Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
KARADENİZ'DE ERMENİLERİN YAKILMASI - Halil Erhan
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Rum - Pontus - Laz
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
azad
V.I.P.
V.I.P.

Hors ligne

Inscrit le: 06 Sep 2006
Messages: 514
Point(s): 1 594
Moyenne de points: 3,10

MessagePosté le: Ven 11 Mar 2016 - 20:24
MessageSujet du message: KARADENİZ'DE ERMENİLERİN YAKILMASI - Halil Erhan
Répondre en citant

KARADENİZ'DE ERMENİLERİN YAKILMASI - Halil Erhan

http://mamasyria.blogspot.fr/2016/03/halil-erhan-karadenizde-ermenilerin.html


Bir defasında babaanneme karşı dağın yamaçlarının ortala¬rına kurulmuş köyü göstererek, “Bu köyün insanlarını tanı¬yor musunuz?” diye sordum.
- Bazılarını tanıyorum.
- Çocukluğundan beri mi?
- Yok. Onlar, o köye sonradan geldiler.
- Nasıl oldu bu iş? Önceden kimler vardı?
- Ermeniler yaşardı orada. Ermeni köyüydü.
- Ermenilerden tanıdığın oldu mu hiç?
- Elbette oldu. Komşuluk yapardık. Alışveriş yapardık. Beraber ekin biçme imecesi yapardık. Sekiz, on kişi yardıma giderdik, onlar da bize gelirdi. Hatta İsin Emmin davul çalar, türkü söylerdi imecenin başında.
- Niye?
- İmeceye neşe katsın diye ona ekin biçtirmezlerdi. Davul çalmasını, türkü söylemesini isterdi tarla sahibi.
- Onlar türkü söylemezler miydi?
- Onlardan da söyleyen olurdu. Çok neşeli insanlardı.
- Ne oldu da gittiler Ermeniler peki?
- Gitmediler oğlum. Hepsi, çelik çoluk, yaşlısı genci öl¬düler.
- Anlatsana babaanne!
On dört, on beş yaşlarındaydım. Babamla karşı köy¬de oturan Artin Amca ortak tüccarlık, alışveriş yaparlardı. Trabzon, Gümüşhane, Giresun dağ köyleri üzerinden gider gelirler, yün, tuz, bal, gazyağı, peynir, çökelek ticareti yapar¬lardı. Alıp satma işi. Ermeni köylerindekilerle Artin Amca, Müslüman köylerde oturanlarla da babam ilişki kurardı. At¬larla, katırlarla taşırlardı malzemelerini. Babamın günlerce eve gelmediği olurdu. Bir gün öğleden sonra babam eve gel¬di. Annem, evde lambaya koyup yakacak gazyağımızın ol¬madığını söyledi. Babam da bana, “Kızım, karşı köyden Ar¬tin amcana git, şu lambayı doldurasılık kadar gaz al da gel” dedi. Tenekeden yapılmış, isli idare lambasını elime alarak yola koyuldum. Akşam da olmak üzereydi. Yamaç, bayır yü¬rüyerek akşam namazına Artin amcaların kapısına geldim. İçeri girdiğimde, yemek yemeğe başlamışlardı. Yere sofra kurulmuş, çelik, çocuk sofranın etrafındaydılar. Ortada sal¬yangoz yemeği vardı. Beni görünce anneleri tavayı sofranın altına sakladı. Salyangoz yemeğini, ilk defa orada görmüş¬tüm. Artin Amca lambama gazı doldurdu ve bana, “Kızım karanlık oldu, bu gece kal, yarın sabah gidersin” dedi. Ben de, “Olmaz amca. Babam dönmemi istedi. Hem evde karan-lıktalar, beni bekliyorlar” dedim. Ermeni köyünden ayrılıp yamaçtan aşağıya, dereye doğru yürümeye başladım. Her ta¬raf zifiri karanlıktı. Dereye vardığımda gökyüzünde bir ay¬dınlık hissettim. Gürültüler, bağırışlar, çığırmalar, feryat¬lar geliyordu kulağıma. Neler olduğunu anlamak için de¬reden karşıya geçip yukarılara doğru koşmaya, tırmanma¬ya başladım. Bizim köyün yamaçlarının ortalarına geldiğim¬de bir de ne göreyim? Üç dört tane ev alev alev yanıyor, in¬sanlar acı içinde çığlıklar atıyor. Köyün bütün ahalisini üç dört eve doldurmuşlar, canlı canlı ateşe vermişlerdi. Korku¬dan, acıdan titremeye başladım. Yarım saat falan daha kal¬dıktan sonra evime döndüm. Babam, “Bu saate kadar nere¬de kaldın?” diye sorunca, “Artin Amca’nın köyünü, insanla¬rıyla beraber yakıyorlar” dedim. Babam, “Kızım, o Topal Os¬man’ın işidir. Sakın kimseye söyleme. Başımıza iş alırız. Ca¬nımızdan oluruz sonra” diye tembihleyerek konuyu kapat¬tı. O gece kimse bir şey konuşmadı. Hepimiz korkuyor, ya¬nan insanlara acıyorduk. Masum ve salyangoz yiyen küçü¬cük çocuklar gözlerimin önünden hiç gitmiyor. Bizim köy¬den de hiç kimse o köye bir daha gitmedi. Ne olup bittiğini öğrenmek için olsa dahi!
- O zaman, bu köyde şimdi oturan insanlar nereden gel¬diler?
- Topal Osman, çete mensuplarının akrabalarına vermiş Ermenilerin yerlerini.
- Yaylada çobanlık yaptığım üç sene boyunca bu olayı baba¬anneme hep anlattırırdım. Hatta lise çağlarında dahi. Resmî tarih ve yalanlar, kurgular değil, gerçeğin ta kendisiydi bu. Masum insanlar, küçücük çocuklar, bebeler... Bu denizlerin, bu karlı dağların, çiçeklerin, kuşların, börtü böceğin, bulut¬ların, yağmurların, toprakların havası nasıl olur da “insan yakma” vahşetini sıradanlaştırır, normalleştirir? “Biz öldürmeseydik, onlar bizi öldüreceklerdi” lafı da tamamen mes¬netsizdir, uydurmadır. Dedelerimden, ninelerimden böyle bir ima dahi duymadım. Her sene babaannemle oturduğu¬muz yamaca gider, karşı köyde ruhlarının yaşadığına inan¬dığım çocukların şarkılarını dinler, sek sek oyunlarını seyre¬derim. Sigaramın dumanını acı acı içime çekerek.


Halil Erhan, 1915'te 1980'e Karadeniz , Ermeniler ,Eşkıyalar, İnsanlar, Yaşamlar . İletişim. 2015, s 95-97
_________________

Karanlık aydınlıktan, yalan gerçekten kaçar, Güneş yanlız olsada etrafa ışık saçar,üzülme doğruların kaderidir yanlızlık, kargalar sürüyle, kartallar yanlız uçar.


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Ven 11 Mar 2016 - 20:24
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Rum - Pontus - Laz Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com