Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Siirt Kurtlan'da Ermeni Katliamları - ŞKÊR Â HENO
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> Témoignages sur le génocide et la déportation des Arméniens
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 890
Point(s): 42 269
Moyenne de points: 3,04

MessagePosté le: Lun 5 Mar 2018 - 04:17
MessageSujet du message: Siirt Kurtlan'da Ermeni Katliamları - ŞKÊR Â HENO
Répondre en citant

Siirt Kurtlan'da Ermeni Katliamları :

ŞKÊR Â HENO




-Büyüklerimizin “ferman zamanı”, “wextê fermanê Fılleha” (Ermeni Fermanı zamanı) dedikleri günlerde; şehirlerde, kasabalarda, köylerde, sokaklara “tellal”lar çıkartıp “Padişah Fermanı”nı duyurmuşlar:
“-hey hêêêêêê…..
Duyduk duymadık demeyin!... Hükûmet-î Dewlet-î AlÎ Osman Ferman buyurmuş!.. Her kim ki yetim kalan 10 yaşından küçük Ermeni çocuklarını hanesine alır, talim ve terbiye ile İslâm geleneklerine göre eğitip büyütürse onların ebeveynlerinden kalan mal-mülk bu ailelere verilir, ayrıca korucu ailelere 30 kuruş maaş bağlanır…”
…diye bağırtmışlar.
Öyle “30 kuruş da neymiş” deyip de geçmeyin. 30 kuruş o gün büyük para… Fermandan 45-50 yıl sonra benim Dedem (Annemin Babası Mehmed Beg) koca bir köyü, “Beybo”yu bin liraya satmış!..
Mesajı alan almış, bir çok kişi gözüne kestirdiği Ermeni komşusunu öldürmüş, karısını kendisine nikâhlayıp zorla Müslümanlaştırmış, malını-mülkünü de üzerine geçirmiş.
Çoğu kişi bunlara karşı çıkmış; “yazıktır, günahtır, bunun vebali büyüktür, biz yüzlerce yıl kardeş gibi bir arada yaşadık, bu zulümdür”… demiş.
Sonra bir “ferman” daha gelmiş. Daha doğrusu “Şeyh-ul İslâm’dan Fetva”. Bölgedeki müftüler, imamlar, “melle”ler de camilerde bu “fetva”yı “hutbe” olarak okumuşlar; “Her kim ki 7 tane Ermeni (ama Müslüman olmayı reddeden Ermeni) öldürürse mekânı Cennet olur” ….diye.
İşte o zaman her tarafta “Ermeni Avı” başlamış. Ermeni avına çıkmayanlar, buna karşı çıkanlar;”kâfir, zındık, muhtedi” diye suçlanmış.
İşte o günlerde Ayndar’ın hemen yanı başındaki tepede, “Gurdila” mıntıkasında bulunan köylerden “Silindê” köyündeki bütün Ermeni Erkekleri keklik avlar gibi avlanmış, Ayndar’da diğer Ermenilerle beraber Şekirê Madê ve dört tane filinta gibi oğlu da katledilmiş.
“Fılleh”lerin çoğunluğu Ermeni olduğu için “Ermeni soykırımı” deniyor ama aslında orada Ermenilerle birlikte diğer Hristiyan Halklar, Asurîler, Kildanîler, Süryaniler, Rumlar, hatta daha önce de kırımlara uğrayan; Kürtçe konuşan ama “Zerdeşt” dinini devam ettiren Êzidîler de o fırtınada “kırım”dan nasibini almış…
İşte o soykırımda kocası ve bütün ailesi katledilen genç bir kadın; “Heno (Henna, Hanna…), yeni doğum yapmış, henüz 40’ı çıkmamış bebeğini kucağına alıp yola çıkmış. “Dêrê”ye, oradan da “binxetê”ye, Der-Zor’a gidecek. “Dêrê”den gelen patika yolun üzerinde bir imam-“melle” yolunu kesiyor;”Benimle evlen, benim karım ol” diyor. Heno kabul etmiyor. İmam zorla sahip olmaya çalışıyor. Heno direniyor, imamın yüzünü-gözünü tırmalıyor. İmam da (bir rivayete göre kafasını taşla ezerek, bir rivayete göre de hançeriyle karnını deşerek) Heno’yu öldürüyor, sonra da tecavüz ediyor. Cesedi, kucağında bebeğiyle, tecavüz edilmiş haliyle yol kenarında bırakıp gidiyor.
Evet bu öyle bir vahşet ki bu gün bile anlatırken insanın kanı donuyor ama vahşetin daha büyüğü de arkadan geliyor.
Birkaç gün sonra oradan geçen köylüler Heno’nun yol kenarındaki cesedini görüyor. Yaz gününde sıcaktan şişmiş, morarmış, elbisesinin alt kısmı parçalanmış, tecavüz edilmiş halde..
Ama yakından bakınca bir “mucize” görüyorlar. Cesedin kolları-bacakları morarmış, şişmiş ama karnı, göğüs kısmı, memeleri bembeyaz kalmış, canlı gibi… Ve o 40’ı çıkmamış bebek, ağzını dayamış, süt emiyor, Heno’nun memelerinden hâlâ süt geliyormuş…
Bebeğe bakıyorlar; “erkek”!..
İşte vahşetin daha büyüğünü de orada onlar yapıyor, küçük bebeği kayaya çarpıp öldürüyorlar…
Sonra da getirip üzerlerine bu taşları örtüyorlar.
Bir başka rivayet, bebeğin “40’ı çıkmamış bebek” değil ,” 5-6 aylık bebek olduğunu, onu bulanların hemen yakındaki pınarın başına götürdüklerinde bebeğin suya doğru dönüp ağladığını, bebeğin pınarın suyundan kana kana içerken öldüğünü” … anlatıyor.
Bebeğin,”40’ı çıkmamış bebek” olmayıp 5-6 aylık oluşu, “kayaya çarparak” değil de pınarın başına götürülüp ağzının suya dayanması, çatlayıncaya kadar su içerek ölmesi, insanlıktan çıkma düzeyi hakkında “hafifletici” bir etki yapsa da durumu değiştirmiyor. Sonuçta işlenen vahşet bu gün hâlâ vicdanları kanatacak düzeyde orta yerde duruyor.
İşte “Şkêr â Heno” dedikleri o taş öbeği Ayndar Köyünden yukarı tırmanığınızda, “Çiyayê Milâ”nın kuzey yamacında Bêkend’den Dêrê’ye giderken köylülerin “Tatîbê” dedikleri mıntıkada kendi halinde bir taş öbeği, bir “Şkêr” olarak orada duruyor.
Kürtler, tarla haline getirdikleri arazilerinin içinden çıkan taşları öbek öbek toplayıp yığın yaparlar, ya da ölmüş hayvan leşlerini taşlarla örtüp öbek yaparlar, bunların ikisine de “ŞKÊR” diyorlar.
Zamanla Heno ile Bebeği’nin öyküsü dilden dile konuşuluyor, en çok da öldükten sonra bile hâlâ memelerinden süt gelmesi unutulmuyor..
Bir süre sonra da o yörede doğumdan sonra sütü gelmeyen ya da kesilen-azalan kadınlar Heno ve Bebeğinin kemiklerine ev sahipliği yapan bu taş öbeğine gelip dualar okuyor, adaklar adıyorlar;”bizim sütümüz de Heno’nun ki kadar bol ve bereketli olsun” … diye.
O günden beri; Ermeni oldukları için kocası, ailesi, akrabalarıyla katledilen ve 40’ı çıkmamış bebeğiyle süratle gelen ölümden yakasını kurtaramayan Heno, gömüldüğü yerde Müslüman Kürtlerce önünden “Fatiha”sız geçilmeyen, kadınların gelip adak adadığı, dua ettiği bir tür “türbe-yatır” haline gelir…

21 Şubat 2015 -ANKARA
Mahmut KONUK
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Lun 5 Mar 2018 - 04:17
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Le Génocide Arménien - Հայկական Ցեղասպանութիւն - 1915 Ermeni Soykırımı -> Témoignages sur le génocide et la déportation des Arméniens Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com