Welcome Guest: Register | Log in
 
FAQ| Search| Memberlist| Usergroups
 
Diyarbakır, Çüngüş,Ermeni Katolik Kilisesi
 
Post new topic   Reply to topic
Armenian on web Forum Index -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les églises de l'Arménie Occidentale
Previous topic :: Next topic  
Author Message
vahe2009
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 07 Nov 2009
Posts: 15,763
Point(s): 44,649
Moyenne de points: 2.83

PostPosted: Tue 10 May 2011 - 05:40
PostPost subject: Diyarbakır, Çüngüş,Ermeni Katolik Kilisesi
Reply with quote

Çüngüş'teki Kilise Kurtarılamaz Mı?

4 Kasım 2010 tarihinde Çüngüş’e (Diyarbakır) gittim. Çarşıda, çay kenarında, tarihi köprü civarında ve kilisenin bulunduğu tepede gezindim. Bol bol fotoğraf çektim. Gezi sırasında gördüğüm kilise harabesi içimi burktu. Üzüldüm. Bir kutsal mekân, bir tarihi yapı bu durumda olmamalıydı. Yakışmıyor. Hele kilisenin içinde bir eşeğin bağlı bulunması, hiç hoş değildi. Kültürümüzde cami, kilise ve havralar kutsal mekândır, tanrının evleridir. Böyle olmamalı. Günahtır. Bu ayıptan bir an önce kurtulmalıyız. Diyarbakır İl Özel İdaresi, Çüngüş Kaymakamlığı, Çüngüş Belediyesi, Çüngüş’ün ileri gelenleri ve esnaf kuruluşları bu tarihi yapıyı restore edip bir kültür merkezi veya daha değişik hizmet verecek bir amaç için kurtarmalıdır mutlaka. Kollar şimdiden sıvanmalı, yarın geç olabilir. Kilise, tüm olumsuzluklara karşın şu an dimdik ayakta. Bakımsız ve harabe olsa bile tavanı, taşıyıcı kolonları ve duvarlarının sağlamlığıyla “ben burdayım” diyor. Kilisenin restorasyonu ile öncelikle kilisenin daha fazla harap olması önlenir. Ayrıca, ayıbımızın ağırlığından kurtulmuş, tarihi ve insani görevimizi yerine getirmiş oluruz.



Çüngüş gezim sırasında bazı çarşı esnafından kilise ile ilgili bilgiler edinmek istedim, ama ne yazık ki kilisenin ismi de dâhil olmak üzere hiçbir bilgi edinemedim.

İstanbul’a döndükten sonra kütüphanemdeki kitapları karıştırdım ve karşıma tam da aradığım bir eser çıktı. Arsen Yarman’nın yayına hazırladığı Palu- Harput 1878 –Çarsancak, Çemişgezek, Çapakçur, Erzincan, Hizan ve Civar Bölgeler 1877–1878 II. Cilt/Raporlar adını taşıyan kitapta Çüngüş’teki kiliseye dair esaslı bilgiler buldum.



1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrası, 1879'da, Tanzimat'la vaat edilen reformların ne ölçüde uygulandığını görmek ve mevcut durumu yerinde tespit etmek için İstanbul Ermeni Patrikhanesi Ermenilerin yoğun yaşadığı yerleşim yerlerine 3 Ermeni rahibi görevli gönderir. Kitap, bu rahiplerin gezdikleri yerler ile ilgili kaleme aldıkları raporlardan oluşmakta.

Palu- Harput 1878 kitabında yer alan Çüngüş’le ilgili kısmı olduğu gibi aşağıda bilgilerinize sunuyorum:



“Çınkuş [Çüngüş]

Çermuk’tan altı saat uzaklıkta, dağlar arasında kayalık bir tepeye inşa edilmiş, etrafı yine kayalıklarla kaplı ve Maden’e bağlı olan Çınkuş’a ulaştık. Tepenin etrafı ve etekleri güzel binalar ve ağaçlarla dolu. Önünde bir ova var ve bir su kasabayı bu ovadan ayırıyor. Yolu taşlı ve korkutucu. Özellikle de Sakal Tutan denilen mevki. Buna karşın pek çok yeri de eğlenceli. Yolumuz iki saatten daha uzun bir süredir lezzetli üzümlerin bulunduğu bağlar arasında ilerliyor. Ovanın girişine inşa edilmiş olan manastır kasabadan yarım saatlik uzaklıkta. Doğruca manastıra gittik. Sırahayyats Surp Asdvadzadzin diye adlandırılmakta olan manastır, bağlar ve ağaçlar arasında derli toplu ve sevimli bir bina. Önündeki tarlalar ona ait. Kapının önünde Çınkuşluların mezarlığı bulunuyor. Manastır başrahibi Malatyalı Minas’ın sağlık durumu pek de iyi değil, yüksek ateşle boğuşuyor. Zavallı adam iki seneden beri iki günde bir nöbet geçiriyormuş. Gündüz manastırın kapıları kapalıydı. Bizi, asık suratlı çoban köpekleri karşıladı. Onların çıkardığı gürültüden dama çıktılar, bizi görünce de kapıları açtılar. Manastır binaları gibi yönetimi de güzel. Geliri, iki değirmenden, tarlalardan ve bağlardan alınan üründen sağlanıyor. Çınkuş ve Atiş Köy bu marhasalık bölgesine dahil.

Bir önceki manastır başrahibi Diyarbakırlı Bağdasar 40 yıl görev yapmış. Manastır kilisesi ve diğer binalar onun zamanında inşa edilmiş. Çınkuş ve Atiş’teki kâgir ve gösterişli kiliseler kendisine minnettarlar. Yaptığı iyilikler ve güzel işlerle Şeyhlerin, Türklerin, Kürtlerin ve Ermenilerin sevgilisi olmuş. Kendisini Büyük Dede diye çağırıyorlarmış. Ermeniler her badarak ayininde “kilise yapanların ruhuna” okunan duada onun da adını zikrediyorlar. Mezarı da ziyaretgâh haline gelmiş. Manastır tarlaları ve değirmenler Rahip Bağdasar’ın adına tapulu olduğundan ölümünden sonra el koymuşlar. Dava açılmış, uzun süre çaba sarfedilip masraf yapılmış. Patrikhane de bu iş için büyük gayret göstermiş.

Manastır başrahibi aynı zamanda ruhani önderlik vazifesi de yapıyordu. Ancak ne halk ondan ne de o halktan memnundu. İyi niyetli, ancak zayıftı. Gerçi gayretli ve yürek olarak çok iyi. Manastırda bir okul açmaya gayret ediyor, kendi görev döneminde bayağı da bina inşa etmiş. Burada da ihtimamla saklanmış pek çok elyazması var.



Kilise kapısının üst kısmında, “Kilise etrafındaki tüm binalarla beraber, padişah Sultan Abdülmecid’in izni, ruhani önder Diyarbakırlı Bağdasar’ın çabaları, Çınkuşlu ve Atiş’li halkın, kadın-erkek, çoluk-çocuk, kireç, kum tahta taşıyarak çalışması sonucu Ermeni tarihiyle 1290’da miladi tarihle 1841’de onarıldı” şeklinde bir kayıt bulunuyor.

Çınkuş halkı asla çiftçilik yapmıyor. Sadece yerel zanaatlar ve bağcılıkla meşgul oluyorlar. Hemen hemen her bahar çeşitli şehir ve köylere dağılarak deri, ayakkabı vs şeylerin ticaretini yapıyor, kışın ise evlerinde oturuyorlar.

Burada da türlü türlü suçlar işleniyor, anlatmaya dil yetmez.

Atiş Ermenilerinin çoğu İstanbul’a gurbete gidiyor ve çoğunlukla fırıncılık yapıyorlar.

Çınkuş’ta Ermenilere ait Surp Garabed adlı bir kilise, 125 talebesi olan bir okul ve 500 hane var.

Atiş’te ise Surp Garabed adlı bir kilise bulunuyor. Kilisenin İstanbul Hasköy’de bir dükkânı ve köyde de bir değirmeni var.

Manastır malları Harutyun Bığdoynets adına kayıtlı. 100 talebeli bir okulu ve 300 hanesi var. Harap bir kilise daha bulunuyor.

Nüfus karışık; Türk, Kürt, Ermeniler arasında Katolik ve Protestan olanlar da var. Avedaper gazetesi ne yazarsa onu biliyorlar. Yaşlı başlı erkeklerin kulağında küpe var. Kadınlar ise ölecekleri güne kadar yüzlerini peçe ile örtüyorlar.

Sevarag ve Çınkuş Arğın’a eklenerek, Çermuk ve Agil ile beraber bir marhasalık bölgesi sayılmalı, merkez de mutasarrıfın ikamet ettiği Arğın Maden olmalı. Böylece ikinci bir ruhani öndere sahip olabilir ve işlerini daha düzgün yürütebilirler. Bunu önerdik ve Patrikhaneye tekrar hatırlatıyoruz.

Adı geçen yerlerin dağlık bölümünü Arğın Maden, Çermuk, Agil, Gölcük ve Çınkuş oluşturuyor. Dağların isimleri ise Mehrap, Hazar Baba, Siyah Davut, Abdılmeseh Dağı (burada azizin adıyla bir ziyaretgâh bulunuyor), Harput Dağlarının devamı olan Gomayi dağları. Arğın’a yakın dağlar ise Garmir Kar Ler, Sakızlı Dağ, Eli Dağ vs. Ovaları; Arğın Maden’ın yanında Permas Ovası, Arğın’ın önünde Gevre, Ğıliş ve Elyan Ovaları (Büyük Diyarbakır Ovası’nın bir kısmını teşkil ederler). Agil topraklarının ve köylerinin sahibi yerel beyler. Halk adına tapulanmış çok az toprak var. Diğer yerler ise beyler adına tapulu.

Küçük derecikler dışında Arğın Maden Deresi ve Agil nehri Diyarbakır’daki Şad’a karışıyor.

Harput’un büyük yolu Maden ve Arğın’ın önünden geçiyor. Maden ve Çermuk’un havası genelde sağlıksız.” (Kaynak: V.Bardizaktsi-B. Natanyan-K. Sırvantsdyants, Palu-Harput 1878, II. Cilt/Raporlar, Yayına Hazırlayan Arsen Yarman, Derlem Yayınları, İstanbul-2010, s. 519-523.)


Back to top
Publicité






PostPosted: Tue 10 May 2011 - 05:40
PostPost subject: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Back to top
mafilou
Administrateur
Administrateur

Offline

Joined: 04 Sep 2006
Posts: 10,861
Point(s): 34,086
Moyenne de points: 3.14

PostPosted: Fri 20 May 2011 - 21:58
PostPost subject: Diyarbakır, Çüngüş,Ermeni Katolik Kilisesi
Reply with quote

http://www.uzulmez.info/müslüm
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Last edited by mafilou on Mon 6 Feb 2012 - 06:08; edited 1 time in total
Back to top
Visit poster’s website
mafilou
Administrateur
Administrateur

Offline

Joined: 04 Sep 2006
Posts: 10,861
Point(s): 34,086
Moyenne de points: 3.14

PostPosted: Fri 23 Sep 2011 - 01:42
PostPost subject: Diyarbakır, Çüngüş,Ermeni Katolik Kilisesi
Reply with quote

Çüngüş’te iki ağa



Musa Anter

Çüngüş acayip bir yerdir. Volkaniktir, dağlıktır. Eski eserlerle doludur ve de çok acılı hatıraları vardır.

1954’de seçim propagandası için Yusuf Azizoğlu, Mustafa Ekinci, gazeteci olarak ben ve diğer partililer Çüngüş’e gittik. Haliyle Güllü Ağalara (ki şimdi Güldoğan soyadını almışlar) gittik.
Bizzat Güllü Ağa’nın oğlu Mustafa Bey bizi ağırladı. Malum eski seçimlerde meydanlarda halkı kandırmaya lüzum yoktu. Yerine göre ya şeyh, ya ağa ya da patron bu işleri ayarlardı. Bizim Çüngüş’te Mustafa Bey’i görmemiz kafi idi. Gerisini o ayarlayacaktı. Mustafa Bey, görmüş geçirmiş adamdı, Ricam üzerine bize Çüngüş’ün turistik yerlerini gezdirdi. Büyük ve havalı bir Ermeni kilisesinin harebesi kalmıştı. Sonra Ermeniler zamanından kalma büyük ve tabii haraf dabağhanelere vardı. Mustafa Bey’in dediğine göre Çüngüş’te işlenen çeşit çeşit deri ve kösele Hindistan ve Amerika’ya kadar satılıryormuş.

Çüngüş çok mamur bir kasaba imiş ama Ermeniler hem çoğunlukta ve hem de yöreye hakim imişler.

Çevrede iki-üç Ermeni köyü varmış ki nüfusları 3-4 bin kişi imiş. Çüngüş’ün içinde de altı bin kişi yaşarmış.

Tüm sanat ve ticaret Ermenilerin elinde imiş.

Dağ yamaçlarını bize gösterdi Mustafa Bey. Ermeniler zamanında hepsi üzüm bağı, badem, incir ve armutmuş. Fakat şimdi tüm setler yıkılmış, erozyon da toprağı silip süpürmüş, ne bağ kalmış ne badem. Bakımsızlıktan tam bağ, dağ olmuş. Hatta dağ da değil kaya olmuş.

Sonra Mustafa Bey bizi Çüngüş’ten iki kilometre uzakta olan bir volkan kraterine götürdü. Adı, du deng idi. Adı da şurdan geliyormuş: İçine bağırınca ayni ses sana aksediyordu. Denedim, aynen öyle idi. Malum, du deng, Kürtçede “iki ses” demektir. O kadar derin ki içine taş attım, sesi duyulmadı. Kışın içine bir dere akıyormuş. Derenin suyu 10 kilometre uzaklıktaki Fırat nehrine karışıyormuş.

Mustafa Bey, izahlarının hoşuma gittiğini görünce, yaşlı olmasına rağmen çoştu. Diyarbakır’a kadar bizi yolcu etti. Aynı arabada yan yana oturduk ve bana bir öyküsünü anlattı.

Kızıl saçlı Efendi Memet adındaki o vakit genç olan oğlu da bu öykünün şahididir. İnşallah Memet Güldoğan Bey hayattadır ve bu yazıları okur.

Şimdi Mustafa Güldoğan bey anlatıyor:

“Efendim o vakit Çüngüş’te iki ağa vardı. Müslümanların ağası babam Güllü Ağa idi. (Burada sözünü kestim, ‘Efendim Müslüman ve Türklerde ağa yok, yoksa baban Kürt müydü?’ Güldü ve ‘Karıştırma Anter!’ dedi.) Ermenilerin büyüğü de Kirkor Efendi idi. Babam, Ermeni üstünlüğünden çok rahatsız oluyordu. Derken 1. Dünya Harbi koptu. O vakit Çüngüş kaza, Bakırmaden mutasarrıf ve Diyarbakır da vilayet idi. Diyarbakır valisi meşhur İttihatçı Doktor Reşit idi. Ermenilerin tehciri için ferman çıkarmıştı. Her yerde Ermeniler toplu halde şuraya buraya sürülüyordu. Gerekli müstahaklarını buluyorlardı. Ancak Çüngüş bölgesinde kuvvetli oldukları için kimse onlara dokunamıyordu. Nihayet babam, mutasarrıf ve vali Dr. Reşit Bey şöyle bir plan hazırladılar. Bugün özel idare dediğimiz teşkilatın seçimini yaptılar. Bile bile hep Ermeniler seçtik. Ondan sonra Kirkor Efendi, beş Ermeni büyüğü daha ve tabii seçkin yirmi Ermeni genci de muhafız olarak mazbatalarını almak için Maden’e gittiler. Resmi muamele bitti. Mutasarrıf onları tebrik etti. Ve onlardan şu ricada bulundu: “Kirkor Efendi, Dr Reşit Bey sizi çok görmek istiyor. Bu vesile ile hem ziyaret edersin ve hem de teşekkür edersin.” Kirkor Efendi teklifi masul buldu. Tüm kafilesiyle Diyarbakır’a hareket etti. Tabii o vakit araba yok, atla gidiliyordu. Yanlarında güya muhafız zaptiyeler yani jandarmalar vardır. Bunlar Diyarbakır’ın Seyrantepe mevkiine gelince, bunların yüzünü Siverek yoluna çeviriyorlar. Ve daha önce alınan tedbirle, bügün Pirinçlik dediğimiz yere gelince, hepsi aniden kurşuna diziliyor. Çüngüş kaldı mı başsız! Ondan sonra her gece, kapsülsüz bir dizi bomba ve fişek ve patlamaz tüfekler Ermeni ileri gelenlerinin evine bırakılıyordu ve sanki aramada bu silahlar orada bulunmuş gibi, seçme Ermeniler o gördüğümüz kilisede hapsediliyordu. Gece olunca bunlar alınır, diri diri du deng’e atılırlardı. Beş on gün içinde Çüngüş’te Ermenilerin beli kırıldı. Ondan sonra tüm Ermenileri şehirden çıkarıp hepsini du deng’e attık. Ancak Kirkor’un güzel bir kızı vardı. Babam onu öldürmedi, bana aldı. Bir gün du deng’in önünden gidiyorduk, aniden arkamdan attan atladı ve du deng’e doğru koştu. Zor yakaladım. “Ne yapıyorsun kız?” dedim. “Ne yapacağım! Annemin, babamın yanına gideceğim!” dedi. Fakat çok yaşamadı. Bir yıl içinde verem oldu ve öldü. Biz bunları du deng’e atarken, du deng’in kenarında içerlek bir yer vardı. Demek üç-beş sportmen Ermeni oraya girmeyi becermişler. Zaten babam du deng’in önünde nöbetçi bekletiyordu. Gece olunca nöbetçiler bir sesler duymuşlar. Meğer gençler çıkıp kaçmak istiyorlarmış. Tabii derhal nöbetçiler onları da geberttiler... Bak Anter, enteresan bir olay daha vardır. İstersen onu da anlatayım.”

“Hay hay!” dedim.

“Efendim malum kefere(kafirler) zengin adamlardı. Babam üst başı onların olsun diye, bunları öldürmek için adamlarına bölüyordu. Bir gün adamlarımız, “Seninki çoktur, benimki azdır” diye silahlı kavgaya giriştiler. Babam zor bela olayı önledi. Hani derler ya, koyun can derdinde, kasap et derdinde. Kimse adamların ölümünü düşünmüyordu, elbiseleri için kavga ediyorlardı.”

Dedim ya, hatıralarımda iç açıcı hiçbir şey bulamazsınız.

İşte bu öykü de böylece burada bitsin. Çünkü elimden geldiği kadar da olayı sansür ettim.

_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Back to top
Visit poster’s website
mafilou
Administrateur
Administrateur

Offline

Joined: 04 Sep 2006
Posts: 10,861
Point(s): 34,086
Moyenne de points: 3.14

PostPosted: Mon 6 Feb 2012 - 00:26
PostPost subject: Diyarbakır, Çüngüş,Ermeni Katolik Kilisesi
Reply with quote



Diyarbakır, Çüngüş,Ermeni Katolik Kilisesi,1906-2011 (foto-zaza mustafa jev)

_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Back to top
Visit poster’s website
Display posts from previous:   
Armenian on web Forum Index -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les églises de l'Arménie Occidentale All times are GMT + 1 Hour
Post new topic   Reply to topic
Page 1 of 1
Jump to:  

 



Portal | Index | Create a forum | Free support forum | Free forums directory | Report a violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1