Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
The Promise, Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Centralisations -> Filme - théâtre - դրամա + Célébrités - Ünlüler
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
azad
V.I.P.
V.I.P.

Hors ligne

Inscrit le: 06 Sep 2006
Messages: 552
Point(s): 1 706
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Sam 29 Oct 2016 - 17:25
MessageSujet du message: The Promise, Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya
Répondre en citant

Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya



28.10.2016

Citation:
Oscar ödüllü yönetmen Terry George’un ‘The Promise’ adlı filmi henüz vizyona girmeden aldığı düşük IMDb (internet film veritabanı) puanıyla şaşırttı.


Yapımcılığını, Kirk Kerkorian’ın kurduğu yapım şirketi Survival Pictures’ın üstlendiği filmde, Ermeni Soykırımı sırasında yaşananlar işleniyor. Aralık ayında ABD’de vizyona girmesi planlanan filmin bugüne dek sadece üç kez izleyiciyle buluşmuş olması, IMDb kullanıcılarının puanlarını politik kaygılarla verdikleri ihtimalini kuvvetleniyor. Soykırım anlatısından rahatsız olan çevrelerin, filmin puanını düşük tutarak, filmin vizyona girmesini ve çok sayıda izleyiciyle buluşmasını engellemeyi hedefledikleri tahmin ediliyor.
‘Hotel Ruanda’ filminin yönetmeni Terry George’un yönettiği ‘The Promise’in başrollerinde Christian Bale, Oscar Isaac ve Charlotte Le Bon var. Ermeni Soykırımı fonunda bir aşk üçgenini konu alan yapım, 1915’te Musa Dağ yakınlarında bir köyde yaşananları anlatıyor. Filmin prömiyeri 11 Eylül’de Toronto Film Festivali’nde yapılmıştı.
Bu yazı hazırlanırken ‘The Promise’in Metascore puanı 38, IMDb puanı ise 4,2 idi. Independent gazetesinin haberine göre, filme IMDb üzerinden verilen oyların yarısından çoğu tek yıldız, kalan puanların büyük çoğunluğu ise 10 yıldız. Bu iki ucun arasında puana pek rastlanmaması, filmi destekleyenler ile gösterime girmesini istemeyenlerin IMDb puanlama sistemi üzerinden bir tür çekişme içine girdiklerini gösteriyor. Oyların çoğu ABD dışındaki ülkelerden gelirken, IMDb, prensip gereği, kullanıcıların verdiği puanlara müdahale etmiyor.
_________________

Karanlık aydınlıktan, yalan gerçekten kaçar, Güneş yanlız olsada etrafa ışık saçar,üzülme doğruların kaderidir yanlızlık, kargalar sürüyle, kartallar yanlız uçar.


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Sam 29 Oct 2016 - 17:25
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
azad
V.I.P.
V.I.P.

Hors ligne

Inscrit le: 06 Sep 2006
Messages: 552
Point(s): 1 706
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Sam 1 Avr 2017 - 03:11
MessageSujet du message: The Promise, Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya
Répondre en citant

Andre Agassi joins promotion campaign for Armenian Genocide film “The Promise”



March 31, 2017 


American Armenian tennis player Andre Agassi has joined the promotion campaign for the Armenian Genocide film The Promise.

“I’m so proud to see that Kirk Kerkorian’s vision has become a reality. Help me keep Kirk’s promise,”

http://horizonweekly.ca/en/andre-agassi-joins-promotion-campaign-for-armeni…
_________________

Karanlık aydınlıktan, yalan gerçekten kaçar, Güneş yanlız olsada etrafa ışık saçar,üzülme doğruların kaderidir yanlızlık, kargalar sürüyle, kartallar yanlız uçar.


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 436
Point(s): 69 634
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 29 Avr 2017 - 08:53
MessageSujet du message: Eğinli Oray Taa Amerikalardan Döktürdü:ERMENİ DEĞİL AMERİKAN
Répondre en citant

Eğinli Oray Taa Amerikalardan Döktürdü:

ERMENİ DEĞİL AMERİKAN PROPAGANDASI






Eurovision üzerinden siyaset yapma misali bugünlerde Türkler ve Ermeniler IMBD’de kapışıyor. Konu Ermeni soykırımı iddiaları üzerine çekilen “The Promise” filmi. Türkler filme bir yıldız veriyor, Ermeniler ise 10. Bugün 141 bin oyun yüzde 44’ü bir yıldız, yüzde 54’ü 10 yıldızdan oluşuyor, filmin ortalaması 5.9.

24 Nisan’a denk gelsin diye geçen hafta vizyona sokulan “The Promise”i izledim.

Christian Bale ve Oscar Isaac gibi iki kuvvetli stara, kendini kanıtlamış Terry George’un yönetmenliğine, 100 milyon dolarlık bütçesine kadar görünürde umut vaat ediyor. En sonra Türkiye’nin “1.5 milyon kişinin ölümüne yol açan Ermeni soykırımını hâlâ kabul etmediği” yazısı çıkıyor; belli ki iddialı bir filmle soykırımın tanınması sürecine hız kazandırmak istemiş yapımcılar.

CONSTANTINOPLE ÇOK GÜZEL

Kahramanımız, Ermenice “hoş, güzel” anlamına gelen “Siroun” adlı kurgusal köyünden Constantinople’a doktor olmak için yola çıkan Mikael (Oscar Isaac). I. Dünya Savaşı başladıktan sonra İncil’deki Eyyüb misali başına gelmeyen kalmayacak.

Constantinople’da hayat güzel ama. Kadınlar muazzam giyiniyor, Osmanlı’nın gençleri şampanyanın su gibi aktığı partiler veriyor, dansözlerin çıktığı gece kulüplerinden şekerden süzdürülerek “absinthe” içiliyor. Çırağan Sarayı 1910’da yanmış olabilir, ama tarihsel gerçeklik paşa çocuklarının burada film icabı doğum günü partileri vermesine engel değil. Tabii Saray bu sefer Boğaz kenarında değil, sırtlarında.

Tam da bu ince ayrıntı aslında filmin soykırımla ilgili sözlerinin de havada kalmasına neden oluyor. Epeydir sinemadan tarihsel gerçeklik beklenmiyor, biliyorum, ama yüzeyselliği soykırım kampanyasına bile katkıda bulunmayacak kadar bariz. Nitekim filmi pek kimse izlemedi, film yazarlarından iyi eleştiriler almadı.

Ermeni ve Türklerin birlikte huzur içinde yaşadığını birkaç dakika görüyoruz. Gerçi Kapalıçarşı’da “Gitme o Ermeni’ye, seni kazıklar” diyor esnaf ama şaka yollu daha çok...

Tıp fakültesine giren Mikael’in en yakın arkadaşı Emre Ogan; demek o yıllarda soyadı varmış. Emre bütün Türklerin topluca kötü olmadığını göstermek için tasarlanmış, nitekim Ermeni arkadaşlarına yardım etmek için paşa babasını karşısına alıp canıyla bedel ödemeyi bile göze alıyor.

Köyde “sözlüsü” bulunan Mikael büyük şehirde Ana’ya (Charlotte Le Bon) âşık oluyor. Ancak Ana’nın zaman zaman alkol duvarını aşan bir gazeteci sevgilisi var: Associated Press muhabiri Chris Myers’ın (Christian Bale) filmde ilk belirdiği sahneden itibaren ne zaman ajan olmakla suçlanacağını düşündüm, fazla sürmedi. Fonda savaş, ön planda ise aşk üçgeni.

İSYAN HABERİ YOK

“Hızlı gazeteci” Chris partilerde Osmanlı paşalarının yüzüne gerçekleri haykıracak kadar cesur. Anadolu’da masum insanların asılı olarak bırakıldığı Anadolu köylerini dolaşıyor, tehcire tanıklık ediyor, haberlerini korkak operatörlere rağmen merkeze geçiyor. “Dediğimi aynen yaz, küçücük bir kızı bir Osmanlı askeri kafasına ateş açarak öldürdü” diye otel lobisinde herkesin duyması için bağırarak söylüyor haberin cümlelerini.

Yazıyor da ne olduğunu, neden olduğunu hiç anlatmıyor. Sadece filmin iç tutarlılığı adına bile birkaç dakika önce Ermenilerle birlikte kadeh tokuşturan Türklerin neden düşman olduğunu, katliama giriştiğini, kadın-çocuk demeden herkesi şehirlerden sürüp öldürdüğünü ya da çalışma kamplarına hapsettiğini açıklamıyor. Filmin gerçekliği biraz Boğaz sırtlarındaki Çırağan Sarayı gibi. Böyle bir saray var hakikaten de, ama nerede...

Ermeni isyanına vurgu yok, Ermenilerden bir anda neden nefret edildiğinin de ipucu yok.

SONUNDA ASIL KAZANAN AMERİKA

Filmdeki iki kahraman figürü de Amerikalı. Biri gazeteci Chris, diğeri ise tarihin efsane kişiliklerinden Amerikan Büyükelçisi Henry Morgenthau (James Cromwell). Talat Paşa’ya Amerikalı olmanın erdemi üzerine öyle bir diskur çekiyor ki tarihsel şöhretinin hakkını veriyor. Ancak film Morgenthau’nun infialinin ABD’de pek yankılanmadığını, büyükelçilikten gelen katliam haberlerine rağmen devletin “nötr” kalmakta ısrar ettiğini es geçiyor.

Mikael de Amerika’ya göç edip yeni bir hayat kuruyor. Türkiye’de kalan ya da ABD’ye gidemeyen Ermeniler filmin kadrajına sığmamış, çünkü onların önemi yok filmin amacı için.

Bu karman çorman, çok şey yapmak isteyip hiçbir şey beceremeyen filmin asıl mesajı dünyada her türlü kötülük olurken ABD’nin sığınılacak güvenli bir liman, Amerikalıların hep doğruyu yapmak isteyen vicdanlı insanlar olduğunu vurgulamak. Sürekli duvar örmekten, yabancıları kovmaktan bahseden bir Başkan’ın devrinde filmin bu iddiası da tıpkı Ermeni soykırımının resmen tanınmasına katkıda bulunma niyeti gibi havada kalıyor.



Soykırımdan nemalanan Türkler

Ermeni diasporasının küresel medyada etkisi yok. Elbette Ermeni kökenli gazeteciler, yazarlar, film yıldızları var ama etki alanları sınırlı. Son yıllarda Kardashian Ailesi dünyanın en bilinen küresel şöhreti oldu Ermeniler arasında. Amerika’da yaşasalar, Amerikalı olsalar da Kardashian’lar kökenlerini hiç unutmadı.

Geçtiğimiz senelerde Erivan’a ailece gittiler, Kanye West orada konser verdi.

Bu isimlerin gerek popüler kültürde gerekse sosyal medyada etki alanı epey geniş. Nitekim Kim Kardashian “The Promise” filminin galasına da katılıyor, New York Times’a soykırım ilanı da veriyor. Bu meseleyi canlı tutmak, gündeme getirmek için uğraşıyor. Ama onun bile etkisi sınırlı.

GARANTİLİ FORMÜL

Öte yandan, Ermeni soykırımı iddialarından en çok prim yapanlarsa ironik bir biçimde Türkler. Halil Berktay, Taner Akçam gibi akademisyenler çok evvelden bu alanda bir açıklık olduğunu, “soykırım gerçeğini tanıyan Türk” kimliğiyle kendilerini pazarladıkları takdirde kapıların açılacağını hesapladılar. Bu kurnazlıkları karşılığını da buldu.

Orhan Pamuk’un “Bir milyon Ermeni’yi katlettik” sözünden sonra getirileri gören diğer yazarlar da hemen aynı yoldan ilerledi. Bu konularla kısa akademisyenliği süresince hiç ilgisi olmayan Elif Shafak hemen kendisine Michigan’da bir akıl hocası buldu, bir dönem hayatının her anını paylaştığı Müge Göçek’in himayesinde Ermeni temalı kitap yazdı... Uluslararası alanda Türkiye’yi kötülemenin de bir şöhret formülü olduğunu fark etmeden çok önce Türkiye’de liberal takılan ve formülü çözdükten sonra muhalif olan Ece Temelkuran’ın da Batı’ya ilk açılımı Ermeni kitabı yazmak oldu. Şimdi bol bol konferans veriyor, Elif Shafak’la yarışıyor.


Kim Kardashian da bir başına çabalayıp dursun, "bizimkiler" kadar kurnaz değil ki.

Oray Eğin

http://www.haberturk.com/yazarlar/oray-egin/1475175-ermeni-degil-amerikan-propagandasi




bizimkiler Hay olanlardan mı Dacik olanlardan mı bahsediyor ?


Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 690
Point(s): 39 153
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Mar 9 Mai 2017 - 04:18
MessageSujet du message: The Promise, Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya
Répondre en citant

''The Promise - Yemin'' filmi, İngilizce- Rusya - Ermenice yani üç ayrı dil seçeneğiyle Yerevan'da vizyona girdi... ABD'de kapalı gişe oynuyor, Avrupa'da daha şimdiden özel gösterimler için rezervasyonlar yapılmaya başlandı... Ermeni seyircisi daha henüz doğru dürüst izleyebilmiş değil; sinema salonları ''Siz nasıl olsa seyredersiniz, önceliği Ermeni olmayanlara verelim'' diyorlar, bir yerde haklı olarak... Filmin ana fikri çok çarpıcı...
Sürgüne giderken şehrin saat kulesini yapan ve her gün onun ayarını yapan Ermeni ustanın, resmen ölüme giderken bile komşusu Mustafa'ya ''(...) Hey, Muso, her akşam saat 19.00'da unutma ayarını yapmaya, haftada bir gün de zemberekleri yağlamayı unutma, dün yağladım, kaldı 6 günün, ona göre!'' diye bağıran bir milletten bahsediyoruz...
Yaptığı ne iş olursa, nerede olursa, müşterisi kim olursa, hangi şartlarda olunursa olunsun EN İYİ, EN TİTİZ ŞEKİLDE YAPMAYI şiar edinmiş bir milletten...
İşte BU MİLLETİN - Anadolu'nun henüz izan, insaf, vicdan, iman, onur ve zekasını kaybetmemiş çocukları sayesinde veya kimlik değiştirerek - SAĞ KALABİLMİŞ ender temsilcileri şöyle söylüyorlar: İNTİKAMIMIZ, DAHA BİR YAŞAYARAK, DAHA BİR YARATARAK, DAHA KALİTELİ İŞLER YAPARAK, DÜNYAYI FETHEDEREK ALINACAKTIR!
Hakikaten de öyle de olmuş, ne dersiniz? (RAH)
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 690
Point(s): 39 153
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Mar 9 Mai 2017 - 04:21
MessageSujet du message: The Promise, Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya
Répondre en citant

Notre Vengeance Sera De Survivre
08 Mai 2017
Comment tenir la promesse? En ne pas oubliant …
Cette Promesse est différente par sa palette des sentiments et par son énergie absorbante. Ce n’est pas une histoire sur la mort ni sur la souffrance. « La Promesse » est un triangle amoureux encerclé par la guerre. Michael, un apothicaire arménien, quitte son village pour étudier la médecine dans la ville cosmopolite de Constantinople (devenue Istanbul). Chris, un photojournaliste américain qui couvre en partie la géopolitique, est en lien avec Anna, une artiste arménienne instruite à Paris. Quand Michael rencontre Anna, leur attraction se traduit par une rivalité amoureuse entre les deux hommes. Après que les Turcs aient rejoint la guerre du côté allemand, l’Empire ottoman entreprend le génocide des Arméniens. Au milieu des conflits, tout le monde doit trouver un moyen de survivre – même quand des événements monumentaux touchent leur vie …
Le 27 avril, après huit mois de la première projection (au festival du film international de Toronto, en septembre 2016), « La Promesse » est enfin sortie dans les salles de cinéma arméniennes. D’après les propos de Karen Khazarian, producteur de Sharm Holding, ils ont acquis le droit de la projection très tard et c’est pourquoi le travail de la traduction et de la sonorisation s’est réalisé dans les délais très courts. Quand même on espère avoir encore la possibilité d’accueillir le metteur en scène et les acteurs du film en Arménie.
Le film de Terry George a captivé toute l’énergie des spectateurs. Il a pris de nos mémoires ce qu’on n’avait pas vu de nos propres yeux, mais ce qui s’était passé et était resté dans nos mémoires génétiques. On peut l’appeler Carrefour des événements et des sentiments, où tout a ses raisons et ses effets. Comme le témoignent les cinéastes arméniens, le metteur en scène oscarisé n’a pas eu de lacunes dans le film. Il a mis l’accent sur la combinaison exacte des scènes et des sentiments. Le film est un plaisir esthétique aux spectateurs grâce à la présentation intelligente de l’unité des plans.
Pour l’équipe du doublage ( David Hakobian, Zarouhi Hovhannissian, Khoren Lévonian, Samvel Topalian, Babken Chobanian) la présentation du film par un très bon arménien était non seulement leur obligation professionnelle, mais aussi un certain moyen de rendre hommage à la mémoire des martyrs du Génocide. En ce qui concerne la musique du film, la chorale « Hover » (Հովեր) en Arménie a enregistré l’extrait « Gohanamque » (Գոհանամք) de la messe de Komitas. Et l’auteur du soundrack est Serj Tankian, soliste du groupe rock mondialement connu « System of a down » à travaillé également sur la bande son.
Notons que ce film, dont le budget est 100 000 000 dollars, avant d’être sorti en salles, avait cumulé 90 000 avis, surtout négatifs, sur le site cinématographique IMDB. Il était évident que la réalisation du rêve cinématographique de Kirk Kerkorian ne serait pas facile. En fait, ce n’était pas la première fois que Hollywood abordait la question du Génocide arméniens de 1915. La première tentative est liée au nom de Rouben Mamoulian, qui avait essayé de porter à l’écran « Quarante jours de Musa Dagh ». La Turquie a fait une telle pression que le studio de cinéma était obligé de renoncer à l’idée de ce film. Durant des années, le thème du Génocide arménien préoccupait les maîtres arméniens et européens comme Henri Verneuil,Robert Getikian, Paolo et Vittorio Tavianis, Atom Egoyan. Et tous ces metteurs en scène ont été confronté à la pression violente de la Turquie lors du tournage de leurs films. « La Promesse » n’est pas un cas exceptionnel. La présence des acteurs dans le film, tels sont Christian Bale, Oscar Isaac et la Française Charlotte Le Bon, était une grande menace pour la Turquie, la raison pour laquelle elle a commencé sa riposte propagandiste en diffusant de faux ratings. En réponse, dans le cadre de la campagne propagandiste « Tiens ta promesse ! » (Keep the promise), les personnalités , les artistes et les sportifs remarquables américaines tels que Leonardo Di Caprio, George et Amal Clooneys, André Aghassi, Elton John et d’autres ont soutenu le film en promettant de lutter contre le Génocide.
« Notre vengeance sera de survivre » : c’est le slogan du film « La Promesse » et la formule de vivre de ses héros. L’amour partout: dans la mort, dans la souffrance, dans la guerre et dans la perte. Le film donne la possibilité de revisiter ce qui s’est passé.
Il était difficile de sortir de cette atmosphère poignante de la salle, même après la fin du film…
Anna Baghdasarian
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 690
Point(s): 39 153
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Mar 9 Mai 2017 - 04:22
MessageSujet du message: The Promise, Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya
Répondre en citant

‘Kılıç artığı intikamı : yaşamıyla katliamzadenin direnişi…’ « Hey 15’li 15’li, Tokat yolları yaslı… »

ABD. de ilk uc gunde 2 milyon kisi izledi.
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 05:42
MessageSujet du message: The Promise, Soykırım’ı anlatan filme karşı kampanya

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Centralisations -> Filme - théâtre - դրամա + Célébrités - Ünlüler Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com