Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Bursa/Պրուսա Kazasi
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les villes d'Arménie Occidentale Aller à la page: <  1, 2
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009



Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009

MessagePosté le: Mar 11 Mar 2014 - 08:26
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Revue du message précédent :



Brousse, Triage de cocons ( Filature J. Keuleyan fils ), éd. Le Cartophile
Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Mar 11 Mar 2014 - 08:26
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009
Point(s): 71 212
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mer 11 Juin 2014 - 09:43
MessageSujet du message: Soykırmdan Önce ,Bir Zamanlar Boursa'da Hay Toplumu Vardı
Répondre en citant

Soykırmdan Önce ,Bir Zamanlar Boursa'da Hay Toplumu Vardı


BURSA ERMENİLERİ

HÜDAVENDİGAR VİLAYETİ BRUSA SANCAĞI1

1904 SENESİ

Piskopos : Hovhannes Arşaruni

Vekili : Başpapaz Yeprem Zadikyan

Şehir Meclisi;

Başkan : Seropcan Papazyan

Sekreter : Garabed Buduryan

Üyeler : Agop Balabanyan, Hovhannes Hobuşyan, Zenup Kapamacıyan, Garabet Dervişyan, Mikayel Nesterciyan

Kiliseler;

Bursa Merkez : Surp Asdvazazin

Yenisölöz : Surp Hresdagabed

Mihalçık : Surp Sarkis

Gemleyic : Surp Tateyos Partogomeos

Benli : Surp Hagop Mıdzpına

Kermasti : Surp Lusarovic

Pazari Medz : Nor Keğ

Büyük Yeniköy : Surp Garabed

Pazar Ortaköy : Surp Asvazazin

Çengiler : Surp Minas

Keramet : Surp Asdvazazin

Bursa Sancağına bağlı İznik, Yenice ve Yeniköy'de 17 Ermeni kilisesi bulunuyor.

Çengiler köyü (şimdiki adı Sugören): Ermeni köyü imiş. 3 ipek fabrikası, 2 tiyatro salonu ve okulu, Surp Minas adında bir kilisesi bulunuyormuş. (Her kilisenin yanında muhakkak bir okulu bulunuyordu.)

Ortaköy : Rum köyü

Büyük Yeniköy : Büyük bir Ermeni köyü imiş.



BRUSA SANCAĞI

1906

Piskoposu : Hovhannes Arşaruni

Vekili : Başpapaz Yeprem Zadikyan

Ţehir Meclisi;

Başkan : Kirkor Mıgırdıçyan

Genel Sekreter : Bedros Kehyayan

Üyeler : Stepan Saadetyan, Maksut Teonyan, Mardiros Fermanyan

1 Kaynakça; Surp Purgiç 1905-190? Takkim defterleri. (Yapı Kredi Kültür Yayınları personelinden Ersoy Soydan'ın, Raif Kaplanoğlu'na 12 Aralık 1997 tarihli faks mesajı.)

........





BURSA'DA 1900 LI YIILARDA FOTO STÜDYOSU OLAN PAPAZİAN-BRUSSE DAMGASI VAR
.................................
http://team-aow.discuforum.info/t14937.htm


Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 123
Point(s): 40 403
Moyenne de points: 3,08

MessagePosté le: Lun 21 Juil 2014 - 02:46
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Setbaşı Mahallesi’nde Bursa Ermenilerinin silinen tarihi saklı

Osmanlı arşivlerinden günümüze farklı isimlerle de anılmış olan Setbaşı İpekçilik caddesinde bulunan Aziz Meryem Ana Ermeni Kilisesi, 12 Eylül 1980 darbe sonrasında dönemin yöneticileri tarafından verilen emirle yıkılarak Setbaşı Ortaokuluna dönüştürülüyor. Kilise hakkında bilgi toplarken aslında bu mahallenin Bursa Ermenilerine ait kaybolmuş hikâyelerle dolu olduğunu görülüyor.

ZÜBEYR KAVIK 
Agos
04 Temmuz 2014




Osmangazi Metro istasyonunda indiğinizde Bursa’nın tarihi yapılarına ait fotoğraflar karşılıyor sizi. Bu fotoğraflar arasında dikkat çeken ve çarpıcı bir hikâyesi olan Aziz Meryem Ana Ermeni Kilisesini görebilirsiniz. Osmanlı arşivlerinden günümüze farklı isimlerle de anılmış olan Setbaşı İpekçilik caddesinde bulunan Ermeni kilisesi, 12 Eylül 1980 darbe sonrasında dönemin yöneticileri tarafından verilen emirle yıkılarak Setbaşı Ortaokuluna dönüştürülüyor. Kilise hakkında bilgi toplarken aslında bu mahallenin Bursa Ermenilerine ait kaybolmuş hikâyelerle dolu olduğunu görülüyor.
Aziz Meryem Ana Ermeni Kilisesi, bir ibadethane olmanın dışında aynı zamanda Bursa ve çevresindeki Ermenilerin dini ve idari merkeziydi. Kaynaklara göre, aynı avlunun içerisinde bir Ermeni okulu da vardı. Yıkılmadan önce sinema, daha sonrasında nikâh dairesi ve tütün deposu olarak kullanıldığı kayıtlara geçmiş. Kiliseden arda kalan iki katlı bir köşk ise bakımsızlığına rağmen hala olduğu yerde duruyor. Döneminin önemli din adamlarını misafir eden bu köşk, mahallenin Ermeni halkı tarafından boşlatılması ile kiliseden varislerine devredildi. Mahalle sakinleri bu köşkün belediye tarafından önemsenmemesi ve tarihi bir yapının çürümesinden şikâyetçi.
Kilisenin varlığını hatırlayan ve o yıllarda İpekçilik caddesinde ikamet eden Lerzan Akbaş ‘’ Şu anda bir marketin olduğu binanın yanında bir kilise vardı. Sonradan orası tütün deposu oldu. Maskları, amforaları, sahnesi, orgu duruyordu. Konser salonu da varmış; annemler oraya konsere gidiyorlarmış. 1980 yılından sonra da yıkıldı. Mahallemiz eskiden iki katlı eski evlerle doluydu şimdi olduğu gibi apartmanlar yoktu“ diyor.



Okuldan cezaevine
Mahallenin 1844 yılına ait Temettuat defterlerine göre mahallede o tarihlerde sadece gayrimüslimler ikamet etmiş. Tanzimat’ın ilanından sonra vergilerin adil bir şekilde toplanılması için oluşturulmuş bu defterlerde, 100 haneden oluşan bir mahalle Setbaşı. Nişan Taktakyan’ın ipek fabrikası o tarihlerde bulunduğu caddeye yani İpekçilik caddesine isim verdiği gibi mahalle sakini Ermenilerin çoğunluğu ipekçilik üzerine çalışıyordu. Kilise yakınındaki Ermeni Okulu hükümet tarafından tutuklanan Ermeni ve Rumlar için cezaevine dönüştürüldü. Ermeniler tehcir, Rumlar ise mübadele yolu ile şehirden uzaklaştırılıp okul boşaltılınca Setbaşı İlköğretim Okulu olarak vazifesini sürdürdü.
Eski mahalle sakinlerinden Özcan Göçmenöz, İpekçilik Caddesi’nin eski günlerinden şöyle bahsetti; ‘’Mahallemiz eskiden Ermeni mahallesiymiş. Evimizin karşısında çok güzel ahşap bir ev bulunurdu. O eve papazın evi derlerdi. Bir gün evimizin önüne bir fayton geldi. Meğer bu hanım bizim evimizin Ermeni sahibiymiş. İkramda bulunmak istedik ama sadece su istedi. Bizim semtin suyu Bursa’nın en güzel suyuydu. Hanım özellikle o sudan içmek istemişti. Bugün kiliseden kalan ahşap bina bir dönem Devlet Su İşleri olarak kullanılıyordu. Şimdi caddede eski binalardan bir tek o kaldı.”
Caddenin biraz daha ilerisinde bir Ermeni Mezarlığı olduğu ve bu mezarlığın yerinden taşınıp kütüphane inşa edildiğini belirtildi. Kütüphane yetkilisi bu ifadenin çok kişi tarafından dile getirildiğini fakat herhangi bir kayıt bulunmadığını söylüyor. Mezarlığın 1951 yılında belediye tarafından İskan Müdürlüğü’ne devredildiği ve daha sonrasında mezarlığın taşındığı bilgisini edinirken, ne yazık ki taşınan mezarlığın günümüzde nerede olduğu belli değil. Mezarlıktan günümüze sadece eski bir havuz kalmış ve şimdi kütüphanenin hemen yanındaki Milli Eğitim binasının bahçesinde yer alıyor.
İpekçilik Caddesinde ilerledikçe üzeri betonarme binalarla kapatılmış hikâyelere ve bir tarihe şahit oluyorsunuz. Bugün Osmangazi Metrosu’nda gururla sergilenen ve birçoğu o dönemin Ermeni, Rum halkına ait olan yapılar ne yazık ki artık yok.
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Visiter le site web du posteur
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009
Point(s): 71 212
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 3 Jan 2015 - 20:34
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Osmanlı'nın erken dönemlerinden beri önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Bursa, kimi tarihçilere göre imparatorluk sınırları içinde kapitalist ilişkilere erken giren Osmanlı şehirlerinden biridir. On dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde Bursa'da sanayileşme yönünde değişmeye başlayan üretim ilişkileri ve imparatorluğu boydan boya sarmaya başlayan Batılılaşma etkisi Bursa'da, Osmanlı'nın ticari ilişkileri yoğun diğer pek çok kentinde olduğu gibi, tüketim alışkanlıklarının da yavaş yavaş değişmeye başlamasına yol açtı. Bu podcastimizde İsmail Yaşayanlar "Osmanlı Dönemi Bursa Otelleri" çalışmasıyla 19. yüzyıl Bursa'sında gözlemlenebildiği şekliyle, imparatorluğun kimi kentlerinde değişen ve gelişen bu yeni tüketim alışkanlıklarının "turizm" boyutuna dikkat çekiyor.


İsmail Yaşayanlar, Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü doktora öğrencisidir. Yaşayanlar'ın "Osmanlı Dönemi Bursa Otelleri" isimli çalışması 2012 yılı Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü'nü aldı. (bknz. academia.edu)
Elçin Arabacı, Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü doktora öğrencisidir. Halen ondokuzuncu yüzyılda Bursa'da sivil toplum üzerine doktora araştırmasını sürdürmektedir. (bknz. academia.edu)

GÖRSELLER


1880’lerde Fransız sigorta şirketi tarafından hazırlanan haritada Hotel Bellevue

Hotel Bellevue (Sébah & Joaillier)

Hotel Bellevue’ye ait reklam

Hotel Splendid (Kartpostal)

Abdülkadir Kadri’nin Bursa Rehberi adlı eserinde
Hotel Splendid’e ait tanıtım

Hotel Splendid’de konaklayan Salarüddevle Kaçar’a ait fatura (BOA., DH.EUM. 2. ŞB., 19/13, 14 Cumadelahire 1334 [19 Mart 1916])

1880’lerde Fransız sigorta şirketi tarafından hazırlanan haritada Hotel d’Anatolie

Hotel d’Anatolie (Kartpostal)

Hotel d’Anatolie bahçesinde yemek (Anonim)

Hotel d’Anatolie’den gönderilmiş bir mektup zarfı

Mustafa Suat’ın Musavver Rehber-i Seyyahin adlı eserinde Hotel d’Anatolie’ye ait reklam

Hotel Continental (Kartpostal)

Şark Oteli (Raif Kaplanoğlu Arşivi)
SEÇME KAYNAKÇA

Abdülkâdir Kadri, Bursa Rehberi, Bursa: Hilâl-i Muîn Matbaası, 1913

Ahmed Tevfik, Hudâvendigâr Vilâyeti Dâhilinde Velosiped ile Bir Cevelân, İstanbul: Yovanaki Penayotidis Matbaası, 1316

BARKLEY, Henry C., A Ride Through Asia Minor and Armenia, London: John Murray, 1891

BEAUFORT, Emily A., Egyptian Sepulchres and Syrian Shrines Including A Visit to Palmyra, London: Macmillan & Co., 1874

BEAUMONT, Adalbert De, Voyage en Asie Mineure-I: Brousse, Vol. I, Paris: Gide et J. Baudry, 1852

BERNARD, C.A., Les Bains De Brousse en Bithynie (Turqui ed’Asia), Constantinople: Mille Freres, 1842

BURGESS, Richard, Greece and Levant or Diary of a Summer’s Excursion in 1834 with Epistolary Supplements, Vol. II, London: Longman, 1835

CARLISLE, George William Frederick, Diary in Turkish and Greek Waters, Ed. C.C.Felton, Boston: Hickling-Swan and Brown, 1855

DASKALOV, Petır, Bulgar Gözüyle Bursa, Haz.Hüseyin Mevsim, İstanbul: Kitap Yayınevi, 2009

DAVEY, Richard, The Sultan and His Subjects, London: Chatte and Windus, 1907

De Paris A Constantinople, Collection Des Guides Joanne, Paris: Librairie Hachette, 1902

DELBEUF, Régis, De Constantinople A Brousse Et a Nicée, Constantinople: 1906

DUTEMPLE, Edmond, En Turquie D’Asie, Notes De Voyage En Anatolie, Paris: G. Charpentier, 1883

DOSTOĞLU, Neslihan, Osmanlı Döneminde Bursa - 19. Yüzyıl Ortalarından 20. Yüzyıla Bursa Fotoğrafları, Antalya: AKMED Yayınları, 2001

ELSTON, Roy, The Traveller’s Handbook for Constantinople, Gallipoli and Asia Minor, London: Thos. Cook and Son, 1923

ERDER, Leila Thayer, The Making of Industrial Bursa: Economic Activity and Population In A Turkish City 1835-1975 [Yayınlanmamış Doktora Tezi], New Jersey: Princeton University, 1976

Fatma Fahrünnisa Hanım, “Hüdâvendigâr Vilâyetinde Kısmen Bir Cevelân”, Seyahatnâmelerde Bursa, Haz. Nurşen Günaydın ve Raif Kaplanoğlu, Bursa: Bursa Ticaret Borsası Yayını, 2000, ss.186-201

GALLENGA, A., Two Years Of The Eastern Question, Vol. II, London: Samuel Tinsley, 1877

HAMMER, Joseph von, Umblick Auf Einer Reise von Constantinopel Nach Brussa und Dem Olympos und Von De Zurück Über Nicäa und Nicomedien, Pesth: Adolph Hartleben, 1818

HAWLEY, Walter A., Asia Minor, London: John Lane The Bodley Head, 1918

HUMANN, Karl, Otto Puchstein, Reisen in Kleinasien und Nordsyrien, Berlin: Verlag von Dietrich Reimer, 1890

JOUANNİN, M.J.M., Turquie, Paris: Firmin Didot Freres, 1840

KINÇOV, Vasil, Bulgar Gözüyle Bursa, Haz.Hüseyin Mevsim, İstanbul: Kitap Yayınevi, 2009

LATOUR, Antonie de, Voyage de S.A.R. Monseigneur le Duc de Montpensier à Tunis, en Egypte, en Turquie et en Grèce, Paris: Arthus Bertrand, 1881

LAUNAY, Marie De, Bonkowski Bey, Bursa ve Çevresi, Çev. Ahmed Ata, İstanbul: Kırk Ambar Matbaası, 1881

MAC FARLANE, Charles, Turkey and Its Destiny, Vol. I-II, London: John Murray, 1850

MALTE, Nouvelles Annales des Voyages de la Géographie et de l’Historie, Vol. 5, Paris: Bertrand, 1820

MARCOSSON, Isaac F., “Kemal Pasha”, The Saturday Evening Post, 20 October 1923

MARSBERG, Alexander Freiherrn von, Ein Sommer im Orient, Wien: Brade und Verlag von Carl Gerald’s John, 1869

Miss Pardoe, The City of the Sultan and Domestic Manners of The Turks in 1836, Vol. II, London: Henry Colburn Publishing, 1838

MONK, Charles James, The Golden Horn and Sketches in Asia Minor, Egypt, Syria and The Hauroan, Vol. I, London: Richard Bentley, 1851

MURRAY, John(Ed.), A Handbook For Travellers in Turkey Describing Constantinople, European Turkey, Asia Minor, Armenia and Mesopotamia, Third Edition, London: John Murray, 1854

PERROT, Georges, Souvenirs D’un Voyage en Asie Mineure, Paris: Michel Levy Freres, 1864

PERTHES, M. Boucher De, A Constantinople Par L’Italie, La Sicile Et La Grece, Paris: Treuttel Et Wurtz, 1855

PFEİFFER, Madame Ida L., Visit To The Holy Land, Egypt and Italy, Trans. H.W. Dulcken, London: Ingrem-Cooke and Co., 1852

PHILLIPPSON, Alfred, Reisen und Froschungen im Westlichen Kleinasien, Vol. III, Gotha: Justus Perthes, 1913

ROGERON, Gabriel, Souvenirs D’un Voyage en Orient, Paris: Alphese-Picard et Fils, 1900

SARISAMAN, Sadık, “Birinci Dünya Savaşı’nda Salarüddevle Olayı”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S.2, 1995, ss.149-153

SCHNEİDER, Elisa Abott, Letters From Broosa-Asia Minor, Chambersburg: Samuel Gutelius, 1846

TAYLOR, Bayard, The Lands of The Saracen On Pictures of Palestine, Asia Minor, Sicily an Spain, New York: G.P. Putnam & Co., 1855

WALKER, Mary A., Eastern Life and Scenery With Excursions in Asia Minor, Mytilene, Crete and Roumania, Vol. II, London: Chapman and Hall Limited, 1886

WALSH, Robert, A Residence at Constantinople During a Period Including The Commencement, Progress and Termination of The Greek and Turkish Revolutions, Vol. II, London: Frederic Westley and A.H. Davis, 1836

VIESSE, Auguste Frederic Louis de (Viesse) Mormont-Duc De Raguse, Voyage Du M. Le Maréchal Duc De Raguse, Vol. II, Bruxelles: Societe Typograpique, 1837

http://www.ottomanhistorypodcast.com/2013/08/bursa-hotels-otelleri.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009
Point(s): 71 212
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 3 Jan 2015 - 20:39
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

BURSA'NIN BEYOĞLU'SU:
    SETBAŞI
 
 

  Raif Kaplanoğlu
 
                                                    
                                                                                        Kaynak: http://kaplanoglu.org 
Bursalılar, her zaman eğlenmeyi seven ve eğelenen bir kenttir. Şartları ne kadar kötü de olsa Bursalılar bir eğlence kültürü oluşturmayı başarmıştır. Bursa Kadı Sicillerinde, kentimizdeki Osmanlı döneminde eğlence türleri konusunda bazı bilgiler vermektedir. Bir çok tereke (veraset) kaydında, keman ve santur başta olmak üzere müzik aletlerinin miras bırakıldığı görülmüştür. Buradan da, hemen her iyi durumdaki ailede, müzik eğitiminin yapıldığı ve müzikli eğlenceler düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Beyoğlu, azınlıkların ve özellikle Avrupalı levantenlerin yaşadığı bir semt olarak, hep çağdaş Avrupa’nın yüzünü yansıtmıştı. Bu nedenle de İstanbul’un kültür ve sanat merkezi olmuştu. Benzer bir gelişmeyi de, XIX. yüzyılda Bursa yaşadı. Ermeniler ile, daha çok Avrupalı misyoner ve tüccarların yaşadığı Setbaşı, Bursa’da sanat ve kültürün merkezi olmuştur. Adeta Setbaşı, Bursa’nın ayrıcalıklı bir köşesiydi. Meyhane ve eğlence merkezleri bu semtte bulunuyordu. En iyi oteller ve batı tipi ilk gazinolar hep önce bu semtte açıldı. Yine ilk tiyatro ve sinemaların merkez de Setbaşı olmuştur.
 
Gezginlere göre Setbaşı
Bursa’nın Avrupa tipindeki konaklama yeri olan ilk oteller de Setbaşı’nda açılmıştır. 1890’lı yıllarda ise Setbaşı’nda bulunan Galiçya Oteli, Bursa’nın en modern oteli olup, kente gelen tüm Avrupalı turist ve ünlü kişilerin kaldıkları bir yerdir. Bahçesinde saz ve şarkıcıları her akşam program yapardı. 1890’lı yıllarda Bursa’ya gelen Nafizade Ahmet, Bursa’nın en işlek caddesi olan Setbaşı’ndan Ulucami’ye, gece saat 02.00-03.00’e kadar insanların gezinti yaptığını yazar.
Yine aynı yıllarda Bursa’ya gelen İbnü’l-Celal Sezai de, Setbaşı’nın Bursa’nın eski mesirelerinden biri olduğunu yazarak, halkın buraya özellikle Cuma günü geldiğini yazıyor.
1900’lü yılların başında kentimize gelen Hasan Taib de, Bursa’nın en güzel ve en bakımlı mahallesinin Setbaşı olduğunu yazıyor. “Mahallenin içinden akan derenin üzerinde bulunan köprülerden (Setbaşı) birinin, kentin en kalabalık en işlek yerinde kurulduğunu” yazıyor.
 
Setbaşı meyhane ve bozahaneleri
Osmanlı Devleti döneminde Bursa’nın en önemli dinlence-eğlence mekanları meyhanelerdir. Bursa’da, iki semtte meyhane bulunmaktaydı. Birincisi, bugün de benzer bir işlevde kullanılan Yahudilik’te idi. İkincisi ise Setbaşı’ndadır. Meyhaneler, gayrimüslim mahallelerde olup işleticileri de gayrimüslim olmasına karşın, çoğu kez Türk müşterilerini de ağırlamaktaydı.
Osmanlı devrinde, Setbaşı’nda çok sayıda meyhanenin yanında, diğer bir eğlence mekanı olan birçok da bozahane bulunuyordu. 1533 yılında Setbaşı  Bozahanesi’nin yanında bulunan ve daha önce kapatılmış olan Yorgi'nin meyha­nesi tekrar açılınca, mahalledeki bazı Müslüman halkın tepkisini çekmiş ve şikayetlere neden olmuştu(1). 1535 yılındaki bir kayıtta ise Yazıcı oğlu Yani'nin, komşusunun kapısının önüne açtığı meyhane, yapılan şikayet üzerine kapatılmış. Mahallede bulunan meyhanelerin hakkındaki hoşnutsuzluk o kadar artmış ki, bir gün Saray'dan Bursa Kadısı'na şu buyruk gelmiştir:
"Setbaşı'nda eskiden beri var olup, birkaç kez yasak edildiği halde sürekli tamir edildiğini duyduğum meyhaneleri kapat; kimseye içki sattırma; emrimi yerine getirdiğini bana yaz; şimdiye kadar neden bunları kaldırtmadığını da ayrıca bil­dir."
Bunun üzerine kadı, Setbaşı'ndaki Kirkor oğlu Morat, Tedori oğlu Şirmert, Abidin oğlu Murad ve Oran oğlu Anton adındaki Hıristi­yanların, hükümlere aykırı olarak Setbaşı’nda meyhane açtıkları ve Müslümanlara içki sattıkları gerekçesiyle, kimisine hapis, kimisine de uyarma ile cezalan­dırmıştı(Bursa Kadı Sicilleri 73, s.408).
1576 tarihli bir mühimme kaydına göre de, Setbaşı Mahallesindeki meyhanelerin kapatılması konusunda başka bir buyruk vardır. Belgelerden, Bursa’daki bu meyhanelerin Ramazan ayında bile işletildiği anlaşılmaktadır(Bursa Kadı Sicilleri, B-136/351, yıl 1590, s.96/a).
Bir kadı siciline göre ise meyhanelerde kadınların şarap servisi yaptıkları anlaşılıyor. Ancak Mahalledeki Müslüman komşuların baskıları nedeniyle bu kadın “sâki”lerin çalıştırılmamasından vazgeçen Setbaşı meyhanecileri, kendi aralarında ilginç bir karar alırlar. Buna göre hangi meyhanelerde kadınların şarap satarsa, o meyhane sahibi İslam dinine geçeceklerine dair kendi aralarında yemin etmişler. Bunu da kadıya kaydettirmişlerdir(Bursa Kadı Sicilleri, B-136/351, yıl 1590, s.51/a).
1573 yılının martında da, Setbaşı Mescidi’nin etrafındaki meyhanelerden şikayet ilginç bir gelmiştir. Bu şikayette, ezan okumak için minare çıktığında müezzine, meyhanedekilerin kadeh kaldırıp şerefine içtikleri gerekçesiyle bir şikayette bulunulmuştur. Bu şikayet sonucu, Setbaşı’ndaki mescide yakın olan meyhanelerin kapatılması konusunda bir emir gönderilmiştir.
1584 yılındaki kadı siciline göre de, Setbaşı Mahallesinde iki Rum’un, mahalle ortasında açtıkları meyhanelerinin kapanması için emir gelmiştir. 1617 yılında da, mahalle meyhanelerinin kapatılması konusunda daha şiddetli bir ferman gelmiştir. Tüm bu baskı ve tehdit ve cezalandırmalara karşın, yine Setbaşı meyhanelerinin yaşadığı görülür.

Setbaşı Köprüsü
 
Setbaşı’nda ilk Gazino
XIX. yüzyıldan sonra, Bursa’da modern tarz eğlence mekanları olarak oteller ve gazinoların açılmaya başlandığı görülmektedir. Doğal olarak açılan bu gazinolar da, Bursa’nın Beyoğlu’su olan Setbaşı’nda açılmıştır. Bursa’da açılan en eski gazinonun “Mazalyan Gazinosu” olduğu anlaşılmaktadır. 1913 yılında ise Setbaşı’nda, köprünü hemen yanında Laskaridis Efendi adlı bir kişinin güzel bir gazino açmaya çalıştığı, ancak köprünün hemen yanında olduğu için engellendiği anlaşılıyor. (Ertuğrul Gazetesi, yıl 1913, Sayı:192)
1915 yılında Ertuğrul gazetesinin bir haberine göre, Setbaşı’nda açılan Gökdere Gazinosu, Bursa’nın en modern gazinosu olduğu anlaşılıyor. Bu haberde bir de yorum yapılarak, eğlence mekanlarının herşeyi ile İstanbul’dakilerden aşağı kalmayacak tarzda modern bir yer olması istenmektedir. Ancak büyük şehirlerde, medeni hayatı temsil eden ciddi ve ağır başlı kuruluşlar gibi daima yenilikçi ve değişimci olması istenmektedir(2).
Mahfel'in bulunduğu bahçe, eski Türkocağı idi. Burada çok güzel bir lokal vardı. Bu binanın yanında güzel bir gazino bulunmak­taydı. Bu gazinonun önünde 1918 yılında Türkçe ve Ermenice olarak Vorpahnam Gazinosu yazmaktaydı. Sahibi Bedros Efendi idi. Bedros Efendi, gazinosuna herkesi almaz, bu hayatı anlayan kişileri seçermiş.
XX. yüzyıldan Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar, bugünkü Mahfel'in yanındaki sokakta baş­tan başa meyhaneler vardı. Bu nedenle bu sokağa son yıllara kadar “Meyhaneciler Sokağı” denilmişti. Bu meyhanelerin her birinde, birer ikişer kişilik çalgıcılar, tıpkı Çiçek Pasajı'nda olduğu gibi eğlentiler düzenler­di. Kurtuluş Savaşı öncesinde Setbaşı meyhanelerinde, o dönemin ünlü hanen­desi Tereza, kısık sesi ile şarkılar söylermiş.
 
Setbaşı Otelleri
Bursa’nın en modern otelleri de Setbaşı’ndaydı. Semte 14 odalı Nuriye Oteli, 19 odalı Bağdat Oteli ile Türkiye Oteli vardı. Setbaşı  Köprüsü civarında bulunan Nuriye Oteli, Bursa'nın en önemli oteli idi. Mümtaz Şükrü Eğilmez’e göre Atatürk Caddesi’nin açılmasıyla yıkılan Nuriye Oteli ile Şark Oteli, Bursa sosyetesinin gelip, gazinosunda eğlendiği bir yerdi. Otelin bir de güzel gazi­nosu vardı. Otele bitişik olan postane, o devrin tek postanesi idi. Postanenin sahibi ise Agapus adlı bir Ermeni idi. 1910 yılındaki Ertuğrul gazetesinde, Setbaşı’ndaki Nuriye Oteli’nin önemi özenle belirtilmektedir. Gazetenin haber aynen şöyledir:
“Bursa’nın Setbaşı Köprüsü ve civarı, kentimizin en güzel köşesidir. Sonra en güzel ve en mükemmel otelimiz olan Nuriye Oteli de orada. Dört yol kavşağı olduğu için çok kalabalık olan bu yerde, otelin önünde sıralanan arabalar, geçişi engellemektedir.” (Ertuğrul Gazetesi, yıl 1910)
 
Setbaşı Sinemaları
Bursa’da ilk sinema ne zaman kuruldu? Bu sorunun yanıtını bugün kesin olarak vermek çok güç. Ancak arşivimdeki 1912 tarihli gazetelerden, bu tarihte Bursa’da bir sinema olduğunu öğrenmekteyiz. Bu ilk sinema, Nasuh Paşa Hamamı karşısındaydı.
XX. yüzyılın başından itibaren Bursalıların en önemli eğlence mekanı sinema olmaya başlayacaktır. Doğal olarak, bu sinemalar da, yine Setbaşı’nda toplanmıştır, bir eğlence merkezi olduğu için(3). Yine bu tarihte, uzun yıllar Bursa’da hizmet vermiş olan Şark Tiyatrosu’nun da faaliyette olduğu anlaşılmaktadır. (Ertuğrul Sayı 127, 26 Eylül 1912) 1918 yılında ise Setbaşı’nda Sinema Olimpos Palas vardı. Bu sinemada hafta üç gün kadınlara matine vardı(4).
Şark Sineması, zaman zaman tiyatro, zaman zaman da sinema olarak kullanılmıştı. 1923 yılından sonra tümüyle sinemaya dönüştüğü anlaşılıyor(5). Bu sinema daha sonraları Şafak adını almıştı. 10.10.1953 tarihinde de Saray Sineması olmuştur. 1984 yılında yanan bina, 2000 yılında onarılarak yeniden sinema olarak kullanıma açıldı. Bu kez adı Prestij olmuştur.
Sinema Olimpos Palas “Amerikan İstilası” aşk ve nefret piyesi tercihen akşamdan itibaren gösterilecektir. Pazar, pazartesi akşamları beyefendiler, cumartesi, salı akşamları hanımefendilere, mutlaka görünüz. (Mücahede gazetesi, Sayı 57, Haziran 1337/1335/1919)
 
Modernleşen Bursa’nın yeni yüzü Setbaşı
Setbaşı, Bursa’nın batılılaşma, modernleşmesinin yüz olmuştur. Hep ilk yenilikler Setbaşı’nda ortaya çıkmıştır. İlk frenk şapkalı insanlar burada gezinmeye başladı. Batı tarzı giysilerin satıldığı dükkanlar, terziler ve berberler bu semtte bulunuyordu.
XX. yüzyılın başından itibaren Bursalıların en önemli eğlence mekanı olan sinemalar, gazinolar da bu semtte toplanmıştı. Yine belgelere göre 1890 yılından önce Bursa’nın ilk gazoz fabrikası da Setbaşı’ndaydı(6). (E/31,  Yazışmalar, 1308/1890)
Uzun yıllar, Bursa’nın diğer mahallerinde yaşayanlar, özellik de Müslümanlar, kendilerini kuşatan sıkı kurallardan bu semte gelerek kurtarmaktaydı. Sanırın Bursalılar, Setbaşı’nda kendilerini daha özgür hissediyordu. Daha önce sadece tekkelerde gelişebilen sanat ve kültür, XIX. Yüzyıldan itibaren Setbaşı’nda yeşermeye başladığı görülür. Batı uygarlığının çağdaş ve modern düşünceleri ilk kez, Setbaşı’ndaki mekanlarda tartışıldı. Hülasa Setbaşı, yüzünü Batı’ya dönen ve modernleşen Bursa’nın yüzü oldu.
 
Notlar
1- “Setbaşı Bozahanesi’nin tamirine dahi muhasebesi görülüp emini mezbur yeddinden 372 akça sarf olunduğu sabit olup, mezkur Emin Muharrem Çelebi’nin talebi ile ve hassa harc naibi Mehmet Çelebinin marifetiyle zabt-ı sicil olundu. 1330/1912 yılında Bursa’ya yollanan bir uyarıda da, Setbaşı'nda Hocatabib Camii'ne bitişik olarak yapılan meyhanenin henüz yıkılmadığı belirtilmiş, ayrıca Hoca Tabib Camii'ne yeterli uzaklıkta bulunan otelde alkollü işçi satışı için ruhsat tezkiresinin süresinin de bittiği belirtilerek yenilenmemesi istenir(BOA, DH.İD, Dosya No:70/-2, gömlek No: 23). 1920 yılındaki bir gazetede ise “Çıkmaz sokaklarda bile meyhane olduğunu” yazıyor. (Hüdavendigar, Sayı 2949, 23 Eylül 1336/1339/1920)
28/7, dava 74, 925/1518  
2- Haber aynen şöyledir: “İstanbul’a göre şehrimizde maalesef şimdiye kadar layıkıyla bir gazino tesis edilmemiştir. Şehrimizde bilhassa akşam hayatı yok gibidir. Halbuki ihtiyacat-ı beşeriyenin en ehemniyetlilerinden (İnsanlığın en önemli gereksinimlerinden) biri de hayat-ı mesainin bir-kaç saatini hoş geçirebilmektir. Kemal-i memnuniyetle istihbar ettiğimize göre Setbaşı’nda kadimden Mazalyan adıyla tasarruf eden gazino, bu defa bir-kaç zat tarafından isticar olunarak “Gökdere Gazinosu” adı altında küşad edilmiştir. (açılmıştır) Müteşebbislerine tebrik ederiz. Yalnız bizim tavsiye edeceğimiz bir husus varsa da, bu gibi müessisin muafazakâr (tutucu) kalması değil, büyük şehirlerde, medeni hayatı temsil eden ciddi ve ağır başlı müessisat gibi daima tecdid ve tenvir  etmesidir. (yenilikçi ve değişimci olmasıdır.) (Ertuğrul Gazetesi, yıl 1915, Sayı: 303)
3- Sinema Pate’nin, “sağlığa uygun bir salon içinde” olduğu gazetelerden öğrenmekteyiz. (Ertuğrul Sayı 127-26 Eylül 1912)
4- Hatta o tarihteki sinemalara, kadın ve erkeklerin katıldığı anlaşılmaktadır. 1916 yılındaki Hüdavendigar gazetesinin bir haberinde şu ilginç bilgiler yer almaktadır:
“Sinemada bir Yahudi çocuk yanıyoruz diye bağırması üzerine hanımlar derhal birbirine girerek, sinemadan biran önce çıkmak için çaba harcamış. Bu sırada da bir çok kadın ve çocuk ezilmiştir.” (Hüdavendigar Gazetesi, Sayı 324, yıl 1916)
5- “Şark Sineması: Üç geceden beri arasıyla ahaliyi muhterememizin memnuniyetini cümle muaffık olduğumuz Amerikan İstilası namındaki 5 kısım 3000 motorlu feci dram bu akşam hanımefendilere son defa olarak arane edilecektir. Koşunuz mutlaka görünüz.” (Mücahede, Sayı 60, 23 Haziran 1337/1335/1919) Örneğin bir gazete ilanında şu yazmaktadır: “Elhamra’nın Bursa Türk Ocağı’nda gönderdiği filmlerle işe başlayan ve kentimizin güzel bir yerinde bulunan Şark Sineması bu günden itibaren zamanımızın en güzel filmlerini oynatmaya başlamıştır. Fiyatları uygundur.” (Ertuğrul 15 Kanunusani 1924)
6- Belediye karar defterlerine göre; Setbaşı Köprüsü karşısından, Çekirge’ye ve Acemlerdeki tren istasyonuna kadar işletmek üzere Cemil Paşa vs. tarafından talep olunan tramvay hattının şartname ve mukavelenamesi mecliste görüşülmüştür(Belediye Karar Defteri, 1319, E/18 110).

Setbaşı Mahallesi
Setbaşı Bursa’nın en eski semtlerinden biridir. Mahalle bir sed, tepe üzerinde bulunduğu için bu ad verilmiştir. XV. yüzyıldan başlayarak belgelerde bu mahalle adına rastlanmaktadır. Mahallede bulunan Karaçelebizade Mehmet Camii, Karaşeyh olarak anılmaktadır. Babası, ünlü Şeyhülislam Karaçelebizade Abdülaziz'dir. Kepecioğlu, caminin Çavuşmehmet olarak da anıldığını yazar.
1772 yılının ocak ayında mahallede büyük bir yangın çık­mıştır. 1801 yılındaki büyük Bursa yangınında ise mahalle de tümüyle yanmıştır. 1863 yı­lının 26 eylülünde bir simitçi fırında çıkan yangın sırasında, Umurbey'e kadar olan tüm Setbaşı yanmıştır. 1912 yılında, Balkan göçmenlerin bir kısmı Setbaşı’nda is­kan edilmiştir.
Mahalle, büyük ölçüde Ermenilerden oluşmaktaydı. 1915 yılının Mart ayında, Ermeni göçürmesi sırasında mahalleden çıkarılmıştı. Ermenilerin bir bölümü, Yunan işgaliyle birlikte geri gelmesine karşın, 1922 yılında bir daha geri gelmemek üzere gitmişlerdir. Yerine de, Yunanistan’dan göçmenler iskan edilmiştir(1). Ermeni Mezarlığı da, Mübadeleden sonra göçmen mahallesi olmuştur. Yeni mahallenin yarısında yer alan Ermeni Mezarlığı, 1951 yılında Belediye tarafından İskan Müdürlüğüne verilerek, göçmenlere mahalle kurulmuştur(Ant 13.11. 1951).
 
Setbaşı Kiliseleri
Setbaşı, büyük ölçüde Ermenilerin yaşadığı bir semtti. Çelebi Mehmet, Yeşil Camii’ni yaptırırken, camiye gelenlerin ayakkabılarının çamurlarını silmek ve yazın tozlarını almak üzere 10 hane Ermeni’yi Kütahya’dan getirtmişti.  Çelebi Mehmet külliyesi vakıf kayıtlarında da bu Ermeniler için Yeşil semti yakınlarında iskan verilip, Yeşil İmaretinden de fodla(yemek) tahsis edilmiştir(1) Setbaşı’na yerleşen Ermeniler’e daha sonraki yıllarda, ipekçilin de gelişmesiyle Doğu illerinden gelen Ermenilerin katılmıştır.
Setbaşı Mahallesinde önceleri iki Ermeni kilisesi vardı; İpekçilik Caddesinde, 1980 yılında yıkılan kilise Gregoryen olanıydı. Bu kilise, bugünkü Halk Kütüphanesi’nin bulunduğu yerdeydi(2). Protestan Ermeniler için de olasılıkla Namazgah Caddesinin solundaki kilise yapılmıştı. Mahalledeki ikinci Ermeni kilisesi ise, cumhuriyetten sonra bir süre fabrika olarak kullanılmıştır. Halen sağlam durumdadır.
Fransızların nüfuz alanına girip Katolik olan Ermeni cemaati için ise Fransızlar, Setbaşı’nın bitişiğinde bir misyoner kilisesi yaptırmıştır. Fransız konsolosluğu da Sedbaşı’ndaydı.
Avrupalı misyonerler, Bursa’daki ticari ilişkilerini sürdürecek altyapı için, kendi kiliselerine cemaat çekmekteydiler. Setbaşı Ermeni mahallesi olduğu için de, çok sayıda Ermeni, Gregoryen mezhebini terkedip, Katolik olmuştur. Bursa’daki Peres Augustinus Assomption ile Fille de La Charite adlı iki misyoner okulunda, hemen hemen tümüyle Ermeni çocuklarına eğitim verilmekteydi. Bu kilise de yakın zamanda Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilmiştir. Ancak yanındaki yurtlar ve hastane binaları yıkılmıştır(3).
Büyük ölçüde Ermenilerin yaşadığı mahallede caminin yanında Halveti tarikatına bağlı Hacı Şevki Tekkesi de, Cumhuriyet dönemine kadar varlığını sürdürmüştür.
Not 1) Kamil Kepecioğlu, Kütük, C. I, Bursa YABEK no. G. 4519, s.41; Nitekim bu mahallede, 1487 yılındaki tahrirat defterine göre 10 hane Hıristiyan yaşadığı kaydedilmiştir.
Not 2) Belgelere göre, bugünkü Setbaşı İlkokulu’nun bulunduğu yerde Bogosyan Ermeni Okulu ve yanında da bir Ermeni Hastanesi vardı.
Not 3) 1330/1912 yılında, buradaki İnas/Kız Fransız Mektebi’nin tamiri için ruhsat verilmiştir. (BOA, DH. İD. 1613, 136) Ayrıca Setbaşı’nda Fransız Labek Bagir Ruhani Mektebi vardı.


Bir Ermeni kroniğine göre 1855 depreminde Setbaşı
Bursa’nın son üç-dört yüzyıldır yaşadığı en büyük felaket ise kuşkusuz 1855 depremidir(1). Adeta kenti yok eden bu felaketi bir Ermeni kroniği tüm ayrıntısıyla anlatmıştır:
“1855 yılı Şubat ayında, günlerden beri kesif bir sis tabakası ve hafif bir yağmur Bursa'yı kaplamıştı. Söz konusu ayın 16'sında Çarşamba günü Büyük Orucun ikinci haftasında, aynı durum sürüyordu. Ve işte öğleden sonra, erkekler ve kadınlar kendi işleri ve ihtiyaçları ile ilgilenirken saat dokuzda yer sarsıntıları başladı ve güneyden kuzeye doğru birkaç saniye sürdü. 15 dakika sonra deprem korkunç bir uğultu ile gök gürültüsü gibi aksederek, yaklaşık on saniye sürdü ve çeşitli sarsıntılarla sona erdi. Birinci sarsıntıdan sonra evlerine dükkanlarına işlerine dönenler, ikinci depremden korkup, dehşete düşerek avlulara, bahçelere ve alanlara doğru kaçışmaya başladılar. Büyük panik geçtikten sonra titreyen birçok insanın gözlerinden yaşlar akmakta, ağlayıp sızlanmakta ve Tanrıdan yardım dilenmekteydiler. Ailelerine yardımcı olmak için erkekler koşarak evlerine dönmekteydiler. Çocuklarını bulup, kurtarmak için sokağa çıkmakta ve okullara yönelmekteydiler. Her millet ve kişi, sonsuz bir üzüntü ve depresyon halinde idi. Depremin gürültüsünün yankıları, dağlardan kopan kayaların gürültüsü, yıkılan evlerin muazzam ve ünlü camilerin, kagir yapıların duvarların, minarelerin ve diğer yapıların korkunç gürültüsü işitilmekte idi”(2).
“29 Mart günü gecesi ise saat bir artçı deprem oldu. Bu halk arasında büyük korkuya neden oldu. Depremin ilk darbesi hafif idi. Ancak bir kaç dakika kadar sonra çok şiddetli bir deprem oldu. Bu da on saniye kadar sürdü. Yerin altından uğultular geldi. Sanki yer ve gök gürlemekteydi. Tekrar kalpleri üzen acılı bir manzara oldu. Herkes ev, han ve kapalı çarşılardan dışarı çıkıp alanlara ve özellikle bahçelere toplanmaya başladı. Bulutlardan hafif hafif yağmur inerken insan çığlıklarıyla inilti ve çığlıklar göğü inletmekte idi. Erkek ve kadın, her millet, Allah'a yalvararak, hıçkıra hıçkıra ağlamaktaydı. Ya çocuklar? Onların üzüntüsü, dehşetle birleşip mahşer gününü andırmakta idi.”
“Henüz kış mevsimi olduğu için soba ve mangallar devrilip, yangınlar oluştu. Bunların en büyüğü Kayan Çarşısı yangınıdır. Yangın birçok kola ayrılıp, göğe yükseldi. Bursalıları bu olay ikinci kez ümitsizliğe yöneltti. Çünkü her tarafta, büyük çatlaklar oluşmuştu. Yıkılan evler, yolları kapamıştı. Setbaşı Köprüsü tamamen yıkılıp üst kenar ve Irgandı'nın dükkanları harap olmuştu. Bu nedenle özellikle Ermenilerin Gökdere'nin öbür tarafına geçmeleri olanaksız duruma geldi. Büyük Çarşı yangını ise derenin sol tarafında idi. Bir yönden sarsıntıların sürmesi diğer yandan halkın çığlıkları ve yangınlar, yıkılan yapıların çıtırtıları halkı korkutup ümitlerinin yitirilmesine neden oldu. Herkes toplu bir yerde bulunmaya özen gösteriyordu. Özellikle kadın ve çocuklar çığlıklar atarak, erkeklerini ve sevgililerinin başka yerlere gitmelerine izin vermiyorlardı. Yangını canla başla ateşi söndürmeye başladılar. Diğer taraftan yıkıntılar altında kalan kişiler de çıkarılıp kurtarılmasına çaba harcanıyordu. Bunlar bizi yangından ve ölümden kurtarın, diye haykırıyorlardı.”
 
Notlar:
Not 1) Dönemin en önemli Bursa kaynağı olan Bursa Kılavuzunda şu bilgiler verilmektedir: “1271 yılının Cemazilahire’nin 11 Çarşamba günü (9 Şubat 1854) saat 9.00’da deprem olmuştur. Yer teprenmesinden sonra reji binasında yangın çıkmış ve ta Tuzpazari’na kadar önüne gelen yapıyı kül etmiş” (s.293). Ayrıca bk. Ahmet Cevdet Paşa, Tezakir, Cilt-I s.33-35)
Not 2) Avedis Berberyen (1798-1873, Badmutyun Hatotz İst. 1871, s. 594-595 Ermeni Klasik Tarihçisi), 1855 depremi ile ilgili şunları yazmıştır: "Bursa'da müthiş deprem: camiler, türbeler, çarşılar ve hanlar gibi çok sayıda yapılar harap oldu. Yıkıntılardan çıkan yangın, ahşap yapıları ve 3 bin kadar evi yaktı. Zarar ziyan 100 bin kese altın olarak tahmin edilmektedir. Yıkıntılar altında 2 binden fazla insan yaşamlarını yitirdi. Tepecik köyü yerle bir oldu, burada 48 kişi öldü” (Kevork Pamukçuyan, "Bursa'da 1855 Yılı Büyük Depremi" Tarih ve Toplum C.VI (1986) s. 22-25).


İpekçilik Okulu
Bugün İpekçilik Caddesine ve semte adını, bu caddenin başında bulunan İpekçilik Okulu vermiştir. İpekçilik Okulu, aynı adı taşıyan caddenin başında, Eşrefiler Caddesiyle kesiştiği yerdedir.
İpekçilik binası, Fransa’da eğitim gören Kevork Torkomyan adlı bir Ermeni’nin önderliğinde, 1893 yılında kurulmuştur. Bu okulun açılması ile Bursa ve çevresinde ipekböceği üretimi büyük ölçüde artmıştır. Harir-i dârü’t-tâlimi adını taşıyan okul, Düyûn-i Umumiye yönetimi tarafından 1880 yılında açılmıştır. İlk önce okul, Şehreküstü Mahallesinde, Kazzaz Ahmet Muhtar Efendi’nin evinin istimlaki ile bu binada açılmıştı. Bir yıl sonra bina yetmediği için Karaağaç Mahallesinde, Burdurluoğlu Fabrikatör Osman Fevzi’nin genişçe bulunan evine nakledilerek orada faaliyete geçmişti (Yurtgüven, 1960: 17-18). Daha sonra da, bugün da aynı adla anılan okul yapılarak, 18 Ağustos 1893 tarihinde açılmıştır. 1930 yılında Düyûn-i Umumiye yönetiminin kaldırılması üzerine okul ve bina da devletin eline geçmiştir. Okul, daha sonra İlahiyat Fakültesi ve İmam Hatip Okulu olarak hizmet vermiştir. Bugün, aynı okulun bahçesinde bakımsız bir durumdadır. Bir ara Bursa Borsası tarafından onarım çalışmaları yapılmıştır. Bugün çok kötü durumda bulunan yapı, restore edilmeyi bekliyor.
 
SETBAŞI KÖPRÜSÜ
Günümüzde Bursa’da en sağlam olarak bulunan tarihi köprülerden biridir. Gökdere üzerinde bulunan köprünün, biri büyük diğeri ufak iki kemeri vardır. Yapıldığı yıl ve yaptıranı bilinmeyen köprünün, Gele olarak tanınan Mustafa oğlu Mehmet Çelebi'nin köprünün tamiri için vakıfları vardır. Üzeri, Cumhuriyet devrine kadar ahşap idi. Yapılan onarımlarla ham köprü üzeri genişletildi ve hem de betonla sağlamlaştırıldı. Diğer bölümleri orijinal olarak varlığını sürdürmektedir.
 
 
Setbaşı’nda iki kilise olayı
1040/1630 yılına ait Bursa Kadı Sicil belgesinde Setbaşı’ndaki Ermeni Kilisesi’nin yıkılma isteği
“Karaağaç Mahallesi demekle maruf  mahallede iki cami mabeyninde (arasında) Ermeni taifesi sonradan bir kilise ihdas edib (kurup) ehl-i islamın evlad ve ezkarına mani olub ve zarar etmeleriyle, bundan akdem hadım olmuş (terkedilmiş) iken tekrar bina ve tamir etmeleriyle vech-i meşruh üzere ehl-i islama zarar olduğun bildirib, men ve ref olunmak babında emr-i şerifim rica eyledikleri, ecelden ihdas olunduğu vaki ise sen üzerine varub hadım olunmak emredib buyurdum ki, vusul bulundukta bu babda onat vech ile mukayyed olub ve zikrolunan kilisenin üzerine varub ehl-i vukuf ve bigaraz kimesnelerden tefahus edib göresin. Vechi meşruh üzere sonradan ihdas olub Müslimanlara şer’an zararı mukarrer ise şer’ile hadmettirib şer’i şerife ve emr-i hümayunuma muhalif iş ettirmeyesin.”
(Bursa Kadı Sicilleri, Defter 85, s.4)
1794 yılında Setbaşı’ndaki Ermeni Kilisesi, bir grup kadın tarafından yıkıldı
1208/1794 yılı Ramazan ayının 28. günü, bini aşkın Bursalı kadın, Setbaşı’nda tamir edilen bir Ermeni kilisesinin izin verilenden çok yüksek bir şekilde, altı kubbe üzerine yapılması nedeniyle yağmurun yağmamasını gerekçe göstererek ayaklanmışlar(1). Hoca Kadın’ın önderliğinde kadınlar kiliseyi yıkmışlar. Kendilerini engellemeye çalışanları da yaralamışlardır. Bu olaydan bir yıl sonra yine bir grup Bursalı kadının gayrimüslimlerin satmak için pazara getirdiği soğan, sarımsak vs. gibi malları talan ve yağma etmişler. Bununla da yetinmeyerek, Mahkeme-i Suğraya (küçük) gidip, şeriata aykırı işler yaptıkları, daha sonra da Mahkeme-i Kübraya gidip, kadı ve maiyeti hazır oldukları halde mahkemedeki herkese sövüp saydıkları ve hakarette bulundukları görülmüştür (Kütük, II-359-360).
Notlar
Not 1) 1793 yılında Ramazan'da Bursa'ya giden vaizler kilise yapılırsa yağmur yağmaz sözlerini söylediklerinden Bursa'da Ermeni Kilisesi'nin yakıldığı ve tamirine gizlice ruhsat veren hakim-i beldenin azlolunup tedib edildiği hakkındaki belge için bk. (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HAT, Dosya: 208, Göm: 11030). Ermeni kilisesini yıkıp-yakanların tedibi hakkındaki belge için bk. (BOA, HAT, Dosya: 206, Göm: 10812) “Bursa'da muhterik olan mahud kilise maddesinden dolayı tedib ve nefyolunanlar (sürgün edilenler) ve tamirine ruhsat verildiği takdirde ekid ve şedid emr-i âli isdariyle beraber silâhşorlardan Numan Bey'in nazır tayini hakkında” belge için bk. (BOA, HAT, Dosya: 180, Göm: 8181)
 
Setbaşı’nda “İş ve İşçi Bulma Kurumu”
Osmanlı döneminde Bursalı esnafın her hangi bir sorununda, onların temsilcileri olan kethüda ve şeyhleri aracılığı ile girişimlerde bulunurdu. Ayrıca esnafların ortak bir kasası vardı. Bursa'da dokuma esnafının şeyhi, yiğitbaşısı ile birlikte bir ‘ehlihibre'si vardı. Esnaf arasındaki disiplin ve düzeni bunlar sağlardı. 1622 tarihli bir belgeye göre Setbaşı'nda bulunan bir büro, İş Bulma Kurumu gibi çalışmakta idi (Fahri Dalsar, Uludağ Der, 1942, s.42-3, s.12-15). Bu büroda her cumartesi günü işçiler ve tezgah sahipleri toplanır, kime işçi gerekli ise, ehlihibre aracılığı ile buradan sağlardı. Ancak, burada sanatında yetişmeyen kişilere iş verilmezdi. Ehlihibreler de, işçi ve işverene kefil olurdu (BKS. 236, s.26; Yücelt, 1938: 17, 31).
 
Bir Sufi’nin Setbaşı Meyhanesi’nde gördükleri
1890 yılında, Setbaşı meyhanelerine ilk kez giden dindar bir Bursalı, “Bir Sufi” imzalı yazısıyla, bu tarihteki bir Setbaşı meyhanesinin fotoğrafını bize veriyor:
Alem-i ab” denilen ve bizim işret dediğimiz (yere), çok merak ettiğim için gittim. Geçen akşam, Sedbaşı’ndaki bir gazinoya gelmiş olan Arab sazendeleri dinlemek için gitmiştim. Vakit henüz erken olduğundan,  arkadaşımla beraber güzelce dinlerken, akşamcılar gazinonun bahçesini bastılar. Çevremize kurulan masalara oturdular. Bunların önlerinde kırmızı renge boyanmış birer teneke kutular içinde, su içine konulmuş birer şişe rakı  ve hiç görmediğim deniz mahsulatından vs.den oluşan bir takım adabe bulunuyordu ki, bunlara “meze” tâbir ettiklerini arkadaşım haber verdi. Müşteri aldatmak için teneke kutulara konulan suları temin-i maslahatı kâfi olmamış olmalıdır ki, o sırada her masa başında bulunanlar meyhaneciden kar istemeğe başladılar. Meyhaneci o emre uyarak (hemen) karcı geldi.
Dikkat ettim, gelen kar tahminen 7-8 okka vardı. Şüphesiz bu âlemin müdâvimlerinin ahlakını veyahut sarhoşların ‘âlem-i ab’da olan semahatlarını (iyiliklerini) bilenlerden olmalıdır ki karcı, okkası 10 paraya satılan karın dirhemini 10 paraya denilebilecek derecede malını satmaya başladı. Yavaş yavaş şişeler boşanıp tekrar dolmağa ve en doğrusu akıl ve efham zâil olmağa (zihinler açılmaya) başlayınca, her masa başında  tuhaf tuhaf sohbetler işitilmeye başlandı. Bazı taraftan akvâl-i müstehcanenin niza ettiğini (müstehcen sözler söylendiğini) görmekle, mecburen şu âlem-i müteessifeyi (üzüntü dünyasını) terke mecbur oldum. Asıl tuhaflık şurasıdır ki, tezgah başına, yani hesap görülecek yere geldiğinde elinde, her iki tarafı hesaplarla dolmuş bir plaka tutuyordu.
“Hesap ne kadar dedim”
Yazılı tahtayı evirdi-çevirdi, sonra ismimi sordu. Buna dair bir işaret göremeyince adeta hiddetlice garsonları çağırdı. Bunlardan biri, benim sadece bir kahve içtiğimi öğrenince meyhanecinin hiddeti görülmeliydi.
-Efendi benimle eğleniyor musunuz? Madem ki bir kahve içecektiniz, .... Allah bunları islah etsin, amin.” (Bursa gazetesi, Sayı 30, 13 Haziran 1307/1308/1891)


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009
Point(s): 71 212
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 3 Jan 2015 - 20:50
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Birinci Dünya Savaşı Sürecinde Bursa'da Sevk Ve İskân

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1156/13599.pdf


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009
Point(s): 71 212
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 30 Jan 2015 - 08:06
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Bursa 'UNESCO' ile dünya markası olacak'MIŞŞŞ.




Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık Köyü ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Bursa, turizmde dünya markası olmaya odaklandı. İznik’in de listeye girmesi ile kentin turizm gelirlerinin ivme kazanması bekleniyor.

Tarih başkenti Bursa’nın değerleri, ‘Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu’ Dünya Miras Alanı, Orhangazi Külliyesi ve çevresini içine alan Hanlar Bölgesi, Hüdavendigar Külliyesi, Yıldırım Külliyesi, Yeşil Külliyesi, Muradiye Külliyesi ve Cumalıkızık Köyü geçen yıl UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. 2009 yılında ise Bursa Karagöz Oyunu, UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne girmişti. Bursa şimdi UNESCO’daki 2 mirasın avantajını turizm gelirine çevirmeyi hedefliyor. Yıllık 1.1 milyon turist ağırlayan Bursa’da otellerin doluluk oranları yüzde 42, geceleme oranları ise 1,78. Bursa’nın hedefi el birliğiyle bu rakamları üst sıralara yükseltmek. Kentte Hilton, Sheraton, Crowne Plaza, Çelik Palas, Marigold ve Almira gibi 5 yıldızlı 6 büyük otel var.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık Köyü’nün UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesiyle Bursa’nın uluslararası arenada dikkat çektiğini belirterek, “Bu durum kente önemli kazançlar sağlayacak. Bursa’nın dünya gündemine taşınması, güzelliklerinin tüm dünya tarafından kabul edilmesi çok önemli. Ticaret ve sanayide güçlü olan Bursa turizmde de öne çıkıyor. Osmanlı başkenti Bursa’nın tarih kenti kimliğini ön plana çıkarmak için ise yoğun çalışmalar gerçekleştirdik. Artık elimizde UNESCO markası var ve bundan sonra bu markayı daha da ileriye taşımalı ve sürekliliğini sağlamalıyız. Bursa 26 dalda örnek oldu. Bursa’daki örnek uygulamaların daha çok tanınması için gerekeni yapacağız. Dünyayı tanıyan insanlar Bursa’ya da gelsin istiyoruz” açıklamasını yaptı.

Kent, UNESCO’ya 998’inci sıradan girdi

Dünya Mirası Gezginleri Derneği Başkanı Atila Ege, Türkiye’de 13 yerin Dünya Miras Listesi’nde yer aldığını ifade ederek, “Bugün itibariyle Dünya Miras Listesi toplam sayısı 1007’dir. Bursa 998’inci sırada UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’ne girdi. Ayrıca, Türkiye Dünya Mirası Şeref Listesi’nde 20’inci sıradadır. Dünya Mirası Listesi’ne girebilmek için Türkiye’den 52 adayımız daha var. Bunlardan biri de İznik. Dünya Mirası Listesi’nde yer almak önemli çünkü; insanlar dünya mirası olan yerleri merak ettikleri için görmeye geliyorlar, dolayısıyla turist sayısında ve turizm gelirlerinde ciddi artışlar meydana geliyor. Bu sebeple, Bursa Dünya Mirası Amblemi’ni şehrin önemli noktalarında ve tanıtım materyallerinde mutlaka kullanmalıyız” şeklinde konuştu.

Bursa'nın otel sıkıntısı kalmadı

Güney Marmara Turizm ve Otel İşletmecileri Birliği Derneği (GÜMTOB) Başkanı Haluk Beceren, Hanlar Bölgesi ve Cumalıkızık ile tanınan Bursa’nın bundan sonra turizm değerlerine daha fazla ziyaretçi çekebilmek için uğraş vereceğini belirterek, “Bursa’nın otel konusunda bir sıkıntısı kalmadı. Son yıllarda dünya oteller zinciri markaları Bursa’ya katkı sağladı. Onun dışında arkadaşlarımızın yaptığı yeni oteller, kaliteyi yükseltti. Bununla birlikte yatak kapasitemiz de arttı. Yeni yatırımı başlamış olan 5 tane daha turistik tesisimiz var. Ayrıca Uludağ’da 7 bin yatak kapasitesi ile yaz ayları için yedekte bekliyor” diye konuştu.

ESRA ÖZARFAT

http://www.dunya.com/bursa-unesco-ile-dunya-markasi-olacak-251656h.htm


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009
Point(s): 71 212
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 17 Mai 2015 - 09:05
MessageSujet du message: Boursa'da tarihi eser operasyonu
Répondre en citant

Boursa'da tarihi eser operasyonu






Bursa'da Roma dönemine ait 492 sikke, 29 metal ve 43 mermer obje ele geçirildi.















http://www.ntv.com.tr/galeri/sanat/bursada-tarihi-eser-operasyonu,xoHKfTDH-0GEFfp8yXXUqw



http://www.milliyet.com.tr/depoda-3-kamyonet-dolusu-tarihi-gundem-2060369/


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 009
Point(s): 71 212
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Jeu 23 Juil 2015 - 07:14
MessageSujet du message: Define ararken canlarından oldular
Répondre en citant

Define ararken canlarından oldular







Bursa'nın Keles ilçesinde define arayan 7 kişinin yanlarında getirdikleri patlayıcının infilak etmesi sonucu 2 kişi öldü, 1 kişi de yaralandı.

Bursa'nın Keles ilçesine 24 kilometre uzaklıktaki Gelemiç Köyü'nde, define arayan 7 kişinin yanlarında getirdikleri gübre ve şeker karışımından yaptıkları patlayıcının infilak etti.

Patlama sonucu kayaların altında kalan Ayhan Akbulut ile İbrahim Güder yaşamını yitirirken, Bülent E. ise ağır yaralandı.

Keles Devlet Hastanesi'ne getirilerek ilk müdahalesi burada yapılan Bülent E., durumunun ağır olması nedeniyle ambulans helikopterle Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi. Akbulut ve Güder'in cenazeleri ise otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.

Patlamanın ardından olay yerine gelen jandarma ekipleri, 2 kişiyi gözaltına alırken kaçan 2 kişinin yakalanması çalışma içinde çalışma başlattı.

AA

http://www.ntv.com.tr/turkiye/define-ararken-canlarindan-oldular,injBH33k8UOf3oLePbWsFA


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 669
Point(s): 1 847
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Mar 7 Fév 2017 - 14:37
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

mafilou a écrit:

BURSA - ZİRAAT OKULU (İpekçilik Okulu - Institut of Sericulture).1893. Kurucusu ve ilk mudürü KEVORK TORKOMİYAN EFENDİ'dir
Bugün İpekçilik Caddesine ve semte adını, bu caddenin başında bulunan İpekçilik Okulu vermiştir. İpekçilik Okulu, aynı adı taşıyan caddenin başında, Eşrefiler Caddesiyle kesiştiği yerdedir. İpekçilik binası, Fransa’da eğitim gören Kevork Torkomyan adlı bir Ermeni’nin önderliğinde, 1893 yılında kurulmuştur. Bu okulun açılması ile Bursa ve çevresinde ipekböceği üretimi büyük ölçüde artmıştır

1437 yılında Üç Kuzular Tekkesi Haremi’nde kurulan makinelerle yün, pamuk ve ipek dokumacılığının yapıldığı bilinen Bursa’da 18 Ağustos 1893 yılında açılan “Harir Darü’t-Tâlimi”, Türkiye’nin ilk İpekçilik Okulu’dur.


Bursa'da Nişan Taktakyan'ın İpekçi Dükkanı.1890


Katolik Ermenilerden Bay Kardeşlerin (Frères) Filatür FabrikasıLionda da satış mağazaları olan Fransız Ticaret evinin sahibi Bay Kardeşlerin ipekleri AB, BF, JB, LBL, ve RC markalarını taşıyordu, ayrıca Royal Exchange İnsurance ve Sosiete Generale d'Assurance Ottomane gibi sigorta şirketlerinin de temsilcileriydiler.




Bursa’da Ham Ipek Üretimi Yapan Fabrikalar

FABRiKA SAHiBI
YAPILIS TARIHI
Konstanbay
Boduryan Karnik ve Madam Guma
Konstanbay
Dagıstanlı Hacı Abdullah
Boduryan Akpos ve Karnik
Köleyan Mihran
Balaban Istefan Veresesi
Fabrika-i Hümayun
Enirza Artin
Bay Biraderler
Gama Lui Veresesi
Simkesyan Eznif
Bahari
Bay Onnik
Köleyan Diran
Gama Paul Veresesi
Mari Louis Brotte
Kurdikyan Hacı Onnik
Sandık Emini Ahmet Efendi Veresesi
Osman Fevzi
Varsamidi Zevcesi
Sılukîzade Hakkı
Emirza Refik
Dervisyan Karabet Zevcesi
Belar-Lans
Balabanyan Manuk
Bıdıkyan Oseb
Osman Fevzi
Seftiyan Istefan ve Zevcesi
Ayineli Yorgaki
Balaban Agop Veresesi
Gülmezyan Serviçin ve Nisan
Bay Greguvar Zevcesi
Simkesyan Eznif
Instasyadis Odesif
Vasilyadi Zevcesi
Tevfik
Fabrika-i Hümayun
1833
1843
1847
1848
1848
1848
1852
1852
1853
1853
1853
1854
1858
1860
1860
1863
1863
1863
1863
1865
1868
1868
1873
1873
1873
1877
1877
1877
1878
1884
1892
1896
1898
1907
1909
1911
1911
1911

Kaynak :
TURGAY AKKUŞ DOKTORA TEZI, MESRUTIYET’TEN CUMHURIYET’E BURSA KENT TARIHINDE GAYRIMÜSLIMLER s. 96




1906 Yılı Baslarında Bursa’daki Filatür Fabrikaları

SAHIBI
KAZAN SAYISI
 IŞLETMECISI

L. Poirier-A. Brotte
Gamet ve Varisleri  
Arakelyan
Gamet ve Varisleri
Bay Kardesler
Bay Kardesler
Bay Kardesler
Bay Kardesler
Gamet ve Varisleri
Tasçıyan
Brotte ve Varisleri
Bay ve Bayan G. Bay
Emirza Artin
Emirza Artin
Osman Fevzi
Osman Fevzi
Komidas Bedikyan
Hacı Ali Pasa
Hacı Ali Pasa
Devlet Mülkü
Papazyan
Barsamidis Debalas
Gülmezyan-Papazyan
Hacı Ali Pasa
Devlet Mülkü
Boduryan
Boduryan
Seftiyan
Agop Boduryan
Gülmezyan-Papazyan
Karahanyan
Hakkı Efendi
G. Core Aynalı
Hacı Minas Köleyan
Paul Kırmızıyan
Luçika Kırmızıyan
Agop Boduryan
100
54
60
128
60
60
80
52
116
68
60
60
92
54
80
60
50
52
50
78
72
50
80
50
78
60
40
36
60
42
40
40
30
36
40
30
50
Kendileri
Paul Gamet
Emirza Artin
J. Bélart-Lanz
Kendileri
Kendileri
Kendileri
Kendileri
J. Köleyan ve oglu
Serop Kapıcıyan
Charollais, Michaus De Pirjantz
Charollais, Michaus De Pirjantz
Charollais, Michaus De Pirjantz
Kendisi
Kendisi
Kendisi
Kamburyan ve Hancıyan
Kiralık
J. Bélart-Lanz
Kiralık
Kiralık
Artinik Miçikyan
Lyon’lu Armandy
Kiralık
Serop Kapıcıyan
Kiralık
Artus Refik
Kiralık
Kendisi
Kiralık
Kendisi
Kendisi
J. Bélart-Lanz
Kendisi
Bay Kardesler
Kiralık
Kendisi


Kaynak :
TURGAY AKKUŞ DOKTORA TEZI, MESRUTIYET’TEN CUMHURIYET’E BURSA KENT TARIHINDE GAYRIMÜSLIMLER s. 109



_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 669
Point(s): 1 847
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Mar 7 Fév 2017 - 14:40
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Bugün İpekçilik Caddesine ve semte adını, bu caddenin başında bulunan İpekçilik Okulu vermiştir. İpekçilik Okulu, aynı adı taşıyan caddenin başında, Eşrefiler Caddesiyle kesiştiği yerdedir. İpekçilik binası, Fransa’da eğitim gören Kevork Torkomyan adlı bir Ermeni’nin önderliğinde, 1893 yılında kurulmuştur. Bu okulun açılması ile Bursa ve çevresinde ipekböceği üretimi büyük ölçüde artmıştır

Maliye hazinesi mülkiyetinde olup daha önceki yıllarda Milli Eğitim’e tahsis edilen bina, 1887 yılında sağlıklı ipek böceği tohumu yetiştirilmek üzere inşa edildi. Osmangazi Belediyesi’nin restorasyon projesinin 2007 yılında hazırlamasından sonra Yıldırım Belediyesi, İl Özel İdaresi tarihi eser fonundan yaklaşık 2 milyon lira harcayarak yapının restorasyonunu 2010 yılında ipek müzesi yapılması için tamamladı. Merhum 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a da diploma veren tohum mektebi, hizmet verdiği dönemler içerisinde 5 bin öğrenciyi mezun etti. 1976 yılında binanın yetersiz görülmesi ile birlikte içerisinde ipek böceği tohumu yetiştirmek için kullanılan malzemeler Hürriyet Ziraat Meslek Lisesi’ne gönderildi. 1978 yılından terk edilen bina 2010 yılında müze yapılması için restore edildi. Restorasyonun üzerinden 1 sene geçmesine rağmen halen bir çalışma yapılmayan tarihi bina atıl bir durumda duruyor. Halen İpekçilik İmam Hatip Lisesi’nin kullandığı binada şu an bir çalışma bulunmuyor. Tarihi sevenler Bursa’nın ipek böceği tarihi bakımından çok önemli bir yere sahip olan binanın, gelecek nesillere örnek olarak bırakılmasını istiyorlar. Rusya ve Fransa gibi ülkelerin ipek böceği müzeleri bulunmasına karşılık dünyaya Bursa kumaşı olarak ün salan Bursa ipekçiliğinin halen yeterli desteği görmediğini belittiler.

Tarihi sevenler adına konuşan Kent Konseyi Tarihi Miras Komisyonu Başkanı Ayşe Yandayan, “Hürriyet’teki İpekböcekçiliği Enstitüsü’nde bulunan bazı malzemeler, Tarım İl Müdürlüğü tarafından Faruk Saraç Meslek Yüksek Okulu’na verilmiş. Bizler ipek böceği tohumu üretiminde kullanılan bu malzemelerin tekrar bu binada bir araya gelmesini istiyoruz. 1 yıldır boş olan binanın müze olması ve malzemelerin geri gelmesi için 10 bini aşkın imza topladık. İpeği geçmişlerinde önemli bir kültür olarak gören Fransa, Rusya gibi ülkeler müzelerini kurarken, Türkiye’de üretimi devam eden ipek ile alakalı bir müzenin olmaması bizi üzüyor. Valimiz Şahabettin Harput’un bu konuya sahip çıkmasını istiyoruz. İpek Müzesi için kendileri Özel İdare tarih fonundan kaynak aktararak bu binayı restore ettirdiler. Şimdi de bu malzemeleri temin ederek müzenin açılması için belediyeye veya kültür müdürlüğüne tahsisi sağlayarak müze açılmasına öncülük etmelidirler. Binayı zaman zaman toplantılarda İpekçilik İmam Hatip Lisesi kullanıyor. Bu bina şehre bir müze olarak, eski fotoğrafları da kullanılarak kazandırılmalıdır” dedi.
Toplanan imzalar valilik, bakanlık ve Büyükşehir Belediyesi’ne teslim edilerek konuya hassasiyet gösterilmesi istenecek.


_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 669
Point(s): 1 847
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Mar 7 Fév 2017 - 14:50
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Müze filan olamaz elbet !


_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 669
Point(s): 1 847
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Lun 4 Déc 2017 - 12:26
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

BURSA CERRAH Ճէրախ köyü



negöl ilçesi merkez bucağına bağlı bir belde
Köyün eski adı Atoğlanı'dır. 1487 yılında bu adla anılan köyün, 1573 yılında Cerrah olarak değişti­rildiği görülür. İlçenin hemen batısında bulunan belde, İnegöl'e 3 km uzaklıktadır. Bursa Kadı Sicilleri'ndeki kayıtlarda da adına rastladığımız köy, Medine vakıfları köyü imiş. XVI. yüzyıl belgelerine göre köylüler hassa pirinç ve meyveci imiş. Saraya pirinç ve meyve üretirlermiş. 1893 yılında 1.478 kişi yaşayan köy, 1908 Yıllığı’na göre Yenice bucağına bağlı 276 haneli bir köy idi. XIX. yüzyılda köyde tümüyle Ermenilerin yaşadığı görülür. Cumhuriyet öncesi en büyük Ermeni köyüdür. Birçok ipek fabrikası bulunan köy, bu tarihte çok zengin bir yerleşim yeri idi. 1915 yılında Ermeniler köyden sürülünce bir süre, çevre köylerden gelen göçmenler iskân olmuştur. Kurtuluş Savaşı sonrasında ise Mübadele göçmenleri olarak Yunanistan sınırındaki Peştere kazasının Dorkuva köyünden gelen Pomak göçmenleri ile Arnavut, Boşnak ve 93 göçmenleri yerleştirilmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında köy, büyük ölçüde yandığı için Ermeni eserlerinden ne kilise, ne hamam ve ne de fabrikalardan bir eser kalmamıştır. 1991 yılında belediyelik olan beldenin nü­fusu 1927 yılında 957, 1990 yılında 2.603, 1997 yılında 2.700'dür. Köyde bulunan tarih­sel hamam bugün yoktur.

Raif Kaplanoğlu


_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 669
Point(s): 1 847
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Aujourd’hui à 12:45
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi
Répondre en citant

Fotoğraf : Bursa Ermenilerinin başlıca uğraşılar ipekböcekçiliğiydi

İnegöl Kazası (Bursa'nın ilçesi)

Bursa'nın kırk kilometre kadar doğusunda , Bilecik yolu üzerinde ,ormanlık bir bölgede yer alan İnegöl Kazasında , 1915'ten önce iki Ermeni köyü vardı:
Surp Hagop Kilisesi'yle bir okulun bulunduğu , 2.000 Ermeni'nin yaşadığı Yenice;
Yenice'nin üç kilometre batısındaki , 2.500 kişilik bir nüfusu barındıran ve 17.yüzyılın ortalarında inşa edilmiş olan Surp Hıreşdagabed Kilisesi'nin bulunduğu Ceran (Cerrah)

Kaynak : Raymond H. Kévorkian&Paul B. Paboudjian,1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeniler,(çev.) Mayda Saris,İstanbul:Aras Yayıncılık,2012


_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 16:50
MessageSujet du message: Bursa/Պրուսա Kazasi

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les villes d'Arménie Occidentale Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet Aller à la page: <  1, 2
Page 2 sur 2
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com