Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les villes d'Arménie Occidentale
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
Palutzi
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 05 Sep 2007
Messages: 3 974
Point(s): 13 350
Moyenne de points: 3,36

MessagePosté le: Mar 22 Jan 2008 - 10:07
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant

Mersin Içel Kazasi Ermenileri.


Bölgenin önemli bir limanı olarak Adana'ya bağlı olan Mersin'İn gelişimi hayli yeni sayılır. 1913 yılında bölgede yaşayan 2.297 Ermeni'ye ait Surp Kirkor Lusavoriç Kilisesi ile üç okul bulunuyordu.


1909 Cukurova/Kilikya katliamindan kurtulan Tarsuslular

Akdeniz kıyısında kurulan şehir, butikler, hanlar ve kervan ticareti sonucu kurulmuş otellerin bulurduğu geniş bir anacaddeye sahipti. Mersin evleri, genellikle Ayaş ve Pompeipolis antik kentlerinden elde edilen yontulmuş taşlarla yapılmıştı. 19. yüzyılın ikinci yarısında şehrin hızla gelişmesiyle bölgeye Suriyeli, Kıbrıslı ve Çerkez göçmenler yerleşti. Mersin'İ, Tarsus ve Adana'ya bağlayan demiryolu hattı da şehrin gelişiminde önemli bir rol oynadı.
Tarihi Mersin kadar eskilere dayanan Tarsus'ta 1909 yılı tehcirleri öncesinde 4.400 olan Ermeni nüfusu, 1913'te 3.139'a düşmüştü. Buna göre, Ermeniler nüfusun %10'unu oluşturuyorlardı. Bugün cami olarak kullanılan eski Surp Astvadzadzin Kilisesi şehir merkezinde bulunuyor, hemen yakınında ise Surp Boğos Kilisesi yer alıyordu. Tarih boyunca Hitit, Suriye ve Pers uygarlıklarının egemenliği altına giren Tarsus, Selçuklular zamanında önemli bir kültür merkezi durumuna geldi. İsa'nın havarilerinden Aziz Paul'ün (Surp Boğos) de doğum yeri olan Tarsus'ta bölgedeki ilk Hıristiyan kiliselerinden biri kurulmuştur. Memlüklerden sonra, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun eline geçen Tarsus yüzyılımızın başında ticari kimliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Tarsus yakınlarındak, köyler içinde yalnız Kozoluk'ta Ermeniler yaşıyor, köyde yaşayan 290 Ermeni'ye ait bir de kilise bulunuyor-
Komşu sancak İçel'deyse, yalnızcı iki Ermeni topluluğu yaşıyordu. Bunlardan birincisi 371 kişilik nüfusuyla Silifke'de yerleşmiş olan Ermeni cemaatiydi. Burada kayalık bir tepe üzerine Rupenyan kralları taralından inşa ettirilen bir kale bulunuyordu. 95 Ermeni'den oluşan diğer Ermeni topluluğuysa Mala'da yerleşmişti. Silifke yakınlarında, biraz daha doğuda, deniz kenarında bulunan Mala'da Ortaçağ'dan kalma çok büyük bir Ermeni Kalesi olan Gorigos: bulunuyordu.



Cukurova katliami 1909 evleri Turkler tarafindan yakilan insanlar.




Tarsus/Darson  yoresi Ermenileri.



Tarsus/Darson




Tarsus 1920 yilinda Farnsizlar ile tekrar evlerine donebilen Techire gonderilmis insanlar




1920 yilinda Tarsus Fransiz korumasi altinda.



1914 Tarsus/Darson Surp Boghos Ermeni okulu Ogrencileri tarafindan kurulmus Futbol takimi.


Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Mar 22 Jan 2008 - 10:07
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 640
Point(s): 41 600
Moyenne de points: 3,05

MessagePosté le: Sam 7 Aoû 2010 - 03:33
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant




_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 683
Point(s): 73 128
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Ven 9 Sep 2011 - 07:57
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant

Ahşap Oymacıları Sanatçıları Aratmıyor
Mersin`in Tarsus ilçesinde "Ağaç Oymacılığı Sanatı" Ustası Nezihi Ünal Demirtaş yaptığı eserler ile göz doldururken, unutulmaya yüz tutmuş mesleğini gelecek nesillere aktarmak istiyor.



Çocukluk yıllarının geçtiği İstanbul Dolapdere semtinde "Ağaç Oyma Ustası" ve o dönem aynı zamanda komşusu olan Ermeni asıllı David Sürfülyan`dan 13 yaşında öğrendiği mesleğini kendini geliştirerek, bugünlere taşıyan Nezihi Usta, büyük emekler içinde yaptığı eserlerinin beğeniliyor olmasının keyfini yaşıyor. Ortaya çıkardığı eserleri özellikle İstanbul`da gelir düzeyi çok iyi olan kişilerin beğenerek sipariş verdiğini söyleyen Ağaç Oyma Sanatı Ustası Nezihi Usta, "Bundan 33 yıl önce İstanbul Dolapdere`de komşumuz olan Ermeni asıllı ustam David Sürfülyan`ın beni teşvik etmesi sonucunda mesleğime başladım. Bir yıl süren çıraklık dönemimden sonra kendi işyerimi ailemin katkıları ile açtım. Bu işi önce sevmek gerekiyor. Hz. Eyüp`deki sabır ve yetenek ile işe dört elle sarılmak şart" dedi. Tarsus`un Eski Sanayi Sitesindeki atölyesinde aldığı siparişlerini büyük bir özenle ve emekle yapan evli 2 çocuk babası 47 yaşındaki Nezihi Usta, sürdürdüğü sanatı hakkında bilgi vererek, "Kündekari ahşap sanatında kullanılan tekniklerden biridir. Ufak parçalar tek tek hazırlanır ve daha sonra bir kompozisyon oluşturacak şekilde çıtalar yardımı ile birleştirilir. Kapı kanatlarında ve minberin yan aynalıklarında kullanılan kendine özgü bir teknik ve en zor işçilik gerektirir. Bunları bağlamak için çiviveya tutkal kullanılmaz. Parçalar birbirine geçme olduğundan ağaç kuruduğunda ufalıp parçaların ayrılmaması için satıhların altında ahşap bir iskelet bulunmaktadır. Osmanlı ve Anadolu Selçuklu dönemlerinden günümüze kadar süre gelen ağaç oymacılığı (kündekari) sanatı içinde yer alan çeyiz sandığı, mumluk, şamdanlık, cami mihrabı, hutbe, kürsü, kapısı ve mihrapları da yapıyorum. Tarsus`un bazı cami ve otellerinde eserlerim yer almaktadır" dedi. Eserlerini oluştururken, ceviz, kayın, ıhlamur, kestane, gürgen ve meşe ağaçlarını kullandığını söyleyen Ağaç Oymacılığı Sanatının son ustalarından Nezihi Usta, "Oğlu Burakhan`ın bu mesleği öğrenebilmesi için Meslek Lisesi Mobilya Teknoloji Bölümüne kayıt ettirdim. Oğlum Burakhan`a unutulmaya yüz tutmuş `Ağaç Oymacılığı`nı bırakmak istiyorum. Bu sanatın yaşayabilmesi içinse meslekyüksek okulları da olabilir üniversitelerde bölüm açılabilir. Ya da Halk Eğitim Merkezi gibi yerler açılarak gelecek nesillereböylelikle aktarılabilir. Bu bağlamda ben öğretilicilik istenilmesi halinde daima bu görevi yerine getirmeye hazırım" diye konuştu. "Ağaç Oymacılığı" Sanatı Ustası Nezihi Ünal Demirtaş siparişlerini internet üzerinde aldığını ve www.ahsapoymaurunleri.com adlı adres üzerinde ulaşabileceklerini de sözlerine ekledi.


Revenir en haut
TÜRK_selo
Sanctionné - Պատժուած - Cezalı
Sanctionné - Պատժուած - Cezalı

Hors ligne

Inscrit le: 21 Juil 2015
Messages: 1
Point(s): 3
Moyenne de points: 3,00

MessagePosté le: Mar 21 Juil 2015 - 15:18
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant

Palutzi a écrit:
Mersin Içel Kazasi Ermenileri.


Bölgenin önemli bir limanı olarak Adana'ya bağlı olan Mersin'İn gelişimi hayli yeni sayılır. 1913 yılında bölgede yaşayan 2.297 Ermeni'ye ait Surp Kirkor Lusavoriç Kilisesi ile üç okul bulunuyordu.


1909 Cukurova/Kilikya katliamindan kurtulan Tarsuslular

Akdeniz kıyısında kurulan şehir, butikler, hanlar ve kervan ticareti sonucu kurulmuş otellerin bulurduğu geniş bir anacaddeye sahipti. Mersin evleri, genellikle Ayaş ve Pompeipolis antik kentlerinden elde edilen yontulmuş taşlarla yapılmıştı. 19. yüzyılın ikinci yarısında şehrin hızla gelişmesiyle bölgeye Suriyeli, Kıbrıslı ve Çerkez göçmenler yerleşti. Mersin'İ, Tarsus ve Adana'ya bağlayan demiryolu hattı da şehrin gelişiminde önemli bir rol oynadı.
Tarihi Mersin kadar eskilere dayanan Tarsus'ta 1909 yılı tehcirleri öncesinde 4.400 olan Ermeni nüfusu, 1913'te 3.139'a düşmüştü. Buna göre, Ermeniler nüfusun %10'unu oluşturuyorlardı. Bugün cami olarak kullanılan eski Surp Astvadzadzin Kilisesi şehir merkezinde bulunuyor, hemen yakınında ise Surp Boğos Kilisesi yer alıyordu. Tarih boyunca Hitit, Suriye ve Pers uygarlıklarının egemenliği altına giren Tarsus, Selçuklular zamanında önemli bir kültür merkezi durumuna geldi. İsa'nın havarilerinden Aziz Paul'ün (Surp Boğos) de doğum yeri olan Tarsus'ta bölgedeki ilk Hıristiyan kiliselerinden biri kurulmuştur. Memlüklerden sonra, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun eline geçen Tarsus yüzyılımızın başında ticari kimliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Tarsus yakınlarındak, köyler içinde yalnız Kozoluk'ta Ermeniler yaşıyor, köyde yaşayan 290 Ermeni'ye ait bir de kilise bulunuyor-
Komşu sancak İçel'deyse, yalnızcı iki Ermeni topluluğu yaşıyordu. Bunlardan birincisi 371 kişilik nüfusuyla Silifke'de yerleşmiş olan Ermeni cemaatiydi. Burada kayalık bir tepe üzerine Rupenyan kralları taralından inşa ettirilen bir kale bulunuyordu. 95 Ermeni'den oluşan diğer Ermeni topluluğuysa Mala'da yerleşmişti. Silifke yakınlarında, biraz daha doğuda, deniz kenarında bulunan Mala'da Ortaçağ'dan kalma çok büyük bir Ermeni Kalesi olan Gorigos: bulunuyordu.



Cukurova katliami 1909 evleri Turkler tarafindan yakilan insanlar.




Tarsus/Darson  yoresi Ermenileri.



Tarsus/Darson




Tarsus 1920 yilinda Farnsizlar ile tekrar evlerine donebilen Techire gonderilmis insanlar




1920 yilinda Tarsus Fransiz korumasi altinda.



1914 Tarsus/Darson Surp Boghos Ermeni okulu Ogrencileri tarafindan kurulmus Futbol takimi.




{{{Vous devez répondre à ce sujet pour voir la partie cachée}}}


Edit

Sırf Ermenilere küfür etmek için foruma girmiş, forum kurallarına aykırı davrandığınız için cezalandırıldınız, hesabınız kapanmıştır Tutumunuzda devam edip forumu tekrar kirletecek olursanız gerekli mercilere şikayet edileceğinizi bilmenizi isterim.

Forum administratörü


Revenir en haut
azad
V.I.P.
V.I.P.

Hors ligne

Inscrit le: 06 Sep 2006
Messages: 774
Point(s): 2 282
Moyenne de points: 2,95

MessagePosté le: Mar 21 Juil 2015 - 17:26
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant

TÜRK_selo SEPETLENMIS
_________________

Karanlık aydınlıktan, yalan gerçekten kaçar, Güneş yanlız olsada etrafa ışık saçar,üzülme doğruların kaderidir yanlızlık, kargalar sürüyle, kartallar yanlız uçar.


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 683
Point(s): 73 128
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Dim 22 Jan 2017 - 10:00
MessageSujet du message: Klikya Tarsusta Bu Kez De Devletin Hazine işine Griştiği İdda Ediliyor
Répondre en citant

"Gece siyah çantalarla bir şeyler taşınıyor"

Klikya Tarsusta Bu Kez De Devletin Hazine işine Griştiği İdda Ediliyor








Mersin'in ilçesi Tarsus’ta, cinayet dosyasının 5 yıl sonra yeniden açılmasının ardından başlayan ve 70 gündür süren gizemli define kazısından başka bir şey konuşulmuyor.

Mersin'in ilçesi Tarsus’ta, cinayet dosyasının 5 yıl sonra yeniden açılmasının ardından başlayan ve 70 gündür süren gizemli define kazısından başka bir şey konuşulmuyor.

Mersin’in, tarihi Hititler’e kadar uzanan 326 bin nüfuslu ilçesi Tarsus’un 82 Evler Mahallesi, 70 gün önce başlatılan gizemli bir kazıyla çalkalanıyor. İlçe sakinleri ne konuşursa konuşsun, söz dönüp dolaşıp o kazıya geliyor.

5 yıl önce defineciler tarafından öldürüldüğü öne sürülen polisin, o dönem emniyetin izniyle kiraladığı evin avlusunda süren kazıyı yetkililerden başka gören yok. Evlerin arasındaki kazı alanı brandayla kapatılmış. Görüntülemek mümkün değil. Güvenlik güçleri, her an nöbette.

‘ÖZEL DURUM’ TALİMATI

Ama “hayalet kazı” için söylentiler ayyuka çıkmış durumda. Kazının gizemi, esrarengiz olayların araştırılması konu edilen X-Files dizisini bile geçmiş durumda. Kimi “30 ton altın var”, kimi “30 altın şamdan çıktı”, kimi de “Roma İmparatoru Dakyanus’a ait hazine var” diyor.

Yetkililerin farklı açıklamaları ise gizemi daha da artırıyor. Resmi izinle yapılan kazıyla ilgili, yerel yöneticiler “özel bir durum” olduğu için müdahale etmemeleri yönünde talimat verildiğini söylüyor.

‘PAHA BİÇİLEMEZ HAZİNE BULUNDU BAŞIMA BİR İŞ GELİRSE SORUMLU ONLAR’

Polis cinayeti dosyasının yeniden açılmasının ardından başlayan kazı, her yönüyle gizemini koruyor. İşte, Habertürk muhabirlerinin yerinde araştırdığı ‘hayalet kazı’nın hikâyesi: Süreç 2011’de, bölgede definecilerin yaptığı kaçak kazıyla başladı.

Trafik polisi Mithat Erdal (42) tarihe meraklıydı. Bu merakı Erdal’ın yolunu definecilerle buluşturdu. Kaçak kazı yapacaklarını öğrenince, emniyete bilgi aktarmaya başladı.

İddiaya göre 2011 Kasım ayında defineciler bir lahit mezar buldu, içinde de 32 altın şamdan, altın sikke ve taslardan oluşan paha biçilmez hazine vardı. Verdiği bilgilerle 7 kişi tutuklandı.

‘KOM MÜDÜRÜ İŞİN İÇİNDE!’

Polis memurunun eşi Sibel Erdal’ın iddiasına göre operasyondan birkaç gün sonra dönemin İlçe Emniyet Müdürü Yaşar Aksoy, Mithat Erdal’ı makamına çağırıp “KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele) Müdürü ile konuş ve bildiklerini anlat. Fakat bu konuyu benimle çok fazla istişare ettiğini söyleme” dedi. Sibel Erdal, görüşmeden sonra eşinin kendisine “KOM Müdürü işin içinde” dediğini belirterek şunları aktardı: “Eşim ‘Basına bir şey bulunmadığını söylediler. Baskın öncesi bulunanlar KOM Müdürü ile defineci Ertan tarafından kaldırılıp hazine iç edildi’ dedi. Müdürler ‘Kazı boş çıktı’ diye rapor düzenlemiş. Mithat, Ankara’ya gidip her şeyi anlatacağını söyledi. ‘Başıma bir şey gelirse bundan amirlerim ve definecilikten tutuklanan 7 kişi sorumludur’ dedi.”

‘KAZA KURŞUNU’ CİNAYET ÇIKTI

Mithat Erdal, bu sözlerinden 11 gün sonra 28 Ocak 2012’de esrarengiz bir cinayete kurban gitti. Önce, kendi silahıyla arkadaşıyla şakalaşırken öldüğü öne sürüldü. Cinayeti itiraf eden Hüseyin Yasak 25 yıl hapse çarptırıldı. Ancak Sibel Erdal olayın peşini bırakmadı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası İlçe Emniyet Müdürü’nün FETÖ’den tutuklanması, KOM Müdürü’nün de açığa alınmasının ardından savcılığa dilekçe verdi. Cumhurbaşkanı’nın bir mitinginde korumasına mektup verdi ve Tarsus Savcılığı cinayet ve define dosyasını yeniden açtı.

VE GİZEMLİ KAZI BAŞLADI

Ardından 13 Kasım’da öldürülen polisin kiraladığı ev ile definecilere ait 3 evin ortak avlusunda kazı başlatıldı. Ankara’dan gelen 20 kişilik ekibin yürüttüğü kazı için sokak kapatıldı, sadece mahalle sakinlerinin giriş çıkışına izin verildi.

Avlu mavi brandayla kapatıldı, bölge SİT alanı olmasına karşın Müze Müdürlüğü yetkililerine “Özel bir çalışma yapılacak” denilerek uzak durmaları istendi.

İlçe emniyeti ekiplerinin dahi uzak tutulduğu kazı alanında ilk günler çevre binalara keskin nişancılar yerleştirildi. Son günlerde ise Özel Harekâtçılar görevi sivil güvenlikçilere devretti. 24 saat süren çalışmada iş makinesi kullanılmıyor.

‘HERKES AYRI BİR SENARYO YAZIYOR’

İlçe sakinlerinin 70 gündür konuştuğu belki de tek konu bu kazı. Mahalledeki bir işyerinde çalışan Emine Gül Karabakır, “Bilgi sahibi değiliz, meraktayız. Öyle ki iki kişi bir araya geldiği zaman söz dönüp dolaşıp, kazıya geliyor. Farklı farklı yorumlar yapılmasına rağmen kimse tam olarak ne arandığını bilmiyor” diye konuştu.

‘SORMAYA KORKUYORUZ’

Market işletmecisi H.K. da ilçedeki durumu şöyle anlattı: “Kazı alanında çalışanlar arada bir buradan ufak tefek ihtiyaçlarını gideriyor. Ama bir şey sormaya korkuyoruz. Sabah işyerine geliyoruz bu konuyu konuşmaya başlıyoruz. Akşama kadar aynı şeyler. Herkes ayrı bir senaryo yazıyor. Doğrusu nedir bilen yok.”

‘GECE YÜKLEME YAPIYORLAR’

Kazının sürdüğü alanın, Tarsus’un en eski yerleşim yerlerinden biri olduğunu belirten bir mahalle sakini ise “Sürekli dedikodu yayılıyor. ‘30 ton altın bulundu, heykeller bulundu, sizin bilginiz var mı?’ diye bizlere soruyorlar.

Hava karardıktan sonra, kamyonetlerle molozlar götürülüyor. Küçük siyah çantalarla bir şeyler taşınıyor. Biz de merak içerisindeyiz” dedi.

Polis, etrafı brandayla çevrilen kazı alanına kimseyi yaklaştırmıyor. Mahalleli ise hava karardıktan sonra kamyonetlerle molozların götürüldüğünü, küçük siyah çantalarla bir şeylerin taşındığını anlatıyor.

VEKİLLER BİLE KAZI ALANINA SOKULMADI

Son olarak geçen hafta bölgeye giden CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı kazı hakkında bilgi almak ve inceleme yapmak istedi. Yetkililerin ‘gizlilik kararı’ olduğunu söyleyip kendisini alana sokmadığını belirten Atıcı, TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Vatandaşların tedirginlik yaşadığını belirten Aytuğ Atıcı şu ifadeleri kullandı: “Kazı alanında Roma İmparatoru Dakyanus’a ait çok önemli hazineler bulunduğu ve Hıristiyanlığın ilk dönemlerine ait önemli eserler ve kalıntılar olduğu iddia edilmektedir. Bu sebeplerden çeşitli dönemlerde define aramaları yapıldığı, bu süreçte mafya hesaplaşmalarına bağlı cinayetler işlendiği iddiaları gündemdeki yerini korumaktadır.”

Odatv.com

http://odatv.com/gece-siyah-cantalarla-bir-seyler-tasiniyor-2201171200.html


Revenir en haut
vahe2009
Modérateur Général
Modérateur Général

Hors ligne

Inscrit le: 07 Nov 2009
Messages: 25 683
Point(s): 73 128
Moyenne de points: 2,85

MessagePosté le: Sam 6 Jan 2018 - 10:57
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant

200 yıllık müze otel: Elif Hatun Konağı



Yeşim ve Turgut İçgören harap haldeki binayı restore edip yaptıkları butik otelin adına kızlarının adını vererek Elif Hatun Konağı yapmışlarÖZKAN ALTINTAŞ- TÜRKİYE TURİZMTARSUS- Tarsus binlerce yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en özel tarih ve kültür merkezlerinden biri olarak herkesin görmek istediği bir yerdir. Tarsus hakkında çok şey anlatılır. Efsanelere konu olan bir çok kişinin doğup yaşadığı antik şehirTarsus’ta en önemli olan Aziz Pavlus'tur, İncil’de adı geçen hristiyanlığın kurucularından Aziz Pavlus Tarsus’ludur. Aziz Pavlus Kilisesi, Aziz Pavlus Kuyusu hristiyan turistlerin gözdesidir. Mithra tapınağı buradadır. Danyal Peygamber’in kabri, Hz. Habeşi burada gömülüdür. Tarsus’ta nereyi kazsanız tarih fışkırır. Kaynak: 200 yıllık müze otel: Elif Hatun Konağı

http://www.turkiyeturizm.com/200-yillik-muze-otel-elif-hatun-konagi-54831h.htm


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 842
Point(s): 2 326
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Jeu 22 Mar 2018 - 13:14
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant



Agios Georgios - Zafer cami
Mersin Halkevi Binası
(1933 yılında öğrencilere 10. Yıl Marşı öğretilmesi için bu kilisenin ana salonu kullanılmıştı. Daha sonraları sinema salonu olarak hizmet vermişti.)



MERSİN HALKEVİ / MERSİN KÜLTÜR MERKEZİ


Mersin’de Cumhuriyet dönemi ilk sivil mimarlık yapıtlarından biridir. Vali Tevfik Sırrı Gür tarafından Şubat 1944 tarihinde temeli atılan Halkevi binası, 1946 yılı Cumhuriyet Bayramında hizmete açılmıştı.


MERSIN ZAFER CAMİİ


mafilou a écrit:

AYA YORGI KİLİSESİ – H. Şinasi DEVELİ http://www.yumuktepe.com/

Merhum Tevfik Sırrı Gür, Mersin’de tarihi bir yapıyı yıktığı için eleştiriliyor. Bu eleştiri yerinde mi? Biz bu yazımızda konuya açıklık getirmeye çalışacağız ve takdirini de okuyanlara bırakacağız.
1944 yılında yıkılan ve bir kısım malzemesi Halkevi’nde kullanılmış olan bu yapı, arsası ile birlikte şimdiki Bit Pazarı’nın tamamını kaplıyordu.
1885 yılında Mavromati tarafından inşa ettirilmişti. (1) Milli Mücadeleden sonra Rumlar Mersin’i terk edince cemaati kalmayan ve AYiOS GEORGiYOS adı ile de anılan bu kilise bir süre boş kalmış, onradan ZAFER Camisi adı ile Müslümanların ibadetine açılmıştır. Ancak bu da fazla sürmemiştir. Zira İslam Cemaati de yetersizdi. O tarihte Mersin’in merkez nüfusu on binler civarındaydı. (2)
Mersin’de mevcut beş Cami ihtiyaca yetiyordu. Böylece her iki dini cemaatten yoksun kalan ibadethane boş kaldı.
Bir ara Mersin’deki okullar burada temsiller verdi. Halkevi Temsil Kolu temsilleri de burada sahnelendi. 1933 yılına gelinmişti ve meşhur Onuncu Yıl Marşı Mersin’deki bütün talebelere ve halka öğretilecekti. En uygun yer olarak burası belirlendi ve marşı öğreninceye kadar buraya gidip geldik.
Bir ara bina sinema olarak da kullanıldı. Ancak bina çok büyüktü, ısıtılamıyordu, böylece hiçbir işe yaramaz oldu. İlgisizlik yüzünden binada kapı, pencere de kalmadı. Sökülebilir ne varsa, sökülüp götürüldü. Bir bekçisi yoktu. Kuleler esrar tekkesi ve her türlü ahlaksızlığın yatağı halindeydi. Özel İdare’ nin mali gücü yapıyı onarmaya, muhafazaya yeterli olmadığı gibi sahip çıkacak bir kurum da yoktu.
1943 yılında Tevfik Sırrı Gür Mersin’e Vali olarak atanıp, göreve başladığında Kilise bu durumda idi. Bilindiği üzere Sırrı Gür, bulunduğu her il’de bir Halkevi yaptırmakla ünlü bir Valiydi. Mersin’e gelince aynı işe koyuldu. Şimdiki Halkevi’nin bulunduğu yer uygundu fakat güneyindeki Kilise ona göre engeldi. Lozan Antlaşması nedeniyle bu konuda fazla ileri gidemezdi. Her ne kadar Kilise, güney arsasından bir bölümünü yola kaybetmiş ise de, buna karşı fazla bir direnişle karşılaşılmamıştı.
Vali, Kilise cemaati ileri gelenlerine bir teklif götürdü. Harap haldeki AYA YORGi Kilisesi’ni tamir edip, onlara bırakacak bunun karşılığında Arap Ortodokslara ait 1870 yılında Nadir ailesince inşa ettirilmiş MiHAiL ARHENGELOS Kilisesi’ni yıkacaktı. Böylece Halkevi’nin etrafı tamamen açılacaktı. Kilise Cemaati ileri gelenleri bu teklifi reddetti. (3) Halkevini yapmakta kararlı olan Sırrı Gür, kendi halinde yıkılmaya yüz tutan Kiliseyi yıkıp, harp nedeni ile birçok malzeme yokluğunu buradan karşılamayı uygun buldu.
Kilise değişimi teklifi kabul edilmiş olsa, Mersin’in dört tarafından biblo görüntüsü ile görülen çift çan kuleli, içerisi mermer kaplı bu güzel yapı yok olmayacak, Halkevi’nin etrafı tamamen açılacak, ve şehrin göbeğinde bir Bit Pazarı mezbelesi doğmayacaktı.
Şimdi bu tarihi yapının yıkılmasının sorumlusu kim?
Biz bildiklerimizi okuyuculara aktardık. Takdir onların.
(1) Mavromati; Andon Lakerdapulos, Bodasaki gibi bölgenin ileri gelen zenginlerinden bir Rum’dur. Mersin ve Tarsus’ta Fabrikaları ve Mersin’de çok miktarda emlakı mevcuttu. Rus Konsolosu idi. Osmaniye Mahallesi’ndeki Kilise ile üç Rum Okulu’nun giderlerini de kendisi karşılıyordu.
(2) Bu tarihte resmi Nüfus sayımı olmadığından Mersin’in Nüfusunu tam olarak bilemiyoruz. Yalnız Mersin Belediyesi kendi imkanları ile 1927 yılında Merkez nüfusunu tespit için sayım yaptırmış. Bu tarihte Merkez nüfusu 11730 imiş.
(3) Vali Gür ile Kilise Cemaati arasındaki Kilise değişimi görüşmesini merhum Gabriel Butros’tan dinlemiştim. Kilisenin arazisini yola kaybettiğinden kendisine kızmış olduklarını ve Aya Yorgi Kilisesi’nin değişimini bu kızgınlıkla reddettiklerini, bundan dolayı pişman olduklarını anlatmıştı.
*Bu yazı “İçel Sanat Külübü” Aylık Bülteni “Mayıs 1996 – 47. Sayı” sından alınmıştır.



_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 842
Point(s): 2 326
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Jeu 22 Mar 2018 - 13:21
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant

Mersin Ermeni Protestan Kilisesi:
Eski adı Tarla Mektebi, sonra İsmet Paşa ve şimdi de Yeni Hal ile Salim Güven Okulu'nun bulunduğu yerde idi.
Bina vaktiyle Gümrük Hammal Katiplerinden Gregos adında bir Ermeniye ait bir ev iken, cemaati tarafından 1898 yılında satın alınarak kiliseye dönüştürülmüştür.
Önce kiliseye bazı ilaveler yapılmış, sonra yeni baştan inşa ettirilmiştir.
Bu kiliseye ait çanın halen Mersin İtfaiyesi'nde kullanıldığı söylenmektedir.

_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
IRA
Modérateur
Modérateur

Hors ligne

Inscrit le: 03 Nov 2013
Messages: 842
Point(s): 2 326
Moyenne de points: 2,76

MessagePosté le: Jeu 22 Mar 2018 - 13:24
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi
Répondre en citant

1915 Sonrası Türkler ve Ermeniler
Taner Timur
İmge Kitabevi

Mersin Ermeni kilisesi kitaplara kapak olmuştur
_________________
Tzourou Ira
Athens
Constantinople


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 08:57
MessageSujet du message: Mersin, Içel, Tarsus / Տարսոն Kazasi

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> D'hier à nos jours - Երեկ և այսօր - Dünden bugüne -> Les villes d'Arménie Occidentale Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Page 1 sur 1
Sauter vers:  

 



Portail | Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com