Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Nous sommes le 19 janvier 2007
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Hrant Dink / Tuzla Kamp Armen çocuk yuvasi
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 00:41
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Dixjème anniversaire de la mort de Hrant Dink, Arménien de Turquie.
Levent Sensever :« Si le procès avance enfin, c'est en grande partie grâce à notre mobilisation, qui n'a jamais faibli. Notre lutte pour la justice continue, pour Hrant lui-même, et pour le symbole qu'il était, notamment dans la lutte du peuple arménien pour la reconnaissance du génocide », assure-t-il.


Այսօր Հրանտ Դինքի սպանության 10-րդ տարելիցն է

Տասը տարի առաջ այս օրը Ստամբուլի Շիշլի թաղամասում գտնվող «Ակօս» պարբերականի շենքի դիմաց, գլխին արձակված երեք հրազենային կրակոցներից սպանվեց թերթի խմբագրապետ, պոլսահայ մտավորական Հրանտ Դինքը:


Աստուած հոգին լուսաւորէ

Nous sommes le 19 janvier 2007

La veille Hrant Dink avait écrit :
"Oui, je peux me voir dans l’inquiétude et l’angoisse d’une colombe, mais je sais que dans ce pays les gens ne touchent pas aux colombes.
Les colombes peuvent vivre en plein cœur des villes, au plus chaud des foules humaines. Non sans crainte évidemment, mais avec quelle liberté !"

Ce sont les dernières lignes du texte que Hrant Dink fit parvenir le 18 janvier 2007 au magazine Radikal 2 afin qu'il soit publier.
Ce devait être une journée comme les autres....
Peut-être pensait-il à ce texte quand il sortait de ses bureaux vers midi...mais voilà...Ogun Samast (17 ans) l'attendait tel un "Loup Gris" qui attend sa proie afin de le tuer lâchement de 3 balles dans la nuque devant l'immeuble du journal AGOS, un assassinat programmé et réalisé par les ultra nationalistes Turcs Ergenekons .

H.Dink a été assassiné parce que :
- Arménien, donc un Guiavour (infidèle) !
- Journaliste, directeur du journal AGOS !
- Il voulait la réconciliation Arméno-Turque !
- Il voulait faire découvrir au peuple Turc la véritable Histoire de l'Empire Ottoman et la Vérité sur la réalité et la véracité du Génocide des Arméniens !
- Il voulait faire découvrir au peuple Turc la véritable Histoire de la Turquie, sur quel fondement il avait été créé !
- Et surtout parce qu'il avait découvert et dit que la fille de Mustapha Kémal était une orpheline Arménienne rescapée du Génocide des Arméniens.
Son assassinat était un assassinat envers un Homme en tous points respectable mais aussi envers les Vérités incontestables qu'il défendait !
C'était aussi l'assassinat d'un symbole, de celui qui se battait en terrain hostile contre des adversaires dont il savait pertinemment qu'ils ne reculeraient devant aucune infamie, aucune ignominie contre Lui, mais sans pour autant imaginer qu'ils pourraient aussi le tuer !
C'était également, un nouvel assassinat dirigé envers le peuple Arménien dont il défendait la cause !
C'était enfin un assassinat envers la crédibilité de son pays, la Turquie qui continue toujours la mascarade de ses enquêtes et de son procès "favouille" contre l'assassin, ses complices et les commanditaires.
Certes l'assassin fut arrêté, jugé et condamné, mais les commanditaires courent toujours !
Ci-dessous, des photos qui retracent tout à la fois l'assassinat de Hrant Dink mais aussi de tout ce qui s'en est suivit jusqu'à nos jours au niveau des différentes cérémonies commémoratives à la Mémoire d'un martyre de la Cause et de l'identité Arménienne en Turquie.
(A.-R. B.)
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Dernière édition par mafilou le Ven 20 Jan 2017 - 02:13; édité 1 fois
Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Publicité






MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 00:41
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 00:54
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Négationniste, je m’adresse à vous : vous ne pourrez jamais nous faire abandonner la lutte, notre juste cause, même si c’est au prix de notre dernière goutte de sang ! #SOYKIRIM

Nous ne sommes pas tous Hrant, il est unique, mais défendeur de sa cause !

_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 01:05
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Ermenilere hadleri itinayla bildirilir !

Ayşe Yıldırım
19 Ocak 2017
Cumhuriyet

Hrant Dink cinayeti sanığı Yasin Hayal, İstanbul Adliyesi’ne getirilirken bağırır:
“Orhan Pamuk akıllı olsun akıllı.”
Hayal’in sözleri Pamuk’a yönelik “tehdit” kabul edilir ve inceleme başlatılır. Bu tehdit aslında Orhan Pamuk “Bu topraklarda bir milyon Ermeni öldürüldü” dediği içindir.
Aradan 10 yıl geçer.
TBMM’de anayasa değişikliği görüşülürken HDP Milletvekili Garo Paylan kürsüdedir. Paylan, “1913- 1923 yıllarında Ermeniler, Süryaniler, Rumlar ve Yahudiler kaybedildi. Büyük katliam ve soykırımlarla bu topraklardan ya sürüldüler ya mübadelelere uğradılar” der. Ve peşinden Meclis karışır. MHP, AKP hatta CHP milletvekilleri ayağa kalkar, tepki gösterir. Bağırış ve çağırışlar arasında Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın’ın “Hal ve hareketlerinize dikkat edin” sözleri duyulur. Aydın, Paylan’dan sözlerini geri almasını da ister.
Paylan, sözlerine devam eder:
“Bir zamanlar yüzde 40’tık, bugün binde 1’iz. Herhalde başımıza bir iş geldi ki... Ben adına soykırım diyorum, siz ne derseniz deyin. Adını hep beraber koyalım ve yolumuza devam edelim...”
Sataşmalar nedeniyle kullanamadığı süreyi doldurmak için 5 dakikalık ek süre ister Paylan. Bu kez Meclis Başkanı Aydın’dan, “Kusura bakmayın, yok öyle bir yağma” yanıtı gelir.
Oysa “soykırım” kelimesi daha önce defalarca Meclis kürsüsünde kullanılmıştır. Ama bu kez Paylan’a üç birleşim yasama faaliyetinden uzaklaştırma cezası verilir ve sözleri tutanaktan çıkarılır. O anları anlatırken “Linç ortamı vardı” der Paylan.
Hadi gelin on yıl arayla gerçekleşen bu iki olay arasındaki benzerlikleri bulalım.
Birincisi, iki olayın ortak konusu da iki Ermenidir.
2007’de öldürülen Hrant Dink, Türklüğe hakaretle yargılanmaktaydı. Onu öldüren ve öldürmeye azmettirenler bunu “milliyetçilik” adına yapmıştı.
Altı gün önce Meclis kürsüsünden konuşan milletvekili Garo Paylan da Ermeni. Başta Meclis Başkanvekili Aydın olmak üzere ona kızanların gerekçesi de “milliyetçilik”ti.
Gelelim ikinci benzer noktaya.
“Bu konuyu konuşalım” diyen Hrant Dink, bundan 10 yıl önce bugün öldürülmüştü. 13 Ocak 2017’de Meclis kürsüsündeki Garo Paylan da “konuşalım” diyordu. Ve neredeyse Meclis’te linç ediliyordu.
Hrant Dink cinayeti sanığı Yasin Hayal’in Orhan Pamuk’a söylediği “akıllı olsun” sözü ile Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın’ın Garo Paylan’a söylediği “Hal ve hareketlerinize dikkat edin” sözü de özünde aynıydı.
“Kallavi” bir uyarı cümlesidir çünkü “hal ve hareketlerine dikkat et”. Amir, müdür, ebeveynler ya da öğretmenler tarafından kullanılır çoğu zaman. Genellikle de dikkate alınır ve süt dökmüş kedi gibi olunur.
Çünkü bu söz “hafif tırsıtma amaçlıdır”. Eğer dinlemezsen bir şekilde cezalandırılırsın.
Yani ayağını denk almazsan başına gelecekleri sen düşün demektir.
İnanmazsanız uludağsözlük’e bir bakın derim ama eminim hepiniz hayatınızda en az bir kez bu sözlerle tehdit edilmişsinizdir.
Demek ki bu ülkede ifade özgürlüğü sadece Türk milliyetçiliği yapan Yasin Hayal ve Ahmet Aydın’lar için vardır. Hrant Dink ve Garo Paylan gibi Ermeniler içinse ifade özgürlüğü ya ölüm ya da linç girişimi demektir.
Parlamentodaki iktidar partisinden olan Ermeni milletvekili Markar Esayan’ın iki gün önceki “Çakma Hrantlara ihtiyaç yok...” başlıklı köşe yazısı belki de bilinçaltındaki bu durumun bir dışavurumuydu. Kim bilir?
Ama bildiğimiz bir şey var ki, bu ülkede “akıllı olmayan”, “hal ve hareketlerine dikkat etmeyen” Ermenilerin “had”leri mutlaka bildirilir!
Bize de ancak Yasin Hayal ile Ahmet Aydın arasındaki anlayış farkını bulmak kalır. Ne kadar varsa...
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 01:11
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Rakel Dink: Gelin, bu ülkedeki güvercin tedirginliğini kaldıralım


Fotoğraf: Berge Arabian

19.01.2017
http://www.agos.com.tr/

Hrant Dink'in katledilişinin 10. yılında, Rakel Dink'in yaptığı konuşmanın tam metni.

10 Yıl. Dile kolay. Tam 10 Yıl. Sensiz hiç kolay değil. Sensiz olmak, sevdiğinin yanında olmayışı, hele kalleş bir planla benden almaları ayrıca acı, ayrıca keder ve üzüntü dolu.
Acısı 20 yılı bulanlara, 30’u 40’ı bulanlara ben şimdi ne diyeyim? Çocuğu öldürülenlere ben şimdi ne diyeyim?
10 yıldır burnumun direği nasıl yanarak sızlarmış, gözyaşlarım ekmeğimi nasıl ıslatır, ne kadar tuzlu imiş, bunları yaşayarak öğrendim. Kin ve öfkeyle nasıl baş edilirmiş, yüce lütufla öğrendim. Yokluğunu her düşündüğümde, aynı alev ateşi gibi, bedenimi yakar ve yakar, sanki derimi kaldırsam alev fışkıracak olur.
10 yıldır neler neler oldu. Ah sevgilim. Malatya katliamı, İskenderun, Sevag Balıkçı, Roboski, Gezi Olayları, Suruç, Diyarbakır, Sur, Mardin, Nusaybin, Cizre, Şırnak, Tahir Elçi, Ankara, 15 Temmuz, Maçka, İzmir, Gaziantep, Ortaköy, Havaalanı ve Ortadoğu’daki savaş. Operasyonlar, terör, daha neler neler… Ülke kan gölüne döndü. Kimileri insan kanıyla duş yapmayı arzuladı. Ülkeyi bir karabasan sardı. İnsanlar korkar oldu, nefes alamaz hale geldi. Kişilikler ayakaltına alındı. Onurlar kırıldı, küçümsendi.
Anneler çocuklarını toprağa vermek için doğurmuşlar sanki. Doğumu teşvik ediyorlar, fakat doğanların yaşam hakkını korumayı kimse düşünmüyor. Her gün ve her gece işlenen başka cinayetlerse, iş cinayetleriyse, kadın cinayetleriyse siyasi cinayetten sayılmıyor. Kimse üstüne alınmıyor.
Terörün gücü ve gücün terörü altında, olan yine halklara oluyor. Kimin neye ne dediği bize olanı değiştirmiyor. Teröre savaş açtığını söyleyen devletlerin estirdiği terör, berikiyle aynı kapıya çıkıyor. Bir gün bu devlet Ebu Gureyb’te ABD oluyor, öbür gün Halep’te Rusya, bir gün Güneydoğu’da Türkiye oluyor, öbür gün Muhaliflerine karşı Suriye… Bir gün kuzeyden esen rüzgâr ekiyor ölüm tarlasını, bir gün güneyden esen… Lanetli hasadı toplayansa yine biz, yine halk… Kıyılarımıza bebek ölüleri vuruyor… Dahası var mı?
Ey, gök ve yeryüzü… Ey, dağlar ve denizler… Kalkın, tanıklık edin. Bu topraklarda dökülen kanlara siz tanıklık edin. Çünkü insanlar sustu, susturuldu. Öldü, öldürüldü. Yas tutabilecek güç bile bitti. Yapılan zorbalıklar canilikler sınırları aştı. Akıllar durdu, akıllılar yok edildi.
Kalkın dağlar denizler, gök ve yer… Siz tanık olun. Tarihe ve bugüne siz tanık olun. Günahların ağırlığına, cinayetlerin çokluğuna, yaşamların söndüğüne siz tanık olun. İblis’in sonu gelmeyen oyunlarına, yalanlarına ve son bulmayan küstahlık ve pervasızlıklara siz tanık olun. Adaleti saptıranlara, bu kadim topraklarda yaşanan iğrençliklere siz tanık olun.
“Boşların boşu” diyor ki: “Büyük işlere girdim. Kendime evler inşa ettim, bağlar diktim. Bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim. Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım. Kadın, erkek köleler satın aldım... Herkesten çok sığıra, davara sahip oldum. Altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım…Böylece büyük üne kavuştum, benden önce yaşayanların hepsini aştım. Bilgeliğimden de bir şey yitirmedim. Gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim. Yaptığım her işten zevk aldı gönlüm…Yaptığım bütün işlere, Çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.”*
10 yıldır neler neler oldu. Önümüze bir dava süreci verdiler. Mahkemelere girdik çıktık. Üzerimize gülündü, hakaret edildi, “Ya sev ya terk et” denildi. Önce “Cinayette örgüt yoktur” dendi, sonra Yargıtay “Örgüt varmış ama birkaç milliyetçi gençle sınırlı” dedi. Sonra gün geldi, cinayeti işleyen, sonra üzerini örten, bundan çıkar sağlamaya çalışan devletin içindeki ittifaklardan biri birden bozuldu... Birkaç milliyetçi gençten oluşan örgüt gitti, yerine FETÖ geldi. Bir ara Ergenekon’muş gibi yaptılar, ama bizim davayı teğet geçti. Devlet her seferinde kuyruğunu olay yerinde bırakıp “işte iblis” diyor. Ne yalan, ne doğru.Yılanın peşinden gitmek yerine yılanın gömleğiyle uğraşmaktan ne zaman yorulacağız?
10 yıl önce sorduğumuz soruyu yeniden soruyoruz..
Hedefe koyanlar, tehdit edenler, “Hrant, öfkemizin hedefisin” diyenler, Genelkurmay’dan bildiri yayınlayanlar ne zaman adalet önüne çıkarılacak?
Olay yeri görüntüleri yine ortalığa saçılıyor. 10 yıl önce, bu saatlerde, burada sivilden çok jandarma varmış diyorlar. Bekliyoruz bakalım, kaç yıldır süren bu soruşturma ne zaman nihayete erecek.
Daha önce de dedik, yine diyeceğiz. Bu cinayetin faili meşhurdur. Bu cinayetin faili öyle görünüyor ki tüm kademeleriyle devlettir. Bu halkın vicdanının bunu anlamak için 10 yılda ortaya saçılan kepazeliğin ötesinde bir şeye ihtiyacı da yoktur. Yok eğer, devlet değilse yine o devlet kendi içindeki taşları ayıklamakla sorumludur.
Kutsal olan devlet değil, insandır. Kutsal olan yaşamdır.
Devlet 10 yıldır bu ülkenin kutsallarına kıyıp duruyor. Tıpkı 100 yıl önce de, 100 yıldır da kıydığı gibi... Her ne milletten, her ne ırktan, her ne inançtan olursa olsun, yaşamı kutsal saymadığın sürece bu topraklara layık bir devlet olunamaz kardeşlerim.
Bugün sizlerle 10 yıl önce öldürülen eşimin acısını paylaşıyor, davasından bahsediyor olmak inanın acı verici. Ama ülkenin demokratikleşmesi için bu dava da bu milletin önemli bir davası.
Eşim, mahkemelerden ziyade halkın vicdanını önemserdi. Tüm bu yaşananlar içinde bizlere gelecek adına hâlâ umut veren tek şey, halkın bu cinayeti vicdanlarında mahkûm etmesidir.
Bu dava, Türkiye’nin demokratikleşme anahtarlarından biridir. Illâ bir şey için kullanacaksanız bunun için tepe tepe kullanın.
Bu dava hakikati ararken kendini hapislerde bulan, barış ve özgürlük için mücadele ederken özgürlüğü elinden alınan tutuklu gazeteci ve milletvekili dostlarımızın da davasıdır. Tanrı’dan dileğim bir an önce sağlıkla sevdiklerine kavuşmalarıdır.
Bugün, bu karanlık dönemde “neyse ki bizimkiler iktidarda” diye avunanlar, sanmayın ki iktidarda olan sizdendir. Sizin iyi niyetlerle bu ülkeyi yönetmesi için gönderdikleriniz, halk çocuğuyken Devlet Adamları oldular. Sözlerini çoktan unuttular. Şimdi suçlarına sizi ortak etme peşindeler. Siz bunu hak etmediniz. Hep birlikte çok daha iyilerini hak ediyoruz. Ve çok daha iyilerini umarım başaracağız.
Sevgi başkaları için bir şeyler yapmaktır. Sevgi yolunda yürüdüğünüz zaman canınız yanacak, acıyacaktır elbet. Sevgi en güçlü ruhsal savaştır. Sevgi kötülüğe iyilikle cevap verir. Sevgi olmadan iman olmaz.
Sevgiyi giyinin.
“Tanrı`yı seviyorum deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı`yı sevemez.” **
Tanrı’yı seven kendisini de komşusunu da sevsin.
Sevgili dostlar. Tam 10 yıldır sizinle birlikte buradayız. Acıda akraba olduk demiştik. Hikâyelerimizi anlattık, dinledik. Bir o kadar da acı ve acılık dolu, keder ve gözyaşı dolu hikâyeler oluştu, çoğaldı, binlerce, on binlerce…
Sadece birlikte yaşamak değil, eşit ve mutlu yaşamak önemli olan. Ve onurlu, özgür yaşamak… Gelin, bu ülkedeki güvercin tedirginliğini kaldıralım. Gelin, güvercinlere kıymayalım. Çutagımın dediği gibi:
Gelin önce birbirimizi anlayalım...
Gelin önce birbirimizin acılarına saygı gösterelim...
Gelin önce birbirimizi yaşatalım.

* Vaiz 2:4-11
** 1 Yuhanna 4:20
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 02:40
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Can Dündar'ın Sunduğu Neden Programındaki Konuşması...




_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 04:09
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Hrant Dink ailesi Etyen Mahçupyan'a sahip çıktı

© Flickr/


18.01.2017

Güneş gazetesinin Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetiyle ilgili yaptığı haberde Etyen Mahçupyan'ı hedef göstermesine, Dink ailesi tepki gösterdi.
Güneş gazetesi, Hrant Dink'in ölümünden önce, onunla son görüşen kişinin Etyen Mahçupyan olduğunu hatırlatarak, Mahçupyan'ın ifadesinin neden alınmadığını sordu. Gazete dünkü haberinde, Mahçupyan'ın cinayette payı olabileceğini ima etti.

DİNK AİLESİ: UTANMAZCA YAZILANLARI HAYRETLE OKUDUK

Söz konusu haberle ilgili açıklama yapan Hrant Dink’in ailesi, "Güneş gazetesinde Etyen Mahçupyan ile ilgili utanmazca yazılanları hayretle okuduk. Etyen Mahçupyan, Hrant’ın yıllarca en yakın arkadaşlarından biri olmuştur, bizim ailemizin de bir üyesi sayılır ve öyle de kalacaktır” ifadelerini kullandı.


Dink ailesi, Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu

OdaTV'nin haberine göre, Dink ailesi yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Kavgası olan birileri, belli ki yerde yatan arkadaşının yanına onun fotoğrafıyla utanmaz bir başlık atmayı gazetecilik olarak bu topluma satabileceğini sanıyor. 2007 yılında da sonrasında da AGOS hisselerinin dağılımıyla ilgili hiçbir tartışma yaşanmamıştır. Tamamen özveri ve dayanışma ürünü olan AGOS'un hisseleri sembolik olup, ranta dayalı medya dünyasının anladığı gibi bir değer ifade etmemektedir. Etyen Mahçupyan arkadaşının mirasına sahip çıkma sorumluluğuyla, bizim de arzumuzu kırmayarak, AGOS’un genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştir. Kendisiyle ilgili yazılanlar çirkin bir iftira olmaktan ve bu alçakça cinayetin hâlâ siyasi hesaplara alet edildiğini ortaya koymaktan öteye gidemeyecektir."
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 04:21
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Ankara Police Attack Participants of Hrant Dink Rally

armenianweekly.com/
19.01.2017

ANKARA, Turkey (A.W.)—Ankara police attacked participants of a memorial rally dedicated to the 10th anniversary of Hrant Dink’s assassination on Jan. 19, Istanbul-based Agos reported.


A scene from the Ankara rally (Photo: Agos)

A commemorative rally was organized in the capital’s Yuksel Square, where lawmakers from the Peoples’ Democratic Party (HDP) and the Republican People’s Party (CHP) were scheduled to take part. According to the Agos report, the commemorative event was banned and the group was only allowed to hold a minute-long moment of silence.
The group, which went ahead with the commemoration, was attacked by Ankara police and the event was stopped. All rallies were banned in the city for a month on Jan. 10.
Below is a video of the police attacking participants.
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 731
Point(s): 39 261
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Ven 20 Jan 2017 - 04:31
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007
Répondre en citant

Turquie : commémoration 10 ans après le meurtre de Hrant Dink

AFP
19/01/2017

https://www.lorientlejour.com/

Des milliers de personnes ont honoré jeudi à Istanbul la mémoire du célèbre journaliste turc d'origine arménienne Hrant Dink, assassiné il y a 10 ans par un jeune ultranationaliste dans des circonstances encore floues.

"Nous sommes tous Hrant, nous sommes tous Arméniens", ont scandé les milliers de personnes rassemblées devant les anciens locaux d'Agos, un quotidien publié en langues turque et arménienne que dirigeait Hrant Dink.

Parmi elles, la veuve du journaliste assassiné, Rakel Dink, qui lui a rendu un hommage émouvant. "Ce n'est pas facile, sans toi", a-t-elle déclaré. "Si tu savais ce qu'est devenu le pays", a-t-elle ajouté, avant d'énumérer la longue liste d'attentats qui ont frappé la Turquie ces derniers mois.

Le 19 janvier 2007, le journaliste, âgé de 52 ans, a été tué de deux balles en pleine rue. La photographie de son corps sans vie, recouvert d'un drap, a marqué les esprits en Turquie. Dix ans après, Türkan Arslan ressent la même peine. "A chaque fois que je passe dans cette rue, je me mets à trembler. C'est vraiment douloureux. Comment ont-ils pu tuer quelqu'un comme lui ?", a dit cette manifestante à l'AFP.

Le tireur, Ogun Samast, 17 ans au moment des faits, a avoué le meurtre et a été condamné à près de 23 ans de prison en 2011. Mais l'identité de ses commanditaires éventuels continue de faire l'objet d'une vive polémique.

La célèbre romancière turque Asli Erdogan, poursuivie pour "activités terroristes", a également participé au rassemblement. "Nous sommes ici dix ans après (le meurtre). Nous serons encore ici dans 20 ans", a-t-elle dit à l'AFP.

Né à Malatya, dans le sud-est de la Turquie, où a vécu un temps une large population arménienne désormais décimée, Hrant Dink est arrivé à Istanbul en 1996 et s'est fait connaître en fondant Agos. Ce journal n'était ni le premier ni le seul en arménien, mais se distingue en paraissant aussi en turc, permettant un débat sur des sujets jusque-là tabous.

Hrant Dink oeuvrait à la réconciliation entre Turcs et Arméniens, mais était haï par les nationalistes turcs pour avoir qualifié de génocide les massacres dont les Arméniens ont été les victimes pendant la Première Guerre mondiale sous l'Empire ottoman. La Turquie refuse catégoriquement de reconnaître tout génocide.
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 01:06
MessageSujet du message: Nous sommes le 19 janvier 2007

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Hrant Dink / Tuzla Kamp Armen çocuk yuvasi Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com