Welcome Guest: Register | Log in
 
FAQ| Search| Memberlist| Usergroups
 
Gizli (Kripto) Türkiye Ermenileri
 
Post new topic   Reply to topic
Armenian on web Forum Index -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> News (Archives/Dossiers) - Haberler (Arşiv/Dosya) - Լուրեր (Արխիւ)
Previous topic :: Next topic  
Author Message
mafilou
Administrateur
Administrateur

Offline

Joined: 04 Sep 2006
Posts: 10,936
Point(s): 34,295
Moyenne de points: 3.14

PostPosted: Sat 25 Jun 2011 - 23:10
PostPost subject: Gizli (Kripto) Türkiye Ermenileri
Reply with quote

Gizli (Kripto) Türkiye Ermenileri :

'Ermeniyiz elhamdülillah'

VERCİHAN ZİFLİOĞLU
Radikal, 25/06/2011


'Gizli Ermeniler' kimliklerini eskisine göre daha cesurca açıklıyor. Diyarbakırlı Gaffur Türkay, 'Sünni Müslümanım ama Ermeniyim' diyor.


Gaffur Türkay, Ermeni kökenli olduğunu, ancak 15 yaşında öğrenmiş.

İSTANBUL - Türkiye’deki demokratikleşme adımları kimliklerini gizleyerek yaşayan Ermenilerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Pek çoğu etnik kimliklerini Ermeni olarak tanımlamalarına karşın ‘Sünni-Müslüman’ ya da ‘Kürt-Alevi’ kimlikleriyle yaşıyor. Kendisini Sünni-Müslüman olarak tanımlayan Diyarbakır Ermenilerinin tanınan simalarından Gaffur Türkay da babasının hacı olduğunu ve Sünni-Müslüman kültürüyle yetiştiğini söylüyor. Gerçek soyadının Ohanyan olduğunu 15 yaşında öğrenen Türkay, “Müslüman olarak yaşıyorum ama geçmişimi ve kültürümü inkâr etmiyorum. Din önemli değil fakat dilimi bilmek istiyorum” diyor. Diyarbakır’daki Müslüman Ermenilerin birbirlerini tanıdıklarını söyleyen Türkay, Hıristiyan Ermenilerin Müslüman Ermenileri küçümsedikleri görüşünde: “Sanki bu durumu biz tercih ettik. Ermeni kimliği etnik köken etrafında birleşmeli, din etrafında değil.”

Halaçoğlu gündeme getirdi
Daha önce görevden alınan eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun geçen yıllarda, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin Türkmen, kendilerini Kürt-Alevi olarak tanımlayanlarınsa Ermeni kökenli olduğunu söylemiş, ‘gizli Ermeniler’le ilgili kayıtlar olduğunu öne sürmüştü. Bu sözleri büyük tartışma yaratan Halaçoğlu, Türkay’ın sözleri için, “Sadece Diyarbakır değil, Türkiye genelinde gizli Ermeniler var ve artık kimliklerini açıklıyorlar” diyor.

‘Doğada ayin yapılıyor’
Artvin ve Rize illerinde yaşayan ve Ermenicenin bir lehçesini konuşan Müslümanlaşmış Ermeniler de kendilerini ‘Hemşinli’ olarak tanımlıyor. Kendisi de Hemşinli olan araştırmacı ve politikacı İsmet Şahin, Hemşinlilerin Hıristiyan âdetlerini koruduklarını söyledi. Tunceli’deki ailesinin Kürt-Alevi kimliğiyle yaşadığını söyleyen belgeselci Kazım Gündoğan da kimliğini gizleyen Tuncelili Ermenilerin ‘dualarını doğada yaptıklarını’ söylüyor


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1054029&Date=25.06.2011&CategoryID=77&CMessageID=863353&CRes=1#fc863353
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Back to top
Visit poster’s website
Publicité






PostPosted: Sat 25 Jun 2011 - 23:10
PostPost subject: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Back to top
anuanu
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 16 Oct 2010
Posts: 4,733
Point(s): 11,705
Moyenne de points: 2.47

PostPosted: Sun 26 Jun 2011 - 16:44
PostPost subject: Arméniens cachés de Turquie
Reply with quote

-Arméniens cachés de Turquie exposent leurs identités
Les histoires d'Arméniens qui avaient dissimulé leur identité pendant des décennies



Arméniens cachés de Turquie exposent leurs identités- =

=Türkiye'de gizli Ermeniler kendi kimliklerini ortaya çıkariyor=

= Hidden Armenians in Turkey expose their identities




http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=hidden-armenians-in-turkey-expose-…






Arméniens cachés de Turquie exposent leurs identités

Les histoires d'Arméniens qui avaient dissimulé leur identité pendant des décennies ont commencé surfaçage cours des dernières années que la Turquie continue son chemin marchant vers la démocratisation. Beaucoup d'entre eux vivent sous leur sunnites - musulmans ou le kurde - identités alévis, bien qu'ils soient toujours se définir ethniquement que les Arméniens.

«Race, identité et la religion sont des affaires distinctes. J'ai été élevé comme un sunnite-musulman, et vivre comme un seul, mais je nie ni mon passé ni ma culture. La religion n'est pas importante, mais je veux savoir ma langue », Gaffur Türkay, un éminent Diyarbakır arménienne qui s'identifie comme un musulman sunnite, a déclaré au quotidien Hürriyet Nouvelles semaine dernière.

Türkay avait 15 ans quand il apprit que son vrai nom est Ohanyan. Son père était un pèlerin, et Türkay grandi avec sunnite musulmane de culture. Arméniens musulmans dans la province du sud de Diyarbakır se reconnaissent mutuellement, at-il dit.

«La perception de l'islam [à Diyarbakır] est très important", at-il dit. «[Les gens de Diyarbakır] pouvez-vous tolérer jusqu'à un certain point quand vous dites que vous êtes arménien. Les choses changent, cependant, lorsque vous touchez sur l'islam. "

Türkay a ajouté que les Arméniens chrétiens méprisent Arméniens musulmans.

«[Ils se comportent] comme si nous avions un choix en la matière. L'identité arménienne doit obligataire autour de la course, pas la religion. La religion peut être choisi, mais pas de course », at-il dit.

Yusuf Halaçoglu, l'ancien président de la Société d'histoire turque, ou TTK, dit que la situation à Diyarbakır pouvait être vu dans d'autres parties du pays. "Il ya des Arméniens cachés non pas seulement à Diyarbakır, mais tous à travers la Turquie, et maintenant ils sont aussi révéler leur identité", a déclaré à la Nouvelles quotidiennes sur le téléphone. Halaçoglu a été retiré de son poste à la suite de la réponse du public TTK à ses remarques affirmant que les Kurdes vivant en Turquie ont été réellement Turcomans et que le kurde - les alévis sont d'origine arménienne.

"Mes propos ont été faussement véhiculées au public», a déclaré Kalaçoğlu. "J'ai partagé cette information avec la personne décédée Hrant Dink ainsi. J'ai essayé de mettre en évidence en vertu de laquelle ces identités Arméniens qui auraient mourut en 1915 continuent d'exister ", at-il dit, ajoutant qu'il possédait des dossiers d'Arméniens qui ont dissimulé leur identité.

"Ce sont des informations émanant de registres [contenue] dans les archives des États-Unis. J'ai des dossiers [qui indiquent] dans les villages et les lieux où ils résident dans, et les noms des clans qu'ils vivent sous ", a déclaré Halaçoglu.

Ismet Şahin, un chercheur Hemşin et politicien, a déclaré que, malgré un grain de vérité dans les commentaires Halaçoglu, ses remarques étaient destinées à insulter les Arméniens,

Arméniens islamisés qui vivent dans les provinces d'Artvin et Rize dans la région de la Turquie orientale de la mer Noire se définissent comme Hemşins et parlent un dialecte de la langue arménienne. Arméniens Hamshenite toujours maintenir leurs traditions chrétiennes, même si elles se définissent comme des musulmans, selon Şahin.

Ses recherches ont indiqué qu'une grande partie des Arméniens cachés de Turquie vivent sous le kurde - alévis identité, Şahin ajouté.

«Les chiffres d'Arméniens qui ont changé leurs identités [peut être trouvée dans la Turquie] des archives d'Etat," il au téléphone. Archives d'Etat de la Turquie contiennent de nombreux documents sur ce sujet, Şahin a en outre noté et ajouté que Halaçoglu avait accès à cette information aussi bien.

«Il y avait des éléments de truisme remarques [Halaçoglu a], académiquement parlant," Kazım Gündoğan, un chercheur et documentariste, a déclaré à la Nouvelles quotidiennes dans un entretien téléphonique, mais «[Halaçoglu] a traité ce sujet en tant que matière politique." Vie familiale Gündoğan de sous le kurde - l'identité alévie dans la province sud-est de Tunceli, anciennement connu sous le Dersim.

"Malgré le fait que [les Arméniens secrètes à Tunceli] se définissent comme des kurdes - les alévis, ils ont des liens avec les églises à Istanbul. Ils prient dans la nature ", a ajouté Gündüz qui a dit il a mené ses recherches en faisant appel à témoins.

http://translate.google.fr/translate?hl=fr&sl=en&u=http://www.hurri…


Back to top
anuanu
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 16 Oct 2010
Posts: 4,733
Point(s): 11,705
Moyenne de points: 2.47

PostPosted: Mon 27 Jun 2011 - 20:16
PostPost subject: Gizli (Kripto) Türkiye Ermenileri
Reply with quote

Kripto Ermeniler
2007 yılında Kayseri’de Avşarlar Sempozyumunda bir konuşma yapan Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun bu konuşması pek çok çevreden tepki almıştı. Bir durum tespiti yapan Halaçoğlu’ya en fazla tepki gösterenlerin başında da Kürtler ve Aleviler geliyordu. Aslında Halaçoğlu günümüz Alevileri’ne Ermeni demediği, aksine Ermenilerin din değiştirip Kürt-Alevi kimliğine büründüğünü söylemesine rağmen, büyük bir çarpıtma ve linç kampanyasına maruz bırakılmıştı. Belki de bu yıpratma çabalarının sonucu olarak, görevini bırakmak zorunda kalmıştı.

21 Eylül 2010 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Okan Konuralp tarafından ‘Artık kimliklerine Hıristiyan yazdırıyorlar” başlığı altında bir haber yayınlandı. Şimdiye kadar kimliklerini gizlemek zorunda kalan Ermenilerin tekrar asıl kimliklerine dönmesini haberleştiren bu yazı, Türkiye Ermenileri Patrikliği Genel Vekili Aram Ateşyan’ın “Müslüman” olan yeğenlerinin nüfus cüzdanlarına Hıristiyan yazdırdıklarını da bildiriyordu. Bu kişiler bölgede ‘Müslüman Kürt’ olarak bilinmekteydi. Dışarıda Müslüman görünen, ama gerçekte Ermeni olan bu aile asıl kimliklerine dönmüştü.

Bu ailenin bir üyesi olan Mesure Kaplan, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, “Müslüman komşularımızın, iş arkadaşlarımızın arasında bir Müslüman gibi davrandık. Hatta davranışlarımızla Müslüman pek çok komşumuzdan daha Müslüman olduğumuzu bile söyleyebilirim. Yoksa aile içinde ve bizim gibi olanlar arasında her zaman Ermeni kimliğimizi korumaya çalıştık” demişti.

Halaçoğlu’nun tespitine göre, bugün en azından 500 bin Ermeni’nin bu şekilde bulunduğu Ermeni kaynakları tarafından da kabul ediliyor. Anadolu’nun İslamlaştırılması yolunda “döndürülmüş” bir kitleden bahsediyoruz. Aslında bu kitleye Rumları da eklemek gerekiyor. Yunanistan’a “gönderilmiş” Hıristiyan Türkler ise apayrı bir konudur ki ona bu yazı içinde hiç girmemek daha iyi olur.

Gayri-Müslimlerin Anadolu’dan temizlenmesini, Rumlar üzerinde korkutularak ve sindirilerek Yunanistan’a göç ile halleden hükümet, Ermeniler içinse sürgün yolunu uygun görmüştü. Müslüman halkın uygulamalara ses çıkarmaması, hatta destek vermesinin yolunu da Ermenilerin mallarına, hatta kadın ve çocuklarına el konulmasına izin verilmesi ile sağlamıştı. İttihat ve Terakki Partisi’nin uyguladığı Türkleştirme politikasını, Türkiye Cumhuriyeti de sistemli bir biçimde devam ettirmiştir.

Gülçiçek Günel Tekin’in Belge Yayınlarından çıkan “Kara Kefen” adlı kitabı, bu olayları “Müslümanlaştırılan Ermeni kadınların” hikâyelerini anlatarak açıklıyor. Topladığı gerçek öykülerdeki kadınların, genelde Kürt beyleri tarafından kaçırılan kadınlar olduğunu, aşiret beyleri ile İttihatçıların anlaştıklarını söyleyen Tekin, bizleri tarihin unutturulan gerçekleri ile yüzleştiriyor. Kaçırılan Ermeni kadınlar isteseler de istemeseler de bu kişilerle evlenmek zorunda bırakılmışlardı. Hayatta kalmak için başka şansları yoktu.

Tehcirden bir şekilde kendisini kurtaran, fakat cumhuriyetten sonra da can ve mal emniyeti açısından kendini güvende hissetmeyen Ermeniler, toplu bir biçimde “ihtida” ederek din değiştirmeyi tek çıkar yol olarak görmüşlerdi. O dönemin gazeteleri tarandığında bu şekilde topluca din değiştiren köylerle ilgili haberlere rastlamak mümkündür.

Konunun günümüz açısından bizleri sıkıntıya sokan iki yönü var ki, bunlardan birincisi: kimliklerini gizlemek zorunda kalan insanların içinde bulundukları ruh halidir. Bu insanlar, hangi makama gelirlerse gelsinler, içinde yaşadıkları topluma karşı gizli bir düşmanlık duyarlar. Kimliğini gizlemenin, psikolojik rahatsızlığa yol açacağı açıktır. Her an “Ermeni dölü” olarak yaftalanma tehlikesi ile karşı karşıya kalarak yaşamak, bir şeyleri gizlemek zorunda kalmak başlı başına bir travmadır.

Üstelik Halaçoğlu’nun ifadesine göre Ermeni asıllı görevliler tarafından hazırlanmış, ‘Ermeni Kürtleri’ ismini taşıyan bir rapor, Amerikan arşivlerinde mevcuttur ve konu ile ilgili herkeste bu bilgiler bulunmaktadır. Bu belgede hangi Ermeni cemaatinin hangi Kürt aşireti ismini aldığı, bunların bulundukları yerler ile alt birimleri ve oturdukları köylere kadar her şey kaydedilmiştir. Bu bilgiler özellikle 12 Eylül’den sonra bir takım devlet görevlileri tarafından baskı ve sindirme politikaları açısından referans olarak kullanılmıştır.

Ancak bu baskılar 3. kuşak üzerinde köklerini arama faaliyetini hızlandırıcı bir etki oluşturmuştur. Bu neslin İttihat ve Terakki ile başlayan, Cumhuriyet ile devam eden uygulamalara hoşgörü ile yaklaşmayacağı açıktır.
Bu topraklarda Ermeni, Rum, Asurî, Süryani ve Yezidi kimliklerini yok etmeye çalışmak “Anadolu’yu İslamlaştırmak” olarak algılanıyor. Milliyetçi, militarist, devletçi zihniyet Türkiye’deki her kesimde olduğu gibi İslamcı camiada da etkin.

Enver Paşa neredeyse bir melek ve tam bir kahraman olarak sunuluyor. İnsanların devlet için var olduğu düşüncesi milliyetçi-muhafazakar kesimin hala savunduğu bir argüman. Mozaik lafına dahi tahammül edemeyen bir kafa yapısı ile Ermeni sorununun çözülmesini beklemek hayal olur.

Konunun ikinci yönü ise zorla göç ettirilen Ermenilerin mal ve topraklarına kimlerin el koyduğu ile ilgilidir. Olayın TC’yi ilgilendiren boyutu, açılacak olan tazminat davalarında yüklü miktarda tazminata mahkûm olunacağı gerçeğidir. Yakın bir geçmişte Kaliforniya’da Ermeni asıllı iki avukat, 1915’deki tehcir hadisesinde mülklerine el konulduğu iddiasıyla TC Devleti, Merkez Bankası ve Ziraat Bankası aleyhine dava açtı. Amaç iç hukuk yollarını tüketerek, bilahare konuyu uluslar arası mahkemelere taşımak. Konu uzun bir süreç içerisinde büyük bir ihtimalle TC aleyhine sonuçlanacaktır.

Yazar Sevan Nişanyan’ın Çankaya Köşkü’nün ve farklı yerlerde bulunan Atatürk Evleri’nin hepsinin, aslında gayr-i Müslimlerden elde edilmiş mülkler olduğunu söylemesi boşuna değildir.
Ancak bu konunun, Ahmet Turan Alkan’ın da 9.8.2010 tarihli Aksiyon’da belirttiği üzere, çok önemli bir yönü daha var. O da “kul hakkı” ve “emanet ehli olup olmadığımız” konusu. Kişiler vicdanlarında bu mal-mülkleri birer ganimet olarak görüyor olabilir. Ancak yarın hesap gününde, huzur-u İlahi’de ne cevap verecekler şimdiden hazırlansalar iyi olur.

Meraklısı için kitap listesi
  • TEHCİR ÇOCUKLARI, “Nenem Bir Ermeniymiş". İrfan PALALI, Su Yayınları, 2005, 263 sayfa.
  • ERMENİ KIZI AĞÇİK, “Katliamdan kıl payı kurtulabilen Ağçik, nam-ı diğer Mardinli Meryem'in yaşadıkları”. Yusuf BAĞİ, Peri Yayınları, 2007, 112

    sayfa.
  • KORKU BENİM SAHİBİM, “Etnik kimliğinin peşine düşen Sude’nin hikâyesi". Filiz ÖZDEM, Yapı Kredi Yayınları, 2007, 128 sayfa.
  • KARA KEFEN, “Müslümanlaştırılan Ermeni kadınların dramı”. Gülçiçek GÜNEL TEKİN, Belge Yayınları, 2008, 174

    sayfa.
  • TAŞLARIN AĞITI, “Asdvadzadzin’in Katli- Sivas’ta yoktan yere yıkılan yüzlerce yıllık bir Ermeni kilisesinin yapılışından yıkılışına kadar geçen süreç”. İrfan PALALI, Su Yayınları, 2008, 191 sayfa.
  • ANNEANNEM, “Ermeni/Hıristiyan iken Müslüman/Türk olmuş binlerce çocuktan biri Seher, yani Heranuş'a dair hatıralar”. Fethiye ÇETİN, Metis Yayınları, 2010, 113 sayfa.


Kategori:

mümtaz avcı - Çar, 13/10/2010 - 10:03

Yorum izleme seçenekleri





Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.




Hrant Dink'in Ermeni
Hrant Dink'in Ermeni tecritine istinaden bir tespiti vardı; Avrupa'nın kışkırtması sonucu tecritin sıkıntılara yol açtığını savunur ve ermeni cemaatinde problemler yaşardı. Bu yazıyı büyük bir dakkatle okudum, tecritin sebebine ilişkin verilen mesaj Hrant Dink'i ermeni cemaatinin tepkisini almasıyla aynı gibi geldi bana. Yani asimile edilen ermenilerden ya da sayılan diğer kökene sahip insanlardan her koşulda TR sorumlu, ki o zaman TR ortada olmadığına göre Osmanlı.

Milliyetçilikten zerre miktar haz etmem ama biraz "Avrupa" devletlerine güzelleme yapan bir taraf var ortada.
Neticeye bakacak olursak ermeni vatandaşlar sıkıntılar yaşamış ve yaşıyorlar diyorsunuz. Birisi de çıkıp Pontus Rumlarının 1461 de yaşadığı sıkıntıyı, türkleştirme çabasını anlatabilir mi? Ermenice silinmedi bu topraklardan ama Pontus rumcası silindi.
Bir de komiğime gitti, yanlış anlamayın lütfen, lâkin "müslümanlaştırılan ermenilerin dramı" diye kitap falan var ve siz de bu insanların ne feci sıkıntılar çektiğinden bahsediyorsunuz da, hani huzur islamdaydı falandı...
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyorum şimdi ben.

Şimdi "dinde zorlama yoktur" diyeceksiniz, "bu insanlar zorlanmışlar, baskı görmüşler" Tevfik Fikret'in büyükannesiydi yanlış hatırlamıyorsam o da devşirmeydi, Osmanlı tarihinde nice devşirme sadrazamlar, sultanlar var. Bu uygulama yanlış mı? (Bunu gerçekten soruyorum)
Tebliğ iyi bir şey de denilirdi... Öyle değilmiymiş...

Yani kısaca ben anlamadım, müslüman olunca yazık mı olmuş bu ermenilere?
Bir de bu şavaş kanunları vardır, ganimetlere ne yapılacağı gibi... Güçlü avrupa ülkelerini "güçlü avrupa ülkesi" yapan bu ganimetler sömürü düzeni vs. değil miydi? TR'yi köşeye yatıracakları zaman mı akılarına insan hakları gelir bu avrupanın? Yani o zaman 1945 de katledilen 45.000 cezayirli insan değildi sanırım.
Neyse ben pek anlamam zaten böyle meselelerden, kısaca kafam karıştı...
Ayla K.


Z.Ayla Karadağ | Cum, 15/10/2010 - 16:52
Gizli Din
“Tevfik Fikret'in büyükannesiydi yanlış hatırlamıyorsam o da devşirmeydi” demişsiniz. Tevfik Fikret'in büyükannesi devşirme değil sonradan Müslüman olmuş bir Rum’dur.

Devşirme sistemi Osmanlı İmparatorluğu'nun ele geçirdiği Hıristiyan topraklardan yetenekli çocukların toplanarak sıkı bir eğitimden geçirilip asker veya bürokrat olarak istihdam edilmesidir. Bu sistemin incelenmesi apayrı bir yazı konusudur ki, tarihçiler-araştırmacılar lehinde ve aleyhinde pek çok yazı kaleme almışlardır.

“Birisi de çıkıp Pontus Rumlarının 1461’de yaşadığı sıkıntıyı, Türkleştirme çabasını anlatabilir mi? Ermenice silinmedi bu topraklardan ama Pontus Rumcası silindi.” derken bir diğer çetin konuya değinmiş oldunuz. Evet, bu cümleniz de başlı başına bir yazı konusu. 1461’de Bölgenin Osmanlının eline geçmesi sonrasında Müslümanlığa kitlesel geçişler oldu. Gürcüler, Lazlar, Hemşinli Ermeniler ve bir kısım Rum da Müslümanlaştı. Hatta bunlar arasında Müslümanlığa oldukça katı bir sofuluk derecesinde bağlı olanlara örnek olarak Oflular gösterilir. Keza Hemşinliler de Müslümanlığa bağlılıkları konusunda şüphenin olmadığı bir diğer topluluktur.

Bu süreç içerisinde, Karadeniz bölgesinde yaşayan birçok Hıristiyan Müslümanlaşmıştır. Bunlar arasında Müslümanlığın avantajlarından yararlanmak üzere, "gizli Hıristiyan" olarak kalmış bir kesim de vardır. Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rusların Trabzon'a kadar gelmeleri ile "gizlenmek" gerekmediğini düşünerek kimliğini açığa vuran bu kitle, Rusların bölgeden çekilmesi ile zor durumda kalmıştır.
1900’lü yıllarda bölge tam manasıyla çete savaşları ile yangın yerine dönmüştür. Karadeniz'in en ünlü çete reisi Giresunlu Topal Osman, Rum ve Ermeni çeteleri ile başarıyla mücadele etmiştir. Topal Osman bugün bile yöre halkının gözünde evliya mertebesinde bir kahramandır.

Yorgo Andreadis tarafından kaleme alınmış olan “Tamama-Pontus’un Yitik Kızı” romanı yüzyıllarca birlikte yaşayan Türk ve Rum halklarının birbirlerine düşman haline gelmeleri sürecini anlatır. Köyü göçe zorlanan Tamama'nın yolculuk boyunca yaşadıkları, bir subay tarafından evlat edinilerek Türkleştirilmesi, ancak ölüm döşeğinde kökenini açıklaması bu romanın konusudur.

21 Temmuz 2010 tarihli Star’da Aziz Üstel, Kazım Karabekir Paşa’nın kurmuş olduğu Gürbüz Çocuklar Ordusu'nu konu edinmişti. Yazısında şu iddialarda bulundu: “Erzurum ve çevresindeki tüm yetimleri toplayıp, onları yurtlara yerleştirmiş. Bunların çok büyük bir çoğunluğu Ermeni; dört bini erkek iki bini ise kız. Çoğunluğu, Kuleli ve Bursa’da açılan Işıklar Askeri Lisesi’ne kaydedilmiş. Söylentiye kulak verirseniz, 27 Mayıs darbesini gerçekleştirenlerin içinde bu Gürbüzler Ordusu’ndan yetişenler de varmış”. Evet, bu iddiaları sıralayıp konuyu günümüze getiriyor ve Ergenekon’dan girip, heronlardan çıkıyor.


Her ne kadar Kazım Karabekir'in kızı Timsal Karabekir: “Babam Ermeni çocukları asla Türklerin arasına katmamıştır. Gürbüz Çocuklar Ordusu'na alınan çocukların şecereleri bellidir” dese de (8 Ekim 2010-Hürriyet), Prof. Dr. Salim Cöhce, Karabekir Paşa'nın o dönemde Ermeni olan çocukları, bilinçli bir şekilde, Anadolu'ya göç etmek zorunda kalan Türk ailelerin yetimleri olarak gösterdiğini kaydediyor (Aksiyon- sayı:577- 26.12.2005). O kargaşa ortamında yetimler karşılıklı olarak alıkonulmuş ve himaye edilmiştir Dolayısıyla etkili bir asker ve bürokrat olan Kazım Karabekir’in çocukların şecerelerini düzenlemesi hiç de zor değildi.

Prof. Dr. Cöhce Malatya'da yaptıkları saha araştırmasında 3 bin 500'den fazla gizli Ermeni olduğunu tespit ettiklerini dile getiriyor. Cöhce, bu insanların Müslüman gözüküp gerçekte Gregoryen Hıristiyan geleneklerini sürdürdüklerini kaydediyor(dikkat edin günümüzden bahsediyoruz!).
Kripto Ermenilerin varlığının kabul edilmesi, sayısının ve kimliklerinin açıklanması “Ermeni tehciri” sırasında buharlaşan Ermenilerin soykırıma uğramadığının da bir göstergesi aslında. Hırant Dink’in de bu konuya vurgu yapması Ermeni diasporasının işine gelmemekteydi. Hatta diasporadan bir kişi ile görüşürken muhatabının “bu konunun gündeme gelmesi, davamıza zarar verir” dediği bile söylenmekte.

Osmanlı zamanında mühtedi veya dönmeler toplumun her kesimi tarafından bilinmekte- tanınmakta idiler. O zamanlar sebepsiz yere göç mümkün değildi. Dolayısıyla yaşadıkları yerlerden, giydikleri kıyafetlere kadar bu insanlar her ne kadar kripto olsalar dahi toplum açısından bir tehlike veya tehdit olarak görülmüyorlardı. Toplumun tüm katman ve tabakaları genellikle kendi cemaatleri içinde evlendiklerinden kültürlerini, sırlarını nesilden nesile aktarabiliyorlardı. Günümüzde ise iç ve dış göçler, kentleşme, hızlı nüfus artışı, cemaat-memleket dışı evlilikler nedeniyle nesiller-soylar karıştı.

Evet, yazımın asıl amacı Ermenilerin- veya Rumların- tehcir sırasında çektikleri sıkıntıları, zorlukları dile getirmekten ziyade gizli-kripto olanlarına dikkat çekmek idi. Kişilerin kimliklerini gizlemelerinin, aslında Müslüman olmadıkları halde öyle görülmelerinin doğru olmadığına vurgu yapmaktı. Kalplerdekini ancak Allah bilir ama bu kişilerin bu ülke ve Türkler için pek de iyi şeyler düşünmediklerini tahmin etmek pek de zor değil.

Evet, bu bir İslamlaştırma değil, münafıklaştırma politikası. Bu uygulamaya maruz kalanların veya kendini mecbur hissedenlerin bir travma yaşamadığını kimse iddia edemez. Bu travmanın sonucunda kişilerin normal, sağlıklı tahliller ve davranışlar sergilemesi de beklenmemelidir.
Meraklısı için ek iki kitap:

Yorgo Andreadis, Tamama Pontus’un Yitik Kızı, çev. Ragıp Zarakolu, (İstanbul, Belge Yayınları, 128 sayfa, 1996).
Yorgo Andreadis, Gizli Din Taşıyanlar, Çev. Atilla Tuygan (İstanbul, Belge yayınları, 94 sayfa, 1997)


mümtaz avcı | Cts, 16/10/2010 - 16:53

Yorumun Gerekliliği
Yazıda şahsım adına açıklayıcı olmayan bölümleri bu yorumla açıklığa kavuşturdunuz, sağolun.
Son olarak söylemek istediğim; İslamda yanlış yoktur, yanlış varsa insanların İslam algısında, yaşayışında, uygulamalarında vardır. Yozlaştıran ve kişisel çıkarlarını korumaya çalışan insanoğlunun elinde her şey yozlşamaya müsait hale gelir.
Tavsiye kitaplar için ayrıca teşekkür ederim.
Saygılar.
Ayla K.



Z.Ayla Karadağ | Pzt, 18/10/2010 - 10:53


Bu topraklarda
"Bu topraklarda Ermeni, Rum, Asurî, Süryani ve Yezidi kimliklerini yok etmeye çalışmak “Anadolu’yu İslamlaştırmak” olarak algılanıyor."


Ne trajiktir. Yüzyillar boyunca osmanli topraklarinda refah icerisinde kendi etnik kökenlerini gizlemeden yasadiklari gercegini ne ile aciklamali aceba. Osmanlinin toprak derdi vardi belki ama , topraginda barinanlari zorla islamlastirma derdi olmadi hic bir zaman.

dikkat edilirse osmanlinin cöküs yillarinda garib bir sekilde milliyetciligin körüklenmesi bosuna degildi. osmanliyi dagitmanin en iyi yolu milliyetciligi alevlendirip aralari nifak serpme idi. bunu da basardilar.
olan malesef yine islama oldu.





http://www.cemaat.com/kripto-ermeniler


Back to top
Display posts from previous:   
Armenian on web Forum Index -> News et articles - Լուրեր, Յօդուածներ - Haber ve makaleler -> News (Archives/Dossiers) - Haberler (Arşiv/Dosya) - Լուրեր (Արխիւ) All times are GMT + 1 Hour
Post new topic   Reply to topic
Page 1 of 1
Jump to:  

 



Portal | Index | Create a forum | Free support forum | Free forums directory | Report a violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1