Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Koçgiri Katliamı / Isyanı
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Dersim
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
ArdaBaran
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Jan 2010
Messages: 588
www.acikmeydan.com
Point(s): 1 242
Moyenne de points: 2,11

MessagePosté le: Mer 20 Jan 2010 - 00:17
MessageSujet du message: Koçgiri Katliamı / Isyanı
Répondre en citant

TANIKLAR KOÇGIRI KATLIAMINI ANLATIYOR! - 1


"Kadinlari ve çocuklari kopru altina götürüp
kursuna dizdiler, yasayan canli birakmadilar"




KOÇGIRI AYAKLANMASI (1920-1921) (Kisa Aciklama)

Misto Pasa, Maciran (imranli) Çit yöresinde degirmencilikyapmaktadir. Ali Beyle musahip dir. Abdülhamit'e 1000 teneke bugday verdigi için pasalik unvani veriliyor. Kendisine kiliç hediye ediliyor. Koçgirililerin önderligini yapanlar Diyap ve Boz agalardir. Koçgiri köyleri asil yerlesim yerleridir. Bu köyde geçmiste Ermeniler yasamaktaydi. Halen kilise ve mezarliklari mevcut. Misto Pasa'nin kardesi Mahmut Bey Kizilqele'de oturmaktadir.

Alisan ve Haydar beyler, Misto Pasa'nin çocuklaridir. Alisan Bey Bogazveren'de, Haydar Bey Karapar'da oturmaktadir. Isyanin önderlerinden Aliser Azgerköyündendir. O dönemdeilk kez Kürtler adina diplomasi yapan Kürt aydinidir.

Misto Pasa disinda yukarida isimleri sayilanlar ve Aliser'in kardesiTuran, Kevres köyünden Taqi, Cefan köyünden Azimet, Çermisik köyünden Haci Bey, Gemecik köyünden Nuriye Keles, Qoyunqesi köyünden Kemere, Karapar köyünde bir araya gelerek, hareketin yapilip yapilmamasini tartisiyorlar. Alisan Bey ve esi Dersim'de cürler. Kisçok sert oldugu için dönemiyorlar. Devlet güçleri provokasyonla hareketin erken baslamasina neden oluyorlar. Süreç henüz kistir, hazirliksiz bir hareketi daha kolay bastiracaklarini düsünürler. Haydar Bey Martla hareketi baslatiyor.
6 Mart 1921de Imranlisehir merkezine Kürt bayragi dikiliyor. Zara'dan Imranli'ya dogru
gelen Osmanli güçlerine Günde Ûeseban'da darbe vuruyorlar ve cephanelerine el koyuyorlar. Sivas'daki yönetim daha büyük bir askeri güç sevkediyor. Alisan ve Haydar Beylerin denetiminde yürütülen hareketin alani Koçgiri (Zara, imranli, Divrix, Hafiq, Kuruçay, Refaxiye ve Sariz'a kadar uzanan alandir) dir.

Düzenli bir ordu yoktur. Onar, yirmiser kisilik gruplar, besli denilen silahlarla savasmaktadirlar. Gerekli silah ve cephaneleri yoktur. Dersim halki disinda bir destekleri yoktur. Savasmak isteyen insanlar silah bulamiyorlar. Savas araç ve gereçleri Osmanli ordusundan elegeçirdikleridir. Kadinlar arasinda da silah kusanip savasanlar mevcuttur.
Haydar Bey ve beraberindekiler Çengelli dagina, Azimet ve Taqi beyler Çiyaye Sor'a gidiyorlar. Daha sonra Azimet Bey Türk çeteleri tarafindanöldürülür.

Sadiyan asireti agasi Paso, Topal Osman güçlerini pusuya düsürüyor ve bütün cephanelerine el koyduktan sonra birakiyor.Paso daha sonra Gundebekir'a köylüleri tarafindan öldürülür. Topal Osman durumu haber alir ikinci kez yine ayni güzergahtan gelir. Kuruçay,Çit,Çengelli istikametinde ilerliyor. Taqi, Haydar Bey ve Sadi asireti mensuplari birbirlerine kirgin bir sekilde degisik yörelere gidiyorlar.
Bu durum Topal Osman güçlerinin rahatlikla ilerlemesine yol açiyor. Haydar Beyin köyü Karapar'a dogru giden ve silahlanip savasmak isteyen Koçgiri, Bekiran, Gemiye, Çiçekali, Azger, Gezger, Diyar, Konagakevn köylerinin halki silahsiz ve korunmasiz bir biçimde Refaxiye tarafindan
gelen Topal Osman güçlerince tümüyleöldürülür. Korku salmak için cenazeleri üst üste odun istifi gibi atilir. Sivil halk Çiyaye Sor (Kizil Dag) ve Çengelli daglarina, ormanlik alanlara siginir.Bogazveren köyü yakinlarindaki magarada 75 gün boyunca onlarca insan saklaniyor. (Her iki dag da halk tarafinda kutsal görülmektedir.) Magara, dag ve ormanlik alanlara siginamayip yakalananlarin hepsi kursunlanir, hançerlenir. Hareket bastirildiktan sonrayakalananlar, Sivas'ta yargilandi. Mahkemeler ve sürgün birbirini izledi. Halkin bir bölümüçevre Kürt illerine gitti.Köylerde tam bir soykirim uygulandi, isbirlikçi bir kaç köy disinda bütün köyler bu vahsetten nasibini alir.

Koçgiri'de TC büyük bir katliam yapmistir ancak Koçgiri'nin yenilmesinin en büyük nedeni ihanet ve ulusal birligi saglayacakönderligin olmamasidir.
Halkin Yapisi
Maciran (imranli); 108 köyden olusuyor. Bunun yalnizca 8'i türkçe konusuyor. Türkçe konusan köylerin de bir kismi Sünni,bir kismi Alevidir. Kürt köylerinin tümü Alevi. Diger ilçelerde de ayni durum mevcuttur. Imranli merkezinde oturanlar, 1893 Osmanli-Rus harbinden kaçan ve Alisan Bey tarafindan buraya yerlestirilen türkçe konusan kisilerdir. Bunlar Kürtlerin bütüniyiniyetlerine, kendilerini topraklarina kabul etmelerine ragmen, daha sonra Topal Osman'in güçleriyle birlikte Kürt halkina saldirmislar ve katliamlarda rol oynamislardir.
O dönem Kürtlere
saldiran Sünni Türk köylerinin tümü herfirsatta Kürt Alevilerine saldirmaktadirlar, bugün tamamina yakini MHPlidir.
SÜRGÜN
Refaxiye beylerinden Idris ve yakinlari hangi köylerin halkinin sürgüne gönderilmesi konusundailgili birimlere gerekli bilgiyi sunuyor. Bu insanlar sürgün edildikten sonra arazilerinin tümüne sahip oluyor.
Balikesir, Ivrindi, Çarklicak köyü ve çevresine Haydar Beyin yakinlarini yerlestiriyorlar. Bursa, Balikesir, Eskisehir, Konya ve Afyon sürgün yerleridir.

Alisan ve Haydar Beyler 7 yil Istanbul'da sürgündekaldiktan sonra köylerine dönebiliyorlar. Taqi Bey'in çocuklari halen Kevresle, Alisan Bey 1933'de suikast Be öldürüldü. Çocuklari vetorunlari Türk metropolerineveAvrupa'ya gitier. Mahmut Bey'in akrabalari Balikesir'e sürüldü. Bir kismi halen Kizilqele'de yasamaktadir. Aliser Dersim'de hain Rayber tarafindan suikast sonucu öldürüldü. Yakinlarinin bir kismi Azger köyünde yasamaktadirlar. Tarbasii Memik yenilgiden sonra Dersim'e gitti ve suikast sonucu öldürüldü.Çocuklari halen Tarbasköyündeyasamaktadirlar.
Haci Bey savasmadi.
Haydar Bey yönetme yeteneginden uzak, rahatlikla kandirilabilen bir yapiya sahipti. Bu yapiya sahip olmasaydi Koçgiri'de farkli bir durum gelisebilirdi. Sürgün dönüsü imranli'da yasamini sürdürdü
Koçgiri'de halkinin özgürlügü için savasan Taqi Bey"in oglu Dursun Kamber Akturk'le ölümünden birkaç gün önce yaptigimiz röportaji oldugu gibi yayinliyoruz. Agir hasta oldugu ve zorlukla konustugu için, çok seyi anlatamadi. Savasçiydi ve kendisine Aktürk soyadini sonradan verdiler. Ancak O hiçbir zaman bunu içine sindiremedi. Bu soyadi ona Koçgiri katliamini hatirlatiyordu. Bu söyleside Kürt Alevi tarihinin karanlikta birakilan bazi noktalarina parmak bastigi inancindayiz.

Roportaj

Zülfikar: Kendinizi tanitir misiniz?
D. Kamber: Hozat'in Xopik köyünden gelmeyiz. Sex Hesenanasiretindeniz. ilkin Kemah'a geliyorlar. XaletBey Osmanlinin oradaki yöneticisi. Dayim, Kemah'tan Susehri'ne kadar olan bölgenin vergisini toplayip Xalet Bey'e vermekle görevlendiriliyor.

Zülfikar: Vurgunu anlatir misiniz?

D. Kamber: Misto Pasa'nin katibi olan Aliser Efendi
Zara'ya gidiyor. Muamer Bey orada kaymakam. Aliser'in yaninda Misto Pasa'nin aleyhine konusuyor. Gücünden korkuyordu. Aliser'in elinde bastonu varmis, bastonu kaymakamin basina indiriyor. 0 kaymakam gidiyor, daha sonraSevvaz'avaliolarakdönüyor. AliserEfendiyi Sevvaz'a istiyor. Kendisine, "Osmanlinin düsüncesi; "Koçgiri Rusla birlesti seklindedir" vb. seyi er söylüyor.
Sonra 250 süvariyi imranli merkezine gönderdiler. Bu süvariler Haydar Bey ile babami Delidaga götürdüler. Bunlari orada öldürmek istediler.
Faik Bey adinda bir jandarma komutani öldürülmeleriniönlüyor. Bunlari gerisin geriye Asagi Duridn köyüne getirip bir eve kapatiyorlar. Bu köy Sünni Türk köyüdür. Ekmek ve suyu yukardaki bacadan kendilerine birakiyorlar. Misto Pasa'nin kardesi Mahmut Beyi de Susehrine götürüyorlar. Orda Sadili Kirmo Yusuf, MistoPasanin kardesinin getirildigini haber aliyor ve gidip görüsüyor. Durumunu anliyor. Vahit Pasayi haberdar
ediyor. Vahit Pasa Imranli'ya (Maciran) tel çekiyor, yanima getirin diyor. Faik Bey, babam Taqi'yi, Alisan ve Haydar Beyi Vahit Beyin yanina götürdü. Mizikalar çaliniyor. 1 yüzbasi ve jandarmalar bizimkileri çadirin yanina götürüyorlar. Çadirin içinde Vahit Pasanin "esekoglu esegin apoletlerini sökün" demesini bizimkiler duyuyorlar.

Haydar Bey, Faik Beye "Bizi pasanin sinirli zamaninda getirdin, ya bunlari öldürün derse, ne yapacagiz" diyor. Daha sonra bizimkileri çadirina aliyor. Sohbet sirasinda "hanginiz Alisan Bey, siz iyi kursun atar misiniz?" diyor.
Alisan Bey, Haydar Beyin iyi attigini belirtiyor. Bir ay bizim beyleri orda tuttular. 1 tabur askeri bizim köye verdiler. Yüzbasi geldiginde biz misafir 1 perverligimizi gösterdik. Bizimkiler
hapisten döndüklerinde, yüzbasi onlari Mistolara davet etti. Bende babamla birlikte gittim. Tabur komutani izzet efendi kürtçe kilam söyleyen
Elo'ya "ulan anasini S....... niye kürtçe söylüyorsunuz" diye
bagirdi. Bunu derdemez babam "niye adamima küfürsöylüyorsunuz"dedi ve ayaga kalkti. Hüseyneres'te görevlibulunan 4 bölük komutaniÇerkezSahin'de kalkti tabancasiniçekti. Sen kim oluyorsun dedi ve Izzet Efendiyi köseye sikistirdi. Diger zabitlarin elleri silahlarinda, bir ates edilse en az 10 kisi ölecek.
Zaten oradaki görevliler yaralanip Istanbul'a kaçmayi tercih ederlerdi. Bizim köylüler silahlarini alip kapiya dayandilar. "Kimdir beyimiz e karsi gelen" diyorlardi.


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Mer 20 Jan 2010 - 00:17
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
ArdaBaran
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Jan 2010
Messages: 588
www.acikmeydan.com
Point(s): 1 242
Moyenne de points: 2,11

MessagePosté le: Mer 20 Jan 2010 - 00:17
MessageSujet du message: Koçgiri Katliamı / Isyanı
Répondre en citant

TANIKLAR KOÇGIRI KATLIAMINI ANLATIYOR! - 2


Dursun Kamber AKTÜRK ve esi

Sabahleyin kalktik Hüseyneres'e gittik. Gula Mistan'i getirmisler orda oynatiyorlardi. Biz köye döndük.
Zülfikar: Vurgun nerden basladi?
D Kamber: Hükümet500 ki silik bir alay asker gönderdi. Izzet Bey adinda bir binbasi vardi. Rifet'e Kür onlar araniyorlardi. Onlar daglardaydilar. Onlari yakalama bahanesiyle askerler gönderildi. Rifet ve yanindaki silahli kisiler Kandiller ile Kapukaya arasinda askerleri pusuya düsürdüler. 1'i öldürüldü, 16'siesir alindi. Devlet Haydar Beyi ve babam onlari, teslim alinan askerleri almaya gönderdiler. 20 civarinda erkegi teslim alan Haydar Bey hepsini Bogazveren'e götürdü. Orda onlara elbise giydirdiler, ihtiyaçlari karsilandi ve gönderildiler. Haydar Beyin
evinin kapisinda duran albayi Nezo vurdu.

Albay vurulunca o alay gitti. Zor durumdaydilar. Birkaç cephede savasiyorlardi. Bundan dolayi Kürtlerin üzerine gelemediler. Bizleri oyaladilar. Yazin askerlerini imranli'ya gönderdiler. Hükümet Topal Osman adli eskiyayiüzerimizegönderdi. Sadili Paso vurulmasaydi, Topal Osman üzerimize gelemezdi. Bekiranlilar onu vurmakla Kürtleri büyük bir savasçidan, bir kahramandan ayri düsürdüler. Topal Osman'in Koçgiri'ye girme kapisi, Refaxiye tarafindan bu sekilde açik kaldi. Topal Osman'a gün dogdu. Topçam'daki Rumlarin hepsini kirdi. Eskiyaydi, mahiyeti vardi. Ermenilere de zarar verdi. Refaxiye'ye dogru geldi. 500 kisi de Dersim'den aldi.

Haydar Bey Tuzla gözüne gitti. Azimet Bey Pola deresine gitti. Güçlerayrildi.AzimetBey gittigi yerde yenildi. Yenilenler Imranli'ya dogru geldiler. Ben, babam ve diger

"Bu süre zarfinda Imranli ve civar yerlerden üçyüzden fazla kisiyi boyunlarina weris baglayip, kaniçilaya, kamçilaya yürüterek Sivas'a hapse götürdüler. Seyit Riza büyük tepki gösterdi."
savasçilar Göleris' e gittik. Kürt kuvvetleri 900 düsman silahina el koymuslardi. Alisan Bey Divrixi'de kaymakam idi. M. Kemal, Alisan Beyi Refaxiye'ye gönderdi ki, o silahlari alsin. Alisan Bey, Hildere'de duruyordu. Dersimliler geldiler ve o silahlari katirlara yükleyip götürdüler. M. Kemal Alisan Beyi Dersim'e de gönderdi. M. Kemal askeri Yunan'in önüne gönderdi. Yunan bittikten sonra çekti buraya. Topal Osman geldiginde 500 Dersimli ve Koçgiriliden bazilari ona ve mahiyetine karsi savasmaya gittiler.

Refaxiye'de degirmenlerin ordan bizim buraya 3 ayda gelebildiler. Mitralyözleri vardi. Bize göre silah yönünde güçlüydüler. Biz Ortaköy degirmeninin orda mevziye yatmistik. Yenice tarafindan bir bölük asker geldi. Biz dürbünle izliyoruz. Kuz köyl e kadin ve çocuklari topladilar. Köyün altina pire (köprü) nin yanina götürdüler. Hepsini taradilar bunun üzerine biz saldiriya geçtik. 12 askeri orada öldürdük, kaçamadilar. Kayinbogaz'da kaldilar, orayi sardik. Gomamistik'in oraya da askerler gelmisler di. Alaylar ordan geriye dönüyor.

Ortaköy'den Pilo karisini yanina almis suya vurup karsiya geçiyorlar. Askerler yakalamis, nereye gittigini soruyorlar, "size bilgi vermeye geldim" diyor.
Azimet Beyin gittigini, Haydar Beyin Çengelli'de oldugunu, babamin mahiyetinde olan 70-80 kisilik silahli güç disinda kimsenin bulunmadigini belirtiyor.Onun verdigi bilgiler dogrultusunda asker hücuma geçti. Babaligim Nuri vuruldu. Amcam Izzet ve digerleri Agila gittiler. Yaralilarimiz vardi. Babam çarpisiyordu. Biz Seyd Hüseynin Gomunaordan Günde Bale'nin yaylasina gittik. Bir bölümümüz kar kütüklerinin üzerinde yürüdük. Birbirimizi kaybettik, Azize Kür'ün yaylasina geçtik. Gürgin tarafinda duman yükseldigini haber verdiler. Haberci gönderdik, Azimet Bey ordaymis.Kelares,Kanisurik,Mistan köylerine haber gönderdik, ekmek istedik. Azimet Bey de yanimizageldi. Orda epey tartistik. Durumumuzu konustuk Bazilari kara, magara yasamina, açliga dayanamadiklarini belirterek bizden ayrilip gittiler. Savasmayi biraktilar. Biz bulundugumuz yerden Kevresipi'ye geçmek istedik. Kar bastirdi. Geri döndük. Biralayaskeryolda hareket halinde. Birsüre sonraÇiyeye Sor'intepesine ulastik. Etrafi rahatlikla dürbünle izliyoruz. Onlar da bizi görmüsler, ama ulasamadilar. Neset adli al bay baslarindaydi. Alevi oldugu söyleniyordu. Bulundugu yerden izliyoruz. Köylerden ates ve duman yükselmekteydi. Babam, "bunlar bütün köyleri yaktilar, yakaladiklariniöldürdüler, artik dönüp giderler" dedi. Ve ardindan, "biz Yenice köyüne dogru gidelim. Bunlar ulasmadan ordaki insanlarimizi kurtaralim" dedi.

Goma Nuriye geldik. Bir gece sonra Yenice'ye ulastik. Ertesi gün iki haberciyi Mahmut Beye gönderdik. O, habercilere bizim yanina gitmemiz gerektigini söylemisti. Kaniya Sipi-Sivanke köyüne gittik. Yanimizda bir tane de Ermeni çocuk vardi. Yetimdi, açti. Sürekli agliyordu. Hepimiz açtik. Kuto'nun evine gittik. Zor bela 14 ekmek aldik. Mahmut Beyin ogullari Hakki, Haydar, Hüseyne Kür bize at getirdiler. Görüstükten sonra bu atlara binerek Goleris'e dogru yol aldik.
Erzincan mutasarifi, af çiktigini ve kendisinin Taqi Beyi korumasi gerektigini söylüyor, Mahmut Beye. Mahmut Bey inanmiyor. Mahmut Bey, mutasarifa "dogru mu söylüyorsun, Taqi Bey su anda benim evimde" diyor. Birlikte eve geliyorlar. Geldiler bizayri biryerdeyiz. Ben birakmadim babam yanina gitsin, güvenmiyordum.Öldürtebilecegini düsünüyordum. Mutasarif ayrilip Babus'a gitti, giderken Mahmut Beye, "gidip getireceksin, ölüyse "~"~" basini, sagsa kendisini görmek istiyorum. Haber aldim Haydar Beyin paralari Taqi Beyin yanindadir, paralar için onu öldürdünüz mü" diyor.

Mahmut Bey bize konustuklarini anlatti.Babam ve kendisi beraber Babus'a gittiler. Ertesi gün bize bir seyler hazirladilar. Biz de Goma Xancike'ye dogru hareket ettik. Yanindakiler de babama tekrar "Babus'a gitme seni vururlar" diye tembihlediler. Sivanke'ye geçtik. Ordabiray kaldik. Peci köyüne geldigimizde ben hastalandim.

Bu süre zarfinda Imranli ve civar yerlerden üçyüzden fazla kisiyi yakalayip boyunlarina vveris baglayip,
kamçilaya, kamçilaya yürüterek Sivas'a hapse götürdül er. Seyit Riza buyüktepki gösterdi. Sürekli tel çekti, hapistekiler birakilsin diye.

Zülfikar: Topal Osman'i nerede ve kim vurdu?

D. Kamber: Biz mevzideydik, izliyoruz. Dilo haini bilgi verdi ya, o da rahatlikla dolasacagina inandi. Berver'den geliyorlar.
Ortaköy'de Topal Osman güçlerinin önünü kestik, Zimeg köyünde yasayan bir tek sey birakmadilar. Her seyi yok ettiler.
Bizim atis mesafesine girince Hesene Silike nisan aldi ve vurdu. Atiöldü, kendisi yaralandi. Çaliyurt'ta bir dürzü iti sirtinda tasidi
Zülfikar: Isyandan sonra neler oldu?

D. Kamber: Misto Pasa Alisan'a söhretli bir dügün yapti. Resit Pasa Sivas'ta haber gönderip Misto Pasa'yi istiyor. Gidip geldi. Hasta düstü ve bir iki gün sonra öldü. Biz zehirlendirildigini düsünüyorduk.
Güçlü Kürt istemiyorlardi.
Trabzon mebusu Ali Sükrü, M. Kemal'e karsiçikiyor. M. Kemal bundan korkuyor ve Topal Osman'a Sükrü Beyi vurdurttu.
Topal Osman'i pasa edecegini söylüyordu. Ali Sükrü'yü evine davet edip boguyor. Cinci deresinde batakliga atiyor.M. Kemal kendisine engel olabilecek herkesi vurdururdu. Sonunda Topal Osman'i da istedigi gibi kullandiktan sonra öldürttü. Çünkü M. Kemal'in çok seyini biliyordu. Ziya Xursit, Sivas valisi Faik Beyin kardesiydi, izmir'de M. Kemal'i öldürmek istiyorlar. Edirne milletvekili topal Sevki Bey de bunlar içinde, bu zat ihbar ediyor. Tertipçilerin hepsi asildi.

ALINTI : www.koc-giri.com


Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 12 473
Point(s): 38 550
Moyenne de points: 3,09

MessagePosté le: Ven 14 Fév 2014 - 01:24
MessageSujet du message: Koçgiri Katliamı / Isyanı
Répondre en citant

Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife - AYŞE HÜR

AYŞE HÜR
10/03/2013
Radikal



Mustafa Kemal ve Diyap Ağa bir gezide. Sakallı Nureddin Paşa (sağ üstte), devlete hizmet eden Rayber (sağda).

Rivayete göre Nureddin Paşa, "Zo [Ermeniler] diyenleri temizledik. Lo [Kürtler] diyenlerin köklerini de ben temizleyeceğim" demişti. 500 asiyi kendi deyimiyle 'temizledi', 'tepeledi'. 2 bin kişiyi Anadolu'nun çeşitli yerlerine sürdü.
Bu haftaki yazım bundan tam 92 yıl önce bu günlerde başlayan Koçgiri isyanına dair.

Tarihi Dersim Sancağı’nın batısında yer alan Hafik (Koçhisar), Zara, İmranlı, Refahiye, Kemah, Divriği, Kangal, Kuruçay ve Ovacık coğrafyasında 135 köyde yaşayan, ezici çoğunluğu Kızılbaş Kürt/Zaza olan Koçgirililer, Dersim bölgesinin geneli gibi, 20. yüzyılın başlarına kadar devletle, İstanbul’la pek sıcak ilişkiler içinde olmamışlardı. Sorunlar devletin resmi belgelerinde ağırlıklı olarak ‘asayişsizlik’ başlığı altında toplanıyordu. Ancak 1908’de Meşrutiyet’in ikinci kez ilan edilmesiyle ortaya çıkan özgürlük ortamında kurulan Kürt cemiyetlerinden bazıları Dersim’de de faaliyet göstermeye başlayınca milliyetçi uyanışın ilk filizleri de belirlemeye başladı. Koçgiri aşiretleri 1918’de kurulan Kürt Teali Cemiyeti (KTC) ile temasa geçtiler. 1919’da İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği’yle özerklik için görüşenler arasında Koçgiri eşrafından kişiler de vardı.

Wilson’un 14 ilkesi

Şubat 1920’de, Koçgirililer, ABD Başkanı Wilson’un ünlü ‘14 İlkesi’nden, savaş sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk olmayan halklarına özerklik verilmesini öneren 12 ilkesi uyarınca özerklik taleplerini yaşama geçirmek üzere harekete geçti. Hareketin liderliğini II. Abdülhamid tarafından paşalık rütbesi verilen İboların (Koçgiri aşiretlerinin en büyüğüydü) reisi Mustafa Bey’in oğulları Alişan ve Haydar beyler ile bu beylerin maslahatgüzarı olan Alişer (Alişir) Bey yapıyordu. (Mustafa Bey, 1902’de Kürtlerin bayramlarını müsabakalarla kutladığı gerekçesiyle, devletçe zehirlenerek öldürülmüştü.) Alişer Bey’in Birinci Dünya Savaşı sırasında bir süre ortadan kaybolduğu, bu süre içinde Ermeniler ve Ruslarla bölgenin siyasi geleceği için görüşmeler yaptığı, ancak bu görüşmelerin bilinmeyen bir nedenle başarısız olduğu ileri sürülmüştü. Nitekim Alişer Bey, 1917’de Rus ordusu Erzincan’a doğru yürürken ortaya çıkmıştı.

Hareketin fikri önderi ise KTC üyesi olan Baytar Nuri Dersimi’ydi. Bu şahsiyetlerin hepsi de bölge standartlarına göre iyi eğitim görmüşler, devlet işlerinde tecrübe edinmişler, güzel konuşma ve yazma becerilerine ve en önemlisi milliyetçilik bilincine sahiplerdi. Ancak Koçgiri aşiretlerinin ana kitlesi için böyle bir bilinçten söz etmek imkânsızdı.

Bu yüzden ekipten Alişan Bey, kendisini ‘Halife Ordusu Müfettişi’ ilan etti ve Kızılbaş da olsalar, Koçgirililerin bildiği tek otorite olan padişahın asker toplanmasına izni olmadığı propagandası ile Ankara’nın aleyhine çalışmaya başladı. KTC’nin bölgede dağıttığı bildirilerde, bölge halkından, huzursuzluk çıkarmamaları ancak Milli Mücadele’ye (Ankara güçlerine) de katılmamaları, çünkü büyük devletlerin yakında Kürtlerin haklarını verecekleri propagandası yapılıyordu.

Ankara’dan talepler

Öyle ki, Temmuz 1920’de Alişan Bey’in güçleri Kangal-Zara bölgesini kontrol etmeye başladı. Ağustos ayında, Refaiye yöresinden Şadan Aşireti’nin reisi Paşo’nun adamları Ankara’ya bağlı bir birliğe saldırdı. Ardından Alişan Bey Refahiye’yi, kardeşi Haydar Bey İmranlı’yı kontrol altına aldı. Kasım ayında aşiret liderleri Hozat’ta bir araya geldi. 25 Kasım 1920 tarihli toplantıda Ankara hükümetine yönelik bir bildiri hazırladılar. Bildiride Ankara’ya 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Barış Antlaşması’nın Elazığ, Diyarbekir, Bitlis ve Van vilayetlerinde bağımsız Kürdistan kurulmasını öngören maddeleri uyarınca Dersimli aşiretlere özerklik verilmesi çağrısı yapılıyordu. Ayrıca Elaziz (Elazığ), Malatya, Sivas ve Erzincan hapishanelerindeki tutulu Kürtlerin salıverilmesi; Türk memurların ve askerlerin Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu bölgelerden çekilmesi talep ediliyordu.

Meclis’teki siyasi çatışmalar ve Anadolu’nun dört bir yanında patlak veren iç isyanlarla meşgul olan Ankara hükümeti nihayet durumun ciddiyetini kavradı ve aralık ayında bölgeye bir ‘Nasihat Heyeti’ gönderdi. Heyet, Ferhatuşağı Aşireti Reisi Diyap Ağa, Abbasan Aşireti reislerinden Meço Ağa, Karabal Aşireti’nden emekli süvari binbaşısı Hasan Hayri Bey ve amcaoğlu Ahmet Ramiz Bey ile Mustafa Zeki Bey gibi bölge liderlerini Dersim milletvekili olarak Meclis’e katılmaya ikna etti. Çünkü Dersimli liderlerin kulaklarına Sevr’in sadece Kürtler/Zazalar için değil Ermeniler için de bazı fırsatlar sunduğu fısıldanmıştı. Bölgede bir Ermeni devletinin kurulması olasılığı bölge liderlerinin Ankara’nın yanında saf tutmasını sağlayıvermişti.

Diyap Ağa BMM’ye nasıl katıldı?

Dönemin tanıklarından Enver Behnan (Şapolyo) Bey, 27 Temmuz 1931 tarihli Yenigün gazetesinde yayımlanan röportajında Diyap Ağa’nın nasıl milletvekili olmayı kabul ettiğini şöyle anlatmıştı: “Gâvur Anadolu’yu sardı: Hepimizi bir düşünce aldı. Din ve diyanet, ırz ve namus, Türklük tehlikeye düştü. İşittik ki Erzurum taraflarında can kurtaran bir paşa çıkmış. Meclis kuracakmış. Onu hep gözledik. Öğrendim ki bu paşanın adı Mustafa Kemal imiş. Onun büyük yüzünü görmeğe can attım. Fakat o zaman olmadı. Sonra Sivas’a, oradan da Ankara’ya gelmiş. Bu zaman bizden iki mebus istedi. Herkes korktu, ihtiyar halimle vatanı kurtaranların yanına koşmayı, hatta başımı bile vermeyi göze aldım. Bana ‘Gitme, ölürsün’ dediler. ‘Zaten herkes mahvoluyor, varam, gidem, onlara ulaşam, hep beraber ölek’ dedim. Benimle mebus seçilen Ayas Uşağı aşiretinden Zeynozade Mustafa Ağa korktu, gelmedi. Ben yanımda bir uşağım, atlara atladık, Elâziz’e geldim. Elâziz’de bana harcırah verdiler. Oradan bir yaylı araba tuttum. Malatya, Sivas, Kayseri yolu ile on sekiz günde Ankara’ya vardım...”
Aynı günlerde 72 Kürt ve Zaza milletvekili, üzerlerinde yerel giysileri olduğu halde Meclis’e getirildiler ve İtilaf Devletleri’ne Ankara hükümeti ile beraber olduklarını bildiren bir telgraf çektiler. Bu tavrı içine sindiremeyen Alişer Bey ve adamları Erzincan Valisi Ali Kemali Bey’e göre Divriği-Kangal arasındaki Hasan Baba Tekkesi’nde, Nuri Dersimi’ye göre Kangal Yellice’deki Hüseyin Abdal Tekkesi’nde toplanarak harekete geçme kararı aldılar. İsyancılar 6 Mart 1921 günü Ankara’nın gönderdiği birliklere saldırmaya başlayınca (6. Süvari Alayı’nın kumandanı Binbaşı Halis Bey’i de öldürürler) asileri tepelemek için Sivas, Erzincan ve Elazığ’da sıkıyönetim ilan edildi. Ardından 13 Mart 1921’de ‘Sakallı’ Nureddin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu bölgeye gönderildi. Rivayete göre Nureddin Paşa görev yerine giderken “Zo [Ermeniler] diyenleri temizledik. Lo [Kürtler] diyenlerin köklerini de ben temizleyeceğim” demişti. Gerçekten de Giresunlu Topal Osman’ın 47. Müfrezesi’nin de yardımıyla Nureddin Paşa kısa sürede görevini başarıyla (!) tamamladı. 500 asiyi kendi deyimiyle ‘temizledi’, ‘tepeledi’. 2 bin kişiyi Anadolu’nun çeşitli yerlerine sürdü.

Koçgiri isyanı bastırıldıktan sonra üç aylığına Sivas Valiliği yapan Ebubekir Hazım (Tepeyran) Bey’in Nureddin Paşa’nın faaliyetlerine ilişkin olarak TBMM’ye sunduğu raporda şunlar yazılıydı: “Ümraniye bucağı ve Zara ilçesinin merkezine bağlı (...) 132 köy, savaşan düşman istihkâmları gibi yakılmış, yıkılmış ve yüzlerce nüfus öldürülmüştür. Ayrıca bütün mal, eşya, zahire ve hayvanları yağma olunmuştur. Binlerce nüfus da dağlarda, kırlarda, açlıktan ve yoksulluktan ölüme bırakılmıştır...” (Vali Bey, yıllar sonra kaleme aldığı anılarında “Yazmadıklarım, yazamadıklarım, yazmak azabına tahammül ettiklerimden az değildir” diyecekti.)

Af ve sonrası

Hükümet isyanın bastırılmasını yeterli görüyordu ama Nureddin Paşa bölgeye yönelik sert tedbirlerin devam etmesinden yanaydı. Özellikle Dersimli Kızılbaş aşiretlerin ‘bir daha ayağa kalkamayacak şekilde dağıtılmasında ve Anadolu’nun değişik yerlerine serpiştirilmesinde’ ısrarlıydı. Ancak Meclis bu teklifi reddetti ve mesele küllenmeye bırakıldı. 17 Haziran 1921’de Alişan ve Haydar beylerin etrafı sarıldı ve Ankara duruma hâkim oldu. Nuri Dersimi ve Alişer Bey kaçmayı başarmıştı. 300 civarında isyancı ölüm dahil çeşitli cezalara çarptırıldıysa da Ebubekir Hazım Bey’in telkinleriyle affedildi.

Bu tarihten sonra da Dersim milletvekilleri Kürt milliyetçilerine değil, Kemalist harekete destek vermeye devam ettiler. Örneğin Diyap Ağa, Enver Behnan Bey’in yukarıda sözü edilen röportajındaki “Hiç Millet Meclisi kürsüsüne çıktın mı?” sorusuna da şöyle cevap vermişti: “Bir kere de Lozan Konferansı sırasında kürsüye çıktım. Aha bizim memleket ahalisi Kürtmüş, orada bir Kürt hükümeti kuracaklarmış, bunu duyunca kızdım, kürsüye çıkıverdim. Gene sustular: ‘Lâilaheillâh Muhammedünresullâllah’ dedim. ‘Gerek Şafiî, gerek Hambelî, gerek Hanefî hepimizin kıblesi birdir. Meclisimiz, kulübümüz, dinimiz, milletimiz birdir. Biz Türk’üz. Hepiniz Lâilaheillâh demişsiniz. Şimden sonra mı, ayrı bir din, ayrı bir millet olacağız’ dedim. Gene el çırptılar, İsmet Paşa ayakta kürsünün yanına gelmiş, sakalımın dibine yaklaşmıştı. O da coştu, o da el vurdu.”

Bu desteğe rağmen, 1923 Ağustos’unda faaliyete geçen İkinci Meclis’te Diyap Ağa ve arkadaşları yer almadığı gibi, 1925’te Diyap Ağa Diyarbakır’a sürüldü, Hasan Hayri Bey Kürtçülük yaptığı için idam edildi. 1926 yılından itibaren Ankara, Dersim’i kesin şekilde zapturapt altına almak için kolları sıvayacak, yazılan acı reçetelerin sonucu da 1937-1938 Dersim Kırımı olacaktı... 


 

İsyanın liderlerinden Alişan Bey ve Haydar Bey, affın ardından bir süre Erzincan’da kaldıktan sonra Koçgiri’ye dönme izni almışlardı. Ancak 1923’ten sonra İstanbul’da ikamete zorunlu tutuldular. 1931’de affedilerek İmranlı’ya döndüler. 1933’te Zara Kaymakamı Şükrü Bey’in Alişer Bey’in karısı Zarife’nin kardeşi Gaxur aracılığıyla düzenlediği bombalı suikastta Alişan Bey parçalanarak ölürken Haydar Bey yaralı kurtuldu.

Baytar Nuri Dersimi ile Dersimlilerin deyişiyle Alişer Efendi ve karısı Zarife Hanım, Koçgiri yenilgisinden sığındığı Koçuşağı Aşireti’nden sonra Dersim’e geçti. Nuri Dersimi Ankara ile temasını hiç kesmedi, merkez ile Dersim aşiretleri arasında mekik dokudu, 1937’de I. Dersim Harekatı sırasında Halep’e geçti ve 1973’te Suriye’de öldü.

Alişer Bey ve karısı Zarife Hanım ise Dersim’e, Seyit Rıza’nın köyüne yerleşmişti. Alişer Bey, Dersim’de kaldığı süre içinde siyasete karışmadı, eskisi gibi Kürtçe ve Türkçe yazılar, şiirler yazmaya devam etti. Birbirine çok bağlı olan ve birbirini ‘Heval’, ‘Hevale’ (yoldaş) diye çağıran çiftin çocukları olmadı. Nuri Dersimi’nin anlattığına göre “O (Zarife) aslan ki kendi döneminde okuma-yazma bilen, hem siyasi hem de askeri bir Kürt kadınıydı. Çok sefer Alişer bir şey yapmadan önce onun düşüncesini sorar, fikrini alırdı. Ona sormadan karar vermezdi. Zarife savaşçıydı. Çok sayıda bayan da onunla birlikte savaştılar. Onlar da silahlıydılar. Çarpışmalar başlamadan önce silahlı eğitim aldılar, yaptılar.”

Rayber ve Zeynel’in ihaneti

I. Dersim Harekâtı’nın şiddetlendiği günlerde, Nuri Dersimi Halep’e giderken, Seyit Rıza’nın önerisiyle Sovyetler Birliği’ne sığınmaya karar veren Alişer Bey ve Zarife Hanım Tujik Dağı’nda bir mağaraya gizlenmişti. Seyit Rıza’nın devletle işbirliği yapan adamlarından Zeynel ve dört arkadaşı 9 Temmuz 1937’de güya çifti ziyaret etti. Çift, tuzağa düşürüldüklerini anlayınca silahla karşı koydu ama sonunda yenik düştü. Zeynel durumu Seyit Rıza’nın kardeşinin oğlu Rayber’e bildirdi. Rayber, Seyit Rıza’nın oğlu İbrahim’in 1933’te Sin baskını sırasında öldürülmesinin şüphelisiydi. Dolayısıyla, amcasının kendisinden bir gün mutlaka hesap soracağını bilerek yaşayan Rayber için devletle işbirliği yapmaktan başka çare yok gibiydi. Devlet de bu zorunluluğu para ve övgülerle destekleyerek Rayber ve Zeynel gibileri devletin muhbiri ve milisi haline getirmişti.

Zeynel ve Rayber, çiftin kesik başlarını ve Alişer’e ait kitap, yazı ve şiir tomarını ve değerli eşyalarını Alpdoğan Paşa’ya teslim edip, ödüllerini aldı. Çiftin kesik başlarının fotoğrafını çeken Albay Nazmi Sevgen’e göre, başsız bedenleri gömülmeyip çürümeye terk edilmişti ancak yerel kaynaklar bu iddiayı reddediyor ve cesetlerin cinayetin gerçekleştiği Palaxine mağarasının yakınına gömüldüğünü söylüyor. Merak edenler olabilir; Zeynel Top devletle işbirliğinden vazgeçti, ancak Rayber göreve devam etti, buna rağmen 1938’de parasal anlaşmazlık sonucu devlet güçleri tarafından hem kendi hem oğulları öldürüldü.
Alişer Efendi ve Zarife Hanım’ın acı sonu

Özet Kaynakça: Mustafa Balcıoğlu, İki İsyan (Koçgiri, Pontus) Bir Paşa (Nureddin Paşa), Nobel Yayınları, 2000; Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, Doz Basım Yayın, 1997; Uğur Mumcu, Kürt-İslam Ayaklanması, Tekin Yayınevi, 1991; Nazmi Sevgen, Tarih Dünyası Dergisi, S. 9, 15 Ağustos 1950; Evin Aydar Çiçek, Koçkiri Ulusal Kurtuluş Hareketi, APEC Yayınları, Stockholm 1999 (Rayber fotoğrafı Çiçek’in kitabından alınmıştır).


http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=1124…
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
Anadolist


Hors ligne

Inscrit le: 07 Avr 2014
Messages: 15
Point(s): 33
Moyenne de points: 2,20

MessagePosté le: Lun 7 Avr 2014 - 22:34
MessageSujet du message: Koçgiri Katliamı / Isyanı
Répondre en citant

ALEVİ DEMEK ANADOLU DEMEKTİR SURİYE ALEVİLERİNİN DNA LARI BİZİ DOĞRULAR LUWİLERİN HİTİTLERİN SURİYEDE YAŞADIĞINI BİLİYORSUNUZ İŞTE GERÇEK KÖKLERİ SURİYE VE ANADOLU 2 MİLLET TEK DEVLET ERMENİLERDE ÖYLE. ALEVİ KÜRT ASİMİLE

Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 164
Point(s): 68 860
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mar 14 Mar 2017 - 18:56
MessageSujet du message: Koçgiri Katliamı / Isyanı
Répondre en citant

Hikayesi olmayanın kendisi de olmaz’



[/url]

İstanbul Ümraniye’de Koçgiri Derneği ‘96. Seneninde Belgeler Işığında “Koçgiri Başkaldırısı Sosyo – Çözümleme” konulu oturumda bir araya geldi.
İstanbul Ümraniye’deki Koçgiri Derneği’nin “96. Seneninde Belgeler Işığında “Koçgiri Başkaldırısı Sosyo – Çözümleme” konulu oturumuna Koçgiri Derneği Azası Gültekin Uçar, Munzur Üniversitesi Öğretim Azası Dilek Kızıldağ Sauileau ve Alişan Akpınar panelist olarak katıldı.

KOÇGİRİ’DE NE YAŞANDI?
1921 yılında Koçgiri bölgesindeki Zara, İmranlı, Divriği, Hafik, Kuruçay, Kangal, Refahiye ve Sarız’da yaşanan ve on binlerce Kürt Alevinin katledilmesine, binlercesinin dağlarda sefalet içinde ölümle mücadele etmesine kapı aralayan Kocgiri kırımına ait devlet arşivlerinde yeni vesikalara erişildi.

KOÇGİRİ BAŞKALDIRININA AİT 5 BİN VESİKAYA ERİŞİLDİ



Alişan Akpınar Koçgiri Başkaldırınına ait 1990’lara kadar çok az sayıda doküman ve vesika olduğunu söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
“Hemen hemen herkesin elinde yalnızca bir broşür kadar vesika vardı. Bir de anne, baba, dede ve nenelerimizden duyduğumuz hikayeler vardı. Bu hikayelerin hepsi de değişik dillendirildiğinden hangisinin doğru olduğunu ayırt edemezdik. Yıllar sonra Osmanlı arşivine girdim ve çok şaşırdım. Koçgiri başkaldırınına ilişkin 5 bin belgeye eriştim. Ancak bu sadece bir kişinin yapacağı bir iş değil. Koçgiriye ilişkin hali hazırda çok sayıda belge ve doküman var. Bu yüzden bu konuya ilişkin çok kişinin araştırma ve çalışma yürütmesi gerek. 1800’lü senelerden itibaren Koçgiri aşireti Dersim’den gelip Sivas bölgesine yerleşiyor. Ve Osmanlı Devleti Koçgiri aşiretiyle çok ciddi bir şekilde ilişkiye geçiyor. Osmanlı kayıtlarında Koçgiri diye kazalar oluşturulduğunu ve buralarda oturanların Ermeni mi, Kürt mü olduğu hane hane kayıt altına alınmıştır. Ancak Devlet ve Koçgiri aşireti arasında meseleler teşkil ediliyor ve seferler tertip ediyor. Daha sonra Koçgiri aşireti öncüsü Trabzon’a ve Rusya’ya sürgün edilip bu bölgeye Çerkezler devlet tarafından yerleştiriliyor. Bu anlattıklarıma ait yüzlerce ve binlerce devlet arşivlerinde halen belgeler bulunmaktadır.”

“HİKAYESİ OLMAYANIN KENDİSİ DE OLMAZ”



Koçgiri Derneği Azası Gültekin Uçar da Koçgiri başkaldırınına ilişkin anlatılacak çok hikayenin olduğunu söyledi. “Zati hikayesi olmayanın kendisi de olmaz” diyen Uçar, şunları kaydetti:

“Tarih olanı değil, kırılma anlarını tespit eder ve kayıt eder geri kalanını yok eder. Tarihçilerin çoğu tarihçi olabilmek, olaylara objektif bakmak ve saptayabilmek için olmuş olan olgular üzerinden dururlar. Ancak insanların kimliği bunlar üzerinden oluşmaz. İnsanların kimliği inanç, dil ve etnik bakımdan nasıl oluşur? Ve insanlar gördüğü haksızlıklara, dövüşlere ve politikadaki oluşan kutuplaşmalara karşı neye göre saf alırlar? Veya hangi duygulara, hangi düşüncelere ve yaşanmışlıklara göre karar verirler. Tüm bu suallerin yanıtını tarihten çok bellek karar verir ve belirler. Zira tarihler boyu krallara, saraylara, ağalara ve beyliklere karşı gelen onların zulümlerine boyun eğmeyen Mazdek’ler, Babetler, İlyas Babalar, Şeyh Bedrettinler son zamanlarda de halen kadınları ortak kullanan, devlete daimi efelenen devlet düşmanı olarak görülmüştürler. Alevi Kızılbaşlar için mum söndü yalanı ve iftirası tarihte olduğu gibi bugün de devam etmektedir.”

“TOPLUMU, DİLİNİ, HAYATINI BELİRLEYEN HAFIZADIR”

İnsan kimliğinin oluşmasında ilk akla gelenin kendi kimliğimizi oluşturmak olduğunu ifade eden Uçar sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşte tarihin çoğu zaman yazmadığı ancak toplumun kültürünü, dilini, tutumunu, hayatını belirleyen o düz çizgi hafızadır. 20. yy’da hafıza üzerine her cenahtan araştırmalar yapıldı. Araştırmalar neticesi insanın kimliğini belirleyen etkenin geriye dönük aklına gelen ilk olay ve düşünce olduğu ortaya çıkmıştır. Şayet bir insana yeni bir şeyler yüklemek istiyorsanız aklına gelen ilk olayın veya düşüncenin üstüne bir şeyler yaparak başlamalısınız. Yavuz denildiğinde biz Alevilerin aklına kötü şeyler gelmektedir. Zira Yavuz ismi önceden gaddar, merhametsiz, sert ve vahşi gibi kötü manalarda kullanılırmış. Ancak bu vaziyet padişah olunca kuvvetli bir noktaya erişince değişmiştir. Koçgiriler de kendilerini müslüman ve Horosan’dan gelmiş görürlerse ve tarihin öncesini görmezden gelirlerse bugünkü olayları dile getirmek zorlaşır. Ve bugün kendisine dayatılan kimlik üzerinden bir kimlik yapmak zorunda kalırlar. Bunun önüne geçmenin yolu gerçek olgu neydi, nasıl bir tarihsel süreç yaşanmıştı, belgesi neydi gibi durumlar tarihsel, inançsal ve hafıza boyutu ile tartışılıp, konuşulursa gerçekliğe erişilir. Ve biz böylelikle bilinçaltımıza yerleştirilmiş ilk kareyi reddederek onun altındaki gerçeğe doğru derin bir bakış gerçekleştirmiş oluruz. Böylelikle kendi kimliğimiz kendimiz oluşturmuş oluruz.”

BELGE VE DOKÜMANLAR ‘KOÇGİRİ BAŞKALDIRISI’ İSİMLİ KİTAPTA TOPLANDI

Koçgiri tarihini araştıran çok sayıda belge ve doküman bulan Dilek Kızıldağ Sauileaut da tüm bu verileri Koçgiri Başkaldırısı isimli kitabında bir araya getirdi. Koçgiri’de yaşananların bir başkaldırı olarak gösterildiğini ancak o döneme şahitlik edenlerin yapılanların bir kırım ve vahşet olduğunu dile getirdiklerini belirtti.



“BİNDEN FAZLA İNSAN KATLEDİLDİ”

Sauileau, dönemin şahitlerinin Koçgiri’de yaşanların bir başkaldırı değil kırım olduğunu söylediklerini belirtti. Sauileau döneme ait eriştiklerini şu sözlerle anlattı:
“Koçgiri bölgesindeki Alevi halkı Ermenilere yapılanların kedilerine de yapılacağı korkusu ile sürekli tedirgin bir şekilde yaşamışlardır. Devlet o dönem Sunnileri silahlandırarak Alevi-Sunni çatışmalarının yanmasına kapı aralamıştır. Zara’da Nurettin Paşa ile Topal Osman liderliğinde 1700 hane, 100 köy ve binden fazla insan katledilmiştir. Koçgiri bölgesinde yaşayanların evlerine ve mallarına devlet el koymuştur. Devletin el koyduğu bu malların Topal Osman tarafında Giresun’a gönderdiği söylenmektedir. Koçgiri bölgesinde gerçekleştirilen bu baskı ve zulüm siyaseti devletin tarafsız duruşuna uymadığını göstermiştir. Yaşanılan bu vahşetlerin dış ülkelerce duyulmaması için ve olayın kapanması için Dersim’deki aşiretlere milletvekilliği önerisi götürülmüştür. Ancak aynı vakit bölgede Ali Şer gibi toplumun ileri gelenleri gözaltına alınmaya devam edilmiştir. Devletle yapılan anlaşmalara karşın hali hazırda baskı ve şiddetin devam etmesi bölgedeki halkın devlete olan güvensizliği artmıştır. Bölgedeki aşiret başkaldırılarını asıl sebebi Nurettin Paşa’nın bölgeye uyguladığı baskı ve şiddete karşı bir savunma ve yasal müdafaa niteliği taşımaktadır.”


İsmet SEFER


http://www.alevinet.com/2017/03/13/hikayesi-olmayanin-kendisi-de-olmaz/


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 17:23
MessageSujet du message: Koçgiri Katliamı / Isyanı

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Dersim Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com