Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Gazeteci Robert Fisk 15 Temmuz Kalkışması Ve Ermeni Soykırımı
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> 24 Nisan 1915'i anma - commémorations, débats, annonces ...
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 447
Point(s): 66 883
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Lun 18 Juil 2016 - 18:42
MessageSujet du message: Gazeteci Robert Fisk 15 Temmuz Kalkışması Ve Ermeni Soykırımı
Répondre en citant

Gazeteci Robert Fisk 15 Temmuz Kalkışması Ve Ermeni Soykırımı İnkarını Değerlendirdi







"Aylar ya da yıllar sonra gelecek diğer darbe..."

Ünlü gazeteci Robert Fisk, Independent için darbe sürecini kendi cephesinden analiz eden bir yazı kaleme aldı...

Ünlü gazeteci Robert Fisk, Independent için darbe sürecini kendi cephesinden analiz eden bir yazı kaleme aldı. Fisk'in analizini yorumsuz çeviriyoruz:

Recep Tayyip Erdoğan geldiğini biliyordu. Adamın biri Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden yaratmaya çalışırken ve tüm komşularını kendilerine düşman edip ülkeyi alay edilecek duruma getirirken Türk ordusu asla rahat durmazdı. Fakat şu ikisini farzetmek ölmcül bir hata olabilir: bir askeri darbenin bastırılması sultana sadık kalacak bir Türk ordusundan sonra anlık bir öneme sahiptir; ve en az 161 ölü ve 2839'dan fazla tutuklama Orta Doğu'nun çöken devletlerinden farklı şekilde göz önüne alınmalı.

İstanbul ve Ankara'da hafta sonu yaşanan hadiseler özel olarak hudutların ve ülke içinde inancın bozulması ile ilgili – Orta Doğu uluslarının daimi kurumları ve sınırları olduklarını farzediyoruz - Irak boyunca çok yara almış, Suriye, Mısır ve Arap dünyasında ki öteki ülkelerden olduğu gibi. Bölgede istikrarsızlık bir hastalık gibi yayılıyor, özellikle de hükümdar ve diktatörler arasında, bir sınıf diktatör, nizamnameyi kişisel kazançları uğruna değiştirip Kürtler ile aşağılık savaşını başlattığı günden itibaren Erdoğan da bu grubun bir üyesi.

DARBE BAŞARILI OLSA ABD FARKLI KONUŞACAKTI

Söylemeye gerek yok. Washington'ın ilk tepkisi öğreticiydi. Türkler ''demokratik yöntemler ile seçilen'' hükümeti desteklemeliler. ''Demokrasi'' kısmı biraz inanılmazdı; Hatırlaması daha fazla acı verici, ancak, 2013 yılında Mısır'da ''demokratik yöntemler'' ile seçilen Muhammed Mursi'yi deviren darbeye verilen devlet tepkisi de benzer şekildeydi – Washington çok kesin olarak Mısır halkına Mursi'yi desteklemelerini söylemedi ve çabucak desteğini Türkiye'de yaşanandan daha kanlı bir darbe yapan askerlere verdi. Türk ordusu başarılı olaydı eğer emin olabilirsiniz Erdoğan'a da şanssız Mursi'ye olduğu gibi kibirle yaklaşılacaktı.

Fakat Batılı uluslar istikrarı özgürlük ve haysiyete tercih ettikleri anlarda ne umuyorsunuz? Bunların sebebi İran'ın askerleri ve bölgesel Irak askerleri IŞİD'e karşı savaşa dahil olduklarını kabul etmeye hazırlanmaları sebebiyle – hem de Felluce'nin geri alınmasından sonra 700 zavallı Sünni ortalıktan kaybolmuşken – ve işte bu neden ''Esad gitmeli'' çizgisinden uzaklaşıldığının sebebi. Şu anda Beşar Esad, David Cameron'dan daha uzun süre iktidarda kalmayı başardı, muhtemelen Obama'yı da geçecektir – Şam'da bulunan rejim Türkiye'de hafta sonu yaşananlara meraklı gözlerle bakacaktır.

ORDUNA GÜVENEMEZSEN SORUN VAR

Birinci Dünya Savaşı'nın galip güçleri Osmanlı İmparatorluğunu yıkmışlardı – Bab-ı Ali'nin ölümcül bir hata yaparak Almanya'yı desteklenmesine yanıt mahiyetinde olan 1914-18 karışıklığı bunu amaçlayan örneklerden biriydi - imparatorluğun kalıntıları müttefikler arasında paylaşılmış ve vahşi kralların, acımasız albaylar ile çok sayıda diktatörün ellerine bırakılmıştı. Erdoğan ve gücünü korumasını sağlayan ordunun büyük bir kısmı – şu an için – parçalanmış devletler ile aynı kaidede buluşacaklar.

Orada Erdoğan için ne olduğuna dair uyarı işaretini – ve Batı için – görmek için, Pakistan'ın deneyimini anımsamak yeterli. Amerikalılar utanmazca Rusya ve Pakistan ile savaşan mücahitlere füzeler, silahlar ve para akıtmışlardı – bir diğer uçurulan imparatorluk (Hindistan) zayıflamış bir devlete dönüşmüştü, şehirleri iri bombalarla yıkılmış, zaten yozlaşmış olan orduları ve istihbarat servisleri Rusya'nın düşmanları ile iş birliği yapmıştı – Taliban gibi – ve sonrasında devletin varlığını tehdit edecen İslamcılar içlerine sızmışlardı.

Her ne vakit Türkiye ABD için Suriye'de benzer bir rol oynamaya başladı – isyancılara silah yardımı gönderirken, yozlaşmış istihbarat servisi Suriye'ye karşı savaşan İslamcılarla da iş birliği yaptı – kendi devletleri de zayıf düştü, şehirleri ağır bombalarla parçalandı, İslamcılar ise ülkelerine sızdılar. Aralarındaki tek fark, Türkiye güney-doğu sınırında Kürtlerle savaşı yeniden başlatmış, bu sebeple Diyarbakır'ın bazı bölgeleri Humus ya da Halep'in büyük bölümü gibi harap hale geldi. Erdoğan'ın yaptığı seçimin ülkeye olan bedelinin farkına varmak için çok geç. Her ne kadar Putin'den özür dilenmiş ve Netanyahu ile ilişkileri bir nebze düzeltmiş olsa da; orduna güvenemediğin noktada ortada yoğunlaşılması gereken ciddi bir dizi sorun var demektir.

AYLAR YA DA YILLAR SONRA GELECEK DARBE

Erdoğan'ın kendisine darbe planlayan ordusunda iki binden fazla mensubu hemen tutuklandı. Fakat İstanbul'da ki Sultanın ülkesine zarar verdiğini düşünen binlerce subayın sadece küçük bir kısmı olsa gerek. Asıl sorulması gereken soru, bu (bir anlık) başarının cesaretlendireceği Erdoğan'ın müdahele edeceği davalar, hapis edeceği gazeteciler, kapatacağı gazeteler, öldüreceği daha fazla Kürt ve 1915 "Ermeni soykırımını" reddedecek oluşu.

Yabancılar için bazı zamanlarda korkunun derecesini ve Kürtlerin saldırganlıklarına karşı Türkiye'de bulunan ırkçı nefreti anlamak zor olabilir.; Amerika, Rusya, Avrupa – genel anlamda Batı'da – Kürtleri ''terörist'' olarak gören Türklerin sayısının ne denli fazla olduğunu ve Türk devletinde ne denli tehlikeli görüldüklerini anlamak zor olabilir; Birinci Dünya Savaşı esnasında Ermeniler de benzer şekilde görülüyorlardı. Mustafa Kemal, Hitler tarafından takdir edilen eski bir seküler otokrat olabilir, fakat onun Türkiye'yi birleştirme mücadelesi birbirleriyle anlaşamayan ve Türkiye'yi can damarından vuran gruplaşmaları bir araya getirdi – karalık boyunca (ve rasyonel olarak) ülkeye karşı olan Batılılar darbe konusunda şüpheli konumdalar.

Her şeyi hesaba katarak, geçtiğimiz hafta sonu Türkiye'de yaşananların bir seri daha fazla olay dizisinin ilki olabileceğini düşünebiliriz. AB'nin sınırlarından, Türkiye boyunca ve Suriye ve Irak ve Mısır'ın Sina Yarımadası'nın büyük bir bölümü ve Libya'da ve Tunus, şimdilerde anarşi ve başı belada ülkeler gibi sıraya dizildiler. Sör Mark Sykes ve François Georges-Picot Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasını başlatmışlardı – Arthur Balfour'un da yardımlarıyla – fakat bu süreç günümüzde de devam etmektedir.

Şu Ankara'da başarısızlığa uğrayan darbeyi bu acımasız tarihi çerçevede görmeli, aylar ya da yıllar sonra gelecek bir diğeri için hazır beklemeliyiz.

Robert Fisk – Independent

Çeviri: Şıvan Okçuoğlu

Odatv.com

http://odatv.com/aylar-ya-da-yillar-sonra-gelecek-diger-darbe...-1807161200.html


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Lun 18 Juil 2016 - 18:42
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> 24 Nisan 1915'i anma - commémorations, débats, annonces ... Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com