Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Yahudilikte Faiz
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Courant / Contre-courant (points de vue - Տեսակետ - Görüş açısı) -> Documents - Փաստաթուղթեր (Archives/Dossiers - Arşiv/Dosya - Արխիւ)
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 889
Point(s): 73 749
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Mer 11 Juil 2018 - 20:23
MessageSujet du message: Yahudilikte Faiz
Répondre en citant

Yahudilikte Faiz (1)

İki bölümlük bu yazımızda Biblik dönemlerden başlayarak, günümüze dek Yahudilikte faiz konusunun ne şekilde nitelendiğini, ne tür yasaklar konulduğunu, şartlara göre Yahudilerin yaşamının idamesi açısından yasaların nasıl adapte edildiği anlatacağız. İlk bölümde Biblik, Talmudik, Geonim, ilk Rabinik ve 1600 yılına kadar olan son Rabinik dönemlerdeki uygulamaları ele alıyoruz. Biblik dönemler

Tora (Tesniye, 23: 19-21) bu konuda şöyle bir açıklamada bulunmakta: “Kardeşinden –yiyecek, para veya faiz uygulanabilecek hiçbir şeyi- faiz talep ederek ödünç vermeyeceksin. Bir yabancıdan faiz talep edebilirsin fakat kardeşinden alamazsın…” Bu metin, yaklaşık olarak iki bin yıl sayısız tartışmanın konusu oldu. Çıkış 22:25’te ise ödünç para verme ile ilgili şöyle bir ifade bulunmakta: “Şayet halkıma, seninle beraber olan fakire, ödünç para verirsen; ona kredi açan bir kişi gibi davranmamalısın.” Faiz içeren borçlar konusunda üçüncü bir Tora ifadesi (Levililer, 25: 35-38) ise şöyledir: “Şayet kardeşin fakirleşmişse ve seninle beraberken kendini geçindiremiyorsa, ona senin yanına yerleşmiş bir misafir gibi yardım edeceksin ve o seninle beraber yaşayacak. Ona paranı faiz karşılığında (be neşeh) veya yemeğini bir artış (be marbit) karşılığında vermeyeceksin. Ben Rab’im, seni Mısır diyarından çıkaran, Kenaan topraklarını sana vermek için, Tanrın olmak için seni Mısır diyarından çıkaran Rabbin’im.” Tora’nın bu açıklamaları konusunda yorumlar yapmak için sarf edilen çabalar arasında, MÖ 19 – MÖ 12. yüzyıllar arasında Ortadoğu’da yaşamış eski kavimlerle ilgili sosyolojik araştırmalar da yer almakta. Hammurabi’nin Yasaları’nda para ve yemek için faiz hadleri belirtilmiştir. Ayrıca Tora’da basit insan topluluklarında borç paranın hasat dönemlerine kadar faizsiz verildiğine dair bulgular vardır. Ancak bu tür bir yasamanın sürekli olarak kalıcı olmayan yabancılara (NOHRİ) uygulanmayacağı da doğaldır. Kaldı ki Tora’nın ilk dönemlerinde İbranilerden ziyade Kenaan ülkesinde yaşayan diğer kavimler tüccar olarak adlandırılmaktadırlar.

Tora’da Tanrı tarafından Peygamber Moşe’ye açıklanmış şekliyle yer alan yukarıda bahsi geçen ifadelerden başka Tanah’ta da (Habakuk, 2:6, 18; 2. Krallar, 4: 1-2, vb) yer alan açıklamalar ise daha ziyade peygamberlerin ve dini yazarların yorumlarını yansıtmaktadır. Bu Tora yasalarının uygulanmama durumu ile ilgili kayıtlara bu devirlerde yalnız Diaspora’da rastlanmaktadır. Örneğin Elefantin’deki askeri kolonideki Yahudilerin 5. yüzyılda yıllık yüzde 60 faizle birbirlerine ödünç para verdikleri Arami belgelerinde yer almakta. Eski Yunan ve Romalı yöneticiler de zaman zaman faizin fakirleştirdiği halk kitlelerinin tepkisini dikkate alarak; faiz alınmasını yasaklamışlar fakat bu yasaklar kalıcı olmamıştır.

Talmudik dönemler

2. Bet Amikdaş’ın yıkılışından sonra Yahudi Alahacılar ve Agadacılar, Sayılar 23:20’deki faizle borç para verme konusunu Yahudi olmayanlara uygulanması gereken bir emir şeklinde saptadılar. Bunlarda Romalıların birinci yüzyıldaki baskıları ve bu tür yorumları içeren Tanaim devrinde ‘Sifre’yi yazan Rabi Akiva’nın Bar Kohba isyanına karışması da etkili olmuştur. Hâlbuki aynı dönemde yaşayan Rabi Yişmael’in ‘Mekhilta’sı da faizsiz paranın Yahudi olsun olmasın herkese ödünç verilebileceğini fakat Yahudilerin tercih edilmesi gerektiği belirtilir. Bir yorumcu da, fakirlerden faiz alınmaması gerektiğini, zenginlerden alınabileceğini belirtir. Üçüncü yüzyıldan itibaren ise; faiz almanın fakir veya zengin her Yahudi’ye yasak olduğu kabul edildi. Bu yasaklamayla ilgili türden yorumlar, Alaha ve Agada kapsamlı Midraşlar’da, Mişna’da, Tosefta, Baraita ve Babil ve Yeruşalayim Talmudlarında görülmekte. Yasayı ihlal edenler ağır bir dille suçlanmakta. Ancak bu tür yasaklamalar, Yahudiler arasındaki ilişkiyi kapsar. R. Hiyya, bunun Yahudilerin geçiminin sağlanması zorunluluğundan kaynaklandığını, Ravina da, yabancılarla ilişkinin azaltılması için böyle bir tutumun izlendiğini savunur. Ayrıca Yahudiler arasında faiz alışverişini sağlamak için Yahudi olmayan bir aracının kullanılmasına da Talmud (Bava Mezia, 61b) karşı çıkmaktadır.

Geonim devri

Bu dönem, yaklaşık olarak 7. ile 11. yüzyıl arasındaki süreyi kapsar. Yahudiler, yeni gelişmekte olan İslam dünyasında zanaatkâr, inşaatçı, tüccar, ziraatçı gibi mesleki sıfatlar taşıyorlardı. Bununla beraber 9. yüzyılın ünlü Gaon’u Amram Gaon, faiz karşılığında yapılan her türlü para alışverişini yasaklar.2

Ancak örneğin meyve alımı karşılığında verilen para alışverişinde, oluşabilecek bir kredi işlemi için buna izin verir ve bunun İslam şeriatında da mümkün olduğunu belirtir. Gerek İslam’ın faize karşı kesin tutumu, gerekse Yahudilerin mesleki etkinliklerindeki serbestisi, Yahudilerin Yahudi olmayanlarla olan ödünç para ilişkilerinde de faiz almama konusunda daha kesin bir tavır almalarını sağlamıştır. 10. yüzyıldaki anonim bir responsaya göre; Biblik ve Talmudik yaptırımlar tekrar vurgulandıktan sonra; sofu Yahudi’nin faizle para verme işinden tamamen imtina etmesi konusunda kendisine inisiyatif tanınır.

İlk Rabinik dönemler (1000-1300)

Bu dönemde Yahudi yaşamının merkezi Avrupa’ya kaymış; Babil’deki akademilerin yerini giderek Fransa, Almanya ve İspanya’daki ünlü okullar almıştı. Bu dönemde Yahudilerin toprak sahibi olmaları hakkı kısıtlanmış ve Yahudilere karşı yasalar, feodal düzenlerce çıkarılmıştı. Ünlü din âlimi Raşi’nin torunu Jacob Meir Tam, bu durumda Yahudi olmayanlardan ödünç para mukabilinde faiz almanın hayatta kalmak için (kedei hayyenu) gerekli olduğunu nitekim krala vergi ödemeleri gerektiğini belirtir.

Bu durum 13. yüzyılın bazı Kabalistlerini rahatsız eder. Ayrıca o çağın Hıristiyan polemikçilerinin de artan Yahudi bankerlerine karşı duyduğu tepkinin de etkisiyle, Narbonne’lu David Kimhi, 15:5 Mezmurlarına dayanarak; bir İbrani’nin bir yabancıdan aldığı faizin anlaşma karşılığında olduğunu, onu soymayacağını ve Yahudi’ye iyi davranan bir yabancının muhakkak ki aynı davranışı göreceğini hatırlatır.

Britanya’da ödünç para veren Yahudiler de, bu devirde Avrupa’dakilere benzer bir tutum izlemişlerdi. Yahudi olmayan kişilerin dışında söz konusu olan faiz (ribid) yerine Yahudiler arasındaki bu tür ilişkilerde ‘şeva’ (kâr) tabiri geçtiği gözlenmekte.

Son Rabinik dönemler (1300-1600)

Bu dönemlerin ünlü Fransız Yahudi’si filozof ve din bilgini Levi B. Gerşom, Yahudi olmayanlara faiz karşılığında para verilebileceğini, ancak bu konuda dürüst olunması gerektiğini ve faiz veren kişinin aşırı faiz hadleriyle sömürülmemesi gerektiğini belirtir. İspanyol Yahudi’si filozof Albo ise, “İkkarim” adlı eserinde Tora’nın Tesniye Bölümü’nde ödünç para verme konusuyla ilgili ayette yer alan ‘kardeş’ kelimesinin putperest olmayan kişileri temsil ettiğini savunur. Bu durumda örneğin ancak eski ‘yedi millet’ten olan Amoritler veya Amalekler gibi kişilerden faiz alınabilir. Buna karşın İzak Abrabanel, Sabbioneta’da, 1551’de, Sayılar 23:21 hakkındaki yorumlarının son bölümünde paranın da mal gibi bir kâr unsuru olabileceğini ve faizle ödünç para vermenin Yahudiler arasında mümkün olabileceğini belirtir…

Mordehay Farrisol, Ferrara’da birçok önemli bilginin katıldığı seminerde verdiği açıklamada ise, Ortaçağ’ın felsefesine karşıdır: Bir kişinin bir diğerine bedelsiz bir şey verme zamanı geçmiştir. Ancak o kişinin fakir olması durumu bunun haricindedir. Faiz hadleri ise, Yahudilerden para talep eden toplumlarca saptanacaktır. 1558’de Doktor David de Pomis, bilimsel bir eserinde faiz konusuna da değinmekte: “Bir Yahudi bir Hıristiyan’dan belirli bir anlaşma karşılığında faiz alabildiğine göre (Tarşa); Rabinik yetkililerce saptanacak diğer bir anlaşmaya göre de (‘hetter iska –Şulhan Aruh’, YD 167, 177) bu tür işlemler Yahudiler arasında da gerçekleştirilebilir. 17. yüzyıldan itibaren de ‘hetter iska’ (takas odası), Talmudik yasanın tüccarca yorumuna yol açtı. Bu yüzyıldan itibaren ödünç para vermek Yahudilerin temel meşgalelerinden biri olmaya devam etmiş fakat aynı zamanda her türlü ticaret ve zanaatla da iştigal etmişlerdi. Ayrıca Yahudiler hükümet başkanlarının iktisadi ve siyasi danışmanlıklarında da bulunmuşlardı.

Devam edecek.

1 Bu makale, 22 Nisan 2018’de Bursa’da Kurav tarafından düzenlenen Faiz konulu çalıştayda tebliğ olarak da sunuldu.



2 The “Encyclopedia of Judaism”, S. 57

http://www.salom.com.tr/haber-107347-yahudilikte_faiz_1.html

Yahudilikte faiz ve yanlış bilinenler

Geçtiğimiz hafta ilk bölümünü yayınladığımız yazının bu haftaki ikinci ve son bölümünde 1800’lerden bu yana Yahudilikte faiz konusunu incelerken eski dönemlerden bu yana yansımalarını irdeledik.

1807’de Napolyon’un Büyük Sanhedrin’i top lamasıyla beraber, Napolyon’un sivil yasaları devreye girdi. Bunlara göre, bir Yahudi’nin diğerine faizle ödünç para vermesi mümkündü. Gerekli garanti ve riskler kabul ediliyordu. Ayrıca fakir Yahudilere faiz tahakkuk ettirilmeyecekti. Aynı haklar Yahudi olmayanlara da uygulanacaktı. Bunlara özellikle Fransa ve İtalya’dakiler dâhildi ve Yahudilerin kardeşleriydi. Yahudiler, Yahudi dinine bağlı Fransızlar olmuştu.

Ancak Modenalı Yişmael B. Abraham İzak Kohen, Paris Sanhedrini’ne davet edilmesi üzerine; fazla yaşlı olduğundan kongreye gidemeyince, yazılı bildirisinde bu tür doktrinlerden kendini soyutlayarak, şöyle demişti: “Yahudilerin dışındakilere faiz karşılığı borç para vermeyi reddetmek, bütün kurallara, Gemara’ya ve Tora’nın edebi anlamına karşıdır.”

Son 150 sene içerisinde de Yahudi olan ve olmayan kişinin tefriki ile ilgili duyarlılık devam edegeldi. Modena’lı Rabi gibi düşünenler, 19. yüzyılın başlarında dahi Yahudi yaşamından kaybolmadı. Tanrı ve Yisraeloğulları arasındaki ve Yahudi ile Yahudi arasındaki antlaşma güçlü bir şekilde hissedilmekte. Günümüze dek İsrail dâhilinde ve haricinde bulunan birçok Yahudi bankası ticari ödünç para işlemlerinin ‘heter iska’ talimatlarına göre yapıldığını belirten bir tabela asmaktalar.1

‘Heter iska’nın gelişmesi ve Yahudilerin birbirlerinden de faiz almaya başlaması ise birtakım nedenlere dayanmakta. Talmud sonrası dönemlerde (MS 500’den sonra) Kilise Avrupa’da önemli bir güç oluşturdu. Kilise, kralları yönlendirebiliyordu. Kilise ve devlet, Yahudilerin toprak sahibi olmalarını yasakladı. Bu durumda Yahudiler ticaret, sanayi ve özellikle bankacılığa yöneldiler. 1179’da Papa II. Aleksandr’ın fermanıyla tüm Hıristiyanların faiz karşılığında ödünç para vermesinin yasaklanmasıyla beraber, Yahudilerin bankacılıktan başka pek yönelecekleri bir iş sahası da kalmadı. Kilise, bu yasaklamayı ‘mümin’ olarak nitelemediği Yahudilere uygulamamıştı. Zamanla ticaretle daha yoğun bir şekilde iştigal etmeye başlayan Yahudiler, bu amaçla ülke ülke dolaşarak alım ve satım işlemlerini yürütmeye başladılar. Satın alma aşamasında nakit ödemeleri gerektiğinden ödünç para almaları gerekiyordu. Fakat Hıristiyanlar faiz alamadıklarından borç para vermiyorlardı. Bu durumda Yahudiler, Yahudilerden ödünç para bulmaya yöneldiler. Dini otoriteler, Yahudilerin ödünç para bulamadıklarından ötürü geçimlerini sağlamalarının mümkün olamayacağının idraki içinde, Yahudilerin birbirinden faiz almasına izin verdiler. Her ne kadar bu, Tora yasalarının ihlali anlamına gelmekteyse de, Yahudilerin yaşamının idamesi açısından onay görmekteydi.2 Öte yandan Maimonides gibi din âlimleri, Yahudi olmayanlardan faiz almanın karışık evlilikleri azaltacağını savunur. Yahudi olmayanlardan faiz alınmadığı taktirde, bu kişilerin faizsiz borç almak için Yahudilerle kuracakları samimiyetin sonucunda Yahudilerin değişik örf ve adetleri benimseyecekleri ve böylece Judaik bilincin azalacağı mantığını yürütür.3

Faizle ilgili yasalar

Faizle ilgili yasalar arasında yer alan ve Yisraeloğulları’ndan olmayan birisinden faiz alınabileceğini ifade eden (Tesniye, 23:20- 1) Tora’daki bölüm, ziraatla uğraşan bir cemaatteki bir çiftçinin konumu ile de alakalıdır. Şöyle ki, bir çiftçiye müteakip hasata dek verilen faizsiz bir borç, iyilik içeren bir eylem olarak görülür. Hâlbuki söz konusu olan ve Yisraeloğulları’ndan olmayan kişi muhtemelen verilen borcu ticari amaçlarla kullanan birisidir.

Kutsal Kitap’ın faiz için ‘neşeh’ (parça, kesir) ve ‘tarbit’ (artış) olarak iki tabir kullanması din âlimlerini bu terimlerin aynı amaçla kullanılıp kullanılmadığı konusunda düşünceye sevk etti. Talmud’a göre bunların arasında bir fark bulunmamakta ve iki terimin kullanılmasının nedeni de, faiz alan kişinin yapılmaması gereken türden iki emri ihlal ettiğini öğretmektir… Talmud, Kutsal Kitap’taki yasaya geniş bir uygulama alanı sağlar. Buna göre; sadece faiz ödeyen değil, borç parayı veren, borç belgesini yazan ve şahit olarak imzalayan da yasaya karşı gelmekten ötürü suçludurlar. Üstelik Talmud ‘avak ribit’ (faizin tozu) adını verdiği eylemlerin kategorisini de işler. Buna göre borç veren şahsın, verdiği borç sayesinde hiçbir şekilde istifadesinde sunamayacağı olanaklar tarif edilir…

Talmudik çağda ticaretin gelişmesi, bu yasaların tatbik edilmesini özellikle zorlaştırdı ve bu yasaların ‘çevresinde dolaşmak’ için çeşitli yasal olanaklar yaratıldı. Bunların bir tanesi de borç veren şahsın borç alan kişinin ticareti işlerine ortak olması, kârına iştirak etmesi ve herhangi bir kayba uğramaması için güvence almasıydı. Orta Çağ’da bu çerçevede tanzim edilen yasal enstrümana daha evvel değinildiği gibi ‘heter iska’ (ticaret yapma izni) adı verilmişti. Bu düzenlemeye göre ödünç veren, hizmetleri için nominal bir meblağ almaktaydı.4

“Yabancıya faiz verebilirsin…” ile başlayan ayette emir kipi kullanılmış olmakla beraber, bu faiz karşılığında borç alınması emri değildir. Anlam şudur: Borç alma gereksinmesi varsa bir Yahudi, Yahudi olmayan bir kişiden faiz karşılığında borç alabilir. Ayrıca ona da ihanet etmemeli ve vakti geldiğinde anlaştığı gibi faizini ödemelidir. Bu emir kipi ile aynı zamanda da gene bir Yahudi ile faiz işi yapılmaması şeklindeki olumsuz emir de netleştirilmekte.

Kaldı ki Tora, başka parasal konularda Yahudi olan ve olmayan arasında ayırım yapmamıştır. Örneğin Yahudi olmayan birinden çalmak, Yahudi olan birinden çalmak kadar, hatta daha fazla bile kötü olabilecek bir eylemdir. Ayrıca burada Yahudiler ile Yahudi olmayanlar arasındaki karşılıklı duruma da işaret edilmekte. Tora, Yahudi olmayanları (Noah’ın [Nuh’un]) soyu için yedi mitsva (farz) dışında bağlamaz ve buna bağlı olarak, Yahudi olmayan birini faiz karşılığı borç almaktan men etmemiştir.

Faizle ilgili Tora’da yazılanlar

Öte yandan faiz kendi içinde bazı sorunları olmasına rağmen tamamen kötü bir şey değildir. Birçok insan, ihtiyacı olan insanlara borç vermek için bir neden görmez ve faiz onları motive edebilir. Başka bir deyişle, faiz, her ne kadar ihtiyacı olan için bir yük anlamına geliyorsa da, birçok durumda o kişi bunu memnuniyetle kabul edecektir; zira paraya ihtiyacı vardır ve mantıklı bir zaman içerisinde onu geri ödeyebilecektir. Günümüzde çok geniş bir şekilde görüldüğü gibi, tarih boyunca faiz konusu canlı ekonominin en önemli etkeni oldu. Tora da faiz almayı bir hırsızlık olarak görmemekte; eğer görseydi, Yahudi olmayanlardan herhangi bir şey çalmayı yasakladığı gibi, faizi de aynı şekilde yasaklardı…5

Öte yandan “Kardeşine… faiz verme” ayetiyle, Tora daha önce faiz karşılığı borç vermeyi yasaklamışken (Şemot 22- 24, Vayikra, 25: 36- 37) burada faiz karşılığı borç almayı da yasaklamakta. Başka bir deyişle Yahudiler arasında faizin hem verilmesi, hem de alınması yasaktır (Sifre 262; Talmud- Baba Metsia 75 b; Raşi). Bu konuda Tora’nın ısrar etmesinin nedeni, faiz günahının kolaylıkla işlenebilecek bir günah olması ve buna köklü bir çözüm getirmek isteğidir. Burada ‘neşeh’ olarak tanımlanan faiz, ‘ısırık’ anlamıyla da bağdaştırılmakta. Bir yılanın zehri, ısırandan ısırılanın bedenine, organlarına ve sinirlerine geçer. Aynı şeklinde faizle borç veren bir kişi için, bu yasağın olumsuzluğu onun tüm maddî varlığına yayılacaktır (Rabenu Bahaye). Keza yiyecek faizi veya ‘herhangi bir şeyin faizi’ de yasaktır. Örneğin bir ölçek buğday için bir buçuk ölçeklik geri ödeme talep edilemez- bu ilk verilen borcun değerini karşılamazsa dahi… Hatta eylemle bile fayda sağlanamaz; borç aldıktan sonra alacaklı kişiye hoş davranmak veya faydalı işler yapmak gibi (Talmud, Baba Metsia, 75 b; Rabenu Bahaye).6

Yanlış düşünceler

Yahudilere karşı tarih boyunca ‘Tanrı adına’ işlenen suçların izini sürecek olursak, sahnenin arkasında her zaman ekonomik faktör bulunabilir. Yahudilerin para için çevrelerini sömürdüğü düşüncesi tamamen yanlıştır. Bilâkis Yahudileri kullananlar ve onları tefeciliğe itenler, çoğu zaman yaşadıkları ülkeler oldu. Ortaçağ Avrupası’nda olduğu gibi bir halkın herhangi bir alanda emek sarf etmesine izin verilmediği, Yahudilerin çalışabileceği iş kollarının giderek kısıtlandığı bir ortamda Yahudilerin faiz işine kerhen de olsa itelenmesi doğaldı.

Kaldı ki; faizsiz dönemeyen ekonomilerini doğrultmak isteyen fakat İncil’in ilk bölümüne 1. Ahit olarak Tora’yı da dâhil eden Hıristiyan derebeyleri, ‘kardeş’ sözcüğünün kendi aralarında da geçerli olduğu kanaatine vararak birbirlerine faiz veremeyecekleri sonucuna varmışlardı. Ortada hazır bir günah keçisi olduğundan borç alma – verme hususunda Yahudileri kulanmışlar ve borçlarını ödeyemediklerinde de bu asiller borçlarını ödememekle kalmamış, faizcisi ile beraber tüm Yahudi köylerini kıyıma uğratmaktan da geri kalmamışlardı.7

Ulusal ekonomilerin faiz kıskacına girmemesi ise, güçlü bir üretim ile mümkündür…



*Bu makale, 22 Nisan 2018’de Bursa’da Kurav tarafından düzenlenen Faiz konulu çalıştayda tebliğ olarak da sunuldu.



1 “Judaica”, Cilt 12, S. 244- 285.

2 “The Second Jewish Book of Why”, S. 284- 285.

3 A.g.e., S. 284- 285.

4 “The Encylopedia of Judaism”, S. 722.

5 Tora, Devarim, Ki Tetse, 21, Gözlem Gazetecilik Bas. Ve Yayın A.Ş., İst. 2009

6 A.g.e., Ki Tetse, 20.

7 Şalom, “Yahudilikte Faiz Konusu”, Estreya Seval Vali, 31/10/2013.


Yusuf BESALEL -Kavram

http://www.salom.com.tr/haber-107420-yahudilikte_faiz_ve_yanlis_bilinenler.html


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Mer 11 Juil 2018 - 20:23
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Courant / Contre-courant (points de vue - Տեսակետ - Görüş açısı) -> Documents - Փաստաթուղթեր (Archives/Dossiers - Arşiv/Dosya - Արխիւ) Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com