Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
hem 3 hilalin hem de pakraduni hekayesinin fikirbabası ülkücü Levon
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> News en bref ... Օրուան կարճ լուրեր ... Güncel kısa haberler
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 945
Point(s): 71 029
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Lun 8 Mai 2017 - 10:22
MessageSujet du message: hem 3 hilalin hem de pakraduni hekayesinin fikirbabası ülkücü Levon
Répondre en citant

hem 3 hilalin hem de pakraduni hekayesinin fikirbabası ülkücü Levon Panos Dabağyan vefat etmiştir










Üç Hilal'in fikir babası Ermeni ülkücü öldü.Ülkücü camianın yakından tanıdığı, "Levon amca" olarak da bilinen Ermeni ülkücü Levon Panos Dabağyan 84 yaşında hayatını kaybetti.

Kendisini "Osmanlı Ermenisi" olarak tanımlayan, Osmanlı tarihi ve Türk Ermeni ilişkileri üzerine çeşitli çalışmaları bulunan Dabağyan'ın MHP'nin "üç hilal" simgesinin de "fikir babası" olduğu biliniyor. Dabağyan, 2013 yılında verdiği bir röportajda "1969 yılında, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi 1969 yılında Adana'da büyük kongresini topladı. Partinin ambleminin ne olacağı gündeme gelince, Atsızcı kanat 'kurt'un amblem olarak seçilmesini önerdi, fakat ben 'Biz Osmanlıyız! Bize üç hilal yakışır!' diyerek bağırdım. Bu çağrım alkışlarla desteklendi ve partinin amblemi olarak üç hilal seçildi. Böylece üç hilal MHP, kurt ise Ülkü Ocakları amblemi oldu." ifadelerini kullanmıştı.

Türk milliyetçisi fikirleriyle tanınan Dabağyan, 1969 genel seçimlerinde MHP’den Milletvekili adayı olmuştu.

Odatv.com

http://odatv.com/3-hilalin-fikir-babasi-ermeni-ulkucu-oldu-0805171200.html


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Lun 8 Mai 2017 - 10:22
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 088
Point(s): 40 308
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Mar 9 Mai 2017 - 04:25
MessageSujet du message: hem 3 hilalin hem de pakraduni hekayesinin fikirbabası ülkücü Levon
Répondre en citant

SÖZDE SOYKIRIM DEMEKLE; NE DEĞİŞİR, NE DEĞİŞMEZ!..

Levon Panos DABAGYAN
13 Haziran 2008,

Evet, “Sözde Soykırım” demekle; ne değişir, ne değişmez?.. Kısaca arz edelim efendim: (soykırıma uğrayan şayet “Museviler” ise, (Sözde) sözcüğü derakap kalkar. Yok şayet (Ermeni) ise, o zaman (Sözde) sözcüğü derakap devreye sokulur. Çünkü, “Soykırımı” sözcüğü sadece “Museviler için” geçerlidir ve “Birleşmiş Milletler Teşkilâtı” bu kararı (1948) yılında, yânî (Filistin katliamının gerçekleştiği) 1948’de böyle bir garip karar alınmıştır!.. Evet, “İsrail Devleti”nin kurulup resmen tanındığı (1948) de. Siyonistler; İslâm, Hıristiyan binlerce Filistin Arap’ını kılıçtan geçirmişlerdir. Hem de hiç mi hiç acımadan?!.. Dünya-Kızılhaç raporlarında bütün katliam en küçük detaylarına kadar kayıtlıdır ve kitaplara dahi geçmiş bulunan mezkûr vak’a, buna rağmen pek az kişi tarafından bilinmektedir. Her ne ise geçelim ve konumuza devam edelim!.. Gelelim, “Ermeniler’in -Sözde Soykırımı- meselelerine”. Bu sözcüğün asıl sahipleri yânî (Sözde) sözcüğünün asıl sahipleri Türk olmayıp, zahirde Türk görünmeye gayret eden “Siyaset bezirgânları” böyle bir deyim icat etmişler ve sadece her iki cenahın da yek diğerine karşı sadece kin ve nefret duyabilmesi gayesiyle uygulanmıştır!.. Ermeniler Tehcir bahsinde “Aksor” - “Sürgün” ve “Gıdrum” - “Kesim” deyimlerini kullanmışlar ve hâlâ bu tabirlerle o uğursuz meseleye temas ederler. Yânî, “Soykırımı” tabiri sonradan kullanılmış ve günümüzde bir sözcük daha eklenmiştir: “Sözde Soykırımı”. Esas problem, yânî bir an evvel çözülmesi icap eden problem nedir?.. Soykırım olup, olmadığı mı?.. Evet bu mu!.. Sürgün esnasında; “Karşılıklı çatışmalar ve ölümler olmuştur” ve bunu kimse inkâr edemez. Edilebilecek tarafı yoktur. Ama, tabii ki “soykırım” olmamıştır. Çünkü, “Soykırım” tabiri bir ırkın külliyen ortadan kaldırılabilme hareketine denir ve öyle bir vak’a olmamıştır. Lâkin, aynen söylediğim gibi: “Karşılıklı çatışmalar ve ölümler” olmuştur ve bunları, “İttihat ve Terakki Fırkası”nın çeteleri gerçekleştirmişlerdir. Bütün bu yazdıklarım tamamen belgelerle sabittir ve “Ermenilerin veya yandaşlarının değil”, Tamamı ile Türk Yazarların, Türk Araştırmacıları ile Tarihçileri’nin eserlerinden alınmıştır. Yânî (Sözde) deyimi bu noktada geçerli değildir. Hem de kesinlikle!.. İstanbul’un Hapishânelerinden en azılı mahkûmlar sırf bu sebeple azad edilerek, Anadolu’ya gönderilmiş ve en acımasız şekilde icraatlarda bulunmuşlardır!.. Meselâ: Şerefli bir Türk Subayı ve Tarih Öğretmeni olan merhum, Ahmet Refik Altunay’ın (1880-1937) “İKİ KOMİTE İKİ KİTAL II.-Ermeni Mezâlimi-” serlehvâlı; tartışma götürmez ve belge olma açısından hem sıhatli ve hem de birinci derecede öneme haiz bir belge mahiyeti arz etmektedir. “Sözde Soykırımı, Tehcirde Ermeniler arasında hastalıktan ölenler olmuştur vs.” gibi rahatlıkla fikir beyan edenler, bu bahsini ettiğimiz kitabı lütfen okusunlar ve ona göre hareket etsinler ki, bu tek kaynak da değildir. Yânî daha bir çok böylesine ciddi ve Türk aydınına ait kaynaklar mevcuttur. Şimdi sormak lâzım: Acaba niçin bu kaynaklar lâyıkıyla değerlendirilmiyor da ille de; “Osmanlı arşivleri, Ermeni arşivleri incelensin” vs. denip duruluyor?.. Benim üzerinde durduğum faktör ise ki, hayatım boyunca da duracağım: (Türk Ermenisi korkunç bir muameleye tabi tutulmuş ve yetmezmiş gibi bir de “Vatan haini konumuna” düşürülmüştü. Ve böylece, o menhus ithamla günümüze kadar gelindi!.. İşte benim üzerinde hassasiyetle durduğum bu faktördür!.. Yânî; “hemen herkesin günâhının örtbas edilmesine karşılık, Türk-Ermenisi’nin adının günâh hanesinden hiç mi hiç silinmeden aynen bırakılması. Hem de bu konuda günâhsız olmasına rağmen!.. Dahası şayet kısmen günâhı var ise, hemen herkesin yânî Osmanlı-Türk İmparatorluğu umum tebaasının da birer parça günahı tabii ki olmuştur. Bunu görmezlikten gelmek ise, tamamen hamaset duyguların esiri olmak demektir!.. Türkiye’de bir takım kumpaslar tezgâhlanmakta ve mezkûr tezgâhın en tesirli aracı olarak da “Emeni Tehciri” dolayısıyle Ermeni adı hemen her daim, temcit pilavı misâli tezgahçılar tarafından sofraya getirilmektedir!.. Bu daha ne kadar sürer ve nereye kadar gider? Orasını kestiremem ama, bir şey var ki, o açıkca meydandadır: (Türkiye’de Türk olmayan bir kesim, kafayı iyiden iyiye Ermenilere takmış durumda ve asıl hedefi ise, “Türkiye-Ermenileridir.”) Dolayısıyle bu hususun bilhassa dikkatlere alınması, iyiden iyiye incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması elzemdir. Hem de Ermeniler değil, Türkiye adına, Türk Millî Menfaatleri hesabına!.. Çünkü, öyle bir döneme girdik ki, bütün mukaddesatımız, bütün değerlerimiz vs. politik veya maddi çıkarlar adına harcanmaktadır. Hem de aynen bozuk para gibi!.. İttihatçılar Osmanlı-Türk topraklarını; (Beş milyon km. kare iken, yedi yüz seksen bin km. kareye inmesine sebep olduktan sonra.) ülkeye hizmet açısından görevlerini harfiyen yapmış olmanın huzuru (!) içinde, bir Alman Denizaltısı ile anavatanlarından uzaklaşırken, arkalarında sadece trajik bir manzara bırakmışlardı!.. Onların bu hazin gidişlerini buruk bir hicivle dile getiren, Refik Halid Bey, bir devrin acımasız çehresini en âlâ şekilde dile getirmişlerdir ki: Sabahattin Selek Bey’in, (ANADOLU İHTİLALİ) adlı eserlerinin 84-85. sahifesinden aynen aktarıyorum. Daha ne belgesi aranır ki?!.. (İttihat ve Terakki liderlerinin kaçışı üzerine basında çıkan yazıların mahiyetini anlamak için, Refik Halid’in “Efendiler Nereye?” başlıklı makalesinden sadece hitap kısımlarını okumak yetecektir. “Ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir de acı kahvemizi içmeden: Efendiler nereye? ......................... Tahtakuruları nereye? ......................... Tok kurtlar nereye? ......................... Koca fareler nereye? ......................... Ziyankâr evlâtlar nereye? ......................... Eli sopalı, beli palalı, gözü kanlı Paşalar; damdan dama nereye? ......................... Muhalif mi? Al aşağı. Muharrir mi? Vur başını. Türk mü? Sür ölüme. Rum mu? İste parasını. Ermeni mi? Kes kafasını. Arap mı? Çek ipe. Kadın mı? Gönder eve. Haydut mu? Buyurun köşeye. Külhanbeyi mi? Gelsin yanına. YAHUDİ Mİ? SOR FİKRİNİ. Kalan kimse at sopayı, paraları koy cebine: İşte sizin programınız... ......................... Şimdi böyle sinsi sansar gibi tavandan tavana nereye? ......................... Kırk katır mı? Kırk satır mı?.. diye soramadık.” Liderler memleket dışına gittikten sonra, İttihat ve Terakki Partisi kongre hâlinde toplanarak kendi kendini feshetti (14-19 Kasım 1918). Bu son kongrede, siyasî sabıkası bulunmayan İttihatçılarla, “Teceddüt Fırkası” - “Yeni Parti” adiyle yeni bir parti kurulmasına karar verildi. İttihat ve Terakki’nin geçirdiği bu istihale, muhaliflerinin gözünden kaçmamış ve husumeti üzerinden uzaklaştıramamıştı. İttihatçılık uzun zaman, “bir suç ve bir leke sayılacak ve İttihatçılar daima takibata mâruz kalacaklardı.) Yukarıda kayda geçilen kaynak İttihatçılar hakkında ne ilk ve ne de son belgedir. Nitekim daha niceleri bir diğerini takip etmiştir. Ne var ki, günümüzde bir kör hamasetliğin kurbanı nice saplantılı beyin hâlâ onlara birer kahraman (!) gözü ile bakabilmektedir?!.. Osmanlı-Türk İmparatorluğu’nun her daim kötülenmesi ve adeta bir “örümcekler diyarı olduklarının” öne sürülmesi vs. Aslında “İttihatçıların meydana getirdikleri korkunç trajedinin gerçek yüzünü saklayabilme gayesine dayanmaktadır!..” Meselenin en garip tarafı da; (Yahudi tebaanın sadece ve sadece “fikirlerinin sorulması” garabetidir?!.. Demek ki Osmanlı’nın da günümüz Türkiyesi’nin de yegâne beyin takımı “Musevi tebaa olmaktadır” ki, her daim onların fikri alınmakta, hemen her mesele onlara danışılmakta ve de onların çizdikleri plâna göre hareket edilmektedir?!.. Meselâ, son derece enteresandır. Dünya’nın hiçbir yerinde, hemen hiç bir azınlık diğer bir azınlık aleyhinde faaliyet göstermez ve o azınlığın son derece hayati olan bir meselesi, bir başka azınlığın tahkikine ve neticelendirebilme uğraşında dilediği gibi hareket edebilmesine sonsuz bir hak tanımaz. Ama ne gariptir ki, bizim ülkemizde bu haksızlık ve bir azınlığı alçaltıcı işler uygulanmaktadır?!.. Dolayısıyla; şayet nasipse, önümüzdeki hafta da bu noktaya temas edeceğim saygıdeğer okuyucularım.
Hepinize mutlu tatiller dilerim efendim.

http://www.oncevatan.com.tr/sozde-soykirim-demekle-ne-degisir-ne-degismez-m…
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 088
Point(s): 40 308
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Mar 9 Mai 2017 - 04:26
MessageSujet du message: hem 3 hilalin hem de pakraduni hekayesinin fikirbabası ülkücü Levon
Répondre en citant

HINÇAK-TAŞNAK VE İTTİHATÇILARIN KAHRAMANLIK ÜZERİNE KURULU YALAN KATARLARI

Levon Panos DABAGYAN
25 Temmuz 2005,

"Bir halkı, Millete dönüştüren faktör, Irki olmaktan ziyade; birleştirici ve kaynaştırıcı harslardır. Türk Milletinde bu özellik, doğuştan mevcuttur." -Levon Panos DABAĞYAN- Kendi hayati hatalarını Milletlerine, "birer kahramanlık numunesi olarak" yutturmaya çalışan ve de bu "Yalan Katarlarını" hemen her yıl ilavelerle uzatan ve aynen türküdeki gibi: (Uzayıp giden o tren yolları...) misâli; Katara, katar katarak, yalan katarlarını daha da uzatan, (HINÇAK-TAŞNAK VE İTTİHATÇILAR)ın günümüzde dahi aynı oyunu devam ettirebilme imkânı bulabilmeleri. Aklı başında hemen her insanı gerçekten düşündürecek bir görünüm segrilemektedir!.. Ancak, insan biraz olsun bu malûm kuruluşlar ve onların bizzat sebep oldukları büyük çapta insan kayıbıyla birlikte dehşet verici vak'alar zinciri hakkında bilgi sahibi ise. Bu problemin öyle pek çözülemiyecek cinsten olmadığını rahatlıkla görebilir. Çünkü, o uğursuz vak'aların temel yapısında o devrin ve günümüzdeki Emperyalist devletlerince tezgâhlanmış olduğu, hemen her şekilde meydana çıkarılmış ve bir çok belgelerle yeni nesillerin tetkiklerine arz edilmiştir. On-Binlerce Türk-Ermenisi'nin; Rusya saflarında Osmanlı-Türk İmparatorluğuna karşı savaşa girerek, trajik bir sonla karşılaşmalarına sebep olan Kafkas-Ermenileri'nin işledikleri dehşet verici hata ve hayâl içinde yüzdüklerinden önlerini dahi göremez duruma gelmiş olmalarını, ancak kahredici bir yenilgiden sonra anlayabilmiş ve bu af edilmez icraatlarını örtbas etmeye çalışmaları vs. günümüzdeki uzantıları alabildiğine devam ettirmektedirler... Biz bu karmaşık ve tamamen karanlıkta kalmış uğursuz vak'aların gerçek çehrelerini kısmen de olsa aydınlatıp, yeni nesillere aktarabilmeyi içtenlikle arzuladık ve bu meseleyi derinliğine işlediğimiz bir eser meydana getirdik ki, şayet nasip ise mezkûr kitapımız: (EMPERYALİSTLER KISKACINDA ERMENİ TEHCİRİ) adıyla 2-3 ay zarfında siz değerli okuyucularımızın değerli ellerine geçecektir. Kitabı basacak olan, "Çizgi Ötesi Yayınları"nın sahibi ise; "Suat KARADAĞ" adında bir yakın dostum ve aynı zamanda Bab-ı Âli'nin tanınmış Ressamlarındandır. Dolayısiyle, ayrıca bu konuya detaylı temas etmeğe lüzum görmedim. Bizim, nâçiz makalemizde belirtmeye çalışacağımız meselenin bir başka yönüdür. Meselâ, geceleri Ermeni ile yatıp, sabahları Ermeni ile kalkan bir takım "Ermenikoliklere" şu enteresan, enteresan olduğu kadar da düşündürücü suali sormak isterim ve soruyorum: 1-: (Beş milyon Km. kare olan, Osmanlı-Türk İmparatorluğu topraklarının, Yedi Yüz Seksen Bin Km. Kareye inmesine kimler sebep oldular!...) 2-: (Bizler kendimizi içinde bulunduğumuz "BİRİNCİ CİHAN HARBİ"nde yâni, "1915"te. Bizler, "destanlar mı yarattık" yoksa, Mehmetçiği muhtelif Cephelere sürerek; nahak yere şehit düşen "yüzbinlerce askerimizin arkasından ağıt yakmaya mı mecbur kaldık!...) Evet bu iki sualimin cevaplarını açıklıkla almak isterim. Hiç ıkınıp, sıkılmadan!.. Ancak bu suallerin cevaplarını verebilecek ne bilgi ve ne de medeni cesaret sizler gibi "Yabancı Borozanlarında" veya "Hamaset duygularına esir olduğu için, basireti bağlanmış" zavallılar veremez ve öylesine veremez ki: (Hey 15'li, 15'li) türküsü çalarken, şakır şakır göbek atanlara: (-: Hey arkadaş! dursana. Bu türkünün mısraları içinde ne yaman bir trajedi yatmaktadır bilir misin!..) diye haykıramazsın!.. Keza: (Adı Yemen'dir. Gülü çemendir. Giden Gelmiyor acep nedendir...) ile (Çanakkâle içinde aynalı Çarşı. Ana ben gidiyom, düşmana karşı, gençliğim eyvah!..) Daha niceleri mevcuttur ve bunların hemen her birisinde aziz Milletimizin çekirdiğini teşkil eden Anadolu insanının sessiz serzenişi vardır. Ancak, hemen hiçbir siyasi duymaz. Duyanı ise çoğunluk teşkil etmez ve daha ziyade (Kahramanlık Türküleri) olarak değerlendirilir. Birinci Cihan Harbi'nde bizim "Destanlar Yarattığımız" yegane Cephe Çanakkale olmuştur. Gerçi diğer Cephelerde de insanüstü gayretlerle canımızı dişimize takıp kahramanca dövüşmekten bir nebze olsun geri kalmamışız. Ancak, çeşitli ihanet ve imkansızlıklar içinde askerlerimiz kırılıp gitmiştir. Hele "SARIKAMIŞ FACİASI" ile "YEMEN CEPHESİ FACİASI" hemen hepsinden korkunç, hepsinden dehşet verici olanlarıdır!... Demem odur ki; "Kuva-yı Milliye Hareketi" ile tam mânâda destanlar yarattığımız (İSTİKLAL HARBİMİZ) bizleri tüm Milletçe her ne kadar gururlandırır ve sevindirirse. "Birinci Cihan Harbi yılları da tam tersi bizleri her açıdan üzmüş, kederlendirmiş, dahası; adeta matemlere garketmiş yıllardır!... 16 Temmuz 2005 Cumartesi tarihli gazetemizde: (ÖNCE VATAN) Iğdır'da "Ermeniler tarafından katledilen vatandaşların anısına yaptırılan anıt açıldı." başlıklı haberi hemen hepimiz okumuşuzdur. Görülüyor ki, bizler aynen Ermeniler yânî Ermenistan veya dış-Ermeniler'den satılmış olanları gibi: "heykel yapıp, mezâlimden söz edip" böylece asıl meseleyi bir türlü görememekteyiz. O mesele nedir? O mesele bu dehşet verici trajedinin diğer yönüdür. Meselâ biz bir tanesini ve hatta iki tanesini bu sütunlara geçelim buyurun okuyun: (: Hareket Ordusu'nun kuruluş biçimi bir başka gerçeği de ortaya çıkardı. Bu Ordu Rumeli'deki Üçüncü ve İkinci Orduların düzenli birlikleriyle, "milis" diye adlandırabileceğimiz silâhlı gruplardan meydana gelmişti. Bu milisler "İttihat ve Terakki Cemiyeti"nin oluşturduğu gönüllü taburlar ile "Bulgar, Rum, hatta Ermeni Çetelerinden" meydana gelmekteydi.) (:"Meşrudiyetin ilânı kutlanırken" onu kutlayacak bir marşın dahi varolmadığı görülmüştür. Nitekim Selânik'de, her yerde bu mutlu olay büyük tezahüratle alkışlanırken, "Beyaz Kule Kahveleri'nde oturan Nâki Bey, coşarak, çalmakta olan orkestrayı susturmuş ve gür sesiyle: "Maestro! çal Marseyezi" demiştir. Marseyezin nağmeleri arasında orada bulunanlar özgürlüğün tadını ilk defa coşkuyla çıkarmışlardır.) Nasıl sayın hamasetçi, Ermenikolikleri. Bu iki misâl yeterli mi!... Şayet değilse, aşağıdaki üçüncü misal her halde sizleri tatmin edecektir. Yok hâlâ kafa yapınızda bir nebze olsun değişiklik olamamışsa. O zaman bir piskiyatriye görünmeniz şayanı tavsiyemdir!... (: "Teşkilât-ı Mahsusanın" ve ona mülhak Jandarmaların Erzurum vilâyeti mülhâkatında "......." olan tecavüz ve tecavüzleri tavzih eden Vâli Tahsin Bey'in, "15 Temmuz 1915" tarihli şifreli telgrafı: "Faik adında bir mülâzımın "........." dört kızını aldığını ve mülazım Kemal Efendi'nin de "1863 lira ve 35 yük eşya ve pek çok mücevherat çaldığını, para ve kadın rezaletinin pek utanılacak şey olup mertliğe yakışmadığını ve bu vaziyetlerin nihayete erdirilmesini, bilhassa "Teşkilât-ı Mahsusa" namıyla türeyen çetelere, her tarafta nihayet verilmesi ve Mamuretü'l-aziz "Elazığ" Vâlisinin, bütün yollar kadın ve çocuk cenazesiyle doludur. Defnetmeye yetişemiyoruz. Mertliğimizi ve Tarih-i Millimizi muhafaza etsek iyi olur" cümlelerini muhtevidir.) (Tertib 8. Vesika 4.) Yukarıda kayda geçilen ve her açıdan tarihi belge mahiyeti arz eden kaynaklar. Hangi kitaplardan alınmıştır? Yoksa bendeniz mi (!) uydurmuşum!.. Bütün bunları öğrenebilmek için, bizzat araştırıp mezkûr kaynakları bulmanız veya benim, önceki satırlarda belirttiğim eserimin neşrini beklemeniz lâzımdır. Görülüyor ki, "sen yaptın, yok sen yaptın..." gibi lüzumsuz münakaşalar, lüzumsuz yakıştırmalar ve de heykel dikmek gibi işe yaramayan icraatların hemen hepsi de. Akıntıya karşı kürek çekmekten ileri geçmez. Geçemez!.. Birinci Cihan Harbi'nde Emperyalist Devletler, Osmanlı-Türk Devlet-i Âlisi'ni parça, parca ederek, aralarında bölüşebilme plânı ile hareket etmişler ve bu iğrenç maksatlarının gerçekleşebilmesi için, Devlet-î Âli mülkü içinde umum tebanın "ırki harslarla" yekdiğerinden uzaklaşmasını ve hatta biri birine düşman hâle gelmesini maalesef sağlayabilmişlerdir ve ayrıca Ülke içinde bizzat kendi okullarında yetişdirdikleri sözde münevverler vasıtasıyla da iğrenç icraatlarını hızlandırabilmişlerdir. Çünkü o uğursuz yıllarda bizim sözde münevverlerimiz, Fransız'dan fazla Fransız kesilmekteydiler. Hem de: (MARSEYEZ)in nağmelerinde hürriyet (!) havasını tenefüs ederek. Ne acıdır ki, Çanakkale'de Çanakkale boğazını zorlayan Yedidüvel Armadası'nın en modern Zırhlıları içinde o pek bayıldığımız "Marseyez"in sahipleri tarafından Ülkemizi işgâl için gönderilmiş dört Savaş Gemisi mevcuttu: (AMİRAL GEMİSİ-SUFFREN, GAULOİS, BOUVET, CHARLEMAGNE.) Ama siz bütün bunları boş verin. Var mı Ermeni, yok mu Ermeni. Çünkü, hem ucuz ve hem de gayet rahat bir materyaldir. Kimseye dert yanamaz... Ancak, bir gerçek var ki o da yüce Türk Milletinin artık gerçekleri görmeye başladığıdır. Şayet öyle olmasaydı, ben ne bu Gazetede olabilir ve ne de bu makaleyi yazabilirdim.
Saygılarımla cümlenizi selâmlarım efendim.

http://www.oncevatan.com.tr/hincak-tasnak-ve-ittihatcilarin-kahramanlik-uze…
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 08:19
MessageSujet du message: hem 3 hilalin hem de pakraduni hekayesinin fikirbabası ülkücü Levon

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> News en bref ... Օրուան կարճ լուրեր ... Güncel kısa haberler Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com