Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Sevan Nişanyan - Սեւան Նշանեան
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 619
Point(s): 1 704
Moyenne de points: 2,75

MessagePosté le: Sam 29 Juil 2017 - 06:22
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

Twitter'dan firarımı duyurunca deliler gibi havlamaya başlayan fifi sürüsü vardı. Farkında mısınız, hepsi aynı anda sustular.
Hayli provokatif mesajlar paylaştığım halde bir-iki cılız ses dışında hiç havlama duyulmuyor.
İmana mı geldiler? Sanmıyorum. Bu işler bütünüyle organizedir. Birileri trol ordusunu harekete geçirdi, sonra hız kesti.
Belki bir mesaj vermek istediler. "Sus fazla konuşma" mıydı mesaj, "istenmiyorsun sakın geri gelmeyi düşünme" mi? Bilemedim.
Şeyimde değil ayrıca.
Sevan Nişanyan
26 Haziran 10:15 pm


26-27 Temmuz 2017 de Sevan Nişanyanın sosyal medıadaki sayfaları bazı komik havlayan iki ayaklılar tarafından silinmiş
Sevan Nişanyanın 2013 - 2017 senelerinde yazdığı yazıları aow arşivine yüklüyoruz (Başlıklar alfabatik sıra ile)

Selamlar
su uyur düşman uyumaz
İra




A

http://www.sendspace.com/file/7gfs0p
http://www.sendspace.com/file/o6y7bv
http://www.sendspace.com/file/ye8ofl
http://www.sendspace.com/file/nxeb16
http://www.sendspace.com/file/0hptud
http://www.sendspace.com/file/o5jtee
http://www.sendspace.com/file/yjaxk1
http://www.sendspace.com/file/fo7q9a
http://www.sendspace.com/file/fmzjfr
http://www.sendspace.com/file/pcjn20

B

http://www.sendspace.com/file/pf0wkd
http://www.sendspace.com/file/98ch3w
http://www.sendspace.com/file/gi6f8k
http://www.sendspace.com/file/2o1rm9
http://www.sendspace.com/file/xw86ec
http://www.sendspace.com/file/p5vd6k
http://www.sendspace.com/file/tqk68c
http://www.sendspace.com/file/vpn2gb
http://www.sendspace.com/file/4dbgum
http://www.sendspace.com/file/kgr33r
http://www.sendspace.com/file/izlz2u



C

http://www.sendspace.com/file/7ihj4e
http://www.sendspace.com/file/ooxbhz
http://www.sendspace.com/file/durhxg
http://www.sendspace.com/file/lsdvzg
http://www.sendspace.com/file/jft6qc

D

http://www.sendspace.com/file/b0vhdn
http://www.sendspace.com/file/bhv3oi
http://www.sendspace.com/file/u2c5ve
http://www.sendspace.com/file/lmska7
http://www.sendspace.com/file/6i9c46
http://www.sendspace.com/file/knn60d
http://www.sendspace.com/file/064j3b
http://www.sendspace.com/file/ln0j3v

Ε

http://www.sendspace.com/file/g9t33q
http://www.sendspace.com/file/afwc0p
http://www.sendspace.com/file/iwf35q
http://www.sendspace.com/file/4uytcd
http://www.sendspace.com/file/wermd5
http://www.sendspace.com/file/4mcc1x
http://www.sendspace.com/file/w5k4n1
http://www.sendspace.com/file/jzlloh




F

http://www.sendspace.com/file/ne09tl

G

http://www.sendspace.com/file/3b1ui0
http://www.sendspace.com/file/skap38
http://www.sendspace.com/file/a64qpt
http://www.sendspace.com/file/axdyye
http://www.sendspace.com/file/g2zpg1

Η

http://www.sendspace.com/file/yj57ok
http://www.sendspace.com/file/g0kzm9
http://www.sendspace.com/file/m75j4p
http://www.sendspace.com/file/68bmt6
http://www.sendspace.com/file/qltbtk
http://www.sendspace.com/file/polmhf
http://www.sendspace.com/file/26mjm2
http://www.sendspace.com/file/dp2npn
http://www.sendspace.com/file/v3134n
http://www.sendspace.com/file/ab6f80
http://www.sendspace.com/file/nu40io
http://www.sendspace.com/file/3ubtgj
http://www.sendspace.com/file/fc8qnh

İ

http://www.sendspace.com/file/mj5w0y
http://www.sendspace.com/file/8z9idc
http://www.sendspace.com/file/77u0ah
http://www.sendspace.com/file/ucbfev
http://www.sendspace.com/file/r2dvcq
http://www.sendspace.com/file/syvyng




K

http://www.sendspace.com/file/10iiw6
http://www.sendspace.com/file/ffkzt9
http://www.sendspace.com/file/nsplhp
http://www.sendspace.com/file/qi9n2d
http://www.sendspace.com/file/olyuhk
http://www.sendspace.com/file/ofu9l9
http://www.sendspace.com/file/1bwsb1
http://www.sendspace.com/file/yh8qnh
http://www.sendspace.com/file/86hsml
http://www.sendspace.com/file/gq4l2i
http://www.sendspace.com/file/xasa9r

L

http://www.sendspace.com/file/95tefx
http://www.sendspace.com/file/4la4jn
http://www.sendspace.com/file/70pyn7
http://www.sendspace.com/file/9vtek8
http://www.sendspace.com/file/0j8g8d


Μ

http://www.sendspace.com/file/3s5cbi
http://www.sendspace.com/file/tnztke
http://www.sendspace.com/file/wpvzkq
http://www.sendspace.com/file/kbvgew
http://www.sendspace.com/file/qtj2lr
http://www.sendspace.com/file/2k5lmx
http://www.sendspace.com/file/tpx4nc
http://www.sendspace.com/file/xcwvr0
http://www.sendspace.com/file/8sv8q7
http://www.sendspace.com/file/twzmnk
http://www.sendspace.com/file/rqvowo
http://www.sendspace.com/file/7u43lz
http://www.sendspace.com/file/rvax8s
http://www.sendspace.com/file/45echp
http://www.sendspace.com/file/unh399
http://www.sendspace.com/file/9406io
http://www.sendspace.com/file/wbkfvz




M (devam)

http://www.sendspace.com/file/9a0srw
http://www.sendspace.com/file/3wuw5g
http://www.sendspace.com/file/x78o7q

N

http://www.sendspace.com/file/ndvokn
http://www.sendspace.com/file/a03a50
http://www.sendspace.com/file/hvha6k
http://www.sendspace.com/file/n5mvc2
http://www.sendspace.com/file/d53b37

O

http://www.sendspace.com/file/q1st7x
http://www.sendspace.com/file/lv3s32
http://www.sendspace.com/file/1e5iho
http://www.sendspace.com/file/abj077

Ö

http://www.sendspace.com/file/qbjzzd


P

http://www.sendspace.com/file/rpoq59
http://www.sendspace.com/file/xdtrwq

R

http://www.sendspace.com/file/kmtgyo
http://www.sendspace.com/file/ek3sxk
http://www.sendspace.com/file/tg0qa4
http://www.sendspace.com/file/fkfunz
http://www.sendspace.com/file/ovxjrj




S

http://www.sendspace.com/file/f144um
http://www.sendspace.com/file/sf24a8
http://www.sendspace.com/file/yc99ai
http://www.sendspace.com/file/1lwf8e
http://www.sendspace.com/file/5bwlyw
http://www.sendspace.com/file/s4c41n
http://www.sendspace.com/file/4xim0d
http://www.sendspace.com/file/62yzg2
http://www.sendspace.com/file/7bjyn7
http://www.sendspace.com/file/dr6wmd
http://www.sendspace.com/file/7ldpl7


Ş

http://www.sendspace.com/file/ke70n9
http://www.sendspace.com/file/c3b0f6
http://www.sendspace.com/file/vzl54e
http://www.sendspace.com/file/lp4n0y


T

http://www.sendspace.com/file/s6h7yt
http://www.sendspace.com/file/26r1bz
http://www.sendspace.com/file/s5tuzk
http://www.sendspace.com/file/n0ufs1

V

http://www.sendspace.com/file/s67lyr
http://www.sendspace.com/file/gtqacu

W

http://www.sendspace.com/file/1564vl


Y
http://www.sendspace.com/file/2w4dzc
http://www.sendspace.com/file/vhzns5
http://www.sendspace.com/file/lr1nln


.... devamı eklenecektir Bilgi tekel değildir enjoy !
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Dernière édition par IRA le Sam 29 Juil 2017 - 11:50; édité 1 fois
Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Sam 29 Juil 2017 - 06:22
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Hayjan
Inspector
Inspector

Hors ligne

Inscrit le: 31 Jan 2008
Messages: 5 357
Point(s): 15 954
Moyenne de points: 2,98

MessagePosté le: Sam 29 Juil 2017 - 11:48
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

Eline saglik IRA.Tesekkurler.

Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 823
Point(s): 39 576
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 01:48
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

Vatandaş soruyor, cevaplamak boynumuzun borcu

3-4 ay it kopukla beraber yattığınız müddette herhangi bir zarar verdiler mi, fenalık yapmaya çalıştılar mı, ne şekil davrandılar?


Şakran ve Yenipazar’da yalnız olduğum bir buçuk yıl dışında gaspçılarla, hırsızlarla, katillerle, bonzai tacirleriyle, mülteci kaçakçılarıyla, karısını şişleyenlerle vb. beraberdim. Zaman zaman bunaldığım oldu elbette, ama herhangi bir tanımlı insan kategorisinden çok daha kötü olduklarını düşünmüyorum. İnsan olarak iletişim kurabildiğin zaman çoğu güzel insanlar, duygusal ve içten. Buna karşılık kültürel üstyapı korkunç. Bireysel kişilikle kitlesel kültür arasındaki ilişkiyi bol bol düşünme ve gözleme fırsatı buldum.
Bana her yerde saygılı davrandılar. “Hocam” hitabından ve formel (feodal?) saygı gösterilerinden asla imtina etmediler. Üç beş defa densiz tiplerle yumruklaşmanın eşiğine geldim; her seferinde etraftakilerin çok büyük kısmı beni koruyup kollamayı görev bildi. Bana saygısızlık ettiği için sıkı dayak yiyen bir iki serseri de oldu.

Kürtler nasıl insanlardı, kaba mıydılar iyi miydiler?


Kabaydılar. İyiydiler. Ege bölgesi cezaevleri nüfusunun sanırım %40 kadarı Kürt. Çok etkileyici bir dayanışma içindeler. Hemen hemen istisnasız bütün koğuşlarda koğuş ağası Kürt. Feodal otorite yapısını çok kolay ve çok doğal olarak kuruyorlar; etraflarına “dayı” için canını tehlikeye atmaya razı bir “yeğenler” veya “torınlar” zümresini derhal topluyorlar. Otorite kurmanın çok zor (fakat çok gerekli) olduğu bir ortamda, biraz zorbalıkla, daha çok bir tür ilkel ve içgüdüsel adaletle, yetmeyince dini bir söylemle, düzeni kurabiliyorlar. Türkler bu tür bir dayanışmadan ve cüretkârlıktan yoksun; biraz homurdanıp boyun eğiyorlar. Romanlar biraz daha dirençli, ama sayıca azlar.
Şuna kani oldum ki, Kürtler bir süre sonra memlekete hakim olursa hiç sürpriz olmaz. Ege’ye oldular zaten; gerisi de zaman meselesidir.
Bana her gittiğim yerde Kürt arkadaşlar çok büyük dostluk ve sevgi gösterdiler. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokturtmadılar. İlla ki kelimei şehadet getirtmeyi ümit ettiler. Ama ben anti-islamcı ve anti-allahçı pozisyonu çatır çatır savundukça sevgi ve saygıları azalmadı, arttı. “Ne konuşuyo la bu gâvur” diye çıkıntılık yapanları derhal susturdular ve dışladılar.

Foça'daki rakı sofraları meyhanede mi oluyordu, yoksa cezaevinin içinde mi?

Her ikisi. Phokai Restoran, Sadık’ın yeri: Foça’ya yolunuz düşerse uğramazlık etmeyin.

Peki nasıl kaçtınız, Prison Break gibi değildi herhalde? Mülteciler gibi kaçak mı çıkış yaptınız, yoksa normal pasaport göstererek mi?

İzinli çıktım, sandala bindim, gittim. Yolda başımıza olmadık absürtlükler geldi, iş bayağ vodvile döndü. Ama sağ salim varabildik.

Otel kapanıyor mu?

Yoo, neden kapansın? İşletmeyi dört yıl önce Müjde’ye hibe ettim, kendi bildiği gibi devam ediyor. (Otelin adını Manolya Otel diye değiştirmeyi düşünüyormuş.) Mülklerimi de Nesin Vakfına bağışladım biliyorsun. Tertemizim. Kuş kadar hafifim.

Ali Nesin n'apacak, Türkiye'de mi kalacak?

Elbette, benle ne alakası var ki? Matematik Köyü olağanüstü bir hızla gelişiyor, büyüyor, güzelleşiyor. Ali Nesin’siz yürümez orası. Büyük bir sorumluluk var onun sırtında, benim gibi kayığa binip kafasının estiği yere gidecek özgürlüğü yok.

TC, Interpol arama kararı çıkartabilir mi sizce, öyle olursa nerede saklanırsınız?

Mahkum edildiğim konular dünyada aklın hüküm sürdüğü herhangi bir ülkede ceza değil ödül konusu olan şeylerdir. İnterpol’e başvuru olsa kıçlarıyla gülerler sanırım. TC yönetiminin o kadar bariz bir hata yapacağını sanmıyorum.
Nerede mi saklanırım? Niye saklanayım ki? Bir kere bu devirde saklanmak diye bir şey mümkün değil. Atina’da olduğumu bilmiyorlar mı sanki? Ayrıca saklanmayı gerektirecek bir şey yapmadım, göğsümü gere gere dolaşırım.

(Malum kişiye yurtdışında oy verme hususunda ciddi olmadığınızı farzederek) Sizce Malum Kişi devrilir mi?

Oy konusunda ciddiyim. EĞER seçenek Kılıçdaroğlu mu RTE mi ise, benim oyum RTE’yedir. Çok talihsiz bir gerçek, ama kabahat benim değil bizi o sefil ikileme mahkum edenlerindir.
Kim ne derse desin ben bu rejimin siyaseten zayıf olduğunu, panikle hareket ettiğini, ve kimsenin beklemediği bir anda ayağını sürçmeye aday olduğunu düşünüyorum. Bu devir uzun sürmeyecek. Sonrası ne olur, Allah bilir. Çünkü alternatif belli değil. Alternatifin ucu bile belirse bu cinnetin sonu görünecektir. Ama belki başka cinnet başlar, o ayrı mevzu.


Türkiye'de 4 sene sonra genel af (ve/veya iç savaş) çıkar mı, çıkarsa dönmeyi düşünür müsünüz?

Genel af kaçınılmazdır. Malum kişi gider gitmez çıkacak bence. Ama rejimin halefi kim olur, neci olur, daha mı iyi daha mı kötü olur, kestiremiyorum henüz. Apoletlilerin kini allahçılarınkinden beter olabilir.

Sevan Nişanyan
http://nisanyan1.blogspot.fr/2017/07/vatandas-soruyor-cevaplamak-boynumuzun_25.html
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 823
Point(s): 39 576
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 01:53
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

25 Temmuz 2017 Salı

Tayyip değilse kim

“Benim oyum Tayyip’e” başlığıyla geçen hafta yazdığım yazıda bence gayet net, gayet anlaşılır, son derece açık bir şey söyledim. Okuduğunu düz okuyup anlama alışkanlığı ben görmeyeli memleketten büsbütün gitmiş sanırım, vatandaş Kuran tefsir eder gibi tefsire girişmiş, ne manalar çıkarmış, üff, aklın durur. Yok Stockholm sendromundan mustaripmişim de, yok ironi yapıyormuşum da, yok ben Tayyip’e oy verince adamlar minnettarlıklarından beni kayığa koyup uğurlamışlarmış da, neler neler.
Bir kere farkında mısınız bilmem, Türkiye’de seçim sistemi değişti. 2019’da veya daha önce yapılacak seçim, bugüne kadar alışık olmadığımız bir sistemle yapılacak. İkinci tura sadece iki aday katılacak ve yüzde 49,9 veya daha az alan direkman elenecek. Peki sizce Yaya Kemal Beyin, VEYA onun göstereceği bir adayın yüzde 25’ten bir puan fazla alma ihtimali var mıdır? Kıçını yırtsa veya Güney Kutbuna kadar yürüse bu gerçek değişecek midir? Son üç veya beş veya yirmi beş seçimden beri ne değişmiştir ki halkımız “hımmm bak yanılmışık, Kemal Bey eyiymiş” deyip bu sefer o muhteremi tercih etsin?
MHP seçmeninin ikinci tercihinin kim olduğu belli. HDP seçmeninin büyücek bir bölümünün ikinci tercihinin de aynı olduğunu 1 Kasım 2015 seçimlerinde gördük. 2019 veya öncesinde, Yaya Kemal VEYA onun seçip kutsayacağı 2. Ekmel’i aday göstermek demek otomatikman Tayyip’e beş sene daha iktidarı hediye etmek demektir, bunu göremeyecek kadar kör mü bu millet? Danışıklı dövüş olduğunu hakikaten göremiyor musunuz? Adamın yürüyüşünün adalete madalete faydası yok. Tek amacı ve tek sonucu, memlekette var olan ve patlama noktasına gelmiş olan muhalefet potansiyelini çıkmaz sokağa kanalize etmek. Siyasi açıdan leş değerinde bir seçeneğin avlusuna sokmak. Bunu göremeyenlerin ya aklından ya niyetinden şüphe etmez misiniz siz?
Ayrıca bu adam kazara iktidara gelse ne yapacağına dair en ufak bir fikriniz var mı sizin? Benim yok. Zatı muhteremin tüm söylemi, 2013 Aralığından beri başta olan iktidar blokunu meşrulaştırmaktan, ayıp yerlerinin üstüne incir yaprağı örtmekten ibaret. Kimseye tek kelime açıklama yapmadan bir akşam milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına onay vermiş bir şahıstan söz ediyoruz. Devlet Bahçeli’den ciddi bir farkı var mıdır? Yarın daha başka nelere “devletin ali menfaatleri” deyip onay verecek, bir fikrimiz var mı? Aklını veya emirlerini nereden alıyor, biliyor muyuz?
Türkiye’nin CHP’den kurtulması lazım. Ben 1980’den beri bunu bilirim, bunu söylerim. Mesele Kemalizm memalizm değil, o işin köpük tarafı, taktik aracı. Asıl mesele memlekette sağ iktidarlara karşı tek veya asli seçenek olarak, yetmiş seneden beri seçim kazanma ihtimalini yitirmiş, doğal ölümle ölmüş bir partinin suni solunumla ayakta tutulmasıdır; her seçimde allanıp pullanıp yeniden sahaya sürülmesidir. İnsan nasıl bu kadar kör olabilir, hakikaten anlamıyorum. Bu ülkede sağın yetmiş senedir sarsılmayan iktidarının tek sebebi, tek dayanağı, vazgeçilmez unsuru CHP’nin varlığıdır, bunu gerçekten göremiyor musunuz? Kim bunları ısrarla ayakta tutuyor, onu ayrıca konuşuruz. Ama her kim ise, asıl niyetinin topal atı sahaya sürüp öbürü lehine şike yapmak olduğu apaçık değil mi?
*
Bana sorarsanız yeni anayasa, diğer sorunları ne olursa olsun, ilginç bir fırsat sunuyor bize. Profesyonel siyasetçi olmayan ve var olan partilerin desteğine sahip olmayan biri de, yeni sistemde, yüz bin imzayı toplayıp aday olabiliyor. Şaka maka, kazanma ihtimali de hiç küçük değil.
Yunanistan’da Syriza çıktı, İspanya’da Podemos çıktı, İtalya’da Beppe Grillo çıktı. Ne başardılar ayrı mesele, ama bizde benzeri neden olmasın? Eski partilerin hepten çürümüş oldukları aşikar değil mi? Neden seçeneklerimiz onlarla sınırlı olsun? Neden taze bir isimle, taze bir yüzle, yeni bir söylemle, yeni bir rüzgar estirilmesin? Toplumda muazzam bir öfke birikimi ve tahmin ettiğinizin çok ötesinde bir muhalefet potansiyeli birikti. Neden o devasa gücü, yetmiş sene öncesinin kokmuş sloganlarıyla siyaset yaptığını zanneden ezikler güruhunun güdümüne terk edelim?
Kasım 2019’a daha iki yıl var. İktidar sahibi o tarihi muhtemelen az veya çok öne çekmek isteyecektir. Bir an önce doğru dürüst bir muhalefet adayı üzerinde konuşmaya başlamanın vakti gelmedi mi?
Seksen milyonun içinde, yüz ya da bin dört yüz yıl öncenin ahmaklıklarıyla beyni uyuşmamış, bir tanecik eli yüzü düzgün kadın – ya da adam – çıkmaz mı diyorsunuz?

Sevan Nişanyan 
http://nisanyan1.blogspot.fr/2017/07/tayyip-degilse-kim_25.html
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 823
Point(s): 39 576
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 01:55
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

28 Temmuz 2017 Cuma

Kökü dışarıda aydın muhabbeti


Mechul Muhayyil adlı arkadaşımız bir zamanlar beni yeterince batılı ve anti-islamik olmamakla suçlardı. Şimdi ise, tersine, Batı’nın aklının ve özgürlüğünün tu kaka edildiği bir çağda çağ dışı kalıp Batıya hayran olmakla suçluyor (burada). Hayat böyle zor işte, bazen ağzınla kuş tutsan yaranamıyorsun. Gerçi içinde “ontik, ontolojik, Vergessenheit, Guattari” gibi tabirler geçen yazıları okurken beynim kısa devre yapıyor, belki de tam olarak ne dediğini anlamamışımdır. Öyleyse benim hatam.

Gerçekten Kartezyen rasyonalist miyim, Plato’nun ve Antik Roma heykellerinin rasyonalizmle alakası nedir, Paris-Berkeley-Londra dünyasında mı yaşıyorum, tereddüde düşüp buradaki arkadaşlara sordum, kimse doğru dürüst bir cevap veremedi. Her halükârda yeni hayatımı kurmaya girişirken Paris, Londra veya Berkeley’e gitmek gelmedi aklıma. Ege’de ufak bir ada ruhuma daha yakın göründü. Yeterince Batılı ve Evrenselci değilmişimmiş, görünen o.

Aslında Muhayyil dostumuzun vehmettiğinden daha basit biriyim galiba. Özetle desen üç cümle. Akılsızlığa hasta oluyorum. Cahilliğe tahammülüm yok. Çirkinliğin her türlüsü beni fiziksel olarak iğrendiriyor. Hepsi bu kadar. Ve hayır, bunların öznel, kültürel ve bilmemnesel şeyler olduğunu kimse söylemesin. Aptallık aptallıktır; cahillik son derece basit ve objektif bir gerçektir; çağdaş Türk şehirciliği ve çağdaş Türk milliyetçiliği ve çağdaş Türk bürokratik aklı, kime sorarsan sor, iğrenç bir çirkinlikten mustariptir.

Ha bunlara alternatif olarak ne öneriyorsun diye sorarsanız, çok somut bir şey yok kafamda. El yordamıyla bir yol bulmaya çalışıyorum; kesin cevabı bilmediğim için bazen sesli düşündüklerimi de sizinle paylaşıyorum, belki birisi bir şey söyler bana yol gösterir diye. Aldığım eğitim Batı eğitimi olduğundan, ve dahi benim sorduğum sorulara en bol ve bereketli cevaplar o cihetten geldiğinden, Batı hayranı olduğum izlenimi çıkıyor ortaya. Oysa klasik Şark medeniyeti hakkındaki bilgim ve duyarlığım da, Batı tarafım kadar olmasa da, sanırım bugünkü Türkiye’de herhangi birinden eksik değildir. Batılının o konulardaki cahilliği ondan bundan çok beni rahatsız eder. Ve fakat, bundan, bugünkü Türkiye veya genelde bugünkü İslamistan’a dair bir sonuç çıkarılabileceği kanısında değilim. Bataklığın ilacı burada değil. Güncel Türk “kültürü” bünyesinde, aptallığa, cahilliğe ve çirkinliğe deva olacak bir ipucu aramanın beyhude çaba olduğu bence tartışma gerektirmeyecek kadar açık bir gerçek. (Evet, sanırım bu noktada sevgili Etyen Mahçupyan’la taban tabana zıt bir yerlerdeyiz.)

Yoksa bugün için Avrupa medeniyetinin batmış olduğunu, Amerika medeniyetinin ise yabancı ve ürkütücü ufuklara yelken açtığını herkes kadar ben de idrak edebiliyorum, merak etmeyin.

*

En az dört bin yıldan beri medeniyet bu topraklara hep dışarıdan gelmiş. Hititler medeniyet hakkında ne biliyorlarsa Mezopotamya’dan ithal etmişler. Sonra İskender’le beraber batıdan Greko-Romen uygarlığı gelmiş. Peşinden Hıristiyanlık gelmiş. Peşinden İslam gelmiş. Peşinden iki yüz yıllık Batılılaşma-Avrupalılaşma macerası yaşanmış. Her seferinde memleket biraz canlanır gibi olmuş, sonra kadim bataklığına geri dönmüş. Aldıklarını çürütmüş ve tüketmiş.

“Uygarlıkların beşiği Anadolu” derler ya, inanmayın. Uygarlıkların mezarlığı Anadolu, daha doğru bir tanım.

Sevan Nişanyan 
http://nisanyan1.blogspot.fr/2017/07/koku-dsarda-aydn-muhabbeti.html
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 823
Point(s): 39 576
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 01:58
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Paris – Berkeley – Londra

Paris-Berkeley-Londra dünyasından söz etmiş, bir önceki yazıda mevzubahis ettiğimiz eleştirmen kardeşimiz. Var mı öyle bir dünya? Vallahi sanmıyorum. O sandviç kaşarı gibi araya giren Berkeley orada olmamalı, başka bir kıtada.

Paris-Londra dünyası desen vardır. En azından bin yıllık bir dünyadır. Saltanatının zirvesine 19. yy’da, diyelim ki 1815-1914 arasında ulaşmıştır. Temeli Avrupa’nın aristokratik kültürüdür. Kültürü ve terbiyeyi ve yönetim yetkisini elinde tutan, hakikatin sırlarına vakıf olduğuna inanan, ayrıcalıklı bir sınıfı varsayar. Ta 20. yy başlarına dek tüm literatürü, tüm sanatı, mimarisi, şehirciliği, yönetim felsefesi, bilim kurumları bu varsayım üzerine kurulmuştur. Eleştir istersen, ben de eleştiririm nolacak, ama kabul etmeli ki zengin ve ilginç bir dünyadır. Çok şey üretmiştir.

Sonradan, de ki 1850’lerden sonra, bu eski çerçeve emperyalist megalomani ile harmanlanır; Hausmann’ın Paris’i ve Victoria & Albert Museum’un Londra’sı (ekleyelim, Ringstrasse Viyana’sı, Gründerzeit Berlin’i) çıkar ortaya. Daha soğuk ve kibirli bir çağdır. Düşünürsen kendi yıkımını içinde taşır. İçerideki egemenliğin terminolojisini ve mantığını dünya egemenliğine tahvil etmeyi denemişler, o tekne o sıkleti taşıyamamış, üç beş kuşak içinde tepe taklak gelmiş. Bugün Paris de Londra da, Viyana’yı da ekle, o da, geçmişin anılarıyla yaşayan, dünyaya önderlik etme hırsını ve yeteneğini yitirmiş, marjinalleşme yolunda dolu dizgin ilerleyen şehirler.

Berkeley derken eleştirmenimiz San Francisco’yu kast etmiş olmalı. Apayrı bir dünyanın ürünü ve simgesidir. Tarihi yoktur. Aristokrasiyi tanımaz, demokrasiyi kültürel kıblesi sayar. Kültürel bagajı hafiftir; bagajdan ziyade sırt çantasıdır – içindeki eşya taş çatlasa altmış-yetmiş yıllıktır. Her sabah dünyayı yeniden keşfetme ve sıfırdan kurma şevkiyle kalkar yataktan. Birkaç ay önce size Dave Eggers’ın romanı The Circle’ı anlatmıştım, onu okurken epey andım bu mevzuları. Aristokratik geçmişin çapası olmayınca kültür (ve felsefe, ahlak, dünya görüşü) ipi kopmuş tespih gibi dağılıyor. Bir bakıma daha özgür, bir bakıma ürkütücü ölçüde sığ ve başı boş.

Emperyal Avrupa’nın yorgun dünyasından farklı bir yer Kaliforniya kıyıları. Kontrastlara dikkat etmeden ikisini bir torbaya atarsan sağlıklı bir yargıya varamazsın bence.

Sevan Nişanyan 
http://nisanyan1.blogspot.fr/2017/07/paris-berkeley-londra.html
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 823
Point(s): 39 576
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 03:38
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

10 Aralık 2013 Salı

Vampir


Obur sözcüğünü kime sorsan “Türkçedir” der, ben de öyle zannediyordum, hatta Dil Cinneti döneminde etoburotobur gibi bileşikleri yapıldı. Ama Türkçenin gelmiş geçmiş en müthiş sözlüğü olan Meninski sözlüğü, sene 1680, Farsça demiş. Farsça awbârîdan “çiğnemeden yutmak” fiilinden awbâr اوبار, Türkçede alternatif telaffuzu obâr, “yutucu”. Ejdehâyı merdüm awbâr “insan yutan ejderha”. Mahî-i keştî awbâr “gemi yutan deniz canavarı”. Cilt 1, sayfa 481. Farsçanın klasik sözlüğü olan Burhan-ı Katı’dan çek ettim, awbârîdan veawbâr mevcut, TDK basımında sf. 231.

Evliya Çelebi’de ise vav ile obûr اوبور insan kanı içen bir tür menhus yaratık. Evliya bunu Çerkezlerden işitmiş. Seyahatname kopyam elimin altında değil, onun için müsaadenizle Başak Ö. Bitik’in makalesinden özetleyeyim:

Karakoncolos gecelerinde insan kanı içen oburlar vardır. Kanı içilen kişinin yakınları obur tanıtıcı, yani “câdî sihirbâz bilici” ihtiyâr Çerkez âdemlerine başvururlar. Toprağının bozulmasından içinden obur çıktığı anlaşılan mezar kazıldığında kan içmekten gözleri kızamış obur leşi bulunur. Oburun göbeğine böğürtlen çalısı kazığı çakıldığında sihri bâtıl olur, kanı içilen insan da ölümden kurtulur. Kanı içilen kişinin kimsesi yoksa, obur tanıtıcı bulunmazsa o kişi ölür gider. Bazı kişiler de bulunan oburun göbeğine kazık çaktırdıktan sonra başka bir obur onun leşine girmesin diye o leşi ateşe atarlar. Bir obur, bir insanın kulağından kanını emdiğinde o kişi günden güne hastalanır. Obur tanıtıcılara haber ve mal verince, onlar köyleri gezip insan kanı içmekten gözleri kan çanağına dönmüş oburu yakalar ve zincire vururlar. Obur, oburluğunu itiraf edince de yine göbeğine böğürtlen kazığı çakıp kanından, hastalanan kişiye sürdüklerinde o kişi şifa bulur. Obur da ateşe atılır. (Milli Folklor, 2011, sf. 66)

Şimdi Meninski’nin obâr’ı ile Çelebi’nin obûr’u aynı kelime midir, emin değilim. Belki obûr, Farsça sözcüğün Kafkas/Tatar kültür çevresine özgü bir varyantıdır, Çelebi oradan duymuştur. Her halükârda seyyahımız sözcüğün bundan başka bir anlamından habersiz görünüyor. “Doymak bilmez” anlamında sıradanlaşmış obûr en erken 1876 tarihli Vefik Paşa sözlüğünde karşımıza çıkıyor.

*

Kan içici oburun Tatarcası ubır, Rusçası upır упырь imiş. 13. yy öncesine ait Rusça Aziz Grigoriy Menkıbesinde upır’lardan söz edilmiş, yani kökü hayli eskiye gidiyor. Bir Türk dilinden alıntı olabilir mi? Bilemeyeceğim. Bilumum diğer Slav dillerinde sözcük mevcut: Çekçe upír, Lehçe wąpierz, Sırpça… dur bakalım.

1718’de Avusturyalılar Sırbistan’ın yarısını ele geçirdikten sonra bir sürü teftiş heyeti gönderip memleketin envanterini çıkarmışlar. Avrupalılar bu sayede Sırp (Macar, Transilvanya vb.) köylülerinin mezar açıp Vampyr avlama, bulduklarının göğsüne kazık çakma geleneğini ilk kez duyma fırsatı bulmuşlar. 1734’te ilk kez İngilizce bir yazıda vampyre sözcüğü geçmiş. Sahneyi bilirsiniz: Batı Avrupalı seyyah, Balkan taşrasında sefil bir han, kuşku dolu köylüler, ürkek fısıltılar, dışarıda kar fırtınası…

Belki de yenilmiş Osmanlı’nın ruhudur ürküten, kimbilir?

Philip Burne-Jones, The Vampire

Neden mp? Emin değilim ama Yunan imlasıymış gibi geliyor bana. Yunancada /b/ sesi olmadığından mp kullanırlar, Beethoven yerine Mpetoven yazarlar. O tarihte Sırplarda okuma yazma yok gibi bir şey, belki çat pat Rumca yazan Ortodoks köy papazı var. Sırpça orijinal sözcük neydi? Bilmiyorum, 18. yüzyıl Sırpça kaynaklarını arayacak halim yok, ama sanki vampır değil vabır olabilirmiş gibi geliyor bana.

*

Vampirin pis kokulu bir leşten soluk benizli bir genç kadına dönüşmesi galiba 1890’larda Burne-Jones’un çizimleriyle olmuş. O seksi vampirin adının vamp diye kısaltılması ise 1910 dolayları. Sinemanın ilk vampı Enid Bennett, 1918.

Sevan Nişanyan
http://nisanyan1.blogspot.fr/2013/12/vampir.html
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Dernière édition par mafilou le Dim 30 Juil 2017 - 03:56; édité 1 fois
Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 823
Point(s): 39 576
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 03:56
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

7 Aralık 2013 Cumartesi

Yumurtayı koydum oje kabına

Geçen gün bizim bahçıvan Mustafa viyollere fidan mı ne ekmiş, birden uyandım ki Nişanyan Sözlük’te viyol yok. Atlamışız. Oysa çok yeni bir kelime de değil. Bak Milliyet arşivine, 1964’ten itibaren bir sürü metin örneği var. “Tavuk çiftlikleri için Hollanda’dan ithal viyollerimiz gelmiştir” vs.

TDK sözlüğü 2009’da eklemiş. Fransızca vieille’den gelir demiş, ki alakası yok, “yaşlı kadın” demektir, ne iş? “Satış sırasında yumurtayı korumaya yarayan, atık malzemeden yapılmış özel kap” diye tanım vermişler. Bu da sakil: Bir kere yalnız yumurta değil, kivi viyolü var, şeftali viyolü var, fide ve çiçek viyolü var. Atık malzemeden yapıldığı da doğru değil, plastik olanı var, poliüretan köpük olanı var.

Kaynağını çıkartamadım. Mantıken İngilizce olması lazım, ama yok öyle bir şey. Viol? Bir eski zaman çalgısı. Vial? I-ıh, küçük cam şişe. Parfüm şişesi olur, yumurta kartonu olmaz. İşe bak sen, İngilizcede viyol anlamına gelen bir kelime bile yokmuş. Egg package, egg carton diyorlar, bin türlü çeşidini çıkarmışlar, ama özel bir ad bulamamışlar.

Fransızca? Viole eski zaman çalgısı, viol tecavüz, olmaz. Dün biraz uğraştım, bulamadım. “Bilmiyorum” diye sözlüğe not yazdım. Bugün twitter’dan paylaştım. On dakikada on tane palavradan sonra, onbirincisinde yakaladık. Fransızca alvéole, aha! Esasen “arı peteğinin her bir hücresi”, ikincil olarak “çene kemiğindeki diş yuvası”, üçüncü olarak, tıpta “kemik başının girdiği eklem yuvası”. Evet mantıklı. Fransızlar yumurta kartonuna alvéole der miymiş? Buyurun, öyle denirmiş, bilmezdim. http://www.farmline.fr/fr/alveole-plastique-30-oeufs,6,800.html

Türkçesinin alviyol olması lazım normal olarak. İlk hece nasıl düşmüş? Sanırım ithalatçı firmanın halt etmesidir. Marjinal bir kelime olduğundan öylece yerleşmiş. Yaygın kelime olsa mutlaka biri çıkar, ukalalık eder, Fransızcadan düzeltirdi.

Fransızca sözcük Latinceden gelme, alveolus “petek gözü”. Alveus (kapçık, hokka) kelimesinden +ul- küçültme ekiyle yapılmış türev, “minimini kapçık, hokkacık” manasına.

Orada da bir incelik var, onu da şey edeyim. Latince sözcüklerin bir kısmı bugünkü Fransızcaya halk ağzından gelmiştir, bir kısmı ise sonradan yüksek kültür dili vasıtasıyla. Alveolus > alvéole bunlardan ikincisine örnek, ukala bir kelime. Normal halk ağzında alveus’un le’si, tıpkı Mardin-Urfa ağzındaki gibi /w/ olur. Ona bitişen v önce /ğ/, sonra /g/, sonra /j/ sesine evrilmiş. Hokkanın Fransızcası auge, /ôj/ okunur. Hokkaya konan nesneye augée denir, Latince alveatus eşdeğeridir. Her türlü güzellik müstahzaratına böyle denmiş, daha sonra da kapsama alanı tırnak cilasına daralmış. Bildiğimiz oje.

8 Aralık ilave

“Alveus > oje dönüşümünü anlayamadık, yeme bizi” diyenler için ufak bir not.

Latince alveus, telaffuzu /alweus/. Daha erken imparatorluk devrinde, 1. yahut 2. yy’da, Latincenin zengin çekim takıları sisteminin halk ağzında haşat edildiği malum. Kâtipler alveus yazmış ama halk *alwe demiş. Bu pan-Roman, yani İtalya’da da aynı, Kartaca’da ve Ren boyunda da aynı.

Kuzey Galya ağzında, Mwardin ağzı gibi, le kalınlaşıp u’ya kaymış. Le tüm dillerde problemli bir sestir. Dilini yayarak söylesen efemine sayılır. Ortasını kalınlaştırıp söyleyince de /u/ veya /ı/ rengi alır. Mesela dilini kasıp “balta” de. /Bawta/ duydun mu? Aynı şekilde, *aw’we. Oldukça erken tarih, belki 4. yy’dan önce.

Çift w problem. İkisinin ayrı sesler olduğunu bir şekilde belirtmen lazım, yoksa ne dediğin anlaşılmaz. Aynı kelime içinde iki eşdeğer sesin ayrı renklendirilmesine dissimilasyon deniyor, yani ayrıklaştırma. Sonuç *awğe. Türkçe kovmak ve koğmak gibi, neredeyse aynı ses, ama tam değil.

Çeşitli kaynaklardan gelen /w/ sesinin önce /ğ/ ve hemen ardından /g/ye dönüşmesi Fransızcada 11. yy’dan önce gerçekleşmiş görünüyor. Mesela Germence wa(h)ren > Fr garer, Germence winjan > Fr gagner, Normanca warrant Fransızca garant. Sözcüğün yazımı 14. yüzyıldan itibaren auge diye oturmuş, o zamandan beri değişmemiş.

İnce sesliye bitişen /g/nin çatlayıp önce /c/ ve hemen ardından /j/ halini alması geç ortaçağ, belki 15. yy. /au/ çiftseslisi ise 18. yy’da /ô/ diye söylenmeye başlamış. Kelime hala auge yazılıyor, ama aşağı yukarı 15. Louis zamanından beri söylenişi ôj. Bu hokka. Hokkanın içindeki nesne augée, yani ôje.

Sevan Nişanyan
http://nisanyan1.blogspot.fr/2013/12/yumurtay-koydum-oje-kabna.html
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 823
Point(s): 39 576
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 04:07
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

21 Aralık 2013 Cumartesi

Müzik ruhun gıdası


Geçen seferki hapiste uzunca süre tek müziğim Brahms’ın Ein deutsches Requiem’iydi. Karajan’ın 1947 kaydı, sopranoda gencecik Elisabeth Schwarzkopf. Her gün iki üç defa dinledim. Brahms’ın armonileri ilk bakışta basit görünür, eşlik etmeye kalkarsan fark edersin altta ne kadar karmaşık sesler olduğunu.  Şimdi başından sonuna beynime kazınmıştır, bir akorunu duysam tüylerim diken diken olur.

Selig sind, die da Leid tragen, denn sie sollen getröstet werden. Die mit Tränen säen, werden mit Freuden ernten.


Oradaki “Freuden” üzerinde bir patlama var ki, ömre bedel.

Yahut ikinci bölümün sekizinci dakikasına doğru, “Denn alles Fleisch ist wie Gras und alle Herrlichkeit des Menschen wie des Grases Blumen” mısraına doğru tırmanan trombon fanfarı. Duvarları yıkarsın o müzikle.

Yahut üçüncü bölümün sonundaki büyük koral:

                Der Gerechten Seelen sind in Gottes Hand und keine Qual rühret sie an.


*
1985’te tek yönlü bir pasaportla beni Türkiye’ye gönderdiler. Geldiğimde ne olacağı belli değil. Tutuklanır mıyım? Hangi zindanda ne kadar kalırım? Meçhul.

Yolda birkaç saat Belgrad’da mola verdim. Daha uçaktayken başlamıştı; orada Meydan civarında volta atarken beynimi büsbütün esir aldı, başka hiçbir şey düşünemez oldum. Matthaeus Passion’un ilk korosu, baştan sona nota kaçırmadan hatırlıyorum, sonra her bir parti diğerinin üstüne binip devasa bir kontrpuana dönüşüyor, Bach’ın bile aklına gelmeyecek melodiler keşfediyorsun o yumağın içinde:

Sehet! Wen? Den Bräutigam.
Seht ihn! Wie? Als wie ein Lamm!
Sehet! Was? Seht die Geduld.
Seht! Wohin? Auf unsre Schuld.


O dönemde Peter Schreier’in Staatskapelle Dresden ile yaptığı kayıt var kulağımda. Schreier o müziğin dans ögesini vurgular, çarmıh yolunu kederli ve içe dönük muazzam bir raks olarak okur. Kolaysa her tarafın hoplamadan aklından geçir bakalım!

Şimdi Matthaeus Passion’da favorim Philippe Herreweghe’nin 1998’de yaptığı Andreas Scholl’lu kaydı. Daha elektrikli sanki.

*
Başka bir sahne, 2008 yazı, Ali’nin Kazancı Yokuşundaki evinde tek başımayım, dışarıda yapış yapış iğrenç bir sıcak. Bütün dünya tepeme yıkılmış, konuşacak kimse yok, küçük sevgilim de terketmiş. Londra’ya mı gitsem? Etiyopya’ya mı göçsem? İlla hapse girmek lazım değil, dışarısı da hapisten beter olabilir bazen.

O günün anısı da Missa Solemnis’tir. İlk üç bölümü boş ver; Sanctus’ta olağanüstü bir aleme adım atarsın. Önce gitgide yalnızlaşan, bu dünyanın kaygılarını terkeden bir dua: “Benedictus qui venit in nomine domini.” Sonra, en beklemediğin anda yerçekimi ortadan kalkar, başka bir boyuta kanatlanırsın: “Osanna in excelsis.” Tüm müzik tarihinin en büyülü anını söyle dersen işte o andır. Daha önce fark etmemiştim, o gün fark ettim. Karajan’ın Christa Ludwig’li Viyana Filarmonik kaydından dinleseniz belki siz de fark edersiniz.

Beethoven’in son dönem eserlerinde buna benzer anlar vardır. 32’nci sonatın yavaş bölümünde beşinci çeşitlemeden itibaren girdiğin yerçekimsiz alan mesela. Ya da Diabelli çeşitlemelerinin 24’üncüsünden itibaren adım adım içine yuvarlandığın tuhaf alem.

Gene de Missa Solemnis’in yanına hiç biri yaklaşamaz.

Sevan Nişanyan 
http://nisanyan1.blogspot.fr/2013/12/muzik-ruhun-gdas.html
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 619
Point(s): 1 704
Moyenne de points: 2,75

MessagePosté le: Dim 30 Juil 2017 - 21:40
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

Mafilou smarm1 Smile Smile Smile Smile Smile
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 619
Point(s): 1 704
Moyenne de points: 2,75

MessagePosté le: Jeu 3 Aoû 2017 - 17:20
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

Yanlış Cumhuriyet: Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru
Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye’de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi, eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir.

Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir.



Kıtabı pdf olarak bilgisayarınıza indirebileceğiniz adres
http://issuu-download.tiny-tools.com/print.php?doc_id=150916170451-cc1e306d…
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 619
Point(s): 1 704
Moyenne de points: 2,75

MessagePosté le: Jeu 3 Aoû 2017 - 17:27
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR
Répondre en citant

Sevan Nişanyan
Birikim Dergisi yazıları


Çelişki Üstüne Üstüne

http://www.sendspace.com/file/8tset8

Burjuva Devletinin Sorunları ve TC Devleti

http://www.sendspace.com/file/un83b5

Yine Çelişki Üstüne

http://www.sendspace.com/file/k7p25r
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 16:05
MessageSujet du message: Sevan Nişanyan (Blogumu silmişler) AOW ARŞİVİ TÜM YAZILAR

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> Sevan Nişanyan - Սեւան Նշանեան Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com