Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Courant / Contre-courant (points de vue - Տեսակետ - Görüş açısı) -> Documents - Փաստաթուղթեր (Archives/Dossiers - Arşiv/Dosya - Արխիւ)
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mer 24 Fév 2016 - 16:42
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
Répondre en citant

Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda Hem de Karşı Tarafta Savaşmadı MI ?

Peki Dacik Düdüğü Çalan Sözde Yahudi Tarihçiler Neden Bu Konuyu PAS Geçerler ?









Further reading:
John Patterson, The Man-Eaters of Tsavo (free download) 


https://openlibrary.org/books/OL19774836M/The_man-eaters_of_Tsavo


John Patterson, With the Zionists in Gallipoli (free download)


https://openlibrary.org/books/OL14306479M/With_the_Zionists_in_Gallipoli


John Patterson, With the Judaeans in the Palestine Campaign (free download)


https://openlibrary.org/books/OL18068978M/With_the_Judaeans_in_the_Palestine_campaign



Denis Brian, The Seven Lives of Colonel Patterson: How an Irish Lion Hunter Led the Jewish Legion to Victory 


http://www.amazon.com/Seven-Lives-Colonel-Patterson-Victory/dp/0815609272


http://zootorah.blogspot.com.tr/


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Mer 24 Fév 2016 - 16:42
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 11 Mar 2016 - 11:57
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
Répondre en citant

Yahudi şehitleri sergisi Ankara’da açılıyor



Çanakkale ve I. Dünya Savaşlarında Osmanlı ordusunda vatanı için savaşan ve şehit olan 558 gayrimüslim neferden 78´i Yahudi idi Çanakkale, I. Dünya Savaşları ve Osmanlı Yahudileri Sergisi, 15 Mart’ta Ankara TBMM Mustafa Necati Kültür Evinde açılıyor. İlk kez düzenlenen serginin hazırlıkları ve gelecek planları hakkında sergi küratörü Metin Delevi ile görüştük. Tarihin bilinmeyen ya da görmezden gelinen bir yönüne ışık tutan çalışmasını ve bu süreçte karşılaştıkları zorlukları, ilginç hikâyeleri bizlerle paylaştı.




Çanakkale, I. Dünya Savaşları ve Osmanlı Yahudileri sergisini düzenleme fikri nasıl oluştu?

Her Çanakkale Savaşları yıldönümünde tek yönlü ifadelerle ya vatan haini ilan edildiğimizi ya da tamamen unutulduğumuzu fark ettik.

Türkiye Hahambaşılığı Vakfı Başkanı İshak İbrahimzadeh’nin Edirne Büyük Sinagogu açılışında da dile getirdiği gibi “Tarih gösteriyor ki her kötü olayın altında bir Yahudi aranması veya yaratılması, Yahudiliği vatanımızın düşmanı, bizlerin de toplumun bilinçaltında vatan haini olarak gösterilmesi nedeniyle, her seferinde bu vatanın sadık ve faydalı vatandaşları olduğumuz açıklamaları yapmak zorunda hissetmişiz”.

Hâlbuki Çanakkale Üniversitesinden Doç. Dr. Mithat Atabay’ın yıllardır devam ettirdiği araştırmalarında çok çarpıcı sonuçlar görünüyor. Kendi ifadesiyle, Çanakkale Cephesi’nde, Osmanlı Ordusu’nda, Müslüman askerlerin yanında imparatorluğu oluşturan gayrimüslim askerler de savaştı. Çanakkale savaş meydanlarında hayatını kaybeden askerlerimizden 558’i imparatorluğun gayrimüslim unsurlarındandı. Bu şehit olan her 100 askerden birinin gayrimüslim olduğu anlamına gelmektedir ki Osmanlı’nın nüfus dağılımıyla da uygun bir durumdur. Vurgulamak gerekir ki bu 558 isim arasından 78’i Yahudi’ydi.

İki yıl kadar önce başlattığımız çalışmayla belki de unutulmuş gerçekleri tekrar hatırlatmak istedik ve bu sergi fikrini ortaya attık.

Bu vesileyle Yahudi toplumunun daha iyi tanınmasını ve bu sayede savaşta kaybetmiş olduğumuz dindaşlarımızı tekrar anmak istedik.



Ulaşmak istediğiniz hedef kitle var mı?

Biraz iddialı olacak ama hedef kitlemiz tüm Türkiye. Elbette tüm Türkiye’nin bu sergiyi gezmesi olanaksız. Ancak başkentte ve TBMM’ye ait bir mekânda yapılması bu serginin basına yansımasını ve böylece daha geniş bir kitlenin bu konuyu duymasını sağlayacak. Özellikle eğitimcilerin ve gençlerin sergimizi gezmesi, sergi içeriğinden haberdar olması, gelecek nesillerde toplumumuz hakkında oluşmuş yanlış bilgilendirmelerin en aza indirgenmesini sağlayacaktır.



Sergi için bilgi ve belgelere nasıl ulaştınız? Bunu yaparken savaşa katılmış olanların aileleri ile iletişime geçebildiniz mi?

Böyle bir sergi yapma fikri ve olanağı oluştuğunda, - yaklaşık iki yıl kadar önce- toplumumuza çağrıda bulunduk. Açıkçası, ya ciddiye alınmadık veya gerçekçi görülmedik ki bu çağrıya az sayıda geri dönüş aldık. Gelen cevaplardan bazılarını toplumumuzla paylaşıp çağrımızı yineledik. Bu sefer geri dönüşler çoğaldı. “Benim büyükbabam, benim büyük amcam” ile başlayan yazılı ve sözlü cevaplar akmaya başladı. Bundan cesaret alarak kapsamı genişleterek yurt dışına, İsrail, Avrupa ve ABD’de tanıdığımız kişi ve kurumlar aracılığıyla çağrımızı dış ülkelere ilettik. Emin olun ki, yurt dışından gelen yanıtlar yurt içinden gelenlerden daha yoğun oldu.

Bundan sonraki aşamada yurt dışı müzeler ile temasa geçtik. Konuyu kendilerine sorduk, ilgili dokümanlarını iletmelerini istedik. Bazıları yardımcı oldu, bazıları nazik bir şekilde geri çevirdi, bir kısmı ise karşılıklı bilgi değişimi talebinde bulundu. Örnek olarak Avustralya Yahudi Anzaklar Merkezi bizden görsel ve bilgi talebinde bulundu. Daha önceki ziyaretlerimizden aklımızda kalan ve not aldığımız obje ve belgeleri özellikle sorduk ve bazılarının kopyasını alabildik.



Sonraki aşamada nasıl ilerlediniz?

Sergiyi gerçekleştirebileceğimiz kanaatine vardıktan sonra bu konuda yıllardır çalışmalar yapan Çanakkale 18 Mart Üniversitesinden Doç. Dr. Mithat Atabay’a başvurduk. Kendisi, bizleri yönlendirdi ve elindeki bilgileri paylaştı. Aynı şekilde, yıllardır Çanakkale 1915 dergisini hazırlayan Yetkin İşcen’de bizlere destek verdi. Bu vesileyle kendilerine tekrar teşekkür ediyoruz.

Saha taraması için fotoğraf sanatçısı Alberto Modiano tüm Çanakkale Şehitliklerini, Çanakkale Mezarlığını ve İstanbul Acıbadem Yahudi Şehitliğini dolaştı ve sergimize çok ilginç kareler kattı. Bu özverili çalışması için teşekkür ediyoruz.

Bir taraftan eski Türkçe belgelerin tercümesi yapılırken, diğer taraftan bu döneme ait yurt içi ve yurt dışı gazete arşivlerini taradık. Bir ufak ipucu bizleri başka kaynaklara yönlendirdi ve sonunda yeterli miktarda sergi malzemesine ulaştığımıza karar verip araştırmamıza ileride tekrar başlamak üzere ara verdik.



Bu araştırma sürecinde zorlandığınız konular oldu mu?

En zorlandığımız nokta 350 bin şehit arasından dindaşlarımızı ayırmak oldu. Oldukça hassas bir konuydu. O dönemde soyadı kullanılmadığı için isim ve baba adı üzerinden çalışmak zorunda kaldık. Yanlış kayıtlar da işin cabası oldu. Zaman zaman dedektiflik yapmak gerekti! Umarım oluşturduğumuz listelerde kimseye haksızlık etmedik.



Serginin hazırlanması sürecinde birçok hikâye ile karşılaştınız. Bunlardan daha önce hiç duymadığınız ve sizi şaşırtan ya da etkileyen hikâyeler oldu mu?

Çalışmalar esnasında çok sayıda etkileyici öykü duyduk. Hepsine yer vermek isterdik ama mümkün olmadı. Ancak en etkileyicilerden biri 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi Başkanı Moris Levi’nin kitabında da yer verdiği büyükbabası ile ilgili yaşanmış öykü idi. Öykü, yazarın Çanakkale Savaşı’na katılan büyükbabasıyla şehitliklerde dolaşırken, Fransız Şehitliğinde büyükbabası ile aynı adı taşıyan Fransız bir askerin mezar taşıyla karşılaşmasını anlatıyordu. Sergide, hem öyküye hem de mezar taşına yer verdik.



Kısaca sergi içeriğinden bahseder misiniz?

Sergi beş ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm, Hahambaşı Vekili Moşe Levi’nin Sultan’a Yahudilerin de askere alınması talepnamesi ile I. Dünya Savaşı başlangıcı arasındaki dönemi kapsıyor. 1909 yılından itibaren tüm gayrimüslimler de silâh altına alınmaya başlandı ve bu dönemde Balkan ve Trablusgarp Savaşları yaşandı. Bu bölümde döneme ait Yahudi basını ve halk ezgilerinden örnekleri, toplumumuzun bu olaylara karşı yaklaşımını, basında Osmanlı Ordusuna destek çağrılarını ve ağıtları görüyoruz.

İkinci bölümü Çanakkale Savaşlarına ayırdık. Burada savaşa katılmış olan Yahudilerin görsellerini sergiliyoruz. En can alıcı nokta ise, Çanakkale Savaşlarında ülkesi için hayatını feda eden Yahudilerin isim listesi. 78 isim tespit ettik. Bunlara, kayıplar, kayıt altına alınamayanlar ve sehven atlamış olabileceğimiz isimler dâhil değil. Ayrıca Çanakkale Şehitliklerinde tespit edebildiğimiz Yahudi askerlerin mezar taşlarına da yer verdik.

Üçüncü bölümü ise yurtdışından gelen destekler olarak adlandırdık. Bu bölümde, yurt dışı Yahudi kuruluş veya kişilerden gelen maddi, askeri ve tıbbi desteklerden örnekler veriyoruz. Bu çalışma sayesinde hiç bilmediğimiz, duymadığımız olaylarla karşılaştık. Örneğin, Balkan Savaşı esnasında çok sayıda Alman Yahudi gencinin Osmanlı saflarında gönüllü olarak savaşa katılmak için Osmanlı elçiliklerine başvurduklarını biliyor muydunuz?

Dördüncü bölümü ‘Her Biri Kendi Vatanı İçin’ olarak adlandırdık. Savaş esnasında, vatanları için savaşanların din ayrımı yapmadan karşı karşıya gelebildiklerini vurgulamak istedik. Hatta tesadüfen, aynı ismi taşıyan ancak karşıt saflarda birbirlerine karşı savaşan bir Osmanlı Yahudi’sinin öyküsüne de yer verdik.

Son bölümde ise I. Dünya savaşı esnasında, Osmanlı saflarında diğer cephelerde savaşa katılan ve hatta şehit olan dindaşlarımızı işledik. Prof. Dr. Bingür Sönmez’den Sarıkamış’ta şehit düşenler arasında Yahudilerin de bulunduğunu öğrendik ve ilgili görselleri sergimize kattık. Ayrıca Filistin’den gelip Osmanlı saflarında savaşa katılan Filistin Yahudilerine de yer verdik. Ve Türkiye’deki tek I. Dünya Savaşı Yahudi Şehitliği olan Acıbadem Mezarlığının görsellerini de sergi panolarına ekledik.



Sergi sadece belgelerden mi oluşuyor yoksa görsel objeler de serginin bir parçası olacak mı? Bir de melodiler olacağını söylediniz. Bu konuda biraz daha bilgi alabilir miyiz?

Sergide, asker kıyafeti, dönem silahları, belgeler gibi bazı objeleri sergilemeyi düşünüyoruz. Düşünüyoruz diyorum çünkü bu objelerin taşınmasında bazı teknik sorunlar yaşayabileceğimiz için henüz tam kararını veremedik. Müzik konusuna gelince, arşiv araştırmaları esnasında o döneme ait savaşlara atıfta bulunan Yahudi melodileri bulduk. Bu aşamada büyük bir Yahudi- Sefarad müziği arşivine sahip olan Jak Esim’e başvurduk. Kendisi, arşivinden ilgili melodileri bulup bir derleme hazırladı. Bu melodi dizisi sergi boyunca fonda dinlenebilecek, hatta sözlerini de dağıtmayı düşünüyoruz. Bu konuda tüm desteğini bizlerden esirgemeyen Jak Esim’e de tekrar teşekkür ediyoruz.



Çok ciddi ve kapsamlı bir çalışmanın ürünü ve önemli bir arşiv niteliğini taşıyor. Sergi olarak mı bırakmayı düşünüyorsunuz? İleride bir kitap olarak basılması veya belgesel olarak hazırlanması gibi fikirler var mı?

Gerçekten de tahminimizden öte bilgi, belge ve hikâyeler iletildi. Ancak bazılarını doğrulama imkânı bulamadık. Bu durumda da sergiye katmayı uygun görmedik. Bundan sonraki aşamada, toplumumuzda gerekli duyarlılığın oluşacağına inanarak tekrar bir çağrı yapmayı düşünüyoruz. Bu çağrı sonrasında, her bir cevaba daha çok vakit ayırarak belirleyeceğimiz kriterlere uyanları gündeme alacağız. Böylece sergiyi gerçek anlamda arşiv haline dönüştürmeye başlamış olacağız. İşte bu aşamadan sonra kitap veya belgesel olarak hazırlanması daha akılcı olacaktır. Şimdiki aşamada yapabileceğimiz, serginin kataloğunu bir kitapçık şeklinde yayınlamak.



Sergiyi ziyaret etmek isteyenler için nerede olacağını paylaşabilir misiniz?

Sergi 15 Mart’ta Ankara TBMM Mustafa Necati Kültür Evinde açılacak. 21 Mart Pazartesi hariç 22 Mart’a kadar da ziyaret edilebilecek.



İlk olarak Ankara’da açılmasının bir nedeni var mı?

Bu serginin ilk önce başkentte açılmasını uygun gördük. Projeyi ilk olarak TBMM Başkanlığı’na sunduk. Başkanlık da konuyu çok uygun ve yerinde görüp bize, kendilerine bağlı olan Mustafa Necati Kültür Evini tahsis ettiler.



Anlaşılan gezici bir sergi olacak. Bundan sonra nerelerde gerçekleştirileceği belli mi?

Ankara’dan sonra ikinci durağımız İstanbul olacak. Henüz tarihleri kesinleşmemiş olmasına rağmen mayıs ayı içinde İETT Genel Müdürlüğü’ne bağlı Tünel Sergi alanında, Tünel Karaköy ayağında, sergi için teyit aldık. Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu için tarih konusunda görüşmelerimiz halen devam ediyor. Düşüncemiz ve temennimiz, bu serginin, başta Edirne ve Çanakkale olmak üzere, Bursa, İzmir ve güneyde bir ilimizde de açılması yönünde. İkinci projemiz ise, bu sergiyi çeşitli dillere tercüme edip yurtdışına taşımak.



Serginin hedeflediği gibi Türkiye’de bilinmeyen bir tarihe ışık tutması dileğiyle…



OSMANLI ORDUSUNDA BAZI RÜTBELİ YAHUDİLER

Tabip Yüzbaşı Hazmonay Bensusen (Çanakkale Cephesi – Harp Madalyası)

Koramiral İlya Kohen Paşa (Hümayun ve Bahriye Hastanesi)

Koramiral İsak Molho Paşa (Bahriye Sıhhiye Müfettişi)

Korgeneral Jak Nisim Paşa (Selanik Hastanesi Cerrahı)

Albay İlyas Bey Modyano (Selanik)

Albay Viktor Bey Galimidi (Deniz Kuvvetleri Sağlık Muayene Komisyonu Başkanı)

Yarbay İsak Bey Levi (Üsküp)

Mirimiran Jak Paşa Mandil (Deniz Bakanlığı Tercüme Bürosu Müdürü)

Deniz Albayı Moiz Bey Dalmediko

Bahriye Yüzbaşı Sami Bey Günsberg

Bahriye Binbaşı Yasef Jak Gabay (Ertuğrul Fırkateyni Tabib yardımcısı – ŞEHİT)

Salamon Baruh (174. Alay, 2. Tabur, 7. Bölük Komutanı – İstiklal Madalyası)

Yedek Subay Leon Efendi (Çanakkale – ŞEHİT)

Teğmen Abdullah Abigadol (Galiçya Cephesi)

Yüzbaşı İsrail Salamon (Sarıkamış – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı İsrail Salamon (Sarıkamış – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı Avram Efendi (Çanakkale – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı Avram Kohet Efendi (Gelibolu – ŞEHİT)

Eczacı Yüzbaşı Bohor Efendi (Halep – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı Hayim Uziyel Efendi (Mardin – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı İshak İlya Efendi (47. Fırka – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı İsrail Efendi (Kelkit – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı Simo Toledo Efendi (2. Kolordu – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı Mişel Efendi (Hayfa – ŞEHİT)

Tabip Yüzbaşı İsak Kernişefski Efendi (Kudüs – ŞEHİT)

ve daha niceleri….

Emel Benbasat

http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=98433


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 13 Mar 2016 - 09:38
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
Répondre en citant

TBMM'den skandal Yahudi PR'ı



AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in "İsrail Devleti ve Halkı Türkiye'nin dostudur" açıklaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Beştepe'de ABD'de Yahudi lobilerinin temsilcilerini ağırlamasının ardından şimdi de iki ülke ortak festival düzenliyor… Yahudi 500. Yıl Vakfı tarafından organize edilen sergi için Meclis Başkanlığı oluruyla, TBMM'nin Mustafa Necati Kültür Evi tahsis edildi. Burada, "Çanakkale ve I. Dünya Savaşları'nda görev yaptığı ileri sürülen Musevi askerler ile Osmanlı Yahudileri" sergilenerek, Yahudiler üzerindeki kötü imaj temizlenmeye çalışılacak… Sergiye göre, Çanakkale'de şehit düşen yüz binlerce Müslüman’ın yanında 5-10 Musevi kökenli vatandaş da vardı. Türkiye'de böyle bir sergi ilk defa düzenleniyor; devletin en önde gelen kurumlarından TBMM'ce ilk defa böyle bir sergiye olur verilip, katkı sunuluyor. Sergiye ilişkin haberlerde "Çanakkale ve I. Dünya Savaşlarında Osmanlı ordusunda savaşan ve şehit olan 558 gayrimüslim neferden 78'i Yahudi idi" propagandası yapılıyor.

Hükümet'in, Mavi Marmara'da 9 vatandaşımızı hunharca katleden İsrail'le sonlandırdığı ilişkileri normalleştirmek için masaya oturmasından bu yana, ülkemizde Yahudiler ile İsrail iyi gösterilmeye çalışılıyor.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in "İsrail Devleti ve Halkı Türkiye'nin dostudur" açıklaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Beştepe'de ABD'de Yahudi lobilerinin temsilcilerini ağırlamasının ardından şimdi de iki ülke ortak festival düzenliyor. 9-12 Mart tarihleri arasında Tel Aviv’de, 10-13 Mart tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak olan Sound Ports Müzik Festivali’nde, Türkiye ve İsrail’den sanatçılar iki ülkede sahne alacak.

VE TBMM'DE YAHUDİ SERGİSİ

TBMM'nin Mustafa Necati Kültür Evi'nde Yahudi sergisi gerçekleştirilecek. Yahudi 500. Yıl Vakfı tarafından organize edilen sergi için Meclis Başkanlığı oluruyla, TBMM'nin Mustafa Necati Kültür Evi tahsis edildi. Burada, "Çanakkale ve I. Dünya Savaşları'nda görev yaptığı ileri sürülen Musevi askerler ile Osmanlı Yahudileri" sergilenerek, Yahudiler üzerindeki kötü imaj temizlenmeye çalışılacak.

MEĞER ÇANAKKALE'Yİ BİRLİKTE KAZANMIŞIZ!

Sergiye göre, Çanakkale'de şehit düşen yüz binlerce Müslüman’ın yanında 5-10 Musevi kökenli vatandaş da vardı. Türkiye'de böyle bir sergi ilk defa düzenleniyor; devletin en önde gelen kurumlarından TBMM'ce ilk defa böyle bir sergiye olur verilip, katkı sunuluyor. Sergiye ilişkin haberlerde "Çanakkale ve I. Dünya Savaşlarında Osmanlı ordusunda savaşan ve şehit olan 558 gayrimüslim neferden 78'i Yahudi idi" propagandası yapılıyor.

http://www.habervaktim.com/haber/460764/tbmmden-skandal-yahudi-pri.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mar 22 Mar 2016 - 09:53
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
Répondre en citant

WW100: When Jerusalem Met Gallipoli 100 Years Ago; When Turks Met Jews on the Battlefield


World War I began in Europe in the summer of 1914 with major battles between the Central Powers of Germany and Austria-Hungary versus the Triple Alliance of the United Kingdom, France and Russia.  The Ottoman Empire (Turkey) joined with the Central Powers and attacked the British at the Suez Canal in January 1915.

In an attempt to put pressure on Germany and Turkey, Britain sent warships to the Dardanelle Straits in April 1915, planning sail up the narrow, 60-mile-long waterway to shell Constantinople and break through to the Black Sea to relieve German pressure on Russia.  Many of the ships were sunk or badly damaged by Turkish shore artillery and naval mines and the rest were forced to retreat. A subsequent amphibious landing of British, French, Australian and New Zealand troops at Gallipoli met with stiff resistance. A long eight month slug-fest ensued with an estimated 250,000 wounded and dead on both sides.


Ottoman soldiers departing Jerusalem through the Old City's Lions Gate in 1915. Destination: Gallipoli
(Ottoman Empire Archives)
We discovered the picture above in the newly digitized Ottoman Empire Archives with a caption explaining the Turkish troops were heading off to fight on Gallipoli.  The photo could explain the next two 1915 photos we found that were missing captions.


Was this picture of soldiers taken at the same time
 in front of the Al Aqsa Mosque?  The Lion's Gate is
very close to this location. (Ottoman Empire Archives)
This group of soldiers, also in front of the al-Aqsa
Mosque, is identified as having come from Medina
in the Arabian Peninsula. Was it taken before they
went to Gallipoli?  (Ottoman Empire Archives)













The Zion Mule Corps and Gallipoli

In The Zion Muleteers of Gallipoli, the author Martin Sugarman, wrote, "In March 1915 the Zion Mule Corps became the first regular Jewish fighting force to take active part in a war since the defeat of the Bar Kochba Revolt 2000 years ago. Some of its men later formed the core of what was to become the modern Israeli army."

The Jewish corps was formed in British-held Egypt and consisted of local Egyptian Jews, Jewish exiles from Turkish-ruled Palestine, and British officers.  Lieutenant-Colonel John Henry Patterson commanded the unit; officers included Zev Jabotinsky and Yosef Trumpledor who were expelled from Palestine.  View more on the Jewish unit here.



A British soldier leading his pack mule with supplies for the front on Gallipoli (Imperial War Museum)









John Henry Patterson
The new Corps, Sugarman related, "was officially designated a Colonial Corps of the Egyptian Expeditionary Force and was to include a maximum of 737 men.... They were allocated 20 horses for officers and NCOs and 750 pack mules."

The Corps' mission was to take supplies, such as water and ammunition, to the fighting forces at the Gallipoli front. Often they were under heavy Turkish fire and bombardment.

Sugarman revealed, "Their courage even reached the ears of the Turkish Commander in Palestine, Djemal Pasha, who was indignant that a unit of Palestinian Jews were fighting against the Turks in Gallipoli.  To placate the Turkish authorities" Sugarman continued, "the Jewish Community in Palestine proclaimed it wrong to fight for the British, and even organized a protest against them in Jerusalem."

The Gallipoli War was an utter failure for the British.  All British and ANZAC troops were withdrawn in December 1915. The disaster at Gallipoli stained the reputation of the First Lord of the Admiralty, Winston Churchill, who resigned from government.

But the Corps excited the Jewish world, and while the Zion Mule Corps was but a colonial, auxiliary, supposedly non-combat unit, it served as the inspiration and training ground for the Jewish Legion, Haganah, and the Israel Defense Forces.


Click on pictures to enlarge.  Click on captions to view the original pictures.

Posted by Our Mission at 7:50 AM 1 comment:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

Labels: al Aqsa Mosque, Dardenalle, Djemal Pasha, Gallipoli, Germany, IDF, Jerusalem, Jewish Legion, John Henry Patterson, Lions Gate, Martin Sugarman, Palestine, Russia, Turkey, United Kingdom, Zion Mule Corps


Tuesday, March 24, 2015
WW100 - The Ottoman-German Attack on the Suez Canal -- 1915


The opening shot of World War I in the Middle East was fired along the Suez Canal when the German-led Ottoman army attacked British positions along the Suez Canal in January 1915.  The Canal was essential for keeping the ties open between Britain and its colonies, such as India.  In fact, Indian troops were stationed along the Canal when the attack began.

Over the next three years, the war would rage across the Sinai Peninsula, north to Gaza and Be'er Sheva, through Jerusalem and the Dead Sea area, and to Amman and Damascus.

The Ottoman Imperial Archives provides German illustrations and photograph of the Ottoman attack.  The photographs also show Turkish mobilization in Jerusalem, Be'er Sheva and the Sinai.
German painting of Bedouin fighters against English troops at the Suez Canal (Ottoman Imperial Archives)
Turkish Camel Corps in Be'er Sheva (Ottoman Imperial
Archives, 1915
)
German commander of the Suez attack,
Gen. Kress von Kressenstein (Library
of Congress
)















Turkish troops leaving Jerusalem, passing through the
Jaffa Gate (Ottoman Imperial Archives, 1914)








Druze prince from Lebanon mobilized for the
battle at the Suez Canal (Ottoman
Imperial Archives
)











Illustration of Turkish guns firing at British planes over
the Suez Canal (Ottoman Imperial Archives)

















German captions: From the battle of our Turkish allies on the Suez Canal,  Turkish encampment in the Egyptian desert.
(Ottoman Imperial Archives)

















Turkish artillery on the march to the Suez Canal (Ottoman Imperial Archives)

British and Indian troops in Suez Canal trenches (Q15566, Imperial War Museum - UK)


Click on pictures to enlarge, click on caption to view the original pictures.







Posted by Our Mission at 1:48 AM No comments:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

Labels: 1915, artillery, Camel Corps, Germany, Kress von Kressenstein, Suez Canal, World War I






Friday, March 20, 2015
Mystery about this Picture Deepens. Ottoman Imperial Archives Is also Mistaken


Two years ago we published this Library of Congress photo and the caption identifying it as a "Turkish procession," taken sometime between 1898 and 1918.


Caption 1. "Turkish procession," dated between 1898 and 1918 (Library of Congress)
Caption 2. "Ottoman Palestine in World War I (1914-1917)" (Facebook, Ottoman Imperial Archives)
Caption 3."Ottoman Palestine, Ottoman Soldiers" (Flickr, Ottoman Imperial Archives)




With the recent Online posting of pictures from the Ottoman Imperial Archives -- including this photograph -- we hoped that we could get some answers to the "who, what, where" questions. 



The mystery only got deeper.  


The procession is not Turkish and these are not Ottoman soldiers.


The people in the procession are most definitely Jews -- Sephardic, Haredim, and modern.  


The procession is not in Ottoman Palestine or dated between 1914-1917 or 1918.


The presence of at least one British soldier means that the photograph was taken after 1918 -- after the British captured Jerusalem in December 1917.  

The day was not a major Jewish holiday or Shabbat -- 

Some people were riding on horses or wagons, nor were the men wearing their Shabbat finery.

Perhaps they were going to or coming from a funeral -- 

There are very few women in the picture, in keeping with a Jerusalem custom at the time of women not attending funerals.

The picture contains 2 signs, including a sign post that could suggest where it was taken, but our graphics programs could not decipher the signs.


View some of the enlargements made from the photograph:







Jews in the procession























A British soldier 









          Signs













Posted by Our Mission at 5:20 PM 2 comments:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

Labels: Ottoman, procession, soldiers






Wednesday, March 11, 2015
"Tanburi Isak" -- a Jewish Turkish "Rock Star" 230 Years Ago -- From the Ottoman Imperial Archives

The Ottoman Imperial Archives does not identify Tanburi Isak as a Jew.  But, there's something about the portrait (photography did not exist in his day). Maybe it is his name Isak, maybe his beard, maybe his turban which is similar to the one still worn by Sephardi chief rabbis of Israel.  Research proved the hunch correct.



Tamburi/Tanburi İsak Efendi (1745-1814)
   From the Encyclopedia of Jews in the Islamic World:
 
Isaac Fresco (İsak Fresko) Romano was born in the Ortaköy district of Istanbul in 1745. Known to Ottomans as Tamburi İsak Efendi because of  his mastery of the tambur, a bowed or plucked long-necked lute used in Ottoman court music, he was perhaps Turkey’s most famous composer of both Jewish synagogue songs and classical Turkish music. He also played the keman, a traditional Turkish violin. He became a teacher of the tambur in 1795, and the sultan at the time, Selim III, was his star pupil.
 
Listen to one of Tanburi Isak's works here.


Posted by Our Mission at 12:01 AM No comments:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

Labels: Isaac Fresco Romono, tambur, Tanburi Isak






Monday, March 9, 2015
Jordan River Waters Shipped to the United States in 1906

The Ottoman Imperial Archives includes this clipping from a 1906 New York newspaper.

Beneath the Turkish and American flags: Jordan water barrels on the way to the United States for baptism and
"Negro revival services." (Ottoman Imperial Archives)
The International River Jordan Water Company was launched by Col. Clifford E. Naudaud of Covington, Kentucky, in 1906.  He secured "the sole right of shipping the water of the Jordan River from the banks of the stream in Palestine to all parts of the world for baptismal and other purposes," according to a Kentucky newspaper, The Bee, published in Earlington, KY.
From the Earlington Bee


Covington "had a great many obstacles to overcome," reads the caption above, including getting "the concession from the Sultan and then to convey the water seventy miles to the seaport across the mountains to Jaffa." 


The water "will be shipped in casks bearing the seals of the Turkish Government and the American Consul," according to The Bee. "The water will be bottled in the United States in bonded warehouses."


Did the water ever arrive? Was there ever a second shipment? We don't know.  But today "Holy Water from the Jordan" can be purchased on E-Bay for $6.25 to $12.95 per bottle.
Posted by Our Mission at 7:06 AM No comments:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

Labels: baptism, Clifford Naudaudu, Jordan River, Jordan River water, revivals




Mystery Photo from the Ottoman Imperial Archives -- Why Were These Greek Jewish Girls Welcoming the Turkish Sultan?



The picture was taken in the port city of Thessaloniki, also known as Salonika. The Ottoman Archives provides this caption: Ottoman Saloniki, Visiting (sic) of Sultan Mehmed V, Jewish Students, 1911.

The brutal murder of almost 60,000 Saloniki Jews in Auschwitz by the Nazis in World War II after the invasion of Greece leaves many with the impression that the Saloniki Jews were of Greek origins. In fact, the vast majority of Saloniki's Jews were descendants of Spanish Jews who fled the Iberian Peninsula in 1492.  By 1519, the Jews were a majority of the town's population, and Saloniki Jews were a major economic force in the region, particularly Turkish-controlled areas. The Jews lived under Ottoman rule for centuries.

The surrender of Saloniki in 1912
The Ottomans surrendered their sovereignty over Saloniki in 1913 after losing to Greece, Serbia, Bulgaria and Montenegro in the First Balkan War. 

So, indeed, the Ottoman Sultan, Mehmed V, did visit the city in 1911 as his empire began to deteriorate around him.  The Jews of the city turned out to welcome him.

In recent weeks, the Ottoman Imperial Archives has posted thousands of illustrations and photos Online. We will continue to focus on these pictures.







The Sultan's carriage in the parade
The Sultan's carriage

















A postcard commemorating the visit


Posted by Our Mission at 12:15 AM No comments:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

Labels: Auschwitz, Saloniki, Sultan Mehmed V, Thessaloniki






Sunday, March 8, 2015
The Jewish Merchants of Turkey, Illustrations in the Ottoman Empire Archives

The Ottoman Archives include illustrations of a Jewish woman and man, labeled in French captions as merchants.

 


A Jewish woman reseller and a Jewish agent or broker. This picture appears in several European archives
and is dated circa 1820.  The word "Sensal" appears to be a combination of Persian/Arabic that entered
into European languages.






The woman stands in front of buildings with Islamic crescents and one building with a cross. Behind the man are ships, and in his hand is a document with what appears to be a Hebrew script.  At his feet appear to be cargo items.




Posted by Our Mission at 11:47 AM No comments:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

Labels: merchants, Ottoman Imperial Archives, sensal






Saturday, March 7, 2015 The Ottoman Empire Archives -- A New Source for the History of the Holy Land
The Istanbouli Synagogue in Jerusalem


We thank the Ottoman Empire Archives for digitizing their photographs and drawings.  We encourage all archivists and librarians to save their treasures and digitize them.

We recently posted rare photos from the Ottoman Archives showing the forced conscription of (apparently Jewish) residents and looting of Jerusalem homes by the Turkish army prior to World War I.  We present here an illustration found in the archives drawn almost 100 years earlier, prior to the invention of photography.

The Istanbouli Synagogue in Jerusalem (circa 1836, Ottoman Imperial Archives)
  The illustration above appeared in the travelogue of a British writer, John Carne, who published Syria, The Holy Land, Asia Minor, &c. Illustrated in 1836  It is believed to show the Istanbouli Synagogue, established in Jerusalem's Old City in the 1760s by Turkish Jews.
  
In 1898, the Emperor of Germany visited Palestine.  The Jews of Jerusalem constructed a welcome arch to receive him.  Upon enlarging the photograph, we were surprised to see the curtains from various synagogues' Torah arks adorning the walls of the arch, including one with the name of the Istanbouli Synagogue embroidered on it.

The Jewish arch built for the German Emperor (1898)
See more on the Jews and the Emperor here
The curtain with the name
 "Istanbouli congregation"























The picture below, apparently of the Istanbouli Synagogue in the late 19th century, was found in the massive Keystone-Mast Collection at the University of California, Riverside.
 
 Inside a Jewish synagogue showing holy place and readers platform. Jerusalem.
(Keystone-Mast Collection, California Museum of Photography
at UCR ARTSblock, University of California, Riverside)
The Library of Congress archives contains newer pictures taken in the 1930s by the American Colony Photographic Department.   
Interior of the Istanbouli Synagogue, Jerusalem (Library of Congress, circa 1935)

Ancient Torah scrolls in the Istanbouli Synagogue (Library of Congress, circa 1935)

Posted by Our Mission at 9:11 PM No comments:
Email ThisBlogThis!Share to TwitterShare to FacebookShare to Pinterest

http://www.israeldailypicture.com/2015_03_01_archive.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mar 22 Mar 2016 - 09:57
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
Répondre en citant

 Jewish soldiers of the British army celebrating Passover in Jerusalem in 1918. (Harvard Library/Central Zionist Archives)


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mar 22 Mar 2016 - 09:58
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
Répondre en citant

Original caption: "Packing shipment of Matzoths [i.e. matzos] for the 77th Division for
men of Jewish faith in the A.E.F. [American Expeditionary Force] for the Passover Holiday,
 at Warehouse #40, Q.M.C. Depot, St. Denis  [France] / Signal Corps. U.S.A."
(April 9, 1919, Library of Congress)
The Jewish tradition of eating matza (unleavened bread) on Passover is so profound that the armed services of several countries provide Passover supplies to their soldiers even at the front. That's the practice in Israel, for sure, but the archives of several libraries provide pictures of Jewish soldiers observing Passover in the British and American armies during World War I, almost 100 years ago.


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mer 23 Mar 2016 - 21:04
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda
Répondre en citant

Çanakkale savaşının bilinmeyen yüzü Yahudi askerler



Çanakkale, I. Dünya Savaşları ve Osmanlı Yahudileri Sergisi, 15 Mart’ta Ankara TBMM Mustafa Necati Kültür Evinde açıldı. TBMM’nin desteğiyle açılan serginin açılış konuşmasını TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Türkiye Yahudileri Hahambaşı Rav İsak Haleva ve sergi küratörü Metin Delevi yaptı. Törene açılıştan iki gün önce, sergi alanından birkaç yüz metre ötede gerçekleşen ve 35 masum canı alan terör saldırısı damgasını vurdu.

500. Yıl Vakfı Müzesince, ‘Çanakkale Savaşları, 1. Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri’ sergisi açıldı. Ankara, TBMM Mustafa Necati Kültür Evi’nde gerçekleşen açılış törenine henüz taze olan Ankara terör saldırısı damgasını vurdu. Açılış konuşmasını gerçekleştiren TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Hahambaşı Rav İsak Haleva ve Sergi Küratörü Metin Delevi sözlerine Ankara’nın kalbinde yaşanan terör saldırılarını kınayarak ve hayatını kaybedenlere rahmet, ülkemize başsağlığı dileyerek başladılar.



TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın: “Toplumumuzun ayrılmaz bir parçası Yahudi vatandaşlarımız”

“Çanakkale Savaşları bir kahramanlık öyküsü olduğu kadar, ortak vatan paydasında buluşan farklı dine, inanca ve etnik kimliğe mensup yüzbinlerce Osmanlı vatandaşının kader birliği yaptığı bir dayanışma hikâyesidir” diyen TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, vatanları için hiç düşünmeden ölüme giden Osmanlı vatandaşları arasında Türk Yahudisi gençlerin de bulunduğunu ve gösterdikleri vatanseverlik, fedakarlık ve geride bıraktıkları kıymetli hatıralarının hiçbir zaman unutulmayacağını dile getirdi: “Hiç düşünmeden vatan için ölüme giden Osmanlı vatandaşlar arasında Cumhuriyetimizin kuruluşunda da önemli görevler üstlenen ve bugün de toplumumuzun ayrılmaz bir parçası olan Yahudi vatandaşlarımız da bulunmaktaydı.”

Marjinal olarak tanımladığı bir kesimin kullandığı nefret söylemini ve Yahudilere bu ülkenin evladı olmadıkları yönünde yöneltilen ithamları esefle müşahede ettiklerini belirten TBMM Başkanvekili, bu durumu ülkemizin kuruluşunda ve kalkınmasında özveriyle çalışmış, tarihin her döneminde devletine sadakatle bağlı kalmış Türk Yahudilerine yapılan büyük bir haksızlık olarak niteledi.

Yahudilerin sadece Çanakkale’de değil, sayısız savaşta ve cephede görev aldıklarını belirten Aydın, Sarıkamış faciasında donarak hayatını kaybeden Yahudi doktorlar anısına bir anıt bulunduğunu, 1919’da İzmir işgali sırasında Yunan bayrağını indiren kişinin Bergamalı bir Türk Yahudisi olan Nesim Navarro olduğunu hatırlattı.

Tarihe ışık tutan bu serginin açılışında bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Aydın, en kısa sürede yenilenerek yeni mekânına taşınan İstanbul’daki Türk Musevileri Müzesini de ziyaret etmek istediğini belirtti.



Hahambaşı Rav Haleva: “Kutsal savaş ancak vatan uğruna yapılandır”

Hahambaşısı Rav İsak Haleva, savaşın dünyamıza ve insanlığa dair her ne varsa hepsinin acımasızca kıyımı, kırımı anlamına geldiğini belirttikten sonra, ‘Kutsal Savaş’ deyimini, bu iki sözcüğün yan yana getirilmesindeki anlamı kavramakta zorlandığını söyledi. ‘Kutsal Savaş’ın ancak vatan müdafaası için verilen savaşa yaraşır bir tanım olduğunu ekledi.

“Çanakkale Muharebeleri on binlerce insanın, kıyasıya vuruştuğu ve can alıp can verdiği olayın adı olarak aklımın bir köşesine takılı kalmış bulunuyor. Her dinden, her ulustan, her inançtan, her renkten, yaşları, durumları ve bu savaş hakkındaki duyguları ne olursa olsun, sayıları kaç olursa olsun can veren insanlar. Aradan bir asır da geçmiş olsa aziz hatıraları önünde saygıyla eğilmemiz gerek” diyen Hahambaşı, “Yüceliklerinden barış ve esenlik üreten Ulu Tanrım. Hepimiz için barış ve esenlik bağışlasın” yakarışı ile sözlerini sonlandırdı.



Metin Delevi: “Çanakkale’de şehit her 100 askerden biri gayrimüslim idi”

Serginin Küratörü Metin Delevi, bu serginin Yahudi toplumunun Çanakkale savaşı ağırlıklı olmak üzere en zor günlerinde vatanlarına nasıl hizmet ettiğini gösteren çok sayıda örnekten bir tanesini yansıttığını belirttikten sonra bu projenin nasıl doğduğunu açıkladı. “Her kötü olayın arkasında bir Yahudi aramak veya yaratmak, bizleri vatan haini olarak göstermek isteyenler karşısında her seferinde sadakatimizi anlatmak, ispat etmek zorunda kalıyoruz. Oysa Osmanlı ordusunda, Müslüman askerlerin yanında gayrimüslim askerlerin de savaştığı biliniyor. Çanakkale Üniversitesinden Doç. Dr. Mithat Atabay, Çanakkale Cephesi’nde hayatını kaybeden Osmanlı askerlerinden 558’inin gayrimüslim olduğunu tespit etti. Bu sayı, şehit olan her 100 askerden birinin gayrimüslim olduğu anlamına gelmektedir. Bu gerçekleri tekrar hatırlatmak istedik. İki yıllık hazırlık döneminin ardından bu sergi ortaya çıktı.

Beş ana bölümden oluşan serginin ilk bölümü Yahudi cemaati üyelerinin de askere alınması için Sultan 2. Abdülhamid’e gönderilen dilekçe ile başlıyor. Balkan ve Trablusgarp savaşları da bu bölümde yer alıyor. İkinci bölüm Çanakkale Savaşlarına ayrıldı. Üçüncü bölümde başka ülkelerdeki Yahudilerin Osmanlı saflarında savaşmak için başvurmaları konu alındı. Dördüncü bölümde kendi vatanı için savaşırken karşı karşıya gelen Yahudiler konu alındı. Beşinci bölüm ise, Osmanlı Yahudi askerlerin katıldıkları cephelere ayrıldı. 15 Mart tarihinde açılan sergi, 22 Mart’a kadar ziyaret edildi. Küratörlüğünü Metin Delevi’nin yaptığı serginin tüm sanatsal tasarımı ve mekânsal düzenlemeleri Avusturyalı Mimar Tolga Özman’a ait.



TBMM Başkanvekili Aydın, Hahambaşı

Rav Haleva ve 500. Yıl Vakfı Başkanı Levi

Yahudi şehitler bir kez daha anıldı

18 Mart Cuma günü I. Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda şehit düşmüş Yahudi subay ve askerleri anmak için Acıbadem Yahudi Mezarlığındaki şehitlikte anma töreni düzenlendi.

Kadıköy Hemdat İsrael Sinagogu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Eli Arditi, Rav Leon Adoni ve cemaat bireylerinin bulunduğu törende Harun Niyego bir konuşma gerçekleştirdi. Niyego, “I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş savaşı sonrasında vatani görevlerini yaparken birçok dindaşımızın toprağa düştüğünü, bir kısmının ise şehit oldukları ya bilindi veya hiç iz bırakmadan geride ailelerini, eşlerini, çoluk çocuklarını bırakarak bu dünyadan göçüp gittiler. Ortada kalan eşler, aile yaşamlarını sürdürebilmek için yeniden evlenmek zorunda kaldılar” sözleriyle başladığı konuşmasına şöyle devam etti:

“Ancak Yahudi dini kurallarına göre savaşta, yolculukta veya bilinmeyen bir yerde ölen veya öldürülen, cesedi bulunmayan veya öldüğünü gören iki inanılacak şahit bulunmayan kişinin eşi ‘aguna’dır. Bu hanımların dinen boşanmaları mümkün olmadığından tekrar evlenemezler. Ölen kişinin hatırasına hürmetle, sembolik kabir yapılamayacağı gibi onların maneviyatı için Kadiş bile okunamaz.1923 yılına gelindiğinde, ortada kalan bu eşler ve kaybettikleri evlatlarının acısıyla yaşantılarını sürdürmeye çalışan anne ve babaların sayıları o kadar artmıştı ki İstanbul Hahambaşılık binasının önünde bir gösteri oldu. Toplumda oluşan gerginlik sebebiyle İstanbul Hahambaşılık makamı danışma amacıyla Kudüs Başhahamlığına bir mektup yazdı. 8 Ekim 1923 yılında İbranice yazılan mektupta şöyle denmekteydi:

‘Saygıdeğer Rav,

Turfanda armağanımızı, çalışmamızın ürününü Tora sunağınıza getirmekten onur duyuyoruz.

Kalplerindeki acı ile mersiyeler düzenleyen, agunot kadınlarımız çalışmamızın konusudur. Aklımıza gelen acil bir düzeltme fikrini, alaha’ya uygun olması şartı ile bir broşür düzenledik. Güçlü gözlerinizi bu yazılan çalışmada gezdirerek, içindeki fikirleri inceleyerek alaha’ya uygun görürseniz, Galut’ta bulunan bütün Rav’lara gönderip onların da onamalarını alarak, tüm agunot kadınlarımızı rahata ve evlenebilmeye kavuşturabiliriz.

Böylece, ricamız, yazıları dikkatle tetkik edip anlaklı gözlerinizle okuyup, yüksek fikirlerinizin bizlerle uyumlu olduğunu bildirmenizdir. Alaha’ya uygunluğuna hükmederseniz, hepimiz bir kişi imiş gibi, bu çalışmada payımız olduğu için ne iyi, ne güzel bir duyguya nail olacağız. Onları evlenebilme özgürlüğüne kavuşmalarına aracı olabilme, bizler için ne mutluluk!

Sizin onayınız sayesinde, alaha’ya aykırı davranma fikri zihnimizi karartmayacak, büyük bir yükümlülüğü üzerimizden atacağız.

Gözleri cevabınıza çevrili agunot kadınlarla birlikte sabırsızlıkla cevabınızı bekleyen bizler Şalom ve beraha ile saygılarımızı sunarız.’

Kudüs’teki Başhahamlığın bu mektuba ne yanıt verdiği bilinmiyor. Ancak söz konusu yasaların hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği ve esnetilemeyeceği çok açıktı. Bu durumda, İstanbul Hahambaşılığı, başvuran acılı ailelerin evlatları ve dul kalan kadınların eşleri hakkında yasanın emrettiği gibi gereken araştırmaları yapmış, aldığı olumlu neticelere göre de Acıbadem Yahudi mezarlığında bu 18 şehidin hatıraları için adlarına birer sembolik mezar taşı yapılmasına onay vermiştir.

Mezarlık içinde inşa edilen şehitlik kitabesinde I. Dünya Savaşı’nda vatanı için şehit düşmüş kardeşlerimiz ve ismini bile bilmediğimiz nicelerinin anısına diye seslenirken, dedelerinin bu vatan için bilinmedik bir yerde toprağa düşüp kaldığını ve unutulduğunu düşünüp üzülen dindaşlarımızın kederini bir nebze azaltacağını düşünüyorum.

Kadıköy Hemdat İsrael Sinagogu Vakfınca, 2008 yılında Acıbadem Yahudi Mezarlığı içinde inşa edilen şehitlik ülkemizde bir ilk oldu.

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi de, bu zor günlerde vatan uğuruna canlarını vermiş herkesin inanç ayırımı yapmadan ortaklaşa girişilen mücadeledeki anlam zenginliğini 15 Mart tarihinde Ankara TBMM Mustafa Nevzat Kültür Evinde düzenlediği sergi ile devlet katına taşıdı.”

http://www.salom.com.tr/haber-98644-canakkale_savasinin_bilinmeyen_yuzu_yahudi_askerler.html


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 16:34
MessageSujet du message: Dardanel-Çanakkale Harbinde Yahudiler Hem Ottoman Ordusunda

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Courant / Contre-courant (points de vue - Տեսակետ - Görüş açısı) -> Documents - Փաստաթուղթեր (Archives/Dossiers - Arşiv/Dosya - Արխիւ) Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com