Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Hiç Kimse Hrant Dink Değil
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Hrant Dink / Tuzla Kamp Armen çocuk yuvasi
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 088
Point(s): 40 308
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Dim 22 Jan 2017 - 04:44
MessageSujet du message: Hiç Kimse Hrant Dink Değil
Répondre en citant

Hiç Kimse Hrant Dink Değil - RAGIP ZARAKOLU

Ocak 26, 2011

http://www.yenihayatnews.com/

Haçik Muratyan, çok sevdiğim genç bir Ermeni gazeteci. Bana göre 2010 yılının ‘’olayı” olan, ama her nedense dost ve karşıt basın tarafından pek dikkate alınmayan Ankara’da düzenlenen ilk 1915 Konferansına da katılıp, görüşlerini cesurca dile getirmişti.
Meşum 19 Ocak’ın kasveti omuzlarımıza binerken, Armenian Weekly’de ‘’Hiç Kimse Hrant Dink Değil: 96 ya da 4 yıllık Yalnızlık” başlıklı son derece anlamlı, sorgulayıcı bir yazı yayınladı.
Gazeteci Talin Sucuyan’ın çevirisi ile bu metni okurlarımla paylaşmak istiyorum. Şöyle diyor sevgili Haçik Muratyan:
‘’Ermeni gazeteci Hrant Dink’in sokak ortasında öldürülmesinden dört yıl sonra bile, cenazede binlerce insanın, daha sonra da yüzlerce yazarın Dink’in ölümünü takip eden aylar ve yıllar boyunca tekrarladıkları ‘’Hepimiz Hrant’ız”, ‘’Hepimiz Ermeniyiz” mantrasıyla bir türlü barışamadım.
Öldürülmesinden birkaç gün sonra Boston’da Dink anısına düzenlenen anma toplantısında, kimse Hrant Dink değil derken meramım yalnızca malûmu ilan etmek değildi. Kurşunlanmış, kaldırımda yüz üstü yatan bir tek oydu. Yanlızdı. Peki ya diğer Hrant’lar neredeydi?
Doğru, o kahreden günün ardından, suçluluk duygusundan, kızgınlıktan, umutsuzluktan ve muhtemelen daha pek çok başka nedenden, Türkiye’de Hrant’ı tanıyanların sesi daha çok duyulur oldu. Tanımayanlar da onu tanıdı ve onu tanımak pek çok insanın hayatını derinden etkiledi. Ortaya dökülen tüm duygular, gerek Türkiye’de gerekse Türkiye dışında yazılan çizilenler, ve belki de ‘’Hepimiz Hrant’ız”, ‘’Hepimiz Ermeniyiz” mantrası nedeniyle, bugün Hrant dört yıl öncesine göre çok daha yalnız.
Sonuç olarak suçun failleri adalet önüne çıkmadı. Tetiği çektiği iddia edilenler serbest kalacakları güne doğru geri saymaya başladı. Bütün bunlara ilaveten, Hrant’ın ismi, tanıdıkları, meslektaşları tarafından kendi söylediklerini haklı çıkarmak için kullanılıyor. Sanki Hrant’ı tanımak insanı kamusal alanda entelektüel olmanın sorumluluklarından kurtarırmış gibi…
Onu tanımanın haklı ve doğru olmaya yettiği kanaatini iyice pekiştirmenin yolu, ölümünden sonra Hrant’a haklılık ve doğruluk payesi vermekten geçiyordu. Bunun için, sıklıkla, Hrant’ın söylediklerini ya da yaptıklarını eleştirmek kategorik olarak, incelenmeden, onun hatırasına hakaret olarak algılanır oldu. Daha da kötüsü, Türkiye’de aydın, yazar ve aktivistler onun ismini proje ve üretimlerinin markası gibi kullanarak Ermenilere, Türklere ve tüm dünyaya sundu. Bu da yine, eleştirilemeyecek olmayı ima ediyordu.
Kimse Hrant Dink değil. Hrant da bazen kendi değildi. Çünkü Türkiye’de, bir entelektüel ve daha da önemlisi Ermeni olarak olan bitenle baş etmek, bir yandan üslubu tutturmak, bir yandan eleştirinin ve acısını dile getirmenin sınırlarını iyi belirlemek, en basit muhalif duruşu bir kahramanlık göstergesi olarak yüceltmek durumunda olmak, insanın kendi olmasının önünde aşılmaz bir engel olarak duruyor.
Kimse Hrant Dink değil, kimse de Ermeni değil. Türkiyeli bir aydın ya da aktivistin klimalı salonlarda Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesinin önemi üzerine konuşmalar yapması, onun – Ermeni olmak şöyle dursun – Ermenilerin acılarını ‘’paylaşmasına”, ‘’hissetmesine”, ‘’anlamasına”, yok edilen ve mülksüzleştirilen Ermeniler için yas tutmasına yetmiyor.
24 Nisan’da İstanbul’da küçük bir gruba yaptığım konuşmada vermek istediğim bir mesaj da, ‘’paylaşmanın”, ‘’hissetmenin” ve ‘’anlamanın” imkansız olduğu ve bunun büyük resme bakıldığında çok da önemli olmadığıydı. Türk milli ekonomisi, büyük ölçüde Ermenilerin mallarına, mülklerine el konulmasıyla oluştu. Ermenistan ve Türkiye arasındaki güç asimetrisi bu mülksüzleştirmenin sonucudur. Ve mülksüzleştirmenin kendisi, paylaşma, hissetme ve anlama sözcüklerinin içini boşaltıyor, her ne kadar samimi olursa olsun.
Yine de bir yol var. Ermenilerle gerçek bir duygudaşlık kurabilmenin yolu, tepeden tırmağa soyulmanın ve aşağılanmanın ne demek olduğunu, ayaklarının altında Der Zor çöllerinin kumunu hissederek anlayabilmekten geçer. Türkiyelilerin klimalı salonlardan çıkıp, Der Zor çöllerinde anmalar düzenlemelerinin vakti geldi. Ancak bunu yaptıktan sonra Ermeni soykırımı ve onun sonuçları ile başa çıkma ve telafi etme yolunda anlamlı adımlar atmanın çarelerini aramaya başlayabilirler.”
Evet, kimilerine çok sert gelecek bir yazı. Ama, Haçik Muratyan haksız mı?
Suçu inkar, üstünü örtmeye çalışma, failleri saklama, aklamaya çalışma, ceza hukukunun en temel ilkelerine aykırı olduğu gibi, ayrıca bir suçtur.
4. yılına gelen Hrant Dink Davasında bütün bunlar yapıldı. Bu, kamunun suçu üstlenmesinden başka bir anlama gelmez mi.
Hrant Dink Davası, mikro bir 1915 Davasıdır ve asıl suçluyu, ‘’devleti” işaret etmektedir.
İşte, Temel Demirer de, lafı kıvırtmadan buna işaret etmektedir.
Hasılı, ‘’Hrant’ın arkadaşı” olmak, söylemesi kolay, ama pek öyle taşınası bir yük değildir!
Hrant, mahkum olursa Der Zor yollarına düşerek ülkeyi halkı gibi terk edeceğini söylemişti. Ve onu, bu yola düşürdüler, ‘’sen istedin” deyip.
Haçik de işte, tam buna işaret ediyor yazısının sonunda.
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Publicité






MessagePosté le: Dim 22 Jan 2017 - 04:44
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

En ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 088
Point(s): 40 308
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Dim 22 Jan 2017 - 04:52
MessageSujet du message: Hiç Kimse Hrant Dink Değil
Répondre en citant

Hayır, hepimiz Hrant Dink değiliz...

30.01.2009
Patrick Azadyan

'Hepimiz Hrant Dink'iz' sloganının bazen kulağa boş geldiğini hissettiğim için bağışlayın. Fakat diaspora Ermenileri kendilerini Hrant'ın yapabildiği gibi soykırım-merkezli kimlikten azat etmek, geleceğe önem vermek istiyor mu? Türklerin ortak vicdanı temiz mi? Biz Hrant değiliz...
Pazartesi günü ifade özgürlüğü ve hoşgörü uğruna mücadele vermiş Türk-Ermeni yazar Hrant Dink'in öldürülmesinin yıldönümüydü.
Orada bulunanlardan bazıları desteklerini ifade etmek üzere 'Hepimiz Hrant Dink'iz' sloganını seçti. İnternetteki çok sayıda sosyal paylaşım sitesinde destekçiler kendi resimlerinin yerine Dink'in resimlerini koydular; bir hafta Vegas'ta kırmızı bikini içinde, sonraki hafta doğruluk ve kimlik için hayatını tehlikeye atan gazetecinin fotoğrafıyla.
'Hepimiz Hrant Dink'iz' sloganının, Ermeniler kadar Türkler tarafından da kullanılması eşine az rastlanır bir şeydi.
Yine de kampanyanın anlamını çok sayıda nedenden ötürü anlayamadım. Küçümseyici ya da engelleyici olmaya çalışmıyorum. Ve her ne kadar istediğimizi söyleme hakkına sahip olsak da, bu tür sembolik ifadelerle ilgili olarak bazı samimi sorunlarım var.

Tarafların adamı değildi
Eğer baskıcı koşullar altında yaşayan gazeteciler bir araya gelse ve benzer bir kampanya başlatsalar farklı olurdu. Kesin gerçek şu ki ben Hrant Dink değilim.
Bir Türk arkadaşımdan Dink'le ilgili izlenimlerini bana anlatmasını istedim.
Dicle Çetin Ankara'dan bir üniversite öğrencisi. Kökeni Habab ismili bir köyden Ermeni bir büyükanneye dayanıyor.
Çetin şöyle yazdı: ?Onun tüm mesajını birkaç kelimeyle anlatmanın imkânsızlığını tahmin edebilirsin ve
ben de bunu yapmaya gerçekten cüret edemem, ama her şeyden evvel onun çoğumuzdan daha fazla insan olduğunu, kelimenin gerçek anlamıyla bir 'insan' olduğunu düşünüyorum. Herkese ve her türden düşünceye saygısı vardı, kocaman yüreğiyle herkesle iletişim kurabiliyordu ve en önemlisi, sedece Türk toplumundan değil, diasporadan ve Ermeni Patrikliği'nden dışlanmak pahasına gerçekten inandığı şeyi savunuyordu. Alışılmışın ötesindeydi, bir 'tarafın' adamı değildi.?

Biz Hrant Dink miyiz?
Dink gibi insanlar çok sık gelmiyor. Gerçekten de o 'tarafların' adamı değildi. Ermenilerin soykırım eylemi nedeniyle damarlarında taşıdıkları 'zehirden' kendilerini azat etmelerini istiyordu. Soykırımın kendi kimliğinin esas belirleyici faktörü olmasına izin vermiyordu.
Bedeli ne olursa olsun, ifade özgürlüğüne inanıyordu. Fransa'da Ermeni soykırımının inkârını yasadışı sayan bir yasa kabul edilmeden önce Dink şunları söylemişti: ?Fransa'ya gideceğim ve her ne kadar şiddetle aksine inanıyor olsam da Ermeni soykırımının olmadığını söyleyeceğim.? Ermeniler tarafından dışlanma riskine girdi.

Ben Hrant Dink miyim?
Şüphesiz, Dink geçmişi unutmadı. Bir keresinde soykırımdan bahsederken şöyle demişti: ?İstediğiniz ismi verin. Ben halkıma ne olduğunu biliyorum.?
Onun kendinden emin yaklaşımı, sırf geçmişe değil, şimdiki zamana ve geleceğe de son derece önem verdiğini ortaya koyuyordu. Mağdur zihniyetinden kurtulmuş bireylere mahsus güveni yayıyordu etrafına.
Ve bunu düşman bir ortamın içinde yapıyordu. Glendale'den ya da Montreal'den değil. Washington D.C.'den ya da Paris'ten değil.
Bu ortamla ilgili olarak Dink şöyle söylemişti: ?Dürüst olmak gerekirse, her gün tekinsiz hissediyorum. Hiç güvercin gördünüz mü? Onun başını nasıl sürekli sağa sola döndürdüğünü? En küçük seste titrer, her an uçup gitmeye hazırdır. Bu hayatı isimlendirebilir misiniz? Tek fark ben bir güvercin gibi uçup gidemem.?

Siz Hrant Dink misiniz?
Dink'in kimliğini sadece özgürlük için mücadele eden bir Türk gazeteci olarak sınırlandırmak, onun benliğinin bütününü inkâr etmek olur. Dink açıkça Ermeni'ydi ve kendisine bu yüzden eziyet edildi. Dink devletin onu kimliğinden soyutlama hakkına sahip olmadığına inanıyordu.

'Ermeni, doğru ve çalışkanım'
Dink, Ermeni öğrencilerin vatansever dizeleri ezberlemeye zorlanmalarını eleştiriyordu. ?Türk'üm, doğruyum, çalışkanım? dizelerinin itiraz edilebilir olduğunu çünkü 'doğru ve çalışkan olsa bile Türk değil Ermeni olduğunu' söylüyordu.

Biz gerçekten Hrant Dink miyiz?Dink, Türkiye'de de diyasporada da hâlâ tam olarak anlaşılmış değil.
O yüzden, 'Hepimiz Hrant Dink'iz' sloganının bazen kulağa boş gelebiliyor olduğunu hissettiğim için bağışlayın.
Sizi birkaç basit düşünceyle baş başa bırakıyorum:
Ermeni kardeşlerime: ?Kendimizi soykırım-merkezli kimliğimizden azat etmek istiyor muyuz? Bir dış varlığın eylemlerimizi belirlemesine daha ne kadar izin vereceğiz??
Türk kuzenlerime: ?Ortak vicdanınız temiz mi? Atalarınızın benim atalarıma yaptıklarından gurur duyuyor musunuz??
Biz Hrant Dink değiliz. (Kaliforniya, Los Angeles'ta Ermenilerin yoğun
olarak yaşadığı Glendale kentinde yayımlanan yerel gazete, 23 Ocak 2009)

RADİKAL
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 04:45
MessageSujet du message: Hiç Kimse Hrant Dink Değil

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Hrant Dink / Tuzla Kamp Armen çocuk yuvasi Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com