Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Orta Çağ Boyunca Ermeni Diasporsının Gelişim Haritası
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Diaspora arménien - Սփիւռք - Ermeni diasporası
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 461
Point(s): 66 930
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 9 Oct 2016 - 07:40
MessageSujet du message: Orta Çağ Boyunca Ermeni Diasporsının Gelişim Haritası
Répondre en citant

Orta Çağ Boyunca Ermeni Diasporsının Gelişim Haritası




mafilou a écrit:
56. Ortaçağda Ermeni kolonileri

2013/12/20
http://akunq.net/tr/?p=27531


Dünyanın farklı ülkelerinde oluşmuş olan Ermeni kolonilerinin tarihi, Ermeni halkının bütüncül tarihinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır. Ermeni kolonileri, yabancı ortamda milli gelenek ve görenekler ile Ermeni kültürünü korumuşlardır.
Ermeni halkı daha eskiçağlardan itibaren göç baskısını üzerinde hissetmiştir. Ermenistan bilindiği gibi, özellikle Ortaçağ’da yıkıcı saldırılara maruz kalmış ve sıklıkla ağır, yabancı egemenliği altında kalmış olduğundan dolayı, ülke halkının bir kısmı acımasız baskılara dayanamayarak göç etmeye mecbur olmuştur. Selçuk ile Moğol-Tatar egemenliği döneminde ve özellikle geç Ortaçağ’da, insanların göçü büyük çaplara ulaşmıştır. Bunun sonucunda yakın ve uzaktaki farklı ülkelerde Ermeni kolonileri oluşur.
Koloniler, göçmenlerin yabancı ülkede toplu olarak yaşadığı ve kendi cemaatlerini oluşturdukları durumda ortaya çıkmaktadır. Bu cemaatler genellikle anadillerini, inançlarını, gelenek ve görenekleri ile milli benliklerini korumaktadır. Koloninin oluşmasındaki başlıca özellik, söz konusu cemaat dâhilinde şahsi okul ve kilisenin kurulmasıdır.
Avrupa’daki Ermeni kolonileri
Kırım
Kırım, eski dönemlerden beri Ermeniler tarafından bilinmekle birlikte Ermeniler, ancak IX. yüzyıldan itibaren buraya sürekli olarak yerleşmişlerdir. Daha sonra, özellikle XIV. yüzyılda Moğollardan kaçan Ermeni halkı Kırım’a yerleşir. Ermenilerin sayısı, Tatarlardan sonra ikinci halk grubunu oluşturacak kadar artar. Kırım yarımadasının güneydoğu bölgesinin sıklıkla deniz Ermenistan’ı olarak anılması boşuna değildir. Ermeniler, yarımadanın farklı şehirlerinde ve bazı sırf Ermenilerle meskûn olan köylerde yaşamaktaydı.
Kırım Ermenileri, Karadeniz kıyısındaki bölgeler, Kafkasya, Ermenistan ve Moskova ile yapılan ticarete katılmaktaydı. Ermeni ve yabancı tüccarlar Kırım’a dokuma, kürk, süs eşyaları, baharat vs. ithal edip, ekmek, balık, deri, mum, tuz vs. ihraç etmekteydi. Kırım Ermenileri, özellikle Lvov şehriyle yakın ilişki içindeydi. Tatar bölgelerinde gerçekleştirilen ticaretin monopolü Ermenilerin elindeydi. Kırım Ermenileri, daha küçük çapta olmakla birlikte, zanaatlar ve tarımla da ilgilenmekteydi.
Kırım Ermenileri, kendi kiliseleri ve okullarına sahipti. Anavatan ve Kilikya, ayrıca Konstantinopel (İstanbul-çev. notu), Moldova ve Ermenilerin çok bulunduğu daha başka yerlerle ilişki içindeydiler. Bu bağlantılar, milli geleneklerin korunması ve gelişmesine katkı sağlamaktaydı.
Polonya kolonileri
Ermeniler, Polonya’ya ait olan Ukrayna bölgelerine daha XI.-XII. yüzyıllardan itibaren yerleşmiş olmakla birlikte, ancak XIII.-XIV. yüzyılda Ermeni cemaatleri şekillenmiştir. Ermeniler, Moğollar’ın baskısından bunalıp, Kiev ve Doğu Ukrayna’dan, batıya doğru göç edip, Batı Ukrayna ve Polonya’daki Ermeni cemaatlerine hareketlilik getirirler. Kilikya Ermeni devletinin düşüşünden sonra, yeni bir göçmen dalgası daha bu ülkelere yönelir. Lvov, Kamenets-Podolsk ile daha başka yerlerde Ermeni kolonileri oluşur. Ermeni cemaatleri inanç özgürlüğü ve serbest ekonomik faaliyet hakları elde eder. Yargı, Ermenistan kanunları üzerinden hazırlanmış olan Polonya Ermenilerinin kendi kanun kitabıyla gerçekleştirilir.
Bu ülkelerdeki Ermeniler zanaat ve tarımla da uğraşmakla birlikte, esas iştigal konuları ticaret olmuştur.
Ermeni cemaatlerin içinde özellikle Lvov büyük öneme sahipti. XIV.-XVII. yüzyılda Lvov, Polonya Ermenilerinin ruhani ve idari merkeziydi. Diğer Ermeni kolonileri, sıklıkla Lvov’un Ermeni mahkemelerine başvurmaktaydı. Ermeniler, ülkenin iç ve uluslar arası ticaretine aktif bir şekilde katılmaktaydı. Doğu ülkelerinden halı, kumaş, kuruyemiş, baharat ve daha başka mallar ithal etmekte, Macaristan ve Moldova’dan büyükbaş hayvan ve at getirmekteydiler.
Ermeniler, ülkenin siyasi yaşamına da aktif bir şekilde katılmış, önemli diplomatik hizmetlerde bulunmuş, Türk işgalcilerine karşı mücadeleye katılmışlardır. Osmanlı ordusunun hezimete uğradığı Viyana Meydan Savaşı’nda (1683), Polonya ordusu bünyesinde beş bin Ermeni mücadele etmekteydi.
Polonya’daki Ermeni kolonileri verimli bir hayat sürmüşlerdir. Tüm Ermeni cemaatlerinde okul bulunmaktaydı. XVII. yüzyıl başında Lvov’da, Ermenice matbaa kurulur. Diğer kültür dalları ve özellikle mimarlık gelişir. Lvov’da inşa edilmiş olan Ermeni kilisesi (1363) günümüze kadar ayaktadır. Yerel Ermenileri zorla Katolikliğe döndürmeye çalışılması ve verilmiş olan ayrıcalıkların kaldırılması sebebiyle Ermeni kolonileri düşüş yaşar.
Bulgaristan
Bulgaristan ve Balkanlarda çok eski zamanlardan beri Ermeni kolonileri oluşmuştu. Ağır Arap egemenliği süresinde Ermeniler kitleler halinde göç etmekteydi. Bizans imparatorları da belli sürelerle Ermenileri göçe zorlamaktaydı. Bu şekilde, Balkanlarda büyük Ermeni toplulukları oluşur. Daha XI. yüzyılda, Plovdiv şehri yakınlarında, Surb (Aziz-çev. notu) Astvadsadsin manastırı kurulur. Bu manastır, Ermenilerin, şehir yakınlarında kurulan dini merkezi olmuştur. Daha sonra, özellikle XIV.-XV. yüzyıllarda Plovdiv, Sofya ve daha başka şehirlerde Ermeni cemaatleri oluşur.
Bulgaristan Ermenilerinin büyük bir çoğunluğu zanaatkârlardan oluşmakta olup kuyumculuk, bakırcılık, demircilik, dokumacılık, dericilik ve diğer zanaatlarla uğraşmaktaydı. Örneğin Sofya’nın Ermeni demircileri son derece ünlüydü. Ermeniler, aynı zamanda satış mağazası olan kendi atölyelerine sahipti. Bunun haricinde, Bulgaristan Ermeni’si zanaatkâr ve tüccarlar Balkanların iç ve dış ticaretinde aktif bir rol oynamaktaydı. Ermenilerin önemli bir bölümü köylere yerleşmiş, tarım, özellikle de bağcılık ve bostancılıkla uğraşmaktaydı.
Romanya Ermeni kolonileri
Günümüzde Romanya’ya dâhil olan Moldavya, Valakhia ve diğer bölgelerde, XIV. yüzyılda Ermeni kolonileri oluşur. Ermenilerin Moldavya’ya göçü, XV. ve daha sonraki yüzyıllarda devam eder. Ermeniler Suçava, Yaşa, Fokşan ve diğer şehirlere yerleşir. Önemli Ermeni merkezleri özerk olup, kendi şehir konseylerine sahipti. Yargı, milli geleneklere göre yapılmaktaydı. Ermeni mahkemelerinin başında şehrin yöneticisi bulunmaktaydı.
Ülkenin hem iç, hem de dış ticaretinde Ermenilerin rolü büyüktü. Polonya ve Rusya’ya giden kara ve deniz yollarını ustaca kullanmaktaydılar. Karadeniz’de gemileri vardı. Ermeni tacirlerin karayollarındaki kervanları, Ermeni arabaları olarak adlandırılmaktaydı. Romanya’daki Ermenilerin yoğun olduğu bölgeler, ünlü zanaat ocaklarıydı. Romanya Ermenileri Kırım, Konstantinopel ve Polonya Ermenileriyle sıkı ilişkiler içindeydi. Ermeniler geniş çapta inşaat çalışmaları gerçekleştirip, kiliseler ve mabetler inşa etmiş, milli okullara sahip olmuşlardır. Ermeniler, burada da dini özgürlüklere sahip olmuştur.
XVII. yüzyıl ortalarında Moldova Ermenileri, daha XIV.-XV. yüzyıllardan itibaren Ermeni cemaatlerinin oluşmuş olduğu Transsilvanya’ya yerleşmeye başlarlar.
İtalya
XIII.-XV. yüzyıllarda İtalya’da Ermeni cemaatleri oluşmaya başlanır. Ermeniler, özellikle Kilikya ve Kırım’dan İtalya’ya gelir.
Daha haçlı akınları döneminde Kilikya Ermeni krallığı, İtalya şehirleriyle sıkı ilişkiler kurar. Ermeniler, içlerinde Roma, Cenova, Livorno’nun da bulunduğu bir dizi İtalyan şehirlerinde, XIII.-XIV. yüzyıllarda kendi cemaatlerini oluşturur. En büyük ve önemli koloni, gelen Ermeni tacirlerin, “Ermeni evi” olarak anılan kendi merkezlerinin bulunduğu Venedik’te bulunmaktaydı. “Ermeni evinin” bulunduğu sokak, Ermeni sokağı olarak anılmaktaydı. “Ermeni evi” daha sonraları genişler, çevresinde kiliseler inşa edilir.
Venedik kolonisi XV.-XVI. yüzyıllarda iyi teşkilatlanmış bir Ermeni merkezi durumundaydı. Ermeniler Venedik’e pamuk, ipek, tuz, kuru üzüm, buğday, bakır vs. ithal etmekteydi. Venedik’e ve diğer şehirlere İran ipeği ithal edenler genelde Ermenilerdi. Çok sayıda ticaret kuruluşu Venedik’e yerleşmişti. Bu zengin tüccarların haricinde, San Marco meydanında dükkâna sahip olan küçük ve orta çapta tüccarlar da vardı.
Büyük oranda gemi yapımı atölyelerinde çalışmakta olan zanaatkârlar, Ermeni cemaati içinde önemli bir sayı oluşturmaktaydı. Lakin Venedik, Ermeniler için özellikle sanat açısından tanınmıştı. Ermeni kültürünün en önemli edinimlerinden biri olan Ermeni matbaasının doğuşu Venedik’te olmuştur.
Hollanda
Ermeniler XIV.-XV. yüzyıllarda Hollanda veya Niederland’a yerleşmişlerdir. Ermeni tüccarlar, özellikle uluslar arası ticaret ve kültür merkezi olan Amsterdam’a yerleşmekteydi. Şehir, Avrupa’nın imparatoriçesi olarak ün kazanmıştı.
Amsterdam’da, XVII. yüzyıl başlarından itibaren ticari kuruluşlar tesis edilip, Ermeni cemaati oluşur. Bazı Ermeni tüccarlar, şahsi gemilere sahipti. 1653 yılında Amsterdam’dan Zımürniya’ya (İzmir-çev. notu) yönelen beş gemiden ikisi Ermenilere aitti. Buradaki Ermeni kolonisi de Ermeni matbaacılığıyla göze çarpmaktaydı. Amsterdam’daki ilk Ermeni matbaası 1660 yılında kurulur. Burada, kısa süre içinde çok sayıda kitap basılır.
Amsterdam’daki Ermeni kolonisi zayıflar ve XVIII. yüzyıl sonlarında söner.
Rusya’daki Ermeni kolonileri
Ermeniler, Rusya’ya nispeten geç yerleşir. XIV.-XV. yüzyıllarda Moskova’da var olan küçük Ermeni cemaati, XVI.-XVII. yüzyıllarda daha da gelişir. Ermeniler XVI. yüzyılda Astrakhan ve Kazan’a yerleşip, Volga ticaretinde önemli rol oynarlar. Buradaki Ermeni kolonileri, özellikle XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Kazan ve Astrakhan hanlıkları Rusya’ya bağlandığında güçlenir. Belirtilen koloniler, bilhassa Volga ticaretinin gelişmesi sayesinde XVI.-XVII. yüzyıllarda gelişir.
Asya’daki Ermeni kolonileri
Konstantinopel Ermeni kolonisi
Bizans’ın sürdürmüş olduğu siyaset sonucunda Ermeniler, imparatorluğun batı bölgelerine doğru göç eder. Ermeniler, özellikle başkent Konstantinopel’e yerleşmekte, zengin Bizans kültürüyle etkileşip, olumlu etkisini özümsemekteydiler.
Osmanlılar, Konstantinopol’ü ele geçirdikten sonra (1453) şehri imar etmeye başlar. Yunanlılar, Yahudiler ve Ermeniler Küçük Asya’dan getirilmekte, şehri mamur etmeleri için kendilerine ayrıcalıklar verilmekteydi. 1461 yılında, Ermenilerin dini yönetimi olan patrikhane oluşturulur. Tüm Batı Ermenilerinin faaliyetleri patrik tarafından yönetilmekteydi.
Konstantinopel Ermeni kolonisi içinde tüccar ve zanaatkârların rolü büyüktü. Şehrin uygun coğrafik konumu, ticaretin gelişmesine katkı sağlamaktaydı. Ermeni tüccarlar dükkânlara, kervansaraylara ve depolara sahipti. Zanaatlardan kuyumculuk, gümüşçülük, bakırcılık, dericilik, marangozluk vs. gelişmişti. Daha 1567 yılında burada ilk matbaa kurulur ve bunu yenileri takip eder.
Suriye Ermeni kolonisi
Kilikya Ermeni Devleti’nin yıkılışından sonra büyük bir Ermeni kitlesi Suriye’ye göç eder. Burada var olan cemaatler gelişir. İçlerinde en ünlüsü, malsahibi (yönetici-çev. notu) tarafından yönetilen Halep kolonisiydi. Ermenilerin dini ihtiyaçları için Surb Astvadsadsin kilisesi inşa edilir. XV. yüzyıl sonunda Ermenilerin sayısı o denli artar ki, ikinci bir kilise inşa edilir.
XV.-XVII. yüzyıllarda Suriye Ermeni cemaatleri, uluslar arası ticaret sayesinde yükseliş dönemi yaşar. Tebriz-Halep doğrusu, Doğu ve Batı arasındaki transit ticaretin esas yoluna dönüşür. Bu durum, Konstantinopel’in Osmanlılar tarafından işgal edilmesinin bir sonucuydu. Avrupalı ve Asyalı tüccarlar Halep’te, birbirleriyle doğrudan ilişki içindeydi. Venedik ve diğer İtalyan şehir-devletlerle sıkı ilişkileri vardı. Ermeni khocalar (tüccarlar), İran ve Suriye ipeğini Avrupa’ya ulaştırmaktaydı. Damaskus (Şam-çev. notu) ve diğer şehirlerde de Ermeni cemaatleri bulunmaktaydı. Damaskus kolonisi de kendi kiliselerine, misafirhanelerine vs. sahipti.
Yeni Cuğa
Çok eski zamanlardan itibaren İran’da Ermeniler bulunmakla birlikte, 1604-1605 yıllarında Şah Abbas tarafından organize edilen tehcir sonucunda Ermenilerin sayısı burada artmıştır. Bilindiği gibi İran şahı, 300 binin üzerinde Ermeni’yi, Ermenistan’dan İran’a nakletmiştir. Lakin bu insanların büyük bir kısmı açlık, soğuk ve bulaşıcı hastalıklardan dolayı hayatını kaybetmiştir. Hayatta kalanlar Mazandaran’a, İsfahan yakınlarına ve daha başka yerlere yerleşir. İsfahan yakınında Yeni Cuğa şehri kurulur. Şah, Ermeni zanaatkârlar ve tüccarlar sayesinde ülkesini geliştirmek niyetindeydi.
Yerleşimciler bir dizi ayrıcalıklar elde eder. Koloni, şehrin yöneticisi tarafından idare edilen özerkliğe sahipti. Yargı işleri, şehir yöneticisinin yardımcısı tarafından görülmekteydi. Ermeniler, dini serbestîye sahip olup, kiliseler ve manastırlar inşa etmekteydi. Oluşan olumlu durumdan faydalanan Cuğa tüccarları, geniş bir faaliyet gösterip, ipek hammaddesi ticaretini ellerine alarak İran ile Avrupa arasında yürütülen ticaretin aracıları olarak faaliyet göstermekte, Akdeniz üzerinden Fransa, Hollanda, İspanya ve İtalya’daki şehirlerle ilişki içinde bulunmaktaydı. Cuğa tüccarları, kendi ticaret şirketlerini kurmakta ve bu şirketler, yabancı devletlerle dahi ticaret anlaşmaları imzalamaktaydı. Cuğa Ermeni ticaret birliği 1667 yılında Rusya ile bir anlaşma yapar. Bu anlaşma ile birlik, Rusya ve Rusya üzerinden Avrupa devletleri ile ticaret yapma hakkı elde etmekteydi.
Yeni Cuğa’da ve İran’daki diğer kolonilerde zanaatlar gelişmişti. Bu zanaatlar içinde özellikle kuyumculuk, halıcılık, dokumacılık ve boyacılık ilerlemişti.
Ermeni kültürünün en iyi gelenekleri Yeni Cuğa’da korunmuştu. Burada, iyi eğitim veren okullar açılmıştı. Şehirdeki Amenapırkiç manastırında eski elyazmaları kütüphanesi kurulmuş olup, çok sayıda elyazması parşömen derlenmişti. Minyatür ve fresk sanatı önemli derecede gelişmişti. Yeni Cuğa, zamanın Ermeni kültürünün önemli merkezine dönüşmüştü.
Ermeni tüccarları ve Ermeni ticari kapitali
Ermeni tüccarlar, İran-Osmanlı savaşları sonucunda ülkenin yıkıma uğraması, ekonomik hayatın durgunlaşması ve gerilemesi sonucunda geç Ortaçağ’da ağır darbe alır. Ermenistan’daki durum ancak XVII. yüzyılın ilk yarısında, iç piyasa hissedilir derecede genişleyip, transit ticaret hareketlendiğinde az-çok değişir. Lakin Ermeni tüccarlar Yeni Cuğa, Hindistan, Konstantinopel, Rusya ve Batı Avrupa’da büyük başarılar elde eder. Ermeni ticari kapitali giderek büyür ve sağlamlaşır. Ermeni tüccarlar, Doğu ve Batı arasındaki ticari ilişkilerde önemli rol oynamaya başlayıp, fiili olarak bir Ermeni ticari filo oluşturarak, deniz ticaretinde de başarı elde edip, yabancı tüccarlarla başarıyla rekabet ederler.

Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Dim 9 Oct 2016 - 07:40
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Diaspora arménien - Սփիւռք - Ermeni diasporası Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com