Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 454
Point(s): 66 906
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 18 Fév 2016 - 20:22
MessageSujet du message: Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı
Répondre en citant

Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı






İstanbul’da yaşlı bir Ermeni çiftin saldırıya uğramasının ardından gözler bir kez daha Ermenistanlı göçmenlerin üzerine çevrildi. Hazırladığımız dosyada İstanbul'da yaşayan Ermenistanlı göçmenler kendi yaşadıkları sorunları aktardı; Ermenistanlılar üzerine çalışan sosyolog Lülüfer Körükmez ve Türkiye Ermeni toplumunun önde gelenleriyle de Ermenistanlıların Türkiye'de yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini konuştuk.

İstanbul’da yaşlı bir Ermeni çiftin saldırıya uğramasının ardından gözler bir kez daha Ermenistanlı göçmenlerin üzerine çevrildi. Türkiye’deki Ermenistanlılar üzerine çalışan sosyolog Lülüfer Körükmez, “Ermenistanlı göçmenler, düzensiz göçmen olmanın getirdiği zorluklara ek olarak, Türkiye’de Ermenistanlı olmanın problemleriyle de yüzleşmek ve baş etmek zorundalar” diyor.

Mikrofonu İstanbul’da yaşayan Ermenistanlılara tuttuk. Cinayetten sonra gözlerin yeniden üstlerine çevrilmesinden tedirgin olan Ermenistanlılar, söze yaşanan olaydan duydukları üzüntüyle başlasalar da konuştukça ne kadar zor durumda olduklarını görmek zor değil. Türkiyeli Ermenilerle sorunlar yaşarken, Türkiye’de Ermenistanlı olmanın zorluklarıyla da boğuşuyorlar.

Türkiye Ermeni toplumu da Ermenistanlıların sorunlarına çözüm üretmeye çalışıyor. VADİP Genel Sekreteri ve Gedikpaşa Surp Hovhannes Kilisesi Vakfı Başkanı Harutyun Şanlı ve Samatya Surp Kevork Kilisesi Vakfı Onursal Başkanı Melkon Karaköse, Ermeni toplumunun göçmenler konusunda sağlıklı çözümler üretmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar.

İstanbul'daki 'Öteki Ermeniler' - Haber: Varduhi Balyan

Yrd. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez: 'Koşullar iyileşmedikçe suç artar' - Haber: Uygar Gültekin

Gazeteci Anna Muradyan'ın araştırmasından: Mesleği var, yapamaz - Haber: Fatih Gökhan Diler

Türkiye Ermeni toplumundan çözüm önerileri: Önyargılı olmamak gerekiyor - Haber: Fatih Gökhan Diler, Uygar Gültekin

Soruşturmaya gizlilik kararı - Haber: Vartan Estukyan

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/14399/ermenistanli-olmak-artik-daha-da-zor


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Jeu 18 Fév 2016 - 20:22
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 454
Point(s): 66 906
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 18 Fév 2016 - 20:24
MessageSujet du message: Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı
Répondre en citant

‘Öteki Ermeniler’



Elmadağ’da yaşlı bir Ermeni çiftin uğradığı soygun ve cinayetin zanlıların Ermenistanlı olduğunun açıklanmasından sonra spotlar yine Ermenistanlı göçmenlere döndü. Varduhi Balyan olayın ardından Kumkapı ve Samatya’da Ermenistanlılarla görüştü, neler yaşadıklarını dinledi.

6 Şubat 2016'da Hagop Yakup Demirci ve Seta Ayda Demirci Şişli'deki evlerinde saldırıya uğradı. Saldırı sonucu Hagop Yakup Demirci hayatını kaybetti, eşi Seta Ayda Demirci ise yaralı olarak kurtuldu. Medyada hızlı bir şekilde ''Ermenistanlı'' kelimesi ile başlıklar atılmaya başlandı ve daha önceden de bir nevi etiket hale gelmiş olan ''Ermenistanlı'' lafı gene herkesin diline düştü. Evet, ortada ciddi olay var, burası tartışılmaz. Peki bu olay Türkiye’deki Ermenistanlıları nasıl etkilemiş? Mikrofonu onlara uzattığımda cinayetin onları üzdüğünü görüyorum. Bir yandan da konuştukça nasıl sorunlarla boğuştuklarını görmek zor değil. Hem kendi içlerinde, hem Türkiyeli Ermenilerle sorunlar yaşıyorlar hem de Türkiye’de Ermenistanlı göçmen olmaktan kaynaklanan sıkıntıları var.

Ani H. birkaç aydır İstanbul'da yaşıyor. Buraya taşınmadan Karabağ'daki okullardan birinde hocalık yapan Ani, buradakilerin genç yaşa rağmen eğitimli olmasına, oradaki işi bırakıp evleneceği kişinin yanına geldiğine çok şaşırdıklarını belirtiyor. Ani'nin yaşadığı ilk şaşkınlık Ermeni kilisesinde sürekli Türkçe konuşulması; ''Sonraki haftanın programını sorduğumda bile Türkçe cevap alıyordum. O zaman Türkçe pek anlamazdım, o yüzden çok zorlanıyordum.”

Ani kendisini “Öteki Ermeniler” diye not tutmaya götüren süreci ise şöyle anlatıyor: “Sonra buraya gelen birkaç Ermenistanlı ile tanıştım, gerçi onlara Ermenistanlı demek bile istemezdim. Onları tanıdıktan sonra bana karşı samimiyetsiz davranışları için buradakilere biraz hak vermeye başladım. Bu konu beni rahat bırakmıyor, hatta not tutmaya başladım, başlığını da ‘Öteki Ermeniler’ koydum. Burada doğup yaşayan Ermeniler için Ermenistan'dan gelenler ‘Öteki Ermeniler’. Şişli'deki olaylardan sonra buralı Ermenilerden bazıları kendi evlerinde çalışan Ermenistanlıları işten çıkarmışlar. Buraya gelen Ermenistanlılar arasında pislikler de var. Ve pislik suya düşerse bütün suyu kirletir. Buna benzetiyorum.''

“İstanbul Ermenileri bizi sevmiyorlar, ‘Yurdunuzu bırakıp niye buraya geldiniz?’ diyorlar.”

Türkiyeli Ermenilerle sorunlar

1998'de İstanbul'a gelen Armine ise Türkiye Ermenilerin kendilerine yönelik davranışlarından hayli şikayetçi: ''İstanbul Ermenileri bizi sevmiyorlar, ‘Yurdunuzu bırakıp niye buraya geldiniz?’ diyorlar. Bir gün bir Ermeni kadın bana; ‘Neden geldiniz? Gelip işimizi, ekmeğimizi elimizden aldınız’ dedi. Ben eğitimli bir insanım ama buraya gelip ev, tuvalet temizliyorum. Onun kızı bunu yapıyor mu? Nasıl onun ekmeğini, işini çalmış oluyorum? Buraya gelenlerin kocası olmamasına da garip bakıyorlar. Burada da deprem olursa ve insanlar ölürse o kocasız kalmayacak mı? Fakat Türkler hakkında aynısını diyemem. 13 yıl boyunca yaşadığım binada bütün komşularım Türk'tü. Bana hem akraba, hem komşuluk yaptılar. Buradaki Ermenilerle iyi tecrübelerim de oldu elbette. Evinde çalıştığım İstanbullu Ermeni vardı, o olmasaydı benim çocuğum okula gidemezdi.''

Şişli cinayeti hakkında ''Yerin altına girdim'' diyen Armine olaydan sonra ona karşı yaklaşımın değişmediğini söylüyor; ''Ama Ermenilere hep Ermenilerden zarar gelir. İlk defa değil. Bunlara çok öfkeliyim. Kaç senedir buradayım, hep kendi emeğimle yaşadım, olanla tatmin oldum. Benim gibi çok kişi var. Fakat biri rezillik yapar, yaptıkları ile de herkesi rezil eder'' dedi.
“O zaman çocuktuk”

6 yaşındayken Türkiye'ye gelen Ani ise eğitimde yaşadığı sorunları unutmamış: “Ben 9 yaşındayken annem Anarad Hığutyun okulunun yönetiminden bir adamla tanıştı. O zamanlar bizi, Ermenistanlıları okula almıyorlardı. Ama o adam beni misafir öğrenci olarak okula sokmuştu. Onun öncesinde mamam okumayı, yazmayı öğretiyordu bana. Üçüncü sınıftan başladım ve sekize kadar öyle gittim. Ama bazı seneler almadılar, mesela 6, 7'yi gitmedim. Okulun müdürü değişmişti o zaman, iyi bir adam değildi. O almıyordu, o zaman gidememiştim. Sekizinci sınıfta çok ısrar etmiştik direk sekize gittim. Diploma almadım, Ermenistan'dan diploma istedik. Denkliği yaptırdık sonra liseyi okudum. Ama o zamanlar almıyorlardı ve liseye de geç başladım.”

''Hiç dışlandın mı?'' sorusunu cevaplayan Ani; ''Ben Anarad Hığutyun okuluna gidince çok zorlandım. Arkadaşlarım oldu tabii ama başlarda sınıf arkadaşlarım çok kötüydü, hep dışlıyorlardı. Orada çok sıkıntılıydı, hatırlamak istemiyorum. Ama şimdi değişti, herkes büyüdü, karşılaştığımızda iyiyiz. O zamanlar çocuktuk, anlamıyorduk'' dedi.

Ani ''Günümüzde Türkçemden Ermenistanlı olduğum anlaşılmıyor ve söylemeyinceye kadar anlamazlar. Fakat söylediğim zaman tabii hemen bir önyargı oluşuyor. Sonra beni tanıdıklarında değişiyor fikirleri ama sürekli bir etiket var: aman bu Hayastanlı (Ermenistanlı), diye'' diyor.
“Hepimiz buradan gittik”

Ermenistan'dayken depremden önce okulda çalışan Liza, depremden sonra her şeyi kaybetmiş. Sonra çok farklı işler yapan Liza'nın kaderi 2005'ten İstanbul'a bağlanmış: ''İlk geldiğimde dil bilmiyordum. Hem Ermenilerle hem Türklerle çalıştım. Buradaki Ermeniler Ermenistanlıları sevmiyor. Evet, kötü şeyler yapanları da var, kimileri kendi emeğiyle yaşamaya çalışırken, diğerleri farklı bir hayat yürütüyorlar. Bu olay çok kötü, çok ayıp. Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Buradaki Ermeniler gelenlerin de kendileri gibi Ermeni olduklarını anlamalı. Hepimiz de buradan gittik. Bazıları burada kaldı, bazıları başka ülkelere gitti, biz ise Ermenistan'a gittik. Sovyet zamanlarında çok iyiydik, şimdi artık böyle. Ne yapalım? Onların kaderi böyle olsaydı, onlar Ermenistan'a gelseydi o zaman onlara nasıl bakacaklardı? Aynı değil miyiz? Aynı dili konuşmuyor muyuz?''

Ani H.’nin uyarısıyla bitirelim: ''İnsanın bir organı hastalanınca tedavi görmesi gerekiyor. Yanlış tedavi görürse diğer organlar da zarar görür. Şimdi biz de bu duruma yanlış yaklaşım gösterirsek hepimiz hem Ermenistanlı, hem İstanbullu, hem Fransalı ve Afrikalı Ermeniler bunun acısını çekeceğiz.''

Varduhi Balyan

http://www.agos.com.tr/


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 454
Point(s): 66 906
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 18 Fév 2016 - 20:25
MessageSujet du message: Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı
Répondre en citant

Mesleği var, yapamaz



Türkiye’deki Ermenistanlılar üzerine yapılmış fazla çalışma yok. Ermenistanlı gazeteci Anna Muradyan’ın geçtiğimiz yıl yaptığı çalışma, İstanbul’daki Ermenistanlıların yaşadığı sorunlara ışık tutuyor.

Ermenistanlılar, Türkiye’deki pek çok göçmen grubundan sadece biri… Ancak Türkiye’deki Ermeni sorunu ve iki ülke arasındaki durum, Ermenistanlıları, belki de en kırılgan göçmen gruplarından biri haline getiriyor.

Rusya her ne kadar Ermenistanlı göçmenler için birinci tercih olsa da, Türkiye ve özellikle İstanbul, Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığından bu yana ülkedeki dış göçten payını alıyor. Ermenistan Ulusal İstatistik Servisi’nde detaylı bir veri yok. İki ülke arasında sınır kapalı ve diplomatik ilişki bulunmuyor. Bu durumun da Türkiye’deki Ermenistanlı göçmenleri bir araştırma konusu olarak geri plana ittiğini söyleyebiliriz.

Gazeteci Anna Muradyan’ın, Ermenistanlı göçmenlerin Türkiye’deki yaşamı ve yaşam koşullarına ilişkin yaptığı ‘Ada İçinde Ada’ başlıklı yeni çalışma, bu anlamda önemli bir açığı kapatıyor. YUVA Derneği ve Hrant Dink Vakfı’nın desteğiyle ortaya çıkan araştırma, Çoğunluğu İstanbul-Kumkapı’da yaşayan 40 kişiyle yapılan derinlemesine mülakatlara dayanıyor.
Neden Türkiye?

Ermenistan Ulusal İstatistik Servisi’nin verilerine işçi göçünün yüzde 0,4’ü Türkiye’ye gidiyor. Ermenistanlılar için Türkiye’de yerleşik bir Ermeni toplumunun bulunması en büyük etken olarak gözüküyor. Muradyan, Ermenistanlıların parasal sorunlarını en hızlı çözebilecekleri yer olarak Türkiye’yi gördüklerini, yakın bir ülke olan Türkiye’de özellikle kadınlar için belli bir iş piyasasının da olduğunu söylüyor. Muradyan’ın araştırmasına göre Türkiye genelinden farklı olarak, İstanbul’a göç eden Ermenistanlılar, genelde yapabileceği başka bir şey olmayan kişiler. İmkânı olanlar Avrupa’ya göç etmeyi denerken başka hiçbir tercihi kalmayanlar İstanbul’a göç ediyor.
Ermeniler arasında sınıf çatışması

Gazeteci Anna Muradyan, “Ermenistanlılar İstanbul’a ilk geldiklerinde, İstanbullu Ermeniler evlerinde Ermenice konuşan birisinin olmasından dolayı memnundu. Daha sonra Ermenistan’dan gelenlerin sayısı artınca sorunlar yaşanmaya başladı, iki toplum arasında bir ayrışma ortaya çıktı. Bu ayrışmayı anlamaya çalışırken iki toplumun farklı sınıflara dâhil olduğunu hesaba katmamız gerekiyor” diyor. Ermenistanlıları işe alan İstanbullu Ermeniler, genelde orta veya orta-üst sınıfı, Ermenistanlılar ise alt sınıfı temsil ediyor. Muradyan’a göre Sovyet kültüründe bir sınıf anlayışı bulunmadığından, Ermenistanlılar için Türkiye’deki Ermenilere hizmetçilik etmek aşağılayıcı geliyor.
Kimler geliyor?

İstanbul’da çalışan Ermenistanlı göçmenleri dört başlığa indirgemek mümkün… Diğer göçmenler gibi, dil engeli, insan hakları ihlalleri, barınma, iş bulmak gibi benzer genel sorunlarla karşılaşsalar da her grubun kendine özgü zorlukları da bulunuyor.

-Tek başına Türkiye’ye gelen kadınlar: Bu grup, genelde İstanbul’da evlerde çalışan kadınlar… Ailesini ülkesinde bırakan bu kadınlar yakınlarının geçimi için para kazanmaya geliyor. 20’den 70’e geniş bir yaş aralığında olan bu gruptaki kadınlar, orta veya orta-üst sınıf Ermeni ya da Türk ailelerin yanında çalışıyor, büyük çoğunlukla da çalıştığı evde barınıyor.

-Ailesiyle Türkiye’ye gelen kadınlar: Bir diğer grupsa eşi ve varsa çocuğuyla Türkiye’ye gelen kadınlar… 20 ile 35 yaş arasında olan bu kadınlar, ev işlerinin yanında çoğunlukla otel, kafe, mağaza gibi yerlerde çalışıyorlar.

-Erkekler ve çocuklar: İstanbul’daki Ermenistanlı toplumunun ağırlıklı olarak kadınlardan oluştuğu düşünülse de içlerinde pek çok erkek ve çocuk da bulunuyor. Hrant Dink Okulu ya da İstanbul’daki Ermeni okullarına misafir öğrenci olarak giden okul çağındaki çocuklar dışında başta kuyumculuk sektörü olmak üzere çalışan çocuklar da var. Erkeklerse ya fabrikalarda ve kuyumcularda çalışıyor, ya ticaretle ilgileniyor ya da hiçbir işle uğraşmıyor.

-Seks işçileri ve kaçakçılık yapanlar: Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’deki insan ticareti ve seks işçiliğinde Ermenistan kaynak ülkelerden biri. Bu gruptaki kişiler genelde Trabzon, Rize, Samsun ve diğer sahil kentlerinde yaşarken, özellikle seks işçiliği yapanlar İstanbul’a da göç etmeyi tercih ediyor.

Gazeteci Anna Muradyan, “Saydığımız bu dört gruptaki insanların hepsi farklı eğitim seviyelerine sahip farklı sınıfları temsil eden kişiler. Ancak sadece alt sınıflar İstanbul’a geliyor ve bu açıdan birbirlerine yönelik bazı çekinceleri bulunuyor. Aileler arasında kendilerini diğer Ermenistanlılardan izole ederek yaşama eğilimi var. İstanbul’daki göçmenler, kendi ayrı meslekleri olmasına rağmen bunları icra edemiyor ve genelde kirli işleri yaparak geçimini sağlamaya çalışıyor” diyor.

Dış göç ekonomiyi ayakta tutuyor

Ermenistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılından bu yana ülkenin verdiği toplam dış göç sayısı farklı kaynaklara göre yaklaşık 1 milyon 300 bin. İstihdam amaçlı kısa süreli göç, Ermenistan’da yerleşik bir kültüre dönüşmüş, ülke ekonomisinde de para transferlerinin önemli bir yeri var.

Ermenistan hükümetinin 2011-2012 yıllarında yayınladığı göç raporu, ülkeden en büyük çıkışın 1991-95 yılları arasında yaşandığını gösteriyor. Yaklaşık 600 bin kişinin göç ettiği bu dönemden sonra yaşanan para transferleriyle ülke ekonomisi gelişmiş ve dış göç azalmış. Buna rağmen 1995-2001 yılları arasında 250 bin kişi bir daha dönmemek üzere ülkeden ayrılmış. Ermenistan hükümeti dış göçün önüne geçmek için 2012-2016 arasında kapsamlı bir program uygulamaya koydu. Bu çalışma her ne kadar başarılı olsa da dış göç eğilimi son dönemde yine artıyor. En son verilere göre yılda 30 bin kişi bir daha dönmemek üzere Ermenistan’ı terk ediyor.

Fatih Gökhan Diler

http://www.agos.com.tr


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 454
Point(s): 66 906
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 18 Fév 2016 - 20:26
MessageSujet du message: Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı
Répondre en citant

‘Koşullar iyileşmedikçe suç artar’




Doç. Dr. Lülüfer Körükmez

Şişli’de meydana gelen cinayetin ardından Türkiye’de yaşamak zorunda kalan Ermenistanlılar ve karşı karşıya kaldığı sorunlar yeniden tartışma konusu oldu. Bu konu üzerine çalışan Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez, Agos’un sorularını yanıtladı.

Türkiye’de yaşayan Ermenistanlıların, diğer mültecilerden farklı olarak ne gibi sorunlarla karşılaşıyor?

Türkiye’de Ermeni ve Ermenistanlılar biliyoruz ki, son yıllardaki umut verici gelişmelere rağmen, yüksek derecede olumsuz atıflarla yüklü. Sadece 1915 değil ama sonrasında devam eden ayrımcı uygulama ve politikalar, aynı zamanda sıradan insanın zihniyet dünyasına sinmiş durumda, maalesef. Dolayısıyla Ermenistanlı göçmenler, düzensiz göçmen olmanın getirdiği zorluklara ek olarak, Türkiye’de Ermenistanlı olmanın da problemleriyle de yüzleşmek ve baş etmek zorundadırlar.

Ermenistanlıların iş gücüne katılımı konusunda nasıl sıkıntılarla karşılaşıyorlar? Koşulları diğerlerinden farklı mı?

İş bulma konusunda, diğer düzensiz göçmenlerden çok farklılık göstermiyor. Bildiğiniz üzere göçmenlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor ve ev içi hizmetler ve bakıcılık işlerde çalışıyorlar. Az bir kısmı mağazalarda iş bulabiliyor. Özellikle ev içi hizmetlerde, diğer göçmenlerde olduğu gibi, sömürü yüksek. Yine, taciz ve aşağılama olayları yaşanıyor. Elbette çocukların eğitim alması konusunda yaşanan problemler var. Basında genişçe tartışıldı, çeşitli adımlar atıldı ancak tam olarak çözüm sağlanamadı.
‘Görülmemiş olaylar değil’

İstanbullu Ermeniler ile Ermenistanlılar arasındaki ilişkiler. Nasıl bir ilişki düzeni var?

Karmaşık ve çok katmanlı bir ilişki var diyebiliriz. Temelde ortak etnik aidiyet var ancak bu etnik ortaklı içinde pek çok farklılığı ve ayrışmayı da içinde barındırıyor. Etnik aidiyet, tek biçimli, katı, değişmez değildir. Tersine deneyimle, içinde yaşanılan toplumla ilişki içinde her bir yerde kendi tikel kurgusu vardır. Ermenistanlılar ve Türkiye vatandaşı Ermeniler ise nerdeyse 80 yıl yok denecek kadar az ilişkisi olmuş ve her bir toplum kendi kimliğini oluşturmuş. Dolaysıyla, iki Ermeni grup ilk karşılaştıklarında heyecan, şaşkınlık ve tedirginlik aynı anda deneyimlenmiş. Bir yandan Türkiyeli Ermeniler için, Ermeni etnisitesinin adını taşıyan ülkeden Ermeniler geliyor, heyecan verici ancak tanımadıkları insanlar. Farklılar. Göçmenler için ise bir yandan korktukları, acı anılarla yüklü bir ülkeye geliyorlar ancak aynı zamanda bir zamanlar bazıları için “ev” olan ülkeye geliyorlar ve oradan hiç ayrılmamış Ermeniler var. Sorun şu ki bu iki grup birbirinden farklı. Zihin dünyası, ilişkiler, pratikler içinde yaşadıkları toplumla ilişkili olarak bir diğerinden farklılaşmış. O sebeple bir tanıma süreci yaşandı. Tüm bunlar olurken elbette bir yandan Türkiyeli Ermeniler, göçmen Ermenileri destekledi. Ayni ve maddi ihtiyaçlara cevap vermeye çalıştılar, bazı kiliseler özellikle Kumkapı’da bulunanlar yardımların organize edilmesi, yardıma ihtiyacı olanların ve yardım etmek isteyenlerin bir buluşma noktası oldu. Ancak diğer yandan, bazı işverenler düzensiz göçmenlerin kırılgan durumundan dolayı göçmenleri sömürdüler. Sömürü, tüm dünyada göç akışlarında ortak etnik gruptaki kişiler arasında görülür. Yani, buradaki sömürü özellikle işveren ve çalışan arasındaki sömürü de diğer göç akışlarında gördüğümüzle benzer. Yine, göçmenlerin de Türkiyeli Ermenileri dolandırma olayları yaşandı. Bunlar, normalin dışında görülmemiş olaylar değildir. Tüm göç akışlarında gözlemlenebilir.

İstanbul’da bir Ermeni toplumunun varlığı Ermenistanlılar için bir avantaj mı? Ermenistanlılar böyle görüyorlar mı? Birbirlerine karşı bir aidiyet hissiyatı var mı? Son yaşanan hırsızlık ve cinayet olaylarıyla beraber bundan sonra nasıl bir seyir alabilir bu ilişkiler.

Her iki grup için de avantaj olarak adlandırılabilecek yönleri varken, aynı zamanda çekince yaratan tarafları da var. Türkiyeli Ermeniler için, dildeki farklılıklara rağmen Ermenice konuşan işgücü var. Bu özellikle çocuk ve yaşlı bakımı için avantaj. Göçmenler için ise, yine dil ortaklığından ötürü göçün ilk döneminde iş bulma olanağı var. Öte yandan az önce söylediğim gibi kiliseler, enformel destek ve dayanışma ağı var. Ancak ayrılıklar ve farklılıklar da var. Din, dil, toplumsal cinsiyet ilişkileri, sınıf vb.

Diğer yandan ne Türkiyeli Ermenileri ne Ermenistanlı göçmenleri homojen bir bütün olarak göremeyiz. Hem birbirleriyle hem de kendi aralarında benzerlikler ve farklılıklar var. Bazıları “ayrılsak da beraberiz” derken bazıları tamamen farklı olduklarını düşünüyorlar.
‘Göçmenleri destekleyici politikalar gerekiyor’

Cinayet konusuna gelince. Bu ne Ermenistanlı göçmenlerin karıştığı ilk olay ne de sonuncu olacak. Göçmen olmayan herkes ve göçmen olan tüm toplumsal gruplar içinde suça karışan kişiler her zaman her yerde vardır, olacaktır. Dolaysıyla Ermenistanlı göçmenleri toptan suçla ilişkilendirmek tamamen hatalı. Garo Paylan’ın dediği kısmen doğru; suç işleyen, uyuşturucu kullanan Ermenistanlı göçmenler var. Ancak bu sadece Ermenistanlı göçmenlere özel bir durum değil. Tüm göçmenler bunlara karışıyor ve sadece Ermenistanlı değil ama tüm göçmenler için bunu önleyici, göçmenleri destekleyici politikalar geliştirilmelidir. Göçmenlerin yaşama ve çalışma koşulları iyileştirilmedikçe, “yasa dışı” kalmaya zorlandıkça suçlar da artar.

Türkiyeli Ermeniler için, bu olayın sorumlularının Ermenistanlı olması daha üzücü olabilir. Ancak bunu bir Ermenilik meselesi olarak görmemek gerekiyor. Diğer pek çok göçmen olmayan ve göçmen olan her etnik gruptan insanlar suç işliyor ve bu da onlardan bir tanesi. Bir etnisite içi tartışmaya dönüştürmemek gerekir.

İstanbullu Ermeniler ile Ermenistanlılar arasındaki ilişkilerin kötü olduğunu varsayımını yapıyoruz. İlişkilerin düzelmesi için nasıl mekanizmalara ihtiyaç vardır? Ya da ilişkilerin düzelmesi gerekli midir? Bu konuda nasıl bir tartışma yürümeli.

Bu ilişkilerin toptan kötü olduğunu düşünmüyorum. Kötü olan ilişkiler ve iyi olanlar var. Elbette, burada Türkiyeli Ermenilerin kaygılarını da anlamak gerekiyor. Türkiyeli Ermeniler on yıllarca sessiz ve görünmez kalmaya çalıştı. Kendilerini zaten kırılgan olarak görüyorlar ki haklı sebepleri de var. Dolayısıyla bir yandan kendi etnik gruplarının adını taşıyan kimselerin negatif biçimde gündem olmasını istemiyorlar ve bir yandan da iç dayanışma ve güvenin sarsıldığını düşünüyorlar. Ancak öbür yandan zaten göçmenler zaten toplumsal hiyerarşide en altta olan grup. Onlar da kendileri açısından, yer yer Türkiyeli Ermenilerle aralarına mesafe koyuyor.

Buradaki problem şu, bunu bir Ermeni olma ya da ortak etnik kökenden olma meselesi gibi görmemeli. Bunun bir göç ve dolaysıyla hukuksal ve sınıfsal bir mesele olduğunu görmek gerekiyor. Yani, hukuk karşısında yok sayılan bir gruptan bahsediyoruz. Ermenistan Dışişlerinden yapılan açıklamada şöyle deniliyor: “Diplomatik ilişkilerimiz olmadığı için konsolosluk yardımı sağlama imkanları sınırlıdır.” Düşünün ki bu tür bir kriz durumunda dahi hukuksal mekanizmalar işletilemiyor. Burada bir yandan göç ve entegrasyon politikalarıyla ilgili tartışma yürütülmeli bir yandan da neden Şişli’deki cinayet gibi olayları bir etnik mesele olarak ele alma hatasına düştüğümüzü tartışmalıyız.

Uygar Gültekin

http://www.agos.com.tr


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 454
Point(s): 66 906
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 18 Fév 2016 - 20:28
MessageSujet du message: Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı
Répondre en citant

“Ön yargılı olmamak gerekiyor”



Harutyun Şanlı ve Melkon Karaköse

Şişli’deki cinayet ve soygunla yeniden gündeme gelen Ermenistanlılar konusunda, Türkiye Ermeni toplumu çözüm üretmeye çalışıyor.



VADİP Genel Sekreteri ve Gedikpaşa Surp Hovhannes Kilisesi Vakfı Başkanı Harutyun Şanlı ve Samatya Surp Kevork kilisesi Vakfı Onursal Başkanı Melkon Karaköse Agos’un sorularını yanıtladı. “Ön yargılı olmamak gerekiyor” diyen Şanlı, Ermenistan’ın çözüm politikaları geliştirmesi gerektiği görüşünde :

“Ermenistan’daki rejimin yarattığı alışkanlıklar burada zorluk yaşamalarına neden oluyor. İstanbul’daki yaşam koşulları daha zor. Başka çareleri olmadığı için bu yolla başvuruyorlar. Böyle şeylere tenezzül ediyorlar. Bunu kabul etmek zorundayız. Burada bir çözüm bulamıyoruz. Elbette herkesi aynı kefeyi koymamak gerekiyor. Ermenistanlıları kucaklamalıyız. Ön yargılı ve olumsuz olmamak gerekiyor. Hepsiyle ilgilenmek gerekiyor. Ermenistan Diaspora Bakanı Hıranuş Agopyan ile yaptığımız görüşmede de kendisine söyledim. Ermenistan’da geçimlerini sağlayamadıkları için Türkiye’ye gelmek zorunda kalıyorlar. Sadece İstanbul değil İstanbul dışında da Ermenistanlılar var ve onlar da sorunlar yaşıyor. Sayımız az olduğu için bu kadar konuşulur oluyor. 1915’ten beri dünyanın her yerine dağılmış bir milletiz. Suriye’de de Irak’ta da yaşananların en büyük çilesini az olduğu için Ermeniler yaşıyor. Tarihin bize getirdiği bir acı bu. Ermenistanlıların sorunlarına çözüm için Ermenistan devletinin çözüm politikaları geliştirmesi gerekiyor.”

Melkon Karaköse ise yapılan yardımların yetersiz olduğunu söylüyor:

“Ermenistan'daki ekonomik durum iyi olmadığı için zavallılar karın tokluğuna çalışıyorlar. Duyduğuma göre aylık aldıkları rakamlar 400-500 TL. Üç beş kuruş da artırabilirse Ermenistan'a gönderiyorlar. Mutlular mı bundan? Değiller. Tesadüfen bir Ermenistanlının evine gittim Kumkapı'da, ufacık bir odada beş kişi yatıyordu. Son yaşanan cinayet olayı hiç hoş bir olay değil tabii ki, ama bu bütün toplumlarda yaşanan bir şey. Bunu genelleyip Ermenistanlıların hepsini yargılamamak lazım. Ermenistan'dan gelen çocuklar için Hrant Dink Okulu açıldı. En azından eğitim sorunu bir süreliğine halloldu. Diğer sorunlarla bir şekilde toplumumuzun yardımıyla ilgilenilmeye çalışılıyor. Ama İstanbul'daki Ermeni toplumu kurumsal olarak Ermenistanlı göçmenlere yardım ulaştırmayı başaramadı.

UYGAR GÜLTEKİN-F.GÖKHAN DİLER

http://www.agos.com.tr


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 09:12
MessageSujet du message: Hayasatanlı Emekçiler İçin Hayat Çok Daha Zorlaştı

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com