Welcome Guest: S’enregistrer | Connexion
 
FAQ| Rechercher| Membres| Groupes
 
Varlık vergisi faciası
 
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet
Armenian on web Index du Forum -> Courant / Contre-courant (points de vue - Տեսակետ - Görüş açısı) -> Documents - Փաստաթուղթեր (Archives/Dossiers - Arşiv/Dosya - Արխիւ) Aller à la page: <  1, 2, 3
Sujet précédent :: Sujet suivant  
Auteur Message
mafilou



Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 730

MessagePosté le: Lun 14 Nov 2016 - 04:08
MessageSujet du message: Varlık vergisi faciası
Répondre en citant

Revue du message précédent :

Varlık Vergisi: Azınlık Karşıtı Politikaların 1942 Tarihli Versiyonu

Yervant Özuzun
13 Kasım 2016,

Tarihte Bugün: 12 Kasım 1942

Varlık Vergisi yasası yürürlüğe girdi:

(Ve 1998 yılındaki DGM'lik yazım)

Varlık Vergisi: Azınlık karşıtı politikaların, 1942 tarihli versiyonuydu.

Almanya'dan esen, ırkçı ve faşizan rüzgarların etkisindeki, Saraçoğlu Hükümeti döneminde yasallaştı.

11 Kasım 1942'de Mecliste 350 milletvekilinin oy birliğiyle kabul edildi. (76 vekil oylamaya katılmamıştı.) 12. Kasımda (4305 Sayılı Yasa) ile yürürlüğe girdi.

Genel bir vergi gibi yasallaşmış, uygulama hemen başlamıştı. Hedef kitle; Rumlar, Ermeniler, Yahudilerdi.

Vatandaşlar vergi hukukuna ve temel ilkelere göre değil ırk, din, mezhep farklılıklarına göre gruplandırılmış, ayrı ayrı oranlarda vergilendirilmişlerdi.

M, G, D, E GRUPLARI VE VERGİ LİSTELERİ

Müslümanlar için “M” listeleri,

Ermeni, Rum ve Yahudiler yani, gayrimüslimler için, “G” listeleri,

Din değiştirip Müslüman olanlar yani, dönmeler için “D” listeleri,

Yabancı uyruklu gayrimüslimler yani, ‘ecnebiler’ için “E” listeleri hazırlanmıştı.

Takdir komisyonları alabildiğince keyfi ve farklı oranlarda vergi salmıştı.

Müslüman, M listesinin vergi oranları mal varlıklarının % 5'i oranındaydı.

Dönme, D listesi Müslümanların iki katı, %10 oranında vergilendirilmişti…

Yabancı uyruklu, gayrimüslim, E listesine vatandaşı oldukları ülkeler itiraz etmiş, sonuçta vergileri M listesindekilerle aynı, % 5 oranına indirilmişti.

Gayrimüslimlerin, G listesinin vergi oranları da ırklarına göre farklıydı; Rumlar % 156, Yahudiler %179 Ermeniler % 232'ydi.

Kilise, sinagog, okul, hastane, yetimhane, huzur evleri de vergi kapsamına alınmıştı... Vergiye itiraz yoktu, yargı yolu kapalıydı.

Verginin ödenme süresi 15 gündü. Ödeyemeyenlere gecikme faiziyle ödemek koşuluyla ikinci 15 günlük süre tanınmıştı. Yine, ödeyemeyenlerin tüm mal varlıkları icra ile satılıyordu...

Vergisinin tamamını ödeyemeyenler ise borçlarını çalışarak ödemeleri için, Aşkale'ye, çalışma kamplarına gönderiliyordu.

Çalışma kamplarına yalnızca "G" grubu yani, gayrimüslimler Ermeni, Rum ve Yahudiler gönderilmişlerdi...

Onlar ki; Acının, çalışma kamplarının, güvensizliğin, sindirilmişliğin, ölümün harmanlandığı, taşınır, taşınmaz her şeylerinin haraç, mezat satıldığı bu ülkenin vatandaşlarıydı.

DGM'LİK BİR SUÇ!

O yıllarda rejimin baskısı her alanda hissediliyordu.

Varlık Vergisi, uzun süre tabu olarak kaldı. Basının ve aydınların büyük bölümü (vergi gerçeğini) yazmakta sessiz kaldılar. Son yıllarda çok sayıda yayınlanan kitap ve makalelere kadar; yazılıp, çizilirliği de, bilinirliği pek yoktu.

12 Kasım 1998'de (Agos'taki) yazımda Varlık Vergisini anlatmıştım.

DGM (Devlet Güvenlik Mahkemesi TCK 312/2-3'den) suç unsuru buldu.

Yazımda yaşlı bir vergi mağdurunu ve vergiyi ... anlatmıştım...

70'li yaşlardaki, Eskenazi'ye yüklüce bir vergi salınmış. Evini, işyerini satmışlar, ama borcunu ödeyememiş.

Sonrası; Aşkale'de çalışma kamplarına sürgün...

Aşkale dönüşü Eskenazi için zor günlerdir. Ev yok, iş yok, para hiç yok.

Eski dükkan komşusu, sattığı dükkanın yeni sahibiymiş. Onu işe almış.

İşine, ailesine, dinine bağlı, hastalıklarla boğuşan bir vergi mağduruydu.

Kıt kanaat geçinir, "Allah büyük be kuzum" sözcükleri ağzından düşmezdi...

Eskenazi yine bir sabah işine gelirken, hayatı son buldu...

YAZIM ŞÖYLE DEVAM EDİYORDU:

"Varlık Vergisi: Ermeni, Rum ve Yahudilerin başına gelen yukarıdaki örneğin binlerce benzeriydi. Ticaretin, piyasanın Agop'lardan, Yorgo'lardan, Eskenazi'lerden; Ahmet'lere, Mehmet'lere geçmesiydi..."

"Uygulamada İttihatçı zihniyet söz sahibiydi. 1915 sürecinden sonra İstanbul'daki gayrimüslimlerin de ülke ile yaşam bağlarının kopartılması istenmişti..."

"Kısaca, Varlık Vergisi faşist bir zihniyet tarafından uygulanan, faşizan bir vergi yasasıdır. Azınlıkların maddi, manevi her şeylerinin yok olduğu yasanın adıdır."

"Bizzat yasayı çıkartanlar 'ticari hayatın Türkleştirilmesi' diye tanımlıyorlardı..."

Yazımın devamında azınlıkların göçlerini, kültür kırılmasını, Türkiye ekonomisinin topalladığını anlatmıştım...

1940'LI YILLAR MI?...

DGM'deki savunmamın kısa bir bölümü şöyleydi:

"... Ayıplı, ayrımcı bu yasayı ve uygulamasını yazıp, eleştirmekle iddianamede TCK 312 / 2-3 maddesine göre 'Halkı ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek’le suçlanıyorum.

Oysa bu tanımın Varlık Vergisi uygulamalarına daha uygun olduğunu düşünüyorum..."

"Zamanın İstanbul Defterdarı, verginin tanığı Faik Ökte (Varlık Vergisi Faciası isimli -1951-) kitabında şöyle yazıyor: Varlık Vergisi Cumhuriyet mali tarihimizin yüz kızartan bir sayfasıdır...Onu doğuran sebepler arasında ırkçılıkta yer alır...Alman Mektebinden su içen... Varlık Vergisinde şoven milliyetçiliğin, ırkçılığın damgası vardır (...) Devletin vakar ve haysiyetine vurulan bu darbe dolaysıyla başta Başbakan olmak üzere hepimizin toptan yüce divana sevk edilmeyişimize hala hayret ederim."

"Attilâ İlhan (Hangi Atatürk s.38,44) kitabında o dönemi şöyle tanımlıyor:"

"Türkiye'nin faşizmle ilişkisi üzerinde yeterince durulmamıştır. (...) Avrupa'da etkisini şiddetle artıran Naziliğin ve faşistliğin (...) dönemi etkilediği Saraçoğlu'ndan başlayarak da yüzeysel batıcı faşizan bir dikta uygulamasına geçildiği meydandadır..."

SONUÇ MU?... İSTENEN OLDU...

Gayrimüslimler cumhuriyet öncesinde adına 'tehcir' dedikleri zorunlu göçte; katliamla, ölümle, asimilasyonla, devşirilmeyle açlıkla, hastalıkla harman olup, her şeylerini ganimet olarak bırakıp yok oldular.

Sonrasında, geride kalanlar... göç etmek zorunda bırakıldılar.

Meslek ve seyahat kısıtlamaları, Türkçe konuş kampanyaları, 1934 Trakya Olayları, 1941 Amale Taburları, 1942 Varlık Vergisi, 6/7 Eylül 1955 Olayları, 1964 Sürgünleri... Ve 1936 yılından 2008 yılına dek vakıf mülklerine türlü/çeşitli nedenlerle el konulması...

Her olayın ardından bu insanların ana topraklarıyla yaşam bağları bir bir koptu. Yüzlerce yıllık, kültür, sanat, meslek, birikimleriyle, dört bir yana savruldular.

İstenen de zaten buydu. Bu gün bir avuç insan kaldı. Binde bir. Tümü 80 bin gibi.

İyi mi oldu??

http://www.demokrathaber.org/varlik-vergisi-azinlik-karsiti-politikalarin-1942-tarihli-versiyonu-makale,9266.html
Revenir en haut
Publicité






MessagePosté le: Lun 14 Nov 2016 - 04:08
MessageSujet du message: Publicité

PublicitéSupprimer les publicités ?
Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 730
Point(s): 41 861
Moyenne de points: 3,05

MessagePosté le: Mar 13 Déc 2016 - 03:27
MessageSujet du message: Varlık vergisi faciası
Répondre en citant

 
18 Maddede Varlık Vergisi:

Varlıkları Varlığımıza Armağan Oldu – Emel Gülcan

 

- Avlaremoz · Kasım 11, 2016

http://www.avlaremoz.com/2016/11/11/18-maddede-varlik-vergisi-varliklari-varligimiza-armagan-oldu-emel-gulcan/

Kaynak: listelist.com

 

Varlık Vergisi’nin adı bile yeterince soğuktu. Görünüşte II. Dünya Savaşı’nın çetin koşullarında sosyal adaleti sağlamak için çıkarılmıştı. Hesaba göre, karaborsacılık ve vurgunculukla zenginleşenler, bedelini ödeyecekti. Ancak gerçek böyle değildi. Özellikle gayrimüslim azınlıkların payına düşen vergi miktarları, ödeyebileceklerinin çok üzerindeydi ve bunun tesadüf olduğunu iddia etmek de güçtü. Peki, Varlık Vergisi aslında neydi, neden çıkarıldı, nelere sebep oldu?

 

Verginin mimarı: Şükrü “Haraçoğlu”



 

1942’de Başbakan Refik Saydam aniden vefat edince yerine gelen Şükrü Saracoğlu ilk iş olarak ekonomiye odaklandı. Çünkü Türkiye II. Dünya Savaşı’na girmemesine rağmen, savaş, halkın belini bükmüştü. Ekmek bile karne ile dağıtılıyordu. Bir yandan da karaborsacılar türemişti.

Bu yüzden çare devlet gelirlerine ek kaynak sağlayacak bir defalık bir vergide, Varlık Vergisi’nde bulundu. Bu verginin mağdurları Saracoğlu’na yıllar sonra “Haraçoğlu” lakabını takacaktı.

 

Azınlık tüccar sınıfını ortadan kaldırma planı



 

Oysa yeni Başbakan, 5 Ağustos 1942’de hükümet programını okurken, niyetin sadece devletin kasasına para girmesi olmadığını şu sözlerle anlatıyordu: “Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız… Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Bu kanun sayesinde piyasaya egemen olan azınlık tüccar sınıfı ortadan kaldırılarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz.”

 

Para çuvallarını sırtlamış Yahudi tüccarlar



 

Kısa süre sonra bazı gazetelerde karaborsacılıkla ilgili yazılar yer almaya başladı. Ama haberlerin hemen hepsinde özellikle gayrimüslim tüccarlar başroldeydi.

Mizah dergilerinde de para çuvallarını sırtlamış Yahudi tüccar karikatürleri sık sık boy gösteriyordu. Halk, yavaş yavaş yeni yasanın muhataplarına ve olası yaptırımlarına alıştırılıyordu.

 

M, G, D ve E’ler ayrılsın!



 

Maliye Bakanlığı’nın, 12 Eylül 1942’de İstanbul Defterdarlığı’na atanan Faik Ökte’den gizli bir ricası vardı. Savaş dönemindeki haksız kazançları vergilendirmek için cetveller hazırlanacaktı. Ama kimin, ne olduğu özellikle belirtilmeliydi.

Emir büyük yerdendi. Böylece Müslümanlar M, gayrimüslimler G, dönenler (sabetayistler) D, Ecnebiler E harfleriyle kodlandı.

 

“Kabul edenler… Kabul edilmiştir!”



 

Varlık Vergisi Kanunu, Saraçoğlu hükümetince 9 Kasım 1942’de TBMM’ye gönderildi. İki gün sonra 350 milletvekilinin oy birliği ile kabul edildi.

Reşat Nuri Güntekin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Hasan Âli Yücel ve Celal Bayar gibi tanıdık isimlerin de aralarında olduğu 76 milletvekili oylamaya katılmadı.

 

“Oğlum siz toptan deli mi oldunuz?”



 

12 Kasım 1942’de 4305 sayılı Varlık Vergisi Kanunu, Resmi Gazete’de yayımlandı. 17 maddelik kanuna göre büyük çiftçiler, yüksek gayrimenkul sahipleri ve şirket ortakları bu kapsamda vergilendirilecekti.

İstanbul Defterdarı Faik Ökte’nin hocası Prof. Fazıl Pelin, gazetelerde okuduğu kanun metnine inanamamıştı. Özellikle vergi oranlarının belirtilmemesi ve kanunda itiraza, temyize ait bir hüküm olmaması Pelin’i isyan ettirdi. Hatta öğrencisi Ökte’ye “Oğlum siz toptan deli mi oldunuz?” diye itiraz etti.

 

Hacı Ağa’lar türüyor

 



 

Kanun görünüşte herhangi bir dini veya etnik grubu hedef almıyordu. Ama pratikte durum farklıydı. Bu kanunla Türkiye’de yaşayan Rum, Ermeni ve Musevi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sermayeleri, mülkleri ve servetleri ellerinden alındı; sermaye ve servetin Türklere geçmesi sağlandı. Bu sayede yeni zenginler türeyecekti. Hatta yeni türeyen bu muhafazakâr sermayedarlara “Hacı Ağa” lakabı takılacaktı.

 

Komisyonların kaleminin ucundaki kader



 

Uygulamanın önemli handikaplarından biri, devlette vergiyi belirleyecek verilerin olmamasıydı. Bu yüzden kimin, ne kadar vergi vereceğine karar verecek Servet Tespit Komisyonları kuruldu.

Artık birilerinin kaderi, bu komisyonların kaleminin ucundaydı. Bu durum, hukuksuz olduğu gerekçesiyle yasanın en eleştirilen taraflarındandı.

 

Malların değeri düştü, aileler iflas etti

 



 

İstanbul’daki üç komisyon, vergi listelerini 18 Aralık 1942’de açıkladı. Vergilerin yüzde 87’si gayrimüslim, yüzde 7’si Müslüman, yüzde 6’sı ecnebi mükelleflere yüklendi.

İlk ödemenin 4 Ocak 1943 tarihine kadar yapılması gerekiyordu. Ödeyemeyenlere bir hafta veya 15 gün daha süre verildi. Elbette artan faizler söz konusuydu. Azınlıklar ellerindekini, avuçlarındakini satmaya başladı. Bu sefer de malların ve gayrimenkullerin değeri düştü; aileler iflas etti.

 

Satıyoruuuum… Saat-tım!

 



 

20 Ocak’ta süre dolduğunda ödeme yapamayanların malları haciz edildi ve icra yoluyla satılmaya başlandı. Tan gazetesinde 2 Şubat 1943’teki şu haber olayın vahametini anlatıyordu: “…Bugün de birçok han, apartman ve depolarda haczedilmiş eşya satışı yapılacaktır. Avukat Şekip Adut’un Taksim Palas’taki ev eşyası, Simon Kayseriliyan’ın Acara Sokak Ada Hanı’ndaki dairesinde muhtelif ev eşyaları satılacaktır.”

 

Kepenk yağlayan yağcı, şekeri olan bakkal pastane oldu

 



 

Gayrimüslimlerin vergisi genellikle ödeyebileceklerinin çok üzerindeydi. Bu noktada pek çok haksızlık da yaşandı. Örneğin; Prof. Dr. Baskın Oran’ın İkinci ‘Varlık Vergisi Faciası’ yazısında anlattığı şu anekdot epey çarpıcıydı:

“Kepenk yağlayan bir Yahudi’yi yağcı yazdılar. Bir Yahudi bakkal vardı, iki kavanoz akide şekeri de vardı, onu pastane yazdılar. İkisi de perişan oldu.” diye anlattığı haksızlıklardı.

 

Mülkler satıldı, sürgünler yollara düştü

 



 

Aralık 1942 ve Ocak 1943’te İstanbul’da -özellikle Beyoğlu’nda- gayrimüslimlere ait binlerce mülk, el değiştirdi. Binaların yüzde 67’si Müslüman Türkler, yüzde 30’u resmi kurum ve kuruluşlar tarafından alındı.

Bir sonraki aşama ise, sürgündü. Borcunu ödeyemeyenler, 27 Ocak 1943’ten itibaren belediye hizmetlerinde çalışmak için Erzurum’daki çalışma kamplarına gönderildi.

 

Kar kürediler, taş kırdılar, inşaatta çalıştılar

 



 

Varlık Vergisi mükellefi olan gayrimüslimler gruplar hâlinde, polis marifetiyle Haydarpaşa Garı’ndan kalkan trenle Erzurum Aşkale’ye gönderildi ve kış boyunca orada kar küredi. 6 Ağustos 1943’te ise Aşkale’dekilerin bir kısmı Eskişehir’e gönderildi. Aralık ayına kadar burada taş kırıp yol inşaatında çalıştılar.

 

Bütçenin yüzde 80’ine karşılık 21 can

 




 

27 Ocak-3 Temmuz 1943’te Aşkale’ye 1400 gayrimüslim yollandı. Sürgündekilerden 1229’u İstanbul’dan, kalanlar ise İzmir ve Bursa’dandı. 21 kişi zor şartlara dayanamadı ve vefat etti.

Varlık Vergisi, Türkiye çapında 114 bin 368 kişiye uygulandı. Toplam 314 milyon 900 bin TL vergi toplandı. Bu paranın yüzde 70’i İstanbul’dandı. 1942 devlet bütçesinin 394 milyon TL olduğunu göz önüne alırsak, toplanan para devlet bütçesinin yüzde 80’ini buluyordu.

 

Sulzberger sayesinde evlerine döndüler

 



 

Cyrus Leo Sulzberger, The New York Times gazetesinde Varlık Vergisi’ni eleştiren bir yazı dizisi hazırladı. 9-13 Eylül 1943 tarihleri arasında yayımlanan bu yazılardan sonra 17 Eylül’de toplanan TBMM, 4501 sayılı kanunu çıkardı. Kanun, henüz tahsil edilmemiş borçların silinmesine karar verdi. Böylece sürgündekiler evlerine döndü.

15 Mart 1944’te ise 4530 sayılı Varlık Vergisi Bakayasının Terkine Dair Kanun ile Varlık Vergisi kaldırıldı.

 

Demografik yapı değişti

 




 

Bu vergi, Türkiye’nin uluslararası itibarını zedeledi. Azınlıklar ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. 1935’teki nüfus sayımında gayrimüslim azınlıkların Türkiye nüfusuna oranı yüzde 1,98 iken, Varlık Vergisi sonrası yaşanan göçten sonra 1945’te yapılan sayımda bu oran yüzde 1,56’ya düştü.

 

Varlık Vergisi üzerine yazılanlar, çizilenler

 



 

Konuyla ilgili tartışmalar bugüne kadar sürdü. Bazı kaynaklarda vergi mazur gösterilmeye çalışıldı. Aşkale’dekilerin durumlarının anlatıldığı kadar kötü olmadığı, hatta ağır işleri günlük ödemelerle oradaki köylülere yaptırdıkları yazıldı.

Faik Ökte’nin “Varlık Vergisi Faciası”, Rıdvan Akar’ın “Aşkale Yolcuları Varlık Vergisi ve Çalışma Kampları”, Ali Sait Çetinoğlu’nun “Varlık Vergisi 1942 -1944 Ekonomik ve Kültürel Jenosid”, Ayhan Aktar’ın “Varlık Vergisi ve Türkleştirme Politikaları”, Zaven Biberyan’ın “Babam Aşkale’ye Gitmedi” ve Rıfat N. Bali’nin “Varlık Vergisi: Hatıralar-Tanıklıklar” isimli eserleri, o yıllarda yaşananlar hakkında önemli ipuçları veriyordu.

 

Film bonusu: Salkım Hanım’ın Taneleri

 

Tomris Giritlioğlu’nun Yılmaz Karakoyunlu’nun aynı adlı kitabından uyarladığı 1999 yapımı film, Varlık Vergisi döneminde yaşananlara odaklanıyordu.

O dönem sermayenin el değiştirmesi ve yüksek meblağları ödeyemeyen azınlıkların yaşadıkları, tüm gerçekçiliğiyle perdedeydi.

 

 

 
 
 
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
mafilou
Administrateur
Administrateur

Hors ligne

Inscrit le: 04 Sep 2006
Messages: 13 730
Point(s): 41 861
Moyenne de points: 3,05

MessagePosté le: Mer 11 Avr 2018 - 03:33
MessageSujet du message: Varlık vergisi faciası
Répondre en citant

Elazığ'da kimlerden Varlık vergisi alınacağı yerel bir gazete olan Turan Gazetesi'nde ilan edilmişti.



İlk liste 31 Aralık 1942 günü Turan Gazetesi'nde ilan edildi. Tabii listedekilerin çoğunu Ermeni ve Süryaniler oluşturuyordu. Verginin ödenmesi için iki hafta süre tanındı. Ödemeyenlere faiz işleyecek, neticeten hiç ödeyemeyenler de daha sonra Aşkale'de sürgüne yollanacaktı.
Sermaye Türkleştiriliyordu...
İşte Elazığ'daki Varlık Vergisi listesinin bir kısmı:
ADI SOYADI VERGİ MİKTARI (TL)
Serkis Yetkin (Terzi) 500
Sait Özer (Halıcı) 1.000
Karakin Kostan 2.500
Yuhanna Kent 500
Yıvat (Derici) 500
Yusuf (Manifaturacı) 500
Arapkirli Mardiros 500
Mardıros (Kalaycı) 500
Avadis (Kalaycı) 500
Asadur (Kalaycı) 500
Haçadur (Şarapçı) 500
Artin (Şarapçı) 500
Asadur (Marangoz) 500
Asadur (Çilingir) 500
Mardinos (Semerci) 500
Simon (Kalaycı) 500
Artin (Kömürcü) 500
Ohanis (Kalaycı) 500
Karabet (Fırıncı) 500
Feyroz (Bakkal) 500
Kirkor (Semerci) 500
Kinederiçli Ömer 500
Nersis (Semerci) 500
Ovagin (Manifaturacı) 500
Kirkor (Manifaturacı) 500
Mardiros Saraç 500
Şemon Karısı Suna 500
Manuk 500
Hirvat (Kasap) 500
Yiyiç (Marangoz) 500
Yıldız (Terzi) 500
Kirkor Zınk (Kunduracı) 500
Agop (Bakkalcı) 500
Dikran Taşcan (Çilingir) 500
Dr.Horhoroni Berksoy 2.500
Cercis Bedik(Hazır Elbiseci) 2.000
Abdülnur Ulubay(Kunduracı) 500
Besim Ulubay(Şapkacı) 500
İlyaz Taşo(Manifaturacı) 2.000
Salip Perifi(Manifaturacı) 500
Süleyman Tecimer 750
Palulu Fuat(Manifaturacı) 1.500
Kalos Benzeri(Manifaturacı) 2.000
Cercis Kurutan(Kuyumcu) 500
Dikran Tunç(Kunduracı) 1.000
Nikagos Serkis(Kunduracı) 500
Kirkor Eskici(Semerci) 500
Karabet (Keçeci) 500
Fayloz Tanoğlu (Terzi) 500
Karabet (Terzi) 500
Nişan (Terzi) 500
Süryani Kiragos (Kalaycı) 500
Kirkor Nedir (Attar) 500
Abdülnur Arslan (Manifaturacı) 500
Artin Görgü (Tamirci) 500
Salip Adlı (Manifaturacı) 1.500
Nişan Tanoğlu (Manifaturacı) 1.000
Selim Taşo (Manifaturacı) 500
Besim ve Naum 2.500
Kareken (Şarapçı) 500
Artin (Şarapçı) 500

Varlık Vergisi 1942-1944 Ekonomik ve Kültürel Jenosid (Belge Yayınları) Ali Sait Çetinoğlu, beni en çok etkileyen bir kitap. Düşünün...! Bir ayakkabı tamircisine 36 bin lira Varlık Vergisi kesiliyor. Bir öğretmen maaşının 35- 40 Lira olduğunu gözönünde bulundurun
Osmanlı 'dan hoşgörülü diye söz ederler ancak osmanlıdan beri gelenek değişmedi hıristiyanları ağır vergilere bağlayarak sömürmek yıldırmak olmuş hep amaç.. Varlık vergisi ile Hıristiyanlardan haraç almıştır devlet ; sermayenin el değiştirmesini sağladılar.
535 lira ile o yokluk yıllarında yaklaşık 40000(Kırk bin) ekmek alınabiliyordu. şimdiki ekmek parası ile 1.ekmek: 1.500 tl x 40.000 eşittir ALTMIŞ MİLYON TL
_________________
Emeğe saygılı olun, alıntılarınızda link gösterin ...


Revenir en haut
Contenu Sponsorisé






MessagePosté le: Aujourd’hui à 04:08
MessageSujet du message: Varlık vergisi faciası

Revenir en haut
Montrer les messages depuis:   
Armenian on web Index du Forum -> Courant / Contre-courant (points de vue - Տեսակետ - Görüş açısı) -> Documents - Փաստաթուղթեր (Archives/Dossiers - Arşiv/Dosya - Արխիւ) Toutes les heures sont au format GMT + 1 Heure
Poster un nouveau sujet   Répondre au sujet Aller à la page: <  1, 2, 3
Page 3 sur 3
Sauter vers:  

 



Index | Créer un forum | Forum gratuit d’entraide | Annuaire des forums gratuits | Signaler une violation | Conditions générales d'utilisation
phpBB
Template by BMan1
Traduction par : phpBB-fr.com