir bir nitelik kazanmasını sağlıyor. Bu bulgular neler? Anadolu’nun çeşitli coğrafyalarında Aramice yazıtlar bulundu. Kilycia’da, Kapadokya’da, Sivas yakınlarında Lycia’da ve Lydia’nın başkenti Sardis’te. Kitabımın konusu Batı Anadolu Yahudileri olduğuna göre tabii ki burada bizi ilgilendiren bulgular Sardis bulguları. Sardis’te bulunan yazıtlardan birinde, Sardis’in İbranice-Aramice adı, ‘Sprd’ harfleriyle ifade edilen Sefarad olarak yazılmış. Bilim insanları bu adı, Pers satraplığının merkezi olan Spard (Sfard) yani Sardis şeklinde yorumluyorlar. Akıllarına, Obadya 20’deki “…Sefaradda olan Yeruşalimin sürgünleri…” geliyor. Şu sonuca varıyorlar. Yahudiler; İ.Ö. 6. yüzyılda Sardis’e gelmiş olabilirler. Bu arada dikkatinizi çekmek istiyorum. Yazıt Pers dönemine ait. Ayrıca Pers dönemine ait başka bir yazıt daha bulunmuş. Her ikisi de Roma dönemi öncesinde Batı Anadolu’da, Sardis’te yaşayan Yahudilerin varlığını işaret etmekte. Ya da şu şekilde ifade edeyim. Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce, İskender’in gelişine dek, Anadolu’ya 200 yıl kadar hükmeden Pers İmparatorluğu’ndan söz ediyorum.

Hellen döneminde ise, Anadolu’da Yahudi varlığına ilişkin somut kanıtlar mevcut. Kilikya’dan Pontus’a Batı Anadolu’ya Trakya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bulunan yazıtların ve objelerin tarihi İ.Ö 4. yüzyıla kadar uzanıyor. Bu bulgular tarihlendirilirken hep ‘Hellen Dönemi’ ifadesi kullanılmış. Anadolu’da Roma dönemi öncesinde Yahudi varlığına ilişkin bir başka kaynak, Josephus’un tarihi. Ünlü tarihçi Josephus, Seleukos Kralı III. Antiochus’un İ.Ö. 212-205/4’te, Lydia’da ve Phrygia’da ayaklanma çıktığı zaman krallığın güvenilir unsuru sayılan Yahudi aileleri, ayaklanma bölgesine gönderdiğini yazıyor. Mektupta sözü edilen 2000 Yahudi aile, yaklaşık olarak 10 bin kişi anlamına gelir. Lydia’daki Sardis kentinin, yıllardan beri büyük bir Yahudi topluluğunu barındırdığı biliniyor. Phrygia’da ise, Yahudi ailelerin yerleştirilebileceği önemli ticari faaliyetlere sahip kentler mevcut: Akmoneia, Colossae, Laodicea, Hierapolis kentleri. Hemen hepsi Anadolu’yu baştan başa kat eden ticaret yolu üzerinde.

Ferda Balancar

http://www.agos.com.tr/


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 13:39
MessageSujet du message: Musevi Cemaati

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet Aller à la page: <  1, 2, 312, 13, 14
Page 14 sur 14
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com