Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Communauté -> Akrabamı arıyorum - Ծնողքս կը փնտռեմ - Cherche mes parents - I am looking for my parents Aller à la page: <  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
anuanu



Inscrit le: 16 Oct 2010
Messages: 4 831

MessagePosté le: Lun 12 Sep 2016 - 20:44
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
Répondre en citant

Revue du message précédent :

ERMENİ KÖKENLİ ÜNLÜ TÜRKLER...
http://m.haberdiyarbakir.net/ermeni-kokenli-unlu-turkler-6329h/



ESKİ KÜRT MİLLETVEKİLİ İBRAHİM AKSOY BİRÇOK TÜRK SİYASETÇİNİN ERMENİ OLDUĞUNU İDDİA ETTİ...

02 Aralık 2007 Pazar 11:38
İbrahim Aksoy; Almanya Hamburg Üniversitesi’nde Yüksek mimarlık okudu. 


          İBRAHİM AKSOY


1989'da SHP Malatya Milletvekili olarak Meclis'e girdi.
Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmadı "Türkiye'de Kürt diye ayrı bir halk var" dedikten sonra dönemin SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal'ın baskısıyla SHP'den ihraç edildi.
HEP'in kurucuları arasında yer aldı, DEP'in Genel Sekreterliği'ni yaptı.
Ve şimdi tartışma yaratacak bir yazı kaleme aldı.
SHP eski Milletvekili İbrahim Aksoy, Ermeni Türkleri yazısında, Devlet Bahçeli, Mehmet Ağar, Mesut Yılmaz, Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk, Murat Karayalçın, Hasan Celal Güzel gibi siyasetçilerin Ermeni olduğunu iddia ediyor.
İbrahim Aksoy'un yazısını yorumsuz olarak yayınlıyoruz. 
ERMENİ TÜRKLERİ
Irk ve ırkçılığının, öncülüğünü yapanlar gerçekten ne kadar Türk tür? Türkiye’de Türk
olanların, hiç biri Türkçülük yapmıyor.

Zaten buna da ihtiyaçları yoktur. Türkmenistan’dan Anadolu ya gelip yerleşen Türkmenler, hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde sürekli devletin dışına itildiler.

Buna rağmen hiçbir zaman Türk ırkçılığı yapmadılar. Cumhuriyet döneminde Türk ırkçılığının büyük itibar görmesine rağmen yine yapmadılar.

Türkmenistan’dan gelen Türkmenler, Orta Anadolu’da, Alevi Kürtlerle karışık yaşayan Aleviler; Toroslar’daki yörük Aleviler ve Ege’deki tahtacı Alevilerdir.

Bunlar Osmanlı döneminde sürekli aşağılanmış ve hatta kitlesel katliamlara uğramışlardır. Cumhuriyet döneminde de sürekli devletin kenarında bırakılmışlardır.
Balkan muhacirleri, Karadeniz Pontus Rumları’nın torunları ve Anadolu’da yerleşik bazı azınlıklar Türk ırkçılığını yapıyorlar.

Bazen de bunlar kendilerini kabul ettirebilmek için aklın ve mantığın sınırlarını bile zorluyorlar. Burada, bu sınırları aşan bazı Ermenileri anlatmaya çalışacağım.

Sabiha Gökçen; Atatürk’ün manevi kızıdır. Bu daha önce de yazıldı. Atatürk bu kızı bir yetimhaneden alıp evlatlık edinmiştir.

Atatürk küçük kızına, zil zurna âşık olduğu ve kendisinden 19 yaş küçük Vahdettin’in küçük kızı prenses Sabiha’nın adını verdi.

Böylece küçük Sabiha’nın bir Müslüman adı oldu ve  daha sonra, Gökçen soyadını alarak, Sabiha Gökçen oldu. Sabiha Gökçen dünyada ilk kadın savaş pilotu olmanın yanında, yine dünyada savaşa katılan ilk kadın pilot olma özelliğini de taşıyor.

Çünkü Sabiha Gökçen 1938 Dersim katliamında, Dersim’in köylerine tonlarca bomba yağdırdı. Binlerce, Dersimli bu bombalarla can verdi.

Hafize Özal; Turgut Özal’ın annesi, Malatya’nın Tecde köyünde önceleri Ermeni papazı, daha sonra din değiştirip, hocalık yapan meşhur cinci hocanın kızıdır.

Hafîze hanım büyüyünce, yine Ermeni kökenli, Çemişgezek göçmeni olan Turgut Özal’ın babası ile evlendi. Çocukları da dahil hepsi tarikat üyesidirler.
Recai Kutan; Adıyaman’ın Sincik ilçesine bağlı Kotan köyünden, aslen Ermeni olan  Ismail Efendi’nin oğlu olarak Malatya’nın Nebioğlu Sokağı’nda dünyaya geldi.

 Özallar da aynı sokak da oturdukları için, tanışmışlıkları çok eskiye dayanır. Sadece tanışmışlıkları degil, tarikat üyelilikleri de o yıllara dayanır. Başından beri Necmettin Erbakan’ın sağ kolu olan Recai Kutan şu anda SP Genel Başkanıdır.

Oğuzhan Asiltürk; kendisine asil bir soyadı da seçen Oğuzhan, Malatya’nın Hekimhan ilçesinin Zorban köyünde dünyaya geldi.

Ermeniliğini terk edip tarikat üyeliğini benimsemesi, yaşı kadar eskidir.

Devlet Bahçeli; Aslen Siverek Ermenilerinden bir ailenin çocuğudur. Ailesi Siverek’ten göçüp, Bahçe ilçesine yerleşti.

Küçük Devlet burada dünya ya geldi. Özellikle üniversite yıllarında, Türk ırkçılığının öncü kadrolarındandır. Atatürk Üniversitesi’ndeki bu çabaları, onu daha sonra MHP’nin Genel Başkanlığı’na taşıdı. Şu anda Türkçülük hareketinin en önemli şahsiyetlerindendir.

Hasan Celal Güzel; ANAP’ta bakanlık da yapan Güzel şu anda YDP Genel Başkanı’dır. Hasan Celal, aslen Antepli olan ermeni bir ailenin çocuğudur.

Hasan Celal’in ailesi, Antep’de devletle ilişkileri deşifre olduktan sonra gelip Malatya’ya yerleşti. Küçük Hasan Celal Malatya’da traktör pazarlamacısı Kamil Güzel’in oğlu olarak dünya ya geldi.




Başarılı bir devlet adamı olduğu gibi, yeminli bir Kürt ve Ermeni düşmanıdır.
Mehmet Ağar; aslen Ağınlı olan Ermeni bir ailenin çocuğudur. Küçük Mehmet, Elazığ’da meşhur Kürt Zülküf’ün oğlu olarak dünyaya geldi.

Kürt Zülküf  68’lilerin korkulu rüyası olan işkenceci toplum polis müdürünün ta kendisidir. Kürt lakabını da Ermeniliğine örtü olarak kullanıyordu.

Mehmet Ağar her yasadışı olaya adı karışan başarılı bir devlet adamı ve gençliğinden beri yeminli bir devlet hizmetkarıdır.

Devletin her kademesindeki başarılı hizmetlerinin yanısıra, başarılı bir sorgucu olarak da bilinen Ağar, şu anda DP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmiştir.

Mehmet Keçeciler;
Türkiye de gericilikden bahis açılınca ilk akla gelen isimlerin başında gelir. Keçeciler de devletin her kademesinde, büyük hizmetleri olan, başarılı bir devlet adamıdır.
Mesut Yılmaz; şu sıralar siyasete yeniden başlamak için, salvo yapmaya başlayan Yılmaz, Rize’nin Hemşin Ermenilerindendir. Mesut Yılmaz, başbakanlık da dahil, devletin her kademesinde başarılı görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır.
Murat Karayalçın; Mesut Yılmaz ile aynı köydendir. Hemşin Ermenilerinden olan Karayalçın, ailesi ile Yılmaz ailesi kavgalı oldukları için, Karayalçın ailesi Samsun’a göçmek mecburiyetinde kaldı.

Küçük Murat, Samsun’da dünyaya geldi. Karayalçın başarılı bir insan olduğu için, Kenan Evren’in ilk atadığı bürokrattır. Bu başarısını Evren’in atamasıyla Kent – Koop Genel Başkanlığı’nda da sürdürdü.

Şu anda SHP Genel Başkanlık görevini başarıyla sürdürüyor.

Karayalçın’ın en önemli özelliği, Ankara Siyasal Bilgiler’de öğrenciyken  Mehmet Ağar, Mehmet Keçeciler ve Hasan Celal Güzel gibi bazı arkadaşlarıyla, Arapkirliler Grubu’nu oluşturarak Uluç Gürkan’a  karşı öğrenci birliği başkanlığına aday olmasıdır.


Aslında bu gruptan olanların hiçbiri Arapkirli değildir ve hepsi de Ermeni kökenlidir.
Ayrıca hepsi de ülkücü eğilimlidirler. Seçimi kaybeden Karayalçın, CHP’li Uluç Gürkan’ı tehdit etmeye başladı. O yıllarda aynı okulda öğrenci olan devrimci hareketin önderlerinden Mahir Çayan’dan zılgıtı yiyince yerine oturdu.
Mehmet Ali Ağca, Oral Çerlik ve Mehmet Özbay gibi ülkücü camiada da çok sayıda Ermeni kökenli var. Bunların hepsini teker teker saymaya gerek yok.
Ben burada sadece kamuoyunun da tanıdığı bazı Ermenilerin isimlerini verdim. Türkiye’de kimliğini inkar ederek yaşamını sürdüren 300 binden fazla Ermeni olduğu söyleniyor. Bu ürkütücü bir sonuç. Bu sonuç Türkiye’de Ermeni olarak yaşamanın, ne kadar zor olduğunun açık delilidir.
Kimliğini inkar ederek yaşamını sürdürenlere hiçbir sözümüz yoktur. Onları anlayışla karşılıyoruz. Ancak Ermeni olduğunu bile bile Türk ırkçılığı veya Türk- Islam sentezinin savunuculuğunu yapanları anlamakta zorluk çekiyoruz.

Hele bunların Türkiye’deki gayrımüslimlere ve Kürtlere karşı düşmanca tavırları anlaşılır gibi değil.
Bir insan her zaman din değiştirebilir. Bu onun doğal hakkıdır. Ama bir insan hiçbir zaman ait olduğu ırkını değiştiremez. Bunların hangi koşullarda bu duruma geldikleri ilginç değil mi?
Hz. Muhammed’in bir hadisi şerifi vardır. Diyor ki; “Çocuk kimin yatağında dünyaya gelmiş ise, ona aittir.” Bu hadise uygun olan, bir de atasözü vardır:  Aslını inkar eden haramzadedir.
Ben bir insan olarak bunların düştükleri bu duruma üzülüyorum. Mesela Mehmet Ağar, insanların yüzüne bakacak yüzü olmadığı için sürekli renkli gözlük kullanır.

Diğerlerinin gözlerinde sürekli suçluların telaşını görmek mümkün. Ama bunları neden yapıyorlar, anlamak mümkün değil.
Ben burada sadece bazı Ermenileri yazdım. Belki de Ermeniler, Anadolu’nun yerli halklarından olduğu için yazdım. Muhacir Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Çerkezler ve Pontus Rumları da aynı durumda.
Cumhuriyet tarihinde hiçbir Türkmen Cumhurbaşkanı olmadı. Hiçbir Türkmen Başbakan da olmadı. Hiçbir Genelkurmay Başkanı  da Türkmen degil.


Türk olabilmek için, sadece müslümanım, Türküm demek yeterli mi? Onu da bilmiyorum. Ama; keçinin ben koyunum demekle koyun olamayacağını biliyorum.
Bir Ermeni örneği daha. 12 Eylül Cuntası döneminde yüzbinlerce insan gözaltına alındı ve haftalarca işkence gördü. Ama bunların arasında Garbis Altunyan isminde birisi vardı ki sadece solcu olduğu için değil, aynı zamanda Ermeni olduğu için de tam 270 gün işkencede kaldı. Bunun 34 gününü aslan kafesinde geçirdi. Yıllarca cezaevinde yattı ve şu anda işkenceden sakat kalmış bir insan olarak yaşamını Avrupada sürdürüyor.
İbrahim Aydın
Navkurd.net


http://m.haberdiyarbakir.net/ermeni-kokenli-unlu-turkler-6329h/



PS: bu da buraya gider bilgi bilgidir.


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Lun 12 Sep 2016 - 20:44
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
guest
Super Membre
Super Membre

Hors ligne

Inscrit le: 10 Avr 2011
Messages: 818
Point(s): 2 178
Moyenne de points: 2,66

MessagePosté le: Mer 2 Nov 2016 - 09:07
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
Répondre en citant



http://www.sozcu.com.tr/2016/gundem/son-dakika-korkut-ozal-hayatini-kaybetti-1483162/


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 721
Point(s): 70 414
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 4 Nov 2016 - 20:18
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
Répondre en citant

Devletin içindeki gizli Ermeniler!



Van’daki Akdamar Kilisesi’nde ayin yapılmasından sonra bölgede yaşayan gizli Ermeniler kendilerini açığa çıkarmaya başladı ve kimliklerine  “Hristiyan” yazdırmak için sıraya girdi. Bu kişilerin çoğu şimdiye kadar “Müslüman Kürt” olduklarını söylüyordu. Asıl kimliğini açıklayanlar arasında, Türkiye Ermenileri Patrikliği Genel Vekili Aram Ateşyan’ın ablasının torunları 33 yaşındaki Mesure Kaplan ve 28 yaşındaki Cihan Beskisiz de var.  Mesure Kaplan, Hürriyet’e yaptığı açıklamada,  “Müslüman komşularımızın, iş arkadaşlarımızın arasında bir Müslüman gibi davrandık. Hatta, davranışlarımızla Müslüman pek çok komşumuzdan daha Müslüman olduğumuzu bile söyleyebilirim. Yoksa aile içinde ve bizim gibi olanlar arasında her zaman Ermeni kimliğimizi korumaya çalıştık” dedi. Demek ki Müslümana Müslümanlık taslayanlara dikkat etmek gerekiyor!



Aram Ateşyan da  “Türkiye’nin dört bir yanından, Tunceli’den, Trabzon’dan, Kastamonu’dan gençler aile kökenlerini araştırmak için bize geliyor. Ya komşusundan çekiniyor ya da çalışacağı yerden kovulacağından korkuyor. Oysa, ülkemiz demokratikleştikçe, insan hakları kökleştikçe binlercesi dinine geri dönecektir” dedi. Ateşyan,  “Korkular ortadan kalktıkça kendi dinine dönenler artacak, Anadolu çok renklenecek, şenlenecek. Birden bire görecekler ki binlerce Ermeni varmış yanlarında, haberleri yokmuş”  diye konuştu.



Biliyorsunuz bizim konu ile ilgili “Gizli Ermeniler” adlı bir kitabımız var. Şu sıralarda Ermeni meselesiyle ilgili kitaplar arasında en çok satanların başında geliyor. Hırant Dink, öldürülmeden önce bu konuyu araştırıyordu ve Türkiye’deki gizli Ermeniler hakkında  “300 bin rakamının abartılı olduğunu düşünmüyorum. Bence daha da fazladır. Diasporaya bunu sıkça söylüyorum. Türkiye’de tek kişinin varlığını bilmek, ruh hâline yardım etmek, yurtdışında alınmış yüzlerce parlamento kararından ehemmiyetlidir” diyordu. Ardından Türkiye’nin önemli görevlerde bulunmuş bir diplomatı ve bir dönem AB ile ilişkilerin teslim edildiği kişi olan Volkan Vural, Neşe Düzel’e konuşmuş ve “Devlet Ermenilerden özür dilemeli, Ermeni ve Rumlar tekrar eski topraklarına dönsün, tekrar vatandaş olsun” demişti... Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı programında,

Korkut Özal, Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı iken kendisine Türkiye’nin adının  “Anadolu Cumhuriyeti” olarak değiştirilmesinden söz ettiğini açıklamıştı. Ali Kırca, Korkut Özal’a dönerek, “Turgut Özal bir ara ’Ben de Kürt olabilirim’ dediği için soruyorum. Siz Kürt müsünüz?” diye sormuş, 

Korkut Özal, karışık bir etnik yapıya sahip Malatya’nın yüzde 40’ının Ermeni olduğunu iddia ederek,

annesinin Osmanlı aşiretinden geldiğini, babasının karışık olduğunu söylemişti.




Demek istediğim şu ki kimliklerini gizlemek zorunda olan insanlar, hangi makama gelirse gelsin içinde yaşadıkları topluma karşı gizli bir isyan halindedir. Kimliğini gizlemek, psikolojik rahatsızlığa yol açar. Yabancı gizli servisler bunların bir kısmını çocukken keşfederek yetiştirir, devletin içinde önemli makamlara getirdikten sonra kendi isteklerini yerine getirmelerini ister. Bunlara istihbarat dilinde “koza” denilir. Türkiye’nin bir “Gizli Ermeniler” meselesi vardır. Hırant Dink, bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına “Siz 1.5 milyon kişiden bahsediyorsunuz. Oysa aynı dönemde yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştu. Bunları neden dikkate almıyorsunuz?” diye sormuş, muhatabı da “Bu konunun gündeme gelmesi, davamıza zarar verir” cevabını vermişti. Demek ki şimdi bu politikadan vazgeçtiler. Bence Türkiye’nin asıl meselesi, devletin içindeki gizli Ermenilerdir.

Arslan BULUT

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/devletin-icindeki-gizli-ermeniler-14987yy.htm


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 721
Point(s): 70 414
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 4 Nov 2016 - 20:19
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
Répondre en citant

Korkut Özal’ın Garip İlahili Duası ve BAZILARININ TÜRBAN GICIKLIĞI PAKRADUN KAYNAKLI MIYDI?


“Annemgil, başka deyişle Firuze-İbrahim Olcaytu ailesi, 1930’lu yıllarda, Malatya’da Özal ailesiyle kapı komşu, aynı avluda oturuyorlar. Hafize Özal, Dâhiye Olcaytu, okuma yazma seferberliği sırasında Malatya’da birlikte öğretmenlik yapıyorlar. Malatya çarşısından gururla geçerek, başları açık ve dik, her gün birlikte okullarına gidip geliyorlar. Özalların çocuklarının isimleri, o zamanki kültürlerini yansıtıyor. Turgut, Korkut ve Bozkurt, Cumhuriyetin moda isimleri. Kur’ani Kerim’den konan İbrani-İslami isimlerden değil. Kemalist Devrim’in yıkımı başlayınca, isimler de yeni döneme uyduruluyor. Özal’ların en küçüğü Yusuf Özal, o dönemde dünyaya geliyor. Özal ailesinin tarihi, bir bakıma Cumhuriyetin yükseliş ve inişiyle örtüşüyor. Yükselirken ilericiler; inişte tarikata bağlanıyorlar.

Düğme Günahmış!

Teyzem Dahiye Tüfekçi, Hafize Özal ile yaşıt; iyi arkadaşlar. Hayatlarının son yıllarında da birkaç kez görüştüler. Teyzem, İstanbul Bostancı’da yarım yüzyıl sonraki buluşmalarını TRT-2 ekranından anlatmıştı. Hafize Hanım, teyzeme soruyor: “Dahiye, o düğmeler ne öyle.” Dahiye Tüfekçi şaşırıyor, elbisesinin düğmelerine bakıyor, “Ne var düğmelerde” diyor. Hafize Hanımın cevabı şöyle: “Erkekler görünce çözmeyi düşünürler.”

Onların tarikat veya cemaatinde, kadınların düğmeli elbise giymeleri haram imiş. Bu da bir “Allah’ın emri” oluyor.[1]

Diyen Doğu Perinçek, sanki İslam’ın bir emri ve simgesi olduğundan değil de, “rahibe kıyafeti olduğu için”, türban bahanesiyle Kur’an’a, İslam’a ve Müslüman halkımıza saygısızca saldırmaktaydı. Sanki başörtüsüne ve tesettüre razıymış havasıyla “bunların tarikatında düğme bile günahmış” gibi safsatalarla ve kargaların bile güleceği boş ve kof iddialarla, maalesef gayzını kusmaktaydı. Allah Aşkına, elbiselerdeki düğmelerin günah olduğuna dair; ayetlerde, hadislerde, fıkıh eserlerinde ve İslam geleneği içinde herhangi bir kayıt var mıydı? Böylesine mantıksız, dayanaksız ve asılsız iftiralara sığınarak bu halkın inancıyla ve kılık kıyafetiyle uğraşanlar elbette yüz bulamazdı.

Önce Sebataist (gerçekte, gizli Yahudi kalıp, görünüşte Müslüman geçinen marazlı münafık taife) ve Pakradun (Yahudi iken Ermeniliğe, oradan İslamiyet’e geçmiş görünen taife) takımının, çağdaşlaşma havasıyla Müslüman halkımızı İslam’dan uzaklaştırma girişimlerinin bir ayağı da, güya Türkçülük kılıfı altında, Kur’ani isimler yerine “çağdaş, yoldaş, savaş, Tansu, Tanju, Kansu” gibi adlar kullanmaya başlamış ve bunu yaygınlaştırmışlardı. Pek çok aile, ya kof bir modernleşme özenti ve ırkçılık gayretiyle veya hesaplı ve kasıtlı bir İslam düşmanlığı ile buna ön ayak olmuşlardı.

Şimdi Doğu Perinçek’e sormak lazımdı. Mademki Özal ailesi, çağdaşlık ve Türk ırkçılığından uzaklaşıp, İslamcılığa yöneldikleri için, Turgut, Korkut ve Bozkurt’tan sonra yeni çocuklarına Kur’ani ve İbrani kaynaklı “Yusuf” adını koyup yozlaşmışlardı, peki siz hangi mana ve maksatla ilk kızınıza Zeynep, sonra da oğlunuza İslami kökenli ve Muhammed’den türeme Mehmet adını taktınız? Koyu Kabalist ve Yahudi iken, korkusundan ve münafıklığından dolayı İslam olup Aziz Mehmet adını alan Sabetay Sevi’nin hatırına ve hatırasına mı, yoksa Müslüman halkımızdan gizlemeniz gereken, başka sırlarınız ve sıkıntılarınız mı vardı? Bu arada, bir art niyet ve tahripçi zihniyet taşımaksızın, insanların çocuklarına, anlamı ve çağrışımı güzel olmak şartıyla, Milli ve manevi değerlerimize uygun Türkçe veya Arapça bir isim koymalarının bizim yanımızda hiçbir farkı olamazdı.

Ha sahi aklımıza takıldı Milli görüş’ü karıştırıp rayından saptırmak ve Erbakan’ı başarısız bırakmak için özel misyonlarıyla meşhur Özal’ların anası Hafize Hanım’ın veya babasının, şu anda Tunceli’ye bağlı Çemişgezek kazasından olduğu hatırımızda kalmıştı. Siz ise Erzincan’a bağlı Kemah-Kemaliye kazasındansınız.

Çemişgezek, Kemaliye ve Ağın, Keban’da birleşip Fırat’ı oluşturan Murat ve Karasu arasında biri birine komşu kazalardır, üstelik Pakradun (Yahudi kökenli Ermeni) vatandaşlarımızın bir zamanlar en yoğun yaşadıkları yörelerimiz durumundadır… Sormak istediğimiz, Rahmetli Hafize Hanım’la, Rahmetli Teyzenizin ve sizin ailenizin yakınlığı, biraz da uzak akrabalıktan ve soy bağından kaynaklanmış olmasındı?! Yoksa onlar ılımlı İslamcılık ve din istismarıyla, siz ise inkârcılık ve din karşıtlığıyla aynı amacın mı hizmetkârısınız? Çünkü ılımlı İslamcılar da, Süleyman Demirel Amcanız ve sizin takımınız da, Medine’de gelen ahkam ayetleri hariç, Mekke’de inen ayetlere razısınız!...

Korkut Özal’ın, Ağabeyinin cenazesi başında okuduğu garip ilahili duası!

13 Ekim 2010 Çarşamba günü TRT-2’de Kozmik Oda programına katılıp; Rıdvan Memi’nin sorularını yanıtlayan Korkut Özal, kardeşi olan rahmetli Cumhurbaşkanı Özal’ın ani ve şaibeli ölümü üzerine kaldırıldığı GATA’da yıkanırken, (Özal’ın Baş Yaveri General Arslan Güner idi) şimdiye kadar hiç duyulmayan bir olayla ilgili sorular karşısında sarsılıvermişti.

Sunucu Rıdvan Memi’nin “Sn. Özal, o sırada yanınızda bulunan bir komutan “Rahmetli Cumhurbaşkanı’nın cenazesi başında, o güne kadar duymadığı, bilmediği, Kur’ani Kerim’e ve Arapça dua metinlerine benzetemediği, sanki çok farklı bir dilden uzun ve özel dualar okuduğunuzu bana söylemişti.

Efendim o okuduklarınız ne idi, Kur’an ayetleri miydi, hadislerle bildirilen dualardan biri miydi? (Oysa ilgili komutan öyle olsa, herhalde bir Müslüman çocuğu olarak kulak aşinalığıyla bunu rahatlıkla fark eder ve hayret etmezdi.)

Sorusu karşısında bocalayıp şaşkınlaşan ve bir nevi suçüstü yakalanmış olmanın telaşına kapılan Korkut Özal:

“Bunlar bize, ölülerimize okunmak üzere büyüklerimizin öğrettiği özel dualardır…” şeklinde geçiştirici bir yanıt vermişti…

Acaba Korkut Bey’in Rahmetli Turgut Özal’ın başında okudukları, Ermenice miydi, Süryanice miydi, yoksa Kabalist öğretiler miydi?!..

Öyle ya bahsedilen komutanın hiç duymadığı, anlamadığı ve aşina olmadığı acayip dualar olduğuna göre, acaba bunlar neydi? Sn Korkut Özal bunları bize de söyler miydi? Yoksa bilinen, Yasin’i Şerif ve diğer İslami dualar olsa, komutanın hayretini ve dikkatini çekmezdi.

Özal’ların aslı ve astarı!

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın öldüğü tarihte GATA komutanı olan emekli Tümgeneral Prof. Dr. Ömer Şarlak, yazdığı anı kitabında, naaşın Hacettepe'den GATA'ya nakli ve burada yaşananları ayrıntılarıyla anlatmıştı. Şarlak'ın iddiasına göre, Özal'ın naaşı, gizli bir operasyonla gece yarısı, Hacettepe'den GATA'ya taşınmıştı. GATA'da 11 generalin huzurunda ve otopsi masasında geçici mumyalama işlemi yapıldığını ve o sırada yaşananları şöyle aktarmıştı:

Korkut Özal’ın: “Beklemeyin, hemen yıkansın!” tavrı

Orada bulunanlardan en çok konuşanı Korkut Özal'dı. Konuşmaları bir yerde noktalamak ve sonuçlandırmak istercesine "Ağabeyim Allah'ına kavuştu. O artık mutludur. Ölümünden dolayı üzüntü duyulmaması gerekir" telaşındaydı.

Ben cenazenin ertesi günü, yani 18 Nisan Pazar günü veya ailenin vereceği karara uygun bir günde Diyanet İşleri Başkanı veya görevlendireceği bir hoca tarafından yıkanıp kefenleneceğini sanmıştım. Düşündüğümün tam tersi bir teklifle karşılaştım. Korkut Bey "Sizin hocalar bu gece bu görevi yapsınlar. Bence en doğrusu budur" demiş, Org. Kemal Yamak da buna katılmıştı.

Korkut Özal kefenleme sırasında garip bir ilahi okumaktaydı!

Prof. Dr. Ömer Şarlak Paşa hepsinden ilginci şu hayret uyandırıcı bilgileri aktarmıştı: “Yıkama ve kefenleme aşamasında Korkut Özal kendine özgü gür sesi ile bir dua veya ilahi karışımını okumaya başladı. Bu duruma benzeyen pek çok yerde bulunduğum halde böyle bir dua veya ilahiyi hiç duymamıştım. Sonuçta kefenlenen Özal'ı tekrar 5 numaralı dolaba yerleştirdiler. Özal Ailesi'ni ve Kemal Yamak komutanı Gülhane'den uğurladım, evime gittim.”

İşte şahitler

T. Amiral Prof. İnal Ülgenalp, T. General Levent Karaca, T. General Prof. Fahrettin Alpaslan, T. General Prof. Sabri Devecioğlu, T. General Prof. Nusret Aras, T. General Prof. Yakir Tanındı, T. General Prof. M. Ali Gündoğan, T. General Prof. Çetin Harmankaya, T. General Prof. Hikmet Tanboğa ve T. General Prof. Deniz Demirkan.[2]

Şimdi ibret ve dikkatle düşünüp izan ve insafla bir sonuca varmaya çalışalım:

Müslümanlığın hiçbir mezhep ve tarikatında, Milletimizin hiçbir geleneğinde, cenaze başında ilahili bir dua okumak âdeti bulunmamaktadır. Böylesi ilahi makamında acayip dualar sadece Yahudi ve Hıristiyanlar veya Kripto (Yahudi ve Ermeni dönmesi) vatandaşlar tarafından yapılmaktadır. Üstelik Prof. Dr. Ömer Şarlak Paşa Müslüman bir tabip olarak, bu gibi cenazelerde sıkça bulunduğu halde, “böylesi bir dua ve ilahiyi hiç duymadığını”, yani Korkut Özal’ın okuduklarının Kur’an’ı ve Arapça duaları hiç çağrıştırmadığını, özellikle vurgulamaktadır.

Aslında insanların etnik kimliğini, dini ve mezhebi kökenini, onları horlamak ve hakaret konusu yapmak için araştırmak yanlıştır, haksızlıktır; inancımıza ve insanlığımıza aykırıdır. Bizim nazarımızda ülkesine ve devletine sahip çıkan, diğer vatandaşların inancına ve hayat tarzına hoşgörüyle bakan farklı din ve düşünceden herkes saygındır. Bu bağlamda, babası atası farklı dinden olup Müslümanlığa dönenleri de, hala kendi din ve mezhebi üzerinde devam edenleri de kınamak ve dışlamak yobazlıktır, çağdışılıktır. Ancak, her fırsatta “Ortaçağ kalıntıları, gerici kafalılar” diye inançlı halkımıza sataşan, kendine göre yorumlayıp yamuklaştırdığı Laiklik ve Kemalizm bahanesiyle başörtüsüne ve Müslüman hanımların tesettürüne saldıran, hatta hıncını alamayıp; “Türban rahibe kıyafetidir, fahişe alametidir” gibi toplumu kışkırtıcı ve ayrıştırıcı tavırlardan sakınmayan kişi ve kesimlerin, bu açıkça fesat çıkarma ve kamplaştırıp kutuplaştırma gayretlerinin gerçek ve kirli niyetlerini, psikolojik ve ideolojik nedenlerini ve teolojik dürtülerini araştırmak; ve bu sinsi girişimlerin bazı derin ve gizli etkenlerini hatırlatmak ta doğal karşılanmalıdır; çünkü bu maalesef ülkemizin ve milletimizin sosyal bir yarasıdır.

Üstelik böylece; bu gibi itham ve iddialara muhatap olanlara, kendilerini suizandan kurtarma ve toplum vicdanını rahatlandırma imkânı da sunulmuş olmaktadır.

Ve tabi bu konuyu gündeme taşıyan sitelerin ellerindeki bilgi ve belgeleri ve bunların güvenirlik derecelerini de kamuoyu ile paylaşması, yani iddiaların iftira olmadığını ispatlaması lazımdır. Bu çağrımız her iki tarafadır.

Şimdi bu tiplerin: “Laiklik adına, sadece kamudan değil, fert ve cemiyet hayatının tamamından dışlanıp yasaklanması gerektiğini” savunacak kadar gıcık aldığı “İslami hayat” düşmanlığı, acaba sadece cehaletten (inanç ve bilgi yetmezliğinden) mi, yoksa çok sinsi bir hıyanetten mi kaynaklandığı sorusu önemliydi.

Meşhur bir Siyasetçiyle ilgili çarpıcı iddialar ortaya atılmıştı!

Bir dergideki iddialara göre, bu siyasetçinin dedesinin babası Mehmet Sadık Efendi, 1850 tarihinde Apçağa köyünde doğmuştu. Apçağa, o tarihlerde Abuçeh diye anılıyordu. Özellikle yöredeki Ermeniler, Abuçeh adını kullanıyordu. Babasının adı Hacı Mehmet, anne adı ise Ayşe oluyordu. Mehmet Sadık Efendi, Eğin'de (Kemaliye) belediye kâtipliği yapıyor, daha sonraları muhtelif yerlerde posta müdürlüğü görevlerinde bulunuyordu. En son 1915 yılında Mekke'nin posta müdürlüğü görevini yürütüyor, aynı tarihte ailenin bir başka yakın akrabası da Cidde posta müdürü yapılıyordu. Bu akrabaları, Cumhuriyet'in ilanı ve sonrasında yaşanan devrimlerin ardından "Çitlioğlu" soyadını alıyordu. Yani ailenin bir kısmı bugün Çitlioğlu soyadını kullanıyor, bunların bir kısmı da Elazığ’da yaşıyordu.

Dedesi Mehmet Cemal Efendi de, 1887'de Apçağa'da doğmuştu. Önce Sıbyan mektebini, ardından da Eğin Rüştiyesi'ni bitiriyordu. Buradan şahadetname (diploma) alan Mehmet Cemal Efendi, Türkçe ve Fransızca okuyup yazabiliyordu. 1906 senesinde Ankara'da Telgraf ve Posta Müdürlüğü'nde muhabere memuru olarak işe başlıyor, bir süre sonra Yozgat Posta ve Telgraf Müdürlüğü'nde muhabere görevine tayin ediliyordu. İlerleyen yıllarda ise Refahiye'de Telgraf Müdürlüğü yapıyordu.

Burada hem Mehmet Sadık Efendi, hem de Apçağa üzerinde durmakta fayda vardı. Bölgeyi anlamak, demografik yapısı hakkında bilgi almak için bakılacak en iyi kaynak, Şeriyye Sicilleri yani Mahkeme Kayıtlarıydı. Osmanlı mahkeme kayıtları olan Şeriyye Sicilleri, bize bir bölgenin sosyal, iktisadi, dini vb. hakkında ortaya çıkan sorunları ve çözüm yollarını sunmaktaydı. Daha doğru bir ifadeyle, oradaki halk arasında meydana gelen anlaşmazlıklar hakkında mahkeme üyelerinin, şahitlerin ve iddia sahiplerinin ifadeleri, görülen davada kayda geçirilmiş durumdaydı. Daha sonra bu kayıtlar mahkeme tarafından saklanırdı. Mahkeme kayıtlarında; davacının da, davalının da sorgudan önce adres tespitleri yapılırdı. Daha sonra her iki tarafın isimleri, baba ve dede isimleri, varsa aile-sülale unvanları kayıt altına alınırdı. Bu bilgiler bütün mahkeme kayıtlarında mevcut bulunmaktaydı.

Bu kayıtlara bakıldığında On dokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başlangıcında bölgede ciddi bir Ermeni nüfus vardı. Bunların önemli bir kısmı zanaatkâr ve esnaftı. Ermeniler, daha çok Eğin kasabasında yaşamaktaydı. Özellikle kasaba içerisindeki mahallelerde pek çok Ermeni'nin ikamet ettiği, bugüne kadar gelen belgelerden anlaşılmaktaydı. Kasabada Dörtyol Ağzı Mahallesi ile Süfela Mahallesi, Ermenilerin yoğun bulunduğu mahalleler arasındaydı. Eğin'e bağlı köylerde de Ermenilerin yoğun bir şekilde yaşadıkları çok rahatlıkla anlaşılmaktaydı. Özellikle Gemer-gab (Kemer-gab), Apçağa ve İliç, bu köylerin başındaydı. Şeriyye Sicilleri'ne göre Eğin de, az da olsa Rumlar da yaşamaktaydı. Rumlar özellikle Vanik köyü ve çevresinde bulunmaktaydı.

“Apçağa”, içinde çok az Müslüman'ın yaşadığı bir Ermeni köyü oluyordu. Şeriyye Sicillerin'de Apçağa ile ilgili on mahkeme kaydından sadece bir tanesi Müslümanlara ait görünüyordu. Mahkeme kayıtlarının onda dokuzu Ermenilere ait çıkıyordu. Kısaca köyün önemli bir kısmı Ermeni'ydi; ancak az da olsa, Müslüman nüfusun yaşadığı da kaynaklardan anlaşılıyordu. Aynı zamanda Apçağa köyü muhtarlarının ve köy ihtiyar heyetinin tamamı Ermenilerden meydana geliyordu. Nitekim Apçağa'dan mahkemeye başvuran bir Ermeni'nin davasına köyün "muhtar-ı evveli Kozmoz veled Tebimbek" ile muhtar-ı sanisi "Hamtor veled Aleksan; ihtiyar heyetinden ise Kirkor veled Agop, Kirkor veled Artin, Karabet veled Nihayet" katıldıkları kaydediliyordu.

Eğin'in bir başka köyü, “İliç”de Şeriyye Sicili'ne göre Ermeni köyü olarak gözüküyordu. İliç'ten mahkemeye başvuran tek bir Müslüman'a rastlamak mümkün olmuyordu. Köyde yaşayanların tamamının Ermeni olduğu anlaşılıyordu. Mahkeme kayıtlarına göre köy muhtarının adı Kirkor veled Relham'dı. Bölgede az da olsa bir Rum nüfusu yaşamaktaydı. Eğin'in sadece Vanik köyünde yaşayan Rumların arasında başka millet ve dinden insana rastlanmamış, çünkü köyden mahkemeye Rumlar dışında tek bir başvuru olmamıştı.

Kendisi de ülkesine, devletine ve Cumhuriyete gönülden bağlı bir Ermeni vatandaşımız olan ve Türk Dil Kurumunda önemli görevlerde bulunan Sn. Levon Panus DABAĞYAN:

a- Çoğu Kafkas kökenli Yahudilerin, çeşitli nedenlerle Anadolu’ya göç edip, Musevi görünmek yerine, o sıralarda Osmanlı bünyesinde rağbet gören Ermeni toplumuna katılıp kendilerini sakladıklarını

b- Bunlara, fitne ve fesatları nedeniyle Ermeniler arasında bile onlara PAKRADUN denilip, iyi gözle bakılmadıklarını

c- Osmanlıya ve Müslüman halka karşı bütün ayaklanmaların, özellikle İttihat ve Terakki masonlarının yaptırdığı isyan, katliam ve sürgün olaylarının tamamen bu Pakradun (Yahudi asıllı) Ermenilerce kışkırtıldığını

d- Aslen Yahudi olup inanç ve ideolojilerini gizlice sürdüren, ama zahiren Ermeni görünen, sonra da Müslümanlığa geçen bu PAKRADUN taifesinin üç önemli özellik ve alametinin ise:

1-Sabataistler, Masonlar ve Siyonist Yahudilerle sürekli ilişki ve samimi işbirliği içinde olduklarını

2-Çok koyu bir Türk ırkçısı ve ulusalcı rolüyle katı bir Ermeni karşıtlığı yaparak, Yahudilerin hıyanet ve melanetlerini gizlemeye çalıştıklarını

3-Laiklik ve Kemalizm kılıfı altında, İslam ve maneviyat düşmanlığıyla uğraştıklarını belgeler ve örneklerle açıklamaktadır. (Bak: Emperyalistler Kıskacında Ermeni Tehciri)

Bu tespitlerin ilgili siyasetçiye ve ekibine ne denli uygun düştüğü ise ortadadır.





[1] Aydınlık / 17 10 2010

[2] Kaynak: SABAH 03.05.2002 - www.gurbetport.com

Ufuk EFE

http://www.millicozum.com/mc/aralik-2010/korkut-ozalin-garip-ilahili-duasi-ve-bazilarinin-turban-gicikligi-pakradun-kaynakli-miydi


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 721
Point(s): 70 414
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 4 Nov 2016 - 20:31
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
Répondre en citant

Korkut Özal son yolculuğuna uğurlandı




Korkut Özal için Fatih Camisi'nde öğle vakti cenaze töreni düzenlendi


Solunum ve dolaşım yetmezliği nedeniyle 87 yaşında vefat eden 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın kardeşi, eski bakanlardan Korkut Özal'ın cenazesi toprağa verildi.



Özal için İstanbul Fatih Camisi'nde düzenlenen cenaze törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım da katıldı.

Korkut Özal için Fatih Camisi'nde öğle vakti cenaze töreni düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, cuma namazından önce aynı araçla Fatih Camisi'ne geldi.

Korkut Özal'ın tabutuna Türk bayrağı örtülürken, cenaze namazını İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran kıldırdı.

http://t24.com.tr/haber/korkut-ozal-son-yolculuguna-ugurlandi,369044


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 721
Point(s): 70 414
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Lun 29 Mai 2017 - 20:13
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
Répondre en citant



Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 24 721
Point(s): 70 414
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 6 Aoû 2017 - 09:36
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...
Répondre en citant

Eğinli Fırıldak Siyasetçi Sadığın Oğlu (Sadıkyan - Sadık JR ) Perinçek " zamparalıklarıyla " bilinen dığasınını başgöz etti



Perinçeklerin mutlu günü!

sözde vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek dünyaevine giriyor.


sözde vatan Partisi Lideri Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek dünyaevine giriyor.

21 Ağustos günü gerçekleşecek nikah töreniyle Perinçek hayatını Ece Kırbaş ile birleştirecek. Nikah, Şişli Evlendirme Dairesi'nde olacak. Törene, siyaset ve yazar dünyasından pek çok ismin katılması bekleniyor.

Akademisyen Mehmet Perinçek, özellikle Ermeni meselesiyle ilgili yaptığı SÖZDE akademik çalışmalarla biliniyor.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/magazin/perinceklerin-mutlu-gunu-h40576.html


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 03:00
MessageSujet du message: Ermeni Kökenli Ünlü Türkler / İnternet Derlemeleri: Kıtır Olsun...

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Communauté -> Akrabamı arıyorum - Ծնողքս կը փնտռեմ - Cherche mes parents - I am looking for my parents Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet Aller à la page: <  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
Page 8 sur 8
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com