Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Annem ‘Bana Mama demeyin’ diyordu
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> Témoignages sur le génocide et la déportation des Arméniens
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 247
Point(s): 37 927
Moyenne de points: 3,10

MessagePosté le: Mer 22 Juin 2016 - 03:00
MessageSujet du message: Annem ‘Bana Mama demeyin’ diyordu
Répondre en citant

Annem ‘Bana Mama demeyin’ diyordu

Diasporada yaşayan her Ermeni'nin acısı vardır. Kendimden örnek vereyim. Akrabalarımdan hiçbirini tanımadım. Annem onları bana anlatırdı. 


20 Haziran 2016 Pazartesi | Dizi


Karekin Bekdjian, Almanya’daki Gregoryan Kilisesi’nin Başpiskoposu; ülkede yaşayan Ermeni cemaatinin dini lideri. Almanya Federal Parlamentosu’ndan geçen “Ermeni Soykırımı Tasarısı” ardından konuştuğumuz başpiskopos, tasarıyla Almanya’nın suçunu kabul ettiğini belirtti.

Türkiye’nin halen olan bitenin adını koymadığını söyleyen Bekdjian, “Hürriyet gazetesine bakarsanız, Türkiye yalnız Türklerin. İnsanlar azınlıklar hakkında konuştuklarında ‘kadim halklar’ diyorlar. Orta Asya’dan Türkler geldiğinde kimlerle karşılaştı? Geldiklerinde kim vardı? Ermeniler, Kürtler, Rumlar vardı. Kadim halkların varlığı inkar ediliyor demek ki!”
Bekdjian’ın kendisi de bir soykırım mağduru. İstanbul’da doğan başpiskopos, çocukluğundan ve kendi hikayesinden kesitler de paylaştı.
Sorularımız ve Başpiskopos Bekdjian’ın yanıtları şöyle:


Federal Almanya Parlamentosu’nda kabul edilen Ermeni Soykırımı tasarısını nasıl karşıladınız? 
(Gülerek) Fransız edebiyatçı Victor Hugo der ki, “En güzel adalet insanın vicdanıdır.” Vicdan, insanı insan yapan önemli etkendir. Yüz yıldan bu yana konuşulan bu soykırım meselesi, insanları perişan etti. Bir buçuk milyon insan çöllere sürüldü, yollarda telef oldu.
İnsanların acısına su serpmek lazım. Herhangi bir ölüm karşısında insan, ölen kim olursa olsun, gider taziyede bulunur. Almanya Parlamentosu’nun da yaptığı buydu. Ama bunun yanında, bugünkü Türkiye’yi, Türk insanlarını eleştirmiş değildir. İnsanların yüreğine su serpmek gibi bir durumdu bu.


Karar karşısında Türk devletinin ve başta da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şaşırttı beni. Çok seviyesiz hakaretlerde bulundu. Bir devletin en büyük görevinde olan bir insanın böyle bir lisan ile konuşması beni şaşırttı.
50 yıldır Almanya’da yaşıyorum. Fransa’da da 19 yıl yaşadım. Böyle bir dil, ne Almanya’da ne de Fransa’da kullanılır. 


Nasıl bir dil bekliyordunuz?
Daha olumlu bekliyordum. Biliyorsunuz, devamlı diyalogdan bahsediyorlar: “Tarihçiler konuşsun, akademisyenleri çağıralım konuşsunlar.” Fakat “sözde Ermeni Soykırımı” dediğiniz zaman, sözde kelimesi her şeyin önünü alıyor, kapıyı kapatıyor. 


Peki Türk devleti, yüzleşmekten neden bu kadar korkuyor?
Her devlet tabii ki kendi ülkesini savunmak mecburiyetinde olur. Türk devleti de bu şekilde kendisini savunuyor.


Türk devleti, 1915’te Ermeni, Asuri-Süryani, Êzîdî, Keldani halklarına karşı işlenen bu insanlık suçunu kabul etmemekle, bir anlamda suçu işlemeyi sürdürmüş olmuyor mu?
Bu suçlar, dün olduğu gibi bugün de devam ediyor. 1915’i bir tarafa bıraksak, 1948 Varlık Vergisi vardı. Orada da insanları perişan ettiler. Ermeni, Rum ve Yahudileri Aşkale’ye sürdüler. Onlar içinde benim babam da vardı.
6-7 Eylül Olayları yaşandı. 1960’lı yıllarda, “Vatandaş Türkçe Konuş” sloganı vardı. Biz o zaman sokağa çıkdığımızda annemiz bize, “Dikkat edin, bana ‘Mama’ demeyin” derdi. Bunun gibi birçok şey sayabiliriz. İnsanlar maalesef hep korku içinde yaşadılar.
Türkiye’de yaşayan insanlar tarih okuyabilseydi, bugün Türkiye’nin hali de farklı olurdu. Okulların durumu çok acıklı. Mesela ben okula giderken Tarih dersinden ikmale kalmıştım. Neden? Çünkü bana Ermenileri sordular. “Hainler böyle yaptı, şöyle yaptı...” Bana bunları anlat dediler. İmtihan sırasında bayıldım ve ikmale kaldım. O soruya cevap veremedim. Sonra Tarih imtihanı tekrarlandı ama Allah’tan başka soru gelmedi.


Sizce sorun sadece tarihçileri mi ilgilendiriyor? 
Ama hangi tarihçileri? Bunların da sınıflandırılması lazım. “Tarihçilere bırakalım” denildiği zaman hangi tarihçiye müracaat edeceğiz? “Soykırım yoktur, birkaç kişi yollarda öldü” gibi söylemlerle konuşan tarihçilere mi, yoksa gerçek tarihçilere mi soracağız? Yusuf Halaçoglu gibi kendi çalan kendi oynayan tarihçilere sorarsak, ne anlarız?


Peki farklı ülke parlamentolarında alınan böylesi kararlar, Ermenileri nasıl etkiliyor?
Acıların üzerine bir su serpme oluyor. Çünkü diaspora dediğimiz yerde yaşayan her Ermeni’nin kaybı vardır. Mesela ben, annemin hiçbir akrabasını tanımadım. 


Almanya’daki Ermeni toplumunun bu kararın alınmasında etkisi var mı?
Ermeni toplumu, her sorulduğunda hikayesini anlatıyor. Yaşadıkları acıları anlatmalarından başka bir tesirleri olduğunu sanmıyorum. Parlamento, kendi özgür düşüncesini ortaya koydu. Siz de burada yaşıyorsunuz. Almanya’da meraklı insanlar çok; onların yaptığı araştırmalar sonucunda böyle bir karar alındı.


Buradaki Ermeniler, o günlerin acısını hala taşıyor mu?
Diasporada yaşayan her Ermeni’nin acısı vardır. Kendimden örnek vereyim. Akrabalarımdan hiçbirini tanımadım. Annem onları anlatırdı. Dayım varmış, onun da dokuz çocuğu varmış. Bunlardan bir tanesi Fransa’ya yerleşmiş. Din görevlisi olarak Fransa’dayken birini tesadüfen gördüm ve tanıştık. Onun da bir çocuğu varmış, o da Almanya’ya işçi olarak gelmiş. İzimi bulmuş. Stuttgart’tan beni aradı, tanışmak istedi. Adı Mehmet... Tabii şaşırdım, akrabamın adı nasıl Mehmet olur? Sonra hikayesini anlattı. Annesi kaçırılmış, zorla bir Türk’le evlendirilmiş, Mehmet de onların çocuğu olarak doğmuş. Bütün Ermenilerin böyle hikayeleri var işte.


Tasarıda Almanya’nın soykırım karşısındaki tutumu da değerlendirildi, “utanç verici” olarak nitelendirildi. Sizce bu karar ile Almanya, soykırımdaki rolü ve katkısı nedeniyle bir özeleştiri yaptı mı?
Öyle de algılayabiliriz. Parlamentoda alınan kararın metninde, Almanya’nın 1915’teki rolüne de dikkat çekildi; Almanların da soykırımda rol oynadığı kabul edildi. Örneğin Türkiye ne diyor? Acı olaylar... Acı olayların isminiyse koymuyor. Bugün gelinen noktada Alman hükümeti ise suçunu kabul ediyor. Bir insanın kendi hatasını anlayıp dönüş yapması, utanç verici değildir. İnsanı yücelten bir tutumdur bu.


Ama bir yandan, yüz yıl önce Hristiyan halklara karşı işlenen bu suçlar, bugün Kürdistan’da Kürtlere karşı işleniyor. Bu durumda yüz yıl sonra Ermeni Soykırımı’nı kınamanın veya tanımanın ne önemi olabilir ki?
Bu tanıma, daha önce de dediğim gibi, insanın vicdanından gelen bir sesi. Bu, insanı rahatsız eder. Ortada bir suç var, bir cinayet işleniyor. Cinayeti işleyen kişi, aradan yıllar geçse de itiraf ediyor ve rahatlıyor. Bunun önemi burada olabilir.


Peki Türkiye, bugün de aynı vicdansızlığı devam ettiriyor mu?
Hükümetin dışında olan insanlar da var, onlar seslerini yükseltiyor bugün. Hrant Dink, neden öldürüldü? Düşüncesini söylediği için...


Bir yandan da, bunca acıya rağmen halen Erdoğan, Türkiye’ye Ermenistan Cumhuriyeti’nden çalışmak için gelen 50 bine yakın Ermeni’yi sınırdışı etmekle tehdit etti. Bu ülke sadece Türklerin ülkesi mi?
(Gülerek) Hürriyet gazetesine bakarsanız öyle diyor. Dikkate alınmayan nokta şu: İnsanlar azınlıklar hakkında konuştuğu zaman, kadim halklar deniliyor. “Kadim halk” kimdir orada? Tarihte, Türkler Orta Asya’dan geldi diye okuduk. Orta Asya’dan bugünkü yaşadığımız topraklara gelen Türkler, kimle karşılaştılar? Geldiklerinde kim vardı? Ermeniler vardı, Kürtler vardı, Rumlar vardı. Kadim halkların varlığı inkar ediliyor demek ki! Ben İstanbul’da doğdum, orada okula gittim. Orada tarih derslerini okuduk. Bugüne kadar tarih kitaplarında Ermeni halkından “hainler” diye bahsedilir. “Hain Ermeniler şöyle yaptı, böyle yaptı.” Diyelim ki hainler vardı, o durumda bile, onları yakalamak varken bir buçuk milyon insanı katletmek, neyi ifade ediyor? 


Doğduğunuz yer olan İstanbul, bugün sizin için ne ifade ediyor?
Doğduğum şehir; fırsatım olsa oraya gitmek isterim. Atalarım var orada. Özlemle beklediğim şehir...


En son ne zaman gittiniz?
Şubat ayında.


Sizce bir gün İstanbul’da insanlar, eşit, barış içinde, soykırım ve ayrımcılığa uğramadan yaşayabilecek mi? Bunu düşünebiliyor musunuz?
Düşünüyorum. O günleri görebilir miyiz, bilemiyorum. 1965 yılından sonra Ermeni Soykırımı konuşulmaya başlandı, öncesinde konuşulmazdı. Giderek halklar arasında yeni bir bilinç ortaya çıkıyor. Okuduğumuz İncil der ki, hiçbir şey saklı kalmaz, bir gün her şey ortaya çıkar. 


Kürdistan’ın bugünü, 1915’ten farklı değil


Bugün Kürdistan’da da birçok kişinin “soykırım” olarak tanımladığı bir süreç yaşanıyor. Buna ilişkin ne düşünüyorsunuz?
21. yüzyılda insanların halen, hem de göz göre göre katledilmesi, çok acı bir durum. İnsanların vicdanlarını ortaya koyup harekete geçmesi lazım. Sorunların diyalogla çözülmesi lazım. Silahla çözülecek bir sorun değil bu.


Bugün Kürdistan’da yaşananlar, 1915’te yaşananlardan farklı mı?
Değil tabii ki. Bir gün bunların hesabı da sorulacak diye düşünüyorum. Bir insan neden silah alır eline? Türkiye’de konuşuyorlar: Neden dağa çıktılar? Durup dururken insan, silah alıp başkasının üstüne yürümez. Demek ki ortada bir sorun var. O sorun çözülmediği için insanlar, artık kaba kuvvete icabet etmek zorunda kalıyorlar.


Anne tarafımın soyu tamamen kırılmış
Karekin Bekdjian, 1942’de İstanbul’da doğdu. 13 yaşında kadar İstanbul’da yaşayan, burada okula da giden Bekdjian, 1965 yılında ailesiyle birlikte Almanya’ya geldi. Bochum Üniversitesi’de “Pedagoji” eğitimi alan Bekdjian, 1972’den itibaren ise dini görevler için Fransa’ya yerleşti. 19 yıl sonra, 1991’de yeniden Almanya’ya geldi. 28 Mayıs 1998’den bu yana Gregoryan Kilisesi Başpiskoposu olarak görev yapıyor ve Almanya’daki Ermeni Cemaati’ne önderlik ediyor.

7 Haziran ve 1 Kasım Seçimleri’nde HDP’yi destekleyen ve o dönemde de gazetemizle bir söyleşi yapan Bekdjian, soykırımda ailesinin yaşadıklarını şu sözlerle anlatmıştı: “Ailemden çok kayıp var. Anne tarafım tamamıyla soykırıma uğramış durumda. Annemin 9 dayısı varmış, onlardan ancak biri kurtulmuş, o da Fransa’ya yerleşmiş. Babam ise 1942 mağdurlarından, Aşkale’ye gönderilenlerden...”



ERDAL ALIÇPINAR/KÖLN


897 

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA 
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Publicité






MessagePosté le: Mer 22 Juin 2016 - 03:00
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> Témoignages sur le génocide et la déportation des Arméniens Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com