Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
İnkarcı Yahudi Lobiciliği
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> 24 Nisan 1915'i anma - commémorations, débats, annonces ...
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 5 Aoû 2016 - 12:41
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant

İnkarcı Yahudi Lobiciliği


ir Türk Yahudi Lobiciliğinden bahsedilebilir mi? Eğer böyle bir olgudan söz edilebilirse Türk dış politikasına gibi ne gibi katkıları olmuştur ve olabilir? Bu haftaki sayımızdan itibaren Denis Ojalvo'nun Galatasaray Üniversitesi'nde verdiği "Türk Yahudi Lobiciliği (Le Lobbysme juif en Turquie*)" konulu yüksek lisans tezinin özetini, üç bölüm hâlinde yayınlıyoruz

Bu tez niçin ve nasıl yazıldı?

Beşyüzüncü Yıl Vakfı ve Sn Eli Aciman arşivlerine ulaşma imkânı, konuya olan ilgimle pekişince, Galatasaray Üniversitesinde yapmış olduğum Yüksek Lisans tezinin konusu kendiliğinden ortaya çıktı. İsrail'de 1970-1975 senelerinde yapmış olduğum Siyasal Bilimler ve Sosyoloji tahsili, günümüze kadar geçen zaman zarfında, bölgemizdeki ve özellikle Türkiye ve İsrail'deki siyasi gelişmeleri teferruatı ile izlememe imkân verirken, Türk-Yahudi ilişkilerini de irdeleme fırsatı verdi. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle, tezimde işlemiş olduğum, İspanya Yahudilerinin Türkiye'ye iltica edişlerinin beş yüzüncü yılı (1992) kutlama faaliyetlerine sadece bir sponsor, konferans dinleyicisi ve davetli sıfatlarımla katılabildim. Yaptığım çalışmanın bu etkinliklerin Türkiye'nin uluslararası ilişkilerine ve Türk-Yahudi ilişkilerine olan katkısının geniş toplum tarafından da bilinmesine yardımı olabilirse bundan memnunluk duyacağım.

Galatasaray Üniversitesinde, Uluslararası İlişkiler bölümünde geçirmiş olduğum 2001-2002 akademik yılı, bana bu disiplindeki bilgilerimi güncelleme imkanı verdi. Bu konuda özellikle değerli hocalarım Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, Dr. Erhan Büyükakıncı, Dr. Füsun Türkmen, Dr. Enis Tulca ve özellikle tez danışmanım Dr. Ali Faik Demir'e müteşekkirim.

Tezimin yazılması için tarafıma 500. Yıl Vakfı arşivlerine ulaşım imkânı sağlayan ve kendisiyle mülakat yaptığım Başkan Sn. Jak Kamhi'ye ve onunla bu projeyi omuzlamış olan Türk Reklam sektörünün duayeni Sn. Eli Aciman'a arşivlerinin fotokopisini yapmama müsaade ettiği için özellikle teşekkür ediyorum. Ayrıca, tarafıma mülakat verme nezaketini gösteren Dış İşleri Eski Bakanı Sn. İlter Türkmen; sorularıma telefonla cevap veren 1962-1964 yıllarında İsrail'in İstanbul Başkonsolosluğunu yapmış olan Büyükelçi Sn. Shlomo Havilio; Sorularımı cevaplandıran 500. Yıl Vakfı Başkan Yardımcısı Sn. Naim Güleryüz; bu girişimimde bana cesaret veren 500. Yıl Vakfı Koordinatörü Sn. Harry Ojalvo'ya da müteşekkirim.

İlaveten, tarafıma incelemem için tez suretleri veren, kitaplarından çok şeyler öğrendiğim, ve 500. Yıl Vakfı'nın faaliyetleri konusundaki tenkitlerini benimle paylaşan dostum, araştırmacı Rifat Bali; sorularıma cevap verme nezaketini gösteren ve hatıratından yararlandığım Dış İşleri Bakanlığı Eski Genel Sekreteri (sonradan Müsteşarı) Büyükelçi Sn. Kâmuran Gürün; Türkiye'nin New York'ta Birleşmiş Milletler nezdindeki Orta Elçisi Sn. Altemur Kılıç; 500. Yıl tanıtım projesini fiilen yürüten ve benimle muhaberatta bulunan ABD'deki GCI Halkla ilişkiler şirketinden Dr. Elaine Mancini; ve sorularımı cevaplandıran TÜSİAD Eski Genel Sekreteri Sn. Prof. Dr. Güngör Uras'a da şükran borçluyum.

Denis OJALVO

İstanbul, Şubat 2005
"Kendi menfaatimi korumazsam bunu kim yapacak? Eğer sadece kendimi düşünüyorsam ben neyim? Şimdi değilse ne zaman?"
Hillel, Yahudi bilgesi,
M.Ö. 30 - M.S. 10, Ataların Meselleri
(Pirkei Avot) (1:14)

Osmanlı imparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı nihayetinde, 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşmasıyla, ana karası olan Anadolu'nun büyük bir kısmının parçalanarak tarihî azınlıkları Rumlar, Ermeniler ve Kürtler arasında paylaştırılması olgusuyla karşı karşıya kalıyordu. Bu şartların kabul edilemezliği, Türklerin bir istiklâl savaşı vermesi ve Sevr'in şartlarını 24 Temmuz 1923 Lozan antlaşmasıyla ikame ederek söz konusu azınlıkların emellerine set çekmesiyle neticelendi.

İki Dünya savaşı arasındaki devrede totaliter rejimlerin ortaya çıkması, savaşın kendisi ve onu takiben Soğuk Savaş'ın yaşanması, söz konusu emellerin yerel bazda ve güdük kalmalarına sebep oldu. Savaşın ertesinde, Sovyet tehdidi altında bunalan Türkiye, 12 Mart 1947 Truman Doktrini ve 18 Şubat 1952'de NATO'ya girişi ile rahatlama imkânı buldu. Ancak, Türkiye'de yabancı düşmanlığının artmasına da sebep olan Kıbrıs sorunu, komşusu ve NATO çerçevesinde müttefiki olan Yunanistan'la arasının açılmasına ve bu olgunun, Türkiye'nin ABD ve istikbalde AB'yi oluşturacak olan devletlerle olan ilişkilerinin de etkilenmesine sebep oldu. Yunanistan'ın uluslar arası alanda Türkiye'yi tecrit etme gayretleri, ABD'deki Yunan lobisinin Amerikan Kongresi'ne uyguladığı baskılar sonucu başarılı olunca, Türkiye'nin bu ülkeyle olan ikili ilişkilerini, gene Yunanistan'ın Avrupa ülkeleri ve kurumları nezdindeki benzer girişimleri, Türkiye'nin bu ülke ve kurumlarla olan ilişkilerini olumsuz etkilediler. Türkiye, evvelce tanımadığı "lobi" olgusuyla karşılaşıyor, Kıbrıs'ta yabancı işgalci statüsünün ve "Ermeni Soykırımı"nı reddetmesinin verdiği olumsuz görüntüyle ciddi bir imaj ve halkla ilişkiler sorunuyla baş etmek zorunda kalıyordu. Türkiye'nin ABD silahlarına olan bağımlılığının bilincinde olan Yunan ve Ermeni lobileri böylece Türk dış politikasını rehin alıyor ve Amerikan Kongresine yaptıkları başarılı baskılarla Türkiye'ye silah ambargosu konulmasına ve milli güvenliğinin tehlikeye girmesine sebep oluyorlardı. Türkiye, böylece, lobiciliğin Amerikan demokrasisinin özelliklerinden biri olduğunun ve bu ülkenin dış politikasını etkilediğinin bilincine varacaktı. Türkiye, bu yeni olguyla başa çıkabilmek için profesyonel lobi şirketlerine hatırı sayılır ödemelerde bulunacaktı. Bu gayretler faydalı olmakla beraber, seçmen bazında yapılan lobiciliğin, Kongre nezdindeki gücü karşısında yetersiz kalıyordu. Dolayısıyla, bu olgu ile mücadele edebilmek için Türkiye'nin tezlerini destekleyebilecek, hiç olmazsa hasım lobilerin verdiği zararı telafi edebilecek diğer bir lobi ile işbirliği yapmanın gereği ortaya çıkıyordu. Bu lobi Amerikan Yahudi lobisi olabilirdi. Ancak, bu lobiye ulaşmak ve onu işbirliğine ikna etmek gerekiyordu. Türk Yahudi toplumu bu iş için bir vektör, bir ara yüz gibi devreye girecekti.

Çalışmamızda Türk Yahudi lobiciliğini inceleyecek ve onun Türk dış politikasına olan katkılarını değerlendirmeye çalışacağız. Bir Türk Yahudi lobisinden bahsedilebilir mi? Bu olgu nasıl zuhur etti? Bu lobi devletin telkiniyle mi kuruldu?

Bunun dış ülkelerle olan bağlantıları nedir? Bu olguyu belirli dönemlerde ortaya çıkan bir emare gibi telakki etmek mümkün müdür? Açıklanması gereken husus, Türk Yahudi lobiciliğinin Türk dış politikasına müdahale edip etmediği ve lobiciliğin, Güçler Ayrılığı ilkesine dayanan Amerikan siyasi sisteminin, kaçınılmaz bir türevi olup olmadığıdır.

İki olgu ve katalizör vazifesi gören bir olay Türk Yahudi lobiciliğinin ortaya çıkmasını izah edebilir. İlk olarak, Güçler Ayrılığı ilkesinin lobiciliği, vatandaş gruplarının ve yabancı çıkarların temsilcilerinin taleplerinin Yasama erkine yani Amerikan Kongresi'ne iletilmesi için meşru bir araç olarak telakki ettiğini; Bu erkin, dış politikayı tayin eden Yürütme erkini, yani Başkanlık Yönetimini etkilediğini not etmek lazımdır. Not edilmesi gereken ikinci husus ise, Soğuk Savaş boyunca Türkiye'nin bağımsızlığını ve milli güvenliğini koruyabilmek için ABD'ye ve onun sağladığı silahlara olan bağımlılığı konusudur ki, bu son husus geçerliliğini hala korumakta olup kısa vadede değişmesi mümkün görünmemektedir. Türk Yahudi lobiciliğinin ortaya çıkmasını sağlayan katalizör olay ise, 1974'te Kıbrıs'taki Rum Milli Muhafızlarının darbe yapıp idareyi ele geçirmeleri neticesinde Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etmesi, bu müdahalenin ABD'deki Yunan Lobisi'ni harekete geçirerek bunun Kongre'yi etkilemesi ile Türkiye'ye yönelik bir Amerikan silah ambargosunun uygulanmasına sebebiyet vermiş olmasıdır.

O zamana kadar, Gayrimüslim azınlıklarını iç ve dış politikasından soyutlamış olan Türkiye Cumhuriyeti devleti, Kıbrıs müdahalesinin müttefikleri (NATO ve ABD) nezdinde sebep olduğu baskılara göğüs gerebilmek için, bu politikasında değişim emareleri gösterdi.

Bu çalışma, Türk Yahudi lobiciliği olgusunun zikredilen çerçevede incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çerçevede, yapılan tespitleri özetledikten sonra önermelerimizi sıralayabilir çalışmamızın safhalarını zikredebiliriz. Veriler:

Amerikan dış politikası Başkanlık Yönetimi tarafından tespit edilmekle beraber, Kongre'nin, Güçler Ayrılığı ilkesi gereğince, Yönetimin bu tasarrufunu yasama aşamasında engelleme imkânı vardır. Amerikan Siyasi sistemi, baskı gruplarını ve lobileri, karar alma sürecini etkileyen meşru etmenler olarak görmekte ve bunların faaliyetlerini kanunlarla düzenlemektedir.
Bazı lobiler çok güçlü olup dış politika konusunda Yasa yapıcılarının oylarını etkileyebilmektedirler. Amerikan siyaset sahnesi Türkiye'ye husumet duyan baskı grupları ve etnik lobilerle (Yunan-Ermeni ve Kürt) doludur.
Türkiye-ABD ilişkileri İkinci Dünya Savaşı'ndan beri Türkiye için stratejik ve vazgeçilmez bir özellik arz etmektedir. Silahlarının büyük bir kısmı ve savaş uçaklarının tümü Amerikan menşeli olan Türkiye, milli güvenliği için Amerika'ya bağımlıdır ve bu durumun kısa vadede değiştirilmesi mümkün görünmemektedir.

Bu verilere dayanarak önermelerimizi sıralayabiliriz:

Uluslar arası alanda Türkiye için gönüllü olarak destek ifade edebilecek yegâne Gayrimüslim azınlık Türkiye Yahudi Toplumu'dur.
Amerikan Yahudi Lobisi ve diğer Yahudi dayanışma örgütleri dünyadaki Yahudilerin kaderleriyle yakından ilgilenmektedir. Dolayısıyla, Türkiye'deki Yahudi Toplumu bunlara ulaşmak için bir vektör olarak kullanılabilir.
Türkiye Yahudilerinin, Türkiye'nin dış politikasına katkı yapmaları için harekete geçirilmeleri, arzulanan ve ülke menfaatleriyle bağdaşan bir husustur.
Türkiye Yahudi Toplumu kendisine biçilen görevle özdeşleşmektedir.
Türkiye, Amerikan Yahudi Lobisi'nin İsrail'in bekasına verdiği önem çerçevesinde Türkiye'yi İsrail'in bölgesel güvenliğinin önemli bir etmeni olarak görmekte olduğunun bilincindedir ve bu "İsrail Perspektifi"ni dikkate almaktadır.

Araştırmamızda, lobicilik kavramına, Türkiye Yahudilerinin ülkenin siyaseti ile olan ilişkilerine, Türkiye karşıtı lobilerin ortaya çıkışlarına ve taleplerine, Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Türkiye'ye uygulanan ambargonun kaldırılması için 1975-1977 dönemindeki faaliyetleri ile Yahudi Lobisi'nin bu konudaki katkılarına, 1980-1982 askerî idare döneminde Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın yurt dışında Türkiye yanlısı bir lobi oluşturmak için yaptığı girişimlere ve Yahudi Lobisi ile yapılan temaslara, nihayet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türkiye Yahudi Toplumu'nun ortaklaşa kurdukları 500. Yıl Vakfı'nın Türkiye'nin dış politikasına yaptığı katkıları incelemeye çalışacağız. Çalışma, söz konusu işbirliğinin kuruluş aşamasını içeren 1988-1992 yıllarına odaklanacak, 500. Yıl Vakfı'nın ve bu girişimi aldığı notlarla irdeleyen Sn. Eli Aciman'ın arşiv verileriyle belgelenecektir. İlaveten, Kongre'yi ve Başkanlık Yönetimi'ni etkileyen, Türkiye karşıtı lobileri etkisiz hale getirmek için yapılan halkla ilişkiler gayretlerinin hedef kitlesi olan Amerikan Yahudi Örgütlerinin yapıları ve çalışmaları hakkında bilgi verilirken, uluslar arası sahnedeki olaylara, Türkiye-İsrail ilişkilerini kapsadıkları oranda, bunların Türkiye-ABD ilişkilerini etkiledikleri cihetiyle değinilecektir. Nihayet, yapılan önermelerin tutarlılığı irdelenecektir.

5 Mart 2008

Denis Ojalvo

Yazı Kaynağı:

http://www.turkyahudileri.com/content/view/359/222/lang,tr/


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Ven 5 Aoû 2016 - 12:41
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 5 Aoû 2016 - 12:41
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant

Türk Yahudi Lobiciliği -2



Bir Türk Yahudi Lobiciliğinden bahsedilebilir mi? Eğer böyle bir olgudan söz edilebilirse Türk dış politikasına gibi ne gibi katkıları olmuştur ve olabilir?
Denis Ojalvo'nun Galatasaray Üniversitesi'nde verdiği "Türk Yahudi Lobiciliği (Le Lobbysme juif en Turquie*)" konulu yüksek lisans tezinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz
Çalışma Yöntemi

Türk Yahudi lobiciliğini iki bölümde inceledik: Birinci bölümün ilk kısmı, lobiciliğe ilişkin temel kavramlar hakkında bilgi vermeyi; İkinci kısmı, lobicilik bağlamında değerlendirme yapılabilmesi için, Türk-Yahudi ilişkilerini tarihsel perspektif çerçevesinde sunmayı amaçladı. İkinci bölümün birinci kısımda, Türkiye'ye uygulanan silah ambargosunun kaldırılması için TÜSİAD'ın 1975-1977 yıllarında Amerikan Kongresi nezdinde gösterdiği gayretler çerçevesinde Jak Kamhi ve Fred Burla'nın yaptığı katkılar; ayrıca, Avukat Mordo Dinar'ın ve Jak Kamhi'nin, 1980-1982 yıllarında T.C. Dışişleri Bakanlığının Genel Sekreteri Kâmuran Gürün'ün Yahudi Lobisi ile olan temaslarına katkıları incelendi. İkinci kısımda ise, Türk Yahudi lobiciliğinin, devletle ortaklaşa kurulmuş kurumsallaşmış vasatı olan 500. Yıl Vakfı'nın, Türk dış politikasına, yürüttüğü uluslar arası halkla ilişkiler kampanyasıyla yaptığı katkı, 1988 ortasından 1992 senesi sonuna kadar olan süreyi kapsayacak şekilde incelendi. 1992, İspanya'dan sürgün edilen Yahudilerin Osmanlı topraklarına gelişlerinin 500. yılı olması vesilesiyle, 1988 ortalarında çalışmaları başlatılan halkla ilişkiler kampanyasının zirvesini oluşturuyordu.

Söz konusu son dönemin 1988 öncesinde, Turgut Özal'ın 1984 senesinden itibaren Yahudi örgütleriyle Jak Kamhi'nin desteğiyle temas aradığını görüyoruz.

1992 sonrası, 1996'da Türkiye - İsrail stratejik ilişkilerinin kurulmasıyla somutlaşan çıkış; Başbakan Bülent Ecevit'in 4 Nisan 2002 tarihinde, İsrail'in uğradığı terör saldırıları dolayısıyla silahlı kuvvetlerinin Cenin kentinde yapmış olduğu operasyonu "Soykırım" olarak nitelendirmesiyle inişin yaşandığı bir dönemdir. Bu ilişkiler, 18 Kasım 2002 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara gelişiyle bir belirsizlik dönemine girecek, İsrail'in terör saldırılarına cevap vermek için Gazze kentine operasyon düzenlemesini müteakip Türkiye'nin 8 Haziran 2004 tarihinde büyükelçisini istişareler için çağırmasıyla en derin krizini yaşayacaktı. İlişkiler T.C. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün 3 Ocak 2005 tarihindeki İsrail ziyaretiyle tekrar çıkışa geçecekti.


Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesi ve Amerikan silah ambargosu

Türkiye ile Yunanistan arasındaki Kıbrıs anlaşmazlığı, Türk dış politikasının temel sorunlarından biri olmuştur. 1950'lerdeki dekolonizasyon yıllarında, Kıbrıs adasındaki yerli Rum ve Türk halkları arasında çatışmalar meydana gelecek ve kan dökülecekti. Anlaşmazlık, 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla askıya alınacaktı. Çoğunluğu oluşturan Kıbrıslı Rumlar, adayı Türklerden arındırıp Yunanistan'a bağlamak gayretindeydi. Bu çerçevede 1963 yılından itibaren yapılan katliamlar, 1964 yılında Türk uçaklarının uyarı uçuşları yapmasıyla ABD ile Türkiye arasında, aralarındaki 12 Temmuz 1947 tarihli anlaşmaya atıfta bulunan ve verilen silahların sadece savunma amaçlı kullanılabileceğine işaret eden "Johnson Mektubu" ile somutlaşan bir krizin yaşanmasına sebep olacaktı. 10 sene sonra, Rum Milli Muhafızlarının Ada'da 1974 yılında yapıkları darbeye tepki olarak, 1959 Zürich ve Londra anlaşmalarının garantör devlet olarak Türkiye'ye tanıdığı haklar çerçevesinde Türkiye'nin Ada'ya müdahalesi ve %40'ını işgal etmesi, Amerika'daki Yunan lobisinin Kongre nezdinde girişimlerde bulunmasına ve yönetimin Türkiye'ye 5 Şubat 1975'ten itibaren geçerli olmak üzere silah ambargosu uygulamasına sebep olacaktı. Yunan Lobisi bu girişimi için ABD'deki Ermeni Diasporasından destek görecek, Yunan Lobisi de aynı desteği, haklarını arama yöntemi olarak terörü seçen Ermenilerin soykırım iddialarına verecekti. TÜSİAD heyetinin ambargonun kaldırılması için giriştiği 1975 senesindeki ABD ziyareti bu arka planda gerçekleşti. Aynı heyet ambargonun kaldırılması gayretlerini 1977'de yapılan ikinci bir ziyaretle sürdürecekti. Türk Yahudi'si, sanayici, Jak Kamhi her iki heyette faal bir şekilde yer alacak ve Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrine katkıda bulunacaktı. İki ülke arasındaki muhtelif krizlerden sonra, silah ambargosu nihayet 15 Ağustos 1978 tarihinde kaldırılacaktı.


12 Eylül 1980 müdahalesi rejimi ve Yahudi Lobisi ile sondajlar

1975 senesinden beri değişik şekillerde zuhur eden anarşi, kökten dincilik ve siyasi belirsizlik 12 Eylül 1980 tarihinde Türk ordusunun yönetime el koymasıyla neticelendi. Askeri rejimin ilan ettiği örfî idare zarfında yapılan tutuklamalar, Kıbrıs Sorunu ve soykırım iddialarının sıkıştırdığı Türk dış politikasını daha da zora sokacaktı. Bu arka plan çerçevesinde, Mordo Dinar'ın ve Jak Kamhi'nin askerî rejime destek olduklarını ve söz konusu rejimin tabiatını Avrupalılara ve Amerikalılara izah etme ve yurt dışında Türkiye yanlısı bir lobi oluşturma görevini üstlenen Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Kâmuran Gürün'e bu girişimlerinde, Yahudi örgütleriyle temaslar ayarlayarak yardımcı olduklarını görüyoruz. Gürün'ün bu gayretleri, generallerin desteğine mazhar olmakla beraber, Suudi Arabistan'dan beklenen 250 milyon Dolarlık kredi ve Kıbrıs için Arap-Müslüman dünyasından beklenen ekonomik ve siyasi destek yüzünden bir netice vermeyecekti.


Türk Yahudi lobiciliğinin kurumsallaşması ve 500. Yıl Vakfı

1983 senesi askerî rejimle birlikte son bulurken, bu rejim esnasında önemli görevler üstlenmiş olan Turgut Özal demokratik bir seçim neticesinde başbakanlığı elde ediyordu. Özal, 1985 senesinde ABD'ye yaptığı ziyarete beraberinde, ona ABD'deki Yahudi örgütleriyle temaslarında yardımcı olacak, Jak Kamhi'yi de götürüyordu. Özal, 1980-1982 yıllarında Dışişleri bakanlığı eski Genel Sekreteri Gürün'ün Dinar ve Kamhi vasıtasıyla açtığı yoldan gidecekti.

Türkiye Yahudi Toplumunun lobicilik faaliyetleri arifesinde, Türkiye, ciddi uluslar arası sorunlarla karşı karşıyaydı. Bunların arasında, Türkiye'nin Ada'nın kuzeyini işgaliyle çetrefilleşen Kıbrıs Sorunu, Yunanistan'la olan karasuları sorunu, Ermenilerin Birinci Dünya savaşı esnasında Osmanlı devrinde uğradıkları kıyımın nevi (soykırım) konusundaki iddiaları, 15 Ağustos 1984 tarihinde bir jandarma karakoluna yapılan saldırı ile tekrar ortaya çıkan ayrılıkçı Kürt hareketi, Irak'ın bu ayrılıkçı Kürtlere topraklarında sağladığı örgütlenme imkânları, Suriye'nin Hatay ve ayrıca Fırat'ın suları üzerindeki hak iddialarıyla bunları elde etmek için bir baskı aracı olarak Kürtlere destek vermesi, Yunan ve Ermeni etnik lobilerinin etkisi altında olan Amerikan Kongresi ve Başkanlık Yönetimi ile diyalog sorunları; Kıbrıs, Ermeni ve Kürt sorunlarıyla, sol militanların tutuklanmasının doğurduğu insan hakları ihlallerinin batı Avrupa ülkeleriyle yarattığı gerilim, İran'ın Türkiye'ye rejim ihraç etme gayretleri, Bulgaristan'daki Türk azınlığının yaşadığı sorunlar, 24 Ocak 1980 kararlarına rağmen kırılgan durumdaki ekonomiyi, saymak mümkündür. 1987-1990 seneleri özellikle, çoğu zaman birlikte hareket eden üç grubun (Yunan, Ermeni ve Kürt) düşmanca tavır ve eylemlerine sahne oldu. 29 Eylül 1989 tarihinde senatör Robert Dole'un SJ 212 numaralı, 24 Nisan 1990 tarihinin "1915-1923 tarihlerinde gerçekleşen Ermeni Soykırımının 75. Yıldönümü olarak anılması" tasarısı, T.C. Devleti'nin Türkiye Yahudi Toplumuyla beraber giriştiği "imaj düzeltme" faaliyetlerinin arka planını oluşturuyordu. 500. Yıl Vakfı, İspanya'dan sürgün edilen Yahudilerin Osmanlı Türkiye'sine kabullerinin 500. senesini 1992 yılında kutlamak ve bu vesileyle uluslar arası bir halkla ilişkiler kampanyası yürütmek için kurulacaktı.

Fikri 1982 senesinde ortaya atılan ve Türkiye çapında yapılması düşünülen bu kutlamalar, 1986 senesinde Theodore Mann başkanlığında Türkiye'ye gelen Amerikan Yahudi Kongresi (American Jewish Congress) heyetinin Ankara'da, ABD büyükelçisi ve Türkiye Yahudi Toplumu temsilcilerinin huzurunda, Dışişleri Bakanlığı yetkililerince, söz konusu kutlamaların dünya çapında yapılacağının ilan edilmesiyle, uluslar arası bir nitelik kazanacaktı. Bu projenin uygulamaya konulması, örgütleme kapasitesi ve finansal gücü olan bir kişinin bu işin liderliğini üstlenmesiyle mümkündü. Türkiye Yahudi Toplumu yöneticileri bu iş için en uygun olan kişi olan Jak Kamhi'ye başvurdular. Kamhi ve arkadaşları 27 Haziran ve 15 Temmuz 1988 tarihinde yaptıkları toplantılarla bu amaca yönelik bir vakfın kuruluş çalışmalarını başlattılar. Bu amaçla, devletin desteğiyle, belli başlı Müslüman ve Musevi işadamlarını, politikacılar, emekli asker ve bürokratları, sanatçıları ve akademisyenleri seferber edip 19 Temmuz 1989 tarihinde 500. Yıl Vakfı'nı resmen faaliyete geçirdiler. Türkiye reklamcılığının babası sayılan Eli Aciman'ın bu projeyi uluslar arası alanda yönetebilecek halkla ilişkiler firmasının seçimi ve bunun çalışma esaslarının tespiti konusunda büyük hizmetleri oldu. Sarf edilen gayretler Amerikan kamuoyunu ve onu oluşturan birçok Amerikan Yahudi örgütünü ve bunların oluşturduğu federasyonları Türkiye konusunda bilgilendirecek ve onun lehinde seferber edecekti.

12 Mart 2008

Denis Ojalvo

Yazı Kaynağı:

http://www.turkyahudileri.com/content/view/360/222/lang,tr/


Dernière édition par vahe2009 le Ven 5 Aoû 2016 - 12:43; édité 1 fois
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 5 Aoû 2016 - 12:42
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant

Türk Yahudi Lobiciliği -3




Bir Türk Yahudi Lobiciliğinden bahsedilebilir mi? Eğer böyle bir olgudan söz edilebilirse Türk dış politikasına gibi ne gibi katkıları olmuştur ve olabilir?
Denis Ojalvo'nun Galatasaray Üniversitesi'nde verdiği "Türk Yahudi Lobiciliği (Le Lobbysme juif en Turquie*)" konulu yüksek lisans tezinin sonuç bölümünü yayınlıyoruz

Sonuç
Türk Yahudi lobiciliği, Türkiye'nin Amerikan siyasi sisteminin yasama erki üzerindeki etki eksikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu vasat, ayni erk üzerinde etki gücü olan Amerikan Yahudi lobisine erişim için kullanılmıştır. Türk Yahudi lobiciliğinin Türk dış siyasetine olan mütevazı katkısının bu perspektifte değerlendirilmesi gerekir.

Türkiye'nin dış politikası ve özellikle ABD ile olan ilişkileri, Kıbrıs Sorunu yüzünden Yunan Lobisi'nin başlıca hedefi haline gelmişti. Aynı hedef soykırım iddialarını Türkiye'ye kabul ettirmek isteyen Ermeni Lobisi ve ayrılıkçı faaliyette bulunan Kürt Lobisi'nce de paylaşılıyordu. Bu amaçla, Amerikan Kongresi, bu lobiler tarafından, siyasetlerinin bir aracı olarak, kullanıldı ve Türkiye ile ilgili olumlu kanunların çıkması önlendi. ABD'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulaması, Türkiye'nin, Amerikan Kongresinin ABD dış politikasının oluşumunda ne denli önemli bir rol oynadığının farkına varmasında dönüm noktası oldu. Başkanlık Yönetimi de 5 Şubat 1975'ten 15 Ağustos 1978'e kadar süren ve Kongre'nin manevra sahasını kısıtladığı dış politikası bağlamında kendine dersler çıkardı. Bu olgu, 1990'larda birbirini izleyen ABD yönetimlerini Türkiye'yi silah temini için İsrail ile işbirliğine cesaretlendirmesine yol açtı. Türkiye açısından, kendisi için stratejik önem arz eden ve güvenliğiyle doğrudan ilintili olan "ABD ile ilişkileri" etmeninin kontrol altına alınması, dış siyasetinin birinci hedefi olacaktı. Düşman lobilerin etkisini kırmanın yolu diğer güçlü bir lobinin işbirliğini sağlamaktan geçiyordu. Bu lobi Amerikan Yahudi Lobisiydi. Türkiye kararını aldığı bu stratejiyi uygun bir konjonktürde icraata koyacaktı. Eli Aciman, 27 Mart 1989 tarihinde müstakbel 500. Yıl Vakfı'nın başkanı Kamhi'ye yazdığı mektupta "Az çok geçerli ve benimsenebilir bir platform, bir koridor bulunmadan, yüz milyonlarca dolar dahi dökülse, bir ülkenin veya bir milletin menfi imajı kolay kolay düzeltilemez!" diyordu.1 Uygun fırsat, yurtlarından sürgün edilen ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından topraklarına kabul edilen İspanyol Yahudilerinin bu ülkeye gelişlerinin 500. yılı kutlamaları olabilirdi. Böylece, Türk Yahudi Toplumu Amerikan Yahudi Lobisi'ne erişmek için bir vasıta olarak kullanılabilirdi. Kamhi, devlet yöneticilerini bu projenin mantığı ve gerçekleştirilebilirliği konusunda ikna edecek ve söz konusu vesile, uluslar arası çapta bir halkla ilişkiler kampanyasının düşman lobilerle başa çıkma stratejisinin bir taktiği olarak uygulamaya konacaktı. Kullanılan metot şöyle olacaktı:

Önce, Türkiye'deki bütün siyasi yelpazeyi kapsayacak politikacıların, emekli asker ve bürokratların, sanatçıların, akademisyenlerin ve işadamlarının katılımıyla bir vakıf kurmak. Peşinden, Türkiye Yahudi Toplumu'nun bu projeye desteğini sağlamak. Sonra, Yurt dışındaki Türkiye ve Osmanlı kökenli Sefarad Yahudilerinin desteğini sağlamak, bunların arasından çıkabilecek çatlak sesleri susturmak. Nihayet, ABD'deki Yahudi örgütlerini 500. Yıl Vakfı'nın hedeflerine kazanmak ve işbirliğine davet etmek için halkla ilişkiler faaliyetlerine girişmek. Ve, Amerikan Yahudi Lobisi'nin Türkiye'yi Kongre nezdinde desteklemesini, Türkiye-İsrail ilişkilerinin ilerletilmesini sağlayarak gerçekleştirmek.

Geriye doğru bakarak "Türk Yahudi lobiciliği kendisine verilen vazifeyi yerine getirmiş midir?" sorusunu sormak mümkündür. Bu bağlamda, konuya müdahil tüm taraflar için bir bilançonun çıkarılması doğru olur. 500. Yıl Vakfı, misyonu çerçevesinde, Türkiye'nin Amerikan Yönetimi ve Kongresi nezdinde, Amerikan Yahudi lobisini ve İsrail Dışişleri Bakanlığını seferber ederek Türkiye'nin menfaatlerinin kollanması konusunda önemli işlev ve hizmetler ifa etmiş, 1996 yılında Türkiye-İsrail stratejik ilişkilerinin tesisine giden yolu açmıştır.

Düğmeye basıldığı 1988 senesinden bu yana geçen 17 sene zarfında yapılacak birinci gözlem, Türk Yahudi lobiciliğinin, hedefleri ve icraatı bağlamında, genel Türk lobiciliğinin mütemmim bir cüzü şeklinde tezahür ettiğini ve Türk dış politikasının amaçlarına hizmet ettiğini müşahede ediyoruz:

Bu fasıldan, Amerikan Kongresine silsile şeklinde gelen Ermeni tasarılarının durdurulması, Yunan Lobisi'nin etkisinin, konjonktürün değişmesine ve Türkiye'nin alternatif politikalar üretmesine zaman tanıyarak hafifletilmesi, Fırat sularının paylaşımı ve Hatay üzerindeki Suriye iddialarının gündemden kalkmasını sağlayacak uluslar arası ortamın oluşturulması, PKK'nın elebaşının Suriye'den çıkarılması ve yakalanması, dolayısıyla Türkiye'deki ayrılıkçı hareketin kontrol altına alınması, Irak'ın bir tehdit unsuru olarak etkisizleştirilmesi (Ancak, ABD ve İsrail'in, Irak'a duydukları ilginin bu ülkelerin Türkiye ile olan ilişkilerinde bir rahatsızlık yarattığı anlaşılıyor), İsrail ile geliştirilen askeri işbirliğinin Türkiye'nin ABD kaynaklı silahlara olan bağımlılığını azaltması, Türkiye'nin güçlenmiş konumunun Bulgaristan ve Yunanistan ile olan ilişkilerine olumlu yansımaları ve konjonktürün değişmesiyle, Sovyet hamisini kaybeden Suriye'nin Türkiye ile olan ilişkilerini düzeltmeye mecbur kalması, ve Türkiye'nin AB'ye olan girişinin önünün açılması.

Türkiye'yi tehdit eden dış etmenlerin güçlerini yitirmesi ve ekonomisinin düzelmesi, güvenliğini sağlamak için İsrail'e olan ihtiyacını asgariye indirmiştir. Dolayısıyla, 28 Eylül 2000 tarihinde patlak veren Filistin İntifadasının ve takip eden olayların Türkiye ile İsrail arasındaki "balayını" uygun zamanda sona erdirdiğini ve fazla ısınmış olan bu ilişkileri soğuttuğunu söyleyebiliriz. Başbakan Bülent Ecevit'in, 4 Nisan 2002 tarihinde, uğradığı terör saldırıları dolayısıyla İsrail Silahlı Kuvvetlerinin Cenin kentinde yapmış olduğu operasyonu "Soykırım" olarak nitelendirmesi, bu özel ilişkilerin artık gerekli olmadığına işaret ediyordu.2

Diğer yandan, nükleer bir güç olma istidadındaki İran'ın İsrail kadar Türkiye için de bir endişe kaynağı olduğunu ve bu iki ülkenin, sorunun çözümü için ABD'nin girişimde bulunmasını beklediğini varsayabiliriz.

Amerikan Yahudi Lobisi'nin ve İsrail'in bilançolarının da bir o kadar olumlu olduğunu görüyoruz. Zira, Türkiye ile İsrail arasındaki askerî ve ticarî ilişkiler İntifada imtihanını aşmış görünüyor ve bölgesel güvenlik, işbirliği için düğmeye basıldığı 1988 senesine nazaran daha istikrarlı görünüyor.

Türkiye Yahudi Toplumu'na gelince, bilançonun kısmen olumlu, bazı açılardan da pek olumlu olmadığını görüyoruz. 500. Yıl Vakfı girişiminin somut neticeler vermesi dolayısıyla bu toplumun ülkeye olan bağlılığının kanıtlandığını ve bunun imajlarını 1980'lerin öncesine nazaran iyileştirdiğini söylemek mümkündür. Ancak, 500. Yıl kutlamaları çerçevesinde, yüzyıllar boyu barış içinde yaşam konusunu vurgulamak için kullanılan "hoşgörü" söylemi, Türkiye Yahudisi'nin imajının tam vatandaş statüsünden hoş görülen sığınmacı zımmî statüsüne indirgediğini söylemek yanlış olmayacaktır.


Çalışmamızın Giriş bölümündeki sorulara aşağıdaki cevapları verebiliriz:



Bir Türk Yahudi lobisinden bahsedilebilir mi ? Evet! Türkiye Yahudi Toplumu dış temaslarını Türkiye lehinde seferber etmeyi başarmıştır.

Bu olgu nasıl ortaya çıktı? Bu olgu, Türkiye'nin 1974 Kıbrıs müdahalesini müteakip kendisine uygulanan ambargonun müsebbibi olan hasım lobilerin ABD Kongresi üzerindeki etkilerini kırma ihtiyacından doğdu.
Bu lobi devletin telkiniyle mi kuruldu? Evet! Ancak, başlangıçta Devletin amaçları konusunda şüpheci bir tutum sergileyen Türkiye Yahudi Toplumu yöneticileri, kendilerine verilen vazifeyle özdeşleştiler.
Bunun dış ülkelerle olan bağlantıları nedir? Organik bir bağdan söz edilemez. Ancak dünyadaki ve özellikle ABD'deki Yahudi Örgütleriyle, T.C. Devletinin avaliyle olan bir işbirliğinden bahsedilebilir.
Bu olguyu belirli dönemlerde ortaya çıkan bir emare gibi telakki etmek mümkün müdür? Evet! Bu işlev Türkiye ile ABD arasındaki diyalog siyasi nedenlerden dolayı sıkıntıya girdiği zaman önem kazanıyor.

Türk Yahudi lobiciliğinin Türk dış politikasına müdahale edip etmediği, hususuna gelince, verilecek cevap Hayır‘dır. Türkiye Yahudi Toplumu Türkiye'nin dış politikasına karışmamaktadır. Ancak, isteklerini devlete rahatça iletebildiği bu statüsünü korumayı amaçlamakta ve devletin siyaseti Yahudi ve İsrail aleyhtarı bir çizgi izlemedikçe, kendisini devletin hizmetine hazır bulundurmaktadır.

Lobiciliğin, Güçler Ayrılığı ilkesine dayanan Amerikan siyasi sisteminin, kaçınılmaz bir türevi olup olmadığı sorusuna gelince, cevap Evet'tir!

Lobiciliğin Amerikan siyasi sisteminin kaçınılmaz bir öğesi olması cihetiyle, T.C. Devleti, Türk Yahudi lobiciliği vasatını tasarruf etme imkânını haizdir.

Bununla beraber, aşağıdaki soruların cevaplarını henüz bulmadıklarını söylemek mümkündür:

1- Türkiye kendisini ABD'ye olan bağımlılığından kurtarabilecek ve Amerikan Yahudi Lobisi'nin hizmetlerinden vazgeçebilecek midir?
2- Avrupa Birliği Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçlarına cevap verebilecek midir?

(*) Tezin metni 145, kaynakçası 19 ve ekleri 79 sayfa tutmaktadır. YÖK sıra numarası 161880'dir.

(1) Eli Aciman'ın Jak Kamhi'ye gönderdiği 27 Mart 1989 tarihli mektup, Eli Aciman arşivi, MANAJANS A.Ş.

(2) Site du Bureau du Premier ministre de la République de Turquie: http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/AyinTarihi/2002/Mart2002.htm

Senatör Frank Lautenberg, Temsilciler Meclisi üyesi Stephan Solarz, ayrıca destek olan Temsilciler Meclisi üyesi Tom Lantos; projenin hayata geçirilmesinde katkıda bulundular




Projeyi bilfiil hayata geçirenler

500. Yıl Vakfı'nın kuruluş amacının gerçekleşmesi, konuya kendilerini, zamanlarını ve enerjilerini adamış olan gönüllü ve profesyonel kişilerin eseridir. 500.Yıl Vakfı'nın 1990 ile 1993 yılları arasındaki faaliyetleri özetleyen broşürüne ilaveten ek kaynaklardan toparlayabildiğimiz kadarıyla, 500. Yıl Projesini muhtelif düzlemlerde sırtlamış olan kadroyu oluşturanlar:

500. Yıl Vakfı Yürütme Kurulundan, Başkan Jak Kamhi, Başkan Yardımcıları Naim Güleryüz, Emekli Büyükelçi Tevfik Saraçoğlu, Yako Veissid, üyeler Eli Aciman ve Ogan Soysal, Genel Sekreter Emekli Büyükelçi Behçet Türemen, Koordinatör Nedim Yahya, Danışman Harry Ojalvo'ya ilaveten, Vakıf sekreterliği ve personeli; Konferanslar veren Prof. Stanford Shaw ve Gazeteci Sami Kohen;

Vakıf'ın ABD'deki şubesinden, başta Başkan İvan Schick ve Ahmet Ertegün olmak üzere, ABD şubesi Yönetim Kurulu üyeleri, Müdür Ed Alcosser;
ABD'deki Yahudi organizasyonlarının başkanlarıyla temasları kuran Arnold & Porter (APCO) lobicilik şirketi Başkanı Paul Berger ve ekibi;
ABD'deki Yahudi organizasyonların müdür ve idarecileriyle tanıtım işlerini yürüten GCI halkla ilişkiler şirketi başkanı Harriet Mouchly-Weiss, yardımcıları Elaine Mancini, Susan Barocas ve ekibi, Şube enformasyon bürosu yetkilisi Susan Eisenstat;
1991-1992 yıllarında ABD'deki büyük Yahudi Örgütlerinin "şemsiye" örgütü olan Başkanlar Birliği'nin (Conference of Presidents) başkanı Shoshana Cardin;
ABD akademi dünyasından, Columbia University'den Dr George Gruen, Washington Türk Araştırmaları Enstitüsü'nden Dr Heath Lowry, Rutgers University'den Prof. Walter Weiker, Brandeis University'den Prof. Avigdor Levy;
ABD siyaseti simalarından Dışişleri Eski Bakanı Prof. Henry Kissinger, Senatör Frank Lautenberg, Temsilciler Meclisi üyesi Stephan Solarz, ayrıca destek olan Temsilciler Meclisi üyesi Tom Lantos;
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri bakanlığı'nın muhtelif mevkilerdeki diplomatları arasında Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir, GCI halkla ilişkiler şirketiyle teması yürüten Müsteşar Tacan İldem, New York Başkonsolosu Volkan Bozkır, Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Emre, Chicago Başkonsolosu Mehmet Taşer, Girşim komitesinden Emekli Büyükelçi Coşkun Kırca, Dışişleri Bakanlığı Siyasi Planlama Genel Müdürü Ümit Pamir, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Murat Sungar, Birleşmiş Milletler nezdindeki Büyükelçimiz Mustafa Akşin, İstihbarat Dairesi Başkanı Büyükelçi Cenk Duatepe, New York Başkonsolos Yardımcısı Vefahan Ocak;
Nihayet, siyasi düzlemde projenin yaratıcısı önce Başbakan, sonradan Cumhurbaşkanı sıfatıyla Turgut Özal, projeyi yürüten Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, proje boyunca başbakanlık görevlerinde bulunan Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel; proje süresinde Dışişleri bakanlığı yapmış olan Prof Dr Ali Bozer, A. Kurtcebe Alptemoçin, Safa Giray ve Hikmet Çetin, bu projenin başarılı uygulayıcıları oldular.

19 Mart 2008

Denis Ojalvo

Yazı Kaynağı:

http://www.turkyahudileri.com/content/view/361/222/lang,tr/


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 5 Aoû 2016 - 12:43
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant

İnkarcılar sizinle gurur duymalı...

Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 7 Aoû 2016 - 20:02
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant

Atatürk öldüğünde düğmelerimizi kopardık, Erdoğan için hutbe okuduk



AKP Milletvekili Burhan Kuzu’nun 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili olarak CNN Türk’e verdiği röportajda Yahudilerin kutsal kitap Tevrat’ı değiştirdiklerini söylemesine tepki geldi.

07.08.2016 13:38 Karakter boyutu :

AKP Milletvekili Burhan Kuzu’nun 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili olarak CNN Türk’e verdiği röportajda Yahudilerin kutsal kitap Tevrat’ı değiştirdiklerini söylemesine tepki geldi.

Burhan Kuzu, Tevrat’ta Fırat ve Dicle arasında kalan toprakların Yahudilere vaat edilmiş olarak belirtilmesinin bugünkü Ortadoğu siyasetini etkilediğini belirtmişti.

İsrail'deki Türkiyeliler Birliği Başkanı Zali De Toledo, Burhan Kuzu’ya yanıt verdi.

Başkan Zali De Toledo, “Son on yılda palazlanmış, şimdi ise Cumhuriyet savcıları tarafından Terör örgütü olarak kabul edilen, vatanımız için karanlık düşüncelerle donanmış ABD de yaşayan şahsın 15 Temmuz 2016 tarihinde tertiplediği başarısız darbe için görüşlerinizi dile getirirken TBMM kabul ettiği TCK 5237 sayılı Nefret suçları ile ilgili kanunu çeşitli şekillerde çiğneme yönüne gittiniz. Bir Anayasa hukukçusu ve iktidardaki bir milletvekili olarak Zat-i âlinize hiç yakışmadığını düşünüyorum” dedi.

“KURAN-I KERİM TEVRAT'I TASDİK VE KABUL EDER”

“Bu arada Tevratın tahrif edildiğini dile getirdiniz. Tahrif edildiğini iddia ettiğinize göre ispat etmeniz gerekir. Kaldı ki, Kutsal kitap Kuran-ı Kerim Tevrat'ı tasdik ve kabul eder” diyen Toledo şöyle devam etti:“Yaşadıkları ülkeye karşı vatan hainliği ile suçlanmış tek bir Yahudi bulunmadığı gibi, son yılların modası olan bir komplo ile geçen asırda suçlanmış bir Fransız asker Yahudisi Dreyfus'un ve Emil Zola'nın verdiği uğraş sonunda aklanmış hikayesini mutlaka bilmeniz gerekir.”

“CUMHURBAŞKANI ADINA İŞTİYAKLA HUTBE OKUDUK”



İsrail'deki Türkiyeliler Birliği Başkanı Zali De Toledo, “Yazdıklarıma sizin gibi bir çok kimsenin bilmediği veya bilmemezlikten geldiği bir kaç hususu paylaşmakla son vereceğim” maddeler halinde şunlara dikkat çekti:

1- Tahrif edildiğini iddia ettiğiniz kutsal kitabın en önemli kurallarından biri , Yahudi yaşadığı ülkenin kanunlarının Tevratın kurallarından önde geldiğidir. DİNA DE MALHUTA DİNA

2- T.C. nin kurucusu Ulu Önder Atatürk!ün , NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE özdeyişini , Türkiyede yaşayan her Yahudi büyük bir Keyif ve Gurur ile , göğsünü gere gere tekrar eder..

3- Yahudi Bayramlarında ve törenlerinde, T.C. nin bekası ile görevdeki Cumhurbaşkanı adına iştiyakla Hutbe okuduklarını,

4- Atatürk'ün ölümü sırasında, Türkiye'de yaşayan Yahudilerin bir matem alameti olarak elbiselerinde bulunan düğmelerini kopardıklarını, bu durum sadece ölen ailenin yakınları için yapıldığını bilinmesinde yarar vardır.

5- Cemaat yöneticilerimiz yarın (Bugün) Yenikapı meydanında yapılacak Demokrasi ve Şehitler Mitingine bütün Yahudilerin katılması için bir genelge ilan etmesine rağmen , hiç beklenmedik bir zamanda üstelik kariyeri parlak bir Hukuk Prof. tarafından nefret suçunun işlenmesi , bu vatana iki şehit vermiş bir ailenin ferdi olarak beni derinden üzmüştür.

Kanaatimce, günümüz ayrışma günü değil, birlik ve beraberlik içinde olma günüdür. Malumunuz olduğu üzere kuvvet birlikten doğar.”

Rafael Sadi

Odatv.com

http://odatv.com/ataturk-oldugunde-dugmelerimizi-kopardik-erdogan-icin-hutbe-okuduk-0708161200.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 18 Aoû 2016 - 09:22
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant

Los Angeles’ta ( Little Armenia )Türk Şabatı




29 Temmuz’da Los Angeles Tifereth Israel Seferad Sinagogunda Türkiye Yahudi kültürünün tanıtıldığı bir Şabat yemeği düzenlendi. Jimena (Jews Indigenous to the Middle East and North Africa- Ortadoğu ve Kuzey Afrika kökenli Yahudiler) adındaki kuruluş ve Tifereth Israel Sefarad Sinagogunun ortak bir çalışmasıyla, geleneksel Şabat duasından sonra Türk Yahudi kültürünün tanıtıldığı ve Türk yemeklerinin sunulduğu bir etkinlik yapıldı.



Şef Metin Samrano’nun özenle hazırladığı geniş menüde yaprak dolma, enginar, bamya, pancar, piyaz, kuzu tandır, bademli pilav ve irmik helvası ikramlardan yalnızca bazılarıydı. Geçen haftalarda İran, Irak ve Fas ülkelerindeki Yahudi kültürünü tema seçen Tifereth İsrael Sinagogunda Türkiye gecesine 75 kişi katıldı. Misafir konuk Odin Özdil henüz beş yaşındayken İzmir’den ailesi ile ABD’ye göç etmiş ve sinema yönetmen ve yazarlığı yapıyor.



Özdil’in Türkiye’de ailesinin yaşamından örneklerle beraber, Yahudi kültürünü, tarihini, yaşam biçimini ve Seferad yemeklerini konu alan konuşması oldukça beğeni topladı. Özdil toplulukla İzmir ve Çeşme anılarını paylaştı ve bunun yanı sıra ailesinin halen Ladino konuştuğunu da belirtti.




Selin KANDİYOTİ

http://www.salom.com.tr/newsdetails.asp?id=100168


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 23 Sep 2016 - 10:40
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant

Erdoğan, ABD'deki Yahudi kuruluşların temsilcilerini kabul etti



BM Genel Kurulu görüşmeleri için bulunduğu ABD'nin New York kentinde temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yahudi kuruluşların temsilcileriyle görüştü.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konakladığı otelde gerçekleşen görüşmeye; Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Kalın da katıldı.

Görüşmede ABD’deki Yahudi Kuruluşlarının temsilcilerinden Conference of Presidents Başkan Yardımcısı Malcolm Hoenlein, AIPAC Başkanı Robert Cohen, B’nai B’rith International Başkan Yardımcısı Daniel Mariaschin, Anti-Defamation League Ulusal Direktörü Jonathan Greenblatt, Hadassah Yönetim Kurulu Başkanı Janice Weinman, Jewish Institute for National Security Affairs Başkanı Michael Makovsky, Women’s International Zionist Organization Yönetim Kurulu Başkanı Evelyn Sommer, NCSEJ Yönetim Kurulu Başkanı Daniel Rubin, American Sephardic Federasyonu Başkanı David Dangoor, World Jewish Congress Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Maram Stern, Simon Wiesenthal Center Doğu Direktörü Michael Cohen, Conference of Presidents Liderlik Konseyi Üyesi Marc Jason, B’nai B’rith International BM Direktörü David Michaels yer aldı.

https://tr.sputniknews.com/abd/20160923/1024953064/erdogan-abd-yahudi-kurulus-temsilcileri.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 465
Point(s): 66 943
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 24 Sep 2016 - 11:05
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği
Répondre en citant



http://odatv.com/yigit-bulut-rothschilda-masanin-ucundan-bakti-2309161200.html


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 19:21
MessageSujet du message: İnkarcı Yahudi Lobiciliği

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> 24 Nisan 1915'i anma - commémorations, débats, annonces ... Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com