Welcome Guest: Register | Log in
 
FAQ| Search| Memberlist| Usergroups
 
Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
 
Post new topic   Reply to topic
Armenian on web Forum Index -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les villes d'Arménie Occidentale - Batı Ermenistan yerleşim yerleri Goto page: <  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
Previous topic :: Next topic  
Author Message
vahe2009



Joined: 07 Nov 2009
Posts: 26,650

PostPosted: Sat 9 Sep 2017 - 19:52
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote

Previous post review:

Back to top
Publicité






PostPosted: Sat 9 Sep 2017 - 19:52
PostPost subject: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Back to top
IRA
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 03 Nov 2013
Posts: 896
Point(s): 2,480
Moyenne de points: 2.77

PostPosted: Tue 19 Sep 2017 - 17:45
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote



İzmirdeki ilk ermeni mezarlığı Basmane taraflarında idi, daha sonra ise nüfus arttıkça yeni ve büyük bir mezarlık 1970'lerde dönemin belediye başkanı İhsan ALYANAK tarafından nedensiz kaldırılan ve şimdi yerinde roman vatandaşların imarsız evlerinin bulunduğu Gürçeşme Musevi Mezarlığının karşısında inşa edilmişti. Yine St. Etienne Kilisesinin avlusunda ve Bornovada bir mezarlık bulunuyordu.


_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Back to top
IRA
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 03 Nov 2013
Posts: 896
Point(s): 2,480
Moyenne de points: 2.77

PostPosted: Fri 20 Oct 2017 - 11:25
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote



Gazete toplam 20 sayı yayımlayabilmiştir
Baskısı Hagop Şekeryan matbaasında yapılmıştır
Bazı sayfaları Ermeni harfli Türkçe olarak yayınlanıyordu
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Back to top
IRA
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 03 Nov 2013
Posts: 896
Point(s): 2,480
Moyenne de points: 2.77

PostPosted: Fri 20 Oct 2017 - 18:28
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote

vahe2009 wrote:
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BORNOVA’DAKİ CAMİİ, KİLİSE, HAVRA VE MEZARLIKLAR

Aslında konuya Bornovada yaşamış inanç grupları olarak başlamak istemiştim ama bu çalışma daha kapsamlı ve ayrıntılı bir bir çalışma gerektirdiğinden, bu konuyu daha sonraki bir zamana bırakmayı tercih ettim.
Bornova’nın bu günkü merkezinin kuruluş tarihi çok derinlere gitmemekle birlikte (çevresinde son yapılan kazılarla 8.000 yıl öncesine giden izler bulunmuştur) en azından Bizans döneminde küçük bir yerleşme olduğu sanılmaktadır. Bunun sebebi ise Bornova merkez de antik kalıntı vs. bulunmamış olmasındandır.
Bizans Döneminde Prino Barys olarak isimlendirilen Bornova’da o döneme ait bir yerleşim izi merkezde şimdiye kadar bulunmuş olmamakla birlikte (Söz konusu bugünkü Bornova merkezden bahsediyorum, çünkü yakın çevrede Roma ve Bizans dönemine ait çok sayıda kalıntı vs. vardır) eski seyyahların iddialarına göre Bornova Hüseyin İsa Bey Camii yerinde bir Bizans Kilisesi ve bugün ki Ege Üniversitesi Rektörlük Binasının olduğu Whittal Köşkü’nün arazisinde bir manastır bulunuyordu. Bu konuda gerekli araştırma yapılmamış olduğundan bu iddiaların doğruluğu yada yanlışlığı kanıtlanmamıştır.

Bornova ismine rastlanan ilk kayıtlarda Türklerden müteşekkil bir köy yerleşimi olarak kayıtlarda yer alırken zamanla Rum nüfusun artışa geçtiği hatta özellikle Ege adalarından gelen nüfusla birlikte 1880’lerin sonuna doğru Türk nüfusu geçtiği görülmektedir. Bunları Rumlar kadar olmasa dahi Ermeni ve Musevi azınlık grupları izlemiştir. Öte yandan1700’lü yılların sonuna doğru Bornova Fransız, İngiliz, İtalyan, Hollandalı vs. Avrupalı ailelerin ilk başta sayfiye daha sonra ise sürekli yerleşim yerleri haline gelmiş ve sayı olarak olmasa dahi kültür olarak bir Levanten (Avrupalı) yerleşim yeri haline gelmiştir.

Her din ve mezhep kendisine ait bir ibadethane ve mezarlık sahibi olmuş ve bu sekilde Bornova’da bir zamanlar dinler ve kültürler mozaiği yaşanmıştır. Fakat bu mozaik yapı Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmeler, işgal, sonrası kurtuluş savaşı ve İzmir’in geri alınışı ve sonrasında yaşanan mübadele ile bozulmuştur. İzmir’in 9 Eylül 1922’de Türkler tarafından geri alınışı ile Rumlar ve Ermeniler kaçan Yunan ordusu ile birlikte kaçmış, gitmeyen Rumlar ise 1924’e kadar devam eden zorunlu mübadele ile gitmiştir. Yine savaş şartlarından dolayı ülkelerine dönen ve sonrası kaldırılan kapitülasyonlar ile Türkiye’de kalmanın karlılığı kalmadığını gören Levanten ailelerde büyük oranda İzmir ve Bornova’yı terk etmiştir. Son olarak ise İzmir ve Bornova Musevilerinden özellikle orta ve alt gelir grupları 1948’de İsrail Devletinin kurulması ile birlikte çoğu İzmir ve Bornova’yı terk etmiştir.

Gidenlerin yerine ise cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle Girit, Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk vs. gibi Balkanlardan nüfus akışı olmuştur. Daha sonra ise tüm Türkiyeden gelen nüfus akışı ile Bornova kasaba kültürünü kaybetmiştir. Bu gün dışarıdan gelenler hariç Naldöken Köyü ise alevi kültürünü yüzyıllardır yaşatan bir köy olarak ayrı olarak değerlendirilmesi gereken bir yerdir. (Devamı Haftaya ... Bornova'da Cumhuriyet öncesi yapılan camiler )
Evren Ünlü..18-03 2011


Bornova genel görünüş, 19. yy


Bornova Ermeni kilisesi, 19. yy


Bir zamanlar Bornova Ermenilerinin kullandiklari Santa Maria Katolik kilisesi, 19. yy


Bornova'ya bağlı Doğanlar Mahallesi eskiden Narlıköy'de bir kösk kalintisi


ANGLİKAN MEZARLIĞINDA MUHAFAZA EDİLEN ERMENİ MEZAR TAŞI


Iplikçiyan Köskü


Pandespanyan Köskü


ve hayretler içerisinde Bardisbanian köşkünü fransız Pandespanyası yapan bir TC ile karşı karşıya geliriz



halbuki köşkün tarihi şöyledir :


20. yüzyılın son çeyreğinde kullanılan Pandispanya Köşkü isminden sonra, günümüzde Yeşil Köşk adıyla bilinen yapının, 19. yüzyılın son çeyreğinde ithalat ve ihracat işleriyle uğraşan İzmirli tüccar D. A. Bardisbanian tarafından yaptırılmıştır.
Yapıldığı dönemde komşu diğer birkaç köşk gibi Bornova tren istasyonunun karşısında, Bornova ovasına açılan tarım arazilerinin başında yer almaktaydı.
19. yüzyılın sonlarında Fransaya göç ettiği söylenen Bardisbanian Ailesinden köşkü devralan Gasparian Ailesinin de İzmirden apar topar 1922 de ayrılmasından sonra Bornova Ziraat Mektebi için kamulaştırılarak kullanılmış olan köşk, 1949 yılında
T.C. Maliye Hazinesine devredilmiş, 1990 yılında Ege Üniversitesine geçmiştir. Bina, 1955 yılında Ege Üniversitesinin kuruluşuyla 1955-1972 yılları arası E.Ü. Ziraat Fakültesi Zirai İşletmecilik ve Ekonomi Kürsüsü olarak hizmet vermiştir.
1986 yılındaki onarımı sonrası bir süre üniversiteye gelen üst düzey ziyaretçiler için konukevi işlevi görmüş olan köşk, 1993 ve 1995 yıllarındaki onarımlar sonrası, günümüzde üniversitenin akademik ve idari personeli ile öğrencilerine kafeterya ve
restoran olarak hizmet veren bir sosyal tesis olarak kullanılmaktadır.
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Back to top
IRA
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 03 Nov 2013
Posts: 896
Point(s): 2,480
Moyenne de points: 2.77

PostPosted: Fri 20 Oct 2017 - 19:05
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote

1990 senelerini hatırladım true type font galiba windows ile kavgalı Smile Smile

mafilou wrote:
10 ÚáõÉÇë 1841©
¼ÙÇõéÝdzÛÇ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÁ

ÑñÏǽáõ»ó³õ Ãáõñù»ñáõÝ ÏáÕÙ¿

Ü©
 

10 ÚáõÉÇëÇÝ, 1841ÇÝ, Ãáõñù»ñÁ ÑñÏǽ»óÇÝ ¼ÙÇõéÝdz ù³Õ³ùÇÝ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÁ£ úëٳݻ³Ý γÛëñáõû³Ý ³ñ»õÙï»³Ý ³÷Çݪ ݳõ³Ñ³Ý·Çëï ³Û¹ ù³Õ³ùÁ Çñ ųٳݳÏÇÝ ÙÇç³½·³ÛÇÝ ³é»õïáõñÇ ³Ù¿Ý¿Ý »éáõÝ Ï»¹ñáÝÝ»ñ¿Ý ¿ñ, Çñ ϳñ»õáñáõû³Ùµ »õ ·áñͳéÝáõû³Ýó ͳõ³Éáí ÙdzÛÝ Îáëï³Ý¹ÝáõåáÉëáÛ ÏÁ ½Çç¿ñ£ ÆëÏ 1841Ç íÇ׳ϳ·ñ³Ï³Ý ïáõ»³ÉÝ»ñáíª ¼ÙÇõéÝdzÛÇ 200©000 µÝ³Ïãáõû³Ý ѳ½Çõ 43 ïáÏáëÁ Ãáõñù ϳ٠Ãñù³Ë³éÝ ¿ÇÝ£ ²õ»ÉÇ ù³Ý 45 ïáÏáëÁ ÛáÛÝ»ñ áõ ѳۻñ ¿ÇÝ£ γÛÇÝ Ý³»õ ßáõñç 10 ïáÏáë Ññ»³Ý»ñ, áñáÝó ³é»õïñ³Ï³Ý »õ Ñá·»Ùï³õáñ Ï»¹ñáݳóÙ³Ý Ñéã³Ï³õáñ Ï»¹ñáÝÝ»ñ¿Ý Ù¿ÏÁ ¹³ñÓ³Í ¿ñ ß»ßï³ÏÇûñ¿Ý »õñáå³Ï³Ý ¹ÇÙ³·ÇÍ áõÝ»óáÕ ¼ÙÇõéÝdzݣ

¿»õ ѳÛáó å³ïÙáõû³Ý ³ñ¹Ç ßñç³ÝÇ Å³Ù³Ý³Ï³·ñáõû³Ýó Ù¿ç Ñ»ï»õáճϳÝûñ¿Ý ÏÁ ÛÇß³ï³ÏáõÇ 10 ÚáõÉÇë 1841Ç ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ññ¹»ÑÁª ǵñ»õ ù³Õ³ùÇ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇÝ ¹¿Ù Ãáõñù»ñáõ ·áñÍ³Í ³Ý³ñ· á×ÇñÁ, ³Ûëáõѳݹ»ñÓª ó³ÝáõóÇñ ÛÇß³ï³ÏáõÃÇõÝÝ»ñ¿ ³Ý¹ÇÝ ³ÝóÝáÕ »õ Ñ³Ï³Ñ³Û ³Û¹ Û³Ýó³·áñÍáõû³Ý ëå³éÇã ï»Õ»Ï³·ñáõÙÝ áõ ³ñÅ»õáñáõÙÁ ϳï³ñáÕ ·ñ³Ï³Ýáõû³Ý ¹Åáõ³ñ ¿ ѳݹÇåÇÉ£

²õ»ÉÇ°Ý© ³Ý·ÉdzóÇ Ã¿ ³Ù»ñÇϳóÇ ×³Ý³å³ñÑáñ¹Ý»ñáõ, ÙÇëÇáݳñÝ»ñáõ »õ ¹Çõ³Ý³·Çï³Ï³Ý ϳ½ÙÇ ³ß˳ï³ÏÇóÝ»ñáõ ÏáÕÙ¿ µ³½áõÙ íϳÛáõÃÇõÝÝ»ñ Ï³Ý 10 ÚáõÉÇë 1841Ç ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ññ¹»ÑÇÝ Ù³ëÇÝ, ݳ»õª ѳÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇÝ Ù¿ç µéÝÏ³Í ÁÉɳÉáõ ÷³ëïÇÝ í»ñ³µ»ñ»³É£

ÜáÛÝÇëÏ Ãñù³Ï³Ý ³ÕµÇõñÝ»ñÁ Çñ»Ýù »õë ÏÁ íϳۻÝ, áñ ͳÝñ ÏáñáõëïÝ»ñ å³ï׳é³Í ¿ 10 ÚáõÉÇë 1841ÇÝ å³ï³Ñ³Í Ññ¹»ÑÁ£ ´³Ûó Ãñù³Ï³Ý ³Û¹ ³ÕµÇõñÝ»ñÁ µÝ³Ï³Ý ³Õ¿ïÇ ÏÁ í»ñ³·ñ»Ý å³ï³Ñ³ÍÁª Áݹ·Í»Éáí ѳݹ»ñÓ, áñ ³õ»ÉÇ ù³Ý 12©000 µÝ³Ï³ñ³ÝÝ»ñáõ ÑñáÛ ×³ñ³Ï ù³Ý¹áõÙÇÝ »õ 20©000 µÝ³ÏÇãÇ ³Ýûûõ³Ý »õ ³Ýå³ïëå³ñ ÙݳÉáõÝ å³ï×³é ¹³ñÓ³õ Ññ¹»ÑÁ£

§Ðñ¿³Ï³Ý гÝñ³·Çï³ñ³Ý¦Ç ¿É»ÏïñáݳÛÇÝ Ï³Ûù¿çÁ »õë ÏÁ Ó³ÛݳÏóÇ Ãñù³Ï³Ý ³ÕµÇõñÝ»ñáõݪ ³ñӳݳ·ñáõ³Í íݳëÇÝ áõ ù³Ý¹áõÙÇÝ Ù³ëÇÝ ÙÇ»õÝáÛÝ ïáõ»³ÉÝ»ñÁ Ý»ñϳ۳óÝ»Éáí, µ³Ûó ÙÇ³Å³Ù³Ý³Ï Ý³»õ ѳٳӳÛÝ»Éáí, áñ ù³Õ³ùÇ ³é³õ»É³µ³ñ Ãñù³Ï³Ý »õ Ññ¿³Ï³Ý óճٳë»ñÁ ½áÑ ·³óÇÝ µÝ³Ï³Ý ³Û¹ ³Õ¿ïÇÝ£

ä¿ïù ã¿ ½³ñٳݳÉ, áñ Ãñù³Ï³Ý »õ Ññ¿³Ï³Ý ³ÕµÇõñÝ»ñÁ ³Û¹å¿ë ·ÉËÇí³Ûñ ßñçáõ³Í ÏÁ Ý»ñϳ۳óÝ»Ý 10 ÚáõÉÇë 1841Ç ¼ÙÇõéÝdzÛÇ Ññ¹»ÑÇÝ å³ïÙ³Ï³Ý ×ßÙ³ñïáõÃÇõÝÁ£ Ú³ïϳå¿ë Ãñù³Ï³Ý ³ÕµÇõñÝ»ñÁ Û³ïáõÏ å³ï׳é áõÝÇÝ 1841Ç Ññ¹»ÑÁ ³Û¹å¿°ëª ǵñ»õ ³ñÏ³Í »õ ǵñ»õ ³é³õ»É³µ³ñ Ãáõñù»ñÝ áõ Ññ»³Ý»ñÁ å³ïÑáõѳëáÕ ³Õ¿ï Ý»ñϳ۳óÝ»Éáõ, áñáíÑ»ï»õ å»ï³Ï³Ý å³ßïûÝ³Ï³Ý ù³Õ³ù³Ï³Ýáõû³Ý í»ñ³Í³Í »Ý ê»åï»Ùµ»ñ 1922Ç ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ø»Í Ðñ¹»ÑÇÝ å³ïÙ³Ï³Ý ×ßÙ³ñïáõû³Ý ˻ճÃÇõñáõÙÁ©©©

ºñµ ³ÝÑ»ù»ÉÇÝ »õ ³ÝíÇ×»ÉÇ ³å³óáÛóÝ»ñáí ï»Õ»Ï³·ñáõ³Í 1922Ç Ðñ¹»ÑÁ áñáß³Í »Ý ³ß˳ñÑÇÝ Ý»ñϳ۳óÝ»É Çµñ»õ ÛáÛÝ»ñáõ »õ ѳۻñáõ Ó»é³Ùµ ·áñÍáõ³Í ÑñÓÇ·áõÃÇõݪ ³ÛÉ»õë ÇÝãá°õ »õ ÇÝãå¿°ë ½³ñٳݳÉ, áñ 10 ÚáõÉÇë 1841ÇÝ ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇÝ ÑñÏǽáõÙÁ Ãáõñù»ñÁ ÏÁ Ý»ñϳ۳óÝ»Ý Çµñ»õ µÝ³Ï³Ý ³Õ¿ï, ³Û¹ ³É ³é³õ»É³µ³ñ Ãñù³Ï³Ý »õ©©© Ññ¿³Ï³Ý óճٳë»ñáõÝ íݳë³Í å³ïáõѳë£

ºÃ¿ ÛáÛÝ»ñáõ å³ñ³·³ÛÇÝ Ã»ñ»õë ϳñ»ÉÇ ¿ µ³ó³ïñáõÃÇõÝ ·ïÝ»É, ÿ ³ÝáÝù ÇÝãá°õ ³ÝÑñ³Å»ßï ã³÷áí Éáõë³ñÓ³ÏÇ ï³Ï ã»Ý ³éÝ»ñ 1841Ç Ññ¹»ÑÁ, áñáõÝ ÛáõÝ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ë»ñáõÝ å³ï׳é³Í íݳëÁ ³ÛÝù³Ý ³É ÛÇß³ñÅ³Ý ã¿ »Õ³Í, ÝáÛÝÁ ϳñ»ÉÇ ã¿ Áë»É, ë³Ï³ÛÝ, ѳۻñáõë å³ñ³·³ÛÇÝ£ ²ñ¹³ñ³óáõÙ ãÇ Ïñݳñ áõݻݳÉ, ûñÇݳÏ, гÛÏ³Ï³Ý êáí»ï³Ï³Ý гÝñ³·Çï³ñ³ÝÁ, áñ §Æ½ÙÇñ¦ ³ÝáõÝÇÝ ï³Ï Ý»ñϳ۳óáõó³Í ¿ ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ñ³Û»ñáõ å³ïٳϳÝÁ, ³é³Ýó ÛÇß³ï³Ï»Éáõ 1841Ç Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇÝ ÑñÏǽáõÙÁ£ àã ³É µ³ó³ïñáõÃÇõÝ ÏñÝ³Û áõÝ»Ý³É 2002Ç ÜáÛ»Ùµ»ñÇÝ ø³ÉÇýáñÝÇáÛ Ñ³Ù³Éë³ñ³ÝÇ Ñ³Û³·Çï³Ï³Ý µ³Å³ÝÙáõÝùÇÝ ÏáÕÙ¿ ¼ÙÇõéÝdzÛÇÝ ÝáõÇñáõ³Í ë»ÙÇݳñÇÝ ÃáÛɳïñ³Í ÝáÛÝåÇëÇ ³Ýï»ëáõÙÁ© ѳϳé³Ï ë»ÙÇݳñÇ Û³ñ·³ñÅ³Ý »õ Ñ»ÕÇݳϳõáñ ½»Ïáõó³µ»ñÝ»ñáõ Ù³ëݳ·Çï³Ï³Ý ½»ÏáÛóÝ»ñáõÝ, ٳݳõ³Ý¹ 1922Ç àÕµ»ñ·áõû³Ý í»ñ³µ»ñ»³É ëå³éÇã ïáõ»³ÉÝ»ñáõÝ, áã Ù¿Ï ÛÇß³ï³Ïáõû³Ý ³ñųݳó³Í ¿ 1841Ç Ññ¹»ÑÁ£

гÛÏ³Ï³Ý Ð³ñóÇ »õ гÛáó ¹¿Ù ·áñÍáõ³Í ò»Õ³ëå³Ýáõû³Ý å³ïÙ³Ï³Ý ×ßÙ³ñïáõÃÇõÝÁ Ãñù³Ï³Ý ˻ճÃÇõñáõÙÝ»ñáõÝ ¹¿Ù å³ßïå³Ý»Éáõ ÁݹѳÝáõñ å³Ûù³ñÇ ÍÇñÇÝ Ù¿ç, ϳñ»õáñáõû³Ùµ ÝϳïÇ å¿ïù ¿ ³éÝ»É, ï»Õ»Ï³·ñ»É »õ Áëï ³ñųÝõáÛÝ ù³Õ³ù³Ï³Ý ·Ý³Ñ³ï³Ï³Ý ï³É ݳ»õ 1841Ç ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇ ÑñÏǽáõÙÇÝ Ãáõñù»ñáõ Ó»é³Ùµ£

Ú³ïϳå¿ë ù³Õ³ù³Ï³Ý ·Ý³Ñ³ï³Ï³ÝÇ ³éáõÙáí å¿ïù ¿ ï»ëÝ»É, ÿ Ãáõñù»ñÁ ÇÝãá°õ ¹ÇÙ»óÇÝ ¼ÙÇõéÝdzÛÇ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÁ ÑñÏǽ»Éáõ ù³ÛÉÇÝ£

ijٳݳϳßñç³ÝÁ ϳñ»õáñ ¿£

1839ÇÝ úëٳݻ³Ý γÛëñáõû³Ý Ù¿ç Ñéã³Ïáõ»ó³õ ³ݽÇÙ³ÃÁ (³ñ³µ»ñ¿Ýª µ³ñ»Ýáñá·áõÙÝ»ñ), áñ ³ï»ÝÇ ºõñáå³ÛÇ §ÑÇõ³Ý¹ Ù³ñ¹áõ¦Ý ³Ý÷³éáõÝ³Ï í³Ë׳ÝÁ ¹³Ý¹³Õ»óÝ»Éáõ Ûáõë³Ñ³ï³Ï³Ý ù³ÛÉ ÙÁÝ ¿ñ£ êáõÉóÝÝ áõ Çñ å³É³ï³Ï³ÝÝ»ñÁ, Û³ïϳå¿ë Ø»ÍÝ ´ñÇï³ÝÇáÛ Ñá·³ï³ñáõû³Ý Ý»ñùáÛ, ³Ï³Ù³Û ѳٳϻñå»ó³Ý ³ݽÇÙ³ÃÇ µ³ñ»Ï³ñ·áõÙÝ»ñáõÝ, áñáÝù µáÉáñ ûëÙ³ÝóÇÝ»ñáõ ÙÇç»õ, ³é³Ýó ÏñûÝùÇ »õ ³½·Ç Ëïñáõû³Ý, ûñ¿ÝùÇ ³éç»õ ѳõ³ë³ñáõÃÇõÝ »õ ÇÝãùÇ Çñ³õáõÝù áõ ³å³ÑáíáõÃÇõÝ ÏÁ Ëáëï³Ý³ÛÇÝ£ ØÇ»õÝáÛÝ Ñ³Ù³Ï»ñåáõÙÇÝ å³ïñ³ëï ã¿ÇÝ, ë³Ï³ÛÝ, áã ÙdzÛÝ Ãáõñù áõ ùÇõñï ³Ùµá˳ÛÇÝ ïñ³Ù³µ³ÝáõÃÇõÝÁ, ³ÛÉ»õ áõ ٳݳõ³Ý¹ Ñ³Û »õ ÛáÛÝ í³×³é³Ï³ÝÝ»ñáõ »õ Û³çáÕ³Í ³ñÑ»ëï³õáñÝ»ñáõ Ùñó³ÏÇó Ãáõñù»ñÁ£ Ú³ïϳå¿ë äáÉëáÛ »õ ¼ÙÇõéÝdzÛÇ ÝÙ³Ý í³×³é³Ï³Ý³Ï³Ý, ³é»õïñ³Ï³Ý »õ ³ñÑ»ëï³õáñ³Ï³Ý Ù»Í Ï»¹ñáÝÝ»ñáõÝ Ù¿ç, ûñ¿ÝùÇ ³éç»õ ѳõ³ë³ñáõÃÇõÝÁ Éñçûñ¿Ý ÏÁ ëå³éݳñ ë³ÝÓ ¹Ý»É Ãñù³Ï³Ý ûñÇݳ½³ÝóáõÙÝ»ñáõݪ ѳٻٳﳵ³ñ ³½³ï áõ Çñ³õ³Ñ³õ³ë³ñ Ùñó³å³Ûù³ñÇ å³ÛÙ³ÝÝ»ñ ³é³ç³óÝ»Éáí£

γñ»ÉÇ ã¿ µ³ó³é»É, Ñ»ï»õ³µ³ñ, áñ 1841Ç ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇÝ ÑñÏǽáõÙÁ Ïñݳñ Ñ»ï»õ³ÝùÁ ÁÉÉ³É Ãñù³Ï³Ý ³Û¹ûñÇÝ³Ï Ñ³Ï³½¹»óáõû³Ýª ³ݽÇÙ³ÃÇ Ñéã³ÏáõÙÇÝ£

1841Á ݳ»õ ÛáõÝ³Ï³Ý ³åëï³Ùµáõû³Ýó ï³ñ»·ñáõû³Ý Ù¿ç ÛÇß³ï³Ï»ÉÇ Ãáõ³Ï³Ý ¿£ ¿»õ ûëٳݻ³Ý µ³Ý³ÏÁ ϳñáÕ³ó³õ ×½Ù»É ÛáõÝ³Ï³Ý ³åëï³ÙµáõÃÇõÝÁ, µ³Ûó ³½³ï³·ñ³Ï³Ý å³Ûù³ñÇ ³ÉÇùÁ Úáõݳëï³Ý¿Ý ÏÁ ï³ñ³Íáõ¿ñ ݳ»õ ¹¿åÇ ÑÇõëÇëª ¹¿åÇ ä³Éù³ÝÝ»ñ, áñáÝó ÁÙµáëï³óÙ³Ý ËÉñïáõÙÝ»ñÁ »õ, ٳݳõ³Ý¹, ¹¿åÇ úëٳݻ³Ý γÛëñáõû³Ý Ý»ñùÇÝ ·³õ³éÝ»ñ ï³ñ³ÍáõÙÁ Çñ»Ýó ë³ÕÙÇÝ Ù¿ç ˻չ»Éáõ ³éáõÙáíª Ï³Ý˳½·áõß³Ï³Ý ³½¹³ñ³ñáõÃÇõÝ ÙÁ Ïñݳñ ÁÉÉ³É ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇÝ ÑñÏǽáõÙÁ£

²Ù¿Ý å³ñ³·³ÛÇ, Ñ³Û å³ïÙ³µ³ÝÝ»ñáõ ×ÇïÇÝ å³ñïùÝ ¿ ×ßÙ³ñïáõû³Ý Éáõë³µ³ÝáõÙÁ£

سݳõ³Ý¹ áñ 1841ÇÝ ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ñ³ÛáõÃÇõÝÁ ÏÁ ·ïÝáõ¿ñ Çñ ½³ñ·³óÙ³Ý µ³ñÓñ³Ï¿ïÇݪ ǵñ»õ ϳñ»õáñ Ï»¹ñáÝÝ»ñ¿Ý Ù¿ÏÁ ÿ° Ñ³Û Ùß³ÏáÛÃÇ Í³ÕÏáõÙÇÝ, ÿ° Ñ³Û ·áñͳñ³ñ »õ Ó»éÝ»ñ¿ó ˳õÇ Û³çáÕáõû³Ýó£

ØÇÝã»õ 1260³Ï³Ý Ãáõ³Ï³ÝÝ»ñÁ Ïþ»ñϳñÇÝ ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ù¿ç ѳۻñáõ Ý»ñϳÛáõû³Ý »õ ѳÛÏ³Ï³Ý Ñá·»Ùï³õáñ ÏáÃáÕÝ»ñáõ í»ñ³µ»ñ»³É ÛÇß³ï³ÏáõÃÇõÝÝ»ñÁ£ ÆëÏ Þ³Ñ ²µµ³ë ²é³çÇÝÇ Ññ³Ñ³Ý·³Í µéݳ·³ÕÃ¿Ý »ïù, 1605ÇÝ, ³õ»ÉÇ ù³Ý ѳ½³ñ Ñ³Û ÁÝï³ÝÇùÝ»ñ, ܳËÇç»õ³Ý¿Ý, ºñ»õ³Ý¿Ý »õ Ô³ñ³µ³Õ¿Ý ·³ÕÃ³Í »Ý ¹¿åÇ ¼ÙÇõéÝdz£ ܳ»õ 18ñ¹ ¹³ñ³í»ñçÇÝ, ²Õ³ Ø»ÑÙ¿ï ʳÝÇ ³ñß³õ³Ýù¿Ý Û»ïáÛ, ²ßï³ñ³Ï¿Ý, úß³Ï³Ý¿Ý »õ Û³ñ³ÏÇó ßñç³ÝÝ»ñ¿Ý ³õ»ÉÇ ù³Ý 300 Ñ³Û ÁÝï³ÝÇùÝ»ñ ·³ÕÃ³Í áõ ѳëï³ïáõ³Í »Ý ¼ÙÇõéÝdz£ Üáñ»Ï ѳۻñáõ ³Û¹ ÑáëùÁ, ·áñͳñ³ñáõû³Ý »õ Ó»éÝ»ñ¿óáõû³Ý Ùñó³ÏÇó Ýáñ áõÅÇ ³é³ç³óáõÙáí, µÝ³Ï³Ý³µ³ñ åÇïÇ Ùï³Ñá·¿ñ ¼ÙÇõéÝÇáÛ ÑÇÝ µÝ³ÏÇãÝ»ñÁ£ ´³Ûó ³Ûë í»ñçÇÝÝ»ñ¿Ý ÙdzÛÝ »õ Û³ïϳå¿ë ÃáõñùÁ Ïñݳñ Ùï³Í»É, áñ ¼ÙÇõéÝÇáÛ Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇÝ ÑñÏǽáõÙáí Ç íÇ׳ÏÇ åÇïÇ ÁÉɳñ ¹ÇÙ³¹ñ»Éáõ ѳۻñáõ©©© ÙñóáõݳÏáõû³Ý£

ì»ñçÇÝ Ñ³ßáõáíª 10 ÚáõÉÇë 1841Ç Ñ³ÛÏ³Ï³Ý Ã³Õ³Ù³ëÇ ÑñÏǽáõÙáí, ¼ÙÇõéÝÇ³Ý ³åñ»ó³õ ³Ñ³õáñ ݳ˻ñ·³ÝùÁ áõÃëáõÝ ï³ñÇ Û»ïáÛ Çñ»Ý í»ñ³å³Ñáõ³Í Ù»Í áÕµ»ñ·áõû³Ýª ê»åï»Ùµ»ñ 1922Ç ø»Ù³É³Ï³Ý ÂáõñùÇáÛ µ³ñµ³ñáëáõû³Ý, áñ ãµ³õ³ñ³ñáõ»ó³õ ÙdzÛÝ ù³Õ³ùÇ ÑñÏǽáõÙáí, ³ÛÉ»õ ѳ½³ñ³õáñÝ»ñáí ³Ýå³ßïå³Ý ÛáÛÝ »õ Ñ³Û µÝ³ÏãáõÃÇõÝÁ áõÕÕ³ÏÇ Íáí ó÷»ó áõ çñ³ÙáÛÝ ëå³Ý¹Ç »ÝóñÏ»ó£

 

_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Back to top
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Offline

Joined: 07 Nov 2009
Posts: 26,650
Point(s): 75,760
Moyenne de points: 2.84

PostPosted: Sun 3 Dec 2017 - 09:32
PostPost subject: Smyrna'nın Kadayıf İle Tanışmasının Öyküsü
Reply with quote

Smyrna'nın Kadayıf İle Tanışmasının Öyküsü







100 yıllık tatlı bir hikaye

Diyarbakır’ın meşhur künefe ve kadayıfının ustası Bükinler’in hikayesi 1900’lü yıllara dayanıyor. 40 yıl önce İzmir’e gelen aile, vatandaşlara kaliteli ve sağlıklı tatlı yedirmek için kolları sıvamış

Yıllarını tatlıya vermiş bir aile. Diyarbakır'da künefe ve meşhur Diyarbakır burma kadayıfının ustası olmuş Yusuf Ziya ve oğlu Mehmet Usta.
1900'lü yılların başında başlayan bu serüvende Bingöl'den Diyarbakır'a gelen Bükin ailesi burada
Ermeni ustaların yanında kadayıf yapımını ve işin inceliklerini öğrendi.

BURADA TATLICI YOKTU



dönemlerde kilo ile değil tepsi ile satışların olduğunu belirten üçüncü kuşak temsilcisi İlhami Bükin, "Bu iş babadan oğula geçerek bu günlere geldi.
1978 yılına kadar Diyarbakır'da tatlıcılık yapan babam İzmir'e gelme kararı aldı. Güzelyalı'da bir dükkan açtık. Burada çok güzel karşılık bulduk. Bölge insanı bizi bağrına bastı. İşler açıldı. Bu hatta Çeşme'ye kadar tatlıcı yoktu. Tüm ihtiyacı biz karşılıyorduk" dedi.

SAĞLIK DÜŞMANLARI

Ardından Narlıdere'de de bir şube açtıklarını kaydeden İlhami Bükin "90'lı yıllarla birlikte sektörde önemli ve hızlı bir büyüme oldu. Buna kayıtsız kalamazdık. bir kaç yıl içerisinde müşterilerimizin de talepleri doğrultusunda 6 şubeye kadar çıktık" diye konuştu. Sektörde kendisine tatlıcı diyen bir çok kötü niyetli kişilerinde bulunduğunu ve insan sağlığıyla oynandığını kaydeden Bükin, "İşini iyi yapanları tenzih ediyorum. Ancak baklava tatlı gerçekten önemli bir konu. Mısır şurubu, glikoz derken bu güzel lezzeti bir sağlık düşmanına çeviriyorlar. Örnek vermek gerekirse biz gerçek şeker kullanıyoruz. Çünkü ürünlerimizi kendi çocuklarımıza dostlarımıza da yediriyoruz. Bu yüzden büyüme kararı aldık" diye konuştu.

2018'DE 15 ŞUBE

"Tatlı ile yoğrulmuş geçmişimizi görmezden gelemezdik" diyen İlhami Bükin, "Bu tecrübemizi ve lezzetimizi şimdi önce İzmir, sonra Ege ve Türkiye ile buluşturmak istiyoruz. 2018 yılı içerisinde Mehmet Usta Tatlıları'nı diğer adıyla MUT tatlılarını 15 şube hedefine ulaştıracağımızı umuyorum. Bunun için Franchise çalışmalarına başladık. Ülkemizin çalışmaya, üretmeye ve istihdama ihtiyacı var. Bunu için kolları sıvadık" açıklamasını yaptı.

GERÇEK BAKLAVA NASIL OLMALI?

Mehmet Usta Tatlıları Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Bükin, "Gerçek baklava, çıtırdama sesinden, renginin parlaklığından ve içerisindeki fıstığın dolgunluğundan anlaşılır. Kesinlikle boğazda ya da midede yanma hissi bırakmamalı ve burnunuza tereyağı kokusu gelmeli. Hijyen kurallarından uzak ortamlarda doğal malzeme kullanılmadan üretilen baklavalar çok sayıda sağlık problemine neden oluyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık yarım milyar kişi yiyeceklerden bulaşan hastalıklara yakalanıyor. Ucuz baklava alırken insanlar sağlıklarını nasıl tehlikeye attıklarını unutmamalı" dedi.

KADİR KEMALOĞLU

https://www.yeniasir.com.tr/ekonomi/2017/12/03/100-yillik-tatli-bir-hikaye

http://mehmetustatatlilari.com/subelerimiz/


Back to top
IRA
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 03 Nov 2013
Posts: 896
Point(s): 2,480
Moyenne de points: 2.77

PostPosted: Thu 25 Jan 2018 - 14:49
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote



fotograf kaynak ՄԱՐՄՆԱՄԱՐԶ 1913
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Back to top
mafilou
Administrateur
Administrateur

Offline

Joined: 04 Sep 2006
Posts: 14,966
Point(s): 45,111
Moyenne de points: 3.01

PostPosted: Sat 10 Feb 2018 - 00:50
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote



İzmir Felaketi’nin bilinmeyen yüzü: Toplu intiharlar

Hasmik Grigoryan
08.12.2017

Hrant Dink Vakfı tarafından 24-25 Kasım’da İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen ‘İzmir ve Çevresi: Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Değişimin Yüz Yılı, 1850-1950’ başlıklı iki günlük uluslararası konferansta sunulan Hasmik Grigoryan'un sunumunun özetine yer veriyoruz.

2015’te Yerevan Devlet Üniversitesi Kültürel İncelemeler alanında doktora derecesi alan Hasmik Grigoryan, konferansta, görgü tanıklarının anlatıları ışığında, Büyük İzmir Yangını sırasında ve sonrasında karşılaşılan toplu intihar vakalarına dair dikkat çekici bir bildiri sundu. Yerevan Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nde araştırmacı olarak çalışan Grigoryan’ın bildirisinden bir bölüm paylaşıyoruz.
Fransız sosyolog ve filozof E. Durkheim, ‘İntihar’ başlıklı çalışmasında iki tip intihar tanımlar: Kişisel ve kolektif. Durkheim, özellikle nedenlerinin incelenmesi bağlamında, bunlardan ilkinin psikologların, ikincisinin ise sosyologların ilgi alanına girdiğini belirtir. Durkheim’ın bu eseri, sosyologların ve antropologların intihar konusuna eğilmelerinin başlangıç noktası olur.
Tarihin bazı dönemlerinde intihar, profesyoneller tarafından ‘intihar salgını’ olarak tanımlanan kitlesel bir karakter kazanır. Bu tür ‘alevlenmeler’ büyük kriz ve panik durumlarında; savaş sırasında ya da sonrasında, toplum geleceğe dair inancını kaybettiği zamanlarda yaşanır.
Toplu intihar evrenseldir ve pek çok halkta örneklerine rastlanabilir. Bu tür tepkiler, tıpkı I. Dünya Savaşı’nda Flanders ve Caporetto cephelerindeki gibi, devasa panik zamanlarında yaygın olarak görülür. II. Dünya Savaşı’nda da toplu intihar örneklerine rastlanmıştır. İnsanlar topluca başarısızlığa uğradıklarında ve gelecekleri kalmadığını düşündüklerinde kendilerini toplu olarak ölüme teslime derler. Yenilgilerden sonra yaşanan toplu intiharlara ilişkin başka pek çok tarihi örnek vardır. Yunan tarihçi Plutarhos, Roma ordusunun Vercellae yakınlarında yenilgiye uğrattığı Cermen kökenli Cimbriler arasında da özkıyım yaşandığını anlatır. Yunan tarihçi ve filozof Ksenofon, ‘Anabasis’ isimli kitabında benzer bir deneyimden bahseder. Yunanlılar, küçük bir yerleşime saldırı düzenler ve zaferlerinin ardından kadınlar, çocuklar ve düşman askerleri kendilerini kayalıklardan aşağıya atar. Özgürlüğün kaybı ve düşman tarafından işkence görme beklentisi felaket bir tepkiye neden olabilir: kanlı bir başkaldırı ya da kendi elinle ölmek.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
http://www.agos.com.tr/tr/yazi/19846/izmir-felaketinin-bilinmeyen-yuzu-topl…
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Back to top
IRA
Modérateur
Modérateur

Offline

Joined: 03 Nov 2013
Posts: 896
Point(s): 2,480
Moyenne de points: 2.77

PostPosted: Wed 28 Feb 2018 - 13:55
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote

Izmir’li Ermeni Takvor Ispartalıyan Köşkü bugün Atatürk Müzesi.



_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Back to top
mafilou
Administrateur
Administrateur

Offline

Joined: 04 Sep 2006
Posts: 14,966
Point(s): 45,111
Moyenne de points: 3.01

PostPosted: Thu 10 May 2018 - 18:22
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote

IRA wrote:

Izmir Vartanyan Okulunu

Ermeniler İzmir de çocuklarının eğitimi için bugün bir bölümünde Cumhuriyet Eğitim Müzesi ve diğer bölümünde Dua Tepe Ana Okulu bulunan binalar da Vartanyan Okulunu kurdular. Okulun bir bölümü yatakhane ve yemekhane olarak kullanılırken, diğer bölümü ise okul olarak kullanıldı. Bu okul aynı zamanda kimsesiz Ermeni çocuklarının da okuduğu okuldu. Okul aynı zamanda bir spor okulu gibi futboldan, atletizme kadar birçok spor dalında sporcu yetiştirmiş ve özelliklede İzmir’de ki Rumlar ve İngilizlerle yaptıkları futbol maçları çok fazla ilgi görmüştür Vartanyan Ermeni Okulu Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar varlığını sürdürse de birden yok olan Ermeni nüfusu nedeniyle kapanmış ve bir süre sonrada Latin alfabeleriyle eğitim yapan ülkemizde ilk ilkokul olarak Dua Tepe İlkokulu olarak hizmet vermeye başlamıştır. Tapu kayıtlarına göre1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığına tescili yapılan bu bina hem mimari yapısıyla, hem eğitim tarihiyle hem de içinde bulunan eserleriyle eşsiz bir mirastır. Günümüzde tarihçesi Cumhuriyet ile yok edilmiştir



_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Back to top
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Offline

Joined: 07 Nov 2009
Posts: 26,650
Point(s): 75,760
Moyenne de points: 2.84

PostPosted: Tue 24 Jul 2018 - 21:13
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote

Yitik kentler




İç savaş ve soykırımların en çarpıcı görüntülerinden biri de ürkütücü kent yıkıntılarıdır.

İç savaş ve soykırımları tetikleyen en önemli etmenlerden biri de toplumlardaki kutupsallaşmanın tırmanmasıdır.

Nefret söyleminin tavan yapmasıdır.

Maalesef sosyal ya da basılı ve görsel medyanın da bütün bunların tırmanması ve sonunda bir bütünsel kırılmanın patlak vermesinde önemli bir katkısı vardır.

Ve daha sonra çatışan taraflar seçmeci bir yönelimle kendi tarihlerini yazarlar.

Ancak buna karşı nesnel bir tarih yaklaşımı da pek ala mümkündür.

Basın ve yayıncılık hayatım boyunca aslında bunu yapmaya çalıştım.

Şu sıralar elimde, Prof. Dr. Richard G. Hovannisian’ın “Tarihi Kentler ve Ermeniler” konferanslar dizisinin “İzmir” kitabı var (Aras Yayıncılık 2018).

Ulus devlet kurmanın aslında araştırılması gereken merhalelerinden biri de kent yangınlarıdır.

Aynı zamanda bu, yenilgi ve kaçış dönemlerinde “intikam” duygusunun da bir dışa vuruşu olmuştur.

Yunan ordusunun çekilirken, Ege’de kent yakma örnekleri, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı tarafından raporlaştırılmıştır. Balkan savaşlarında sivil halkın maruz kaldığı felaket, “kaç kaç”ın Carnegie Vakfı tarafından raporlaştırılması gibi. Halide Edip başkanlığında bir yazar/gazeteci grubu da bunu raporlaştırmıştır. Ama örneğin İzmir yangını ve sivil halkın maruz kaldığı vahşeti es geçmeyi tercih etmişlerdir. Ancak Falih Rıfkı’nın yıllar sonra, “İzmir’i niye yaktık” diye hayıflanması dışında.

İstos Yayınları, Foti Benlisoy’un “Trakya ve Anadolu’daki Yunan Ordusunda Propaganda, Grev ve İsyan 1919-1922 adlı kitabı ile, Türk-Yunan Savaşının es geçilen önemli bir sayfasını aralamıştır.

Balkan savaşı sırasında, Osmanlı ordusu, Selanik kentinin anahtarlarını çatışmasız Yunan ordusuna teslim etmeyi tercih etmiştir. Yaklaşmakta olan ve son derece sert savaşan Bulgar ordusuna teslim etmektense…

Benzer biçimde 1916 yılında Rus ordusu yaklaşırken, Trabzon valisi kenti terk etmeden önce kentin anahtarlarını Rum Metropolitine vermiştir, “Kenti sizden aldık size teslim ediyoruz” diyerek.

1915 soykırımını önceleyen ve sonrasındaki kent yangınları, başlı başına akademik olarak incelenmesi gereken konulardan biridir.

Ulus devlet projesinde, kozmopolit kent tasfiye edilmesi gereken bir unsur olarak görülmüştür.

Aslında Selanik, İzmir, hatta Konstantiniye, 20. yy sonunda dünyaya egemen olan globalizm anlayışının rüya kentleri olarak da tanımlanabilir.

Özellikle Balkanların denize açılan kapısı olan Selanik ve Küçük Asya’nın denize açılan kapısı olan İzmir.

İster kasıtlı ister kasıtsız çıkmış olan 1917 Selanik yangını aslında kozmopolit bir kentin sonlanmasını simgeliyordu.

Sabetayistleri de katarsak, nüfusunun yarısını Yahudilerin oluşturduğu kozmopolit bir kente, ulus devlet projesinin tahammülü mümkün değildi. Nasıl “Makedonya” adına, “Kürdistan” adına ulus devletler tahammül edemiyor ise.

1922 Eylül İzmir yangını ise, kozmopolit bir kentin sonlanmasını simgeliyordu. Hovhannisian’ın “İzmir” derlemesinde de, sadece İzmir’in Ermeni toplumunun ve onların Latin Amerika’ya uzanışının, kültür mirasının değil, kozmopolit bir kentin öyküsünü okuyorsunuz.

Mare Nostrum edebiyat dizisini başlattığımda en severek baskıya hazırladığım kitaplardan biri, kentin bu halini anlatan Kozmas Politis’in “Yitik Kentin 40 Yılı” (Sevgili Osman Bleda’nın tercümesi ile) idi. Yazar takma adını bile İzmir’in bu kozmopolit hali ile uyumlu olarak seçmişti.

İzmir sadece Elen edebiyatının değil, Ermeni edebiyatı ve basınının da önemli kültür merkezlerinden biri idi.

Öncelikle İzmirliler bu kitabı okumalı.


Ragıp ZARAKOLU

https://www.evrensel.net/yazi/81928/yitik-kentler


Back to top
mafilou
Administrateur
Administrateur

Offline

Joined: 04 Sep 2006
Posts: 14,966
Point(s): 45,111
Moyenne de points: 3.01

PostPosted: Mon 4 Nov 2019 - 02:26
PostPost subject: Izmir / Զմիւռնա Sancagi Ermenileri
Reply with quote

Izmr Ermeni mahallesi harabeleri

1922 yılında yakılan İzmir Ermeni Mahallesi Haynots ( Bugün İzmir fuarının olduğu alan)

Fotoğraflar: İzmir'in Ermeni mahallelerinin sistematik olarak yakılması sonrasında Fransızlar tarafından arşivlenmiş ve renklendirilmiştir .
Ermeni mahallesi'nde bulunan yerler Meyhane Boğazı sokağı,Bulvar Sokağı,Ermeni Kilisesi sokağı,Küçük Bulvar sokağı ,Ermeni mahallesinde bir hannın harabeleri ve büyük Ermeni Kilisesine ait görüntüler bulunmakta .

Anadolu’da ve İstanbul’da yaşanan soykırım düşünüldüğünde İzmir Ermenileri “1915”i daha az zayiatla atlatır. Fakat Ermeni Smyrna’sı kendisine biçilen bedeli gecikmeli de olsa öder. “Smyrna Ermeni cemaati, şehri 1922’de ele geçiren Kemalist ordunun ‘özel muamelesine’ maruz kaldı. Yahudilere ve büyük ölçüde Avrupalılara ve Müslümanlara dokunulmadı. Osmanlı İmparatorluğu’nun, Konstantinopolis’tekileri bir kenara bırakırsak, hayatta kalan tek Ermeni cemaati, o sıralarda sistematik olarak imha edildi.” 1922 Eylül’ünde çıkarılan “Büyük Yangın”da -Ermeni mahalleri dâhil olmak üzere- kentin çoğu yakılır. Halk rıhtıma doğru kaçışmaya başlar. Rıhtımda bulunan müttefik devletlerine ait 21 savaş gemisi yalnızca kendi vatandaşlarını gemiye alır. “…talanlar, yangınlar, tecavüzler, cinayetler, adam kaçırmalar, ‘Gâvur İzmir’in sonu…” olur.

http://t24.com.tr/k24/kitap/izmir-ermenileri-ege-kiyilarinin-yitip-gitmis-sakinleri,206


1922 yılında yakılan İzmir Ermeni Mahallesi Haynots Bugün İzmir fuarının olduğu alan


Çalgeçidi Sokağı, Haynots


Ermeni mahallesi harabeleri


Ermeni mahallesi'nde bir han
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Back to top
Display posts from previous:   
Armenian on web Forum Index -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les villes d'Arménie Occidentale - Batı Ermenistan yerleşim yerleri All times are GMT + 1 Hour
Post new topic   Reply to topic Goto page: <  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8
Page 8 of 8
Jump to:  

 



Portal | Index | Create a forum | Free support forum | Free forums directory | Report a violation | Cookies | Charte | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1