Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Ermeni doktorun tüp bebek merkezine OHAL kapsamında el kondu
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 334
Point(s): 859
Moyenne de points: 2,57

MessagePosté le: Mer 27 Juil 2016 - 10:11
MessageSujet du message: Ermeni doktorun tüp bebek merkezine OHAL kapsamında el kondu
Répondre en citant

Ermeni doktorun tüp bebek merkezine OHAL kapsamında el kondu








Operatör Doktor Aret Kamar’ın kurucusu ve sahibi olduğu İstanbul Tüp Bebek Merkezi'ne Fetullahçı Terör Örgütü’ne bağlı olduğu gerekçesiyle OHAL kapsamında el konularak kapatıldı.

İstanbul’da, Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde, ‘milli güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle’ Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen 3 üniversite ile 149 okul, 150 dernek, 15 vakıf ve 4 sağlık merkezi kapatıldı. Kapatılan bu kurumlar arasında bir tanesi OHAL kapsamında ‘kurunun yanında yaş da mı yanacak?’ sorusunun cevabı niteliğinde bir örnek oldu.

Operatör Doktor Aret Kamar’ın kurucusu ve sahibi olduğu İstanbul Tüp Bebek Merkezi, 25 Temmuz Cumartesi günü, Sağlık Müdürlüğü, Kaymakamlık ve Maliye’den gelen ekiplerin yaptığı denetimin ardından Paralel yapıya destek olduğu gerekçesiyle el konularak kapatıldı.

Kenidisin Ermeni ve Hıristiyan olduğunu ve Fetullah Gülen’le hiçbir alakası olmadığını belirten Aret Kamar, “Bu yapıyla hiçbir bağlantımız söz konusu olamaz. Ancak merkezimiz Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldığı için mahkeme, avukat hiçbir girişimde bulunamıyoruz” dedi.

‘Ermeni ve Hıristiyan’ım cemaatle alakam yok’

İstanbul Taksim’de faaliyet gösteren ve 11 yıl önce kendisi tarafından kurulan İstanbul Tüp Bebek Merkezi’nin %61,5’lik hissesiyle Aret Kamar firmanın en büyük ortağı. Kamar, Agos’a yaptığı açıklamada; “Yaptıkları şey şirketi kapatmak. Şirketi kapatmaları için kurumun bu faaliyet içerisinde olması gerekir. Kasaları ben denetliyorum ve mali müşavir kontrol ediyor. Bu kurumdan hiçbir şekilde bir derneğe ve vakfa para yatırma söz konusu değil” şeklinde konuştu.

Ortaklar arasında cemaat mensubu olup olmadığını sorduğumuz Kamar, sorumuzu şöyle yanıtladı; “Benim dışımdaki ortaklar %25 hisse ile Faruk Bener ve % 13,5 hisse ile Nahit Karabeyoğlu. Hepimiz doktoruz. Merkezimiz çok yoğun çalışıyor ve böyle bir faaliyet içinde olacak vaktimiz yok. Benim böyle bir yapıya mensup olmadığım aşikâr. Ortaklar hakkında da böyle bir bilgim yok. Ama şahısların evlerinde gittikten sonra yaptıkları faaliyetleri bilemem ki… Sonuçta bu şirketin kurucusu ve büyük hissedarı olarak sahibi benim. Herhangi bir şahsın eylemi yüzünden koca bir merkezin kapatılması kabul edilemez. Merkez böyle bir faaliyet içinde değilse, şahsın kendine göre yaptığı bir eylem varsa bu beni bağlamamalı. Kaldı ki öyle bir gerekçe de bize gösterilmedi.”

Birkaç saat içinde her şey tasfiye edildi

Kamar, yaşadıklarını ise şu şekilde aktardı: “Sadece istihbarattan alınan bir bilgiyle merkezimiz kapatıldı. İçindeki malı mülkü, tıbbi aletler her şey yağmalanıp hazineye aktarıldı. Geride hiçbir şey kalmadı. Kasadaki parayı da aldılar. Bir soruşturma yapılmadan, sorgusuz sualsiz kapattılar kurumumuzu. Cumartesi sabah geldiler, gece bir buçuktu bütün bu işlemlerin hepsi tamamlandı.”

40 bin hastanın mahrem dosyaları da alındı

Kliniğin 11 yıldır faal olduğunu ve günde ortalama 200 hastanın tedavi gördüğünü belirten Kamar, “Bizi en çok üzen de hastaların mahrem dosyalarına el koymaları oldu. 40 bin hastanın dosyasına el konuldu, paketleyip gittiler. Böyle bir hakları olmaması gerekir. Ayrıca hastaların embriyolarını da Koç Üniversitesi’ne naklettiler” dedi. Kamar, yapılan yanlışlığı düzeltmek için yetkililere ulaşmaya çalıştıklarını ancak onun dışında ellerinden gelen hiçbir şey olmadığını sözlerine ekledi.

Baruyr Kuyumciyan

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/16025/ermeni-doktorun-tup-bebek-merkezine-ohal-kapsaminda-el-kondu


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Mer 27 Juil 2016 - 10:11
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 247
Point(s): 37 927
Moyenne de points: 3,10

MessagePosté le: Sam 30 Juil 2016 - 04:33
MessageSujet du message: Ermeni doktorun tüp bebek merkezine OHAL kapsamında el kondu
Répondre en citant

Koç Üniversitesi:

El konulan embriyolar güvende

Fatih Gökhan Diler
28.07.2016
Agos

Koç Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Özgür Tezcan Agos’un sorularını yanıtladı.

Operatör Doktor Aret Kamar’ın kurucusu ve sahibi olduğu İstanbul Tüp Bebek Merkezi, 25 Temmuz Cumartesi günü, Sağlık Müdürlüğü, Kaymakamlık ve Maliye’den gelen ekipler tarafından paralel yapıya destek olduğu gerekçesiyle el konularak kapatıldı.

Kliniğin 11 yıldır faal olduğunu ve günde ortalama 200 hastanın tedavi gördüğünü belirten Kamar, “Bizi en çok üzen de hastaların mahrem dosyalarına el koymaları oldu. 40 bin hastanın dosyasına el konuldu, paketleyip gittiler. Böyle bir hakları olmaması gerekir. Ayrıca hastaların embriyolarını da Koç Üniversitesi’ne naklettiler” dedi. Kamar, yapılan yanlışlığı düzeltmek için yetkililere ulaşmaya çalıştıklarını ancak onun dışında ellerinden gelen hiçbir şey olmadığını sözlerine ekledi.

Koç Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Özgür Tezcan konuyla ilgili Agos’un sorularını yanıtladı.

Embriyolar size nakledildi mi?

Kapatılan İstanbul Tüp Bebek Kadın Sağlığı Merkezi’ndeki embriyolar Sağlık Bakanlığı'nın inisiyatifiyle Koç Üniversitesi Hastanesi’ne nakledildi ve şu an embriyolar burada en iyi şartlarda saklanıyor.

Kapatılan merkezin hastaları tedavilerine sizde mi devam edecek?

Hastalar tedavilerine istedikleri merkezde devam edebiliyorlar. Bizim merkezimiz dışında başka bir merkezde devam etmeyi tercih ediyorlarsa, embriyo uygun şartlarda o merkeze naklediliyor. Bunun belirli resmi bir prosedürü var. Önce hasta tedavi olmak istediği yeni merkeze başvuruyor, tedaviyi devralacak olan merkez bize talepte bulunuyor, Sağlık Müdürlüğü'nün de onayıyla embriyo nakli yapılıyor. Hastaların mağdur olmaması için elimizdeki bütün şartları kullanıyoruz, bu konuda hastaların endişesi olmasın.

Yetkililer bu konuda sizinle ne zaman bağlantıya geçti?

Süreç biraz ani gelişti, bizimle de İstanbul Tüp Bebek Merkezi kapatıldığı esnada irtibata geçildi. Yetkililer acilen bu embriyoların sağlıklı bir şekilde saklanabileceği bir yer arayışına girdi. Bu sebeple de bizim hastanemize nakledilmesi durumu ortaya çıktı. Bizimle irtibata geçtiklerinde, nakil sürecinde embriyolar mühürlenip bize gönderildi, sonrasında da biz bunların belirli kontrollerini yaptık. Gerekli ölçümleri ve saklama koşullarıyla ilgili takviyeleri yaptık, şu anda embriyolar mükemmel durumda saklanıyorlar.

Merkezin kapatılmasıyla birlikte 40 bin hastanın dosyalarına el konulduğu söyleniyor. Bu dosyalar sizde mi?

Bize dosyaların bir kısmı nakledildi, onlar da embriyolarla ilgili dosyalar sadece, yani 40 bin gibi bir rakam değil. Evrakların bir kısmı da Sağlık Müdürlüğü'nde… Kısacası dosyaların tamamı bizde değil.

Tıbbı aletlere de el konulduğu söyleniyor, bu konuda bilginiz var mı?

Bu aletleri almak gibi bir durum olmadı, sadece azot tankı bize gönderildi. Onun dışında başka bir ekipman bize ulaşmadı.

Kapatılan merkezin hastaları size nasıl ulaşabilir?

Bu konuyla ilgili bize ulaşmak isteyen hastalar için hastanemizin tüp bebek koordinatörünü görevlendirdik. Kendilerine en iyi şekilde yardım edilecektir.

Belen: ‘Cezaların şahsiliği’ne aykırı

Avukat Bahri Belen tüp bebek merkezine el konmasını şu sözlerle değerlendirdi:

“Bu karar ve uygulama 'cezaların şahsiliği' ilkesine ve tüzel kişilerin bir bütün olarak cezalandırılmasını önleyen, ceza hukukundaki 'objektif sorumluluk' yasağına aykırıdır.

Sonuçta ortaklar arasında bir suç örgütü üyesi var ise; bu mahkeme kararı ile sabit olduğunda ve suç faaliyeti nedeniyle oluşan bir malvarlıği/maamelek varsa mahkeme kararı ile el konulabilir.

Bu halde de sadece onun hissesine mahkeme karayla el konulabilir. Şu an en fazla yine mahkeme kararıyla hisseye tedbir konulabilir.

Aksi halde bu anayasal ve ulusalüstü insan hakları sözleşmesindeki mülkiyet hakkının da ihlalidir.

Öte yandan Ermeni bir vatandaşın suçlu olduğu iddia edilen diğer ortağının 'İslâmi akidelere' dayanan siyasi amaçlarını bilmesi ve buna rağmen bunca aynî ve nakdi patrimuanını ve nitelikli mesleki emeğini buna vakfetmesi ve ortak etmesi düşünülemez.

Ortakların belli bir örgütün üyesi olduğu iddiası bugün vardır. Aristo mantığı ile hareket edilirse daha önce onlarla ortaklık ve iş yapan herkesi suçlu saymak ve malvarlıklarına el koymak, düne kadar onlarla ortaklık yapan siyasilerin ve ordu içerisindeki birlikte çalıştıkları askerlerin de suçlu olmalarını ve meşruiyetlerini kaybedeceklerini iddiasını gündeme getirir ki, bu mantığın nerelere varacağı açıktır.

Onun içindir ki her zaman hukuk ve evrensel hak ve özgürlükler ihmal edilmeden davranılmalıdır.
Bu siyaset ve iktidarın da güç meşruiyetini arttırır. Toplumda yeni ve derin yaraların açılmasının önünü alır.
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 334
Point(s): 859
Moyenne de points: 2,57

MessagePosté le: Mar 30 Aoû 2016 - 11:59
MessageSujet du message: Ermeni doktorun tüp bebek merkezine OHAL kapsamında el kondu
Répondre en citant

Örnek verebilir misiniz?

Mesela yüzde 60’ı Ermeni bir vatandaşa ait olan tüp bebek merkezi vardı. Bu merkezin diğer ortağı hakkında soruşturma başlatılıyor ve sonrasında merkezde yer alan yumurta, embriyo, sperm dahil tüm mallara el konuluyor. Hadi diyelim ki yüzde 40’a sahip diğer ortakların tümü cemaat üyesi ve silahlı bir örgüte destek vermişler. Bu durumda gider onların paylarına ve mal varlıklarına el koyarsınız, o da tedbiren olabilir. Fakat böyle yapılmıyor, şirketin ve ortakların tüm mallarına el konuluyor. Bu objektif sorumluluğun hayata geçirilmemesinin yalnızca bir örneği.

Avukat Belen: Emniyette ciddi işkenceler olduğunu duyuyoruz


Avukat Bahri Belen: "2700 hakim ve savcı hakkında tek sayfalık bir suçlama vardı: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya, hükümeti devirmeye, Cumhurbaşkanına karşı silahlı suikasta teşebbüs ve hükümete karşı silahlı isyan. Ama ellerinde hiçbir delil yok.'"

15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminden sonra yapılan operasyonlarda binlerce kişi gözaltına alındı, ilan edilen OHAL nedeniyle birçoğu neyle suçlandıklarını bilmiyor. Hatta içerideki birçok kişi dışarıda OHAL ilan edildiğini bile bilmiyor. Cezaların şahsiliği bitti. İşkence duyumları geliyor. Hukukpolitik.com.tr’den avukat Ümit Altaş, 1976’dan bugüne avukatlık mesleğini sürdüren, darbelere tanıklık etmiş, Sıkıyönetim Mahkemelerinde şimdi de OHAL sonrasındaki soruşturmalarda avukatlık yapan Bahri Belen’le yaptığı söyleşide, OHAL döneminde yaşanan yasadışılıkları anlatıyor: “2700 hakim ve savcı hakkında tek sayfalık bir suçlama vardı: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya, hükümeti devirmeye, Cumhurbaşkanına karşı silahlı suikasta teşebbüs ve hükümete karşı silahlı isyan. Tutuklamaya sevk gerekçeleri ‘anayasal düzeni ve hükümeti devirmeye teşebbüs’ ama sorguda yöneltilen tutuklama sebebi ‘örgüt üyeliği’”.

Darbe teşebbüsünün önlenmesi sonrasında böyle bir OHAL süreci ile karşılaşacağımızı hesaplamak mümkün müydü?

OHAL ile ilgili beklentim vardı ama açıkça söylemem gerekirse bugün gördüğüm boyutta sonuçları olan bir OHAL’i beklemiyordum. OHAL sonrası yaşananların bir kısmı ne yazık ki hukuk güvenliğinin ve ceza hukuku disiplininin temel ilkeleri olan cezaların şahsiliği ve objektif sorumluluk ilkelerini ortadan kaldırdı.

15 Temmuz sonrasında hukuk hâkimi iki müvekkiliniz hakkında soruşturma başlatıldı, değil mi?

Evet. Karı koca iki hukuk hâkimi müvekkilim hakkında.

Gözaltına alındılar mı?

Evet, her ikisi de evlerinden alındılar.

İfadelerini kim aldı?

Başsavcı yardımcısı. Fakat dosyanın asıl savcısı Ankara, başsavcı yardımcısı talimat savcısı olarak ifadeyi aldı.

Suç isnadı neydi?

2700 hakim ve savcı hakkında tek sayfalık bir suçlama vardı: Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya, hükümeti devirmeye, Cumhurbaşkanına karşı silahlı suikasta teşebbüs ve hükümete karşı silahlı isyan.

Peki hangi eylemler bu suçlamalara delil olarak gösterildi?

Hiçbir delil yok. Hangi eylemleri ile bu suçların oluşmasına sebebiyet vermişler buna ilişkin de hiçbir şey yok.

Savcılıkta müvekkillerinize neler soruldu?

Sorulan sorular şunlar: Siz cemaatin yurtlarında kaldınız mı? Cemaatten burs aldınız mı? Cemaatin düzenlediği eğitim seminerlerine katıldınız mı? Bunların hepsine müvekkillerim “hayır” dedi. Onun üzerine ben de “Savcı Bey, bu sorduğunuz soruların müvekkillerime isnat edilen suikast, hükümeti devirmeye teşebbüs ile ne alakası var? Düşünün, fakir ve okumak isteyen bir çocuksunuz. Birileri burs veriyor ve siz sırf bunu kabul ettiğinizden dolayı hükümeti devirmek suçlamasından yargılanıyorsunuz. Böyle bir şey olur mu?” diye sordum.

Savcı nasıl cevapladı?

“Bizler talimat savcısıyız. Ankara’dan bize gönderilen ve sormamız istenen sorular bunlar” dedi.

Müvekkillerinizin her ikisi de tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi, değil mi?

Evet, karı koca her iki müvekkilim de, bir başka karı koca hukuk hâkimleri ile birlikte tutuklamaya sevk edildiler.

Sulh Ceza Hâkimliğinde neler yaşandı?

Savcılıktaki o bir sayfalık, tüm hâkim ve savcılar için isnat edilen suçlamalar burada da Sulh Ceza Hâkimi tarafından okundu. Yine suçlamalara ilişkin hiçbir somut delil ve eylem sunulmadı. Suçlamaların okunmasından sonra hâkimler darbeye katılmadıklarını, haberdar olmadıklarını, böyle bir silahlı örgütün üyesi olmalarının mümkün olmadığını ifade ettiler. Sulh Ceza Hâkimi bu kez hâkimlere dönüp “Siz darbeye katılmak ve teşebbüs ile değil, örgüt üyeliği ile suçlanıyorsunuz” dedi.

Ne Savcılık ne de Sulh Ceza Hakimliğinde suç isnatları okunurken böyle bir suçlama geçmemişti ve de tutuklama sevk gerekçeleri arasında bulunmuyordu, değil mi?

Evet. Tutuklamaya sevk gerekçeleri “anayasal düzeni ve hükümeti devirmeye teşebbüs” ama sorguda size yöneltilen tutuklama sebebi “örgüt üyeliği”.

Müvekkiliniz hâkimlerin suçlamalara ilişkin deliller hususunda bir itirazı, sorusu olmadı mı?

Sulh Ceza Hâkimliğinde “Hangi eylemimiz ile bizi suçluyorsunuz?” diye sordular. Aynı soruyu ben de Sulh Ceza Hâkimine yönelttim. Hâkim de müvekkillerime dönüp “Acaba HSYK seçimlerinde cemaatin listesine oy vermiş olabilir misiniz?” diye sordu.

Oy kullanmak bir suçlamaya gerekçe olarak mı kullanılıyor?

Bu soruyu Sulh Ceza Hâkimi sordu. Ben de araya girip “Efendim, gerçekten bu soru mu? Bu utanç verici bir şeydir. Bu sorunun sorulduğu kişiler hukuk fakültesi mezunu ve hâkimdirler. Hangi gruba oy verildiği veya verilmediği darbeye katılma suçunun bir kanıtı olabilir mi? Bundan utanç duyuyorum” dedim.

Peki bunun üzerine Sulh Ceza Hâkimi ne dedi?

Hiçbir şey.

Müvekkilleriniz tutuklandı mı?

Sulh Ceza Hakimliği sorgusuna, söylediğim gibi, karı koca olan iki hukuk hakimi ile birlikte girmiştik. Sulh Ceza Hâkimi erkeklerin tutuklanmasına kadınların ise adli kontrol ile serbest bırakılmasına karar verdi.

Neden yalnızca kadınlar?

Kadın hâkimlerden birinin 10 aylık bebeği var, benim müvekkilim olan kadın hâkimin ise 9 yaşında bir kızı var. Bu gerekçeyle tutuklanmadılar.

Yani çocukları olmasa onlar da tutuklanacaklardı öyle mi?

Evet, büyük ihtimalle onlar da tutuklanacaklardı. Bu gerekçe zaten karara da geçti.

KHK sonrasında istediğiniz zaman müvekkilleriniz ile görüşebiliyor musunuz?

Hayır. Görüşmeleri belirli gün ve kısıtlı saatlerde yapabiliyoruz; haftada 1 gün 1 saat, onun da mesai saatleri içinde olması şartı var. Her koğuşun günü ve saati farklı.

Görüşme ortamını kısaca anlatır mısınız?

Görüşmeleriniz sesli ve görüntülü kaydediliyor. Ayrıca yine görüşmeleriniz yanınızda bulunan infaz memurları tarafından dinleniyor. Bu tamamen evrensel hukuk ilkelerine aykırı. Bunu kayda alınan görüşmemde de sesli olarak dile getirdim.

Bu ortamda soruşturma evrakları üzerine konuşmak, bir savunma stratejisi oluşturmak nasıl mümkün olacak?

Soruşturmaya ilişkin hiçbir belge, evrak yok ki elimizde.

Müvekkiliniz ile görüşmenizde orada bulunan infaz memurları ile bir sorun yaşadınız mı?

Müvekkilim olan hâkime “Diğer arkadaşınız da sizinle aynı koğuşta mı kalıyor?” diye sordum. Hemen oradaki görevli “İsim konuşamazsınız” diyerek araya girdi. Ben de “Bak orada sesli ve görüntülü kayıt yapılıyor. Bir sorun var ise gelsin savcı veya hâkim söylesin. Sen karışamazsın” dedim. Bunun üzerine devam ettirmeyip sustu.

Müvekkiliniz ile ilk görüşmenizde neler konuştunuz?

Dışarı ile ilgili bilgi verilmesine müdahale ediyorlar. Fakat benim itirazlarım üzerine oradaki görevli, sonrasında konuştuklarımıza müdahale etmedi. Müvekkilim OHAL ilan edildiğini bilmiyordu. Yeni getirilen OHAL düzenlemeleri ile ilgili kendisine bilgi verdim. Bunlara müdahale olmadı, ama daha sonra görüntü kaydından bu bilgilendirmeler nedeniyle hakkımda dava açarlar mı bilmiyorum, açarlarsa da sürpriz olmaz artık (gülüyor).

Müvekkilinize hapishane girişinde kötü muamele yapılmış mı?

Hayır. Herhangi bir kötü muamele ile karşılaşmamışlar. Fakat hala televizyon, gazete gibi araçlara ulaşımları engelleniyor.

Kendinizi bir savunman olarak çaresiz hissediyor musunuz?

Gerçekten farklı bir dönem yaşıyoruz. Bana göre şu anda hukuk bitti. Fakat çaresizlik başka bir şey. Avukatlar başkalarının çaresiz olduğu zamanlarda çare üretmek ve müvekkillerini yalnız bırakmamak durumundadırlar. Ne olursa olsun bunu yapmalıdırlar. Avukatın görevi en zor zamanlarda en kötü koşullarda müvekkiline hukuki yardım yapmak, ona insani olarak ayakta durabileceği gücü ve morali vermektir. Bu, avukatın görevidir.

Sıkıyönetim Mahkemelerinde savunmalık yapmış bir avukatsınız. Şimdi de OHAL sürecinde savunmanlık yapmaya devam ediyorsunuz. İki dönemi karşılaştırır mısınız?

Yargılamalar, kovuşturmalar daha başlamadı. Bu nedenle iki dönemi yargılamalar açısından karşılaştırmak henüz mümkün değil. Bu dönem gözaltı süresi 30 gün, sıkıyönetim döneminde 3 aydı. O dönem gözaltı süresince hiçbir şekilde avukat ile görüşme imkanı yoktu, bu dönem 5 günlük bir kısıtlamadan sonra görüşebiliyorsunuz. Bu dönem soruşturma süreçlerinde emniyette ciddi işkenceler olduğunu duyuyoruz, sıkıyönetim döneminde de vardı. Somut bir suçlama olmadan insanların tutuklanması sıkıyönetimde de vardı, şimdi de var. Çok tehlikeli bir süreçteyiz. Umarım ki bu fırtına geçtikten sonra bu akıl almaz hukuk dışılık düzeltilir.

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/16383/avukat-belen-emniyette-ciddi-iskenceler-oldugunu-duyuyoruz


Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 334
Point(s): 859
Moyenne de points: 2,57

MessagePosté le: Mar 22 Nov 2016 - 16:01
MessageSujet du message: Ermeni doktorun tüp bebek merkezine OHAL kapsamında el kondu
Répondre en citant

KHK'yla kapatılan tüp bebek merkezi KHK'yla açıldı



Bugün Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı OHAL KHK’sıyla, 25 Temmuz’da kapatılan İstanbul Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi yeniden açıldı.

Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde, 25 Temmuz’da 3 üniversite ile 149 okul, 150 dernek, 15 vakıf ve 4 sağlık merkezi kapatılmıştı.

Kapatılan kurumlar arasında, Operatör Doktor Aret Kamar’ın kurucusu ve sahibi olduğu İstanbul Tüp Bebek Merkezi de yer alıyordu.

11 yıldır çalışmalarına devam eden merkez, Sağlık Müdürlüğü, Kaymakamlık ve Maliye’den gelen ekipler tarafından el konularak kapatılmış, 40 bin hastanın dosyalarına el konularak hastaların embriyoları Koç Üniversitesi’ne nakledilmişti.

Bugün Resmi Gazete'de yayımlanan 677 No’lu KHK’yla yeniden açılan sağlık kuruluşları arasında İstanbul Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi de bulunuyor.

İki yeni OHAL KHK'sı: 375 dernek kapatıldı, 15 bin 726 kişi meslekten ihraç edildi

http://www.agos.com.tr


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 19:08
MessageSujet du message: Ermeni doktorun tüp bebek merkezine OHAL kapsamında el kondu

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Constantinopolis - Կ. Պոլիս - Istanbul Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com