Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktirin-
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Suryani – Assyrien, Keldani – Chaldéen, Araméen, Suryoyo
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 807
Point(s): 70 645
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 1 Juil 2017 - 07:41
MessageSujet du message: Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktirin-
Répondre en citant

Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktrinine Çarptı ,

Mahkemeler Acaba Kimi Haklı Bulacak ,

Kanun Daciklerin ,Yargılayan Dacik Adaleti , El Koyanlar Yine Dacikler








Mardin’de kilise Diyanet’e devredildi

Mardin’in büyükşehir olmasının ardından köyler resmi olarak mahalleye dönüştürüldü ve il idaresine bağlandı. Bu yasal değişikliğin ardından Mardin Valiliği tarafından tasfiye komisyonu kuruldu. Mardin Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, Süryanilere ait pek çok çok sayıda kilise, manastır, mezarlık gibi mülkleri kamu kurumlarına devretti. Mor Gabriel Manastırı Vakfı karara itiraz etti. Ancak tasfiye komisyonu itirazları reddetti. Hazine’ye aktarılan mülkler, Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi.



Agos Gazetesi’nden Uygar Gültekin’in haberine göre; Mardin'in büyükşehir olmasının ardından yasa gereği köyler resmi olarak mahalleye dönüştürüldü ve il idaresine bağlandı. 2012 yılının sonunda yapılan yasal değişikliğin ardından Mardin Valiliği tarafından tasfiye komisyonu kuruldu. Tasfiye Komisyonu kentte, tüzel kişiliği sona eren kurumların mülklerini paylaştırmaya başladı. Devir ve tasfiye işlemleri halen devam ediyor.

2016 yılı içinde Mardin Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, Mardin'in ilçelerinde bulunan, Süryani cemaatine ait çok sayıda kilise, manastır, mezarlık ve başka diğer arazileri başta Hazine olmak üzere ilgili kamu kurumlarına devretti. Mor Gabriel Manastırı Vakfı bu karara itiraz etti. Ancak geçtiğimiz Mayıs ayında tasfiye komisyonu itirazları reddetti. Mülkiyeti hazineye aktarılan kilise, manastır ve mezarlıklar Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi.

Mor Gabriel Manastırı Vakfı şimdiye kadar yaptığı incelemelerde onlarca kilise ve manastırın Hazine'ye devredilip Diyanet İşleri Başkanlığı'na tahsis edildiğini tespit etti. Mezarlıklar da Mardin Büyükşehir Belediyesi'ne devredilmiş durumda. Kilisenin ve manastırların bazılarının bakımı hali hazırda Mor Gabriel Manastırı Vakfı tarafından yapılıyor ve belirli günlerde ibadete açılıyor. Mezarlıklar da halen ziyaret edilen, defin işlemlerinin aktif olarak yapıldığı ve Süryani halkı tarafından aktif olarak kullanılan yerler. Süryaniler kararın iptali için Mahkeme'ye başvurdu.

İPTAL DAVALARI

Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün, dava açmaya başladıklarını ancak bir yandan da tespitlere devam ettiklerini söyledi. Ergün, 30'a yakın tapu kaydının iptali için Mahkeme'ye gideceklerini söyledi. Ergün, şunları söyledi:

“Azınlık vakıfları Türkiye'de zaten yıllardır mülk edinemiyordu. 2002'de değişiklik yapıldı. Ve biz de çalışmalara başladık. Bazı tapuları vakfımızın üzerine alabildik. Bazıları için yasal süreçler de devam ediyordu. Bütün tapulara yetişmemizin imkanı yok. Arada kadastro çalışmaları da yapıldı. Kadastrolarda azınlık vakıflarının mülk edinebildiğine dair yasal değişikliğe ilişkin hassas davranmadılar. Biz yetişebildiklerimize dava açıyoruz. Yetişemediğimiz yerlerde bazı kilise manastır ve diğer mülkler Köy tüzel kişiliklerine bırakıldı.”

“Mardin'in büyükşehir olmasının ardından, valilik tasfiye komisyonu kurdu. Tasfiyeler başladı. Pek çok yeri dağıttılar. Belediyelere devredilmesini bekliyorduk. Ancak Belediye yerine hazineye devrettiler. Mardin Büyükşehir Belediyesi kararları mahkemeye taşıdı. Ancak Kayyım atandıktan sonra davaların düştüğünü tahmin ediyoruz. Komisyona biz de pek çok kez itirazlarda bulunduk. Tanıklar götürdük. Ancak yasal olarak bize veremeyeceklerini söylediler ve Hazine'ye devir işlemi yapıldı. Hazine ise kilise manastır ve mezarlıkları Diyanet İşleri Başkanlığının kullanımına vermiş. 50'ya yakın kilise ve manastırdan bahsediyoruz. Tespit çalışmalarımız devam ediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne başvuru yapacağız. Aynı zamanda dava da açacağız. Şimdiye kadar 20'ye yakın tapu için dava açtık. 30'a yakın tapu için de dava açacağız.”

TESCİL SORUNU

Mor Gabriel Manastırı Vakfı, tapu kayıtlarının Hazine'ye tesciline karşı Mardin Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtı. Dava dilekçesinde, dava konusu olan mülklerin kadim zamandan beri Vakfın mülkiyet ve zilyetliği altında bulunduğu ve Mor Gabriel Manastırı'nın önemine dikkat çekildi. “Tarihi geçmişi M.S. 4. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Manastır dünyanın halen faal en eski manastırlarından olup, 1600 yılı aşan tarihiyle Süryanilerin ve dünyanın en eski din merkezlerinden biridir. Midyat Süryani Deyrulumur Mor Gabriel Manastırı Vakfı, Osmanlı İmparatorluğu zamanında Padişah Abdülmecid Han'ın 1267 Hicri (Miladi 1851/1852) tarihli fermanı ile kurulmuş ve 13.06.1935 tarihli 2762 sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca tüzel kişilik kazanarak statüsü yeniden belirlenmiştir. Vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2002 yılında yayımlanan Yönetmelikle “cemaat vakfı” olarak kabul edilmiş ve aynı yıl yapılan Cemaat Vakıfları Listesi'ne alınmıştır. Bu listede yer almayan vakıflar, cemaat vakfı olarak kabul edilmemektedir.”

Dilekçede, Hazine adına tescili yapılan mülklerin şimdiye kadar korunması ve bakımının vakıf tarafından yapıldığı dikkat çekildi.

‘LOZAN’IN İHLALİ’

Dilekçede Lozan Antlaşmasına da dikkat çekilerek Hazine adına yapılan tescilin Antlaşmanın ihlali olduğu vurgulandı.
“Lozan Anlaşması'nın 42/3 maddesine göre Türk Hükümeti, söz konusu azınlıklara (gayrimüslimlere) ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve öteki din kurumlarına tam bir koruma sağlamayı yükümlenir. Bu azınlıkların Türkiye’deki vakıflarına, din ve hayır isleri kurumlarına her türlü kolaylıklar ve izinler sağlanacak ve Türk Hükümeti, yeniden din ve hayır kurumları kurulması için, bu nitelikteki öteki özel kurumlara sağlanmış gerekli kolaylıklardan hiç birini esirgemeyecektir. Keza Lozan Anlaşması'nın 37. maddesine göre; Türkiye, 38. maddeden 44. maddeye kadar olan maddelerin kapsadığı hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasını ve hiç bir kanunun, hiç bir yönetmeliğin (tüzüğün) ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlere aykırı ya da bunlarla çelişir olmamasını ve hiç bir kanun, hiç bir yönetmelik (tüzük) ve hiç bir resmi işlemin söz konusu hükümlerden üstün sayılmamasını yükümlenir. Görüldüğü üzere bu hatalı mülkiyet durumu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu anlaşmasına olan Lozan Anlaşmasını da açıkça ihlal etmiştir.”

Dilekçede Yargıtay Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve sözleşmenin ek protokollerine da atıf yapıldı.

http://www.sozcu.com.tr/2017/ekonomi/mardinde-kilise-diyanete-devredildi-1907520/

https://indigodergisi.com/2017/06/suryani-mardin-diyanet-el-konuldu/


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Sam 1 Juil 2017 - 07:41
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 807
Point(s): 70 645
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 1 Juil 2017 - 07:54
MessageSujet du message: Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktirin-
Répondre en citant

Avrupalı Süryanilerden çağrı: Yasa dışı el koymayı iptal edin



Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) ve Avrupa Hristiyan Siyasi Hareketi (ECPM), Midyat’taki Süryani taşınmaz varlıklarının Hazine’ye ve Diyanet’e devredilmesi üzerine bir açıklama yayımladı; Türkiye Hükümeti’ni acilen kararı iptal etmeye ve Süryani toplumuna tarihi mülklerini iade etmeye çağırdı.

26 Haziran’da yapılan açıklamada, Agos’un haberiyle gündeme gelen Midyat’taki Süryanilere ait kilise, manastır ve diğer mülklerin önce Hazine’ye, ardından bir kısmının Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesinin yasa dışı el koyma anlamına geldiğini ve ‘şok edici’ olduğunu vurguladı.


Süryanilere ait tarihi kiliselerin, manastırların ve diğer varlıkların sadece Süryaniler için değil, bölgedeki tüm halklar için kültürel, sosyal ve tarihi ve dini anlamda önem taşıdığının altını çizen ESU ve ECPM’nin açıklamasının devamı şöyle:

“Turabdin bölgesi (Midyat) Süryanilerin tarihi anavatanıdır ve binyıllardan bugüne kadar Süryaniler anavatanlarını saldırılardan, tacizlerden ve yabancılardan korumuşlardır. Bugün, manastırlarına, kiliselerine ve diğer varlıklarına el koyulmasıyla Süryaniler, Türkiye Hükümeti’nin kararıyla kendi var oluşlarını tehdit eden bir başka durumla karşı karşıya kalıyor.”

ESU ve ECPM, el koyma kararını acil gündem maddesi olarak ele alıp konuyu Türkiye, Avrupa ve ABD’deki muhataplarla görüşeceklerini ve konuyu dikkatle takip edeceklerini belirtti. Açıklamada,” Bu haksız karara son vermenin tek bir yolu var: Türkiye uygulamayı iptal etmeli ve Süryani toplumuna tarihi mülklerini geri vermeli”dendi.

www.agos.com.tr


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 807
Point(s): 70 645
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 6 Juil 2017 - 07:29
MessageSujet du message: Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktirin-
Répondre en citant

Türkiye Süryani mülklerinden arta kalanlara el koyduğunda



Ortadoğu’dan iki farklı haber, ne ana akım medyanın ne de siyasi yorumcuların ilgisine mazhar oldu. Birincisi, yüzyıllardır Süryani cemaatine ait olan Midyat’taki kilise, manastır, mezarlık ve diğer mülklere Türkiye otoritelerinin bir başka idari manevrayla el koymasıydı. Meşhur Mor Gabriel Manastırı tarafından bakılan kiliseler ve mezarlıklar, Türkiye’nin güneydoğusunda ayakta kalmayı başarmış küçücük Süryani cemaati tarafından halen kullanılmaktaydı. Agos’a konuşan Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün’ün verdiği bilgiye göre, devredilen toplam mülk sayısı 50 civarında.

İkinci haberse İstanbul’dandı: Dinî grupların Ayasofya ‘müzesini’ camiye çevirmek için yaptıkları baskı yine artmış durumda. 29 Mayıs’ta Ayasofya’yı camiye çevirmek talebiyle yapılan yürüyüşe önderlik edenlerden, Saadet Partisi aktivistlerinden biri, bir söyleşide şöyle diyordu:“Ayasofya’nın taşları kutsal değil, burayı özel yapan bir şey yok içeride, ama Allah bize önemli olduğunu söylüyor.” 29 Mayıs, II. Mehmet yönetimindeki Osmanlı ordusunun Bizans başkenti Konstantinopolis’i fethettiği gün. Ayasofya ilk olarak 537’de inşa edildi. Önce camiye çevrilen Ayasofya, Kemalistler tarafından 1935’de müzeye dönüştürüldü. Bununla beraber, Ayasofya pekçokları için Bizans mimarisinin en güzel sembollerinden biri olarak kaldı; camiye çevrilmesi de tarihinin büyük bir bölümünde bir Ortodoks başyapıtı olduğunu pekçoklarına unutturdu. Heybeliada’da bulunan Ruhban Okulu 1971’den beri kapalı, açılması için verilen sözler hiçbir zaman tutulmadı.

Bugünün Ortadoğusu’nun sansasyonel haberler konusunda bir eksiği yok: Türkiye’deki Kürt meselesi - Önce Osmanlı, ardından da Türkiye Cumhuriyeti’nin Süryani ve Ermeni nüfusunu imha etmesine sahne olan bölgede bugün aynı Türkiye devleti, bitecekmiş gibi görünmeyen bir savaş veriyor. Hatta tam tersine, iki taraf da hem Türkiye’nin güneydoğusunda, hem de Kuzey Suriye’nin tümünde yeni ve uzun süreli bir çatışma vaziyetine geçmiş gibi görünüyor. Yanısıra, kamuoyunu heyecanlandırıyormuş gibi durmasa da Suriye ve Irak’taki savaşlar sınırsız şiddetiyle ediyor. Irak’ta ‘İslam Devleti’ Halifeliği, başkent ilan ettiği Musul’u, bu ilanın üçüncü yıldönümünde kaybetti. Suriye’deki çatışma ise ‘düşmanımın dostu benim de dostumdur’ seviyesinde bir absürtlüğe ulaştı.

Bugün tüm Ortadoğu yanıyor. Yeni çatışmalar, bin yılda birikmiş olan medeniyetleri tehdit ediyor. Şimdi baskın söylem ‘Şii’ye karşı Sünni çatışması’ üzerine kurulu. Bölge bu fenomeni Osmanlı – Safevi savaşlarından beri deneyimlememişti. Fakat hepsi bu da değil, Sünni ya da Şii dayanışması, anca Arap, Türk ya da Kürt milliyetçiliğinin vaatleri kadar gerçek. Pek çok Irak-Şii askerî birliğinde ya da Suriye’deki Sünni çoğunluğa sahip isyancılar arasında büyük güç mücadeleleri yaşanıyor. Bölgesel ölçekte bakıldığında Sünni ittifakı, çatlaklarını yakın zaman önce ortaya serdi: Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye’nin müttefiki olan Katar’a karşı ekonomik ve diplomatik bir savaş başlattı. ‘İslam Devleti’ arkasında ölüm ve yıkım bırakarak çöküşe geçti; üstelik arkasında bıraktıkları sadece düşmanlarına değil, güçlendirecekmiş gibi davrandığı gruplara da aitti. IŞİD sadece kiliseleri, Palmira’nın paha biçilmez arkeolojik hazinelerini, Ninova’yı, Musul Müzesi’ni değil, Musul’daki dokuz asırlık El-Nuri Camii’ni de yok etti.

Ortadoğu’da çok fazla şey oluyor. Öyleyse, bazı mülklere el konması ya da eski kiliselerin camiye çevrilmesiyle ilgili ne endişe duyalım ki, diye düşünebilir bazıları.

Ortadoğu’da tarihimizi bilmiyoruz. Bir yüzyıl boyunca tarihimizi bilmeyi reddettik, Ortadoğu nüfusunun beşte birine tekabül eden Ortodoks Rumların, Asuri-Keldani ve elbette Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı boyunca tehcir edildiği ve katledildiği gerçeğini göz ardı ettik. Onların mülkleri, eski komşuları ve devlet tarafından yağmalandı. Kültürel mirasları, ibadet yerleri yok edildi ya da en iyi ihtimalle hapishane, ahır ya da cami olarak kullanılmak üzere dönüştürüldü. Koca bir yüzyıl boyunca siyasetçiler ya da ruhani liderler bunlar yaşanmamış gibi davrandı. Entelektüellerimiz, diğer kıtalardaki halkların yaşadığı zulme, binlerce kilometre uzakta yaşanan insan hakları ihlallerine karşı duyarlıyken kendi memleketlerinde işlenen suçlara karşı ısrarla kayıtsız kaldılar; kendi topraklarındaki ilk modern soykırımdan, kendi çöllerindeki ölüm yürüyüşünden bihaber oldular.

Bugün, Ermenileri, Rumları ve Süryanileri Ortadoğu’nun yabancıları olarak görüyoruz. Ermeniler bir Kafkasya halkı, Rumlar Balkan ya da Avrupa Halkı haline geldi, Asuri-Keldanilerse unutulmuş bir halk oldu. Fakat bu üç halk Ortadoğu medeniyetini kurmuş olan yerli halklardı. Bugünkü Süryanilerin atası sayılan Aramilerin Şam’ı kurduğunu, İskenderiye, Antakya ve İstanbul’un Yunan-Bizans şehirleri olduğunu, Ermenilerin sadece Küçük Asya’nın doğusunda değil, aynı zamanda Kudüs ve Kahire’de de yaşamış olduğunu unuttuk. Bu toplumlar ekonomide, kültürde vs. önemli rol oynadılar. Onların eksikliğinin, bölgede yaşamayı sürdürenler için felaket sonuçları olduğunu görmüyor muyuz? Sadece Ortadoğu’daki feci ilişkiler de değil; Batı ve doğu da onların yokluğu yüzünden krizde değil mi?

1914’te Osmanlı İmparatorluğu’nda 1,1-1,7 milyon arası Rum, 500-600 bin arası Asuri, Keldani ve Süryani, 1,4-2,1 milyon arası da Ermeni yaşıyordu. Bu nüfusların yarısı 1. Dünya Savaşı’nda öldürüldü, geri kalanları sürgün edildi ya da Müslümanlaş(tırıl)arak Türk, Kürt ve Arap haline geldiler. Bugün Türkiye’de üç bin Süryani ve sadece iki bin Rum yaşıyor. Bu nüfusu Türkiye devletine karşı bir ‘tehdit’ olarak görmek mümkün değil. Ama yine de, Türkiye devleti, bir soykırımdan ve yüz yıldır mütemadiyen devam eden şiddetten kurtulmayı başarmış bu küçücük nüfusa baskı yapmaya devam ediyor.

Eğer bu küçük medeniyet korunamazsa, Ortadoğu’daki siyasi kültür karşı karşıya olduğumuz muazzam tehlikelere karşı koyabilir mi?

Eğer geçmişimizi umursamazsak –daha da kötüsü, onu yok edersek– geleceğimizle nasıl yüzleşebiliriz?

Vicken Cheterian

http://www.agos.com.tr/


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 807
Point(s): 70 645
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 9 Juil 2017 - 09:07
MessageSujet du message: Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktirin-
Répondre en citant



Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 876
Point(s): 2 338
Moyenne de points: 2,67

MessagePosté le: Mer 19 Juil 2017 - 08:02
MessageSujet du message: Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktirin-
Répondre en citant

Turkey’s Syriac community and the threat of ‘nationalization’



The ownership of around 50 churches, monasteries, and cemeteries that belonged to the Syriac Orthodox Church for more than 1,500 years was transferred to the Turkish Directorate of Religious Affairs (Dinayet), hence turned into public facilities.

The Syriac properties, which total hundreds of thousands of square meters, were annexed by the directorate following the decision by the government committee assigned the liquidation of assets whose ownership deeds expired. The decision sent shock waves across members of the Syriac community who started fearing that this could be the first step towards the extinction of their heritage.

Kuryakos Ergun, chairman of the Mor Gabriel Monastery Foundation, said that an appeal filed against the confiscation, which included the fifth-century monastery, was rejected and highlighted the danger of losing this monastery, one of the world’s oldest operational monasteries, and other Syriac houses of worship.

“Our churches and monasteries are what root Syriacs in these lands; our existence relies on them. They are our history and what sustains our culture,” he said. “While the country should be protecting this heritage, we instead see our culture is at risk.” Ergun added that the fifth-century Mor Meliki monastery is also among the confiscated properties. “This monastery is set beside a spring revered by pilgrims for its healing powers and was tended by two Syriac families.”

Both monasteries are located in the Tur Abdin region in southwest Turkey between the Tigris and Euphrates rivers and which is known to be the historic center of Syriac heritage and the heart of its monastic history. The name of the region is Syriac for “mountain of the servants of God” and the region is home to more than 80 monasteries.

Robert Nicholson, the executive director of the Philos Project, which addresses the problems of Christians in the Middle East, attributed the confiscation of Syriac properties to new policies adopted by Erdogan’s government to control minorities in the restive southwest. “In the case of the Syriac Christians, Erdogan is using legal pretexts to seize and redistribute lands and churches that have been owned by Christians for over a millennium,” he said.

Nicholson noted that Christians were generally not persecuted by Turkish authorities and did not face discriminatory practices under Erdogan, yet he argued that this seems to be changing. “But Turkish politics are changing, and it's still unclear how minority groups like the Syriacs will fare in the end.”

Turkish journalist Uygar Gültekin explained that the whole process started when the province of Mardin, the eastern part of which is located in Tur Abdin, was officially turned into a metropolitan municipality, which allowed the government to form a Transfer, Liquidation, and Redistribution Committee to look into the status of properties located in the province. The committee placed the properties at the disposal of the Treasury, which then transferred them to Religious Affairs.
The Treaty of Lausanne

Gültekin noted that the decision to confiscate the Syriac properties is in violation of the Treaty of Lausanne, which was also mentioned in the appeal filed by the Mor Gabriel Monastery Foundation. “According to Article 42/3 of the Lausanne Treaty the Turkish Government undertakes to grant full protection to the churches, synagogues, cemeteries, and other religious establishments of the above-mentioned minorities (non-Muslims).

All facilities and authorization will be granted to the pious foundations, and to the religious and charitable institutions of the said minorities at present existing in Turkey, and the Turkish Government will not refuse, for the formation of new religious and charitable institutions, any of the necessary facilities which are granted to other private institutions of that nature,” Gültekin wrote.

According to the same treaty, Gültekin added, the Turkish government is not to issue any laws or take any procedures that overrule this principle: “Evidently this erroneous ownership status is in explicit violation of the Lausanne Treaty which is the founding Treaty of the Republic of Turkey.”

Habib Efram, president of the Syriac League in Lebanon, said that news of confiscating Syriac properties in Turkey went unnoticed as was the case with other violations to which the Syriacs in the Middle East were subjected.

“The world has been watching since the massacres committed against our ancestors in 1915 and which were neither acknowledged nor punished,” he said in reference to the mass killings of Syriacs by the Ottoman Empire during World War One and which happened alongside the Armenian genocide. “In addition to what is happening in Turkey, our legacy is being eliminated in Nineveh and Palmyra,” he added.

According to minorities’ expert Suleiman Yusuf, transferring the ownership of the Syriac properties to the Directorate of Religious Affairs means that they will be treated as Islamic endowments, which makes the future of all activities taking place in them uncertain.

“Millions of people perform pilgrimage every year to the monasteries that are now confiscated. Dozens of nuns and monks also live in those monasteries in addition to students who learn there,” he wrote. “Now all those will be under the control of the Mufti which means they can be turned to mosques or Islamic centers any time.”

BY Sonia-Farid

http://english.alarabiya.net/en/features/2017/07/18/Turkey-s-Syriac-community-and-the-threat-of-nationalization-.html


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 03:40
MessageSujet du message: Süryaniler Daciklerin Elhamdülillah Hep Kendimize Müslümanız Doktirin-

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Suryani – Assyrien, Keldani – Chaldéen, Araméen, Suryoyo Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com