Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
DİNCİLERİN CİNSEL HAYATI
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Discussions / Débats - Քննարկում - Tartışma/Düşünceler
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 242
Point(s): 37 914
Moyenne de points: 3,10

MessagePosté le: Mar 12 Avr 2016 - 03:06
MessageSujet du message: DİNCİLERİN CİNSEL HAYATI
Répondre en citant

DİNCİLERİN CİNSEL HAYATI

Ender HELVACIOĞLU
31 Mart 2016
http://m.abcgazetesi.com/dincilerin-cinsel-hayati-7017yy.htm

Alengirli bir konuya girdiğimin farkındayım ama kaçamayız. Bir süredir, toplum olarak, İslamcıların “cinsel yaşamları”nı tartışmaktayız. Çünkü bu konudaki anlayışlarını tüm topluma dayatıyorlar; dayatmaktan da öte fiiliyata geçiriyorlar.
Cinsel sevgi ve onun önemli bir boyutu olan cinselliğin çok özel ve kişisel bir konu olduğu düşünülür. Hiç öyle değildir. İnsanın sınıfsal konumuna, ideolojisine, dünya görüşüne, benimsediği yaşam biçimine ve tabii bütün bunları ne kadar içselleştirmiş olduğuna doğrudan bağlıdır cinselliğini nasıl yaşadığı.
Dolayısıyla, örneğin Ensar Vakfı’nda ortaya çıkan cinsel istismarları, örneğin Emine Hanım’ın harem kurumunu savunmasını, örneğin evrim kuramını çürüttükten (!) sonra artık keyfine baktığı anlaşılan Adnan Hoca’nın bu “keyif tarzını” TV’den canlı olarak yayınlamasını ve benzerlerini, sadece “sapıklık”, “ahlaksızlık”, “cahillik”, “tedrici vukuatlar” olarak görüp tartışırsak konuyu eksik bırakmış oluruz.
Bunlar üç-beş cahilin, ahlaksızın, sapığın vukuatları değildir; yüzlerce, hatta binlerce yıllık bir dünya görüşünün yansımalarıdır ve bu ideolojiyi benimseyenler ülkemizde iktidarda oldukları için dayatmalarıdır da. Hem de herkesi ilgilendiren keskin bir konuda, cinsellik alanında…
Dolayısıyla bu konu enine boyuna tartışılacak.
***
Öncelikle konuya yaklaşım tarzımızı özetleyelim. Biz tarihsel materyalistiz. Tarihsel olay, süreç ve düşünceleri, yaşandığı/ortaya atıldığı zaman ve mekânın toplumsal koşullarını, o dönemdeki sınıf mücadelesinin niteliğini ve taraflarını, insanlığın o dönemde ulaşmış olduğu düşünsel düzeyi dikkate alarak çözümlemeye çalışırız. Bilimsel düşüncenin yöntemi budur.
Örneğin, Spartaküs sosyalizmi kuramadığı için veya İbn Haldun proletarya iktidarını öngöremediği için eleştirilemeyeceği gibi, Hz. Muhammed de kadınlara cinsel özgürlük tanımadı diye eleştirilemez. Bu kavramlar o dönemlerde hayal bile edilemezdi.
Dolayısıyla biz tarihe karşı rahatız. Ama dinsel düşünceyi benimsemiş kişilerde aynı rahatlığı göremeyiz, onlar sürekli bir gerilim ve tedirginlik içindedirler. “Mutlaklık inancı” ile “değişim gerçeği” arasındaki çelişkiden mustariptir dinciler.
Çünkü onlara göre, Allah’ın emirlerini içeren kutsal kitaplarda yazılanlar, Allah’ın elçisinin söyledikleri ve yapıp ettikleri, zaman ve mekândan bağımsız olarak “mutlak doğru”dur, tartışılamaz, sorgulanamaz, reddedilemez, kesinkes uyulmak zorundadır.
Tarihselliği reddeden bu bilimdışı ön kabulleri dolayısıyla dinciler, “Kuran’da da var, Peygamber de yapmış, ben de yaparım, hatta yapmak zorundayım” koyvermişliği (daha doğrusu rezaleti) ile “O yazılanlar ve yapılanlar aslında şu anlamdadır” zorlama çarpıtmacılığı (daha doğrusu şarlatanlığı) arasında zorunlu olarak gidip gelmektedirler.
Yönteme ilişkin bu parantezi kapatıyoruz ve bu bir kuramsal yazı olmadığı için dinciler açısından en“tartışmasız” bazı örneklerle devam edeceğiz.
***
Kuran’da kölelik ve cariyelik var mıdır? Vardır. Köle ve cariye sahibi olmak Kuran’a ve Peygamber’e göre meşru mudur, yoksa cezai bir işlem mi gerektirir? Meşrudur, cezai bir işlem gerektirmez. Hz. Muhammed’in de köle ve cariyeleri var mıdır? Vardır.
Kuran ve Peygamber, köle ve cariyelere iyi davranmayı öğütlemiş, sayılarını sınırlamış, hatta Hz. Muhammed bütün kölelerini azat etmiş vb, bunlar teknik konular. Önemli olan köleliğin ve cariyeliğin, Kuran’a ve Peygamber’e göre meşru olması, yasaklanmamasıdır.
Peki bunlar, insanlık dışı ve ahlaksız davranış ve öğütler midir? Hayır, o dönemin toplumsal koşullarına göre değildirler; hatta bazı sınırlamaların ve yasalaştırmaların getirilmesi ilerici adımlar olarak bile görülebilir.
Peki, günümüz koşullarında, bir İslamcı çıkıp, “madem Kuran’a göre meşru, Peygamberimizin de olmuş, ben de köle ve cariye tutacağım” derse ne yapacağız? Kuran’ı ve Peygamber’i mi referans alacağız, yoksa çağdaş hukuku ve insanlığın ulaşmış olduğu düşünsel düzeyi mi? Zurnanın zırt dediği yer burasıdır!
***
Daha semavi bir örnek verelim.
Yaşamın sonul hedefi olarak sunulan, gitmek için can atılan, en kutsal mekân olan, Allah’ın yeri“cenneti” ele alalım örneğin.
Cennette “bilezikli, küpeli, yaşıt, genç, ölümsüz, saçılmış inciler gibi, cennettekilerin etrafında dolaşıp onlara hizmet eden” (Kuran, İnsan Suresi, 10-20; Vakıa Suresi, 17) gılmânlar, vildânlar (oğlanlar) yok mudur? Vardır.
Cennette “yaşıt, yeniden yaratılmış, bakire, iri gözlü, beyaz tenli, inci, mercan ve örtülü yumurta gibi, iyi huylu, çadırlara kapanmış, yeşil yastıklara ve güzel döşeklere uzanmış, ince ipekten elbiseler giymiş, takılarla süslenmiş, göğüsleri yeni tomurcuklanmış, daha önce ne bir insan ne de bir cin dokunmuş, gözleri sadece erkeklerine bakan, sadık”(Kuran, Rahman Suresi, 70-76; İnsan Suresi, 10-20; Vakıa Suresi, 16-18) huriler yok mudur, cennetlik erkeklere vaat edilmemişler midir? Vardır ve vaat edilmişlerdir.
Bütün bunlar, dönemin hakim aristokrat dünya görüşünün ve yaşam tarzının kutsal metinlere yansımalarıdır.
Peki, bugün bir dinci çıkıp, Kuran’a referans vererek, çevresindekileri “gılmânlaştırmaya” veya“hurileştirmeye” kalkarsa ne yapacağız? Zurnanın zırt dediği yer burasıdır!
***
İslamiyet’te harem meşru mudur? Meşrudur. Sultanların, ağaların, beylerin, paşaların, aristokrat hakim sınıf üyelerinin haremleri var mıdır? Vardır. Peki, Emine Hanım’ın “okul” dediği harem nedir? Ev reisinin kadınları, cariyeleri ve çocuklarıyla yaşadığı yerdir.
Kadınları anladık, peki “cariye” kimdir?: “Cariye, sahibinin malı idi. Efendisi, evinin bir eşyası gibi, onu arzu ettiği şekilde kullanabilir, satabilir, hibe edebilir, hediye olarak başkasına verebilir, nikahsız olarak onunla düşüp kalkabilirdi.”
Harem “okuluna” nasıl kayıt yapılır, bu “okulda” ne öğretilir?: “Yaşları 5-7 arasında olurdu. Yüzleri güzel, vücutları, endamları mütenasiptir (dikkat edin, 5 yaşındaki kız çocuklarıdır söz konusu olan - EH). Yaşları ilerledikçe güzelleşiyorlarsa, bu gibilere ut veya kanun öğretilir. Nezaket ve muaşeret kaideleri ile bir erkeği avlamak için naz ve işve usulleri de en ince ayrıntılarına kadar öğretilir.”
Harem “okulunda” uygulamalı derslerde ne yapılır? Bir örnek: “Hünkâr sofrasında, tahtın önünde, tavana asılmış yuvarlak billur bir top bulunmaktadır. Oyunun kızıştığı bir sırada oyuncular hünkârın önüne gelirler, orada asılı bulunan topu yakalamaya çalışırlar. Top oldukça yükseğe asılı bulunduğundan, yakalamak için şahlanırlar, etekleri açılmış şemsiyeler gibi havada uçuşur, vücutlarının hatları ve incelikleri bütün çıplaklığıyla padişahın gözü önüne yayılır.”
İşte harem böyle bir okul! Kısacası, aristokrat hakim sınıf üyelerinin cinsel yaşamlarını renklendirmek, onlara türlü fanteziler sunmak için geliştirilmiş bir kurum. Sadece İslam’a özgü de değil. Feodal dönemin bütün devletlerinde farklı biçimlerde de olsa rastlanıyor.
Peki, bugün yasal olarak harem kurulabilir mi? Örneğin Emine Hanım, yaşadığı sarayda böyle bir“okul” açabilir mi? Zurnanın zırt dediği yer burasıdır!
***
Örnekler çoğaltılabilir, ama artık bitirelim. Bu konuları Bilim ve Gelecek’te çok yazdık, öyle gözüküyor ki daha da yazacağız.
Toparlarsak: İslam ideolojisinde ve cinselliğe ilişkin önerdiği yaşam biçiminde köleler, cariyeler, haremler, gılmânlar, huriler vardır ve meşrudur.
Bu da gayet doğaldır, çünkü İslam ideolojisi 1500 yıl öncesinin toplumsal koşullarına ve kültürel-düşünsel düzeyine göre şekillenmiştir.
Sorun, 1500 yıl öncesinin yaşam biçiminin ve düşünce tarzının iktidardaki dinciler tarafından günümüz toplumuna dayatılmasından kaynaklanıyor. Ensar Vakfı türü örneklerin artarak yaşanmasının nedeni budur, yoksa birkaç sapkın değil.
Dolayısıyla sorun bir “toplumsal dönüşüm” meselesidir. Yeniden ve daha köktenci bir aydınlanma atılımı gerçekleştirmek, çağdaş bir emekçi cumhuriyeti kurmak meselesidir.
Kızlarımızın cariyeleştirilip haremlere tıkılmasını istemiyorsak, çocuklarımızın gılmânlaştırılmasını, hurileştirilmesini içimize sindirmiyorsak, bu çağdışı ideolojinin sahiplerini alaşağı etmek zorundayız. Edeceğiz de…

KAYNAKLAR
- Turan Dursun, “Tabu Can Çekişiyor: Din Bu-1”, Kaynak Yayınları.
- Hasan Aydın, “Hz. Muhammed ve Kuran”, Bilim ve Gelecek Kitaplığı.
- Çağatay Uluçay, “Harem-II”, Türk Tarih Kurumu Yayınları.
- İsmail Parlatır, “Tanzimat Edebiyatında Kölelik”, Türk Tarih Kurumu Yayınları.
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Publicité






MessagePosté le: Mar 12 Avr 2016 - 03:06
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Discussions / Débats - Քննարկում - Tartışma/Düşünceler Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com