Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
‘Zoraki Sünnet’ - Prof Dr RAGIP ZARAKOLU
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Recréation - Ժամանց - Beraber gülelim -> Le Bar de la team - Ընդհանուր Քննարկում - Gelin söyleşelim
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 461
Point(s): 66 930
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 25 Mar 2016 - 10:40
MessageSujet du message: ‘Zoraki Sünnet’ - Prof Dr RAGIP ZARAKOLU
Répondre en citant

‘Zoraki Sünnet’


Şu sıralarda Prof. Dr. İrfan Palalı’nın “Zoraki Sünnet” adlı kitabını keyifle okuyorum. Kendisi, dünya çapında tanınmış bir beyin cerrahı olan Beypazarı/ Türkmen ve Karadeniz kökenli, Lice doğumlu Prof. Dr. Mahmut Gazi Yaşargil’in öğrencisi… Onun talebesi olması bir ayrıcalık bence… Türkiye kaymak tabasının beyin ameliyatı gerektiğinde, Gazi Bey’in İsviçre’de başhekimi olduğu hastanenin önünde kuyruk olduğunu hatırlarım. Ama bu arada Ece Ayhan’a da sahip çıktığını ekleyelim. Bunda Ecevit’in hakkını da yemeyelim.

Bir beyin cerrahının, Türkiye’nin derin yaralarına, tabularına da el atmaması kaçınılmaz. İrfan Palalı, Fethiye Çetin ile birlikte, “Tehcir Çocukları: Nenem Bir Ermeniymiş” (Su Yayınları, 2005) toplumumuzun Müslüman ya da Türk olmayan ninelerine dedelerine değinme cesareti ve de onların ölmeden önceki son itiraflarını yansıtma dürüstlüğü göstererek, Türkiye’deki önemli açılımlardan birinin başlatıcı oldu. Artık bu konu, akademik konferansların konusu… Bu arada “Gavur Elo” (Belge Yayınları, 1999) adlı kitabı, Müslüman Ermeniler konusuna ilk değinenlerden biri olan ve çok yankı bulmayan Baran Fundermann’ı da hatırlatalım. Sadece Karin Karakaşlı güzel bir yazı yazmıştı hakkında.

İrfan Palalı’nın “Taşların Ağıtı/ Asdvadzadzin Katli” (Su Yayınları, 2008) adlı kitabı ise, yine tabu bir konu olan Anadolu kültür mirasının sistematik yok edilmesi yarasını deşiyordu neşteri ile… Sivas’ın en büyük kiliselerinden biri olan, Ermeni Kralı 2. Leo tarafından Sivas’ta 1120 yılında yaptırılan Meryem Ana Kilisesi’nin, 6 Eylül İstanbul Pogromu’ndan bir yıl sonra, 1956 yılındaki imhasının hikâyesi üzerinden, 1993 Sivas Madımak kıyımına bir göndermeydi bu…

Sevgili Sarkis Çekesyan’dan askerliğini Sivas’ta yaparken, 30’lu yıllarda Sivas’ın en büyük kilisesinin güçlü yapısı ile yıkıma nasıl direndiğinin öyküsünü hatırlamıştım bu kitabı okurken.

İrfan Palalı da şimdi neşterini bir başka tabu konuya, sünnet kültüne atıyor. Erkek egemen toplumun en önemli kutsama törenlerinden birine dönüşmüştür sünnet olayı. Acı çekersin ama artık egemen erkek toplumun bir parçası olursun gururla. Sen artık erkek oldun derler adama…

Sünnetin hijyen, sağlık açısından gerekçelendirilmesi, bugüne kadar bilimsel açıdan kanıtlanmış değil. Bir de özellikle Afrika’da hâlâ uygulanan kadın sünneti var ki, bir rezillik. Tartışmaya gerek bile yok.

Yahudi sünneti, doğumdan sonra yapıldığı için, Müslüman erkek çocuklarının sünnet travmasına yol açmıyor en azından.

Bugün inanç bağlamında, Yahudi, Müslüman ve ABD’deki Protestan toplumunun sünneti inançlarının bir parçası olarak benimsediğini biliyoruz. Holokaust döneminde, Naziler açısından Yahudi olmanın bir ölçütü idi sünnetli olmak. Az Müslüman da derdini anlatma fırsatı bulamadı, Naziler olayı anlayıp, Müslüman Lejyonları oluşturana kadar.

90’ların Türkiye’sinde “Kirli Savaş” sırasında ise, terörist olmanın teşhis yöntemlerinden biri idi, bu kez “sünnetsiz” olmak… Ve en önemli propaganda araçlarından biri… Yoksul Kürt, Allahın dağında nereden sünnetçi bulacak ise… Zaten bir terörist Kürt ve Müslüman olamayacağına göre, olsa olsa bir gizli Hıristiyan’dı! Bu arada Yahudiler hiç olmazsa bu suçlamadan sünnetli oldukları için yırtıyorlardı!

Ama ona da ırkçı bir çözüm bulundu. “Teröristler”, Yahudi dönmesi Ermenilerdi! Yakında Ermeni dönmesi Rumları da suçlayabilirler! Hani onlar da pek uslu durmuyorlar!

Sovyetlerin ilk yıllarında ise, “sünnet” gericiliğin bir örneği olarak yasaklanmıştı. Büyük hikâyeci İzak Babel, “Odesa Öyküleri”nde (Belge Yayınları 1980), çocuklarını gizlice sünnet ettiren bir Yahudi ailesinin öyküsünü mizahi bir dille anlatır.

Ama askerlik yükümlülüğünü yerine getiren birçok Gayrimüslimin, sünnete zorlanması ise, hiç de gülünecek bir öykü değildir. 6- 7 Eylül pogromunda zorla, işkence olarak sünnet edilen Ortodoks din adamının öyküsü de…

Bütün bu sünnet ritüellerinin Türkiye’nin sözde en laik dönemlerinde, bir işkence aracına dönüştürüldüğünü da hatırlatalım satır arasında…

Yani gerçekten çok “erkek” bir milletiz sözün kısası, laik olanı olmayanı.

* İnsan hakları savunucusu, 2012 Nobel Barış Ödülü adayı.



Prof Dr RAGIP ZARAKOLU - szarakolu@yahoo.com

http://www.taraf.com.tr/zoraki-sunnet-2/


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Ven 25 Mar 2016 - 10:40
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Recréation - Ժամանց - Beraber gülelim -> Le Bar de la team - Ընդհանուր Քննարկում - Gelin söyleşelim Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com