Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Ottoman'ın Pearl Harbor'ı Çeşme Limanında Ruslar Tarfından Batırılan
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Recréation - Ժամանց - Beraber gülelim -> Le Bar de la team - Ընդհանուր Քննարկում - Gelin söyleşelim
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 445
Point(s): 66 875
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 10 Sep 2016 - 09:56
MessageSujet du message: Ottoman'ın Pearl Harbor'ı Çeşme Limanında Ruslar Tarfından Batırılan
Répondre en citant

Ottoman'ın Pearl Harbor'ı Çeşme Limanında Ruslar Tarfından Batırılan Gemiler İçin Yapılacak Anıt İnkarcı-Rus ilişkilerine Katkı Yapacakmış







Son yıllarda inişli çıkışlı seyreden Türkiye Rusya ilişkileri, Çeşme’de açılacak bir anıt ve dostluk parkı ile belki de yakında yeni bir ivme kazanır, kim bilir!

İzmir’in Çeşme ilçesi, gözde tatil yörelerinden biri olarak bilinir. Ama eski İzmirliler için Çeşme’nin anlamı çok daha büyüktür; orası tatil yöresi olmanın çok daha ötesidir.

Çeşme, Haziran ayı ile birlikte, İzmir’in zengin ve aristokrat kesimini adeta teslim alır. Çeşme’ye gidilince ilişkinin çıtası yükselir. Aristokratlar, iş adamları ve siyasetçiler Çeşme’ye gidince aralarındaki ilişkinin çıtasını yükseltirler.

Çeşme’nin; güneşi, rüzgarı, kumu, denizi ve muhabbeti bu insanları yeterince mutlu ettiğinden olacak, “Yahu şu Çeşme’de acaba görülecek bir kültür değeri var mıdır?” sorusu pek kimsenin aklına gelmez.

Böyle olunca da, Çeşme Müzesi’nin yolunu bilen azdır…

Konuyu Çeşme Müzesine getirmemin nedeni, tarihte ‘facia’ olarak yaşanmış bir olayın, bugün Çeşme’ye neler kazandırabileceğinden söz etmek…

Çünkü, 1770 yılında yaşanan ‘Çeşme Faciası’nı, bugün Rusya ile Çeşme arasında bir kültür turizmine dönüştürmek isteyen TİNA adında bir kuruluş var…

KATERİNA’NIN ÇEŞMESİ

Çariçe Katerina önderliğindeki Rusya, Osmanlı donanmasını Çeşme Körfezi’nde tamamen yok edince bunu ulusal boyutta kutlamaya başlamış…

Ama sokaklara dökülerek değil, tüm sanat dallarını harekete geçirerek…

Edebiyatçılar, tiyatrocular, ressamlar, heykeltıraşlar sanatlarını bu olayın kutsanmasına ayırmışlar…

Katerina’nın sevgililerinden birinin, Çeşme’nin galibi Donanma Komutanı Orlov’un kardeşi olması da, herhalde bu kutsama kararlarında etkili olmuş!

Ünlü Alman Ressam Hackert’ı davet ederek ona çok sayıda tablo ısmarlamış…

Ancak Hackert, “Ben hiç deniz savaşı görmedim, nasıl resmini yaparım ki!” deyince, eski bir kalyon, Katerina’nın emri ile denizin ortasına çekilmiş. İçine yanıcı ve patlayıcılar doldurularak, ressamın gözü önünde havaya uçurulmuş…

St Petersburg’da; Büyük bir Çeşme Sütunu ile adı Harabe Kulesi olan bir anıt yaptırılmış…

Bir galeriye Çeşme Galerisi, imparatorluk saraylarından birindeki bir salona da Çeşme Salonu adı verilmiş…

St. Petersburg’da bunlardan başka, Çeşme Kilisesi ile Çeşme Hamamı da varmış…

Bitmedi…

Rus Donanması’nın başında bulunan Kont Orlov, o savaştan sonra Çeşmenski (Çeşmeli) soyadını almış…

Yeni yapılan gemilere de, içinde Çeşme olan isimler verilmiş…

Yani, yaşanan olayın ardından neredeyse 250 yıl geçmesine rağmen, Çeşme adı Petersburg’un her yanındaki anıtlarda, resimlerde ve değişik kuruluşların kapılarında yaşıyor…

TİNA

Kurucuları arasında Mustafa Koç’un da bulunduğu TİNA’nın (Türkiye Sualtı Araştırmalar Vakfı) Başkanı Oğuz Aydemir; “Yapılacak çok küçük bir çalışma ile Rusları Çeşmeye çekmek mümkün!” diyor. Aydemir, tüm çalışmalarında Koç topluluğundan destek görüyor. Çeşme körfezinin dibinde yatmakta olan kalyonları bir gün, gün yüzüne çıkarmanın düşünü kuruyor.

Ankara Üniversitesi ile Koç Üniversitesi’nin işbirliğini sağlayarak Urla’da açılan Ankara Üniversitesi Mustafa Koç Sualtı Araştırmalar Merkezi’nin açılmasında da onun katkıları var…

İki önemli kitapta da (“1770 Çeşme Deniz Savaşı” ile “Türklerin İlk Amirali Çaka Bey), yine Oğuz Aydemir’in adı var. Bir de TİNA’nın çıkarmakta olan “Sualtı Arkeoloji Dergisi” var…

MÜZEDE 1770 SALONU

Çeşme Müzesi’ne girerseniz, merdivenlerin ilk bölümünü çıkarak sola dönün! İlgin çir salon göreceksiniz…

Burası, 1770 Osmanlı Rus Çeşme Savaşı’na ayrılmış.

Hem bu salonun açılması için ve hem de bu salonda sergilenen belge, bilgi, görüntü ve materyallerin sağlanması için çok büyük gayret göstermiş, büyük özverilerde bulunmuş Oğuz Aydemir.

Rus Komutan Orlov’un yazışmalarından tutun da, Ressam Hackert’ın yaptığı resimlerin reprodüksiyonlarına kadar... Hatta o dönemde basılan paraları bile müzayedelerde satın alarak müzeye koymuş.

Elbette bir de II. Katerina’nın sevgili koleksiyonu var!

Geçen yıl bu salonun açılışından sonra, Rusya Deniz Konseyi Başkanı Nikolas Orlov’u Çeşme’ye davet etmişler.

Nikolas Orlov, Çeşme Savaşında Rus Donanması Komutanı olan Kont Orlov’un sülalesinden geliyormuş…

Müzeyi gezince çok etkilenmiş. Ortak sualtı çalışmalar yaparak, 1770’te yanarak batan gemileri birlikte çıkarabileceklerinden söz etmiş.

Oğuz Aydemir, Çeşmede bir Türk- Rus Dostluk Parkı oluşturmaktan ve bu parka Çeşme Savaşını simgeleyen bir anıt dikmekten söz edince, Orlov çok mutlu olmuş ve tüm giderlerin Rusya tarafından karşılanabileceğini söylemiş.

Bugüne kadar her şey iyi gitmiş. Çeşme Belediyesi, park ve anıt için Karakoli tepesini uygun görmüş. Bakanlıklarla olan yazışmalarda çıkan küçük engeller de aşılmak üzereymiş…

Son yıllarda inişli çıkışlı seyreden Türkiye Rusya ilişkileri, Çeşme’de açılacak bir anıt ve dostluk parkı ile belki de yakında yeni bir ivme kazanır, kim bilir!

TÜRKİYE -RUSYA İLİŞKİLERİNE BÜYÜK KATKI

TİNA Başkanı, Çeşme Müzesi içinde bulunan “1770 Osmanlı Rus Deniz Savaşı”na ait belgelerin sergilendiği salonun yaşatılması konusunda çok duyarlı…

“Bu facia, o dönemde Osmanlı denizciliğinin zaafları nedeniyle yaşanmıştı. Bu olayı Müze içine taşıyarak hem tarihimizin kötü bir sayfasını tanıtıyor ve hem de bu olaydan ders alınmasını sağlamaya çalışıyoruz!” diyor, Oğuz Aydemir.

Ve ekliyor “Hem bu müzenin canlılığı korur ve hem de Türk- Rus ilişkilerini açacağımız dostluk parkı ve anıtla taçlandırabilirsek, Çeşme Ruslar için ilgi odağı olabilir.”

Şimdi biraz da, savaşın nasıl yapıldığından söz edelim…

II.KATERİNA- III. MUSTAFA

Yıl 1769, Rusya İmparatorluğunun başında Çariçe II. Katerina, Osmanlı İmparatorluğunda ise Padişah III. Mustafa var…

Katerina, İngilizlerden aldığı destekle, Baltık Denizi’nde bulunan donanmasını Akdeniz’e göndermeye karar veriyor. Amacı, Mora’ya gitmek ve orada Osmanlı’ya karşı bir Yunan isyanı başlatmak!

İngilizler zaten, Osmanlı’ya zarar verecek her girişime destek vermeye hazır…

Kont Aleksey Orlov komutasında Baltık Denizi’nden çıkan donanma İngiltere’ye uğruyor. Oradan hem gemi ve hem de komutan desteği alıyor…

İngilizler, verdikleri savaş gemilerinin başına da komutan olarak Amiral Elphinstone’u geçiriyor. Elphinstone aynı zamanda Komutan Orlov’un yardımcısı oluyor.

Donanma Cebelitarık’tan geçiyor, Mora’ya giderek orada bir Yunan isyanı başlatıyor…

Osmanlı donanması, isyanın altında kimlerin olduğunu bilmeden Mora’ya giderek, zaten güçlü olmayan isyanı bastırıyor. Sonra da, Çeşme Körfezine dönerek Limni ile Çeşme arasında bir yerde demirliyor…

“RUSLAR SADECE KARADENİZ'DEN GELEBİLİR!”

Padişah Mustafa ile Osmanlı Donanma Komutanı Mandalzade Hüsamettin Paşa’ya, Rus Donanması’nın Akdeniz’de olduğu söylense de onlar buna inanmazlar…

Çünkü onlara göre Ruslar, Karadeniz’den gelmek dururken neden binlerce kilometre uzaktan gelsinler ki!

Ayrıca, ne İngilizlerin bu işteki rollerini bilmektedirler, ne de Rus Donanmasının Karadeniz’de çok zayıf olduğunu…

(Kimilerine göre Padişah ve Donanma Komutanı, Baltık Denizi’nden Akdeniz’e yol olduğunu bile bilmiyorlardır!)

Onlar inanmasa da, alt komutanlardan biri olan Cezayirli Hasan Paşa durumun ciddiyetini görür ve şu öneride bulunur;

“Birbirine bağlanmış olan gemilerimizi çözelim ve her ihtimale karşı savaş düzeni alalım!”

Elbette sözünü kimse dinlemez…

Ve, 1770 yılının 7 Temmuz gecesi, Osmanlı Donanması’nın yarısı kadar bile olmayan Rus Donanması, ani bir baskınla, birbirine bağlı olan gemileri ateşe verir…

İngiliz General Elphinstone’un önerisi ile yanlarında getirdikleri, adına “ateş gemisi” denen gemileri, Osmanlı gemilerine bağlarlar ve hepsinin bir anda ateş almasını sağlarlar…

Cezayirli’nin gemisi hariç tüm Osmanlı Donanması yok olur…

Osmanlı tarafında 11.000, Rus tarafında ise 700 denizci ölür...

DÜŞMANLIĞI DOSTLUĞA ÇEVİRMEK

Bu facia, Osmanlı Sarayı için ders olur. Modern denizcilik için bir arayış başlar. Baron de Tott bir denizcilik okulu kurmakla görevlendirilir.

Mühendishane-i Bahr-ı Hümayun’un açılması bu facianın bir kazancı olarak değerlendirilir.

Eğer TİNA, yapmak istediklerini gerçekleştirir de, içinde dostluk anıtı olan bir Türk- Rus Dostluk Parkı’nı Çeşme’ye kazandırabilirse;

Hem, yitirilmiş bir savaşın bile vereceği çok şey olduğu anlaşılacak…

Hem, savaşta yakılan ve batırılan gemilerin su üstüne çıkarılarak sergilenmesi sağlanacak…

Hem, Türk-Rus dostluğunun gelişmesine ivme kazandırılacak…

Ve hem de, başta St. Petersburg olma üzere, Rusya’nın her yanından Çeşme’ye turist gelişi olabilecek…

Suat Çağlayan

Odatv.com

http://odatv.com/o-kalintilari-ortaya-cikarabilirsek-turk-rus-iliskilerine-buyuk-katki-saglariz-0909161200.html


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Sam 10 Sep 2016 - 09:56
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Recréation - Ժամանց - Beraber gülelim -> Le Bar de la team - Ընդհանուր Քննարկում - Gelin söyleşelim Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com