Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Eğinli Oray Dığası Taaaa Amerikalardan Döktürmüş
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Recréation - Ժամանց - Beraber gülelim -> Le Bar de la team - Ընդհանուր Քննարկում - Gelin söyleşelim
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 484
Point(s): 66 991
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 9 Oct 2016 - 08:14
MessageSujet du message: Eğinli Oray Dığası Taaaa Amerikalardan Döktürmüş
Répondre en citant

Eğinli Oray Dığası Taaaa Amerikalardan Döktürmüş







Zulüm tüccarları

Epey bir zaman önce bir İtalyan gazetesinde Türkiye'de zulüm gören yazarlar listesi yayımlanmıştı. Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal'in dışında listeye Elif Şafak ve Murathan Mungan da girince şaşkınlığımı gizleyememiştim. O zaman yargıyla hiçbir şekilde başları belaya girmeyen iki yazarın o listeye nasıl girdiğini biraz deşince karşıma uluslararası PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi'nin Türkiye Temsilcisi Müge Sökmen çıkmıştı.
Sökmen'in bir diğer işi de Beyoğlu'nun butik yayınevi Metis'i yönetmekti. Şafak ve Mungan da yayınevinin en değerli yazarlarıydı ama henüz uluslararası bir başarıları yoktu.

Şafak'ın İngilizce yazdığı ilk roman eleştirmenlerce yerden yere vurulmuş, hatta sözlükle yazıyor eleştirilerine maruz kalmıştı. Mungan ise İngilizceye bile çevrilmemişti. Bu zulüm listesi uluslararası şöhretin kapısını aralamak için olabilir miydi?

Mağduriyetten şöhret kazanan üçlü: Kaya Genç, Elif Şafak ve Ece Temelkuran.


Elif Şafak'a piyango, akademisyen olarak gidip bir süre yaşadığı Ann Arbor'da tanıştığı University of Michigan Öğretim Üyesi Müge Göçek'in (başka bir Müge) yönlendirmesiyle geldi. Göçek uzun yıllar Ermeni soykırımı üzerine çalışıyordu ve Elif Şafak'a “ablalık” yaptı. Ermeni soykırımı temalı bir sonraki romanıyla hakkında 301'inci maddeden soruşturma açılan ve soyadını artık Shafak olarak kullanan yazarı artık kimse yolundan döndüremezdi.
Elif Şafak bu taktikleri yurtdışına açılmak için referans mektubu aldığı (nasıl aldığı gizemini koruyor) Orhan Pamuk'tan öğrenmişti. İkisi uzun yıllar 301 mağdurları olarak promosyon yaptı ama bir süre sonra bu mağduriyetin modası geçti.

Aradan geçen 10 yılda aynı yazarları Türkiye'nin demokratikleşmeye başladığını, askerin etkisinin azaldığını, bunların olumlu gelişmeler olduğunu anlatmaya başladılar. 2011'de 100'den fazla gazeteci içerideyken Charlie Rose'a konuşan Orhan Pamuk Türkiye'de ne kadar iyi şeyler olduğunu anlatıyordu.

Önce Ergenekon, sonra Balyoz'la devam eden mağduriyetler daha çok askeri ve milliyetçi kesimi hedef aldığından uluslararası alanda pazarlanacak kadar seksi değildi. Siyasi hayatını, beğenin beğenmeyin fikirleri yüzünden daha çok içeride geçirmiş Doğu Perinçek mesela Ermeni soykırımına açıkça karşıydı. Batı arenasında savunulacak bir tarafı yoktu, o yüzden de o ya da Yalçın Küçük hapse tıkılırken uluslararası yazarlarımız sessiz kaldı. Hatta sanırım Yalçın Küçük'ün içeri atılmasından memnunlardı zira edebi yetersizliklerini yüzlerine vuran bir kuvvetli ses devlet eliyle, kendilerinin de işine gelecek şekilde susturulmuştu.

Mağduriyette de seçicilerdi ne de olsa.

Gezi olayları, Şafak ve Pamuk'un yolundan uluslararası gazino sahnesine çıkmak isteyen diğerlerine mükemmel bir fırsat oldu ve mağduriyet kadrosuna iki yeni karakter katıldı: Her ne kadar yurtdışında olsa da Gezi parkındaymış gibi İngilizce tweet'ler atan Ece Temelkuran ve ilk imzası akrabası Mehmet Barlas sayesinde çalışmaya başladığı Sabah gazetesinde çıkan Kaya Genç.

Bugün uluslararası medyada en çok sesleri çıkan, o panel senin bu makale benim diye koşturup duran kadro böyle oluştu. Bu aralar sık sık birbirlerini övüyorlar. Tabii üçünün gerçekten pazarlayacak bir mağduriyeti olmadığı için Can Dündar'ın tutukluluğunu da kendilerini basın özgürlüğü savaşçısı gibi göstermek için bolca kullanıyorlar.

Hakkında yazı yazan gazetecileri şahsi ilişkilerini kullanıp işten attırmakla sabıkalı Ece Temelkuran, basın özgürlüğü hakkında konuşacak son kişi halbuki. Ama fırsat kollamak konusunda da Elif Şafak kadar profesyonel.

Önce Arap Baharı furyasından faydalanarak yurtdışında kesin tutacağını hesap ettiği “Düğümlere Üfleyen Kadınlar” diye bir kitap yazdı, ancak hevesi kursağında kaldı. Daha sonra şehir şehir gezip yabancıların Tayyip Erdoğan'a yönelik merakını görünce kafasında ampul yandı ve “Tayyip düşmanı” kartını oynamaya başladı. Nitekim zaten Erdoğan düşmanı olan Alman entelijansiyasında hemen kabul gördü. Temelkuran tam da “Tayyip'ten nefret eden, yabancı dil konuşan, oryantalist, kadın” profiline uygundu. İngiliz basınına onu pazarlayansa The Guardian'da düzenli olarak yazan Elif Şafak oldu.

Batı'da epey müşteri bulan “Türkiye'de ne oluyor” sorusunu yanıtlayacak modern kadın Temelkuran'sa, modern erkek figürü olarak da Kaya Genç rol kaptı. İlk romanı okunamayacak derecede kötü, ikinci romanı hâlâ yayınevi bulamayan Genç'in “Modern Türkiye'de Öfke ve Devrim” alt başlıklı “Gölgenin Altında” kitabı kapağında Elif Shafak'ın övgüsüyle (“evocative” ve “charming”miş) İngilizce yayımlandı. Arap Baharı furyasından sıyrılıp sonunda Türkiye kitabı yazan Temelkuran şimdi piri Genç'le birlikte tanıtım turlarına hâlâ devam ediyorlar.

Bu üçlü aynı genetik kodlanmaya sahip oldukları için birbirlerini bulup grup halinde hareket etmeleri de doğal tabiatlarına uygun.
Doğrusu, bir üçüncü dünya ülkesi yazarı olarak uluslararası alanda isim yapmanın türlü yolları var ve Şafak-Genç-Temelkuran üçlüsü da oyunu kuralına göre oynadılar. Sistem böyle kurulmuş, onlar da kendi çıkarları için sonuna kadar kullanıyorlar. Bu apayrı bir yetenek…veya kurnazlık.
Bir başkasının mağduriyeti üzerinden prim yapmanın ahlaki ve vicdani sorumluluğu hakkında ne düşünüyorlar, bilmiyorum.
Bildiğim tek şey ise Aslı Erdoğan'ın hapiste çürüdüğü ve “Ece harika yazmış, Ahmet Altan serbest bırakılsın” diye gürültü koparan Türk entelektüellerinin ona, açık konuşalım, deli muamelesi yapıp pek adını anmadıkları. Necmiye Alpay'ı ise zaten tanıyan yok…
Kaya Genç'in söz ettiği Modern Türkiye'deki ‘devrim' buysa, benimki de ‘öfke' o zaman. Charming.

http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/oray-egin/zulum-tuccarlari-1436072/


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Dim 9 Oct 2016 - 08:14
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 484
Point(s): 66 991
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 9 Oct 2016 - 08:17
MessageSujet du message: Eğinli Oray Dığası Taaaa Amerikalardan Döktürmüş
Répondre en citant

Oray Eğin ŞALOM için yazdı: Benim Yahudi kökenim






Türk basınının en cesur kalemlerinden ORAY EĞİN, 'YAHUDİ KÖKLERİNİ' ŞALOM için kaleme aldı

Gazze krizinin patlak verip, Türkiye’de kimilerinin toplu bir histeriyle antisemitizm kıyılarında yüzmeye başladığı günlerde İslamcı İnternet sitelerinden biri benim epey yaratıcı bulduğum mizahi bir üslupla hedef almış, “Yalan haber servisi” imzalı bir haber yapmıştı.

İsrail lehine yazılarımın sonuç verdiğini ve dünyaca ünlü The Jerusalem Post Gazetesi’nden yazarlık teklifi aldığımı duyuruyorlardı. Hatta yazı periyodumu bile belirlemişlerdi. Haftada bir gün, Pazartesileri yazacaktım. Bir İsrail gazetesinde yazacak ilk Türk olmamın yanısıra kısa süre içinde Tel Aviv’e taşınacağımı bile öğrenmişlerdi... Vay be!

Türk gazetelerine yazarken iki şeye dikkat etmek gerektiğini öğrendim: Birincisi, evrensel bir problem ve Susan Sontag’ın teşhis ettiği metaforlarla anlatmanın zorluğu, hatta imkânsızlığı. Metaforlar insanı yanıltmaya çok müsait.

Diğer problem daha çok bize özgü: İroniden anlamıyorlar. Bu Jerusalem Post meselesinin de nereye vardığını tahmin etmeniz için söylüyorum: Birileri benim çok yaratıcı bulduğum bu şakaya fena halde itibar etmiş, ciddiye alıp haberi yaymıştı.

Hayır, beklendiği gibi The Jerusalem Post’tan teklif gelmedi maalesef. Tel Aviv’e de yerleşmedim, işin aslı İsrail topraklarına hiç adım basmadım. Çok istememe rağmen bir türlü organize olamadık; “ne de olsa çok yakında bir gün gideriz” diye bir köşede tutulan şehir oldu kaldı.

Ama başka bir şey oldu... Bu haberin çıktığı sürede pro-İsrail yazıları kaleme alan iki-üç kişiden biriydim Türk basınında. Çeşitli yayın organlarında hepimize ağır hakaretler ediliyor, belaltı saldırılar tercih ediliyordu.

Kuşkusuz, onlara göre büyük hakaret olan bu saldırılardan biri de benim aslında bir Yahudi olduğumdu. Yazılarımın herhangi bir ırka mensup olmakla ilgisi yoktu, ben mantığın ve aklıselimin yolunda yazdığımı düşünüyordum. Kısa süre sonra ben ve benim eksenimde yazanlar marjinallikten kurtuldu gerçi, basında daha sağduyulu yazılar artmaya başladı.

Neyse, Jerusalem Post gibi “O bir Yahudi” ithamından da hiç gocunmadım, bilakis hoşuma gitti.

Gerçi “O aslında bir Yahudi!” diye birilerini kendilerince damgalamak Türkiye’de dönem dönem tekrarlanan ve dış ilişkiler konusunda milliyetçi hezeyanlardan sıyrılanlara karşı alışkanlık halini aldı.

Dediğim gibi ben gocunmuyorum. Ve hoşuma gidiyor.

Ve bugün çok büyük bir itirafta bulunmak istiyorum: Ben aslında bir Yahudiyim.

Hayatım boyunca hiçbir dinin mensubu olmadım, tanrı inancım tartışmalı, kendimi herhangi bir dine ait görmedim ama Yahudilikle bir gönül bağım olduğunu inkâr edemem.

Daha küçük bir çocukluktan itibaren her zaman en yakın arkadaşlarım Yahudi’ydi, ama daha da önemlisi benim Yahudi kökenlerimi oluşturan insanlar.

Woody Allen külliyatında harcanan saatler: “Annie Hall”, “Manhattan” ve “Sleeper”ı izlemek, çözmek için.

Leonard Cohen’in bütün şarkı sözlerindeki referansları, özellikle de “Hallelujah”ı anlayabilmek için Eski Ahit okumaları. Bu “There’s Music on Clinton Street” dizesini duyduktan sonra Lower East Side’da Clinton St.’de dolaşmak gibi bir tecrübe.

Biz ona kısaca Zimmerman deriz: Bob Dylan’ın yıllar süren arayışlarına ucundan kıyısından seyirci olmak.

Son zamanlarda kendi kuşağımın en büyük sinemacılarından biri olduğunu düşündüğüm Seth Rogen’a duyduğum giderek artan hayranlığım.

Bu çok bilinen örnek ve binlerce başkası insanı Yahudi yapmaz da ne yapar?

Doğrusu bu “kendi kendine kazanılmış” Yahudiliğim bana zaman zaman –Woody Allen’dan da aldığım güçle– “political incorrectness”ın sınırlarında kimi şakalar yapabilme şansını da tanıdı: Bir arkadaşımıza New York uçuşu esnasında ‘kosher’ yemek yazdırmıştık!

Ama yine bu kendi kendine kazanılmış Yahudilik sayesinde sinagogların bombalandığı gün İstanbul sokaklarında kafamda yarmuckle’ımla dolaşıp bakışlara muhatap olma gücünü de verdi. O günü unutmayacağım.

Bugün de Şalom’da ironi düşmanlarıyla savaştığım için kendimi şanslı sayıyorum.

Oray Eğin kimdir?

1979 İstanbul doğumlu olan Oray Eğin, meslek hayatına Radikal Gazetesi’nde başladı. Şu anda Türkiye’nin en genç köşe yazarı olarak Akşam Gazetesi’nde yazılarına devam eden Eğin’in “Kal” adlı bir romanı ve “Başkalarının Sakatladığı Çocuklar” adlı bir deneme kitabının yanı sıra Mart ayında medya yazılarından oluşan “Bunları Kimse Yazamadı” adlı bir kitabı çıktı.

http://www.salom.com.tr/haber-71008-oray_egin_salom_icin_yazdi_benim_yahudi_kokenim.html



Dernière édition par vahe2009 le Dim 9 Oct 2016 - 08:29; édité 2 fois
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 23 484
Point(s): 66 991
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 9 Oct 2016 - 08:19
MessageSujet du message: Eğinli Oray Dığası Taaaa Amerikalardan Döktürmüş
Répondre en citant

ÇAKMA YAHUDİ!..




Çakma Türk Oray Eğin şimdi de Çakma Yahudi olup ağlama duvarında dua etti!.. Akşam gazetesi yazarı Oray Eğin, kipa takıp "Ağlama Duvarı"nda dua etti.haftadır davetli olduğu İsrail'de bulunan Akşam gazetesi yazarı Oray Eğin, öyle bir fotoğraf çektirdi ki...



Oray Eğin, Kudüs'te Yahudiler için kutsal olan "Ağlama Duvarı"na giderek dua etti. Yahudiler'in daha çok dini törenlerde kullandığı kipa da kafasındaydı. Oray Eğin'in bu fotoğrafını da odatv.com yayınladı. Oray Eğin, haftalık Şalom gazetesinde yazdığı bir yazıda, "Benim kökenim Yahudi" demişti.

http://www.sacitaslan.com/cakma-yahudi-haberi-34558


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 22:58
MessageSujet du message: Eğinli Oray Dığası Taaaa Amerikalardan Döktürmüş

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Recréation - Ժամանց - Beraber gülelim -> Le Bar de la team - Ընդհանուր Քննարկում - Gelin söyleşelim Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com